Kârî:
Sûre #40
Mekkî
İniş Sırası: 60
85 Âyet
غافر
Mü'min (Gâfir) Sûresi
Anlamı: Bağışlayan, Affeden
Sûrenin Nüzul Sebebi ve Temel Mesajları (Tefsir Özeti)
▼ Göster / Gizle
Nüzul Ortamı: Mü'min (Gâfir) Sûresi Mekke-i Mükerreme döneminde nâzil olmuştur. Toplam 85 âyet-i kerîmeden müteşekkildir.
Tefsir ve Muhteva: Sûre, adını "Bağışlayan, Affeden" manasına gelen lafızdan almaktadır. Cenâb-ı Hakk'ın kudretini, mü'minlerin ahlakî mükellefiyetlerini, takvâ ve tevhidi öğütler.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Âyet 1
Cüz 24 • Sayfa 467
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ حمٓ ﴿1﴾
بِسْمِ
ٱللَّهِ
ٱلرَّحْمَٰنِ
ٱلرَّحِيمِ
حمٓ
Ha, Mim.
Âyet 2
Cüz 24 • Sayfa 467
تَنزِيلُ ٱلْكِتَٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْعَلِيمِ ﴿2﴾
تَنزِيلُ
ٱلْكِتَٰبِ
مِنَ
ٱللَّهِ
ٱلْعَزِيزِ
ٱلْعَلِيمِ
Kitap'ın indirilmesi, güçlü ve bilgin olan Allah katındandır.
Âyet 3
Cüz 24 • Sayfa 467
غَافِرِ ٱلذَّنۢبِ وَقَابِلِ ٱلتَّوْبِ شَدِيدِ ٱلْعِقَابِ ذِى ٱلطَّوْلِ ۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ۖ إِلَيْهِ ٱلْمَصِيرُ ﴿3﴾
غَافِرِ
ٱلذَّنۢبِ
وَقَابِلِ
ٱلتَّوْبِ
شَدِيدِ
ٱلْعِقَابِ
ذِى
ٱلطَّوْلِ
ۖ
لَآ
إِلَٰهَ
إِلَّا
هُوَ
ۖ
إِلَيْهِ
ٱلْمَصِيرُ
O, günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası şiddetli, lütfu bol olandır. O'ndan başka tanrı yoktur, dönüş O'nadır.
Âyet 4
Cüz 24 • Sayfa 467
مَا يُجَٰدِلُ فِىٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ إِلَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَلَا يَغْرُرْكَ تَقَلُّبُهُمْ فِى ٱلْبِلَٰدِ ﴿4﴾
مَا
يُجَٰدِلُ
فِىٓ
ءَايَٰتِ
ٱللَّهِ
إِلَّا
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
فَلَا
يَغْرُرْكَ
تَقَلُّبُهُمْ
فِى
ٱلْبِلَٰدِ
Allah'ın ayetleri üzerinde, inkar edenlerden başkası tartışmaya girişmez. İnkarcıların memlekette gezip dolaşması seni aldatmasın.
Âyet 5
Cüz 24 • Sayfa 467
كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍۢ وَٱلْأَحْزَابُ مِنۢ بَعْدِهِمْ ۖ وَهَمَّتْ كُلُّ أُمَّةٍۭ بِرَسُولِهِمْ لِيَأْخُذُوهُ ۖ وَجَٰدَلُوا۟ بِٱلْبَٰطِلِ لِيُدْحِضُوا۟ بِهِ ٱلْحَقَّ فَأَخَذْتُهُمْ ۖ فَكَيْفَ كَانَ عِقَابِ ﴿5﴾
كَذَّبَتْ
قَبْلَهُمْ
قَوْمُ
نُوحٍۢ
وَٱلْأَحْزَابُ
مِنۢ
بَعْدِهِمْ
ۖ
وَهَمَّتْ
كُلُّ
أُمَّةٍۭ
بِرَسُولِهِمْ
لِيَأْخُذُوهُ
ۖ
وَجَٰدَلُوا۟
بِٱلْبَٰطِلِ
لِيُدْحِضُوا۟
بِهِ
ٱلْحَقَّ
فَأَخَذْتُهُمْ
ۖ
فَكَيْفَ
كَانَ
عِقَابِ
Onlardan önce, Nuh milleti, ardından, peygamberlere karşı gelen topluluklar da peygamberlerini yalanlamış; her ümmet, peygamberini cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı batılla gidermek için mücadele etmişlerdi. Bunun üzerine Ben onları yakaladım. Cezalandırmam nasılmış?
Âyet 6
Cüz 24 • Sayfa 467
وَكَذَٰلِكَ حَقَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ عَلَى ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَنَّهُمْ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ ﴿6﴾
وَكَذَٰلِكَ
حَقَّتْ
كَلِمَتُ
رَبِّكَ
عَلَى
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوٓا۟
أَنَّهُمْ
أَصْحَٰبُ
ٱلنَّارِ
İnkar edenlerin cehennemlik olduklarına dair Rabbinin sözü böylece gerçekleşti.
Âyet 7
Cüz 24 • Sayfa 467
ٱلَّذِينَ يَحْمِلُونَ ٱلْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُۥ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِهِۦ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَىْءٍۢ رَّحْمَةًۭ وَعِلْمًۭا فَٱغْفِرْ لِلَّذِينَ تَابُوا۟ وَٱتَّبَعُوا۟ سَبِيلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ ﴿7﴾
ٱلَّذِينَ
يَحْمِلُونَ
ٱلْعَرْشَ
وَمَنْ
حَوْلَهُۥ
يُسَبِّحُونَ
بِحَمْدِ
رَبِّهِمْ
وَيُؤْمِنُونَ
بِهِۦ
وَيَسْتَغْفِرُونَ
لِلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
رَبَّنَا
وَسِعْتَ
كُلَّ
شَىْءٍۢ
رَّحْمَةًۭ
وَعِلْمًۭا
فَٱغْفِرْ
لِلَّذِينَ
تَابُوا۟
وَٱتَّبَعُوا۟
سَبِيلَكَ
وَقِهِمْ
عَذَابَ
ٱلْجَحِيمِ
Arşı yüklenen ve çevresinde bulunanlar, Rablerini överek tesbih ederler; O'na inanırlar. Müminler için: "Rabbimiz! İlmin ve rahmetin herşeyi içine almıştır. Tevbe edip Senin yoluna uyanları bağışla; onları cehennemin azabından koru" diye bağışlanma dilerler.
Âyet 8
Cüz 24 • Sayfa 468
رَبَّنَا وَأَدْخِلْهُمْ جَنَّٰتِ عَدْنٍ ٱلَّتِى وَعَدتَّهُمْ وَمَن صَلَحَ مِنْ ءَابَآئِهِمْ وَأَزْوَٰجِهِمْ وَذُرِّيَّٰتِهِمْ ۚ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ ﴿8﴾
رَبَّنَا
وَأَدْخِلْهُمْ
جَنَّٰتِ
عَدْنٍ
ٱلَّتِى
وَعَدتَّهُمْ
وَمَن
صَلَحَ
مِنْ
ءَابَآئِهِمْ
وَأَزْوَٰجِهِمْ
وَذُرِّيَّٰتِهِمْ
ۚ
إِنَّكَ
أَنتَ
ٱلْعَزِيزُ
ٱلْحَكِيمُ
"Rabbimiz! Müminleri ve babalarından, eşlerinden, soylarından iyi olanları, kendilerine söz verdiğin Adn cennetlerine koy; şüphesiz güçlü olan, Hakim olan ancak Sensin"
Âyet 9
Cüz 24 • Sayfa 468
وَقِهِمُ ٱلسَّيِّـَٔاتِ ۚ وَمَن تَقِ ٱلسَّيِّـَٔاتِ يَوْمَئِذٍۢ فَقَدْ رَحِمْتَهُۥ ۚ وَذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ ﴿9﴾
وَقِهِمُ
ٱلسَّيِّـَٔاتِ
ۚ
وَمَن
تَقِ
ٱلسَّيِّـَٔاتِ
يَوْمَئِذٍۢ
فَقَدْ
رَحِمْتَهُۥ
ۚ
وَذَٰلِكَ
هُوَ
ٱلْفَوْزُ
ٱلْعَظِيمُ
"Onları kötülüklerden koru! O gün kötülüklerden kimi korursan, ona şüphesiz rahmet etmiş olursun. Bu büyük kurtuluştur."
