21 Cemaziyelevvel 1448 (٢١ جُمَادَى الأولَى ١٤٤٨ هـ) | 2 Kasım 2026, Pazartesi
«بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ» — Esselâmü Aleyküm ve Rahmetullâh
« Önceki Sûre Sonraki Sûre »
Kârî:
Sûre #41 Mekkî İniş Sırası: 61 54 Âyet
فصلت

Fussilet Sûresi

Anlamı: Genişçe Açıklanmış

Sûrenin Nüzul Sebebi ve Temel Mesajları (Tefsir Özeti) ▼ Göster / Gizle
Nüzul Ortamı: Fussilet Sûresi Mekke-i Mükerreme döneminde nâzil olmuştur. Toplam 54 âyet-i kerîmeden müteşekkildir.
Tefsir ve Muhteva: Sûre, adını "Genişçe Açıklanmış" manasına gelen lafızdan almaktadır. Cenâb-ı Hakk'ın kudretini, mü'minlerin ahlakî mükellefiyetlerini, takvâ ve tevhidi öğütler.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Âyet 1 Cüz 24 • Sayfa 477
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ حمٓ ﴿1﴾
بِسْمِ
ٱللَّهِ
ٱلرَّحْمَٰنِ
ٱلرَّحِيمِ
حمٓ
Ha, Mim.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 2 Cüz 24 • Sayfa 477
تَنزِيلٌۭ مِّنَ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ﴿2﴾
تَنزِيلٌۭ
مِّنَ
ٱلرَّحْمَٰنِ
ٱلرَّحِيمِ
Bu Kitap, merhametli olan Allah katından indirilmedir; bilen bir millet için müjdeci ve uyarıcı olmak üzere Arapça okunarak, ayetleri uzun uzun açıklanmıştır. Ama insanların çoğu yüz çevirmiştir, onlar işitmezler de: "Bizi çağırdığın şeye karşı kalblerimiz kapalıdır, kulaklarımızda ağırlık, bizimle senin aranda anlaşmamıza engel vardır; istediğini yap, biz de yapacağız" derler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 3 Cüz 24 • Sayfa 477
كِتَٰبٌۭ فُصِّلَتْ ءَايَٰتُهُۥ قُرْءَانًا عَرَبِيًّۭا لِّقَوْمٍۢ يَعْلَمُونَ ﴿3﴾
كِتَٰبٌۭ
فُصِّلَتْ
ءَايَٰتُهُۥ
قُرْءَانًا
عَرَبِيًّۭا
لِّقَوْمٍۢ
يَعْلَمُونَ
Bu Kitap, merhametli olan Allah katından indirilmedir; bilen bir millet için müjdeci ve uyarıcı olmak üzere Arapça okunarak, ayetleri uzun uzun açıklanmıştır. Ama insanların çoğu yüz çevirmiştir, onlar işitmezler de: "Bizi çağırdığın şeye karşı kalblerimiz kapalıdır, kulaklarımızda ağırlık, bizimle senin aranda anlaşmamıza engel vardır; istediğini yap, biz de yapacağız" derler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 4 Cüz 24 • Sayfa 477
بَشِيرًۭا وَنَذِيرًۭا فَأَعْرَضَ أَكْثَرُهُمْ فَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ ﴿4﴾
بَشِيرًۭا
وَنَذِيرًۭا
فَأَعْرَضَ
أَكْثَرُهُمْ
فَهُمْ
لَا
يَسْمَعُونَ
Bu Kitap, merhametli olan Allah katından indirilmedir; bilen bir millet için müjdeci ve uyarıcı olmak üzere Arapça okunarak, ayetleri uzun uzun açıklanmıştır. Ama insanların çoğu yüz çevirmiştir, onlar işitmezler de: "Bizi çağırdığın şeye karşı kalblerimiz kapalıdır, kulaklarımızda ağırlık, bizimle senin aranda anlaşmamıza engel vardır; istediğini yap, biz de yapacağız" derler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 5 Cüz 24 • Sayfa 477
وَقَالُوا۟ قُلُوبُنَا فِىٓ أَكِنَّةٍۢ مِّمَّا تَدْعُونَآ إِلَيْهِ وَفِىٓ ءَاذَانِنَا وَقْرٌۭ وَمِنۢ بَيْنِنَا وَبَيْنِكَ حِجَابٌۭ فَٱعْمَلْ إِنَّنَا عَٰمِلُونَ ﴿5﴾
وَقَالُوا۟
قُلُوبُنَا
فِىٓ
أَكِنَّةٍۢ
مِّمَّا
تَدْعُونَآ
إِلَيْهِ
وَفِىٓ
ءَاذَانِنَا
وَقْرٌۭ
وَمِنۢ
بَيْنِنَا
وَبَيْنِكَ
حِجَابٌۭ
فَٱعْمَلْ
إِنَّنَا
عَٰمِلُونَ
Bu Kitap, merhametli olan Allah katından indirilmedir; bilen bir millet için müjdeci ve uyarıcı olmak üzere Arapça okunarak, ayetleri uzun uzun açıklanmıştır. Ama insanların çoğu yüz çevirmiştir, onlar işitmezler de: "Bizi çağırdığın şeye karşı kalblerimiz kapalıdır, kulaklarımızda ağırlık, bizimle senin aranda anlaşmamıza engel vardır; istediğini yap, biz de yapacağız" derler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 6 Cüz 24 • Sayfa 477
قُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ بَشَرٌۭ مِّثْلُكُمْ يُوحَىٰٓ إِلَىَّ أَنَّمَآ إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌۭ وَٰحِدٌۭ فَٱسْتَقِيمُوٓا۟ إِلَيْهِ وَٱسْتَغْفِرُوهُ ۗ وَوَيْلٌۭ لِّلْمُشْرِكِينَ ﴿6﴾
قُلْ
إِنَّمَآ
أَنَا۠
بَشَرٌۭ
مِّثْلُكُمْ
يُوحَىٰٓ
إِلَىَّ
أَنَّمَآ
إِلَٰهُكُمْ
إِلَٰهٌۭ
وَٰحِدٌۭ
فَٱسْتَقِيمُوٓا۟
إِلَيْهِ
وَٱسْتَغْفِرُوهُ
ۗ
وَوَيْلٌۭ
لِّلْمُشْرِكِينَ
Onlara söyle: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana, tanrınızın tek bir Tanrı olduğu vahyolunuyor. Artık O'na yönelin, O'ndan bağışlanma dileyin; vay ortak koşanlara!"
