21 Cemaziyelevvel 1448 (٢١ جُمَادَى الأولَى ١٤٤٨ هـ) | 2 Kasım 2026, Pazartesi
«بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ» — Esselâmü Aleyküm ve Rahmetullâh
Temel İslâmî Kavramlar & Istılahlar Sözlüğü

İslam Ansiklopedisi

Akaid, fıkıh, ahlak, tasavvuf, Kur'an ilimleri ve İslâm medeniyetinin kurucu kavramları, terimleri ve A-Z alfabetik fihristi.

📖 184 Ansiklopedik Madde 🔤 22 Harf İndeksi (A-Z) 🏛️ 5 Temel İlim Alanı
Tüm Alanlar 184 Akaid & İman 30 Fıkıh & İbadet 41 Ahlak & Tasavvuf 30 Kur'an & Sünnet 11 Siyer & Medeniyet 42
Hepsi A 8 B 8 C 6 D 4 E 5 F 8 G 4 H 12 İ 22 K 14 L 2 M 22 N 5 O 2 P 1 R 6 S 20 T 18 U 4 V 5 Y 1 Z 7
A « الآخِرَة »
akaid
Dünya hayatından sonra başlayıp ebediyen devam edecek olan, öldükten sonra diriliş ve ilahî hesap yurdu.
Âhiret; kelime olarak 'sonra gelen, son olan' demektir. İman esaslarının beşincisi olup dünya hayatının sona ermesiyle başlayacak ebedî hayat merhalesidir. Kabir hayatı (Berzah), Sur'a üflenmesi, kıyametin kopması, ikinci üflenişle insanların kabirlerinden diriltilmesi (Ba's), Mahşer meydanında toplanma (Haşr), amellerin tartılması (Mizan), Sırat köprüsü ve nihayet Cennet veya Cehennem âhiret menzillerini teşkil eder.

İslam inancında dünya âhiretin tarlasıdır (ed-dünyâ mezraatü'l-âhireh). İnsanoğlunun yeryüzündeki her ameli, sözü ve niyeti kaydedilmektedir. Zilzâl Sûresi'nde buyrulduğu üzere: 'Kim zerre miktarı hayır işlerse onu görür; kim de zerre miktarı şer işlerse onu görür.' Âhirete iman, insana yüksek bir sorumluluk şuuru, sabır, adalet duygusu ve ebediyet tesellisi bahşeder.
📖 Kur'an: Bakara 4; Enbiyâ 47; Zilzâl 7-8 • İlgili: Ba's, Haşr, Mizan, Cennet, Cehennem
Maddenin Tamamını İncele →
C « جَهَنَّم »
akaid
İnkârcılar, müşrikler ve tövbesiz günahkârlar için âhirette hazırlanmış olan ilahî adalet ve azap yurdu.
Cehennem; derin kuyu ve şiddetli sıcaklık manasına gelir. İslâm inancında Allah'ın varlığını ve birliğini inkâr edenlerin (kâfirler), O'na ortak koşanların (müşrikler) ve ilahî hudutları çiğneyen münafıkların ebedî cezalarını çekecekleri azap mahallidir.

Kur'ân-ı Kerîm'de Cehennem; Hâviye, Cahîm, Saîr, Sekar ve Hutame gibi isimlerle anılır. Mülk Sûresi'nde Cehennem'in öfkesinden neredeyse çatlayacak hale geldiği tasvir edilir. İman ehli olup günahkâr olan kimseler cezalarını çektikten veya şefaate nail olduktan sonra Cehennem'den çıkarılarak Cennet'e kabul edilirler.
📖 Kur'an: Bakara 24; Nahl 29; Mülk 6-11 • İlgili: Nâr, Hâviye, Saîr, Hutame, Azap
Maddenin Tamamını İncele →
C « الجَنَّة »
akaid
İman edip salih amel işleyen kullar için Allah Teâlâ'nın hazırladığı, gözlerin görmediği ebedî nimet ve saadet yurdu.
Cennet; lügatte ağaçları birbirine sarılmış sık bahçe manasına gelir. Istılahta ise müminlerin kıyametten sonra ebediyen kalacakları mükâfat ve huzur diyarıdır. Kur'an'da Cennet'in Adn, Firdevs, Naîm, Dârü's-Selâm (Esenlik Yurdu) ve Dârü'l-Mukāme gibi tabakaları zikredilir.