Âyet 10
Cüz 24 • Sayfa 468
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُنَادَوْنَ لَمَقْتُ ٱللَّهِ أَكْبَرُ مِن مَّقْتِكُمْ أَنفُسَكُمْ إِذْ تُدْعَوْنَ إِلَى ٱلْإِيمَٰنِ فَتَكْفُرُونَ ﴿10﴾
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
يُنَادَوْنَ
لَمَقْتُ
ٱللَّهِ
أَكْبَرُ
مِن
مَّقْتِكُمْ
أَنفُسَكُمْ
إِذْ
تُدْعَوْنَ
إِلَى
ٱلْإِيمَٰنِ
فَتَكْفُرُونَ
Ama inkar edenlere, "Allah'ın gazabı, sizin birbirinize olan öfkenizden daha büyüktür; imana çağrıldığınızda inkar ederdiniz" diye seslenilir.
Âyet 11
Cüz 24 • Sayfa 468
قَالُوا۟ رَبَّنَآ أَمَتَّنَا ٱثْنَتَيْنِ وَأَحْيَيْتَنَا ٱثْنَتَيْنِ فَٱعْتَرَفْنَا بِذُنُوبِنَا فَهَلْ إِلَىٰ خُرُوجٍۢ مِّن سَبِيلٍۢ ﴿11﴾
قَالُوا۟
رَبَّنَآ
أَمَتَّنَا
ٱثْنَتَيْنِ
وَأَحْيَيْتَنَا
ٱثْنَتَيْنِ
فَٱعْتَرَفْنَا
بِذُنُوبِنَا
فَهَلْ
إِلَىٰ
خُرُوجٍۢ
مِّن
سَبِيلٍۢ
Onlar: "Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Biz de suçlarımızı itiraf ettik, bir daha çıkmağa yol var mıdır?" derler.
Âyet 12
Cüz 24 • Sayfa 468
ذَٰلِكُم بِأَنَّهُۥٓ إِذَا دُعِىَ ٱللَّهُ وَحْدَهُۥ كَفَرْتُمْ ۖ وَإِن يُشْرَكْ بِهِۦ تُؤْمِنُوا۟ ۚ فَٱلْحُكْمُ لِلَّهِ ٱلْعَلِىِّ ٱلْكَبِيرِ ﴿12﴾
ذَٰلِكُم
بِأَنَّهُۥٓ
إِذَا
دُعِىَ
ٱللَّهُ
وَحْدَهُۥ
كَفَرْتُمْ
ۖ
وَإِن
يُشْرَكْ
بِهِۦ
تُؤْمِنُوا۟
ۚ
فَٱلْحُكْمُ
لِلَّهِ
ٱلْعَلِىِّ
ٱلْكَبِيرِ
Onlara: "Yalnız Allah çağrıldığı zaman inkar ederdiniz de, O'na eş koşulunca inanırdınız. Bugün hüküm, yüce Allah'ındır" denir.
Âyet 13
Cüz 24 • Sayfa 468
هُوَ ٱلَّذِى يُرِيكُمْ ءَايَٰتِهِۦ وَيُنَزِّلُ لَكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ رِزْقًۭا ۚ وَمَا يَتَذَكَّرُ إِلَّا مَن يُنِيبُ ﴿13﴾
هُوَ
ٱلَّذِى
يُرِيكُمْ
ءَايَٰتِهِۦ
وَيُنَزِّلُ
لَكُم
مِّنَ
ٱلسَّمَآءِ
رِزْقًۭا
ۚ
وَمَا
يَتَذَكَّرُ
إِلَّا
مَن
يُنِيبُ
Size mucizelerini gösteren, size gökten rızık indiren O'dur. Allah'a yönelenden başkası ibret almaz.
Âyet 14
Cüz 24 • Sayfa 468
فَٱدْعُوا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْكَٰفِرُونَ ﴿14﴾
فَٱدْعُوا۟
ٱللَّهَ
مُخْلِصِينَ
لَهُ
ٱلدِّينَ
وَلَوْ
كَرِهَ
ٱلْكَٰفِرُونَ
Ey inananlar! İnkarcılar istemese de, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarın.
Âyet 15
Cüz 24 • Sayfa 468
رَفِيعُ ٱلدَّرَجَٰتِ ذُو ٱلْعَرْشِ يُلْقِى ٱلرُّوحَ مِنْ أَمْرِهِۦ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ لِيُنذِرَ يَوْمَ ٱلتَّلَاقِ ﴿15﴾
رَفِيعُ
ٱلدَّرَجَٰتِ
ذُو
ٱلْعَرْشِ
يُلْقِى
ٱلرُّوحَ
مِنْ
أَمْرِهِۦ
عَلَىٰ
مَن
يَشَآءُ
مِنْ
عِبَادِهِۦ
لِيُنذِرَ
يَوْمَ
ٱلتَّلَاقِ
Arş sahibi, varlıkların en yücesi olan Allah, kavuşma gününü ihtar etmek için kullarından dilediğine emriyle vahyi indirir.
Âyet 16
Cüz 24 • Sayfa 468
يَوْمَ هُم بَٰرِزُونَ ۖ لَا يَخْفَىٰ عَلَى ٱللَّهِ مِنْهُمْ شَىْءٌۭ ۚ لِّمَنِ ٱلْمُلْكُ ٱلْيَوْمَ ۖ لِلَّهِ ٱلْوَٰحِدِ ٱلْقَهَّارِ ﴿16﴾
يَوْمَ
هُم
بَٰرِزُونَ
ۖ
لَا
يَخْفَىٰ
عَلَى
ٱللَّهِ
مِنْهُمْ
شَىْءٌۭ
ۚ
لِّمَنِ
ٱلْمُلْكُ
ٱلْيَوْمَ
ۖ
لِلَّهِ
ٱلْوَٰحِدِ
ٱلْقَهَّارِ
O gün onlar meydana çıkarlar; onların hiçbir şeyi Allah'a gizli kalmaz. "Bugün hükümranlık kimindir?" denir; hepsi: "Gücü herşeye yeten tek Allah'ındır" derler.
Âyet 17
Cüz 24 • Sayfa 469
ٱلْيَوْمَ تُجْزَىٰ كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ ۚ لَا ظُلْمَ ٱلْيَوْمَ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلْحِسَابِ ﴿17﴾
ٱلْيَوْمَ
تُجْزَىٰ
كُلُّ
نَفْسٍۭ
بِمَا
كَسَبَتْ
ۚ
لَا
ظُلْمَ
ٱلْيَوْمَ
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
سَرِيعُ
ٱلْحِسَابِ
Bugün herkese, kazandığının karşılığı verilir. Bugün haksızlık yoktur. Doğrusu Allah, hesabı çabuk görendir.
Âyet 18
Cüz 24 • Sayfa 469
وَأَنذِرْهُمْ يَوْمَ ٱلْءَازِفَةِ إِذِ ٱلْقُلُوبُ لَدَى ٱلْحَنَاجِرِ كَٰظِمِينَ ۚ مَا لِلظَّٰلِمِينَ مِنْ حَمِيمٍۢ وَلَا شَفِيعٍۢ يُطَاعُ ﴿18﴾
وَأَنذِرْهُمْ
يَوْمَ
ٱلْءَازِفَةِ
إِذِ
ٱلْقُلُوبُ
لَدَى
ٱلْحَنَاجِرِ
كَٰظِمِينَ
ۚ
مَا
لِلظَّٰلِمِينَ
مِنْ
حَمِيمٍۢ
وَلَا
شَفِيعٍۢ
يُطَاعُ
Onları, yüreklerin ağıza geleceği, tasadan yutkunacakları, yaklaşan kıyamet günü ile uyar. Zalimlerin ne dostu ne de sözü dinlenecek şefaatçisi olur.
Âyet 19
Cüz 24 • Sayfa 469
يَعْلَمُ خَآئِنَةَ ٱلْأَعْيُنِ وَمَا تُخْفِى ٱلصُّدُورُ ﴿19﴾
يَعْلَمُ
خَآئِنَةَ
ٱلْأَعْيُنِ
وَمَا
تُخْفِى
ٱلصُّدُورُ
Allah gözlerin hainliğini ve gönüllerin gizlediğini bilir.