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 7 Cüz 24 • Sayfa 477
ٱلَّذِينَ لَا يُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلْءَاخِرَةِ هُمْ كَٰفِرُونَ ﴿7﴾
ٱلَّذِينَ
لَا
يُؤْتُونَ
ٱلزَّكَوٰةَ
وَهُم
بِٱلْءَاخِرَةِ
هُمْ
كَٰفِرُونَ
Onlar zekat vermezler; ahireti inkar edenler de yalnız onlardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 8 Cüz 24 • Sayfa 477
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍۢ ﴿8﴾
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَعَمِلُوا۟
ٱلصَّٰلِحَٰتِ
لَهُمْ
أَجْرٌ
غَيْرُ
مَمْنُونٍۢ
Doğrusu inanıp yararlı iş işleyenlere, onlara kesintisiz bir ecir vardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 9 Cüz 24 • Sayfa 477
۞ قُلْ أَئِنَّكُمْ لَتَكْفُرُونَ بِٱلَّذِى خَلَقَ ٱلْأَرْضَ فِى يَوْمَيْنِ وَتَجْعَلُونَ لَهُۥٓ أَندَادًۭا ۚ ذَٰلِكَ رَبُّ ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿9﴾
۞
قُلْ
أَئِنَّكُمْ
لَتَكْفُرُونَ
بِٱلَّذِى
خَلَقَ
ٱلْأَرْضَ
فِى
يَوْمَيْنِ
وَتَجْعَلُونَ
لَهُۥٓ
أَندَادًۭا
ۚ
ذَٰلِكَ
رَبُّ
ٱلْعَٰلَمِينَ
"Siz yeri iki günde yaratanı mı inkar ediyor ve O'na eşler koşuyorsunuz! O, alemlerin Rabbidir" de.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 10 Cüz 24 • Sayfa 477
وَجَعَلَ فِيهَا رَوَٰسِىَ مِن فَوْقِهَا وَبَٰرَكَ فِيهَا وَقَدَّرَ فِيهَآ أَقْوَٰتَهَا فِىٓ أَرْبَعَةِ أَيَّامٍۢ سَوَآءًۭ لِّلسَّآئِلِينَ ﴿10﴾
وَجَعَلَ
فِيهَا
رَوَٰسِىَ
مِن
فَوْقِهَا
وَبَٰرَكَ
فِيهَا
وَقَدَّرَ
فِيهَآ
أَقْوَٰتَهَا
فِىٓ
أَرْبَعَةِ
أَيَّامٍۢ
سَوَآءًۭ
لِّلسَّآئِلِينَ
Yeryüzüne üstünden ağır baskılar (dağlar) yerleştirdi, onu bereketli kıldı; arayıp soranlar için gıdalarını tam (toplam) dört gün içinde yetiştirmesi kanununu koydu (takdir etti).
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 11 Cüz 24 • Sayfa 477
ثُمَّ ٱسْتَوَىٰٓ إِلَى ٱلسَّمَآءِ وَهِىَ دُخَانٌۭ فَقَالَ لَهَا وَلِلْأَرْضِ ٱئْتِيَا طَوْعًا أَوْ كَرْهًۭا قَالَتَآ أَتَيْنَا طَآئِعِينَ ﴿11﴾
ثُمَّ
ٱسْتَوَىٰٓ
إِلَى
ٱلسَّمَآءِ
وَهِىَ
دُخَانٌۭ
فَقَالَ
لَهَا
وَلِلْأَرْضِ
ٱئْتِيَا
طَوْعًا
أَوْ
كَرْهًۭا
قَالَتَآ
أَتَيْنَا
طَآئِعِينَ
Sonra, duman halinde bulunan göğe yöneldi, ona ve yeryüzüne: "İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin" dedi. İkisi de: "İsteyerek geldik" dediler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 12 Cüz 24 • Sayfa 478
فَقَضَىٰهُنَّ سَبْعَ سَمَٰوَاتٍۢ فِى يَوْمَيْنِ وَأَوْحَىٰ فِى كُلِّ سَمَآءٍ أَمْرَهَا ۚ وَزَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِمَصَٰبِيحَ وَحِفْظًۭا ۚ ذَٰلِكَ تَقْدِيرُ ٱلْعَزِيزِ ٱلْعَلِيمِ ﴿12﴾
فَقَضَىٰهُنَّ
سَبْعَ
سَمَٰوَاتٍۢ
فِى
يَوْمَيْنِ
وَأَوْحَىٰ
فِى
كُلِّ
سَمَآءٍ
أَمْرَهَا
ۚ
وَزَيَّنَّا
ٱلسَّمَآءَ
ٱلدُّنْيَا
بِمَصَٰبِيحَ
وَحِفْظًۭا
ۚ
ذَٰلِكَ
تَقْدِيرُ
ٱلْعَزِيزِ
ٱلْعَلِيمِ
Böylece onları, iki gün içinde yedi göğe tamamladı ve her göğün işini kendisine bildirdi. Yakın göğü ışıklarla donattık ve bozulmaktan koruduk. İşte bu, bilen, güçlü olan Allah'ın kanunudur.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 13 Cüz 24 • Sayfa 478
فَإِنْ أَعْرَضُوا۟ فَقُلْ أَنذَرْتُكُمْ صَٰعِقَةًۭ مِّثْلَ صَٰعِقَةِ عَادٍۢ وَثَمُودَ ﴿13﴾
فَإِنْ
أَعْرَضُوا۟
فَقُلْ
أَنذَرْتُكُمْ
صَٰعِقَةًۭ
مِّثْلَ
صَٰعِقَةِ
عَادٍۢ
وَثَمُودَ
Eğer yüz çevirirlerse onlara de ki: "İşte sizi, Ad ve Semud'un başına gelen yıldırıma benzer bir azap ile uyardım."