Cennet nimetleri dünyadakilerle kıyaslanamayacak derecede üstündür. Hadis-i kudsîde bildirildiği üzere: 'Salih kullarım için hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir beşerin kalbinden dahi geçmeyen nimetler hazırladım.' Cennet'in en büyük nimeti ise Cenâb-ı Hakk'ın cemâlini perdesiz müşahede etmek olan 'Rü'yetullâh' ve O'nun ebedî rızasına nail olmaktır.
📖 Kur'an: Bakara 25; Âl-i İmrân 133; Vâkıa 10-38 • İlgili: Firdevs, Naim, Adn, Rıdvân, Dârü's-Selâm
Maddenin Tamamını İncele →
D « الضَّلَالَة »
akaid
Hidayet ve sırat-ı müstakîmden saparak batıl inançlara, aşırılıklara ve hevaî arzulara kapılma hali.
Dalâlet; doğru yoldan çıkmak, şaşırmak ve hidayeti kaybetmektir. Istılahta İslâm'ın dosdoğru inanç esaslarından ayrılarak itikadî veya amelî sapkınlıklara düşmektir. Fâtiha Sûresi'nin son âyetinde '...gazaba uğrayanların ve dalâlete düşenlerin yoluna değil' diyerek her namaz rekatında dalâletten Allah'a sığınırız.

İtikadî dalâlet, vahyin bildirdiği hakikatleri inkâr etmek veya tahrif etmektir. Amelî dalâlet ise haramları helal sayarak veya hevasını ilah edinerek günah bataklığına sürüklenmektir. Dalâletin yegane ilacı Kur'an ve Sünnet'in rehberliğinde sırat-ı müstakîm üzerinde sebat etmektir.
📖 Kur'an: Fâtiha 7; Bakara 16; En'âm 56 • İlgili: Hidayet, Fısk, Bid'at, İfrat ve Tefrit
Maddenin Tamamını İncele →
E « الأَجَل »
akaid
Her canlı ve millet için Allah Teâlâ tarafından takdir edilmiş olan hayat süresi ve mukadder vefat vakti.
Ecel; belirlenmiş zaman, mühlet ve sürenin sonu demektir. İslâm inancında insanın doğumundan ölümüne kadar süren ömrün bitiş anıdır. A'râf 34. âyette bildirildiği gibi: 'Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri bırakılırlar ne de öne alınabilirler.'

Ehl-i Sünnet akaidine göre maktul (öldürülen kişi) de kendi eceliyle ölmüştür. Cenâb-ı Hak ezelî ilmiyle kimin ne zaman ve nasıl vefat edeceğini bilmekte ve takdir etmektedir. Ömrün kısalığı veya uzunluğu değil, hayırlı amellerle bereketlendirilmesi esastır.
📖 Kur'an: A'râf 34; Yûnus 49; Münâfikûn 11 • İlgili: Ölüm, Kaza ve Kader, Levh-i Mahfuz
Maddenin Tamamını İncele →
E « الأَسْمَاءُ الحُسْنَى »
akaid
Cenâb-ı Hakk'ın zâtını, sıfatlarını ve fiillerini bildiren 99 en güzel ve yüce ismi şerifleri.
Esmâ-i Hüsnâ; 'en güzel isimler' demektir. A'râf 180. âyette 'En güzel isimler Allah'ındır; o halde O'na bu güzel isimlerle dua edin' buyrulmaktadır. Allah Teâlâ'nın isimleri tevkîfîdir (yani akılla değil, vahiy ve hadislerle bildirildiği şekilde kabul edilir).

Hadis-i şerifte bildirildiği üzere Allah'ın 99 ismi vardır; kim onları idrak eder, iman eder ve ahlakıyla ahlaklanırsa Cennet'e girer. er-Rahmân, er-Rahîm, el-Melik, el-Kuddûs, es-Selâm gibi isimler Cenâb-ı Hakk'ın kemâl sıfatlarını bildirir ve müminin zikir ve tefekkür kaynağıdır.
📖 Kur'an: A'râf 180; İsrâ 110; Haşr 22-24 • İlgili: Tevhid, Sıfât-ı İlâhiyye, el-İsmü'l-A'zam, Zikir
Maddenin Tamamını İncele →
G « الغَيْب »
akaid
Duyu organlarıyla veya akılla bilinemeyen, mahiyeti ancak vahiy yoluyla öğrenilebilen metafizik hakikatler.
Gayb; gözden kaybolan, gizli kalan, duyu organlarının ve tecrübenin ötesinde olan demektir. Kur'ân-ı Kerîm'in başında takva sahiplerinin ilk vasfı 'Onlar gayba iman ederler' (Bakara 3) şeklinde zikredilmiştir. Allah'ın zâtı, melekler, Cennet, Cehennem, âhiret halleri ve kader gayb konusudur.