Âyet 20
Cüz 24 • Sayfa 469
وَٱللَّهُ يَقْضِى بِٱلْحَقِّ ۖ وَٱلَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ لَا يَقْضُونَ بِشَىْءٍ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْبَصِيرُ ﴿20﴾
وَٱللَّهُ
يَقْضِى
بِٱلْحَقِّ
ۖ
وَٱلَّذِينَ
يَدْعُونَ
مِن
دُونِهِۦ
لَا
يَقْضُونَ
بِشَىْءٍ
ۗ
إِنَّ
ٱللَّهَ
هُوَ
ٱلسَّمِيعُ
ٱلْبَصِيرُ
Allah, gerçekle hükmeder. O'nu bırakıp da yalvardıkları putlar bir şeye hüküm veremez. Şüphesiz Allah işitir ve görür.
Âyet 21
Cüz 24 • Sayfa 469
۞ أَوَلَمْ يَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ كَانُوا۟ مِن قَبْلِهِمْ ۚ كَانُوا۟ هُمْ أَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةًۭ وَءَاثَارًۭا فِى ٱلْأَرْضِ فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ بِذُنُوبِهِمْ وَمَا كَانَ لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ مِن وَاقٍۢ ﴿21﴾
۞
أَوَلَمْ
يَسِيرُوا۟
فِى
ٱلْأَرْضِ
فَيَنظُرُوا۟
كَيْفَ
كَانَ
عَٰقِبَةُ
ٱلَّذِينَ
كَانُوا۟
مِن
قَبْلِهِمْ
ۚ
كَانُوا۟
هُمْ
أَشَدَّ
مِنْهُمْ
قُوَّةًۭ
وَءَاثَارًۭا
فِى
ٱلْأَرْضِ
فَأَخَذَهُمُ
ٱللَّهُ
بِذُنُوبِهِمْ
وَمَا
كَانَ
لَهُم
مِّنَ
ٱللَّهِ
مِن
وَاقٍۢ
Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce ve kendilerinden daha kuvvetli olan ve yeryüzünde daha çok eser bırakan kimselerin sonuçlarının nasıl olduğunu görmezler mi? Allah onları suçlarıyla yakalamıştır. Allah'a karşı onları koruyan yoktur.
Âyet 22
Cüz 24 • Sayfa 469
ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَانَت تَّأْتِيهِمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَكَفَرُوا۟ فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ ۚ إِنَّهُۥ قَوِىٌّۭ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ ﴿22﴾
ذَٰلِكَ
بِأَنَّهُمْ
كَانَت
تَّأْتِيهِمْ
رُسُلُهُم
بِٱلْبَيِّنَٰتِ
فَكَفَرُوا۟
فَأَخَذَهُمُ
ٱللَّهُ
ۚ
إِنَّهُۥ
قَوِىٌّۭ
شَدِيدُ
ٱلْعِقَابِ
Bu, kendilerine açık belgelerle gelen peygamberlerini inkar etmelerinden ötürüdür. Allah da onları bunun için yakalamıştır. Doğrusu O, kuvvetlidir, cezalandırması da şiddetlidir.
Âyet 23
Cüz 24 • Sayfa 469
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَا وَسُلْطَٰنٍۢ مُّبِينٍ ﴿23﴾
وَلَقَدْ
أَرْسَلْنَا
مُوسَىٰ
بِـَٔايَٰتِنَا
وَسُلْطَٰنٍۢ
مُّبِينٍ
And olsun ki Musa'yı, mucizelerimiz ve apaçık delillerle Firavun, Haman ve Karun'a göndermişizdir. Onlar: "Bu, yalancı sihirbazın biridir" demişlerdi.
Âyet 24
Cüz 24 • Sayfa 469
إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَهَٰمَٰنَ وَقَٰرُونَ فَقَالُوا۟ سَٰحِرٌۭ كَذَّابٌۭ ﴿24﴾
إِلَىٰ
فِرْعَوْنَ
وَهَٰمَٰنَ
وَقَٰرُونَ
فَقَالُوا۟
سَٰحِرٌۭ
كَذَّابٌۭ
And olsun ki Musa'yı, mucizelerimiz ve apaçık delillerle Firavun, Haman ve Karun'a göndermişizdir. Onlar: "Bu, yalancı sihirbazın biridir" demişlerdi.
Âyet 25
Cüz 24 • Sayfa 469
فَلَمَّا جَآءَهُم بِٱلْحَقِّ مِنْ عِندِنَا قَالُوا۟ ٱقْتُلُوٓا۟ أَبْنَآءَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ وَٱسْتَحْيُوا۟ نِسَآءَهُمْ ۚ وَمَا كَيْدُ ٱلْكَٰفِرِينَ إِلَّا فِى ضَلَٰلٍۢ ﴿25﴾
فَلَمَّا
جَآءَهُم
بِٱلْحَقِّ
مِنْ
عِندِنَا
قَالُوا۟
ٱقْتُلُوٓا۟
أَبْنَآءَ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
مَعَهُۥ
وَٱسْتَحْيُوا۟
نِسَآءَهُمْ
ۚ
وَمَا
كَيْدُ
ٱلْكَٰفِرِينَ
إِلَّا
فِى
ضَلَٰلٍۢ
Musa katımızdan onlara gerçeği getirince: "Onunla beraber iman etmiş kimselerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın" dediler. Ama inkarcıların hilesi elbette boşa gider.
Âyet 26
Cüz 24 • Sayfa 470
وَقَالَ فِرْعَوْنُ ذَرُونِىٓ أَقْتُلْ مُوسَىٰ وَلْيَدْعُ رَبَّهُۥٓ ۖ إِنِّىٓ أَخَافُ أَن يُبَدِّلَ دِينَكُمْ أَوْ أَن يُظْهِرَ فِى ٱلْأَرْضِ ٱلْفَسَادَ ﴿26﴾
وَقَالَ
فِرْعَوْنُ
ذَرُونِىٓ
أَقْتُلْ
مُوسَىٰ
وَلْيَدْعُ
رَبَّهُۥٓ
ۖ
إِنِّىٓ
أَخَافُ
أَن
يُبَدِّلَ
دِينَكُمْ
أَوْ
أَن
يُظْهِرَ
فِى
ٱلْأَرْضِ
ٱلْفَسَادَ
Firavun: "Beni bırakın da Musa'yı öldüreyim, o, Rabbine yalvaradursun. Onun, sizin dininizi değiştireceğinden veya yeryüzünde bozgun çıkaracağından korkuyorum" dedi.
Âyet 27
Cüz 24 • Sayfa 470
وَقَالَ مُوسَىٰٓ إِنِّى عُذْتُ بِرَبِّى وَرَبِّكُم مِّن كُلِّ مُتَكَبِّرٍۢ لَّا يُؤْمِنُ بِيَوْمِ ٱلْحِسَابِ ﴿27﴾
وَقَالَ
مُوسَىٰٓ
إِنِّى
عُذْتُ
بِرَبِّى
وَرَبِّكُم
مِّن
كُلِّ
مُتَكَبِّرٍۢ
لَّا
يُؤْمِنُ
بِيَوْمِ
ٱلْحِسَابِ
Musa: "Doğrusu ben, hesap görülecek güne inanmayan böbürlenenlerin hepsinden, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığınırım" dedi.
