Kârî:
Sûre #58
Medenî
İniş Sırası: 105
22 Âyet
المجادلة
Mücâdele Sûresi
Anlamı: Tartışma
Sûrenin Nüzul Sebebi ve Temel Mesajları (Tefsir Özeti)
▼ Göster / Gizle
Nüzul Ortamı: Mücâdele Sûresi Medine-i Münevvere döneminde nâzil olmuştur. Toplam 22 âyet-i kerîmeden müteşekkildir.
Tefsir ve Muhteva: Sûre, adını "Tartışma" manasına gelen lafızdan almaktadır. Cenâb-ı Hakk'ın kudretini, mü'minlerin ahlakî mükellefiyetlerini, takvâ ve tevhidi öğütler.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Âyet 1
Cüz 28 • Sayfa 542
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ قَدْ سَمِعَ ٱللَّهُ قَوْلَ ٱلَّتِى تُجَٰدِلُكَ فِى زَوْجِهَا وَتَشْتَكِىٓ إِلَى ٱللَّهِ وَٱللَّهُ يَسْمَعُ تَحَاوُرَكُمَآ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌۢ بَصِيرٌ ﴿1﴾
بِسْمِ
ٱللَّهِ
ٱلرَّحْمَٰنِ
ٱلرَّحِيمِ
قَدْ
سَمِعَ
ٱللَّهُ
قَوْلَ
ٱلَّتِى
تُجَٰدِلُكَ
فِى
زَوْجِهَا
وَتَشْتَكِىٓ
إِلَى
ٱللَّهِ
وَٱللَّهُ
يَسْمَعُ
تَحَاوُرَكُمَآ
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
سَمِيعٌۢ
بَصِيرٌ
Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikayette bulunan kadının sözünü Allah işitmiştir; esasen Allah konuşmanızı işitir. Doğrusu Allah işitendir, görendir.
Âyet 2
Cüz 28 • Sayfa 542
ٱلَّذِينَ يُظَٰهِرُونَ مِنكُم مِّن نِّسَآئِهِم مَّا هُنَّ أُمَّهَٰتِهِمْ ۖ إِنْ أُمَّهَٰتُهُمْ إِلَّا ٱلَّٰٓـِٔى وَلَدْنَهُمْ ۚ وَإِنَّهُمْ لَيَقُولُونَ مُنكَرًۭا مِّنَ ٱلْقَوْلِ وَزُورًۭا ۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٌۭ ﴿2﴾
ٱلَّذِينَ
يُظَٰهِرُونَ
مِنكُم
مِّن
نِّسَآئِهِم
مَّا
هُنَّ
أُمَّهَٰتِهِمْ
ۖ
إِنْ
أُمَّهَٰتُهُمْ
إِلَّا
ٱلَّٰٓـِٔى
وَلَدْنَهُمْ
ۚ
وَإِنَّهُمْ
لَيَقُولُونَ
مُنكَرًۭا
مِّنَ
ٱلْقَوْلِ
وَزُورًۭا
ۚ
وَإِنَّ
ٱللَّهَ
لَعَفُوٌّ
غَفُورٌۭ
İçinizde karılarını "zıhar" yapanlar bilsinler ki, karıları anneleri değildir; anneleri ancak, onları doğuranlardır. Doğrusu söyledikleri kötü ve asılsız bir sözdür. Allah şüphesiz affedendir, bağışlayandır.
Âyet 3
Cüz 28 • Sayfa 542
وَٱلَّذِينَ يُظَٰهِرُونَ مِن نِّسَآئِهِمْ ثُمَّ يَعُودُونَ لِمَا قَالُوا۟ فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍۢ مِّن قَبْلِ أَن يَتَمَآسَّا ۚ ذَٰلِكُمْ تُوعَظُونَ بِهِۦ ۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌۭ ﴿3﴾
وَٱلَّذِينَ
يُظَٰهِرُونَ
مِن
نِّسَآئِهِمْ
ثُمَّ
يَعُودُونَ
لِمَا
قَالُوا۟
فَتَحْرِيرُ
رَقَبَةٍۢ
مِّن
قَبْلِ
أَن
يَتَمَآسَّا
ۚ
ذَٰلِكُمْ
تُوعَظُونَ
بِهِۦ
ۚ
وَٱللَّهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
خَبِيرٌۭ
Karılarını zıhar yoluyla boşamak isteyip, sonra sözlerinden dönenlerin, ailesiyle temas etmeden bir köle azad etmeleri gerekir. Size bu hususta böylece öğüt verilmektedir. Allah, işlediklerinizden haberdardır.
