Kârî:
Sûre #17
Mekkî
İniş Sırası: 50
111 Âyet
الإسراء
İsrâ Sûresi
Anlamı: Gece Yürüyüşü
Sûrenin Nüzul Sebebi ve Temel Mesajları (Tefsir Özeti)
▼ Göster / Gizle
Nüzul Ortamı: İsrâ Sûresi Mekke-i Mükerreme döneminde nâzil olmuştur. Toplam 111 âyet-i kerîmeden müteşekkildir.
Tefsir ve Muhteva: Sûre, adını "Gece Yürüyüşü" manasına gelen lafızdan almaktadır. Cenâb-ı Hakk'ın kudretini, mü'minlerin ahlakî mükellefiyetlerini, takvâ ve tevhidi öğütler.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Âyet 1
Cüz 15 • Sayfa 282
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ سُبْحَٰنَ ٱلَّذِىٓ أَسْرَىٰ بِعَبْدِهِۦ لَيْلًۭا مِّنَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ إِلَى ٱلْمَسْجِدِ ٱلْأَقْصَا ٱلَّذِى بَٰرَكْنَا حَوْلَهُۥ لِنُرِيَهُۥ مِنْ ءَايَٰتِنَآ ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْبَصِيرُ ﴿1﴾
بِسْمِ
ٱللَّهِ
ٱلرَّحْمَٰنِ
ٱلرَّحِيمِ
سُبْحَٰنَ
ٱلَّذِىٓ
أَسْرَىٰ
بِعَبْدِهِۦ
لَيْلًۭا
مِّنَ
ٱلْمَسْجِدِ
ٱلْحَرَامِ
إِلَى
ٱلْمَسْجِدِ
ٱلْأَقْصَا
ٱلَّذِى
بَٰرَكْنَا
حَوْلَهُۥ
لِنُرِيَهُۥ
مِنْ
ءَايَٰتِنَآ
ۚ
إِنَّهُۥ
هُوَ
ٱلسَّمِيعُ
ٱلْبَصِيرُ
Kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescidi Haram'dan (Mekke'den), kendisine bir kısım ayetlerimizi göstermek için, çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa'ya (Kudüs'e) götüren Allah'ın şanı yücedir. Doğrusu O, işitir ve görür.
Âyet 2
Cüz 15 • Sayfa 282
وَءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ وَجَعَلْنَٰهُ هُدًۭى لِّبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ أَلَّا تَتَّخِذُوا۟ مِن دُونِى وَكِيلًۭا ﴿2﴾
وَءَاتَيْنَا
مُوسَى
ٱلْكِتَٰبَ
وَجَعَلْنَٰهُ
هُدًۭى
لِّبَنِىٓ
إِسْرَٰٓءِيلَ
أَلَّا
تَتَّخِذُوا۟
مِن
دُونِى
وَكِيلًۭا
Musa'ya kitap verdik. Ey Nuh'la beraber taşıyarak kurtardığımız kimselerin soyundan olanlar! Beni bırakıp başkasını vekil edinmeyesiniz diye onu İsrailoğullarına doğruluk rehberi kıldık. Doğrusu Nuh, çok şükreden bir kuldu.
Âyet 3
Cüz 15 • Sayfa 282
ذُرِّيَّةَ مَنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَبْدًۭا شَكُورًۭا ﴿3﴾
ذُرِّيَّةَ
مَنْ
حَمَلْنَا
مَعَ
نُوحٍ
ۚ
إِنَّهُۥ
كَانَ
عَبْدًۭا
شَكُورًۭا
Musa'ya kitap verdik. Ey Nuh'la beraber taşıyarak kurtardığımız kimselerin soyundan olanlar! Beni bırakıp başkasını vekil edinmeyesiniz diye onu İsrailoğullarına doğruluk rehberi kıldık. Doğrusu Nuh, çok şükreden bir kuldu.
Âyet 4
Cüz 15 • Sayfa 282
وَقَضَيْنَآ إِلَىٰ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ فِى ٱلْكِتَٰبِ لَتُفْسِدُنَّ فِى ٱلْأَرْضِ مَرَّتَيْنِ وَلَتَعْلُنَّ عُلُوًّۭا كَبِيرًۭا ﴿4﴾
وَقَضَيْنَآ
إِلَىٰ
بَنِىٓ
إِسْرَٰٓءِيلَ
فِى
ٱلْكِتَٰبِ
لَتُفْسِدُنَّ
فِى
ٱلْأَرْضِ
مَرَّتَيْنِ
وَلَتَعْلُنَّ
عُلُوًّۭا
كَبِيرًۭا
İsrailoğullarına Kitap'da: "Doğrusu yeryüzünde iki defa bozgunculuk yapacak ve kibirlendikçe kibirleneceksiniz" diye bildirdik.
Âyet 5
Cüz 15 • Sayfa 282
فَإِذَا جَآءَ وَعْدُ أُولَىٰهُمَا بَعَثْنَا عَلَيْكُمْ عِبَادًۭا لَّنَآ أُو۟لِى بَأْسٍۢ شَدِيدٍۢ فَجَاسُوا۟ خِلَٰلَ ٱلدِّيَارِ ۚ وَكَانَ وَعْدًۭا مَّفْعُولًۭا ﴿5﴾
فَإِذَا
جَآءَ
وَعْدُ
أُولَىٰهُمَا
بَعَثْنَا
عَلَيْكُمْ
عِبَادًۭا
لَّنَآ
أُو۟لِى
بَأْسٍۢ
شَدِيدٍۢ
فَجَاسُوا۟
خِلَٰلَ
ٱلدِّيَارِ
ۚ
وَكَانَ
وَعْدًۭا
مَّفْعُولًۭا
"Bu ikiden birincisinin vakti gelince, üzerinize pek güçlü olan kullarımızı salacağız. Onlar memleketlerinizde her köşeyi kontrollerine alacaklar. Bu, yerine gelecek bir vaaddir."
Âyet 6
Cüz 15 • Sayfa 282
ثُمَّ رَدَدْنَا لَكُمُ ٱلْكَرَّةَ عَلَيْهِمْ وَأَمْدَدْنَٰكُم بِأَمْوَٰلٍۢ وَبَنِينَ وَجَعَلْنَٰكُمْ أَكْثَرَ نَفِيرًا ﴿6﴾
ثُمَّ
رَدَدْنَا
لَكُمُ
ٱلْكَرَّةَ
عَلَيْهِمْ
وَأَمْدَدْنَٰكُم
بِأَمْوَٰلٍۢ
وَبَنِينَ
وَجَعَلْنَٰكُمْ
أَكْثَرَ
نَفِيرًا
"Bunun ardından sizi onlara galip getireceğiz; mallar ve oğullarla size yardım edecek ve sizin sayınızı artıracağız."
Âyet 7
Cüz 15 • Sayfa 282
إِنْ أَحْسَنتُمْ أَحْسَنتُمْ لِأَنفُسِكُمْ ۖ وَإِنْ أَسَأْتُمْ فَلَهَا ۚ فَإِذَا جَآءَ وَعْدُ ٱلْءَاخِرَةِ لِيَسُۥٓـُٔوا۟ وُجُوهَكُمْ وَلِيَدْخُلُوا۟ ٱلْمَسْجِدَ كَمَا دَخَلُوهُ أَوَّلَ مَرَّةٍۢ وَلِيُتَبِّرُوا۟ مَا عَلَوْا۟ تَتْبِيرًا ﴿7﴾
إِنْ
أَحْسَنتُمْ
أَحْسَنتُمْ
لِأَنفُسِكُمْ
ۖ
وَإِنْ
أَسَأْتُمْ
فَلَهَا
ۚ
فَإِذَا
جَآءَ
وَعْدُ
ٱلْءَاخِرَةِ
لِيَسُۥٓـُٔوا۟
وُجُوهَكُمْ
وَلِيَدْخُلُوا۟
ٱلْمَسْجِدَ
كَمَا
دَخَلُوهُ
أَوَّلَ
مَرَّةٍۢ
وَلِيُتَبِّرُوا۟
مَا
عَلَوْا۟
تَتْبِيرًا
İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz. Kötülük ederseniz o da kendinizedir. İki vaadden ikincisinin vakti gelince, yüzünüzü üzüntüye sokmaları, kötülük yapmaları, önceden Mescid'e girdikleri gibi girmeleri, ele geçirdikleri yerleri harap etmeleri için onları tekrar göndereceğiz.
Âyet 8
Cüz 15 • Sayfa 283
عَسَىٰ رَبُّكُمْ أَن يَرْحَمَكُمْ ۚ وَإِنْ عُدتُّمْ عُدْنَا ۘ وَجَعَلْنَا جَهَنَّمَ لِلْكَٰفِرِينَ حَصِيرًا ﴿8﴾
عَسَىٰ
رَبُّكُمْ
أَن
يَرْحَمَكُمْ
ۚ
وَإِنْ
عُدتُّمْ
عُدْنَا
ۘ
وَجَعَلْنَا
جَهَنَّمَ
لِلْكَٰفِرِينَ
حَصِيرًا
Umulur ki Rabbiniz size acır; ama siz dönerseniz Biz de döneriz. Cehennemi, inkarcılara bir zindan kılmışızdır.
Âyet 9
Cüz 15 • Sayfa 283
إِنَّ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانَ يَهْدِى لِلَّتِى هِىَ أَقْوَمُ وَيُبَشِّرُ ٱلْمُؤْمِنِينَ ٱلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أَنَّ لَهُمْ أَجْرًۭا كَبِيرًۭا ﴿9﴾
إِنَّ
هَٰذَا
ٱلْقُرْءَانَ
يَهْدِى
لِلَّتِى
هِىَ
أَقْوَمُ
وَيُبَشِّرُ
ٱلْمُؤْمِنِينَ
ٱلَّذِينَ
يَعْمَلُونَ
ٱلصَّٰلِحَٰتِ
أَنَّ
لَهُمْ
أَجْرًۭا
كَبِيرًۭا
Doğrusu bu Kuran en doğru yola götürür ve yararlı iş yapan müminlere büyük ecir olduğunu, ahirete inanmayanlara can yakıcı bir azap hazırladığımızı müjdeler.
Âyet 10
Cüz 15 • Sayfa 283
وَأَنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْءَاخِرَةِ أَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًۭا ﴿10﴾
وَأَنَّ
ٱلَّذِينَ
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِٱلْءَاخِرَةِ
أَعْتَدْنَا
لَهُمْ
عَذَابًا
أَلِيمًۭا
Doğrusu bu Kuran en doğru yola götürür ve yararlı iş yapan müminlere büyük ecir olduğunu, ahirete inanmayanlara can yakıcı bir azap hazırladığımızı müjdeler.
Âyet 11
Cüz 15 • Sayfa 283
وَيَدْعُ ٱلْإِنسَٰنُ بِٱلشَّرِّ دُعَآءَهُۥ بِٱلْخَيْرِ ۖ وَكَانَ ٱلْإِنسَٰنُ عَجُولًۭا ﴿11﴾
وَيَدْعُ
ٱلْإِنسَٰنُ
بِٱلشَّرِّ
دُعَآءَهُۥ
بِٱلْخَيْرِ
ۖ
وَكَانَ
ٱلْإِنسَٰنُ
عَجُولًۭا
İnsan iyiliğin gelmesine dua ettiği gibi, kötülüğün gelmesine de dua eder. Esasen insanoğlu acelecidir.
Âyet 12
Cüz 15 • Sayfa 283
وَجَعَلْنَا ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ ءَايَتَيْنِ ۖ فَمَحَوْنَآ ءَايَةَ ٱلَّيْلِ وَجَعَلْنَآ ءَايَةَ ٱلنَّهَارِ مُبْصِرَةًۭ لِّتَبْتَغُوا۟ فَضْلًۭا مِّن رَّبِّكُمْ وَلِتَعْلَمُوا۟ عَدَدَ ٱلسِّنِينَ وَٱلْحِسَابَ ۚ وَكُلَّ شَىْءٍۢ فَصَّلْنَٰهُ تَفْصِيلًۭا ﴿12﴾
وَجَعَلْنَا
ٱلَّيْلَ
وَٱلنَّهَارَ
ءَايَتَيْنِ
ۖ
فَمَحَوْنَآ
ءَايَةَ
ٱلَّيْلِ
وَجَعَلْنَآ
ءَايَةَ
ٱلنَّهَارِ
مُبْصِرَةًۭ
لِّتَبْتَغُوا۟
فَضْلًۭا
مِّن
رَّبِّكُمْ
وَلِتَعْلَمُوا۟
عَدَدَ
ٱلسِّنِينَ
وَٱلْحِسَابَ
ۚ
وَكُلَّ
شَىْءٍۢ
فَصَّلْنَٰهُ
تَفْصِيلًۭا
Gece ve gündüzü varlığımıza birer delil kıldık. Bir delil olan geceyi kaldırıp yine bir delil olan gündüzü Rabbinizin bol nimetini aramanız, yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için aydınlık kıldık. Her şeyi uzun uzadıya açıkladık.