Âyet 28
Cüz 24 • Sayfa 470
وَقَالَ رَجُلٌۭ مُّؤْمِنٌۭ مِّنْ ءَالِ فِرْعَوْنَ يَكْتُمُ إِيمَٰنَهُۥٓ أَتَقْتُلُونَ رَجُلًا أَن يَقُولَ رَبِّىَ ٱللَّهُ وَقَدْ جَآءَكُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ مِن رَّبِّكُمْ ۖ وَإِن يَكُ كَٰذِبًۭا فَعَلَيْهِ كَذِبُهُۥ ۖ وَإِن يَكُ صَادِقًۭا يُصِبْكُم بَعْضُ ٱلَّذِى يَعِدُكُمْ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى مَنْ هُوَ مُسْرِفٌۭ كَذَّابٌۭ ﴿28﴾
وَقَالَ
رَجُلٌۭ
مُّؤْمِنٌۭ
مِّنْ
ءَالِ
فِرْعَوْنَ
يَكْتُمُ
إِيمَٰنَهُۥٓ
أَتَقْتُلُونَ
رَجُلًا
أَن
يَقُولَ
رَبِّىَ
ٱللَّهُ
وَقَدْ
جَآءَكُم
بِٱلْبَيِّنَٰتِ
مِن
رَّبِّكُمْ
ۖ
وَإِن
يَكُ
كَٰذِبًۭا
فَعَلَيْهِ
كَذِبُهُۥ
ۖ
وَإِن
يَكُ
صَادِقًۭا
يُصِبْكُم
بَعْضُ
ٱلَّذِى
يَعِدُكُمْ
ۖ
إِنَّ
ٱللَّهَ
لَا
يَهْدِى
مَنْ
هُوَ
مُسْرِفٌۭ
كَذَّابٌۭ
Firavun ailesinden olup da, inandığını gizleyen bir adam dedi ki: "Rabbim Allah'tır diyen bir adamı mı öldüreceksiniz? Oysa size Rabbinizden belgelerle gelmiştir. Eğer yalancıysa, yalanı kendisinedir; eğer doğru sözlü ise, sizi tehdit ettiklerinin bir kısmı başınıza gelebilir. Doğrusu Allah, aşırı yalancıyı doğru yola eriştirmez."
Âyet 29
Cüz 24 • Sayfa 470
يَٰقَوْمِ لَكُمُ ٱلْمُلْكُ ٱلْيَوْمَ ظَٰهِرِينَ فِى ٱلْأَرْضِ فَمَن يَنصُرُنَا مِنۢ بَأْسِ ٱللَّهِ إِن جَآءَنَا ۚ قَالَ فِرْعَوْنُ مَآ أُرِيكُمْ إِلَّا مَآ أَرَىٰ وَمَآ أَهْدِيكُمْ إِلَّا سَبِيلَ ٱلرَّشَادِ ﴿29﴾
يَٰقَوْمِ
لَكُمُ
ٱلْمُلْكُ
ٱلْيَوْمَ
ظَٰهِرِينَ
فِى
ٱلْأَرْضِ
فَمَن
يَنصُرُنَا
مِنۢ
بَأْسِ
ٱللَّهِ
إِن
جَآءَنَا
ۚ
قَالَ
فِرْعَوْنُ
مَآ
أُرِيكُمْ
إِلَّا
مَآ
أَرَىٰ
وَمَآ
أَهْدِيكُمْ
إِلَّا
سَبِيلَ
ٱلرَّشَادِ
"Ey milletim; Bugün memlekette hükümranlık sizindir, galip olanlar sizsiniz. Ama Allah'ın baskını bize çatınca, O'na karşı bize kim yardım eder?" Firavun: "Ben size kendi görüşümden başkasını söylemiyorum. Ben size ancak doğru yolu gösteriyorum" dedi.
Âyet 30
Cüz 24 • Sayfa 470
وَقَالَ ٱلَّذِىٓ ءَامَنَ يَٰقَوْمِ إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُم مِّثْلَ يَوْمِ ٱلْأَحْزَابِ ﴿30﴾
وَقَالَ
ٱلَّذِىٓ
ءَامَنَ
يَٰقَوْمِ
إِنِّىٓ
أَخَافُ
عَلَيْكُم
مِّثْلَ
يَوْمِ
ٱلْأَحْزَابِ
İnanmış olan adam dedi ki: "Ey milletim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum. Allah kullara zulüm dilemez."
Âyet 31
Cüz 24 • Sayfa 470
مِثْلَ دَأْبِ قَوْمِ نُوحٍۢ وَعَادٍۢ وَثَمُودَ وَٱلَّذِينَ مِنۢ بَعْدِهِمْ ۚ وَمَا ٱللَّهُ يُرِيدُ ظُلْمًۭا لِّلْعِبَادِ ﴿31﴾
مِثْلَ
دَأْبِ
قَوْمِ
نُوحٍۢ
وَعَادٍۢ
وَثَمُودَ
وَٱلَّذِينَ
مِنۢ
بَعْدِهِمْ
ۚ
وَمَا
ٱللَّهُ
يُرِيدُ
ظُلْمًۭا
لِّلْعِبَادِ
İnanmış olan adam dedi ki: "Ey milletim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum. Allah kullara zulüm dilemez."
Âyet 32
Cüz 24 • Sayfa 470
وَيَٰقَوْمِ إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ يَوْمَ ٱلتَّنَادِ ﴿32﴾
وَيَٰقَوْمِ
إِنِّىٓ
أَخَافُ
عَلَيْكُمْ
يَوْمَ
ٱلتَّنَادِ
"Ey milletim! Ahu figan gününden sizin hesabınıza korkuyorum."
Âyet 33
Cüz 24 • Sayfa 470
يَوْمَ تُوَلُّونَ مُدْبِرِينَ مَا لَكُم مِّنَ ٱللَّهِ مِنْ عَاصِمٍۢ ۗ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِنْ هَادٍۢ ﴿33﴾
يَوْمَ
تُوَلُّونَ
مُدْبِرِينَ
مَا
لَكُم
مِّنَ
ٱللَّهِ
مِنْ
عَاصِمٍۢ
ۗ
وَمَن
يُضْلِلِ
ٱللَّهُ
فَمَا
لَهُۥ
مِنْ
هَادٍۢ
"Arkanıza dönüp kaçacağınız gün Allah'a karşı sizi koruyan bulunmaz. Allah'ın saptırdığını doğru yola getirecek yoktur."
Âyet 34
Cüz 24 • Sayfa 471
وَلَقَدْ جَآءَكُمْ يُوسُفُ مِن قَبْلُ بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَمَا زِلْتُمْ فِى شَكٍّۢ مِّمَّا جَآءَكُم بِهِۦ ۖ حَتَّىٰٓ إِذَا هَلَكَ قُلْتُمْ لَن يَبْعَثَ ٱللَّهُ مِنۢ بَعْدِهِۦ رَسُولًۭا ۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَنْ هُوَ مُسْرِفٌۭ مُّرْتَابٌ ﴿34﴾
وَلَقَدْ
جَآءَكُمْ
يُوسُفُ
مِن
قَبْلُ
بِٱلْبَيِّنَٰتِ
فَمَا
زِلْتُمْ
فِى
شَكٍّۢ
مِّمَّا
جَآءَكُم
بِهِۦ
ۖ
حَتَّىٰٓ
إِذَا
هَلَكَ
قُلْتُمْ
لَن
يَبْعَثَ
ٱللَّهُ
مِنۢ
بَعْدِهِۦ
رَسُولًۭا
ۚ
كَذَٰلِكَ
يُضِلُّ
ٱللَّهُ
مَنْ
هُوَ
مُسْرِفٌۭ
مُّرْتَابٌ
"And olsun ki, Yusuf da, daha önce, size belgelerle gelmişti. Size getirdiği şeylerden şüphelenip durmuştunuz. Sonunda Yusuf ölünce, Allah onun ardından hiçbir peygamber göndermeyecek demiştiniz. Allah, aşırı şüpheciyi işte böylece saptırır."
Âyet 35
Cüz 24 • Sayfa 471
ٱلَّذِينَ يُجَٰدِلُونَ فِىٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ بِغَيْرِ سُلْطَٰنٍ أَتَىٰهُمْ ۖ كَبُرَ مَقْتًا عِندَ ٱللَّهِ وَعِندَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ۚ كَذَٰلِكَ يَطْبَعُ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ قَلْبِ مُتَكَبِّرٍۢ جَبَّارٍۢ ﴿35﴾
ٱلَّذِينَ
يُجَٰدِلُونَ
فِىٓ
ءَايَٰتِ
ٱللَّهِ
بِغَيْرِ
سُلْطَٰنٍ
أَتَىٰهُمْ
ۖ
كَبُرَ
مَقْتًا
عِندَ
ٱللَّهِ
وَعِندَ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
ۚ
كَذَٰلِكَ
يَطْبَعُ
ٱللَّهُ
عَلَىٰ
كُلِّ
قَلْبِ
مُتَكَبِّرٍۢ
جَبَّارٍۢ
"Bunlar, Allah'ın ayetleri üzerinde kendilerine gelmiş bir delil bulunmadan tartışırlar. Bu, Allah katında da, inananların yanında da öfkeyi arttırır. Allah, büyüklük taslayan her zorbanın kalbini bundan dolayı mühürler."