En'âm Sûresi 59. âyette 'Gaybın anahtarları O'nun katındadır; onları ancak O bilir' buyrulur. İnsanoğlu sınırlı aklıyla kâinatın sadece şehâdet (görünen) âlemini idrak edebilir; gayb âlemine ise vahyin rehberliğinde teslimiyetle iman edilir.
📖 Kur'an: Bakara 3; En'âm 59; Lokmân 34 • İlgili: Şehâdet Âlemi, Melek, Cin, Levh-i Mahfuz, Kıyamet
Maddenin Tamamını İncele →
İ « الإِيمَان »
akaid
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) Allah'tan getirdiği kesin hükümleri kalben tasdik edip dil ile ikrar etmek.
Îmân; güvenmek, emin olmak ve tereddütsüz inanmaktır. Istılahta Hz. Peygamber'in Allah katından getirdiği tüm kesin dini hükümleri kalbin tasdik etmesi ve dilin ikrar etmesidir. İmanın altı esası vardır: Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe ve kaza-kadere iman.

İman sadece kuru bir bilgi değil, kalbe yerleşen ve salih amellerle meyve veren manevî bir ışıktır. İman ile amel birbirini tamamlar; amel imanı besler ve muhafaza eder.
📖 Kur'an: Bakara 285; Nisâ 136; Hucurât 14-15 • İlgili: İslam, Akide, Tasdik, İkrar, Salih Amel
Maddenin Tamamını İncele →
İ « الاِسْم الأَعْظَم »
akaid
Allah Teâlâ’nın en yüce ismi; kendisiyle dua edildiğinde icabet edilen ilahi sır.

İsm-i Âzam, hadis-i şeriflerde kendisiyle yalvarıldığında duaların müstecap olduğu bildirilen en şerefli ilahi isimdir.

📖 Kur'an: Bakara 2/255, Âl-i İmrân 3/2 • İlgili: Esmâü'l-Hüsnâ, Dua, Hayy, Kayyûm, İhlas
Maddenin Tamamını İncele →
İ « اِسْتِدْرَاج »
akaid
Fasık veya inkârcı kişilerin elinde, onları derece derece helâke ve azaba sürüklemek üzere zuhur eden aldatıcı olağanüstülükler.

İstidrâc, günahkâr kimselerin istedikleri şeylerin önlerine serilerek adım adım felakete sürüklenmeleridir.

📖 Kur'an: A'râf 7/182, Kalem 68/44 • İlgili: Mucize, Keramet, Fitne, İmtihan
Maddenin Tamamını İncele →
K « عِلْمُ الكَلَام »
akaid
İslam inanç esaslarını aklî ve naklî delillerle savunan ve şüpheleri izale eden temel İslami ilim dalı.

Kelam ilmi Ehl-i Sünnet inanç omurgasını felsefi ve itikadi saldırılara karşı koruyan en köklü ilimdir.

📖 Kur'an: Nahl 16/125 • İlgili: Akaid, Akıl ve Nakil, İlahiyat, Mâtürîdî, Eş'arî
Maddenin Tamamını İncele →
K « الكَلَام النَّفْسِي »
akaid
Allah Teâlâ’nın zâtıyla kâim, ses ve harflerden münezzeh, ezelî ve ebedî konuşma sıfatı.

Kelâm-ı Nefsî, Ehl-i Sünnet kelâmcılarına göre Cenâb-ı Hakk'ın zâtında ezeli olarak bulunan ilahi konuşma vasfıdır.

📖 Kur'an: Nisâ 4/164, Şûrâ 42/51 • İlgili: Kelamullah, Kur'an Mahiyeti, Sıfât-ı İlâhiyye, Mâtürîdî
Maddenin Tamamını İncele →
K « القِيَامَة »
akaid
İsrâfil (a.s.)'ın Sûr'a üflemesiyle kâinattaki mevcut nizamın bozulması, her şeyin helak olması ve ebedî hesap için diriliş.
Kıyâmet; kalkmak, dikilmek ve ayaklanmak demektir. Istılahta İsrâfil (a.s.)'ın ilk defa Sûr'a üflemesiyle yeryüzü ve göklerin düzeninin altüst olması, bütün canlıların ölmesi; ikinci üfleyişte ise bütün insanların kabirlerinden kalkarak Mahşer meydanında toplanmasıdır.

