Kârî:
Sûre #54
Mekkî
İniş Sırası: 37
55 Âyet
القمر
Kamer Sûresi
Anlamı: Ay
Sûrenin Nüzul Sebebi ve Temel Mesajları (Tefsir Özeti)
▼ Göster / Gizle
Nüzul Ortamı: Kamer Sûresi Mekke-i Mükerreme döneminde nâzil olmuştur. Toplam 55 âyet-i kerîmeden müteşekkildir.
Tefsir ve Muhteva: Sûre, adını "Ay" manasına gelen lafızdan almaktadır. Cenâb-ı Hakk'ın kudretini, mü'minlerin ahlakî mükellefiyetlerini, takvâ ve tevhidi öğütler.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Âyet 1
Cüz 27 • Sayfa 528
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱقْتَرَبَتِ ٱلسَّاعَةُ وَٱنشَقَّ ٱلْقَمَرُ ﴿1﴾
بِسْمِ
ٱللَّهِ
ٱلرَّحْمَٰنِ
ٱلرَّحِيمِ
ٱقْتَرَبَتِ
ٱلسَّاعَةُ
وَٱنشَقَّ
ٱلْقَمَرُ
Kıyamet saati yaklaşır, ay yarılır; onlar bir delil görünce hala yüz çevirirler ve: "Süregelen bir sihir" derler.
Âyet 2
Cüz 27 • Sayfa 528
وَإِن يَرَوْا۟ ءَايَةًۭ يُعْرِضُوا۟ وَيَقُولُوا۟ سِحْرٌۭ مُّسْتَمِرٌّۭ ﴿2﴾
وَإِن
يَرَوْا۟
ءَايَةًۭ
يُعْرِضُوا۟
وَيَقُولُوا۟
سِحْرٌۭ
مُّسْتَمِرٌّۭ
Kıyamet saati yaklaşır, ay yarılır; onlar bir delil görünce hala yüz çevirirler ve: "Süregelen bir sihir" derler.
Âyet 3
Cüz 27 • Sayfa 528
وَكَذَّبُوا۟ وَٱتَّبَعُوٓا۟ أَهْوَآءَهُمْ ۚ وَكُلُّ أَمْرٍۢ مُّسْتَقِرٌّۭ ﴿3﴾
وَكَذَّبُوا۟
وَٱتَّبَعُوٓا۟
أَهْوَآءَهُمْ
ۚ
وَكُلُّ
أَمْرٍۢ
مُّسْتَقِرٌّۭ
Yalanlarlar da kendi heveslerine uyarlar. Ama her işin karar kılacağı bir sonucu vardır.
Âyet 4
Cüz 27 • Sayfa 528
وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّنَ ٱلْأَنۢبَآءِ مَا فِيهِ مُزْدَجَرٌ ﴿4﴾
وَلَقَدْ
جَآءَهُم
مِّنَ
ٱلْأَنۢبَآءِ
مَا
فِيهِ
مُزْدَجَرٌ
And olsun ki, onları bu hallerinden vazgeçirecek nice haberler gelmiştir.
Âyet 5
Cüz 27 • Sayfa 528
حِكْمَةٌۢ بَٰلِغَةٌۭ ۖ فَمَا تُغْنِ ٱلنُّذُرُ ﴿5﴾
حِكْمَةٌۢ
بَٰلِغَةٌۭ
ۖ
فَمَا
تُغْنِ
ٱلنُّذُرُ
Bu haberlerin her birinde üstün hikmet vardır; ama uyarmalar fayda vermiyor.
Âyet 6
Cüz 27 • Sayfa 528
فَتَوَلَّ عَنْهُمْ ۘ يَوْمَ يَدْعُ ٱلدَّاعِ إِلَىٰ شَىْءٍۢ نُّكُرٍ ﴿6﴾
فَتَوَلَّ
عَنْهُمْ
ۘ
يَوْمَ
يَدْعُ
ٱلدَّاعِ
إِلَىٰ
شَىْءٍۢ
نُّكُرٍ
Öyleyse onlardan yüz çevir; çağıran, görülmemiş ve tanınmamış bir şeye çağırdığı gün;
Âyet 7
Cüz 27 • Sayfa 529
خُشَّعًا أَبْصَٰرُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ ٱلْأَجْدَاثِ كَأَنَّهُمْ جَرَادٌۭ مُّنتَشِرٌۭ ﴿7﴾
خُشَّعًا
أَبْصَٰرُهُمْ
يَخْرُجُونَ
مِنَ
ٱلْأَجْدَاثِ
كَأَنَّهُمْ
جَرَادٌۭ
مُّنتَشِرٌۭ
Gözleri dalgın dalgın, çekirgeler gibi yayılmış, o çağırana koşarak kabirlerden çıkarlar. İnkarcılar: "Bu, zorlu bir gündür" derler.