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 14 Cüz 24 • Sayfa 478
إِذْ جَآءَتْهُمُ ٱلرُّسُلُ مِنۢ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ أَلَّا تَعْبُدُوٓا۟ إِلَّا ٱللَّهَ ۖ قَالُوا۟ لَوْ شَآءَ رَبُّنَا لَأَنزَلَ مَلَٰٓئِكَةًۭ فَإِنَّا بِمَآ أُرْسِلْتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ ﴿14﴾
إِذْ
جَآءَتْهُمُ
ٱلرُّسُلُ
مِنۢ
بَيْنِ
أَيْدِيهِمْ
وَمِنْ
خَلْفِهِمْ
أَلَّا
تَعْبُدُوٓا۟
إِلَّا
ٱللَّهَ
ۖ
قَالُوا۟
لَوْ
شَآءَ
رَبُّنَا
لَأَنزَلَ
مَلَٰٓئِكَةًۭ
فَإِنَّا
بِمَآ
أُرْسِلْتُم
بِهِۦ
كَٰفِرُونَ
Onlara, önlerinden, artlarından, her yönden: "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin" diyen peygamberler gelmişti: "Eğer Rabbimiz böyle bir şey dileseydi melekler indirirdi. Doğrusu sizinle gönderileni inkar ederiz" demişlerdi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 15 Cüz 24 • Sayfa 478
فَأَمَّا عَادٌۭ فَٱسْتَكْبَرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَقَالُوا۟ مَنْ أَشَدُّ مِنَّا قُوَّةً ۖ أَوَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّ ٱللَّهَ ٱلَّذِى خَلَقَهُمْ هُوَ أَشَدُّ مِنْهُمْ قُوَّةًۭ ۖ وَكَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا يَجْحَدُونَ ﴿15﴾
فَأَمَّا
عَادٌۭ
فَٱسْتَكْبَرُوا۟
فِى
ٱلْأَرْضِ
بِغَيْرِ
ٱلْحَقِّ
وَقَالُوا۟
مَنْ
أَشَدُّ
مِنَّا
قُوَّةً
ۖ
أَوَلَمْ
يَرَوْا۟
أَنَّ
ٱللَّهَ
ٱلَّذِى
خَلَقَهُمْ
هُوَ
أَشَدُّ
مِنْهُمْ
قُوَّةًۭ
ۖ
وَكَانُوا۟
بِـَٔايَٰتِنَا
يَجْحَدُونَ
Ad milleti, yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamış, "Bizden daha kuvvetli kim vardır?" demişti. Onlar, kendilerini yaratan Allah'ın onlardan daha kuvvetli olduğunu görmüyorlardı değil mi? Ayetlerimizi bile bile inkar ediyorlardı.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 16 Cüz 24 • Sayfa 478
فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًۭا صَرْصَرًۭا فِىٓ أَيَّامٍۢ نَّحِسَاتٍۢ لِّنُذِيقَهُمْ عَذَابَ ٱلْخِزْىِ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ۖ وَلَعَذَابُ ٱلْءَاخِرَةِ أَخْزَىٰ ۖ وَهُمْ لَا يُنصَرُونَ ﴿16﴾
فَأَرْسَلْنَا
عَلَيْهِمْ
رِيحًۭا
صَرْصَرًۭا
فِىٓ
أَيَّامٍۢ
نَّحِسَاتٍۢ
لِّنُذِيقَهُمْ
عَذَابَ
ٱلْخِزْىِ
فِى
ٱلْحَيَوٰةِ
ٱلدُّنْيَا
ۖ
وَلَعَذَابُ
ٱلْءَاخِرَةِ
أَخْزَىٰ
ۖ
وَهُمْ
لَا
يُنصَرُونَ
Rezillik azabını onlara dünya hayatında tattırmak için uğursuz günlerde üzerlerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Ahiret azabı ise daha çok alçaltıcıdır ve onlar yardım da görmezler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 17 Cüz 24 • Sayfa 478
وَأَمَّا ثَمُودُ فَهَدَيْنَٰهُمْ فَٱسْتَحَبُّوا۟ ٱلْعَمَىٰ عَلَى ٱلْهُدَىٰ فَأَخَذَتْهُمْ صَٰعِقَةُ ٱلْعَذَابِ ٱلْهُونِ بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ ﴿17﴾
وَأَمَّا
ثَمُودُ
فَهَدَيْنَٰهُمْ
فَٱسْتَحَبُّوا۟
ٱلْعَمَىٰ
عَلَى
ٱلْهُدَىٰ
فَأَخَذَتْهُمْ
صَٰعِقَةُ
ٱلْعَذَابِ
ٱلْهُونِ
بِمَا
كَانُوا۟
يَكْسِبُونَ
Semud milletine, doğru yolu göstermiştik, ama onlar körlüğü, doğru yolda gitmeye tercih ettiler. Kazandıklarının karşılığı olarak onları alçaltıcı azabın yıldırımı çarptı.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 18 Cüz 24 • Sayfa 478
وَنَجَّيْنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَكَانُوا۟ يَتَّقُونَ ﴿18﴾
وَنَجَّيْنَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَكَانُوا۟
يَتَّقُونَ
İnananları ve Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanları kurtardık.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 19 Cüz 24 • Sayfa 478
وَيَوْمَ يُحْشَرُ أَعْدَآءُ ٱللَّهِ إِلَى ٱلنَّارِ فَهُمْ يُوزَعُونَ ﴿19﴾
وَيَوْمَ
يُحْشَرُ
أَعْدَآءُ
ٱللَّهِ
إِلَى
ٱلنَّارِ
فَهُمْ
يُوزَعُونَ
Allah'ın düşmanları o gün cehenneme sürülürler. Hepsi bir aradadırlar.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 20 Cüz 24 • Sayfa 478
حَتَّىٰٓ إِذَا مَا جَآءُوهَا شَهِدَ عَلَيْهِمْ سَمْعُهُمْ وَأَبْصَٰرُهُمْ وَجُلُودُهُم بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ ﴿20﴾
حَتَّىٰٓ
إِذَا
مَا
جَآءُوهَا
شَهِدَ
عَلَيْهِمْ
سَمْعُهُمْ
وَأَبْصَٰرُهُمْ
وَجُلُودُهُم
بِمَا
كَانُوا۟
يَعْمَلُونَ
Sonunda oraya varınca, kulakları, gözleri ve derileri, yaptıkları hakkında onların aleyhinde şahidlik ederler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 21 Cüz 24 • Sayfa 479