Kıyametin ne zaman kopacağını Allah Teâlâ'dan başka hiç kimse bilemez (Lokmân 34). Ancak Kur'an ve Sünnet'te kıyamet alametleri (Eşrâtü's-Sâa) bildirilmiştir: Emanetin zayi edilmesi, cehaletin artması, binaların yükselmesi gibi küçük alametler ve Dabbetü'l-Arz, Yecüc-Mecüc, güneşin batıdan doğması gibi büyük alametler.
📖 Kur'an: Kıyâme 1-40; Tekvîr 1-14; İnfitâr 1-5 • İlgili: Sûr, İsrâfil, Ba's, Zelzele, Kâria
Maddenin Tamamını İncele →
L « اللَّوْحُ المَحْفُوظ »
akaid
Kâinatta olmuş ve olacak her şeyin ilahî ilim ve takdir ile yazılı bulunduğu, tahrif ve müdahaleden korunmuş ana levha.
Levh-i Mahfûz; 'korunmuş levha' demektir. Burûc Sûresi 22. âyette Kur'ân-ı Kerîm'in 'Levh-i Mahfûz'da bulunduğu beyan edilir. Yüce Allah kâinatı yaratmadan önce Kalem'i yaratmış ve kıyamete kadar olacak her hadiseyi, insanların ömürlerini, amellerini ve rızıklarını Levh-i Mahfûz'a yazdırmıştır.

Bu levha şeytanların ve yaratılmışların müdahalesinden korunmuştur. Kur'an'da 'Ümmü'l-Kitâb' (Kitabın Anası) olarak da adlandırılır. Levh-i Mahfûz'a iman, kâinatın tesadüflerle değil, ilahî bir hikmet ve nizamla idare edildiğinin kesin tescilidir.
📖 Kur'an: Burûc 22; Râ'd 39; Kâf 4 • İlgili: Kaza ve Kader, Kalem, İlim, Ümmü'l-Kitap
Maddenin Tamamını İncele →
M « المَحْشَر »
akaid
Kıyamette diriltilen bütün insanların hesap vermek üzere toplanacağı uçsuz bucaksız ilahî adalet meydanı.
Mahşer; toplanma yeri demektir. İkinci defa Sûr'a üflendikten sonra Hz. Âdem'den kıyamete kadar yaşamış bütün insanların kabirlerinden fırlayarak toplanacakları büyük meydandır (Arsatü'l-Kıyâme). Kehf 47. âyette 'Biz onları mahşerde toplarız da içlerinden hiçbirini bırakmayız' buyrulur.

Güneşin yaklaştığı, herkesin kendi derdine düştüğü bu dehşetli günde hiçbir gölgenin bulunmadığı anda Arş'ın gölgesi altında gölgelenecek yedi sınıf müjdelenmiştir: Âdil hükümdar, Rabbine ibadetle yetişen genç, kalbi mescidlere bağlı kimse, gizli sadaka veren mümin vb.
📖 Kur'an: Kehf 47; Enbiyâ 47; Haşr 2 • İlgili: Haşr, Mizan, Hesap, Arş-ı Âlâ, Havz-ı Kevser
Maddenin Tamamını İncele →
M « المَلَائِكَة »
akaid
Nurdan yaratılmış, yemeyen içmeyen, erkeklik ve dişilikleri bulunmayan, Allah'ın emirlerine mutlak itaat eden ruhanî varlıklar.
Meleklere iman, imanın altı esasından ikincisidir. Melekler nurdan yaratılmıştır; günah işlemezler, usanmadan ve yorulmadan Allah'ı tesbih ederler. Dört büyük melek: Cebrail (Vahiy meleği), Mikâil (Tabiat hadiseleri ve rızık meleği), İsrâfil (Sûr'a üfleyen melek) ve Azrâil'dir (Ölüm meleği).