Âyet 4
Cüz 28 • Sayfa 542
فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ مِن قَبْلِ أَن يَتَمَآسَّا ۖ فَمَن لَّمْ يَسْتَطِعْ فَإِطْعَامُ سِتِّينَ مِسْكِينًۭا ۚ ذَٰلِكَ لِتُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ ۚ وَتِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ ۗ وَلِلْكَٰفِرِينَ عَذَابٌ أَلِيمٌ ﴿4﴾
فَمَن
لَّمْ
يَجِدْ
فَصِيَامُ
شَهْرَيْنِ
مُتَتَابِعَيْنِ
مِن
قَبْلِ
أَن
يَتَمَآسَّا
ۖ
فَمَن
لَّمْ
يَسْتَطِعْ
فَإِطْعَامُ
سِتِّينَ
مِسْكِينًۭا
ۚ
ذَٰلِكَ
لِتُؤْمِنُوا۟
بِٱللَّهِ
وَرَسُولِهِۦ
ۚ
وَتِلْكَ
حُدُودُ
ٱللَّهِ
ۗ
وَلِلْكَٰفِرِينَ
عَذَابٌ
أَلِيمٌ
Azad edecek köle bulamayanın, ailesiyle temastan önce iki ay birbiri peşinden oruç tutması gerekir. Buna gücü yetmeyen, altmış düşkünü doyurur. Bu kolaylık, Allah'a ve Peygamberine inanmış olmanızdan ötürüdür; bunlar, Allah'ın koyduğu sınırlardır; inkar edenler için can yakıcı azap vardır.
Âyet 5
Cüz 28 • Sayfa 542
إِنَّ ٱلَّذِينَ يُحَآدُّونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ كُبِتُوا۟ كَمَا كُبِتَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ وَقَدْ أَنزَلْنَآ ءَايَٰتٍۭ بَيِّنَٰتٍۢ ۚ وَلِلْكَٰفِرِينَ عَذَابٌۭ مُّهِينٌۭ ﴿5﴾
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
يُحَآدُّونَ
ٱللَّهَ
وَرَسُولَهُۥ
كُبِتُوا۟
كَمَا
كُبِتَ
ٱلَّذِينَ
مِن
قَبْلِهِمْ
ۚ
وَقَدْ
أَنزَلْنَآ
ءَايَٰتٍۭ
بَيِّنَٰتٍۢ
ۚ
وَلِلْكَٰفِرِينَ
عَذَابٌۭ
مُّهِينٌۭ
Allah'a ve Peygamberine karşı gelenler, kendilerinden öncekiler nasıl alçaltıldı ise öyle alçaltılacaklardır. Biz, apaçık ayetler indirmişizdir, bunları inkar edene alçaltıcı azap vardır.
Âyet 6
Cüz 28 • Sayfa 542
يَوْمَ يَبْعَثُهُمُ ٱللَّهُ جَمِيعًۭا فَيُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُوٓا۟ ۚ أَحْصَىٰهُ ٱللَّهُ وَنَسُوهُ ۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ شَهِيدٌ ﴿6﴾
يَوْمَ
يَبْعَثُهُمُ
ٱللَّهُ
جَمِيعًۭا
فَيُنَبِّئُهُم
بِمَا
عَمِلُوٓا۟
ۚ
أَحْصَىٰهُ
ٱللَّهُ
وَنَسُوهُ
ۚ
وَٱللَّهُ
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍۢ
شَهِيدٌ
Allah onların hepsini dirilttiği gün, kendilerine işlediklerini haber verir; Allah onları bir bir saymıştır, fakat kendileri unutmuşlardır. Allah her şeye şahiddir.