وَقَالُوا۟ لِجُلُودِهِمْ لِمَ شَهِدتُّمْ عَلَيْنَا ۖ قَالُوٓا۟ أَنطَقَنَا ٱللَّهُ ٱلَّذِىٓ أَنطَقَ كُلَّ شَىْءٍۢ وَهُوَ خَلَقَكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍۢ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ﴿21﴾
وَقَالُوا۟
لِجُلُودِهِمْ
لِمَ
شَهِدتُّمْ
عَلَيْنَا
ۖ
قَالُوٓا۟
أَنطَقَنَا
ٱللَّهُ
ٱلَّذِىٓ
أَنطَقَ
كُلَّ
شَىْءٍۢ
وَهُوَ
خَلَقَكُمْ
أَوَّلَ
مَرَّةٍۢ
وَإِلَيْهِ
تُرْجَعُونَ
Derilerine: "Aleyhimize niçin şahidlik ettiniz?" derler. "Bizi, her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. Sizi önce yaratan O'dur ve O'na döndürülüyorsunuz" cevabını verirler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 22 Cüz 24 • Sayfa 479
وَمَا كُنتُمْ تَسْتَتِرُونَ أَن يَشْهَدَ عَلَيْكُمْ سَمْعُكُمْ وَلَآ أَبْصَٰرُكُمْ وَلَا جُلُودُكُمْ وَلَٰكِن ظَنَنتُمْ أَنَّ ٱللَّهَ لَا يَعْلَمُ كَثِيرًۭا مِّمَّا تَعْمَلُونَ ﴿22﴾
وَمَا
كُنتُمْ
تَسْتَتِرُونَ
أَن
يَشْهَدَ
عَلَيْكُمْ
سَمْعُكُمْ
وَلَآ
أَبْصَٰرُكُمْ
وَلَا
جُلُودُكُمْ
وَلَٰكِن
ظَنَنتُمْ
أَنَّ
ٱللَّهَ
لَا
يَعْلَمُ
كَثِيرًۭا
مِّمَّا
تَعْمَلُونَ
Siz, gözleriniz, kulaklarınız ve derilerinizin aleyhinize şahidlik edeceğinden korkarak kötü iş işlemekten çekinmiyordunuz. Hayır; Allah'ın, yaptıklarınızın çoğunu bilmediğini sanıyordunuz.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 23 Cüz 24 • Sayfa 479
وَذَٰلِكُمْ ظَنُّكُمُ ٱلَّذِى ظَنَنتُم بِرَبِّكُمْ أَرْدَىٰكُمْ فَأَصْبَحْتُم مِّنَ ٱلْخَٰسِرِينَ ﴿23﴾
وَذَٰلِكُمْ
ظَنُّكُمُ
ٱلَّذِى
ظَنَنتُم
بِرَبِّكُمْ
أَرْدَىٰكُمْ
فَأَصْبَحْتُم
مِّنَ
ٱلْخَٰسِرِينَ
İşte Rabbinizi böyle sanmanız sizi mahvetti de hüsrana uğrayanlardan oldunuz.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 24 Cüz 24 • Sayfa 479
فَإِن يَصْبِرُوا۟ فَٱلنَّارُ مَثْوًۭى لَّهُمْ ۖ وَإِن يَسْتَعْتِبُوا۟ فَمَا هُم مِّنَ ٱلْمُعْتَبِينَ ﴿24﴾
فَإِن
يَصْبِرُوا۟
فَٱلنَّارُ
مَثْوًۭى
لَّهُمْ
ۖ
وَإِن
يَسْتَعْتِبُوا۟
فَمَا
هُم
مِّنَ
ٱلْمُعْتَبِينَ
İster sabretsinler ister etmesinler, onların durağı ateştir. Hoş tutulmalarını isteseler de artık hoş tutulmazlar.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 25 Cüz 24 • Sayfa 479
۞ وَقَيَّضْنَا لَهُمْ قُرَنَآءَ فَزَيَّنُوا۟ لَهُم مَّا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَحَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلْقَوْلُ فِىٓ أُمَمٍۢ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِم مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ خَٰسِرِينَ ﴿25﴾
۞
وَقَيَّضْنَا
لَهُمْ
قُرَنَآءَ
فَزَيَّنُوا۟
لَهُم
مَّا
بَيْنَ
أَيْدِيهِمْ
وَمَا
خَلْفَهُمْ
وَحَقَّ
عَلَيْهِمُ
ٱلْقَوْلُ
فِىٓ
أُمَمٍۢ
قَدْ
خَلَتْ
مِن
قَبْلِهِم
مِّنَ
ٱلْجِنِّ
وَٱلْإِنسِ
ۖ
إِنَّهُمْ
كَانُوا۟
خَٰسِرِينَ
Onların yanına bir takım yardakçılar koyarız da geçmişlerini geleceklerini onlara güzel gösterirler. Verilen söz, gerek cinlerden ve gerekse insanlardan, gelip geçmiş ümmetler içinde, onların aleyhine gerçekleşmiştir. Doğrusu onlar hüsranda idiler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 26 Cüz 24 • Sayfa 479
وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَا تَسْمَعُوا۟ لِهَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ وَٱلْغَوْا۟ فِيهِ لَعَلَّكُمْ تَغْلِبُونَ ﴿26﴾
وَقَالَ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
لَا
تَسْمَعُوا۟
لِهَٰذَا
ٱلْقُرْءَانِ
وَٱلْغَوْا۟
فِيهِ
لَعَلَّكُمْ
تَغْلِبُونَ
İnkar edenler: "Bu Kuran'ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın, belki bastırırsınız" dediler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 27 Cüz 24 • Sayfa 479
فَلَنُذِيقَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ عَذَابًۭا شَدِيدًۭا وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَسْوَأَ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ ﴿27﴾
فَلَنُذِيقَنَّ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
عَذَابًۭا
شَدِيدًۭا
وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ
أَسْوَأَ
ٱلَّذِى
كَانُوا۟
يَعْمَلُونَ
İnkar edenlere çetin bir azap tattıracağız. İşledikleri en kötü işlere karşılık onların cezasını vereceğiz.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 28 Cüz 24 • Sayfa 479