Âyet 13
Cüz 15 • Sayfa 283
وَكُلَّ إِنسَٰنٍ أَلْزَمْنَٰهُ طَٰٓئِرَهُۥ فِى عُنُقِهِۦ ۖ وَنُخْرِجُ لَهُۥ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ كِتَٰبًۭا يَلْقَىٰهُ مَنشُورًا ﴿13﴾
وَكُلَّ
إِنسَٰنٍ
أَلْزَمْنَٰهُ
طَٰٓئِرَهُۥ
فِى
عُنُقِهِۦ
ۖ
وَنُخْرِجُ
لَهُۥ
يَوْمَ
ٱلْقِيَٰمَةِ
كِتَٰبًۭا
يَلْقَىٰهُ
مَنشُورًا
Her insanın boynuna işlediklerini dolarız ve kıyamet günü açılmış bulacağı Kitap'ı önüne çıkarırız.
Âyet 14
Cüz 15 • Sayfa 283
ٱقْرَأْ كِتَٰبَكَ كَفَىٰ بِنَفْسِكَ ٱلْيَوْمَ عَلَيْكَ حَسِيبًۭا ﴿14﴾
ٱقْرَأْ
كِتَٰبَكَ
كَفَىٰ
بِنَفْسِكَ
ٱلْيَوْمَ
عَلَيْكَ
حَسِيبًۭا
"Kitabını oku, bugün, hesap görücü olarak sen kendine yetersin."
Âyet 15
Cüz 15 • Sayfa 283
مَّنِ ٱهْتَدَىٰ فَإِنَّمَا يَهْتَدِى لِنَفْسِهِۦ ۖ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَا ۚ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌۭ وِزْرَ أُخْرَىٰ ۗ وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِينَ حَتَّىٰ نَبْعَثَ رَسُولًۭا ﴿15﴾
مَّنِ
ٱهْتَدَىٰ
فَإِنَّمَا
يَهْتَدِى
لِنَفْسِهِۦ
ۖ
وَمَن
ضَلَّ
فَإِنَّمَا
يَضِلُّ
عَلَيْهَا
ۚ
وَلَا
تَزِرُ
وَازِرَةٌۭ
وِزْرَ
أُخْرَىٰ
ۗ
وَمَا
كُنَّا
مُعَذِّبِينَ
حَتَّىٰ
نَبْعَثَ
رَسُولًۭا
Kim doğru yola gelirse ancak kendi lehine yola gelmiş ve kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmıştır. Kimse kimsenin günahını çekmez. Biz peygamber göndermedikçe kimseye azabetmeyiz.
Âyet 16
Cüz 15 • Sayfa 283
وَإِذَآ أَرَدْنَآ أَن نُّهْلِكَ قَرْيَةً أَمَرْنَا مُتْرَفِيهَا فَفَسَقُوا۟ فِيهَا فَحَقَّ عَلَيْهَا ٱلْقَوْلُ فَدَمَّرْنَٰهَا تَدْمِيرًۭا ﴿16﴾
وَإِذَآ
أَرَدْنَآ
أَن
نُّهْلِكَ
قَرْيَةً
أَمَرْنَا
مُتْرَفِيهَا
فَفَسَقُوا۟
فِيهَا
فَحَقَّ
عَلَيْهَا
ٱلْقَوْلُ
فَدَمَّرْنَٰهَا
تَدْمِيرًۭا
Bir şehri yok etmek istediğimiz zaman, şımarık varlıklarına yola gelmelerini emrederiz, ama onlar yoldan çıkarlar. Artık o şehir yok olmayı hakeder. Biz de onu yerle bir ederiz.
Âyet 17
Cüz 15 • Sayfa 283
وَكَمْ أَهْلَكْنَا مِنَ ٱلْقُرُونِ مِنۢ بَعْدِ نُوحٍۢ ۗ وَكَفَىٰ بِرَبِّكَ بِذُنُوبِ عِبَادِهِۦ خَبِيرًۢا بَصِيرًۭا ﴿17﴾
وَكَمْ
أَهْلَكْنَا
مِنَ
ٱلْقُرُونِ
مِنۢ
بَعْدِ
نُوحٍۢ
ۗ
وَكَفَىٰ
بِرَبِّكَ
بِذُنُوبِ
عِبَادِهِۦ
خَبِيرًۢا
بَصِيرًۭا
Nuh'dan sonra nice nesilleri yok etmişizdir. Kullarının günahlarından haberdar ve onları gören olarak Rabbin yeter.
Âyet 18
Cüz 15 • Sayfa 284
مَّن كَانَ يُرِيدُ ٱلْعَاجِلَةَ عَجَّلْنَا لَهُۥ فِيهَا مَا نَشَآءُ لِمَن نُّرِيدُ ثُمَّ جَعَلْنَا لَهُۥ جَهَنَّمَ يَصْلَىٰهَا مَذْمُومًۭا مَّدْحُورًۭا ﴿18﴾
مَّن
كَانَ
يُرِيدُ
ٱلْعَاجِلَةَ
عَجَّلْنَا
لَهُۥ
فِيهَا
مَا
نَشَآءُ
لِمَن
نُّرِيدُ
ثُمَّ
جَعَلْنَا
لَهُۥ
جَهَنَّمَ
يَصْلَىٰهَا
مَذْمُومًۭا
مَّدْحُورًۭا
Dünyayı isteyene istediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra ona cehennemi hazırlarız; yerilmiş ve kovulmuş olarak oraya girer.
Âyet 19
Cüz 15 • Sayfa 284
وَمَنْ أَرَادَ ٱلْءَاخِرَةَ وَسَعَىٰ لَهَا سَعْيَهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌۭ فَأُو۟لَٰٓئِكَ كَانَ سَعْيُهُم مَّشْكُورًۭا ﴿19﴾
وَمَنْ
أَرَادَ
ٱلْءَاخِرَةَ
وَسَعَىٰ
لَهَا
سَعْيَهَا
وَهُوَ
مُؤْمِنٌۭ
فَأُو۟لَٰٓئِكَ
كَانَ
سَعْيُهُم
مَّشْكُورًۭا
Ahireti isteyip, inanmış olarak onun için gerekli çalışmada bulunan kimselerin, işte onların çalışmaları şükre değer.
Âyet 20
Cüz 15 • Sayfa 284
كُلًّۭا نُّمِدُّ هَٰٓؤُلَآءِ وَهَٰٓؤُلَآءِ مِنْ عَطَآءِ رَبِّكَ ۚ وَمَا كَانَ عَطَآءُ رَبِّكَ مَحْظُورًا ﴿20﴾
كُلًّۭا
نُّمِدُّ
هَٰٓؤُلَآءِ
وَهَٰٓؤُلَآءِ
مِنْ
عَطَآءِ
رَبِّكَ
ۚ
وَمَا
كَانَ
عَطَآءُ
رَبِّكَ
مَحْظُورًا
Onların ve bunların her birine Rabbinin nimetinden ulaştırırız. Esasen Rabbinin nimeti kimseye yasak kılınmış değildir.
Âyet 21
Cüz 15 • Sayfa 284
ٱنظُرْ كَيْفَ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ ۚ وَلَلْءَاخِرَةُ أَكْبَرُ دَرَجَٰتٍۢ وَأَكْبَرُ تَفْضِيلًۭا ﴿21﴾
ٱنظُرْ
كَيْفَ
فَضَّلْنَا
بَعْضَهُمْ
عَلَىٰ
بَعْضٍۢ
ۚ
وَلَلْءَاخِرَةُ
أَكْبَرُ
دَرَجَٰتٍۢ
وَأَكْبَرُ
تَفْضِيلًۭا
Onları birbirlerinden nasıl üstün kıldığımıza bir bak! Doğrusu ahirette daha büyük dereceler ve daha büyük üstünlükler vardır.
Âyet 22
Cüz 15 • Sayfa 284
لَّا تَجْعَلْ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ فَتَقْعُدَ مَذْمُومًۭا مَّخْذُولًۭا ﴿22﴾
لَّا
تَجْعَلْ
مَعَ
ٱللَّهِ
إِلَٰهًا
ءَاخَرَ
فَتَقْعُدَ
مَذْمُومًۭا
مَّخْذُولًۭا
Allah'la beraber başka bir tanrı edinme, yoksa yerilmiş ve tek başına kalmış olursun.
Âyet 23
Cüz 15 • Sayfa 284
۞ وَقَضَىٰ رَبُّكَ أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّآ إِيَّاهُ وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ إِحْسَٰنًا ۚ إِمَّا يَبْلُغَنَّ عِندَكَ ٱلْكِبَرَ أَحَدُهُمَآ أَوْ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُل لَّهُمَآ أُفٍّۢ وَلَا تَنْهَرْهُمَا وَقُل لَّهُمَا قَوْلًۭا كَرِيمًۭا ﴿23﴾
۞
وَقَضَىٰ
رَبُّكَ
أَلَّا
تَعْبُدُوٓا۟
إِلَّآ
إِيَّاهُ
وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ
إِحْسَٰنًا
ۚ
إِمَّا
يَبْلُغَنَّ
عِندَكَ
ٱلْكِبَرَ
أَحَدُهُمَآ
أَوْ
كِلَاهُمَا
فَلَا
تَقُل
لَّهُمَآ
أُفٍّۢ
وَلَا
تَنْهَرْهُمَا
وَقُل
لَّهُمَا
قَوْلًۭا
كَرِيمًۭا
Rabbin, yalnız Kendisine tapmanızı ve ana babaya iyilik etmeyi buyurmuştur. Eğer ikisinden biri veya her ikisi, senin yanında iken ihtiyarlayacak olursa, onlara karşı "Öf" bile demeyesin, onları azarlamayasın. İkisine de hep tatlı söz söyleyesin.
Âyet 24
Cüz 15 • Sayfa 284
وَٱخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ ٱلذُّلِّ مِنَ ٱلرَّحْمَةِ وَقُل رَّبِّ ٱرْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِى صَغِيرًۭا ﴿24﴾
وَٱخْفِضْ
لَهُمَا
جَنَاحَ
ٱلذُّلِّ
مِنَ
ٱلرَّحْمَةِ
وَقُل
رَّبِّ
ٱرْحَمْهُمَا
كَمَا
رَبَّيَانِى
صَغِيرًۭا
Onlara acıyarak alçak gönüllülük kanatlarını ger ve: "Rabbim! Küçükken beni yetiştirdikleri gibi sen de onlara merhamet et!" de.
Âyet 25
Cüz 15 • Sayfa 284
رَّبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَا فِى نُفُوسِكُمْ ۚ إِن تَكُونُوا۟ صَٰلِحِينَ فَإِنَّهُۥ كَانَ لِلْأَوَّٰبِينَ غَفُورًۭا ﴿25﴾
رَّبُّكُمْ
أَعْلَمُ
بِمَا
فِى
نُفُوسِكُمْ
ۚ
إِن
تَكُونُوا۟
صَٰلِحِينَ
فَإِنَّهُۥ
كَانَ
لِلْأَوَّٰبِينَ
غَفُورًۭا
İçinizde olanı en iyi Rabbiniz bilir. İyi kimselerseniz bilin ki O şüphesiz, Kendine baş vuranları bağışlar.
Âyet 26
Cüz 15 • Sayfa 284
وَءَاتِ ذَا ٱلْقُرْبَىٰ حَقَّهُۥ وَٱلْمِسْكِينَ وَٱبْنَ ٱلسَّبِيلِ وَلَا تُبَذِّرْ تَبْذِيرًا ﴿26﴾
وَءَاتِ
ذَا
ٱلْقُرْبَىٰ
حَقَّهُۥ
وَٱلْمِسْكِينَ
وَٱبْنَ
ٱلسَّبِيلِ
وَلَا
تُبَذِّرْ
تَبْذِيرًا
Yakınına, düşküne, yolcuya hakkını ver; elindekileri saçıp savurma.