Âyet 7
Cüz 28 • Sayfa 543
أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۖ مَا يَكُونُ مِن نَّجْوَىٰ ثَلَٰثَةٍ إِلَّا هُوَ رَابِعُهُمْ وَلَا خَمْسَةٍ إِلَّا هُوَ سَادِسُهُمْ وَلَآ أَدْنَىٰ مِن ذَٰلِكَ وَلَآ أَكْثَرَ إِلَّا هُوَ مَعَهُمْ أَيْنَ مَا كَانُوا۟ ۖ ثُمَّ يُنَبِّئُهُم بِمَا عَمِلُوا۟ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ ﴿7﴾
أَلَمْ
تَرَ
أَنَّ
ٱللَّهَ
يَعْلَمُ
مَا
فِى
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَمَا
فِى
ٱلْأَرْضِ
ۖ
مَا
يَكُونُ
مِن
نَّجْوَىٰ
ثَلَٰثَةٍ
إِلَّا
هُوَ
رَابِعُهُمْ
وَلَا
خَمْسَةٍ
إِلَّا
هُوَ
سَادِسُهُمْ
وَلَآ
أَدْنَىٰ
مِن
ذَٰلِكَ
وَلَآ
أَكْثَرَ
إِلَّا
هُوَ
مَعَهُمْ
أَيْنَ
مَا
كَانُوا۟
ۖ
ثُمَّ
يُنَبِّئُهُم
بِمَا
عَمِلُوا۟
يَوْمَ
ٱلْقِيَٰمَةِ
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
بِكُلِّ
شَىْءٍ
عَلِيمٌ
Göklerde olanları da, yerde olanları da Allah'ın bildiğini bilmez misin? Üç kişinin gizli bulunduğu yerde dördüncü mutlaka O'dur; beş kişinin gizli bulunduğu yerde altıncıları mutlaka O'dur; bunlardan az veya çok, ne olursa olsunlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, mutlak onlarla beraberdir. Sonra, kıyamet günü, işlediklerini onlara haber verir. Doğrusu Allah her şeyi bilendir.
Âyet 8
Cüz 28 • Sayfa 543
أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ نُهُوا۟ عَنِ ٱلنَّجْوَىٰ ثُمَّ يَعُودُونَ لِمَا نُهُوا۟ عَنْهُ وَيَتَنَٰجَوْنَ بِٱلْإِثْمِ وَٱلْعُدْوَٰنِ وَمَعْصِيَتِ ٱلرَّسُولِ وَإِذَا جَآءُوكَ حَيَّوْكَ بِمَا لَمْ يُحَيِّكَ بِهِ ٱللَّهُ وَيَقُولُونَ فِىٓ أَنفُسِهِمْ لَوْلَا يُعَذِّبُنَا ٱللَّهُ بِمَا نَقُولُ ۚ حَسْبُهُمْ جَهَنَّمُ يَصْلَوْنَهَا ۖ فَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ ﴿8﴾
أَلَمْ
تَرَ
إِلَى
ٱلَّذِينَ
نُهُوا۟
عَنِ
ٱلنَّجْوَىٰ
ثُمَّ
يَعُودُونَ
لِمَا
نُهُوا۟
عَنْهُ
وَيَتَنَٰجَوْنَ
بِٱلْإِثْمِ
وَٱلْعُدْوَٰنِ
وَمَعْصِيَتِ
ٱلرَّسُولِ
وَإِذَا
جَآءُوكَ
حَيَّوْكَ
بِمَا
لَمْ
يُحَيِّكَ
بِهِ
ٱللَّهُ
وَيَقُولُونَ
فِىٓ
أَنفُسِهِمْ
لَوْلَا
يُعَذِّبُنَا
ٱللَّهُ
بِمَا
نَقُولُ
ۚ
حَسْبُهُمْ
جَهَنَّمُ
يَصْلَوْنَهَا
ۖ
فَبِئْسَ
ٱلْمَصِيرُ
Gizli toplantıdan menedilen, sonra menolundukları şeyi yapmaya kalkışarak günah işlemek, düşmanlık etmek ve Peygambere karşı gelmek konusunda gizli gizli konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde, Allah'ın seni selamlamadığı bir şekilde seni selamlarlar; içlerinden, "Gerçekten peygamber olsaydı Allah'ın bizi, söylediklerimizden ötürü, cezalandırması gerekmez miydi?" derler. Cehennem onlara yeter. Oraya girerler, ne kötü dönüştür!