ذَٰلِكَ جَزَآءُ أَعْدَآءِ ٱللَّهِ ٱلنَّارُ ۖ لَهُمْ فِيهَا دَارُ ٱلْخُلْدِ ۖ جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا يَجْحَدُونَ ﴿28﴾
ذَٰلِكَ
جَزَآءُ
أَعْدَآءِ
ٱللَّهِ
ٱلنَّارُ
ۖ
لَهُمْ
فِيهَا
دَارُ
ٱلْخُلْدِ
ۖ
جَزَآءًۢ
بِمَا
كَانُوا۟
بِـَٔايَٰتِنَا
يَجْحَدُونَ
İşte böyle; Allah'ın düşmanlarının cezası ateştir. Ayetlerimizi bile bile inkar etmeleri karşılığı orası onların temelli kalacakları yerdir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 29 Cüz 24 • Sayfa 479
وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ رَبَّنَآ أَرِنَا ٱلَّذَيْنِ أَضَلَّانَا مِنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ نَجْعَلْهُمَا تَحْتَ أَقْدَامِنَا لِيَكُونَا مِنَ ٱلْأَسْفَلِينَ ﴿29﴾
وَقَالَ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
رَبَّنَآ
أَرِنَا
ٱلَّذَيْنِ
أَضَلَّانَا
مِنَ
ٱلْجِنِّ
وَٱلْإِنسِ
نَجْعَلْهُمَا
تَحْتَ
أَقْدَامِنَا
لِيَكُونَا
مِنَ
ٱلْأَسْفَلِينَ
İnkar edenler: "Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan, bizi saptıranları göster, onları ayaklarımızın altına alalım da en altta kalanlardan olsunlar" derler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 30 Cüz 24 • Sayfa 480
إِنَّ ٱلَّذِينَ قَالُوا۟ رَبُّنَا ٱللَّهُ ثُمَّ ٱسْتَقَٰمُوا۟ تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ أَلَّا تَخَافُوا۟ وَلَا تَحْزَنُوا۟ وَأَبْشِرُوا۟ بِٱلْجَنَّةِ ٱلَّتِى كُنتُمْ تُوعَدُونَ ﴿30﴾
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
قَالُوا۟
رَبُّنَا
ٱللَّهُ
ثُمَّ
ٱسْتَقَٰمُوا۟
تَتَنَزَّلُ
عَلَيْهِمُ
ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ
أَلَّا
تَخَافُوا۟
وَلَا
تَحْزَنُوا۟
وَأَبْشِرُوا۟
بِٱلْجَنَّةِ
ٱلَّتِى
كُنتُمْ
تُوعَدُونَ
"Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra da doğrulukta devam edenler, onları, melekler, ölümleri anında: "Korkmayınız, üzülmeyiniz, size söz verilen cennetle sevinin, biz dünya hayatında da, ahirette de size dostuz. Burada, canlarınızın çektiği, umduğunuz şeyler, bağışlayan ve acıyan Allah katından bir ziyafet olarak size sunulur" diyerek inerler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 31 Cüz 24 • Sayfa 480
نَحْنُ أَوْلِيَآؤُكُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَفِى ٱلْءَاخِرَةِ ۖ وَلَكُمْ فِيهَا مَا تَشْتَهِىٓ أَنفُسُكُمْ وَلَكُمْ فِيهَا مَا تَدَّعُونَ ﴿31﴾
نَحْنُ
أَوْلِيَآؤُكُمْ
فِى
ٱلْحَيَوٰةِ
ٱلدُّنْيَا
وَفِى
ٱلْءَاخِرَةِ
ۖ
وَلَكُمْ
فِيهَا
مَا
تَشْتَهِىٓ
أَنفُسُكُمْ
وَلَكُمْ
فِيهَا
مَا
تَدَّعُونَ
"Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra da doğrulukta devam edenler, onları, melekler, ölümleri anında: "Korkmayınız, üzülmeyiniz, size söz verilen cennetle sevinin, biz dünya hayatında da, ahirette de size dostuz. Burada, canlarınızın çektiği, umduğunuz şeyler, bağışlayan ve acıyan Allah katından bir ziyafet olarak size sunulur" diyerek inerler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 32 Cüz 24 • Sayfa 480
نُزُلًۭا مِّنْ غَفُورٍۢ رَّحِيمٍۢ ﴿32﴾
نُزُلًۭا
مِّنْ
غَفُورٍۢ
رَّحِيمٍۢ
"Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra da doğrulukta devam edenler, onları, melekler, ölümleri anında: "Korkmayınız, üzülmeyiniz, size söz verilen cennetle sevinin, biz dünya hayatında da, ahirette de size dostuz. Burada, canlarınızın çektiği, umduğunuz şeyler, bağışlayan ve acıyan Allah katından bir ziyafet olarak size sunulur" diyerek inerler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 33 Cüz 24 • Sayfa 480
وَمَنْ أَحْسَنُ قَوْلًۭا مِّمَّن دَعَآ إِلَى ٱللَّهِ وَعَمِلَ صَٰلِحًۭا وَقَالَ إِنَّنِى مِنَ ٱلْمُسْلِمِينَ ﴿33﴾
وَمَنْ
أَحْسَنُ
قَوْلًۭا
مِّمَّن
دَعَآ
إِلَى
ٱللَّهِ
وَعَمِلَ
صَٰلِحًۭا
وَقَالَ
إِنَّنِى
مِنَ
ٱلْمُسْلِمِينَ
"Doğrusu ben, kendini Allah'a verenlerdenim" diyen, yararlı iş işleyen ve Allah'a çağıran kimseden daha güzel sözlü kim vardır?
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 34 Cüz 24 • Sayfa 480
وَلَا تَسْتَوِى ٱلْحَسَنَةُ وَلَا ٱلسَّيِّئَةُ ۚ ٱدْفَعْ بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ فَإِذَا ٱلَّذِى بَيْنَكَ وَبَيْنَهُۥ عَدَٰوَةٌۭ كَأَنَّهُۥ وَلِىٌّ حَمِيمٌۭ ﴿34﴾
وَلَا
تَسْتَوِى
ٱلْحَسَنَةُ
وَلَا
ٱلسَّيِّئَةُ
ۚ
ٱدْفَعْ
بِٱلَّتِى
هِىَ
أَحْسَنُ
فَإِذَا
ٱلَّذِى
بَيْنَكَ
وَبَيْنَهُۥ
عَدَٰوَةٌۭ
كَأَنَّهُۥ
وَلِىٌّ
