1. Giriş: Kur'ân Lugatı ve Dilbilimsel Miras
Kur'ân-ı Kerîm en fasih Kureyş lehçesiyle nâzil olmakla birlikte, diğer Arap kabilelerinin kelime hazinesinden ve arkaik kullanımlardan da unsurlar taşır. Bu durum, nüzûl döneminde dahi bazı kelimelerin manasının sahabe tarafından araştırılmasına yol açmış ve Garîbü'l-Kur'ân ilmini doğurmuştur.
2. İbn Abbas ve Şiirle İhticâc Geleneği
Abdullah b. Abbas (r.a.), Kur'ân'daki nâdir kelimeleri açıklarken Câhiliye dönemi şiirlerini şahit (istişhâd) getirmiştir. Nâfi b. el-Ezrak'ın İbn Abbas'a yönelttiği yüzlerce lügavî soruya verilen cevaplar, Arap şiirinin Kur'ân kelimelerini aydınlatmadaki eşsiz rolünü kanıtlamaktadır.
3. Vücûh ve Nezâir: Tek Lafız, Çok Anlam
Kur'ân'ın zengin semantik yapısının en bariz delili Vücûh ve Nezâir ilmidir. "Nezâir" lafızların benzerliğini, "Vücûh" ise aynı lafzın geçtiği yerlere göre yüklendiği farklı anlam vecihlerini ifade eder:
- Hudâ (Hidayet): Kur'ân'da bazen İslâm, bazen iman, bazen peygamberlik, bazen beyân/açıklama, bazen de tevfik anlamında kullanılmıştır.
- Salât: Bazen rükû ve secdeli namaz, bazen dua, bazen bağışlanma dileme, bazen de ibadethane (havra/kilise) manasına gelir.
4. Sonuç
Râgıb el-İsfahânî'nin el-Müfredât'ında billurlaşan bu miras, Kur'ân'ın kelime dünyasının tek boyutlu bir sözlük mantığıyla değil, çok katmanlı bir kavram ağıyla örüldüğünü ortaya koymaktadır.
Sosyal Medya Kartı Oluşturucu 1000x1000 PNG