Âyet 9
Cüz 28 • Sayfa 543
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا تَنَٰجَيْتُمْ فَلَا تَتَنَٰجَوْا۟ بِٱلْإِثْمِ وَٱلْعُدْوَٰنِ وَمَعْصِيَتِ ٱلرَّسُولِ وَتَنَٰجَوْا۟ بِٱلْبِرِّ وَٱلتَّقْوَىٰ ۖ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ٱلَّذِىٓ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ ﴿9﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوٓا۟
إِذَا
تَنَٰجَيْتُمْ
فَلَا
تَتَنَٰجَوْا۟
بِٱلْإِثْمِ
وَٱلْعُدْوَٰنِ
وَمَعْصِيَتِ
ٱلرَّسُولِ
وَتَنَٰجَوْا۟
بِٱلْبِرِّ
وَٱلتَّقْوَىٰ
ۖ
وَٱتَّقُوا۟
ٱللَّهَ
ٱلَّذِىٓ
إِلَيْهِ
تُحْشَرُونَ
Ey inananlar! Gizli konuştuğunuz zaman, günah işlemeyi, düşmanlık etmeyi ve Peygambere karşı gelmeyi fısıldaşmayın; iyilik yapmak ve Allah'a karşı gelmekten sakınmayı konuşun; kıyamet günü huzurunda toplanacağınız Allah'tan sakının.
Âyet 10
Cüz 28 • Sayfa 543
إِنَّمَا ٱلنَّجْوَىٰ مِنَ ٱلشَّيْطَٰنِ لِيَحْزُنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَلَيْسَ بِضَآرِّهِمْ شَيْـًٔا إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۚ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ ﴿10﴾
إِنَّمَا
ٱلنَّجْوَىٰ
مِنَ
ٱلشَّيْطَٰنِ
لِيَحْزُنَ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَلَيْسَ
بِضَآرِّهِمْ
شَيْـًٔا
إِلَّا
بِإِذْنِ
ٱللَّهِ
ۚ
وَعَلَى
ٱللَّهِ
فَلْيَتَوَكَّلِ
ٱلْمُؤْمِنُونَ
Gizli toplantılar inananları üzmek için şeytanın istediği şeydir; Allah'ın izni olmadıkça şeytan onlara bir zarar veremez; inananlar yalnız Allah'a güvensinler.
Âyet 11
Cüz 28 • Sayfa 543
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا قِيلَ لَكُمْ تَفَسَّحُوا۟ فِى ٱلْمَجَٰلِسِ فَٱفْسَحُوا۟ يَفْسَحِ ٱللَّهُ لَكُمْ ۖ وَإِذَا قِيلَ ٱنشُزُوا۟ فَٱنشُزُوا۟ يَرْفَعِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنكُمْ وَٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ دَرَجَٰتٍۢ ۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌۭ ﴿11﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوٓا۟
إِذَا
قِيلَ
لَكُمْ
تَفَسَّحُوا۟
فِى
ٱلْمَجَٰلِسِ
فَٱفْسَحُوا۟
يَفْسَحِ
ٱللَّهُ
لَكُمْ
ۖ
وَإِذَا
قِيلَ
ٱنشُزُوا۟
فَٱنشُزُوا۟
يَرْفَعِ
ٱللَّهُ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
مِنكُمْ
وَٱلَّذِينَ
أُوتُوا۟
ٱلْعِلْمَ
دَرَجَٰتٍۢ
ۚ
وَٱللَّهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
خَبِيرٌۭ
Ey inananlar! Toplantılarda, size, "Yer açın" denince yer açın ki Allah da size genişlik versin; "Kalkın" denildiği zaman da hemen kalkın ki, Allah, içinizden inanmış olanları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah işlediklerinizden haberdardır.