Âyet 8
Cüz 27 • Sayfa 529
مُّهْطِعِينَ إِلَى ٱلدَّاعِ ۖ يَقُولُ ٱلْكَٰفِرُونَ هَٰذَا يَوْمٌ عَسِرٌۭ ﴿8﴾
مُّهْطِعِينَ
إِلَى
ٱلدَّاعِ
ۖ
يَقُولُ
ٱلْكَٰفِرُونَ
هَٰذَا
يَوْمٌ
عَسِرٌۭ
Gözleri dalgın dalgın, çekirgeler gibi yayılmış, o çağırana koşarak kabirlerden çıkarlar. İnkarcılar: "Bu, zorlu bir gündür" derler.
Âyet 9
Cüz 27 • Sayfa 529
۞ كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍۢ فَكَذَّبُوا۟ عَبْدَنَا وَقَالُوا۟ مَجْنُونٌۭ وَٱزْدُجِرَ ﴿9﴾
۞
كَذَّبَتْ
قَبْلَهُمْ
قَوْمُ
نُوحٍۢ
فَكَذَّبُوا۟
عَبْدَنَا
وَقَالُوا۟
مَجْنُونٌۭ
وَٱزْدُجِرَ
Bu ortak koşanlardan önce Nuh milleti de yalanlamış, kulumuzu yalanlayarak: "Delidir" demişlerdi, yolu kesilmişti.
Âyet 10
Cüz 27 • Sayfa 529
فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَغْلُوبٌۭ فَٱنتَصِرْ ﴿10﴾
فَدَعَا
رَبَّهُۥٓ
أَنِّى
مَغْلُوبٌۭ
فَٱنتَصِرْ
O da: "Ben yenildim, bana yardım et" diye Rabbine yalvarmıştı.
Âyet 11
Cüz 27 • Sayfa 529
فَفَتَحْنَآ أَبْوَٰبَ ٱلسَّمَآءِ بِمَآءٍۢ مُّنْهَمِرٍۢ ﴿11﴾
فَفَتَحْنَآ
أَبْوَٰبَ
ٱلسَّمَآءِ
بِمَآءٍۢ
مُّنْهَمِرٍۢ
Biz de bunun üzerine gök kapılarını boşanan sularla açtık.
Âyet 12
Cüz 27 • Sayfa 529
وَفَجَّرْنَا ٱلْأَرْضَ عُيُونًۭا فَٱلْتَقَى ٱلْمَآءُ عَلَىٰٓ أَمْرٍۢ قَدْ قُدِرَ ﴿12﴾
وَفَجَّرْنَا
ٱلْأَرْضَ
عُيُونًۭا
فَٱلْتَقَى
ٱلْمَآءُ
عَلَىٰٓ
أَمْرٍۢ
قَدْ
قُدِرَ
Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık; her iki su, takdir edilen bir ölçüye göre birleşti.
Âyet 13
Cüz 27 • Sayfa 529
وَحَمَلْنَٰهُ عَلَىٰ ذَاتِ أَلْوَٰحٍۢ وَدُسُرٍۢ ﴿13﴾
وَحَمَلْنَٰهُ
عَلَىٰ
ذَاتِ
أَلْوَٰحٍۢ
وَدُسُرٍۢ
Onu, tahtadan yapılmış, mıhla çakılmış bir gemiye bindirdik; inkar edilmiş olan Nuh'a mükafat olarak verdiğimiz gemi nezaretimiz altında yüzüyordu.
Âyet 14
Cüz 27 • Sayfa 529
تَجْرِى بِأَعْيُنِنَا جَزَآءًۭ لِّمَن كَانَ كُفِرَ ﴿14﴾
تَجْرِى
بِأَعْيُنِنَا
جَزَآءًۭ
لِّمَن
كَانَ
كُفِرَ
Onu, tahtadan yapılmış, mıhla çakılmış bir gemiye bindirdik; inkar edilmiş olan Nuh'a mükafat olarak verdiğimiz gemi nezaretimiz altında yüzüyordu.