حَمِيمٌۭ
İyilik ve fenalık bir değildir. Ey inanan kişi: Sen, fenalığı en güzel şekilde sav; o zaman, seninle arasında düşmanlık bulunan kişinin yakın bir dost gibi olduğunu görürsün.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 35 Cüz 24 • Sayfa 480
وَمَا يُلَقَّىٰهَآ إِلَّا ٱلَّذِينَ صَبَرُوا۟ وَمَا يُلَقَّىٰهَآ إِلَّا ذُو حَظٍّ عَظِيمٍۢ ﴿35﴾
وَمَا
يُلَقَّىٰهَآ
إِلَّا
ٱلَّذِينَ
صَبَرُوا۟
وَمَا
يُلَقَّىٰهَآ
إِلَّا
ذُو
حَظٍّ
عَظِيمٍۢ
Bu, ancak sabredenlere vergidir; bu ancak o büyük hazzı tadanlara vergidir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 36 Cüz 24 • Sayfa 480
وَإِمَّا يَنزَغَنَّكَ مِنَ ٱلشَّيْطَٰنِ نَزْغٌۭ فَٱسْتَعِذْ بِٱللَّهِ ۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ ﴿36﴾
وَإِمَّا
يَنزَغَنَّكَ
مِنَ
ٱلشَّيْطَٰنِ
نَزْغٌۭ
فَٱسْتَعِذْ
بِٱللَّهِ
ۖ
إِنَّهُۥ
هُوَ
ٱلسَّمِيعُ
ٱلْعَلِيمُ
Şeytan seni dürtecek olursa Allah'a sığın; doğrusu O, işitendir, bilendir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 37 Cüz 24 • Sayfa 480
وَمِنْ ءَايَٰتِهِ ٱلَّيْلُ وَٱلنَّهَارُ وَٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ ۚ لَا تَسْجُدُوا۟ لِلشَّمْسِ وَلَا لِلْقَمَرِ وَٱسْجُدُوا۟ لِلَّهِ ٱلَّذِى خَلَقَهُنَّ إِن كُنتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ ﴿37﴾
وَمِنْ
ءَايَٰتِهِ
ٱلَّيْلُ
وَٱلنَّهَارُ
وَٱلشَّمْسُ
وَٱلْقَمَرُ
ۚ
لَا
تَسْجُدُوا۟
لِلشَّمْسِ
وَلَا
لِلْقَمَرِ
وَٱسْجُدُوا۟
لِلَّهِ
ٱلَّذِى
خَلَقَهُنَّ
إِن
كُنتُمْ
إِيَّاهُ
تَعْبُدُونَ
Gece ile gündüz, güneş ile ay Allah'ın varlığının belgelerindendir. Güneşe ve aya secde etmeyin; eğer Allah'a kulluk etmek istiyorsanız, bunları yaratana secde edin.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 38 Cüz 24 • Sayfa 480 Secde Âyeti
فَإِنِ ٱسْتَكْبَرُوا۟ فَٱلَّذِينَ عِندَ رَبِّكَ يُسَبِّحُونَ لَهُۥ بِٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ وَهُمْ لَا يَسْـَٔمُونَ ۩ ﴿38﴾
فَإِنِ
ٱسْتَكْبَرُوا۟
فَٱلَّذِينَ
عِندَ
رَبِّكَ
يُسَبِّحُونَ
لَهُۥ
بِٱلَّيْلِ
وَٱلنَّهَارِ
وَهُمْ
لَا
يَسْـَٔمُونَ
۩
Eğer büyüklük taslarlarsa kendi aleyhlerinedir. Rabbinin katında bulunanlar hiç usanmadan, O'nu gece gündüz tesbih ederler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 39 Cüz 24 • Sayfa 481
وَمِنْ ءَايَٰتِهِۦٓ أَنَّكَ تَرَى ٱلْأَرْضَ خَٰشِعَةًۭ فَإِذَآ أَنزَلْنَا عَلَيْهَا ٱلْمَآءَ ٱهْتَزَّتْ وَرَبَتْ ۚ إِنَّ ٱلَّذِىٓ أَحْيَاهَا لَمُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰٓ ۚ إِنَّهُۥ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌ ﴿39﴾
وَمِنْ
ءَايَٰتِهِۦٓ
أَنَّكَ
تَرَى
ٱلْأَرْضَ
خَٰشِعَةًۭ
فَإِذَآ
أَنزَلْنَا
عَلَيْهَا
ٱلْمَآءَ
ٱهْتَزَّتْ
وَرَبَتْ
ۚ
إِنَّ
ٱلَّذِىٓ
أَحْيَاهَا
لَمُحْىِ
ٱلْمَوْتَىٰٓ
ۚ
إِنَّهُۥ
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍۢ
قَدِيرٌ
Kupkuru gördüğün yeryüzünün, Biz ona su indirdiğimiz zaman harekete geçmesi, kabarması, Allah'ın varlığının belgelerindendir. Ona can veren Allah şüphesiz ölüleri de diriltir. Doğrusu O her şeye kadir'dir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 40 Cüz 24 • Sayfa 481
إِنَّ ٱلَّذِينَ يُلْحِدُونَ فِىٓ ءَايَٰتِنَا لَا يَخْفَوْنَ عَلَيْنَآ ۗ أَفَمَن يُلْقَىٰ فِى ٱلنَّارِ خَيْرٌ أَم مَّن يَأْتِىٓ ءَامِنًۭا يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ ۚ ٱعْمَلُوا۟ مَا شِئْتُمْ ۖ إِنَّهُۥ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ ﴿40﴾
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
يُلْحِدُونَ
فِىٓ
ءَايَٰتِنَا
لَا
يَخْفَوْنَ
عَلَيْنَآ
ۗ
أَفَمَن
يُلْقَىٰ
فِى
ٱلنَّارِ
خَيْرٌ
أَم
مَّن
يَأْتِىٓ
ءَامِنًۭا
يَوْمَ
ٱلْقِيَٰمَةِ
ۚ
ٱعْمَلُوا۟
مَا
شِئْتُمْ
ۖ
إِنَّهُۥ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
بَصِيرٌ
Ayetlerimizi inkar edenler Bize gizli değillerdir. Kıyamet gününde ateşe atılan mı, yoksa güven içinde gelen kimse mi daha iyidir? Dilediğinizi işleyin, doğrusu O, yaptıklarınızı gören'dir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 41 Cüz 24 • Sayfa 481
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِٱلذِّكْرِ لَمَّا جَآءَهُمْ ۖ وَإِنَّهُۥ لَكِتَٰبٌ عَزِيزٌۭ ﴿41﴾
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
بِٱلذِّكْرِ
لَمَّا
جَآءَهُمْ
ۖ
وَإِنَّهُۥ
لَكِتَٰبٌ
عَزِيزٌۭ