Âyet 36
Cüz 24 • Sayfa 471
وَقَالَ فِرْعَوْنُ يَٰهَٰمَٰنُ ٱبْنِ لِى صَرْحًۭا لَّعَلِّىٓ أَبْلُغُ ٱلْأَسْبَٰبَ ﴿36﴾
وَقَالَ
فِرْعَوْنُ
يَٰهَٰمَٰنُ
ٱبْنِ
لِى
صَرْحًۭا
لَّعَلِّىٓ
أَبْلُغُ
ٱلْأَسْبَٰبَ
Firavun: "Ey Haman! Bana bir kule yap; belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa'nın Tanrısını görürüm. Doğrusu ben, onu yalancı sanıyorum" dedi. Firavun'a, kötü işi böylece güzel gösterildi ve doğru yoldan alıkondu. Firavun'un hilesi elbette boşa gidecekti.
Âyet 37
Cüz 24 • Sayfa 471
أَسْبَٰبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ فَأَطَّلِعَ إِلَىٰٓ إِلَٰهِ مُوسَىٰ وَإِنِّى لَأَظُنُّهُۥ كَٰذِبًۭا ۚ وَكَذَٰلِكَ زُيِّنَ لِفِرْعَوْنَ سُوٓءُ عَمَلِهِۦ وَصُدَّ عَنِ ٱلسَّبِيلِ ۚ وَمَا كَيْدُ فِرْعَوْنَ إِلَّا فِى تَبَابٍۢ ﴿37﴾
أَسْبَٰبَ
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
فَأَطَّلِعَ
إِلَىٰٓ
إِلَٰهِ
مُوسَىٰ
وَإِنِّى
لَأَظُنُّهُۥ
كَٰذِبًۭا
ۚ
وَكَذَٰلِكَ
زُيِّنَ
لِفِرْعَوْنَ
سُوٓءُ
عَمَلِهِۦ
وَصُدَّ
عَنِ
ٱلسَّبِيلِ
ۚ
وَمَا
كَيْدُ
فِرْعَوْنَ
إِلَّا
فِى
تَبَابٍۢ
Firavun: "Ey Haman! Bana bir kule yap; belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa'nın Tanrısını görürüm. Doğrusu ben, onu yalancı sanıyorum" dedi. Firavun'a, kötü işi böylece güzel gösterildi ve doğru yoldan alıkondu. Firavun'un hilesi elbette boşa gidecekti.
Âyet 38
Cüz 24 • Sayfa 471
وَقَالَ ٱلَّذِىٓ ءَامَنَ يَٰقَوْمِ ٱتَّبِعُونِ أَهْدِكُمْ سَبِيلَ ٱلرَّشَادِ ﴿38﴾
وَقَالَ
ٱلَّذِىٓ
ءَامَنَ
يَٰقَوْمِ
ٱتَّبِعُونِ
أَهْدِكُمْ
سَبِيلَ
ٱلرَّشَادِ
O inanan kimse dedi ki: "Ey milletim! Bana uyun, sizi doğru yola eriştireyim."
Âyet 39
Cüz 24 • Sayfa 471
يَٰقَوْمِ إِنَّمَا هَٰذِهِ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا مَتَٰعٌۭ وَإِنَّ ٱلْءَاخِرَةَ هِىَ دَارُ ٱلْقَرَارِ ﴿39﴾
يَٰقَوْمِ
إِنَّمَا
هَٰذِهِ
ٱلْحَيَوٰةُ
ٱلدُّنْيَا
مَتَٰعٌۭ
وَإِنَّ
ٱلْءَاخِرَةَ
هِىَ
دَارُ
ٱلْقَرَارِ
"Ey milletim! Şüphesiz bu dünya hayatı geçicidir, ama ahiret, doğrusu işte o, kalınacak yurttur."
Âyet 40
Cüz 24 • Sayfa 471
مَنْ عَمِلَ سَيِّئَةًۭ فَلَا يُجْزَىٰٓ إِلَّا مِثْلَهَا ۖ وَمَنْ عَمِلَ صَٰلِحًۭا مِّن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَىٰ وَهُوَ مُؤْمِنٌۭ فَأُو۟لَٰٓئِكَ يَدْخُلُونَ ٱلْجَنَّةَ يُرْزَقُونَ فِيهَا بِغَيْرِ حِسَابٍۢ ﴿40﴾
مَنْ
عَمِلَ
سَيِّئَةًۭ
فَلَا
يُجْزَىٰٓ
إِلَّا
مِثْلَهَا
ۖ
وَمَنْ
عَمِلَ
صَٰلِحًۭا
مِّن
ذَكَرٍ
أَوْ
أُنثَىٰ
وَهُوَ
مُؤْمِنٌۭ
فَأُو۟لَٰٓئِكَ
يَدْخُلُونَ
ٱلْجَنَّةَ
يُرْزَقُونَ
فِيهَا
بِغَيْرِ
حِسَابٍۢ
"Kim bir kötülük işlerse ancak onun kadar ceza görür. Kadın veya erkek, kim, inanarak yararlı iş işlerse, işte onlar cennete girerler; orada hesapsız şekilde rızıklanırlar."
Âyet 41
Cüz 24 • Sayfa 472
۞ وَيَٰقَوْمِ مَا لِىٓ أَدْعُوكُمْ إِلَى ٱلنَّجَوٰةِ وَتَدْعُونَنِىٓ إِلَى ٱلنَّارِ ﴿41﴾
۞
وَيَٰقَوْمِ
مَا
لِىٓ
أَدْعُوكُمْ
إِلَى
ٱلنَّجَوٰةِ
وَتَدْعُونَنِىٓ
إِلَى
ٱلنَّارِ
"Ey milletim! Nedir başıma gelen? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz beni ateşe çağırıyorsunuz."
Âyet 42
Cüz 24 • Sayfa 472
تَدْعُونَنِى لِأَكْفُرَ بِٱللَّهِ وَأُشْرِكَ بِهِۦ مَا لَيْسَ لِى بِهِۦ عِلْمٌۭ وَأَنَا۠ أَدْعُوكُمْ إِلَى ٱلْعَزِيزِ ٱلْغَفَّٰرِ ﴿42﴾
تَدْعُونَنِى
لِأَكْفُرَ
بِٱللَّهِ
وَأُشْرِكَ
بِهِۦ
مَا
لَيْسَ
لِى
بِهِۦ
عِلْمٌۭ
وَأَنَا۠
أَدْعُوكُمْ
إِلَى
ٱلْعَزِيزِ
ٱلْغَفَّٰرِ
"Siz beni Allah'ı inkar etmeye, bilmediğim bir şeyi O'na ortak koşmaya çağırıyorsunuz; ben ise sizi, güçlü olan, çok bağışlayan Allah'a çağırıyorum."
Âyet 43
Cüz 24 • Sayfa 472
لَا جَرَمَ أَنَّمَا تَدْعُونَنِىٓ إِلَيْهِ لَيْسَ لَهُۥ دَعْوَةٌۭ فِى ٱلدُّنْيَا وَلَا فِى ٱلْءَاخِرَةِ وَأَنَّ مَرَدَّنَآ إِلَى ٱللَّهِ وَأَنَّ ٱلْمُسْرِفِينَ هُمْ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ ﴿43﴾
لَا
جَرَمَ
أَنَّمَا
تَدْعُونَنِىٓ
إِلَيْهِ
لَيْسَ
لَهُۥ
دَعْوَةٌۭ
فِى
ٱلدُّنْيَا
وَلَا
فِى
ٱلْءَاخِرَةِ
وَأَنَّ
مَرَدَّنَآ
إِلَى
ٱللَّهِ
وَأَنَّ
ٱلْمُسْرِفِينَ
هُمْ
أَصْحَٰبُ
ٱلنَّارِ
"Beni kendisine çağırdığınızın, bu dünyada da ahirette de çağırabilecek kabiliyette olmadığında, hepimizin Allah'a döneceğinde, aşırı gidenlerin ateşlikler olduklarında şüphe yoktur."