Âyet 15
Cüz 27 • Sayfa 529
وَلَقَد تَّرَكْنَٰهَآ ءَايَةًۭ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍۢ ﴿15﴾
وَلَقَد
تَّرَكْنَٰهَآ
ءَايَةًۭ
فَهَلْ
مِن
مُّدَّكِرٍۢ
And olsun ki Biz, o gemiyi bir ibret olarak bıraktık; öğüt alan yok mudur?
Âyet 16
Cüz 27 • Sayfa 529
فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ ﴿16﴾
فَكَيْفَ
كَانَ
عَذَابِى
وَنُذُرِ
Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
Âyet 17
Cüz 27 • Sayfa 529
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍۢ ﴿17﴾
وَلَقَدْ
يَسَّرْنَا
ٱلْقُرْءَانَ
لِلذِّكْرِ
فَهَلْ
مِن
مُّدَّكِرٍۢ
And olsun ki Kuran'ı, öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?
Âyet 18
Cüz 27 • Sayfa 529
كَذَّبَتْ عَادٌۭ فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ ﴿18﴾
كَذَّبَتْ
عَادٌۭ
فَكَيْفَ
كَانَ
عَذَابِى
وَنُذُرِ
Ad milleti peygamberini yalanlamıştı; Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
Âyet 19
Cüz 27 • Sayfa 529
إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًۭا صَرْصَرًۭا فِى يَوْمِ نَحْسٍۢ مُّسْتَمِرٍّۢ ﴿19﴾
إِنَّآ
أَرْسَلْنَا
عَلَيْهِمْ
رِيحًۭا
صَرْصَرًۭا
فِى
يَوْمِ
نَحْسٍۢ
مُّسْتَمِرٍّۢ
Nitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam eden bir günde gönderdik.
Âyet 20
Cüz 27 • Sayfa 529
تَنزِعُ ٱلنَّاسَ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍۢ مُّنقَعِرٍۢ ﴿20﴾
تَنزِعُ
ٱلنَّاسَ
كَأَنَّهُمْ
أَعْجَازُ
نَخْلٍۢ
مُّنقَعِرٍۢ
Nitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam eden bir günde gönderdik.
Âyet 21
Cüz 27 • Sayfa 529
فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ ﴿21﴾
فَكَيْفَ
كَانَ
عَذَابِى
وَنُذُرِ
Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
Âyet 22
Cüz 27 • Sayfa 529
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍۢ ﴿22﴾
وَلَقَدْ
يَسَّرْنَا
ٱلْقُرْءَانَ
لِلذِّكْرِ
فَهَلْ
مِن
مُّدَّكِرٍۢ
And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?
Âyet 23
Cüz 27 • Sayfa 529
كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِٱلنُّذُرِ ﴿23﴾
كَذَّبَتْ
ثَمُودُ
بِٱلنُّذُرِ
Semud milleti uyaran peygamberleri yalanladı.
Âyet 24
Cüz 27 • Sayfa 529
فَقَالُوٓا۟ أَبَشَرًۭا مِّنَّا وَٰحِدًۭا نَّتَّبِعُهُۥٓ إِنَّآ إِذًۭا لَّفِى ضَلَٰلٍۢ وَسُعُرٍ ﴿24﴾
فَقَالُوٓا۟
أَبَشَرًۭا
مِّنَّا
وَٰحِدًۭا
نَّتَّبِعُهُۥٓ
إِنَّآ
إِذًۭا
لَّفِى
ضَلَٰلٍۢ
وَسُعُرٍ
"İçimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz sapıklık ve delilik etmiş oluruz. Kitap, aramızda, ona mı verilmiş? Hayır, o pek yalancı ve şımarığın biridir" dediler.
Âyet 25
Cüz 27 • Sayfa 529
أَءُلْقِىَ ٱلذِّكْرُ عَلَيْهِ مِنۢ بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرٌۭ ﴿25﴾
أَءُلْقِىَ
ٱلذِّكْرُ
عَلَيْهِ
مِنۢ
بَيْنِنَا
بَلْ
هُوَ
كَذَّابٌ
أَشِرٌۭ
"İçimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz sapıklık ve delilik etmiş oluruz. Kitap, aramızda, ona mı verilmiş? Hayır, o pek yalancı ve şımarığın biridir" dediler.