Âyet 27
Cüz 15 • Sayfa 284
إِنَّ ٱلْمُبَذِّرِينَ كَانُوٓا۟ إِخْوَٰنَ ٱلشَّيَٰطِينِ ۖ وَكَانَ ٱلشَّيْطَٰنُ لِرَبِّهِۦ كَفُورًۭا ﴿27﴾
إِنَّ
ٱلْمُبَذِّرِينَ
كَانُوٓا۟
إِخْوَٰنَ
ٱلشَّيَٰطِينِ
ۖ
وَكَانَ
ٱلشَّيْطَٰنُ
لِرَبِّهِۦ
كَفُورًۭا
Saçıp savuranlar, şüphesiz şeytanlarla kardeş olmuş olurlar; şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür.
Âyet 28
Cüz 15 • Sayfa 285
وَإِمَّا تُعْرِضَنَّ عَنْهُمُ ٱبْتِغَآءَ رَحْمَةٍۢ مِّن رَّبِّكَ تَرْجُوهَا فَقُل لَّهُمْ قَوْلًۭا مَّيْسُورًۭا ﴿28﴾
وَإِمَّا
تُعْرِضَنَّ
عَنْهُمُ
ٱبْتِغَآءَ
رَحْمَةٍۢ
مِّن
رَّبِّكَ
تَرْجُوهَا
فَقُل
لَّهُمْ
قَوْلًۭا
مَّيْسُورًۭا
Rabbin'den umduğun rahmeti elde etmek için, hak sahiblerinden yüz çevirmek zorunda kalırsan, onlara hiç değilse tatlı bir söz söyle.
Âyet 29
Cüz 15 • Sayfa 285
وَلَا تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً إِلَىٰ عُنُقِكَ وَلَا تَبْسُطْهَا كُلَّ ٱلْبَسْطِ فَتَقْعُدَ مَلُومًۭا مَّحْسُورًا ﴿29﴾
وَلَا
تَجْعَلْ
يَدَكَ
مَغْلُولَةً
إِلَىٰ
عُنُقِكَ
وَلَا
تَبْسُطْهَا
كُلَّ
ٱلْبَسْطِ
فَتَقْعُدَ
مَلُومًۭا
مَّحْسُورًا
Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme, büsbütün de açıp tutumsuz olma, yoksa pişman olur, açıkta kalırsın.
Âyet 30
Cüz 15 • Sayfa 285
إِنَّ رَبَّكَ يَبْسُطُ ٱلرِّزْقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقْدِرُ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ بِعِبَادِهِۦ خَبِيرًۢا بَصِيرًۭا ﴿30﴾
إِنَّ
رَبَّكَ
يَبْسُطُ
ٱلرِّزْقَ
لِمَن
يَشَآءُ
وَيَقْدِرُ
ۚ
إِنَّهُۥ
كَانَ
بِعِبَادِهِۦ
خَبِيرًۢا
بَصِيرًۭا
Doğrusu senin Rabbin dilediği kimsenin rızkını genişletir ve bir ölçüye göre verir. O kullarını gören ve haberdar olandır.
Âyet 31
Cüz 15 • Sayfa 285
وَلَا تَقْتُلُوٓا۟ أَوْلَٰدَكُمْ خَشْيَةَ إِمْلَٰقٍۢ ۖ نَّحْنُ نَرْزُقُهُمْ وَإِيَّاكُمْ ۚ إِنَّ قَتْلَهُمْ كَانَ خِطْـًۭٔا كَبِيرًۭا ﴿31﴾
وَلَا
تَقْتُلُوٓا۟
أَوْلَٰدَكُمْ
خَشْيَةَ
إِمْلَٰقٍۢ
ۖ
نَّحْنُ
نَرْزُقُهُمْ
وَإِيَّاكُمْ
ۚ
إِنَّ
قَتْلَهُمْ
كَانَ
خِطْـًۭٔا
كَبِيرًۭا
Çocuklarınızı yoksulluk korkusuyla öldürmeyin. Biz onlara da size de rızık veririz. Onları öldürmek, şüphesiz büyük bir günahtır.
Âyet 32
Cüz 15 • Sayfa 285
وَلَا تَقْرَبُوا۟ ٱلزِّنَىٰٓ ۖ إِنَّهُۥ كَانَ فَٰحِشَةًۭ وَسَآءَ سَبِيلًۭا ﴿32﴾
وَلَا
تَقْرَبُوا۟
ٱلزِّنَىٰٓ
ۖ
إِنَّهُۥ
كَانَ
فَٰحِشَةًۭ
وَسَآءَ
سَبِيلًۭا
Sakın zinaya yaklaşmayın; doğrusu bu çirkindir, kötü bir yoldur.
Âyet 33
Cüz 15 • Sayfa 285
وَلَا تَقْتُلُوا۟ ٱلنَّفْسَ ٱلَّتِى حَرَّمَ ٱللَّهُ إِلَّا بِٱلْحَقِّ ۗ وَمَن قُتِلَ مَظْلُومًۭا فَقَدْ جَعَلْنَا لِوَلِيِّهِۦ سُلْطَٰنًۭا فَلَا يُسْرِف فِّى ٱلْقَتْلِ ۖ إِنَّهُۥ كَانَ مَنصُورًۭا ﴿33﴾
وَلَا
تَقْتُلُوا۟
ٱلنَّفْسَ
ٱلَّتِى
حَرَّمَ
ٱللَّهُ
إِلَّا
بِٱلْحَقِّ
ۗ
وَمَن
قُتِلَ
مَظْلُومًۭا
فَقَدْ
جَعَلْنَا
لِوَلِيِّهِۦ
سُلْطَٰنًۭا
فَلَا
يُسْرِف
فِّى
ٱلْقَتْلِ
ۖ
إِنَّهُۥ
كَانَ
مَنصُورًۭا
Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymayın. Haksız yere öldürülenin velisine bir yetki tanımışızdır. Artık o da öldürmekte aşırı gitmesin. Zira kendisi ne de olsa yardım görmüştür.
Âyet 34
Cüz 15 • Sayfa 285
وَلَا تَقْرَبُوا۟ مَالَ ٱلْيَتِيمِ إِلَّا بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ حَتَّىٰ يَبْلُغَ أَشُدَّهُۥ ۚ وَأَوْفُوا۟ بِٱلْعَهْدِ ۖ إِنَّ ٱلْعَهْدَ كَانَ مَسْـُٔولًۭا ﴿34﴾
وَلَا
تَقْرَبُوا۟
مَالَ
ٱلْيَتِيمِ
إِلَّا
بِٱلَّتِى
هِىَ
أَحْسَنُ
حَتَّىٰ
يَبْلُغَ
أَشُدَّهُۥ
ۚ
وَأَوْفُوا۟
بِٱلْعَهْدِ
ۖ
إِنَّ
ٱلْعَهْدَ
كَانَ
مَسْـُٔولًۭا
Yetimin malına ergin çağa ulaşana kadar en güzel şeklin dışında yaklaşmayın. Ahdi de yerine getirin, doğrusu verilen ahidde sorumluluk vardır.
Âyet 35
Cüz 15 • Sayfa 285
وَأَوْفُوا۟ ٱلْكَيْلَ إِذَا كِلْتُمْ وَزِنُوا۟ بِٱلْقِسْطَاسِ ٱلْمُسْتَقِيمِ ۚ ذَٰلِكَ خَيْرٌۭ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلًۭا ﴿35﴾
وَأَوْفُوا۟
ٱلْكَيْلَ
إِذَا
كِلْتُمْ
وَزِنُوا۟
بِٱلْقِسْطَاسِ
ٱلْمُسْتَقِيمِ
ۚ
ذَٰلِكَ
خَيْرٌۭ
وَأَحْسَنُ
تَأْوِيلًۭا
Bir şeyi ölçtüğünüz zaman, ölçüyü tam tutun, doğru teraziyle tartın. Böyle yapmak, sonuç itibariyle daha güzel ve daha iyidir.
Âyet 36
Cüz 15 • Sayfa 285
وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِۦ عِلْمٌ ۚ إِنَّ ٱلسَّمْعَ وَٱلْبَصَرَ وَٱلْفُؤَادَ كُلُّ أُو۟لَٰٓئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْـُٔولًۭا ﴿36﴾
وَلَا
تَقْفُ
مَا
لَيْسَ
لَكَ
بِهِۦ
عِلْمٌ
ۚ
إِنَّ
ٱلسَّمْعَ
وَٱلْبَصَرَ
وَٱلْفُؤَادَ
كُلُّ
أُو۟لَٰٓئِكَ
كَانَ
عَنْهُ
مَسْـُٔولًۭا
Bilmediğin şeyin ardına düşme; doğrusu kulak, göz ve kalp, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur.
Âyet 37
Cüz 15 • Sayfa 285
وَلَا تَمْشِ فِى ٱلْأَرْضِ مَرَحًا ۖ إِنَّكَ لَن تَخْرِقَ ٱلْأَرْضَ وَلَن تَبْلُغَ ٱلْجِبَالَ طُولًۭا ﴿37﴾
وَلَا
تَمْشِ
فِى
ٱلْأَرْضِ
مَرَحًا
ۖ
إِنَّكَ
لَن
تَخْرِقَ
ٱلْأَرْضَ
وَلَن
تَبْلُغَ
ٱلْجِبَالَ
طُولًۭا
Yeryüzünde böbürlenerek yürüme, çünkü sen ne yeri delebilir ve ne de boyca dağlara ulaşabilirsin.
Âyet 38
Cüz 15 • Sayfa 285
كُلُّ ذَٰلِكَ كَانَ سَيِّئُهُۥ عِندَ رَبِّكَ مَكْرُوهًۭا ﴿38﴾
كُلُّ
ذَٰلِكَ
كَانَ
سَيِّئُهُۥ
عِندَ
رَبِّكَ
مَكْرُوهًۭا
Rabbinin katında bunların hepsi beğenilmeyen kötü şeylerdir.
Âyet 39
Cüz 15 • Sayfa 286
ذَٰلِكَ مِمَّآ أَوْحَىٰٓ إِلَيْكَ رَبُّكَ مِنَ ٱلْحِكْمَةِ ۗ وَلَا تَجْعَلْ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ فَتُلْقَىٰ فِى جَهَنَّمَ مَلُومًۭا مَّدْحُورًا ﴿39﴾
ذَٰلِكَ
مِمَّآ
أَوْحَىٰٓ
إِلَيْكَ
رَبُّكَ
مِنَ
ٱلْحِكْمَةِ
ۗ
وَلَا
تَجْعَلْ
مَعَ
ٱللَّهِ
إِلَٰهًا
ءَاخَرَ
فَتُلْقَىٰ
فِى
جَهَنَّمَ
مَلُومًۭا
مَّدْحُورًا
Bunlar Rabbinin sana bildirdiği hikmetlerdir. Sakın Allah'la beraber başka tanrı edinme. Yoksa yerilmiş ve kovulmuş olarak cehenneme atılırsın.
Âyet 40
Cüz 15 • Sayfa 286
أَفَأَصْفَىٰكُمْ رَبُّكُم بِٱلْبَنِينَ وَٱتَّخَذَ مِنَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ إِنَٰثًا ۚ إِنَّكُمْ لَتَقُولُونَ قَوْلًا عَظِيمًۭا ﴿40﴾
أَفَأَصْفَىٰكُمْ
رَبُّكُم
بِٱلْبَنِينَ
وَٱتَّخَذَ
مِنَ
ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ
إِنَٰثًا
ۚ
إِنَّكُمْ
لَتَقُولُونَ
قَوْلًا
عَظِيمًۭا
Rabbiniz oğulları size ayırdı, seçti de kendisi için kız olarak melekleri mi edindi? Doğrusu siz büyük söz söylüyorsunuz.
Âyet 41
Cüz 15 • Sayfa 286
وَلَقَدْ صَرَّفْنَا فِى هَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ لِيَذَّكَّرُوا۟ وَمَا يَزِيدُهُمْ إِلَّا نُفُورًۭا ﴿41﴾
وَلَقَدْ
صَرَّفْنَا
فِى
هَٰذَا
ٱلْقُرْءَانِ
لِيَذَّكَّرُوا۟
وَمَا
يَزِيدُهُمْ
إِلَّا
نُفُورًۭا
Biz, and olsun ki öğüt almaları için bu Kuran'da bunları türlü türlü açıkladık. Fakat bu açıklamalar ancak onların nefretini artırmıştır.
Âyet 42
Cüz 15 • Sayfa 286
قُل لَّوْ كَانَ مَعَهُۥٓ ءَالِهَةٌۭ كَمَا يَقُولُونَ إِذًۭا لَّٱبْتَغَوْا۟ إِلَىٰ ذِى ٱلْعَرْشِ سَبِيلًۭا ﴿42﴾
قُل
لَّوْ
كَانَ
مَعَهُۥٓ
ءَالِهَةٌۭ
كَمَا
يَقُولُونَ
إِذًۭا
لَّٱبْتَغَوْا۟
إِلَىٰ
ذِى
ٱلْعَرْشِ
سَبِيلًۭا
De ki: "Eğer dedikleri gibi Allah'la beraber tanrılar bulunsaydı, o takdirde hepsi arşın sahibiyle savaşmaya bir yol ararlardı."
