İslâm medeniyetinde mimari, taşın ve harcın salt bir güç gösterisine dönüşmesi değil; Tevhid akîdesinin, fıtrat ahlakının ve kâinattaki kozmik dengenin mekâna tercüme edilmesidir. İslâm şehri; kibirli gökdelenlerin ve birbirinin güneşini kesen bencil yapıların değil; Kâbe'ye yönelen mihrapların, komşu hakkını gözeten cumbalı evlerin ve vakıf şefkatiyle yoğrulmuş külliyelerin ahengidir.
1. Külliye: Hayatın Mâbed Etrafında Örgütlenmesi
Klasik bir İslâm şehrinin kalbinde ulu cami ve onu çevreleyen Külliye yer alır. Külliye; ibadethaneyi medrese (üniversite), şifâhâne (hastane), imârethâne (aşevi), kütüphane, tabhâne (misafirhane) ve arasta (çarşı) ile birleştiren benzersiz bir sosyal refah adasıdır. Namaz kılmaya gelen bir mümin; aynı avluda ilim tahsil eden talebeleri görür, şifahanede tedavi olan garipleri ziyaret eder ve aşevinden herkesle birlikte nasiplenir.
2. Koca Sinan'ın Mühendislik ve Tevhid Felsefesi
Osmanlı başmimarı Mimar Sinan (1489-1588), çıraklık eseri Şehzadebaşı'ndan kalfalık eseri Süleymaniye'ye ve nihayet ustalık şaheseri Selimiye'ye uzanan çizgide, mimariyi metafizik bir idrake taşımıştır.
- Kubbelerin Birliği: Sinan'ın kubbe hiyerarşisi, kâinattaki vahdet (birlik) ilkesini sembolize eder. Merkezî kubbe ilâhî hâkimiyeti, yarım kubbeler ve pandantifler ise varlığın mertebelerini temsil eder.
- Işık Felsefesi: Edirne Selimiye Camii'nde yüzlerce pencereden süzülen doğal ışık, Nur Sûresi'nin "Allah göklerin ve yerin nurudur" sırrını iç mekânda tecelli ettirir.
- Statik ve Akustik Deha: Horasan harcı, elastik zemin kazıkları ve akustiği sağlayan oyuk küpler; asırlardır depremlere meydan okuyan bir mühendislik mucizesidir.
Sosyal Medya Kartı Oluşturucu 1000x1000 PNG