Âyet 12
Cüz 28 • Sayfa 544
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا نَٰجَيْتُمُ ٱلرَّسُولَ فَقَدِّمُوا۟ بَيْنَ يَدَىْ نَجْوَىٰكُمْ صَدَقَةًۭ ۚ ذَٰلِكَ خَيْرٌۭ لَّكُمْ وَأَطْهَرُ ۚ فَإِن لَّمْ تَجِدُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌ ﴿12﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوٓا۟
إِذَا
نَٰجَيْتُمُ
ٱلرَّسُولَ
فَقَدِّمُوا۟
بَيْنَ
يَدَىْ
نَجْوَىٰكُمْ
صَدَقَةًۭ
ۚ
ذَٰلِكَ
خَيْرٌۭ
لَّكُمْ
وَأَطْهَرُ
ۚ
فَإِن
لَّمْ
تَجِدُوا۟
فَإِنَّ
ٱللَّهَ
غَفُورٌۭ
رَّحِيمٌ
Ey inananlar! Peygamberle hususi olarak konuşacağınızda, bu konuşmanızdan önce fakirlere sadaka veriniz; bu, sizin daha iyi ve daha temiz olmanız içindir. Eğer sadaka verecek bir şey bulamazsanız üzülmeyiniz. Allah şüphesiz bağışlayandır, acıyandır.
Âyet 13
Cüz 28 • Sayfa 544
ءَأَشْفَقْتُمْ أَن تُقَدِّمُوا۟ بَيْنَ يَدَىْ نَجْوَىٰكُمْ صَدَقَٰتٍۢ ۚ فَإِذْ لَمْ تَفْعَلُوا۟ وَتَابَ ٱللَّهُ عَلَيْكُمْ فَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ ۚ وَٱللَّهُ خَبِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ ﴿13﴾
ءَأَشْفَقْتُمْ
أَن
تُقَدِّمُوا۟
بَيْنَ
يَدَىْ
نَجْوَىٰكُمْ
صَدَقَٰتٍۢ
ۚ
فَإِذْ
لَمْ
تَفْعَلُوا۟
وَتَابَ
ٱللَّهُ
عَلَيْكُمْ
فَأَقِيمُوا۟
ٱلصَّلَوٰةَ
وَءَاتُوا۟
ٱلزَّكَوٰةَ
وَأَطِيعُوا۟
ٱللَّهَ
وَرَسُولَهُۥ
ۚ
وَٱللَّهُ
خَبِيرٌۢ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
Hususi konuşmanızdan önce sadaka vermekten ürktünüz mü ki bunu yerine getirmediniz? Ama Allah, tevbenizi kabul etmiştir. Öyleyse namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Peygamberine itaat edin. Allah, işlediklerinizden haberdardır.
Âyet 14
Cüz 28 • Sayfa 544
۞ أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ تَوَلَّوْا۟ قَوْمًا غَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيْهِم مَّا هُم مِّنكُمْ وَلَا مِنْهُمْ وَيَحْلِفُونَ عَلَى ٱلْكَذِبِ وَهُمْ يَعْلَمُونَ ﴿14﴾
۞
أَلَمْ
تَرَ
إِلَى
ٱلَّذِينَ
تَوَلَّوْا۟
قَوْمًا
غَضِبَ
ٱللَّهُ
عَلَيْهِم
مَّا
هُم
مِّنكُمْ
وَلَا
مِنْهُمْ
وَيَحْلِفُونَ
عَلَى
ٱلْكَذِبِ
وَهُمْ
يَعْلَمُونَ
Allah'ın gazabettiği milleti dost edinen münafıkları görmedin mi? Onlar ne sizdendir ne de onlardan, bile bile, yalan yere yemin etmektedirler.