Âyet 43
Cüz 15 • Sayfa 286
سُبْحَٰنَهُۥ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يَقُولُونَ عُلُوًّۭا كَبِيرًۭا ﴿43﴾
سُبْحَٰنَهُۥ
وَتَعَٰلَىٰ
عَمَّا
يَقُولُونَ
عُلُوًّۭا
كَبِيرًۭا
O, onların söylediklerinden Münezzeh'tir, Yüce'dir, Ulu'dur.
Âyet 44
Cüz 15 • Sayfa 286
تُسَبِّحُ لَهُ ٱلسَّمَٰوَٰتُ ٱلسَّبْعُ وَٱلْأَرْضُ وَمَن فِيهِنَّ ۚ وَإِن مِّن شَىْءٍ إِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِۦ وَلَٰكِن لَّا تَفْقَهُونَ تَسْبِيحَهُمْ ۗ إِنَّهُۥ كَانَ حَلِيمًا غَفُورًۭا ﴿44﴾
تُسَبِّحُ
لَهُ
ٱلسَّمَٰوَٰتُ
ٱلسَّبْعُ
وَٱلْأَرْضُ
وَمَن
فِيهِنَّ
ۚ
وَإِن
مِّن
شَىْءٍ
إِلَّا
يُسَبِّحُ
بِحَمْدِهِۦ
وَلَٰكِن
لَّا
تَفْقَهُونَ
تَسْبِيحَهُمْ
ۗ
إِنَّهُۥ
كَانَ
حَلِيمًا
غَفُورًۭا
Yedi gök, yer ve bunlarda bulunanlar O'nu tesbih eder; O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur; fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. Doğrusu O Halim olandır, Bağışlayan'dır.
Âyet 45
Cüz 15 • Sayfa 286
وَإِذَا قَرَأْتَ ٱلْقُرْءَانَ جَعَلْنَا بَيْنَكَ وَبَيْنَ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْءَاخِرَةِ حِجَابًۭا مَّسْتُورًۭا ﴿45﴾
وَإِذَا
قَرَأْتَ
ٱلْقُرْءَانَ
جَعَلْنَا
بَيْنَكَ
وَبَيْنَ
ٱلَّذِينَ
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِٱلْءَاخِرَةِ
حِجَابًۭا
مَّسْتُورًۭا
Kuran okuduğun zaman senin ile ahirete inanmayan kimseler arasına görünmeyen bir perde çekeriz.
Âyet 46
Cüz 15 • Sayfa 286
وَجَعَلْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَن يَفْقَهُوهُ وَفِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرًۭا ۚ وَإِذَا ذَكَرْتَ رَبَّكَ فِى ٱلْقُرْءَانِ وَحْدَهُۥ وَلَّوْا۟ عَلَىٰٓ أَدْبَٰرِهِمْ نُفُورًۭا ﴿46﴾
وَجَعَلْنَا
عَلَىٰ
قُلُوبِهِمْ
أَكِنَّةً
أَن
يَفْقَهُوهُ
وَفِىٓ
ءَاذَانِهِمْ
وَقْرًۭا
ۚ
وَإِذَا
ذَكَرْتَ
رَبَّكَ
فِى
ٱلْقُرْءَانِ
وَحْدَهُۥ
وَلَّوْا۟
عَلَىٰٓ
أَدْبَٰرِهِمْ
نُفُورًۭا
Kuran'ı anlarlar diye kalblerine örtüler ve kulaklarına da ağırlık koyduk. Kuran'da Rabbini bir tek olarak andığın zaman, onlar ürkerek ardlarına dönerler.
Âyet 47
Cüz 15 • Sayfa 286
نَّحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَسْتَمِعُونَ بِهِۦٓ إِذْ يَسْتَمِعُونَ إِلَيْكَ وَإِذْ هُمْ نَجْوَىٰٓ إِذْ يَقُولُ ٱلظَّٰلِمُونَ إِن تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلًۭا مَّسْحُورًا ﴿47﴾
نَّحْنُ
أَعْلَمُ
بِمَا
يَسْتَمِعُونَ
بِهِۦٓ
إِذْ
يَسْتَمِعُونَ
إِلَيْكَ
وَإِذْ
هُمْ
نَجْوَىٰٓ
إِذْ
يَقُولُ
ٱلظَّٰلِمُونَ
إِن
تَتَّبِعُونَ
إِلَّا
رَجُلًۭا
مَّسْحُورًا
Seni dinledikleri zaman neye kulak verdiklerini ve gizli toplantılarında zalimlerin: "Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediklerini Biz çok iyi biliriz.
Âyet 48
Cüz 15 • Sayfa 286
ٱنظُرْ كَيْفَ ضَرَبُوا۟ لَكَ ٱلْأَمْثَالَ فَضَلُّوا۟ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ سَبِيلًۭا ﴿48﴾
ٱنظُرْ
كَيْفَ
ضَرَبُوا۟
لَكَ
ٱلْأَمْثَالَ
فَضَلُّوا۟
فَلَا
يَسْتَطِيعُونَ
سَبِيلًۭا
Sana nasıl misaller verdiklerine bir bak! Bu yüzden sapmışlardır, artık bir yol da bulamamaktadırlar.
Âyet 49
Cüz 15 • Sayfa 286
وَقَالُوٓا۟ أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمًۭا وَرُفَٰتًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ خَلْقًۭا جَدِيدًۭا ﴿49﴾
وَقَالُوٓا۟
أَءِذَا
كُنَّا
عِظَٰمًۭا
وَرُفَٰتًا
أَءِنَّا
لَمَبْعُوثُونَ
خَلْقًۭا
جَدِيدًۭا
"Biz kemik ve ufalanmış toprak olduğumuz zaman, yeniden mutlaka dirilecek miyiz? derler.
Âyet 50
Cüz 15 • Sayfa 287
۞ قُلْ كُونُوا۟ حِجَارَةً أَوْ حَدِيدًا ﴿50﴾
۞
قُلْ
كُونُوا۟
حِجَارَةً
أَوْ
حَدِيدًا
De ki: "İster taş veya demir ya da kalbinizde büyüttüğünüz başka bir yaratık olun, yine de dirileceksiniz." "Bizi tekrar kim diriltir?" derler; de ki: "Sizi ilk defa yaratan." Sana başlarını sallayarak: "Ne zamandır bu?" derler. "Yakında olması mümkündür" de.
Âyet 51
Cüz 15 • Sayfa 287
أَوْ خَلْقًۭا مِّمَّا يَكْبُرُ فِى صُدُورِكُمْ ۚ فَسَيَقُولُونَ مَن يُعِيدُنَا ۖ قُلِ ٱلَّذِى فَطَرَكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍۢ ۚ فَسَيُنْغِضُونَ إِلَيْكَ رُءُوسَهُمْ وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هُوَ ۖ قُلْ عَسَىٰٓ أَن يَكُونَ قَرِيبًۭا ﴿51﴾
أَوْ
خَلْقًۭا
مِّمَّا
يَكْبُرُ
فِى
صُدُورِكُمْ
ۚ
فَسَيَقُولُونَ
مَن
يُعِيدُنَا
ۖ
قُلِ
ٱلَّذِى
فَطَرَكُمْ
أَوَّلَ
مَرَّةٍۢ
ۚ
فَسَيُنْغِضُونَ
إِلَيْكَ
رُءُوسَهُمْ
وَيَقُولُونَ
مَتَىٰ
هُوَ
ۖ
قُلْ
عَسَىٰٓ
أَن
يَكُونَ
قَرِيبًۭا
De ki: "İster taş veya demir ya da kalbinizde büyüttüğünüz başka bir yaratık olun, yine de dirileceksiniz." "Bizi tekrar kim diriltir?" derler; de ki: "Sizi ilk defa yaratan." Sana başlarını sallayarak: "Ne zamandır bu?" derler. "Yakında olması mümkündür" de.
Âyet 52
Cüz 15 • Sayfa 287
يَوْمَ يَدْعُوكُمْ فَتَسْتَجِيبُونَ بِحَمْدِهِۦ وَتَظُنُّونَ إِن لَّبِثْتُمْ إِلَّا قَلِيلًۭا ﴿52﴾
يَوْمَ
يَدْعُوكُمْ
فَتَسْتَجِيبُونَ
بِحَمْدِهِۦ
وَتَظُنُّونَ
إِن
لَّبِثْتُمْ
إِلَّا
قَلِيلًۭا
Sizi çağırdığı gün, O'na hamdederek davetine uyarsınız ve kabirlerinizde pek az bir müddet kaldığınızı sanırsınız.
Âyet 53
Cüz 15 • Sayfa 287
وَقُل لِّعِبَادِى يَقُولُوا۟ ٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ ۚ إِنَّ ٱلشَّيْطَٰنَ يَنزَغُ بَيْنَهُمْ ۚ إِنَّ ٱلشَّيْطَٰنَ كَانَ لِلْإِنسَٰنِ عَدُوًّۭا مُّبِينًۭا ﴿53﴾
وَقُل
لِّعِبَادِى
يَقُولُوا۟
ٱلَّتِى
هِىَ
أَحْسَنُ
ۚ
إِنَّ
ٱلشَّيْطَٰنَ
يَنزَغُ
بَيْنَهُمْ
ۚ
إِنَّ
ٱلشَّيْطَٰنَ
كَانَ
لِلْإِنسَٰنِ
عَدُوًّۭا
مُّبِينًۭا
İnanan kullarıma söyle, en güzel şekilde konuşsunlar. Doğrusu şeytan aralarını bozmak ister. Şeytan şüphesiz insanın apaçık düşmanıdır.
Âyet 54
Cüz 15 • Sayfa 287
رَّبُّكُمْ أَعْلَمُ بِكُمْ ۖ إِن يَشَأْ يَرْحَمْكُمْ أَوْ إِن يَشَأْ يُعَذِّبْكُمْ ۚ وَمَآ أَرْسَلْنَٰكَ عَلَيْهِمْ وَكِيلًۭا ﴿54﴾
رَّبُّكُمْ
أَعْلَمُ
بِكُمْ
ۖ
إِن
يَشَأْ
يَرْحَمْكُمْ
أَوْ
إِن
يَشَأْ
يُعَذِّبْكُمْ
ۚ
وَمَآ
أَرْسَلْنَٰكَ
عَلَيْهِمْ
وَكِيلًۭا
Rabbiniz sizi daha iyi bilir. Dilerse size merhamet eder veya dilerse size azabeder. Biz seni onlara vekil olarak göndermedik.
Âyet 55
Cüz 15 • Sayfa 287
وَرَبُّكَ أَعْلَمُ بِمَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۗ وَلَقَدْ فَضَّلْنَا بَعْضَ ٱلنَّبِيِّۦنَ عَلَىٰ بَعْضٍۢ ۖ وَءَاتَيْنَا دَاوُۥدَ زَبُورًۭا ﴿55﴾
وَرَبُّكَ
أَعْلَمُ
بِمَن
فِى
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
ۗ
وَلَقَدْ
فَضَّلْنَا
بَعْضَ
ٱلنَّبِيِّۦنَ
عَلَىٰ
بَعْضٍۢ
ۖ
وَءَاتَيْنَا
دَاوُۥدَ
زَبُورًۭا
Göklerde ve yerde olan kimseleri Rabbin daha iyi bilir. And olsun ki peygamberleri birbirinden üstün kılmış ve Davud'a Zebur vermişizdir.
Âyet 56
Cüz 15 • Sayfa 287
قُلِ ٱدْعُوا۟ ٱلَّذِينَ زَعَمْتُم مِّن دُونِهِۦ فَلَا يَمْلِكُونَ كَشْفَ ٱلضُّرِّ عَنكُمْ وَلَا تَحْوِيلًا ﴿56﴾
قُلِ
ٱدْعُوا۟
ٱلَّذِينَ
زَعَمْتُم
مِّن
دُونِهِۦ
فَلَا
يَمْلِكُونَ
كَشْفَ
ٱلضُّرِّ
عَنكُمْ
وَلَا
تَحْوِيلًا
De ki: "Allah'tan başka tanrı olduğunu sandıklarınızı çağırın; sizin bir sıkıntınızı gidermeye ve onu değiştirmeye güçleri yetmez."