Âyet 26
Cüz 27 • Sayfa 529
سَيَعْلَمُونَ غَدًۭا مَّنِ ٱلْكَذَّابُ ٱلْأَشِرُ ﴿26﴾
سَيَعْلَمُونَ
غَدًۭا
مَّنِ
ٱلْكَذَّابُ
ٱلْأَشِرُ
Yarın, kimin pek yalancı ve şımarık olduğunu bileceklerdir.
Âyet 27
Cüz 27 • Sayfa 529
إِنَّا مُرْسِلُوا۟ ٱلنَّاقَةِ فِتْنَةًۭ لَّهُمْ فَٱرْتَقِبْهُمْ وَٱصْطَبِرْ ﴿27﴾
إِنَّا
مُرْسِلُوا۟
ٱلنَّاقَةِ
فِتْنَةًۭ
لَّهُمْ
فَٱرْتَقِبْهُمْ
وَٱصْطَبِرْ
Doğrusu, onları denemek üzere dişi deveyi gönderen Biziz. Salih'e şöyle demiştik: "Onları gözetle ve sabret;
Âyet 28
Cüz 27 • Sayfa 530
وَنَبِّئْهُمْ أَنَّ ٱلْمَآءَ قِسْمَةٌۢ بَيْنَهُمْ ۖ كُلُّ شِرْبٍۢ مُّحْتَضَرٌۭ ﴿28﴾
وَنَبِّئْهُمْ
أَنَّ
ٱلْمَآءَ
قِسْمَةٌۢ
بَيْنَهُمْ
ۖ
كُلُّ
شِرْبٍۢ
مُّحْتَضَرٌۭ
Onlara, sıralarına göre suyun kendileriyle o deve aralarında pay edilmiş olunduğunu söyle."
Âyet 29
Cüz 27 • Sayfa 530
فَنَادَوْا۟ صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطَىٰ فَعَقَرَ ﴿29﴾
فَنَادَوْا۟
صَاحِبَهُمْ
فَتَعَاطَىٰ
فَعَقَرَ
Ama bir arkadaşlarını çağırdılar, o da kılıcını alarak deveyi kesti.
Âyet 30
Cüz 27 • Sayfa 530
فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ ﴿30﴾
فَكَيْفَ
كَانَ
عَذَابِى
وَنُذُرِ
Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
Âyet 31
Cüz 27 • Sayfa 530
إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ صَيْحَةًۭ وَٰحِدَةًۭ فَكَانُوا۟ كَهَشِيمِ ٱلْمُحْتَظِرِ ﴿31﴾
إِنَّآ
أَرْسَلْنَا
عَلَيْهِمْ
صَيْحَةًۭ
وَٰحِدَةًۭ
فَكَانُوا۟
كَهَشِيمِ
ٱلْمُحْتَظِرِ
Nitekim üzerlerine bir çığlık gönderdik de, ağılcıların kullandığı kurumuş ot gibi oldular.
Âyet 32
Cüz 27 • Sayfa 530
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍۢ ﴿32﴾
وَلَقَدْ
يَسَّرْنَا
ٱلْقُرْءَانَ
لِلذِّكْرِ
فَهَلْ
مِن
مُّدَّكِرٍۢ
And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?
Âyet 33
Cüz 27 • Sayfa 530
كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍۭ بِٱلنُّذُرِ ﴿33﴾
كَذَّبَتْ
قَوْمُ
لُوطٍۭ
بِٱلنُّذُرِ
Lut milleti uyaran peygamberleri yalanladı.
Âyet 34
Cüz 27 • Sayfa 530
إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا إِلَّآ ءَالَ لُوطٍۢ ۖ نَّجَّيْنَٰهُم بِسَحَرٍۢ ﴿34﴾
إِنَّآ
أَرْسَلْنَا
عَلَيْهِمْ
حَاصِبًا
إِلَّآ
ءَالَ
لُوطٍۢ
ۖ
نَّجَّيْنَٰهُم
بِسَحَرٍۢ
Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz.
Âyet 35
Cüz 27 • Sayfa 530
نِّعْمَةًۭ مِّنْ عِندِنَا ۚ كَذَٰلِكَ نَجْزِى مَن شَكَرَ ﴿35﴾
نِّعْمَةًۭ
مِّنْ
عِندِنَا
ۚ
كَذَٰلِكَ
نَجْزِى
مَن
شَكَرَ
Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz.