Âyet 15
Cüz 28 • Sayfa 544
أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُمْ عَذَابًۭا شَدِيدًا ۖ إِنَّهُمْ سَآءَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ ﴿15﴾
أَعَدَّ
ٱللَّهُ
لَهُمْ
عَذَابًۭا
شَدِيدًا
ۖ
إِنَّهُمْ
سَآءَ
مَا
كَانُوا۟
يَعْمَلُونَ
Allah, onlara çetin bir azap hazırlamıştır. İşledikleri şey ne kötüdür!
Âyet 16
Cüz 28 • Sayfa 544
ٱتَّخَذُوٓا۟ أَيْمَٰنَهُمْ جُنَّةًۭ فَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ فَلَهُمْ عَذَابٌۭ مُّهِينٌۭ ﴿16﴾
ٱتَّخَذُوٓا۟
أَيْمَٰنَهُمْ
جُنَّةًۭ
فَصَدُّوا۟
عَن
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
فَلَهُمْ
عَذَابٌۭ
مُّهِينٌۭ
Yeminlerini kalkan edindiler de, Allah yolundan alıkoydular; onlara alçaltıcı bir azap vardır.
Âyet 17
Cüz 28 • Sayfa 544
لَّن تُغْنِىَ عَنْهُمْ أَمْوَٰلُهُمْ وَلَآ أَوْلَٰدُهُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ ۖ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ ﴿17﴾
لَّن
تُغْنِىَ
عَنْهُمْ
أَمْوَٰلُهُمْ
وَلَآ
أَوْلَٰدُهُم
مِّنَ
ٱللَّهِ
شَيْـًٔا
ۚ
أُو۟لَٰٓئِكَ
أَصْحَٰبُ
ٱلنَّارِ
ۖ
هُمْ
فِيهَا
خَٰلِدُونَ
Malları ve çocukları, onlara, Allah katında bir fayda sağlamaz. Onlar cehennemliklerdir, orada temelli kalacaklardır.
Âyet 18
Cüz 28 • Sayfa 544
يَوْمَ يَبْعَثُهُمُ ٱللَّهُ جَمِيعًۭا فَيَحْلِفُونَ لَهُۥ كَمَا يَحْلِفُونَ لَكُمْ ۖ وَيَحْسَبُونَ أَنَّهُمْ عَلَىٰ شَىْءٍ ۚ أَلَآ إِنَّهُمْ هُمُ ٱلْكَٰذِبُونَ ﴿18﴾
يَوْمَ
يَبْعَثُهُمُ
ٱللَّهُ
جَمِيعًۭا
فَيَحْلِفُونَ
لَهُۥ
كَمَا
يَحْلِفُونَ
لَكُمْ
ۖ
وَيَحْسَبُونَ
أَنَّهُمْ
عَلَىٰ
شَىْءٍ
ۚ
أَلَآ
إِنَّهُمْ
هُمُ
ٱلْكَٰذِبُونَ
Allah, onların hepsini tekrar dirilttiği gün, size yemin ettikleri gibi O'na yemin ederler; kendilerine bir yarar sağlayacağını sanırlar. Dikkat edin; onlar şüphesiz yalancıdırlar.
Âyet 19
Cüz 28 • Sayfa 544
ٱسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ ٱلشَّيْطَٰنُ فَأَنسَىٰهُمْ ذِكْرَ ٱللَّهِ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ حِزْبُ ٱلشَّيْطَٰنِ ۚ أَلَآ إِنَّ حِزْبَ ٱلشَّيْطَٰنِ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ ﴿19﴾
ٱسْتَحْوَذَ
عَلَيْهِمُ
ٱلشَّيْطَٰنُ
فَأَنسَىٰهُمْ
ذِكْرَ
ٱللَّهِ
ۚ
أُو۟لَٰٓئِكَ
حِزْبُ
ٱلشَّيْطَٰنِ
ۚ
أَلَآ
إِنَّ
حِزْبَ
ٱلشَّيْطَٰنِ
هُمُ
ٱلْخَٰسِرُونَ
Şeytan onların başlarına dikilip Allah'ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın taraftarlarıdır. İyi bilin; şeytanın taraftarları elbette hüsrandadırlar.
