Kârî:
Sûre #83
Mekkî
İniş Sırası: 86
36 Âyet
المطففين
Mutaffifîn Sûresi
Anlamı: Ölçüde Hile Yapanlar
Sûrenin Nüzul Sebebi ve Temel Mesajları (Tefsir Özeti)
▼ Göster / Gizle
Nüzul Ortamı: Mutaffifîn Sûresi Mekke-i Mükerreme döneminde nâzil olmuştur. Toplam 36 âyet-i kerîmeden müteşekkildir.
Tefsir ve Muhteva: Sûre, adını "Ölçüde Hile Yapanlar" manasına gelen lafızdan almaktadır. Cenâb-ı Hakk'ın kudretini, mü'minlerin ahlakî mükellefiyetlerini, takvâ ve tevhidi öğütler.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Âyet 1
Cüz 30 • Sayfa 587
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ وَيْلٌۭ لِّلْمُطَفِّفِينَ ﴿1﴾
بِسْمِ
ٱللَّهِ
ٱلرَّحْمَٰنِ
ٱلرَّحِيمِ
وَيْلٌۭ
لِّلْمُطَفِّفِينَ
İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
Âyet 2
Cüz 30 • Sayfa 587
ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكْتَالُوا۟ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسْتَوْفُونَ ﴿2﴾
ٱلَّذِينَ
إِذَا
ٱكْتَالُوا۟
عَلَى
ٱلنَّاسِ
يَسْتَوْفُونَ
İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
Âyet 3
Cüz 30 • Sayfa 587
وَإِذَا كَالُوهُمْ أَو وَّزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ ﴿3﴾
وَإِذَا
كَالُوهُمْ
أَو
وَّزَنُوهُمْ
يُخْسِرُونَ
İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
Âyet 4
Cüz 30 • Sayfa 587
أَلَا يَظُنُّ أُو۟لَٰٓئِكَ أَنَّهُم مَّبْعُوثُونَ ﴿4﴾
أَلَا
يَظُنُّ
أُو۟لَٰٓئِكَ
أَنَّهُم
مَّبْعُوثُونَ
Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı?
Âyet 5
Cüz 30 • Sayfa 587
لِيَوْمٍ عَظِيمٍۢ ﴿5﴾
لِيَوْمٍ
عَظِيمٍۢ
Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı?
Âyet 6
Cüz 30 • Sayfa 587
يَوْمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿6﴾
يَوْمَ
يَقُومُ
ٱلنَّاسُ
لِرَبِّ
ٱلْعَٰلَمِينَ
O gün insanlar Alemlerin Rabbinin huzurunda dururlar.
Âyet 7
Cüz 30 • Sayfa 588
كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلْفُجَّارِ لَفِى سِجِّينٍۢ ﴿7﴾
كَلَّآ
إِنَّ
كِتَٰبَ
ٱلْفُجَّارِ
لَفِى
سِجِّينٍۢ
Sakının; Allah'ın buyruğundan dışarı çıkanlar, muhakkak "Siccin" adlı defterde yazılıdır.
Âyet 8
Cüz 30 • Sayfa 588
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا سِجِّينٌۭ ﴿8﴾
وَمَآ
أَدْرَىٰكَ
مَا
سِجِّينٌۭ
Siccin'in ne olduğunu sen nerden bilirsin?
Âyet 10
Cüz 30 • Sayfa 588
وَيْلٌۭ يَوْمَئِذٍۢ لِّلْمُكَذِّبِينَ ﴿10﴾
وَيْلٌۭ
يَوْمَئِذٍۢ
لِّلْمُكَذِّبِينَ
Yalanlayanların o gün vay haline!
Âyet 11
Cüz 30 • Sayfa 588
ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ ٱلدِّينِ ﴿11﴾
ٱلَّذِينَ
يُكَذِّبُونَ
بِيَوْمِ
ٱلدِّينِ
Onlar, kıyamet gününü yalanlamış olanlardır.