Âyet 57
Cüz 15 • Sayfa 287
أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ يَدْعُونَ يَبْتَغُونَ إِلَىٰ رَبِّهِمُ ٱلْوَسِيلَةَ أَيُّهُمْ أَقْرَبُ وَيَرْجُونَ رَحْمَتَهُۥ وَيَخَافُونَ عَذَابَهُۥٓ ۚ إِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ كَانَ مَحْذُورًۭا ﴿57﴾
أُو۟لَٰٓئِكَ
ٱلَّذِينَ
يَدْعُونَ
يَبْتَغُونَ
إِلَىٰ
رَبِّهِمُ
ٱلْوَسِيلَةَ
أَيُّهُمْ
أَقْرَبُ
وَيَرْجُونَ
رَحْمَتَهُۥ
وَيَخَافُونَ
عَذَابَهُۥٓ
ۚ
إِنَّ
عَذَابَ
رَبِّكَ
كَانَ
مَحْذُورًۭا
Taptıkları putlar Rablerine daha yakın olmak için vesile ararlar. O'nun rahmetini umar, azabından korkarlar. Zira Rabbinin azabı korkmağa değer.
Âyet 58
Cüz 15 • Sayfa 287
وَإِن مِّن قَرْيَةٍ إِلَّا نَحْنُ مُهْلِكُوهَا قَبْلَ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ أَوْ مُعَذِّبُوهَا عَذَابًۭا شَدِيدًۭا ۚ كَانَ ذَٰلِكَ فِى ٱلْكِتَٰبِ مَسْطُورًۭا ﴿58﴾
وَإِن
مِّن
قَرْيَةٍ
إِلَّا
نَحْنُ
مُهْلِكُوهَا
قَبْلَ
يَوْمِ
ٱلْقِيَٰمَةِ
أَوْ
مُعَذِّبُوهَا
عَذَابًۭا
شَدِيدًۭا
ۚ
كَانَ
ذَٰلِكَ
فِى
ٱلْكِتَٰبِ
مَسْطُورًۭا
Kıyamet gününden önce ortadan kaldırmayacağımız veya çetin azaba uğratmayacağımız bir şehir yoktur. Bu, Kitap'da yazılıdır.
Âyet 59
Cüz 15 • Sayfa 288
وَمَا مَنَعَنَآ أَن نُّرْسِلَ بِٱلْءَايَٰتِ إِلَّآ أَن كَذَّبَ بِهَا ٱلْأَوَّلُونَ ۚ وَءَاتَيْنَا ثَمُودَ ٱلنَّاقَةَ مُبْصِرَةًۭ فَظَلَمُوا۟ بِهَا ۚ وَمَا نُرْسِلُ بِٱلْءَايَٰتِ إِلَّا تَخْوِيفًۭا ﴿59﴾
وَمَا
مَنَعَنَآ
أَن
نُّرْسِلَ
بِٱلْءَايَٰتِ
إِلَّآ
أَن
كَذَّبَ
بِهَا
ٱلْأَوَّلُونَ
ۚ
وَءَاتَيْنَا
ثَمُودَ
ٱلنَّاقَةَ
مُبْصِرَةًۭ
فَظَلَمُوا۟
بِهَا
ۚ
وَمَا
نُرْسِلُ
بِٱلْءَايَٰتِ
إِلَّا
تَخْوِيفًۭا
Bizi mucize göndermekten alıkoyan, ancak, öncekilerin onları yalanlamış olmalarıdır. Semud milletine gözle görülebilen bir mucize, bir dişi deve vermiştik de ona zulmetmişlerdi. Oysa Biz mucizeleri yalnız korkutmak için göndeririz.
Âyet 60
Cüz 15 • Sayfa 288
وَإِذْ قُلْنَا لَكَ إِنَّ رَبَّكَ أَحَاطَ بِٱلنَّاسِ ۚ وَمَا جَعَلْنَا ٱلرُّءْيَا ٱلَّتِىٓ أَرَيْنَٰكَ إِلَّا فِتْنَةًۭ لِّلنَّاسِ وَٱلشَّجَرَةَ ٱلْمَلْعُونَةَ فِى ٱلْقُرْءَانِ ۚ وَنُخَوِّفُهُمْ فَمَا يَزِيدُهُمْ إِلَّا طُغْيَٰنًۭا كَبِيرًۭا ﴿60﴾
وَإِذْ
قُلْنَا
لَكَ
إِنَّ
رَبَّكَ
أَحَاطَ
بِٱلنَّاسِ
ۚ
وَمَا
جَعَلْنَا
ٱلرُّءْيَا
ٱلَّتِىٓ
أَرَيْنَٰكَ
إِلَّا
فِتْنَةًۭ
لِّلنَّاسِ
وَٱلشَّجَرَةَ
ٱلْمَلْعُونَةَ
فِى
ٱلْقُرْءَانِ
ۚ
وَنُخَوِّفُهُمْ
فَمَا
يَزِيدُهُمْ
إِلَّا
طُغْيَٰنًۭا
كَبِيرًۭا
Sana: "Rabbin şüphesiz insanları kuşatmıştır" demiştik; sana gösterdiğimiz rüya ile ve Kuran'da lanetlenmiş ağaçla, sadece insanları denedik. Biz onları korkutuyoruz, fakat bu onlara büyük taşkınlık vermekten başka birşeye yaramıyor.
Âyet 61
Cüz 15 • Sayfa 288
وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَٰٓئِكَةِ ٱسْجُدُوا۟ لِءَادَمَ فَسَجَدُوٓا۟ إِلَّآ إِبْلِيسَ قَالَ ءَأَسْجُدُ لِمَنْ خَلَقْتَ طِينًۭا ﴿61﴾
وَإِذْ
قُلْنَا
لِلْمَلَٰٓئِكَةِ
ٱسْجُدُوا۟
لِءَادَمَ
فَسَجَدُوٓا۟
إِلَّآ
إِبْلِيسَ
قَالَ
ءَأَسْجُدُ
لِمَنْ
خَلَقْتَ
طِينًۭا
Meleklere: "Adem'e secde edin" demiştik, İblis'ten başka hepsi secde etmiş, o ise: "çamurdan yarattığına mı secde edeceğim?" demişti.
Âyet 62
Cüz 15 • Sayfa 288
قَالَ أَرَءَيْتَكَ هَٰذَا ٱلَّذِى كَرَّمْتَ عَلَىَّ لَئِنْ أَخَّرْتَنِ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ لَأَحْتَنِكَنَّ ذُرِّيَّتَهُۥٓ إِلَّا قَلِيلًۭا ﴿62﴾
قَالَ
أَرَءَيْتَكَ
هَٰذَا
ٱلَّذِى
كَرَّمْتَ
عَلَىَّ
لَئِنْ
أَخَّرْتَنِ
إِلَىٰ
يَوْمِ
ٱلْقِيَٰمَةِ
لَأَحْتَنِكَنَّ
ذُرِّيَّتَهُۥٓ
إِلَّا
قَلِيلًۭا
"Benden üstün kıldığını görüyor musun? Kıyamet gününe kadar beni ertelersen, and olsun ki, azı bir yana, onun soyunu kendi buyruğum altına alacağım" demişti.
Âyet 63
Cüz 15 • Sayfa 288
قَالَ ٱذْهَبْ فَمَن تَبِعَكَ مِنْهُمْ فَإِنَّ جَهَنَّمَ جَزَآؤُكُمْ جَزَآءًۭ مَّوْفُورًۭا ﴿63﴾
قَالَ
ٱذْهَبْ
فَمَن
تَبِعَكَ
مِنْهُمْ
فَإِنَّ
جَهَنَّمَ
جَزَآؤُكُمْ
جَزَآءًۭ
مَّوْفُورًۭا
Allah: "Haydi git! Onlardan sana kim uyarsa bil ki, cehennem hepinizin cezası olur, hem de tam bir ceza" dedi.
Âyet 64
Cüz 15 • Sayfa 288
وَٱسْتَفْزِزْ مَنِ ٱسْتَطَعْتَ مِنْهُم بِصَوْتِكَ وَأَجْلِبْ عَلَيْهِم بِخَيْلِكَ وَرَجِلِكَ وَشَارِكْهُمْ فِى ٱلْأَمْوَٰلِ وَٱلْأَوْلَٰدِ وَعِدْهُمْ ۚ وَمَا يَعِدُهُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ إِلَّا غُرُورًا ﴿64﴾
وَٱسْتَفْزِزْ
مَنِ
ٱسْتَطَعْتَ
مِنْهُم
بِصَوْتِكَ
وَأَجْلِبْ
عَلَيْهِم
بِخَيْلِكَ
وَرَجِلِكَ
وَشَارِكْهُمْ
فِى
ٱلْأَمْوَٰلِ
وَٱلْأَوْلَٰدِ
وَعِدْهُمْ
ۚ
وَمَا
يَعِدُهُمُ
ٱلشَّيْطَٰنُ
إِلَّا
غُرُورًا
"Sesinle, gücünün yettiğini yerinden oynat, onlara karşı yaya ve atlılarınla haykırarak yürü, mallarına ve çocuklarına ortak ol, onlara vaadlerde bulun ama şeytan sadece onları aldatmak için vaadeder.
Âyet 65
Cüz 15 • Sayfa 288
إِنَّ عِبَادِى لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَٰنٌۭ ۚ وَكَفَىٰ بِرَبِّكَ وَكِيلًۭا ﴿65﴾
إِنَّ
عِبَادِى
لَيْسَ
لَكَ
عَلَيْهِمْ
سُلْطَٰنٌۭ
ۚ
وَكَفَىٰ
بِرَبِّكَ
وَكِيلًۭا
Doğrusu Benim mümin kullarım üzerinde senin bir hakimiyetin olamaz. Rabbin vekil olarak yeter."
Âyet 66
Cüz 15 • Sayfa 288
رَّبُّكُمُ ٱلَّذِى يُزْجِى لَكُمُ ٱلْفُلْكَ فِى ٱلْبَحْرِ لِتَبْتَغُوا۟ مِن فَضْلِهِۦٓ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ بِكُمْ رَحِيمًۭا ﴿66﴾
رَّبُّكُمُ
ٱلَّذِى
يُزْجِى
لَكُمُ
ٱلْفُلْكَ
فِى
ٱلْبَحْرِ
لِتَبْتَغُوا۟
مِن
فَضْلِهِۦٓ
ۚ
إِنَّهُۥ
كَانَ
بِكُمْ
رَحِيمًۭا
Rabbiniz, bol nimetinden elde edesiniz diye, denizde gemileri sizin için yüzdürür. O, size merhamet eder.
Âyet 67
Cüz 15 • Sayfa 289
وَإِذَا مَسَّكُمُ ٱلضُّرُّ فِى ٱلْبَحْرِ ضَلَّ مَن تَدْعُونَ إِلَّآ إِيَّاهُ ۖ فَلَمَّا نَجَّىٰكُمْ إِلَى ٱلْبَرِّ أَعْرَضْتُمْ ۚ وَكَانَ ٱلْإِنسَٰنُ كَفُورًا ﴿67﴾
وَإِذَا
مَسَّكُمُ
ٱلضُّرُّ
فِى
ٱلْبَحْرِ
ضَلَّ
مَن
تَدْعُونَ
إِلَّآ
إِيَّاهُ
ۖ
فَلَمَّا
نَجَّىٰكُمْ
إِلَى
ٱلْبَرِّ
أَعْرَضْتُمْ
ۚ
وَكَانَ
ٱلْإِنسَٰنُ
كَفُورًا
Denizde bir sıkıntıya düştüğünüz zaman, Allah'tan başka yalvardıklarınız kaybolup gider, fakat O sizi karaya çıkararak kurtarınca yüz çevirirsiniz. Zaten insan pek nankördür.
Âyet 68
Cüz 15 • Sayfa 289
أَفَأَمِنتُمْ أَن يَخْسِفَ بِكُمْ جَانِبَ ٱلْبَرِّ أَوْ يُرْسِلَ عَلَيْكُمْ حَاصِبًۭا ثُمَّ لَا تَجِدُوا۟ لَكُمْ وَكِيلًا ﴿68﴾
أَفَأَمِنتُمْ
أَن
يَخْسِفَ
بِكُمْ
جَانِبَ
ٱلْبَرِّ
أَوْ
يُرْسِلَ
عَلَيْكُمْ
حَاصِبًۭا
ثُمَّ
لَا
تَجِدُوا۟
لَكُمْ
وَكِيلًا
Onun karada da, sizi yere batırmasından veya başınıza taş yağdırmasından güvende misiniz? Sonra kendinize bir koruyucu da bulamazsınız.