Âyet 36
Cüz 27 • Sayfa 530
وَلَقَدْ أَنذَرَهُم بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا۟ بِٱلنُّذُرِ ﴿36﴾
وَلَقَدْ
أَنذَرَهُم
بَطْشَتَنَا
فَتَمَارَوْا۟
بِٱلنُّذُرِ
Lut, and olsun ki, onları Bizim yakalamamızla uyarmıştı, ama onlar uyarmaları şüphe ile karşılayarak dinlemediler.
Âyet 37
Cüz 27 • Sayfa 530
وَلَقَدْ رَٰوَدُوهُ عَن ضَيْفِهِۦ فَطَمَسْنَآ أَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ ﴿37﴾
وَلَقَدْ
رَٰوَدُوهُ
عَن
ضَيْفِهِۦ
فَطَمَسْنَآ
أَعْيُنَهُمْ
فَذُوقُوا۟
عَذَابِى
وَنُذُرِ
And olsun ki, onlar Lut'un konukları olan melekleri elde etmeye kalkıştılar, bunun üzerine gözlerini kör ettik. "Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın" dedik.
Âyet 38
Cüz 27 • Sayfa 530
وَلَقَدْ صَبَّحَهُم بُكْرَةً عَذَابٌۭ مُّسْتَقِرٌّۭ ﴿38﴾
وَلَقَدْ
صَبَّحَهُم
بُكْرَةً
عَذَابٌۭ
مُّسْتَقِرٌّۭ
And olsun ki, sabah erken, önü alınmaz bir azap başlarına geldi.
Âyet 39
Cüz 27 • Sayfa 530
فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ ﴿39﴾
فَذُوقُوا۟
عَذَابِى
وَنُذُرِ
"Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın" dedik.
Âyet 40
Cüz 27 • Sayfa 530
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍۢ ﴿40﴾
وَلَقَدْ
يَسَّرْنَا
ٱلْقُرْءَانَ
لِلذِّكْرِ
فَهَلْ
مِن
مُّدَّكِرٍۢ
And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?
Âyet 41
Cüz 27 • Sayfa 530
وَلَقَدْ جَآءَ ءَالَ فِرْعَوْنَ ٱلنُّذُرُ ﴿41﴾
وَلَقَدْ
جَآءَ
ءَالَ
فِرْعَوْنَ
ٱلنُّذُرُ
And olsun ki, Firavun erkanına uyaranlar geldi.
Âyet 42
Cüz 27 • Sayfa 530
كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كُلِّهَا فَأَخَذْنَٰهُمْ أَخْذَ عَزِيزٍۢ مُّقْتَدِرٍ ﴿42﴾
كَذَّبُوا۟
بِـَٔايَٰتِنَا
كُلِّهَا
فَأَخَذْنَٰهُمْ
أَخْذَ
عَزِيزٍۢ
مُّقْتَدِرٍ
Mucizelerimizin hepsini yalanladılar. Bunun üzerine onları güç ve kuvvet sahibi olana yakışır bir şekilde yakaladık.
Âyet 43
Cüz 27 • Sayfa 530
أَكُفَّارُكُمْ خَيْرٌۭ مِّنْ أُو۟لَٰٓئِكُمْ أَمْ لَكُم بَرَآءَةٌۭ فِى ٱلزُّبُرِ ﴿43﴾
أَكُفَّارُكُمْ
خَيْرٌۭ
مِّنْ
أُو۟لَٰٓئِكُمْ
أَمْ
لَكُم
بَرَآءَةٌۭ
فِى
ٱلزُّبُرِ
Sizin inkarcılarınız bunlardan daha mı üstündür? Yoksa Kitablarda size bir kurtuluş belgesi mi var?
Âyet 44
Cüz 27 • Sayfa 530
أَمْ يَقُولُونَ نَحْنُ جَمِيعٌۭ مُّنتَصِرٌۭ ﴿44﴾
أَمْ
يَقُولُونَ
نَحْنُ
جَمِيعٌۭ
مُّنتَصِرٌۭ
Yoksa: "Biz öç alabilecek bir topluluğuz" mu diyorlar?
Âyet 45
Cüz 27 • Sayfa 530
سَيُهْزَمُ ٱلْجَمْعُ وَيُوَلُّونَ ٱلدُّبُرَ ﴿45﴾
سَيُهْزَمُ
ٱلْجَمْعُ
وَيُوَلُّونَ
ٱلدُّبُرَ
Toplulukları dağıtılacak, yüzgeri edileceklerdir.