Âyet 12
Cüz 30 • Sayfa 588
وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ ﴿12﴾
وَمَا
يُكَذِّبُ
بِهِۦٓ
إِلَّا
كُلُّ
مُعْتَدٍ
أَثِيمٍ
Oysa onu mütecaviz günahkardan başka kimse yalanlamaz.
Âyet 13
Cüz 30 • Sayfa 588
إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَٰتُنَا قَالَ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ ﴿13﴾
إِذَا
تُتْلَىٰ
عَلَيْهِ
ءَايَٰتُنَا
قَالَ
أَسَٰطِيرُ
ٱلْأَوَّلِينَ
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman "Öncekilerin masalları" der.
Âyet 14
Cüz 30 • Sayfa 588
كَلَّا ۖ بَلْ ۜ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ ﴿14﴾
كَلَّا
ۖ
بَلْ
ۜ
رَانَ
عَلَىٰ
قُلُوبِهِم
مَّا
كَانُوا۟
يَكْسِبُونَ
Hayır, hayır; onların kazandıkları kalblerini paslandırıp körletmiştir.
Âyet 15
Cüz 30 • Sayfa 588
كَلَّآ إِنَّهُمْ عَن رَّبِّهِمْ يَوْمَئِذٍۢ لَّمَحْجُوبُونَ ﴿15﴾
كَلَّآ
إِنَّهُمْ
عَن
رَّبِّهِمْ
يَوْمَئِذٍۢ
لَّمَحْجُوبُونَ
Hayır; doğrusu onlar o gün, Rablerinden yoksun kalacaklardır.
Âyet 16
Cüz 30 • Sayfa 588
ثُمَّ إِنَّهُمْ لَصَالُوا۟ ٱلْجَحِيمِ ﴿16﴾
ثُمَّ
إِنَّهُمْ
لَصَالُوا۟
ٱلْجَحِيمِ
Sonra onlar, şüphesiz, cehenneme gireceklerdir.
Âyet 17
Cüz 30 • Sayfa 588
ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ﴿17﴾
ثُمَّ
يُقَالُ
هَٰذَا
ٱلَّذِى
كُنتُم
بِهِۦ
تُكَذِّبُونَ
Sonra da: "yalanlayıp durduğunuz işte budur" denecektir.
Âyet 18
Cüz 30 • Sayfa 588
كَلَّآ إِنَّ كِتَٰبَ ٱلْأَبْرَارِ لَفِى عِلِّيِّينَ ﴿18﴾
كَلَّآ
إِنَّ
كِتَٰبَ
ٱلْأَبْرَارِ
لَفِى
عِلِّيِّينَ
Ama iyilerin defteri yüksek katlardadır.
Âyet 19
Cüz 30 • Sayfa 588
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَ ﴿19﴾
وَمَآ
أَدْرَىٰكَ
مَا
عِلِّيُّونَ
O yüksek katların ne olduğunu sen bilir misin?
Âyet 20
Cüz 30 • Sayfa 588
كِتَٰبٌۭ مَّرْقُومٌۭ ﴿20﴾
كِتَٰبٌۭ
مَّرْقُومٌۭ
O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır.
Âyet 21
Cüz 30 • Sayfa 588
يَشْهَدُهُ ٱلْمُقَرَّبُونَ ﴿21﴾
يَشْهَدُهُ
ٱلْمُقَرَّبُونَ
O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır.
Âyet 22
Cüz 30 • Sayfa 588
إِنَّ ٱلْأَبْرَارَ لَفِى نَعِيمٍ ﴿22﴾
إِنَّ
ٱلْأَبْرَارَ
لَفِى
نَعِيمٍ
İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler.
Âyet 23
Cüz 30 • Sayfa 588
عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ ﴿23﴾
عَلَى
ٱلْأَرَآئِكِ
يَنظُرُونَ
İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler.
Âyet 24
Cüz 30 • Sayfa 588
تَعْرِفُ فِى وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ ٱلنَّعِيمِ ﴿24﴾
تَعْرِفُ
فِى
وُجُوهِهِمْ
نَضْرَةَ
ٱلنَّعِيمِ
Onları, yüzlerindeki nimet pırıltısından tanırsın.