Âyet 69
Cüz 15 • Sayfa 289
أَمْ أَمِنتُمْ أَن يُعِيدَكُمْ فِيهِ تَارَةً أُخْرَىٰ فَيُرْسِلَ عَلَيْكُمْ قَاصِفًۭا مِّنَ ٱلرِّيحِ فَيُغْرِقَكُم بِمَا كَفَرْتُمْ ۙ ثُمَّ لَا تَجِدُوا۟ لَكُمْ عَلَيْنَا بِهِۦ تَبِيعًۭا ﴿69﴾
أَمْ
أَمِنتُمْ
أَن
يُعِيدَكُمْ
فِيهِ
تَارَةً
أُخْرَىٰ
فَيُرْسِلَ
عَلَيْكُمْ
قَاصِفًۭا
مِّنَ
ٱلرِّيحِ
فَيُغْرِقَكُم
بِمَا
كَفَرْتُمْ
ۙ
ثُمَّ
لَا
تَجِدُوا۟
لَكُمْ
عَلَيْنَا
بِهِۦ
تَبِيعًۭا
Yoksa sizi tekrar denize döndürüp, üzerinize ortalığı yıkan bir fırtına gönderip, inkarlarınızdan ötürü sizi suda boğmasından güvende misiniz? O zaman bize soru soracak bir yardımcı da bulamazsınız.
Âyet 70
Cüz 15 • Sayfa 289
۞ وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَنِىٓ ءَادَمَ وَحَمَلْنَٰهُمْ فِى ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ وَرَزَقْنَٰهُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَفَضَّلْنَٰهُمْ عَلَىٰ كَثِيرٍۢ مِّمَّنْ خَلَقْنَا تَفْضِيلًۭا ﴿70﴾
۞
وَلَقَدْ
كَرَّمْنَا
بَنِىٓ
ءَادَمَ
وَحَمَلْنَٰهُمْ
فِى
ٱلْبَرِّ
وَٱلْبَحْرِ
وَرَزَقْنَٰهُم
مِّنَ
ٱلطَّيِّبَٰتِ
وَفَضَّلْنَٰهُمْ
عَلَىٰ
كَثِيرٍۢ
مِّمَّنْ
خَلَقْنَا
تَفْضِيلًۭا
And olsun ki, biz insanoğullarını şerefli kıldık, onların karada ve denizde gezmesini sağladık, temiz şeylerle onları rızıklandırdık, yaratıklarımızın pek çoğundan üstün kıldık.
Âyet 71
Cüz 15 • Sayfa 289
يَوْمَ نَدْعُوا۟ كُلَّ أُنَاسٍۭ بِإِمَٰمِهِمْ ۖ فَمَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَأُو۟لَٰٓئِكَ يَقْرَءُونَ كِتَٰبَهُمْ وَلَا يُظْلَمُونَ فَتِيلًۭا ﴿71﴾
يَوْمَ
نَدْعُوا۟
كُلَّ
أُنَاسٍۭ
بِإِمَٰمِهِمْ
ۖ
فَمَنْ
أُوتِىَ
كِتَٰبَهُۥ
بِيَمِينِهِۦ
فَأُو۟لَٰٓئِكَ
يَقْرَءُونَ
كِتَٰبَهُمْ
وَلَا
يُظْلَمُونَ
فَتِيلًۭا
Bir gün bütün insanları önderleriyle beraber çağırırız. O gün kitabı sağından verilenler, işte onlar kitablarını okurlar. Onlara kıl kadar haksizlik edilmez.
Âyet 72
Cüz 15 • Sayfa 289
وَمَن كَانَ فِى هَٰذِهِۦٓ أَعْمَىٰ فَهُوَ فِى ٱلْءَاخِرَةِ أَعْمَىٰ وَأَضَلُّ سَبِيلًۭا ﴿72﴾
وَمَن
كَانَ
فِى
هَٰذِهِۦٓ
أَعْمَىٰ
فَهُوَ
فِى
ٱلْءَاخِرَةِ
أَعْمَىٰ
وَأَضَلُّ
سَبِيلًۭا
Bu dünyada kalbi kör olan, ahirette de kör ve daha şaşkındır.
Âyet 73
Cüz 15 • Sayfa 289
وَإِن كَادُوا۟ لَيَفْتِنُونَكَ عَنِ ٱلَّذِىٓ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ لِتَفْتَرِىَ عَلَيْنَا غَيْرَهُۥ ۖ وَإِذًۭا لَّٱتَّخَذُوكَ خَلِيلًۭا ﴿73﴾
وَإِن
كَادُوا۟
لَيَفْتِنُونَكَ
عَنِ
ٱلَّذِىٓ
أَوْحَيْنَآ
إِلَيْكَ
لِتَفْتَرِىَ
عَلَيْنَا
غَيْرَهُۥ
ۖ
وَإِذًۭا
لَّٱتَّخَذُوكَ
خَلِيلًۭا
Seni, sana vahyettiğimizden ayırıp başka bir şeyi Bize karşı uydurman için uğraşırlar. O zaman seni dost edinirler.
Âyet 74
Cüz 15 • Sayfa 289
وَلَوْلَآ أَن ثَبَّتْنَٰكَ لَقَدْ كِدتَّ تَرْكَنُ إِلَيْهِمْ شَيْـًۭٔا قَلِيلًا ﴿74﴾
وَلَوْلَآ
أَن
ثَبَّتْنَٰكَ
لَقَدْ
كِدتَّ
تَرْكَنُ
إِلَيْهِمْ
شَيْـًۭٔا
قَلِيلًا
Sana sebat vermemiş olsaydık, and olsun ki, az da olsa onlara meyledecektin.
Âyet 75
Cüz 15 • Sayfa 289
إِذًۭا لَّأَذَقْنَٰكَ ضِعْفَ ٱلْحَيَوٰةِ وَضِعْفَ ٱلْمَمَاتِ ثُمَّ لَا تَجِدُ لَكَ عَلَيْنَا نَصِيرًۭا ﴿75﴾
إِذًۭا
لَّأَذَقْنَٰكَ
ضِعْفَ
ٱلْحَيَوٰةِ
وَضِعْفَ
ٱلْمَمَاتِ
ثُمَّ
لَا
تَجِدُ
لَكَ
عَلَيْنَا
نَصِيرًۭا
O takdirde sana, hayatın da ölümün de, kat kat azabını tattırırdık. Sonra bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.
Âyet 76
Cüz 15 • Sayfa 290
وَإِن كَادُوا۟ لَيَسْتَفِزُّونَكَ مِنَ ٱلْأَرْضِ لِيُخْرِجُوكَ مِنْهَا ۖ وَإِذًۭا لَّا يَلْبَثُونَ خِلَٰفَكَ إِلَّا قَلِيلًۭا ﴿76﴾
وَإِن
كَادُوا۟
لَيَسْتَفِزُّونَكَ
مِنَ
ٱلْأَرْضِ
لِيُخْرِجُوكَ
مِنْهَا
ۖ
وَإِذًۭا
لَّا
يَلْبَثُونَ
خِلَٰفَكَ
إِلَّا
قَلِيلًۭا
Memleketinden çıkarmak için seni nerdeyse zorlayacaklardı. O takdirde senin ardından onlar da pek az kalabilirlerdi.
Âyet 77
Cüz 15 • Sayfa 290
سُنَّةَ مَن قَدْ أَرْسَلْنَا قَبْلَكَ مِن رُّسُلِنَا ۖ وَلَا تَجِدُ لِسُنَّتِنَا تَحْوِيلًا ﴿77﴾
سُنَّةَ
مَن
قَدْ
أَرْسَلْنَا
قَبْلَكَ
مِن
رُّسُلِنَا
ۖ
وَلَا
تَجِدُ
لِسُنَّتِنَا
تَحْوِيلًا
Bu, senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize de uyguladığımız yasadır. Sen bizim yasamızda değişiklik bulamazsın.
Âyet 78
Cüz 15 • Sayfa 290
أَقِمِ ٱلصَّلَوٰةَ لِدُلُوكِ ٱلشَّمْسِ إِلَىٰ غَسَقِ ٱلَّيْلِ وَقُرْءَانَ ٱلْفَجْرِ ۖ إِنَّ قُرْءَانَ ٱلْفَجْرِ كَانَ مَشْهُودًۭا ﴿78﴾
أَقِمِ
ٱلصَّلَوٰةَ
لِدُلُوكِ
ٱلشَّمْسِ
إِلَىٰ
غَسَقِ
ٱلَّيْلِ
وَقُرْءَانَ
ٱلْفَجْرِ
ۖ
إِنَّ
قُرْءَانَ
ٱلْفَجْرِ
كَانَ
مَشْهُودًۭا
Güneşin batıya yönelmesinden gecenin kararmasına kadar namaz kıl; sabah vakti de namaz kıl, zira sabah namazına melekler şahit olur.
Âyet 79
Cüz 15 • Sayfa 290
وَمِنَ ٱلَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِهِۦ نَافِلَةًۭ لَّكَ عَسَىٰٓ أَن يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًۭا مَّحْمُودًۭا ﴿79﴾
وَمِنَ
ٱلَّيْلِ
فَتَهَجَّدْ
بِهِۦ
نَافِلَةًۭ
لَّكَ
عَسَىٰٓ
أَن
يَبْعَثَكَ
رَبُّكَ
مَقَامًۭا
مَّحْمُودًۭا
Geceleyin uyanıp, yalnız sana mahsus olarak fazladan namaz kıl. Belki de Rabbin seni övülecek makama yükseltir.
Âyet 80
Cüz 15 • Sayfa 290
وَقُل رَّبِّ أَدْخِلْنِى مُدْخَلَ صِدْقٍۢ وَأَخْرِجْنِى مُخْرَجَ صِدْقٍۢ وَٱجْعَل لِّى مِن لَّدُنكَ سُلْطَٰنًۭا نَّصِيرًۭا ﴿80﴾
وَقُل
رَّبِّ
أَدْخِلْنِى
مُدْخَلَ
صِدْقٍۢ
وَأَخْرِجْنِى
مُخْرَجَ
صِدْقٍۢ
وَٱجْعَل
لِّى
مِن
لَّدُنكَ
سُلْطَٰنًۭا
نَّصِيرًۭا
De ki: "Rabbim! Beni dahil edeceğin yere hoşnutluk ve esenlikle dahil et; çıkaracağın yerden de hoşnutluk ve esenlikle çıkar. Katından beni destekleyecek bir kuvvet ver."
Âyet 81
Cüz 15 • Sayfa 290
وَقُلْ جَآءَ ٱلْحَقُّ وَزَهَقَ ٱلْبَٰطِلُ ۚ إِنَّ ٱلْبَٰطِلَ كَانَ زَهُوقًۭا ﴿81﴾
وَقُلْ
جَآءَ
ٱلْحَقُّ
وَزَهَقَ
ٱلْبَٰطِلُ
ۚ
إِنَّ
ٱلْبَٰطِلَ
كَانَ
زَهُوقًۭا
De ki: "Hak geldi, batıl ortadan kalkmaya mahkumdur."
Âyet 82
Cüz 15 • Sayfa 290
وَنُنَزِّلُ مِنَ ٱلْقُرْءَانِ مَا هُوَ شِفَآءٌۭ وَرَحْمَةٌۭ لِّلْمُؤْمِنِينَ ۙ وَلَا يَزِيدُ ٱلظَّٰلِمِينَ إِلَّا خَسَارًۭا ﴿82﴾
وَنُنَزِّلُ
مِنَ
ٱلْقُرْءَانِ
مَا
هُوَ
شِفَآءٌۭ
وَرَحْمَةٌۭ
لِّلْمُؤْمِنِينَ
ۙ
وَلَا
يَزِيدُ
ٱلظَّٰلِمِينَ
إِلَّا
خَسَارًۭا
Kuran'dan inananlara rahmet ve şifa olan şeyler indiriyoruz. O, zalimlerin ise sadece kaybını artırır.
Âyet 83
Cüz 15 • Sayfa 290
وَإِذَآ أَنْعَمْنَا عَلَى ٱلْإِنسَٰنِ أَعْرَضَ وَنَـَٔا بِجَانِبِهِۦ ۖ وَإِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ كَانَ يَـُٔوسًۭا ﴿83﴾
وَإِذَآ
أَنْعَمْنَا
عَلَى
ٱلْإِنسَٰنِ
أَعْرَضَ
وَنَـَٔا
بِجَانِبِهِۦ
ۖ
وَإِذَا
مَسَّهُ
ٱلشَّرُّ
كَانَ
يَـُٔوسًۭا
İnsana nimet verdiğimiz zaman yüz çevirerek yan çizer; başına bir kötülük gelince de yese düşer.