Âyet 44
Cüz 24 • Sayfa 472
فَسَتَذْكُرُونَ مَآ أَقُولُ لَكُمْ ۚ وَأُفَوِّضُ أَمْرِىٓ إِلَى ٱللَّهِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ بَصِيرٌۢ بِٱلْعِبَادِ ﴿44﴾
فَسَتَذْكُرُونَ
مَآ
أَقُولُ
لَكُمْ
ۚ
وَأُفَوِّضُ
أَمْرِىٓ
إِلَى
ٱللَّهِ
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
بَصِيرٌۢ
بِٱلْعِبَادِ
"Size söylediğimi hatırlayacaksınız. Ben işimi Allah'a bırakıyorum. Doğrusu Allah, kulları görür."
Âyet 45
Cüz 24 • Sayfa 472
فَوَقَىٰهُ ٱللَّهُ سَيِّـَٔاتِ مَا مَكَرُوا۟ ۖ وَحَاقَ بِـَٔالِ فِرْعَوْنَ سُوٓءُ ٱلْعَذَابِ ﴿45﴾
فَوَقَىٰهُ
ٱللَّهُ
سَيِّـَٔاتِ
مَا
مَكَرُوا۟
ۖ
وَحَاقَ
بِـَٔالِ
فِرْعَوْنَ
سُوٓءُ
ٱلْعَذَابِ
Allah o adamı, kurmak istedikleri tuzaktan korudu. Kötü azap Firavun'un adamlarını sardı.
Âyet 46
Cüz 24 • Sayfa 472
ٱلنَّارُ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا غُدُوًّۭا وَعَشِيًّۭا ۖ وَيَوْمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ أَدْخِلُوٓا۟ ءَالَ فِرْعَوْنَ أَشَدَّ ٱلْعَذَابِ ﴿46﴾
ٱلنَّارُ
يُعْرَضُونَ
عَلَيْهَا
غُدُوًّۭا
وَعَشِيًّۭا
ۖ
وَيَوْمَ
تَقُومُ
ٱلسَّاعَةُ
أَدْخِلُوٓا۟
ءَالَ
فِرْعَوْنَ
أَشَدَّ
ٱلْعَذَابِ
Onlar, sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet çattığı gün, "Firavun'un adamlarını azabın en ağırına sokun"denir.
Âyet 47
Cüz 24 • Sayfa 472
وَإِذْ يَتَحَآجُّونَ فِى ٱلنَّارِ فَيَقُولُ ٱلضُّعَفَٰٓؤُا۟ لِلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوٓا۟ إِنَّا كُنَّا لَكُمْ تَبَعًۭا فَهَلْ أَنتُم مُّغْنُونَ عَنَّا نَصِيبًۭا مِّنَ ٱلنَّارِ ﴿47﴾
وَإِذْ
يَتَحَآجُّونَ
فِى
ٱلنَّارِ
فَيَقُولُ
ٱلضُّعَفَٰٓؤُا۟
لِلَّذِينَ
ٱسْتَكْبَرُوٓا۟
إِنَّا
كُنَّا
لَكُمْ
تَبَعًۭا
فَهَلْ
أَنتُم
مُّغْنُونَ
عَنَّا
نَصِيبًۭا
مِّنَ
ٱلنَّارِ
Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, güçsüzler, büyüklük taslayanlara: "Doğrusu biz size uymuştuk, şimdi ateşin bir parçasını olsun bizden savabilir misiniz?" derler.
Âyet 48
Cüz 24 • Sayfa 472
قَالَ ٱلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوٓا۟ إِنَّا كُلٌّۭ فِيهَآ إِنَّ ٱللَّهَ قَدْ حَكَمَ بَيْنَ ٱلْعِبَادِ ﴿48﴾
قَالَ
ٱلَّذِينَ
ٱسْتَكْبَرُوٓا۟
إِنَّا
كُلٌّۭ
فِيهَآ
إِنَّ
ٱللَّهَ
قَدْ
حَكَمَ
بَيْنَ
ٱلْعِبَادِ
Büyüklük taslayanlar: "Doğrusu hepimiz onun içindeyiz. Allah kullar arasında şüphesiz hüküm vermiştir" derler.
Âyet 49
Cüz 24 • Sayfa 472
وَقَالَ ٱلَّذِينَ فِى ٱلنَّارِ لِخَزَنَةِ جَهَنَّمَ ٱدْعُوا۟ رَبَّكُمْ يُخَفِّفْ عَنَّا يَوْمًۭا مِّنَ ٱلْعَذَابِ ﴿49﴾
وَقَالَ
ٱلَّذِينَ
فِى
ٱلنَّارِ
لِخَزَنَةِ
جَهَنَّمَ
ٱدْعُوا۟
رَبَّكُمْ
يُخَفِّفْ
عَنَّا
يَوْمًۭا
مِّنَ
ٱلْعَذَابِ
Ateşte olanlar, cehennemin bekçilerine: "Rabbinize yalvarın da hiç değilse bir gün, azabımızı hafifletsin" derler.
Âyet 50
Cüz 24 • Sayfa 473
قَالُوٓا۟ أَوَلَمْ تَكُ تَأْتِيكُمْ رُسُلُكُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ ۖ قَالُوا۟ بَلَىٰ ۚ قَالُوا۟ فَٱدْعُوا۟ ۗ وَمَا دُعَٰٓؤُا۟ ٱلْكَٰفِرِينَ إِلَّا فِى ضَلَٰلٍ ﴿50﴾
قَالُوٓا۟
أَوَلَمْ
تَكُ
تَأْتِيكُمْ
رُسُلُكُم
بِٱلْبَيِّنَٰتِ
ۖ
قَالُوا۟
بَلَىٰ
ۚ
قَالُوا۟
فَٱدْعُوا۟
ۗ
وَمَا
دُعَٰٓؤُا۟
ٱلْكَٰفِرِينَ
إِلَّا
فِى
ضَلَٰلٍ
Bekçiler: "Size, belgelerle peygamberleriniz gelmiş miydi?" derler. Onlar da: "Evet, gelmişti" derler. Bekçiler: "O halde kendiniz yalvarın" derler. İnkarcıların yalvarışı şüphesiz boşunadır.
Âyet 51
Cüz 24 • Sayfa 473
إِنَّا لَنَنصُرُ رُسُلَنَا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَيَوْمَ يَقُومُ ٱلْأَشْهَٰدُ ﴿51﴾
إِنَّا
لَنَنصُرُ
رُسُلَنَا
وَٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
فِى
ٱلْحَيَوٰةِ
ٱلدُّنْيَا
وَيَوْمَ
يَقُومُ
ٱلْأَشْهَٰدُ
Doğrusu Biz, peygamberlerimize ve inananlara dünya hayatında ve şahidlerin şahidlik edecekleri günde yardım ederiz.
Âyet 52
Cüz 24 • Sayfa 473
يَوْمَ لَا يَنفَعُ ٱلظَّٰلِمِينَ مَعْذِرَتُهُمْ ۖ وَلَهُمُ ٱللَّعْنَةُ وَلَهُمْ سُوٓءُ ٱلدَّارِ ﴿52﴾
يَوْمَ
لَا
يَنفَعُ
ٱلظَّٰلِمِينَ
مَعْذِرَتُهُمْ
ۖ
وَلَهُمُ
ٱللَّعْنَةُ
وَلَهُمْ
سُوٓءُ
ٱلدَّارِ
O gün zalimlere, özür beyan etmeleri fayda vermez. Lanet onlaradır. Yurdun kötüsü de onlaradır.
Âyet 53
Cüz 24 • Sayfa 473
وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْهُدَىٰ وَأَوْرَثْنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱلْكِتَٰبَ ﴿53﴾
وَلَقَدْ
ءَاتَيْنَا
مُوسَى
ٱلْهُدَىٰ
وَأَوْرَثْنَا
بَنِىٓ
إِسْرَٰٓءِيلَ
ٱلْكِتَٰبَ
And olsun ki Biz Musa'ya doğruluk rehberi verdik. İsrailoğullarını da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olan Kitap'a, Tevrat'a varis kıldık.