Âyet 20
Cüz 28 • Sayfa 544
إِنَّ ٱلَّذِينَ يُحَآدُّونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥٓ أُو۟لَٰٓئِكَ فِى ٱلْأَذَلِّينَ ﴿20﴾
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
يُحَآدُّونَ
ٱللَّهَ
وَرَسُولَهُۥٓ
أُو۟لَٰٓئِكَ
فِى
ٱلْأَذَلِّينَ
Allah'a ve Peygamberine karşı gelenler; işte onlar, en alçak kimselerle beraberdirler.
Âyet 21
Cüz 28 • Sayfa 544
كَتَبَ ٱللَّهُ لَأَغْلِبَنَّ أَنَا۠ وَرُسُلِىٓ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ قَوِىٌّ عَزِيزٌۭ ﴿21﴾
كَتَبَ
ٱللَّهُ
لَأَغْلِبَنَّ
أَنَا۠
وَرُسُلِىٓ
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
قَوِىٌّ
عَزِيزٌۭ
Allah, "And olsun ki Ben ve peygamberlerim üstün geleceğiz" diye yazmıştır. Doğrusu Allah kuvvetlidir, güçlüdür.
Âyet 22
Cüz 28 • Sayfa 545
لَّا تَجِدُ قَوْمًۭا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ يُوَآدُّونَ مَنْ حَآدَّ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَلَوْ كَانُوٓا۟ ءَابَآءَهُمْ أَوْ أَبْنَآءَهُمْ أَوْ إِخْوَٰنَهُمْ أَوْ عَشِيرَتَهُمْ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ كَتَبَ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلْإِيمَٰنَ وَأَيَّدَهُم بِرُوحٍۢ مِّنْهُ ۖ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّٰتٍۢ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا ۚ رَضِىَ ٱللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا۟ عَنْهُ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ حِزْبُ ٱللَّهِ ۚ أَلَآ إِنَّ حِزْبَ ٱللَّهِ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ ﴿22﴾
لَّا
تَجِدُ
قَوْمًۭا
يُؤْمِنُونَ
بِٱللَّهِ
وَٱلْيَوْمِ
ٱلْءَاخِرِ
يُوَآدُّونَ
مَنْ
حَآدَّ
ٱللَّهَ
وَرَسُولَهُۥ
وَلَوْ
كَانُوٓا۟
ءَابَآءَهُمْ
أَوْ
أَبْنَآءَهُمْ
أَوْ
إِخْوَٰنَهُمْ
أَوْ
عَشِيرَتَهُمْ
ۚ
أُو۟لَٰٓئِكَ
كَتَبَ
فِى
قُلُوبِهِمُ
ٱلْإِيمَٰنَ
وَأَيَّدَهُم
بِرُوحٍۢ
مِّنْهُ
ۖ
وَيُدْخِلُهُمْ
جَنَّٰتٍۢ
تَجْرِى
مِن
تَحْتِهَا
ٱلْأَنْهَٰرُ
خَٰلِدِينَ
فِيهَا
ۚ
رَضِىَ
ٱللَّهُ
عَنْهُمْ
وَرَضُوا۟
عَنْهُ
ۚ
أُو۟لَٰٓئِكَ
حِزْبُ
ٱللَّهِ
ۚ
أَلَآ
إِنَّ
حِزْبَ
ٱللَّهِ
هُمُ
ٱلْمُفْلِحُونَ
Allah'a ve ahiret gününe inanan bir milletin, babaları veya oğulları veya kardeşleri ya da akrabaları olsa bile Allah'a ve Peygamberine karşı gelenlere, sevgi beslediklerini görmezsin. İşte Allah, imanı bunların kalblerine yazmış, katından bir nur ile onları desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlere koyar. Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnut olmuştur. İşte bunlar, Allah'tan yana olanlardır. İyi bilin ki, saadete erecek olanlar, Allah'tan yana olanlardır.
Sosyal Medya Kartı Oluşturucu 1000x1000 PNG