Âyet 84
Cüz 15 • Sayfa 290
قُلْ كُلٌّۭ يَعْمَلُ عَلَىٰ شَاكِلَتِهِۦ فَرَبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَنْ هُوَ أَهْدَىٰ سَبِيلًۭا ﴿84﴾
قُلْ
كُلٌّۭ
يَعْمَلُ
عَلَىٰ
شَاكِلَتِهِۦ
فَرَبُّكُمْ
أَعْلَمُ
بِمَنْ
هُوَ
أَهْدَىٰ
سَبِيلًۭا
De ki: "Herkes yaradılışına göre davranır. Rabbiniz kimin en doğru yolda olduğunu bilir."
Âyet 85
Cüz 15 • Sayfa 290
وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلرُّوحِ ۖ قُلِ ٱلرُّوحُ مِنْ أَمْرِ رَبِّى وَمَآ أُوتِيتُم مِّنَ ٱلْعِلْمِ إِلَّا قَلِيلًۭا ﴿85﴾
وَيَسْـَٔلُونَكَ
عَنِ
ٱلرُّوحِ
ۖ
قُلِ
ٱلرُّوحُ
مِنْ
أَمْرِ
رَبِّى
وَمَآ
أُوتِيتُم
مِّنَ
ٱلْعِلْمِ
إِلَّا
قَلِيلًۭا
Sana ruhun ne olduğunu soruyorlar, de ki: "Ruh, Rabbimin emrinden ibarettir. Bu hususta size pek az bilgi verilmiştir."
Âyet 86
Cüz 15 • Sayfa 290
وَلَئِن شِئْنَا لَنَذْهَبَنَّ بِٱلَّذِىٓ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ ثُمَّ لَا تَجِدُ لَكَ بِهِۦ عَلَيْنَا وَكِيلًا ﴿86﴾
وَلَئِن
شِئْنَا
لَنَذْهَبَنَّ
بِٱلَّذِىٓ
أَوْحَيْنَآ
إِلَيْكَ
ثُمَّ
لَا
تَجِدُ
لَكَ
بِهِۦ
عَلَيْنَا
وَكِيلًا
Dileseydik and olsun ki, sana vahyettiğimizi alıp götürürdük. Sonra bize karşı duracak bir vekil de bulamazdın.
Âyet 87
Cüz 15 • Sayfa 291
إِلَّا رَحْمَةًۭ مِّن رَّبِّكَ ۚ إِنَّ فَضْلَهُۥ كَانَ عَلَيْكَ كَبِيرًۭا ﴿87﴾
إِلَّا
رَحْمَةًۭ
مِّن
رَّبِّكَ
ۚ
إِنَّ
فَضْلَهُۥ
كَانَ
عَلَيْكَ
كَبِيرًۭا
Bunu yapmayışı ancak Rabbinin sana merhamet etmesindendir. Çünkü O'nun sana olan nimeti büyüktür.
Âyet 88
Cüz 15 • Sayfa 291
قُل لَّئِنِ ٱجْتَمَعَتِ ٱلْإِنسُ وَٱلْجِنُّ عَلَىٰٓ أَن يَأْتُوا۟ بِمِثْلِ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ لَا يَأْتُونَ بِمِثْلِهِۦ وَلَوْ كَانَ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍۢ ظَهِيرًۭا ﴿88﴾
قُل
لَّئِنِ
ٱجْتَمَعَتِ
ٱلْإِنسُ
وَٱلْجِنُّ
عَلَىٰٓ
أَن
يَأْتُوا۟
بِمِثْلِ
هَٰذَا
ٱلْقُرْءَانِ
لَا
يَأْتُونَ
بِمِثْلِهِۦ
وَلَوْ
كَانَ
بَعْضُهُمْ
لِبَعْضٍۢ
ظَهِيرًۭا
De ki: "İnsanlar ve cinler, birbirine yardımcı olarak bu Kuran'ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler, and olsun ki, yine de benzerini ortaya koyamazlar."
Âyet 89
Cüz 15 • Sayfa 291
وَلَقَدْ صَرَّفْنَا لِلنَّاسِ فِى هَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ مِن كُلِّ مَثَلٍۢ فَأَبَىٰٓ أَكْثَرُ ٱلنَّاسِ إِلَّا كُفُورًۭا ﴿89﴾
وَلَقَدْ
صَرَّفْنَا
لِلنَّاسِ
فِى
هَٰذَا
ٱلْقُرْءَانِ
مِن
كُلِّ
مَثَلٍۢ
فَأَبَىٰٓ
أَكْثَرُ
ٱلنَّاسِ
إِلَّا
كُفُورًۭا
And olsun ki, biz Kuran'da insanlara türlü türlü misal gösterip açıkladık. Öyleyken insanların çoğu nankör olmakta direndiler.
Âyet 90
Cüz 15 • Sayfa 291
وَقَالُوا۟ لَن نُّؤْمِنَ لَكَ حَتَّىٰ تَفْجُرَ لَنَا مِنَ ٱلْأَرْضِ يَنۢبُوعًا ﴿90﴾
وَقَالُوا۟
لَن
نُّؤْمِنَ
لَكَ
حَتَّىٰ
تَفْجُرَ
لَنَا
مِنَ
ٱلْأَرْضِ
يَنۢبُوعًا
Şöyle söylediler: "Bize, yerden kaynaklar fışkırtmadıkça sana inanmayacağız",
Âyet 91
Cüz 15 • Sayfa 291
أَوْ تَكُونَ لَكَ جَنَّةٌۭ مِّن نَّخِيلٍۢ وَعِنَبٍۢ فَتُفَجِّرَ ٱلْأَنْهَٰرَ خِلَٰلَهَا تَفْجِيرًا ﴿91﴾
أَوْ
تَكُونَ
لَكَ
جَنَّةٌۭ
مِّن
نَّخِيلٍۢ
وَعِنَبٍۢ
فَتُفَجِّرَ
ٱلْأَنْهَٰرَ
خِلَٰلَهَا
تَفْجِيرًا
"Veya hurmalıkların, bağların olup, aralarında ırmaklar akıtmalısın."
Âyet 92
Cüz 15 • Sayfa 291
أَوْ تُسْقِطَ ٱلسَّمَآءَ كَمَا زَعَمْتَ عَلَيْنَا كِسَفًا أَوْ تَأْتِىَ بِٱللَّهِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةِ قَبِيلًا ﴿92﴾
أَوْ
تُسْقِطَ
ٱلسَّمَآءَ
كَمَا
زَعَمْتَ
عَلَيْنَا
كِسَفًا
أَوْ
تَأْتِىَ
بِٱللَّهِ
وَٱلْمَلَٰٓئِكَةِ
قَبِيلًا
"Yahut da iddia ettiğin gibi, göğü tepemize parça parça düşürmeli, ya da Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmelisin."
Âyet 93
Cüz 15 • Sayfa 291
أَوْ يَكُونَ لَكَ بَيْتٌۭ مِّن زُخْرُفٍ أَوْ تَرْقَىٰ فِى ٱلسَّمَآءِ وَلَن نُّؤْمِنَ لِرُقِيِّكَ حَتَّىٰ تُنَزِّلَ عَلَيْنَا كِتَٰبًۭا نَّقْرَؤُهُۥ ۗ قُلْ سُبْحَانَ رَبِّى هَلْ كُنتُ إِلَّا بَشَرًۭا رَّسُولًۭا ﴿93﴾
أَوْ
يَكُونَ
لَكَ
بَيْتٌۭ
مِّن
زُخْرُفٍ
أَوْ
تَرْقَىٰ
فِى
ٱلسَّمَآءِ
وَلَن
نُّؤْمِنَ
لِرُقِيِّكَ
حَتَّىٰ
تُنَزِّلَ
عَلَيْنَا
كِتَٰبًۭا
نَّقْرَؤُهُۥ
ۗ
قُلْ
سُبْحَانَ
رَبِّى
هَلْ
كُنتُ
إِلَّا
بَشَرًۭا
رَّسُولًۭا
"Veya altın bir evin olmalı, yahut göğe yükselmelisin ama oradan okuyacağımız bir kitap indirmezsen yine o yükselmene inanmayacağız." De ki: "Fesubhanallah! Ben peygamber olan bir insandan başka bir şey miyim? "
Âyet 94
Cüz 15 • Sayfa 291
وَمَا مَنَعَ ٱلنَّاسَ أَن يُؤْمِنُوٓا۟ إِذْ جَآءَهُمُ ٱلْهُدَىٰٓ إِلَّآ أَن قَالُوٓا۟ أَبَعَثَ ٱللَّهُ بَشَرًۭا رَّسُولًۭا ﴿94﴾
وَمَا
مَنَعَ
ٱلنَّاسَ
أَن
يُؤْمِنُوٓا۟
إِذْ
جَآءَهُمُ
ٱلْهُدَىٰٓ
إِلَّآ
أَن
قَالُوٓا۟
أَبَعَثَ
ٱللَّهُ
بَشَرًۭا
رَّسُولًۭا
İnsanlara doğruluk rehberi geldiği zaman, inanmalarına engel olan, sadece: "Allah peygamber olarak bir insan mı gönderdi?" demiş olmalarıdır.
Âyet 95
Cüz 15 • Sayfa 291
قُل لَّوْ كَانَ فِى ٱلْأَرْضِ مَلَٰٓئِكَةٌۭ يَمْشُونَ مُطْمَئِنِّينَ لَنَزَّلْنَا عَلَيْهِم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ مَلَكًۭا رَّسُولًۭا ﴿95﴾
قُل
لَّوْ
كَانَ
فِى
ٱلْأَرْضِ
مَلَٰٓئِكَةٌۭ
يَمْشُونَ
مُطْمَئِنِّينَ
لَنَزَّلْنَا
عَلَيْهِم
مِّنَ
ٱلسَّمَآءِ
مَلَكًۭا
رَّسُولًۭا
De ki: "Yeryüzünde yerleşip dolaşanlar melek olsalardı, biz de onlara gökten peygamber olarak bir melek gönderirdik."
Âyet 96
Cüz 15 • Sayfa 291
قُلْ كَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدًۢا بَيْنِى وَبَيْنَكُمْ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ بِعِبَادِهِۦ خَبِيرًۢا بَصِيرًۭا ﴿96﴾
قُلْ
كَفَىٰ
بِٱللَّهِ
شَهِيدًۢا
بَيْنِى
وَبَيْنَكُمْ
ۚ
إِنَّهُۥ
كَانَ
بِعِبَادِهِۦ
خَبِيرًۢا
بَصِيرًۭا
De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Doğrusu O, kullarını görür, haberdardır."
Âyet 97
Cüz 15 • Sayfa 292
وَمَن يَهْدِ ٱللَّهُ فَهُوَ ٱلْمُهْتَدِ ۖ وَمَن يُضْلِلْ فَلَن تَجِدَ لَهُمْ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِهِۦ ۖ وَنَحْشُرُهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمْ عُمْيًۭا وَبُكْمًۭا وَصُمًّۭا ۖ مَّأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ ۖ كُلَّمَا خَبَتْ زِدْنَٰهُمْ سَعِيرًۭا ﴿97﴾
وَمَن
يَهْدِ
ٱللَّهُ
فَهُوَ
ٱلْمُهْتَدِ
ۖ
وَمَن
يُضْلِلْ
فَلَن
تَجِدَ
لَهُمْ
أَوْلِيَآءَ
مِن
دُونِهِۦ
ۖ
وَنَحْشُرُهُمْ
يَوْمَ
ٱلْقِيَٰمَةِ
عَلَىٰ
وُجُوهِهِمْ
عُمْيًۭا
وَبُكْمًۭا
وَصُمًّۭا
ۖ
مَّأْوَىٰهُمْ
جَهَنَّمُ
ۖ
كُلَّمَا
خَبَتْ
زِدْنَٰهُمْ
سَعِيرًۭا
Allah'ın doğru yola eriştirdiği kimse hak yoldadır. Kimleri de saptırırsa, artık onlar için Allah'dan başka dostlar bulamazsın. Biz onları kıyamet günü yüzükoyun, körler, dilsizler ve sağırlar olarak haşrederiz. Varacakları yer cehennemdir. Onun ateşi ne zaman sönmeye yüz tutsa hemen alevini artırırız.