Âyet 54
Cüz 24 • Sayfa 473
هُدًۭى وَذِكْرَىٰ لِأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ ﴿54﴾
هُدًۭى
وَذِكْرَىٰ
لِأُو۟لِى
ٱلْأَلْبَٰبِ
And olsun ki Biz Musa'ya doğruluk rehberi verdik. İsrailoğullarını da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olan Kitap'a, Tevrat'a varis kıldık.
Âyet 55
Cüz 24 • Sayfa 473
فَٱصْبِرْ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّۭ وَٱسْتَغْفِرْ لِذَنۢبِكَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ بِٱلْعَشِىِّ وَٱلْإِبْكَٰرِ ﴿55﴾
فَٱصْبِرْ
إِنَّ
وَعْدَ
ٱللَّهِ
حَقٌّۭ
وَٱسْتَغْفِرْ
لِذَنۢبِكَ
وَسَبِّحْ
بِحَمْدِ
رَبِّكَ
بِٱلْعَشِىِّ
وَٱلْإِبْكَٰرِ
Sabret, Allah'ın verdiği söz şüphesiz gerçektir. Suçunun bağışlanmasını dile; Rabbini akşam, sabah, överek tesbih et.
Âyet 56
Cüz 24 • Sayfa 473
إِنَّ ٱلَّذِينَ يُجَٰدِلُونَ فِىٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ بِغَيْرِ سُلْطَٰنٍ أَتَىٰهُمْ ۙ إِن فِى صُدُورِهِمْ إِلَّا كِبْرٌۭ مَّا هُم بِبَٰلِغِيهِ ۚ فَٱسْتَعِذْ بِٱللَّهِ ۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْبَصِيرُ ﴿56﴾
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
يُجَٰدِلُونَ
فِىٓ
ءَايَٰتِ
ٱللَّهِ
بِغَيْرِ
سُلْطَٰنٍ
أَتَىٰهُمْ
ۙ
إِن
فِى
صُدُورِهِمْ
إِلَّا
كِبْرٌۭ
مَّا
هُم
بِبَٰلِغِيهِ
ۚ
فَٱسْتَعِذْ
بِٱللَّهِ
ۖ
إِنَّهُۥ
هُوَ
ٱلسَّمِيعُ
ٱلْبَصِيرُ
Allah'ın ayetleri üzerinde kendilerine gelen bir delil olmadan tartışanların gönüllerinde, ulaşamayacakları bir büyüklenme vardır. Sen Allah'a sığın. O şüphesiz işitendir, görendir.
Âyet 57
Cüz 24 • Sayfa 473
لَخَلْقُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ أَكْبَرُ مِنْ خَلْقِ ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ ﴿57﴾
لَخَلْقُ
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
أَكْبَرُ
مِنْ
خَلْقِ
ٱلنَّاسِ
وَلَٰكِنَّ
أَكْثَرَ
ٱلنَّاسِ
لَا
يَعْلَمُونَ
Göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Âyet 58
Cüz 24 • Sayfa 473
وَمَا يَسْتَوِى ٱلْأَعْمَىٰ وَٱلْبَصِيرُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَلَا ٱلْمُسِىٓءُ ۚ قَلِيلًۭا مَّا تَتَذَكَّرُونَ ﴿58﴾
وَمَا
يَسْتَوِى
ٱلْأَعْمَىٰ
وَٱلْبَصِيرُ
وَٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَعَمِلُوا۟
ٱلصَّٰلِحَٰتِ
وَلَا
ٱلْمُسِىٓءُ
ۚ
قَلِيلًۭا
مَّا
تَتَذَكَّرُونَ
Körle gören, inanıp yararlı iş işleyenlerle kötülük yapan bir değildir. Ne kadar az düşünüyorsunuz?
Âyet 59
Cüz 24 • Sayfa 474
إِنَّ ٱلسَّاعَةَ لَءَاتِيَةٌۭ لَّا رَيْبَ فِيهَا وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يُؤْمِنُونَ ﴿59﴾
إِنَّ
ٱلسَّاعَةَ
لَءَاتِيَةٌۭ
لَّا
رَيْبَ
فِيهَا
وَلَٰكِنَّ
أَكْثَرَ
ٱلنَّاسِ
لَا
يُؤْمِنُونَ
Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Bunda şüphe yoktur, fakat, insanların çoğu inanmıyor.
Âyet 60
Cüz 24 • Sayfa 474
وَقَالَ رَبُّكُمُ ٱدْعُونِىٓ أَسْتَجِبْ لَكُمْ ۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِى سَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرِينَ ﴿60﴾
وَقَالَ
رَبُّكُمُ
ٱدْعُونِىٓ
أَسْتَجِبْ
لَكُمْ
ۚ
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
يَسْتَكْبِرُونَ
عَنْ
عِبَادَتِى
سَيَدْخُلُونَ
جَهَنَّمَ
دَاخِرِينَ
Rabbiniz: "Bana dua edin ki duanıza icabet edeyim. Bana kulluk etmeyi büyüklüklerine yediremeyenler alçalmış olarak cehenneme gireceklerdir" buyurmuştur.
Âyet 61
Cüz 24 • Sayfa 474
ٱللَّهُ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلَّيْلَ لِتَسْكُنُوا۟ فِيهِ وَٱلنَّهَارَ مُبْصِرًا ۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَشْكُرُونَ ﴿61﴾
ٱللَّهُ
ٱلَّذِى
جَعَلَ
لَكُمُ
ٱلَّيْلَ
لِتَسْكُنُوا۟
فِيهِ
وَٱلنَّهَارَ
مُبْصِرًا
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
لَذُو
فَضْلٍ
عَلَى
ٱلنَّاسِ
وَلَٰكِنَّ
أَكْثَرَ
ٱلنَّاسِ
لَا
يَشْكُرُونَ
Size, geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gündüzü aydınlık olarak yaratan Allah'tır. Doğrusu Allah insanlara karşı lütufkardır, ama insanların çoğu şükretmezler.
Âyet 62
Cüz 24 • Sayfa 474
ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمْ خَٰلِقُ كُلِّ شَىْءٍۢ لَّآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ۖ فَأَنَّىٰ تُؤْفَكُونَ ﴿62﴾
ذَٰلِكُمُ
ٱللَّهُ
رَبُّكُمْ
خَٰلِقُ
كُلِّ
شَىْءٍۢ
لَّآ
إِلَٰهَ
إِلَّا
هُوَ
ۖ
فَأَنَّىٰ
تُؤْفَكُونَ
İşte herşeyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah budur. O'ndan başka tanrı yoktur. Nasıl aldatılıp döndürülürsünüz?
Âyet 63
Cüz 24 • Sayfa 474
كَذَٰلِكَ يُؤْفَكُ ٱلَّذِينَ كَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ يَجْحَدُونَ ﴿63﴾
كَذَٰلِكَ
يُؤْفَكُ
ٱلَّذِينَ
كَانُوا۟
بِـَٔايَٰتِ
ٱللَّهِ
يَجْحَدُونَ
Allah'ın ayetlerini bile bile inkar edenler böylece döndürülüyorlardı.
Âyet 64
Cüz 24 • Sayfa 474
ٱللَّهُ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ قَرَارًۭا وَٱلسَّمَآءَ بِنَآءًۭ وَصَوَّرَكُمْ فَأَحْسَنَ صُوَرَكُمْ وَرَزَقَكُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ ۚ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمْ ۖ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿64﴾
ٱللَّهُ
ٱلَّذِى
جَعَلَ
لَكُمُ
ٱلْأَرْضَ
قَرَارًۭا
وَٱلسَّمَآءَ
بِنَآءًۭ
وَصَوَّرَكُمْ
فَأَحْسَنَ
صُوَرَكُمْ
وَرَزَقَكُم
مِّنَ
ٱلطَّيِّبَٰتِ
ۚ
ذَٰلِكُمُ
ٱللَّهُ
رَبُّكُمْ
ۖ
فَتَبَارَكَ
ٱللَّهُ
رَبُّ
ٱلْعَٰلَمِينَ
Sizin için yeri durak, göğü bina eden, size şekil verip de, şeklinizi güzel yapan, sizi temiz şeylerle rızıklandıran Allah'tır. İşte Rabbiniz olan Allah budur. Alemlerin Rabbi Allah ne yücedir!