Âyet 46
Cüz 27 • Sayfa 530
بَلِ ٱلسَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَٱلسَّاعَةُ أَدْهَىٰ وَأَمَرُّ ﴿46﴾
بَلِ
ٱلسَّاعَةُ
مَوْعِدُهُمْ
وَٱلسَّاعَةُ
أَدْهَىٰ
وَأَمَرُّ
Kıyamet onların azap ile vadedildikleri gündür. O ne korkunç, ne acı bir gündür!
Âyet 47
Cüz 27 • Sayfa 530
إِنَّ ٱلْمُجْرِمِينَ فِى ضَلَٰلٍۢ وَسُعُرٍۢ ﴿47﴾
إِنَّ
ٱلْمُجْرِمِينَ
فِى
ضَلَٰلٍۢ
وَسُعُرٍۢ
Doğrusu suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler.
Âyet 48
Cüz 27 • Sayfa 530
يَوْمَ يُسْحَبُونَ فِى ٱلنَّارِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمْ ذُوقُوا۟ مَسَّ سَقَرَ ﴿48﴾
يَوْمَ
يُسْحَبُونَ
فِى
ٱلنَّارِ
عَلَىٰ
وُجُوهِهِمْ
ذُوقُوا۟
مَسَّ
سَقَرَ
Ateşe yüzüstü sürüldükleri gün, onlara: "Cehennemin dokunan azabını tadın" denir.
Âyet 49
Cüz 27 • Sayfa 530
إِنَّا كُلَّ شَىْءٍ خَلَقْنَٰهُ بِقَدَرٍۢ ﴿49﴾
إِنَّا
كُلَّ
شَىْءٍ
خَلَقْنَٰهُ
بِقَدَرٍۢ
Şüphesiz Biz her şeyi bir ölçüye göre yaratmışızdır.
Âyet 50
Cüz 27 • Sayfa 531
وَمَآ أَمْرُنَآ إِلَّا وَٰحِدَةٌۭ كَلَمْحٍۭ بِٱلْبَصَرِ ﴿50﴾
وَمَآ
أَمْرُنَآ
إِلَّا
وَٰحِدَةٌۭ
كَلَمْحٍۭ
بِٱلْبَصَرِ
Bizim buyruğumuz bir göz kırpması gibi anidir.
Âyet 51
Cüz 27 • Sayfa 531
وَلَقَدْ أَهْلَكْنَآ أَشْيَاعَكُمْ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍۢ ﴿51﴾
وَلَقَدْ
أَهْلَكْنَآ
أَشْيَاعَكُمْ
فَهَلْ
مِن
مُّدَّكِرٍۢ
And olsun ki, benzerlerinizi yok etti, öğüt alan yok mudur?
Âyet 52
Cüz 27 • Sayfa 531
وَكُلُّ شَىْءٍۢ فَعَلُوهُ فِى ٱلزُّبُرِ ﴿52﴾
وَكُلُّ
شَىْءٍۢ
فَعَلُوهُ
فِى
ٱلزُّبُرِ
İnsanların yaptıkları her şey kitablarda kayıtlıdır.
Âyet 53
Cüz 27 • Sayfa 531
وَكُلُّ صَغِيرٍۢ وَكَبِيرٍۢ مُّسْتَطَرٌ ﴿53﴾
وَكُلُّ
صَغِيرٍۢ
وَكَبِيرٍۢ
مُّسْتَطَرٌ
Küçük ve büyük, hepsi satır satırdır.
Âyet 54
Cüz 27 • Sayfa 531
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍۢ وَنَهَرٍۢ ﴿54﴾
إِنَّ
ٱلْمُتَّقِينَ
فِى
جَنَّٰتٍۢ
وَنَهَرٍۢ
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, güçlü hükümdarın katında, yüksek bir derecede, cennetlerde ferahlık ve aydınlık içindedirler.
Âyet 55
Cüz 27 • Sayfa 531
فِى مَقْعَدِ صِدْقٍ عِندَ مَلِيكٍۢ مُّقْتَدِرٍۭ ﴿55﴾
فِى
مَقْعَدِ
صِدْقٍ
عِندَ
مَلِيكٍۢ
مُّقْتَدِرٍۭ
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, güçlü hükümdarın katında, yüksek bir derecede, cennetlerde ferahlık ve aydınlık içindedirler.
Sosyal Medya Kartı Oluşturucu 1000x1000 PNG