Âyet 98
Cüz 15 • Sayfa 292
ذَٰلِكَ جَزَآؤُهُم بِأَنَّهُمْ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَقَالُوٓا۟ أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمًۭا وَرُفَٰتًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ خَلْقًۭا جَدِيدًا ﴿98﴾
ذَٰلِكَ
جَزَآؤُهُم
بِأَنَّهُمْ
كَفَرُوا۟
بِـَٔايَٰتِنَا
وَقَالُوٓا۟
أَءِذَا
كُنَّا
عِظَٰمًۭا
وَرُفَٰتًا
أَءِنَّا
لَمَبْعُوثُونَ
خَلْقًۭا
جَدِيدًا
Bu, ayetlerimizi inkar etmelerinin ve: "Kemik ve ufalanmış toprak olduğumuzda mı yeniden dirileceğiz?" demelerinin cezasıdır.
Âyet 99
Cüz 15 • Sayfa 292
۞ أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّ ٱللَّهَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ قَادِرٌ عَلَىٰٓ أَن يَخْلُقَ مِثْلَهُمْ وَجَعَلَ لَهُمْ أَجَلًۭا لَّا رَيْبَ فِيهِ فَأَبَى ٱلظَّٰلِمُونَ إِلَّا كُفُورًۭا ﴿99﴾
۞
أَوَلَمْ
يَرَوْا۟
أَنَّ
ٱللَّهَ
ٱلَّذِى
خَلَقَ
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضَ
قَادِرٌ
عَلَىٰٓ
أَن
يَخْلُقَ
مِثْلَهُمْ
وَجَعَلَ
لَهُمْ
أَجَلًۭا
لَّا
رَيْبَ
فِيهِ
فَأَبَى
ٱلظَّٰلِمُونَ
إِلَّا
كُفُورًۭا
Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, onların benzerlerini de tekrar yaratmaya Kadir olduğunu görmezler mi? Onlar için şüphe götürmeyen bir süre tayin etmiştir. Öyleyken, zalimler, inkarcılıkta hala direnirler.
Âyet 100
Cüz 15 • Sayfa 292
قُل لَّوْ أَنتُمْ تَمْلِكُونَ خَزَآئِنَ رَحْمَةِ رَبِّىٓ إِذًۭا لَّأَمْسَكْتُمْ خَشْيَةَ ٱلْإِنفَاقِ ۚ وَكَانَ ٱلْإِنسَٰنُ قَتُورًۭا ﴿100﴾
قُل
لَّوْ
أَنتُمْ
تَمْلِكُونَ
خَزَآئِنَ
رَحْمَةِ
رَبِّىٓ
إِذًۭا
لَّأَمْسَكْتُمْ
خَشْيَةَ
ٱلْإِنفَاقِ
ۚ
وَكَانَ
ٱلْإِنسَٰنُ
قَتُورًۭا
De ki: "Rabbimin rahmet hazinelerine siz sahip olsaydınız, tükenir korkusuyla yine de cimrilik ederdiniz. Zaten insanlar pek cimridir."
Âyet 101
Cüz 15 • Sayfa 292
وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَىٰ تِسْعَ ءَايَٰتٍۭ بَيِّنَٰتٍۢ ۖ فَسْـَٔلْ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ إِذْ جَآءَهُمْ فَقَالَ لَهُۥ فِرْعَوْنُ إِنِّى لَأَظُنُّكَ يَٰمُوسَىٰ مَسْحُورًۭا ﴿101﴾
وَلَقَدْ
ءَاتَيْنَا
مُوسَىٰ
تِسْعَ
ءَايَٰتٍۭ
بَيِّنَٰتٍۢ
ۖ
فَسْـَٔلْ
بَنِىٓ
إِسْرَٰٓءِيلَ
إِذْ
جَآءَهُمْ
فَقَالَ
لَهُۥ
فِرْعَوْنُ
إِنِّى
لَأَظُنُّكَ
يَٰمُوسَىٰ
مَسْحُورًۭا
And olsun ki, Musa'ya dokuz tane apaçık mucize verdik. İsrailoğullarına sor, Musa onlara geldiğinde, Firavun kendisine: "Ey Musa! Ben seni büyülenmiş sanıyorum" demişti.
Âyet 102
Cüz 15 • Sayfa 292
قَالَ لَقَدْ عَلِمْتَ مَآ أَنزَلَ هَٰٓؤُلَآءِ إِلَّا رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ بَصَآئِرَ وَإِنِّى لَأَظُنُّكَ يَٰفِرْعَوْنُ مَثْبُورًۭا ﴿102﴾
قَالَ
لَقَدْ
عَلِمْتَ
مَآ
أَنزَلَ
هَٰٓؤُلَآءِ
إِلَّا
رَبُّ
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
بَصَآئِرَ
وَإِنِّى
لَأَظُنُّكَ
يَٰفِرْعَوْنُ
مَثْبُورًۭا
Musa da: "And olsun ki, bunları göklerin ve yerin Rabbinin açık belgeler olarak indirdiğini biliyorsun. Ey Firavun! Doğrusu senin mahvolacağını sanıyorum" demişti.
Âyet 103
Cüz 15 • Sayfa 292
فَأَرَادَ أَن يَسْتَفِزَّهُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ فَأَغْرَقْنَٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ جَمِيعًۭا ﴿103﴾
فَأَرَادَ
أَن
يَسْتَفِزَّهُم
مِّنَ
ٱلْأَرْضِ
فَأَغْرَقْنَٰهُ
وَمَن
مَّعَهُۥ
جَمِيعًۭا
Firavun bunun üzerine onları memleketten sürmek istedi. Biz de onu ve beraberindekilerin hepsini suda boğduk.
Âyet 104
Cüz 15 • Sayfa 292
وَقُلْنَا مِنۢ بَعْدِهِۦ لِبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱسْكُنُوا۟ ٱلْأَرْضَ فَإِذَا جَآءَ وَعْدُ ٱلْءَاخِرَةِ جِئْنَا بِكُمْ لَفِيفًۭا ﴿104﴾
وَقُلْنَا
مِنۢ
بَعْدِهِۦ
لِبَنِىٓ
إِسْرَٰٓءِيلَ
ٱسْكُنُوا۟
ٱلْأَرْضَ
فَإِذَا
جَآءَ
وَعْدُ
ٱلْءَاخِرَةِ
جِئْنَا
بِكُمْ
لَفِيفًۭا
Sonra İsrailoğullarına: "Bu memlekette siz oturun, kıyamet koptuğunda hepinizi bir araya getiririz." dedik.
Âyet 105
Cüz 15 • Sayfa 293
وَبِٱلْحَقِّ أَنزَلْنَٰهُ وَبِٱلْحَقِّ نَزَلَ ۗ وَمَآ أَرْسَلْنَٰكَ إِلَّا مُبَشِّرًۭا وَنَذِيرًۭا ﴿105﴾
وَبِٱلْحَقِّ
أَنزَلْنَٰهُ
وَبِٱلْحَقِّ
نَزَلَ
ۗ
وَمَآ
أَرْسَلْنَٰكَ
إِلَّا
مُبَشِّرًۭا
وَنَذِيرًۭا
Kuran'ı ancak hak olarak indirdik ve o da indiği gibi hak olarak kaldı. Seni de yalnız müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Âyet 106
Cüz 15 • Sayfa 293
وَقُرْءَانًۭا فَرَقْنَٰهُ لِتَقْرَأَهُۥ عَلَى ٱلنَّاسِ عَلَىٰ مُكْثٍۢ وَنَزَّلْنَٰهُ تَنزِيلًۭا ﴿106﴾
وَقُرْءَانًۭا
فَرَقْنَٰهُ
لِتَقْرَأَهُۥ
عَلَى
ٱلنَّاسِ
عَلَىٰ
مُكْثٍۢ
وَنَزَّلْنَٰهُ
تَنزِيلًۭا
Kuran'ı, insanlara ağır ağır okuman için, bölüm bölüm indirdik ve onu gerektikçe indirdik.
Âyet 107
Cüz 15 • Sayfa 293
قُلْ ءَامِنُوا۟ بِهِۦٓ أَوْ لَا تُؤْمِنُوٓا۟ ۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ مِن قَبْلِهِۦٓ إِذَا يُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ يَخِرُّونَ لِلْأَذْقَانِ سُجَّدًۭا ﴿107﴾
قُلْ
ءَامِنُوا۟
بِهِۦٓ
أَوْ
لَا
تُؤْمِنُوٓا۟
ۚ
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
أُوتُوا۟
ٱلْعِلْمَ
مِن
قَبْلِهِۦٓ
إِذَا
يُتْلَىٰ
عَلَيْهِمْ
يَخِرُّونَ
لِلْأَذْقَانِ
سُجَّدًۭا
De ki: "Kuran'a ister inanın, isten inanmayın, O'ndan önceki bilginlere o okunduğu zaman, yüzleri üzerine secdeye varırlar" ve "Rabbimiz münezzehtir. Rabbimiz'in sözü şüphesiz yerine gelecektir" derler.
Âyet 108
Cüz 15 • Sayfa 293
وَيَقُولُونَ سُبْحَٰنَ رَبِّنَآ إِن كَانَ وَعْدُ رَبِّنَا لَمَفْعُولًۭا ﴿108﴾
وَيَقُولُونَ
سُبْحَٰنَ
رَبِّنَآ
إِن
كَانَ
وَعْدُ
رَبِّنَا
لَمَفْعُولًۭا
De ki: "Kuran'a ister inanın, isten inanmayın, O'ndan önceki bilginlere o okunduğu zaman, yüzleri üzerine secdeye varırlar" ve "Rabbimiz münezzehtir. Rabbimiz'in sözü şüphesiz yerine gelecektir" derler.
وَيَخِرُّونَ لِلْأَذْقَانِ يَبْكُونَ وَيَزِيدُهُمْ خُشُوعًۭا ۩ ﴿109﴾
وَيَخِرُّونَ
لِلْأَذْقَانِ
يَبْكُونَ
وَيَزِيدُهُمْ
خُشُوعًۭا
۩
Ağlayarak yüz üstü yere kapanırlar; bu, onların gönüllerindeki saygıyı artırır.
Âyet 110
Cüz 15 • Sayfa 293
قُلِ ٱدْعُوا۟ ٱللَّهَ أَوِ ٱدْعُوا۟ ٱلرَّحْمَٰنَ ۖ أَيًّۭا مَّا تَدْعُوا۟ فَلَهُ ٱلْأَسْمَآءُ ٱلْحُسْنَىٰ ۚ وَلَا تَجْهَرْ بِصَلَاتِكَ وَلَا تُخَافِتْ بِهَا وَٱبْتَغِ بَيْنَ ذَٰلِكَ سَبِيلًۭا ﴿110﴾
قُلِ
ٱدْعُوا۟
ٱللَّهَ
أَوِ
ٱدْعُوا۟
ٱلرَّحْمَٰنَ
ۖ
أَيًّۭا
مَّا
تَدْعُوا۟
فَلَهُ
ٱلْأَسْمَآءُ
ٱلْحُسْنَىٰ
ۚ
وَلَا
تَجْهَرْ
بِصَلَاتِكَ
وَلَا
تُخَافِتْ
بِهَا
وَٱبْتَغِ
بَيْنَ
ذَٰلِكَ
سَبِيلًۭا
De ki: "İster Allah deyin, ister Rahman deyin, hangisini derseniz deyin, en güzel isimler O'nundur." Namaz kılarken sesini yükseltme, gizli de okuma, ikisi ortasında bir yol tut.
Âyet 111
Cüz 15 • Sayfa 293
وَقُلِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى لَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًۭا وَلَمْ يَكُن لَّهُۥ شَرِيكٌۭ فِى ٱلْمُلْكِ وَلَمْ يَكُن لَّهُۥ وَلِىٌّۭ مِّنَ ٱلذُّلِّ ۖ وَكَبِّرْهُ تَكْبِيرًۢا ﴿111﴾
وَقُلِ
ٱلْحَمْدُ
لِلَّهِ
ٱلَّذِى
لَمْ
يَتَّخِذْ
وَلَدًۭا
وَلَمْ
يَكُن
لَّهُۥ
شَرِيكٌۭ
فِى
ٱلْمُلْكِ
وَلَمْ
يَكُن
لَّهُۥ
وَلِىٌّۭ
مِّنَ
ٱلذُّلِّ
ۖ
وَكَبِّرْهُ
تَكْبِيرًۢا
De ki: "Hamd, çocuk edinmemiş olan, hükümranlığında ortağı bulunmayan, düşkün olmayıp yardımcıya da ihtiyaç göstermeyen Allah'a mahsustur." O'nu gereği gibi büyükle.
Sosyal Medya Kartı Oluşturucu 1000x1000 PNG