Kitap kendilerine gelince, onlar, onu inkar etmişlerdir; oysa o, değerli bir Kitap'dır. Geçmişte ve gelecekte onu batıl kılacak yoktur. Hakim ve övülmeğe layık olan Allah katından indirilmedir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 42 Cüz 24 • Sayfa 481
لَّا يَأْتِيهِ ٱلْبَٰطِلُ مِنۢ بَيْنِ يَدَيْهِ وَلَا مِنْ خَلْفِهِۦ ۖ تَنزِيلٌۭ مِّنْ حَكِيمٍ حَمِيدٍۢ ﴿42﴾
لَّا
يَأْتِيهِ
ٱلْبَٰطِلُ
مِنۢ
بَيْنِ
يَدَيْهِ
وَلَا
مِنْ
خَلْفِهِۦ
ۖ
تَنزِيلٌۭ
مِّنْ
حَكِيمٍ
حَمِيدٍۢ
Kitap kendilerine gelince, onlar, onu inkar etmişlerdir; oysa o, değerli bir Kitap'dır. Geçmişte ve gelecekte onu batıl kılacak yoktur. Hakim ve övülmeğe layık olan Allah katından indirilmedir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 43 Cüz 24 • Sayfa 481
مَّا يُقَالُ لَكَ إِلَّا مَا قَدْ قِيلَ لِلرُّسُلِ مِن قَبْلِكَ ۚ إِنَّ رَبَّكَ لَذُو مَغْفِرَةٍۢ وَذُو عِقَابٍ أَلِيمٍۢ ﴿43﴾
مَّا
يُقَالُ
لَكَ
إِلَّا
مَا
قَدْ
قِيلَ
لِلرُّسُلِ
مِن
قَبْلِكَ
ۚ
إِنَّ
رَبَّكَ
لَذُو
مَغْفِرَةٍۢ
وَذُو
عِقَابٍ
أَلِيمٍۢ
Senin için söylenenler, senden önceki peygamberler için de söylenmişti. Doğrusu Rabbin hem bağışlayan ve hem de can yakıcı azap verendir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 44 Cüz 24 • Sayfa 481
وَلَوْ جَعَلْنَٰهُ قُرْءَانًا أَعْجَمِيًّۭا لَّقَالُوا۟ لَوْلَا فُصِّلَتْ ءَايَٰتُهُۥٓ ۖ ءَا۬عْجَمِىٌّۭ وَعَرَبِىٌّۭ ۗ قُلْ هُوَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ هُدًۭى وَشِفَآءٌۭ ۖ وَٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ فِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرٌۭ وَهُوَ عَلَيْهِمْ عَمًى ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ يُنَادَوْنَ مِن مَّكَانٍۭ بَعِيدٍۢ ﴿44﴾
وَلَوْ
جَعَلْنَٰهُ
قُرْءَانًا
أَعْجَمِيًّۭا
لَّقَالُوا۟
لَوْلَا
فُصِّلَتْ
ءَايَٰتُهُۥٓ
ۖ
ءَا۬عْجَمِىٌّۭ
وَعَرَبِىٌّۭ
ۗ
قُلْ
هُوَ
لِلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
هُدًۭى
وَشِفَآءٌۭ
ۖ
وَٱلَّذِينَ
لَا
يُؤْمِنُونَ
فِىٓ
ءَاذَانِهِمْ
وَقْرٌۭ
وَهُوَ
عَلَيْهِمْ
عَمًى
ۚ
أُو۟لَٰٓئِكَ
يُنَادَوْنَ
مِن
مَّكَانٍۭ
بَعِيدٍۢ
Biz bu Kuran'ı yabancı bir dil ile ortaya koysaydık: "Ayetleri uzun açıklanmalı değil miydi? Araba yabancı bir dille söylenir mi?" derlerdi. De ki: "Bu, inananlara doğruluk rehberi ve gönüllerine şifadır." İnanmayanların kulaklarında ağırlık vardır ve onlara kapalıdır; sanki bunlara uzak bir mesafeden sesleniliyor da anlamıyorlar.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 45 Cüz 24 • Sayfa 481
وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ فَٱخْتُلِفَ فِيهِ ۗ وَلَوْلَا كَلِمَةٌۭ سَبَقَتْ مِن رَّبِّكَ لَقُضِىَ بَيْنَهُمْ ۚ وَإِنَّهُمْ لَفِى شَكٍّۢ مِّنْهُ مُرِيبٍۢ ﴿45﴾
وَلَقَدْ
ءَاتَيْنَا
مُوسَى
ٱلْكِتَٰبَ
فَٱخْتُلِفَ
فِيهِ
ۗ
وَلَوْلَا
كَلِمَةٌۭ
سَبَقَتْ
مِن
رَّبِّكَ
لَقُضِىَ
بَيْنَهُمْ
ۚ
وَإِنَّهُمْ
لَفِى
شَكٍّۢ
مِّنْهُ
مُرِيبٍۢ
And olsun ki Musa'ya Kitap vermiştik de onda ayrılığa düşmüşlerdi. Rabbinin verilmiş bir sözü olmasaydı, aralarında hükmedilmiş olurdu. Doğrusu onlar, onun hakkında şüphe ve endişe içindedirler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 46 Cüz 24 • Sayfa 481
مَّنْ عَمِلَ صَٰلِحًۭا فَلِنَفْسِهِۦ ۖ وَمَنْ أَسَآءَ فَعَلَيْهَا ۗ وَمَا رَبُّكَ بِظَلَّٰمٍۢ لِّلْعَبِيدِ ﴿46﴾
مَّنْ
عَمِلَ
صَٰلِحًۭا
فَلِنَفْسِهِۦ
ۖ
وَمَنْ
أَسَآءَ
فَعَلَيْهَا
ۗ
وَمَا
رَبُّكَ
بِظَلَّٰمٍۢ
لِّلْعَبِيدِ
Kim yararlı iş işlerse kendi lehinedir; kim de kötülük işlerse kendi aleyhinedir. Rabbin, kullara karşı zalim değildir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 47 Cüz 25 • Sayfa 482
۞ إِلَيْهِ يُرَدُّ عِلْمُ ٱلسَّاعَةِ ۚ وَمَا تَخْرُجُ مِن ثَمَرَٰتٍۢ مِّنْ أَكْمَامِهَا وَمَا تَحْمِلُ مِنْ أُنثَىٰ وَلَا تَضَعُ إِلَّا بِعِلْمِهِۦ ۚ وَيَوْمَ يُنَادِيهِمْ أَيْنَ شُرَكَآءِى قَالُوٓا۟ ءَاذَنَّٰكَ مَا مِنَّا مِن شَهِيدٍۢ ﴿47﴾
۞
إِلَيْهِ
يُرَدُّ
عِلْمُ
ٱلسَّاعَةِ
ۚ
وَمَا
تَخْرُجُ
مِن
ثَمَرَٰتٍۢ
مِّنْ
أَكْمَامِهَا
وَمَا
تَحْمِلُ
مِنْ
أُنثَىٰ
وَلَا
تَضَعُ
إِلَّا
بِعِلْمِهِۦ
ۚ
وَيَوْمَ
يُنَادِيهِمْ
أَيْنَ
شُرَكَآءِى
قَالُوٓا۟
ءَاذَنَّٰكَ
مَا
مِنَّا
مِن
شَهِيدٍۢ
Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi ona aittir. O'nun bilgisi dışında hiçbir ürün kabuğundan çıkmaz, hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz. Onlara: "Bana koştuğunuz ortaklar nerede?" diye seslendiği gün: "Sana, buna dair bizden hiçbir şahit olmadığınıarzederiz" derler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 48 Cüz 25 • Sayfa 482
وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَدْعُونَ مِن قَبْلُ ۖ وَظَنُّوا۟ مَا لَهُم مِّن مَّحِيصٍۢ ﴿48﴾
وَضَلَّ
عَنْهُم
مَّا
كَانُوا۟
يَدْعُونَ
مِن
قَبْلُ
ۖ
وَظَنُّوا۟
مَا
لَهُم
مِّن
مَّحِيصٍۢ
Önceden yalvarıp durdukları şeyler onlardan uzaklaşmıştır. Kendilerinin kaçacak yerleri olmadığını anlamışlardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 49 Cüz 25 • Sayfa 482
لَّا يَسْـَٔمُ ٱلْإِنسَٰنُ مِن دُعَآءِ ٱلْخَيْرِ وَإِن مَّسَّهُ ٱلشَّرُّ فَيَـُٔوسٌۭ قَنُوطٌۭ ﴿49﴾
لَّا
يَسْـَٔمُ
ٱلْإِنسَٰنُ
مِن
دُعَآءِ
ٱلْخَيْرِ
وَإِن
مَّسَّهُ
ٱلشَّرُّ
فَيَـُٔوسٌۭ
قَنُوطٌۭ
İnsan, iyilik istemekten usanmaz da, kendisine bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer, meyus olur.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 50 Cüz 25 • Sayfa 482
وَلَئِنْ أَذَقْنَٰهُ رَحْمَةًۭ مِّنَّا مِنۢ بَعْدِ ضَرَّآءَ مَسَّتْهُ لَيَقُولَنَّ هَٰذَا لِى وَمَآ أَظُنُّ ٱلسَّاعَةَ قَآئِمَةًۭ وَلَئِن رُّجِعْتُ إِلَىٰ رَبِّىٓ إِنَّ لِى عِندَهُۥ لَلْحُسْنَىٰ ۚ فَلَنُنَبِّئَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِمَا عَمِلُوا۟ وَلَنُذِيقَنَّهُم مِّنْ عَذَابٍ غَلِيظٍۢ ﴿50﴾
وَلَئِنْ
أَذَقْنَٰهُ
رَحْمَةًۭ
مِّنَّا
مِنۢ
بَعْدِ
ضَرَّآءَ
مَسَّتْهُ
لَيَقُولَنَّ
هَٰذَا
لِى
وَمَآ
أَظُنُّ
ٱلسَّاعَةَ
قَآئِمَةًۭ
وَلَئِن
رُّجِعْتُ
إِلَىٰ
رَبِّىٓ
إِنَّ
لِى
عِندَهُۥ
لَلْحُسْنَىٰ
ۚ
فَلَنُنَبِّئَنَّ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
بِمَا
عَمِلُوا۟
وَلَنُذِيقَنَّهُم
مِّنْ
عَذَابٍ
غَلِيظٍۢ
Başına gelen sıkıntıdan sonra, kendisine katımızdan bir rahmet tattırsak: "Bu benim hakkımdır; kıyametin kopacağını sanmıyorum. Rabbime döndürülürsem, O'nun katında and olsun ki, benim için daha güzel şeyler vardır" der. İnkar edenlere, işlediklerini, and olsun ki bildireceğiz. Onlara and olsun ki çetin bir azap tattıracağız.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 51 Cüz 25 • Sayfa 482
وَإِذَآ أَنْعَمْنَا عَلَى ٱلْإِنسَٰنِ أَعْرَضَ وَنَـَٔا بِجَانِبِهِۦ وَإِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ فَذُو دُعَآءٍ عَرِيضٍۢ ﴿51﴾
وَإِذَآ
أَنْعَمْنَا
عَلَى
ٱلْإِنسَٰنِ
أَعْرَضَ
وَنَـَٔا
بِجَانِبِهِۦ
وَإِذَا
مَسَّهُ
ٱلشَّرُّ
فَذُو
دُعَآءٍ
عَرِيضٍۢ
İnsana nimet verdiğimiz zaman yüz çevirerek yan çizer; başına bir kötülük gelince uzun uzun yalvarır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 52 Cüz 25 • Sayfa 482
قُلْ أَرَءَيْتُمْ إِن كَانَ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ ثُمَّ كَفَرْتُم بِهِۦ مَنْ أَضَلُّ مِمَّنْ هُوَ فِى شِقَاقٍۭ بَعِيدٍۢ ﴿52﴾
قُلْ
أَرَءَيْتُمْ
إِن
كَانَ
مِنْ
عِندِ
ٱللَّهِ
ثُمَّ
كَفَرْتُم
بِهِۦ
مَنْ
أَضَلُّ
مِمَّنْ
هُوَ
فِى
شِقَاقٍۭ
بَعِيدٍۢ
De ki: "Kuran Allah katından gelmiş olup da siz de onu inkar etmişseniz, söyleyin bana, derin bir çıkmazda bulunan kimseden daha sapık kim vardır?"
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 53 Cüz 25 • Sayfa 482
سَنُرِيهِمْ ءَايَٰتِنَا فِى ٱلْءَافَاقِ وَفِىٓ أَنفُسِهِمْ حَتَّىٰ يَتَبَيَّنَ لَهُمْ أَنَّهُ ٱلْحَقُّ ۗ أَوَلَمْ يَكْفِ بِرَبِّكَ أَنَّهُۥ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ شَهِيدٌ ﴿53﴾
سَنُرِيهِمْ
ءَايَٰتِنَا
فِى
ٱلْءَافَاقِ
وَفِىٓ
أَنفُسِهِمْ
حَتَّىٰ
يَتَبَيَّنَ
لَهُمْ
أَنَّهُ
ٱلْحَقُّ
ۗ
أَوَلَمْ
يَكْفِ
بِرَبِّكَ
أَنَّهُۥ
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍۢ
شَهِيدٌ
Onun hak olduğu meydana çıkıncaya kadar varlığımızın belgelerini onlara hem dış dünyada ve hem de kendi içlerinde göstereceğiz. Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi?
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 54 Cüz 25 • Sayfa 482
أَلَآ إِنَّهُمْ فِى مِرْيَةٍۢ مِّن لِّقَآءِ رَبِّهِمْ ۗ أَلَآ إِنَّهُۥ بِكُلِّ شَىْءٍۢ مُّحِيطٌۢ ﴿54﴾
أَلَآ
إِنَّهُمْ
فِى
مِرْيَةٍۢ
مِّن
لِّقَآءِ
رَبِّهِمْ
ۗ
أَلَآ
إِنَّهُۥ
بِكُلِّ
شَىْءٍۢ
مُّحِيطٌۢ
Dikkat edin; onlar Rablerine kavuşmaktan şüphededirler; dikkat edin; Allah şüphesiz her şeyi bilgisiyle kuşatandır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
« Önceki: Mü'min (Gâfir) Sûresi Tüm Sûreler Fihristi Sonraki: Şûrâ Sûresi »