Âyet 25
Cüz 30 • Sayfa 588
يُسْقَوْنَ مِن رَّحِيقٍۢ مَّخْتُومٍ ﴿25﴾
يُسْقَوْنَ
مِن
رَّحِيقٍۢ
مَّخْتُومٍ
Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar.
Âyet 26
Cüz 30 • Sayfa 588
خِتَٰمُهُۥ مِسْكٌۭ ۚ وَفِى ذَٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ ٱلْمُتَنَٰفِسُونَ ﴿26﴾
خِتَٰمُهُۥ
مِسْكٌۭ
ۚ
وَفِى
ذَٰلِكَ
فَلْيَتَنَافَسِ
ٱلْمُتَنَٰفِسُونَ
Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar.
Âyet 27
Cüz 30 • Sayfa 588
وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسْنِيمٍ ﴿27﴾
وَمِزَاجُهُۥ
مِن
تَسْنِيمٍ
Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır.
Âyet 28
Cüz 30 • Sayfa 588
عَيْنًۭا يَشْرَبُ بِهَا ٱلْمُقَرَّبُونَ ﴿28﴾
عَيْنًۭا
يَشْرَبُ
بِهَا
ٱلْمُقَرَّبُونَ
Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır.
Âyet 29
Cüz 30 • Sayfa 588
إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجْرَمُوا۟ كَانُوا۟ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يَضْحَكُونَ ﴿29﴾
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
أَجْرَمُوا۟
كَانُوا۟
مِنَ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
يَضْحَكُونَ
Suçlular, şüphesiz, inanmış olanlara gülerlerdi.
Âyet 30
Cüz 30 • Sayfa 588
وَإِذَا مَرُّوا۟ بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ ﴿30﴾
وَإِذَا
مَرُّوا۟
بِهِمْ
يَتَغَامَزُونَ
Yanlarından geçtikleri zaman da birbirlerine göz kırparlardı.
Âyet 31
Cüz 30 • Sayfa 588
وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمُ ٱنقَلَبُوا۟ فَكِهِينَ ﴿31﴾
وَإِذَا
ٱنقَلَبُوٓا۟
إِلَىٰٓ
أَهْلِهِمُ
ٱنقَلَبُوا۟
فَكِهِينَ
Taraftarlarına vardıklarında bununla eğlenirlerdi.
Âyet 32
Cüz 30 • Sayfa 588
وَإِذَا رَأَوْهُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَضَآلُّونَ ﴿32﴾
وَإِذَا
رَأَوْهُمْ
قَالُوٓا۟
إِنَّ
هَٰٓؤُلَآءِ
لَضَآلُّونَ
İnananları gördükleri zaman: "Doğrusu bunlar sapık olanlardır" derlerdi.
Âyet 33
Cüz 30 • Sayfa 588
وَمَآ أُرْسِلُوا۟ عَلَيْهِمْ حَٰفِظِينَ ﴿33﴾
وَمَآ
أُرْسِلُوا۟
عَلَيْهِمْ
حَٰفِظِينَ
Oysa kendileri, inananlara gözcü olarak gönderilmemişlerdi.
Âyet 34
Cüz 30 • Sayfa 588
فَٱلْيَوْمَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنَ ٱلْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ ﴿34﴾
فَٱلْيَوْمَ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
مِنَ
ٱلْكُفَّارِ
يَضْحَكُونَ
Bugün de, inananlar inkarcılara gülerler.
Âyet 35
Cüz 30 • Sayfa 589
عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ ﴿35﴾
عَلَى
ٱلْأَرَآئِكِ
يَنظُرُونَ
Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler.
Âyet 36
Cüz 30 • Sayfa 589
هَلْ ثُوِّبَ ٱلْكُفَّارُ مَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ ﴿36﴾
هَلْ
ثُوِّبَ
ٱلْكُفَّارُ
مَا
كَانُوا۟
يَفْعَلُونَ
Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler.
Sosyal Medya Kartı Oluşturucu 1000x1000 PNG