Ayrıca insanın sağında ve solunda amelleri kaydeden Kirâmen Kâtibîn melekleri, kabirde sorgulayan Münker ve Nekir, Arş'ı taşıyan Hamele-i Arş melekleri vardır. Meleklere inanan mümin, hiçbir an yapayalnız olmadığını ve sürekli ilahî gözetim altında bulunduğunu idrak eder.
📖 Kur'an: Bakara 285; Fâtır 1; Tahrîm 6 • İlgili: Cebrail, Mikail, İsrafil, Azrail, Kiramen Katibin
Maddenin Tamamını İncele →
M « مُعْجِزَة وَ كَرَامَة »
akaid
Peygamberlerin nübüvvet delili (mucize) ve takva ehli velilerin mazhar olduğu ilahi ikramlar (keramet).

Mucize peygamberlik davasını tasdik eden ilahi fiildir; keramet ise veli kullara lütfedilen harikuladeliklerdir.

📖 Kur'an: İsrâ 17/88, Âl-i İmrân 3/37 • İlgili: Nübüvvet, Velâyet, Hârikulâde, İstidrâc
Maddenin Tamamını İncele →
M « المُنَافِق »
akaid
Diliyle iman ettiğini söylediği halde kalbiyle inkâr eden, ikiyüzlü ve hilekâr kimse.
Münâfık; köstebeğin tüneline girip çıkması gibi bir kapıdan girip diğerinden çıkan iki yüzlü kimsedir. İslâm toplumunda kâfirden daha tehlikeli kabul edilir; zira düşmanlığını açıkça değil, Müslüman kisvesi altında gizlice yapar. Nisâ 145. âyette 'Şüphesiz münâfıklar Cehennem'in en alt tabakasındadırlar' buyrulmuştur.

Hadis-i şerifte münafığın dört alameti zikredilmiştir: Konuştuğunda yalan söyler, söz verdiğinde cayar, emanete hıyanet eder ve davalaştığında haddi aşarak haksızlık yapar. Nifaktan korunmanın yolu kalbi ihlas ve samimiyetle doldurmaktır.
📖 Kur'an: Nisâ 145; Bakara 8-14; Münâfikûn 1-8 • İlgili: Nifak, Riyâ, Küfür, Münafıkûn Sûresi
Maddenin Tamamını İncele →
N « النُّبُوَّة وَالرِّسَالَة »
akaid
Allah Teâlâ'nın kulları arasından seçtiği elçiler vasıtasıyla ilahî vahyi insanlara tebliğ etmesi kurumu.
Nübüvvet, haber getirmek; Risâlet ise elçilik vazifesi yapmak demektir. Peygamberler, insanlara dünya ve âhiret saadetinin yollarını gösteren, tevhidi tebliğ eden kılavuzlardır. Kendisine yeni bir kitap ve şeriat verilen elçiye 'Resûl', önceki şeriatı tebliğ edene 'Nebî' denir.

Peygamberlerin ortak sıfatları: Sıdk (doğruluk), Emânet (güvenilirlik), Fetanet (üstün zeka), İsmet (günahsızlık) ve Tebliğdir (emri eksiksiz bildirmek). İlk peygamber Hz. Âdem (a.s.), son peygamber ise Hâtemü'l-Enbiyâ Hz. Muhammed Mustafa'dır (s.a.v.).
📖 Kur'an: Bakara 213; Nisâ 164-165; Ahzâb 40 • İlgili: Peygamber, Resul, Nebi, Mucize, İsmet, Tebliğ
Maddenin Tamamını İncele →
R « الرِّزْق »
akaid
Yüce Allah'ın canlıların yaşaması ve beslenmesi için lütfettiği maddî ve manevî her türlü gıda ve nimet.
Rızık; Cenâb-ı Hakk'ın kullarına ihsan ettiği faydalanılan her şeydir. Hûd Sûresi 6. âyette 'Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah'a ait olmasın' buyrulur. Allah'ın güzel isimlerinden biri 'er-Rezzâk'tır.

İslam inancında rızkı veren Allah'tır; ancak rızkı aramak ve çalışmak kulun vazifesidir. Helal rızık peşinde koşmak cihad sevabındadır. Ehl-i Sünnet akaidine göre haram olan şeyler de rızıktır; ancak kul haramı tercih ettiği için mesuldür.
📖 Kur'an: Hûd 6; Zâriyât 58; Ankebût 60 • İlgili: er-Rezzâk, Tevekkül, Helal Kazanç, Bereket
Maddenin Tamamını İncele →
R « رُؤْيَةُ الله »
akaid
Müminlerin ahiret yurdunda Cenâb-ı Hakk’ı keyfiyetsiz, cihetsiz ve mekânsız olarak gözleriyle müşahede etmesi hakikati.

Rü'yetullah, cennet ehlinin nail olacağı en büyük nimettir. 'O gün birtakım yüzler aydınlıktır; Rablerine bakarlar' (Kıyâme 75/22-23) âyeti bunun en kati delilidir.

📖 Kur'an: Kıyâme 75/22-23, Yûnus 10/26 • İlgili: Cennet Nimetleri, Kelam, Cemâlullah, Ahiret
Maddenin Tamamını İncele →
Ş « الشَّفَاعَة العُظْمَى »
akaid
Mahşer meydanında dehşet içindeki insanlığın hesaba çekilmeye başlaması için Peygamberimiz’e (s.a.v.) mahsus en büyük şefaat mertebesi.

Resûlullah'ın Makâm-ı Mahmûd'da Cenâb-ı Hakk'a secde ederek bütün ümmet adına isteyeceği evrensel şefaattir.

📖 Kur'an: İsrâ 17/79, Bakara 2/255 • İlgili: Makâm-ı Mahmûd, Peygamberimiz, Mahşer, Hesab
Maddenin Tamamını İncele →
Ş « الشَّهَادَة »
akaid
Allah yolunda, vatan, din, namus ve can müdafaasında hayatını feda eden kimsenin ulaştığı peygamberlikten sonraki en yüce mertebe.
Şehâdet; şahit olmak, hazır bulunmak demektir. Dini terim olarak Allah'ın rızasını kazanmak, dinini, vatanını ve mazlumları müdafaa etmek uğruna canını feda etmektir. Âl-i İmrân 169. âyette 'Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanmayın. Bilakis onlar diridirler; Rableri katında rızıklanmaktadırlar' buyrulur.

Şehitler kul hakkı hariç bütün günahları bağışlanmış olarak Cennet'e girerler. Kabir azabı görmezler ve yakınlarına şefaat etme hakkına nail olurlar. Efendimiz 'Cennet'e giren hiç kimse dünyaya dönmek istemez; ancak şehit, gördüğü ikram sebebiyle on defa dünyaya dönüp tekrar şehit olmayı temenni eder' buyurmuştur.
📖 Kur'an: Bakara 154; Âl-i İmrân 169-171; Tevbe 111 • İlgili: Şehit, Kelime-i Şehadet, Cihad, Cennet, Diri Olmak
Maddenin Tamamını İncele →
Ş « الشِّرْك »
akaid
Allah Teâlâ'nın zâtında, sıfatlarında veya fiillerinde başka varlıkları O'na ortak koşmak; en büyük zulüm ve affedilmez günah.
Şirk; ortak koşmak demektir. Allah'ın zâtında (birden çok tanrı kabul etmek), sıfatlarında (başkasına gaybı bilme veya yaratma gücü atfetmek) veya ibadette (putlara, şahıslara veya menfaate tapınmak) ortak tanımaktır. Nisâ 48. âyette 'Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bunun dışındaki günahları dilediği kimse için bağışlar' buyrulur.

Lokmân Sûresi'nde şirkin 'büyük bir zulüm' (zulmün azîm) olduğu bildirilir. Açık şirkin (Şirk-i Celî) yanı sıra ibadetlere gösteriş katmak olan 'gizli şirk'ten (Şirk-i Hafî / Riyâ) de titizlikle sakınmak emredilmiştir.
📖 Kur'an: Nisâ 48, 116; Lokmân 13; Mâide 72 • İlgili: Tevhid, Müşrik, Zulm-i Azîm, Küfür, Riyâ
Maddenin Tamamını İncele →
S « الصِّرَاط وَ المِيزَان »
akaid
Cehennem üzerine kurulan çetin köprü (Sırât) ve kıyamet günü kulların amellerinin tartılacağı mutlak adalet terazisi (Mîzân).

Ahiret inancının temel rükünlerindendir. Zerre kadar hayır ve şer bu terazide karşılık bulur.

📖 Kur'an: Enbiyâ 21/47, Meryem 19/71-72 • İlgili: Kıyamet, Ahiret, Amel Defteri, Mahşer, Adalet
Maddenin Tamamını İncele →
S « الصِّفَات الثُّبُوتِيَّة »
akaid
Allah Teâlâ’nın zâtında ezelî ve ebedî olarak kâim bulunan kemal sıfatları: Hayat, İlim, Sem’, Basar, İrâde, Kudret, Kelâm ve Tekvîn.

Cenab-ı Hakk'ın kemal vasıflarını bildiren sıfatlardır; varlıkları zâtından ayrılmaz ve sonsuzdur.

📖 Kur'an: Bakara 2/255, Nahl 16/70 • İlgili: Hayat, İlim, Semî, Basar, Kudret, İrade, Kelam, Tekvin
Maddenin Tamamını İncele →
T « الصِّفَات السَّلْبِيَّة »
akaid
Allah Teâlâ’nın zatına layık olmayan noksan sıfatları nefyeden beş temel sıfat: Vücud, Kıdem, Bekâ, Vahdaniyyet, Muhalefetün lil-havadis, Kıyam bi-nefsihi.

Yüce Allah'ın hiçbir yaratılmışa benzemediğini, başlangıcı ve sonu olmadığını ifade eden akîdevi sıfatlardır.

📖 Kur'an: İhlas 112/1-4, Şûrâ 42/11 • İlgili: Kıdem, Bekâ, Vahdaniyyet, Mâtürîdî, İlahiyat
Maddenin Tamamını İncele →
T « التَّوْحِيد »
akaid
Allah Teâlâ'nın zâtında, sıfatlarında, fiillerinde ve ibadette bir ve tek olduğuna, dengi ve benzeri bulunmadığına inanmak.
Tevhîd; birlemek, tek kılmak demektir. İslâm akidesinin kalbi ve bütün peygamberlerin tebliğ ettiği ortak temeldir. Kelime-i Tevhid ('Lâ ilâhe illallâh Muhammedün Resûlullâh') ile ifade edilir. İhlas Sûresi tevhidi en veciz şekilde hülasa eder: 'De ki: O Allah tektir. Allah Samed'dir. O doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey O'na denk değildir.'

Tevhid üç boyutta idrak edilir: 1. Tevhid-i Rubûbiyyet (Kâinatı yaratan, rızıklandıran tek Rab Allah'tır), 2. Tevhid-i Ulûhiyyet (Yalnızca Allah'a ibadet edilir, başkasına tapılmaz), 3. Tevhid-i Esmâ ve Sıfât (Kemal sıfatları sadece O'na aittir). Tevhid insanı kula kul olmaktan kurtarıp gerçek hürriyete kavuşturur.
📖 Kur'an: İhlâs 1-4; Bakara 163; Enbiya 22 • İlgili: Lâ ilâhe illallâh, İhlas, Rububiyyet, Uluhiyyet, Şirk
Maddenin Tamamını İncele →
V « الوَحْي »
akaid
Allah Teâlâ'nın insanlara bildirmek istediği emir, yasak ve hakikatleri peygamberlerine gizli ve süratli bir yolla bildirmesi.
Vahiy; gizli konuşmak, ilham etmek ve fısıldamak manasına gelir. Dini terim olarak Yüce Allah'ın peygamberlerine dilediği hükümleri Cebrail (a.s.) vasıtasıyla veya doğrudan ilham etmesidir. Şûrâ 51. âyette vahyin üç şekilde gerçekleştiği bildirilir: Kalbe ilham yoluyla, perde arkasından hitap ile ve elçi melek gönderilmesiyle.

Vahiy beşerin aklıyla ulaşılamayacak mutlak gaybî hakikatleri ve ahlak nizamını insanlığa sunar. Kur'ân-ı Kerîm lafzı ve manasıyla Allah'a ait olan vahy-i metlüvv'dür (tilavet edilen vahiy). Hz. Muhammed'in vefatıyla peygamberlik ve vahiy kapısı kıyamete kadar kapanmıştır.
📖 Kur'an: Şûrâ 51; Necm 3-4; Nahl 2 • İlgili: Cebrail, Nübüvvet, Kur'an, Sühuf, İnzal
Maddenin Tamamını İncele →
Z « الضَّرُورَات الدِّينِيَّة »
akaid
İslam dininden olduğu kesin ve mütevatir delillerle sabit olup inanılması zorunlu olan temel inanç ve amel esasları.

Zarûrât-ı Dîniyye, İslam dininin olmazsa olmaz temel rükünleridir. Allah'ın varlığı ve birliği, melekler, peygamberler, ahiret, namaz, oruç, zekat ve haccın farziyeti gibi esasları içerir.

📖 Kur'an: Bakara 2/285 • İlgili: İman, Tevhid, İtikad, Küfür, İnkâr
Maddenin Tamamını İncele →