Âyet 65
Cüz 24 • Sayfa 474
هُوَ ٱلْحَىُّ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ فَٱدْعُوهُ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ ۗ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿65﴾
هُوَ
ٱلْحَىُّ
لَآ
إِلَٰهَ
إِلَّا
هُوَ
فَٱدْعُوهُ
مُخْلِصِينَ
لَهُ
ٱلدِّينَ
ۗ
ٱلْحَمْدُ
لِلَّهِ
رَبِّ
ٱلْعَٰلَمِينَ
O diridir, O'ndan başka tanrı yoktur. Dini yalnız O'na has kılarak O'na yalvarın. Övgü, Alemlerin Rabbi Allah içindir.
Âyet 66
Cüz 24 • Sayfa 474
۞ قُلْ إِنِّى نُهِيتُ أَنْ أَعْبُدَ ٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ لَمَّا جَآءَنِىَ ٱلْبَيِّنَٰتُ مِن رَّبِّى وَأُمِرْتُ أَنْ أُسْلِمَ لِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿66﴾
۞
قُلْ
إِنِّى
نُهِيتُ
أَنْ
أَعْبُدَ
ٱلَّذِينَ
تَدْعُونَ
مِن
دُونِ
ٱللَّهِ
لَمَّا
جَآءَنِىَ
ٱلْبَيِّنَٰتُ
مِن
رَّبِّى
وَأُمِرْتُ
أَنْ
أُسْلِمَ
لِرَبِّ
ٱلْعَٰلَمِينَ
De ki: "Sizin, Allah'ı bırakıp da kulluk ettiklerinize kulluk etmek bana yasak kılınmıştır. Zira bana Rabbimden belgeler gelmiştir. Ben, kendimi Alemlerin Rabbine vermekle emrolundum."
Âyet 67
Cüz 24 • Sayfa 475
هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَكُم مِّن تُرَابٍۢ ثُمَّ مِن نُّطْفَةٍۢ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍۢ ثُمَّ يُخْرِجُكُمْ طِفْلًۭا ثُمَّ لِتَبْلُغُوٓا۟ أَشُدَّكُمْ ثُمَّ لِتَكُونُوا۟ شُيُوخًۭا ۚ وَمِنكُم مَّن يُتَوَفَّىٰ مِن قَبْلُ ۖ وَلِتَبْلُغُوٓا۟ أَجَلًۭا مُّسَمًّۭى وَلَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ ﴿67﴾
هُوَ
ٱلَّذِى
خَلَقَكُم
مِّن
تُرَابٍۢ
ثُمَّ
مِن
نُّطْفَةٍۢ
ثُمَّ
مِنْ
عَلَقَةٍۢ
ثُمَّ
يُخْرِجُكُمْ
طِفْلًۭا
ثُمَّ
لِتَبْلُغُوٓا۟
أَشُدَّكُمْ
ثُمَّ
لِتَكُونُوا۟
شُيُوخًۭا
ۚ
وَمِنكُم
مَّن
يُتَوَفَّىٰ
مِن
قَبْلُ
ۖ
وَلِتَبْلُغُوٓا۟
أَجَلًۭا
مُّسَمًّۭى
وَلَعَلَّكُمْ
تَعْقِلُونَ
Sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra kan pıhtısından yaratan; sonra erginlik çağına ulaşmanız, sonra da yaşlanmanız için sizi bebek olarak dünyaya çıkaran O'dur. Kiminiz daha önce öldürülür, kiminiz de, belirtilmiş bir süreye ulaşırsınız. Belki artık düşünürsünüz.
Âyet 68
Cüz 24 • Sayfa 475
هُوَ ٱلَّذِى يُحْىِۦ وَيُمِيتُ ۖ فَإِذَا قَضَىٰٓ أَمْرًۭا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ ﴿68﴾
هُوَ
ٱلَّذِى
يُحْىِۦ
وَيُمِيتُ
ۖ
فَإِذَا
قَضَىٰٓ
أَمْرًۭا
فَإِنَّمَا
يَقُولُ
لَهُۥ
كُن
فَيَكُونُ
Dirilten, öldüren O'dur. Bir şeye karar verirse "Ol" der, o da oluverir.
Âyet 69
Cüz 24 • Sayfa 475
أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ يُجَٰدِلُونَ فِىٓ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ أَنَّىٰ يُصْرَفُونَ ﴿69﴾
أَلَمْ
تَرَ
إِلَى
ٱلَّذِينَ
يُجَٰدِلُونَ
فِىٓ
ءَايَٰتِ
ٱللَّهِ
أَنَّىٰ
يُصْرَفُونَ
Allah'ın ayetleri üzerinde tartışanları görmez misin? Nasıl da döndürülüyorlar?
Âyet 70
Cüz 24 • Sayfa 475
ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِٱلْكِتَٰبِ وَبِمَآ أَرْسَلْنَا بِهِۦ رُسُلَنَا ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ ﴿70﴾
ٱلَّذِينَ
كَذَّبُوا۟
بِٱلْكِتَٰبِ
وَبِمَآ
أَرْسَلْنَا
بِهِۦ
رُسُلَنَا
ۖ
فَسَوْفَ
يَعْلَمُونَ
Kitap'ı ve peygamberlerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlar elbette bileceklerdir.
Âyet 71
Cüz 24 • Sayfa 475
إِذِ ٱلْأَغْلَٰلُ فِىٓ أَعْنَٰقِهِمْ وَٱلسَّلَٰسِلُ يُسْحَبُونَ ﴿71﴾
إِذِ
ٱلْأَغْلَٰلُ
فِىٓ
أَعْنَٰقِهِمْ
وَٱلسَّلَٰسِلُ
يُسْحَبُونَ
Boyunlarında halkalar ve zincirler olarak kaynar suya sürülür, sonra ateşte yakılırlar.
Âyet 72
Cüz 24 • Sayfa 475
فِى ٱلْحَمِيمِ ثُمَّ فِى ٱلنَّارِ يُسْجَرُونَ ﴿72﴾
فِى
ٱلْحَمِيمِ
ثُمَّ
فِى
ٱلنَّارِ
يُسْجَرُونَ
Boyunlarında halkalar ve zincirler olarak kaynar suya sürülür, sonra ateşte yakılırlar.
Âyet 73
Cüz 24 • Sayfa 475
ثُمَّ قِيلَ لَهُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ تُشْرِكُونَ ﴿73﴾
ثُمَّ
قِيلَ
لَهُمْ
أَيْنَ
مَا
كُنتُمْ
تُشْرِكُونَ
Sonra onlara: "Allah'ı bırakıp da koştuğunuz ortaklar nerededir?" denir. "Bizden uzaklaştılar; hayır, biz zaten önceleri hiçbir şeye kulluk etmiyorduk" derler. İşte Allah inkarcıları böyle saptırır.
Âyet 74
Cüz 24 • Sayfa 475
مِن دُونِ ٱللَّهِ ۖ قَالُوا۟ ضَلُّوا۟ عَنَّا بَل لَّمْ نَكُن نَّدْعُوا۟ مِن قَبْلُ شَيْـًۭٔا ۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ ٱلْكَٰفِرِينَ ﴿74﴾
مِن
دُونِ
ٱللَّهِ
ۖ
قَالُوا۟
ضَلُّوا۟
عَنَّا
بَل
لَّمْ
نَكُن
نَّدْعُوا۟
مِن
قَبْلُ
شَيْـًۭٔا
ۚ
كَذَٰلِكَ
يُضِلُّ
ٱللَّهُ
ٱلْكَٰفِرِينَ
Sonra onlara: "Allah'ı bırakıp da koştuğunuz ortaklar nerededir?" denir. "Bizden uzaklaştılar; hayır, biz zaten önceleri hiçbir şeye kulluk etmiyorduk" derler. İşte Allah inkarcıları böyle saptırır.
Âyet 75
Cüz 24 • Sayfa 475
ذَٰلِكُم بِمَا كُنتُمْ تَفْرَحُونَ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَبِمَا كُنتُمْ تَمْرَحُونَ ﴿75﴾
ذَٰلِكُم
بِمَا
كُنتُمْ
تَفْرَحُونَ
فِى
ٱلْأَرْضِ
بِغَيْرِ
ٱلْحَقِّ
وَبِمَا
كُنتُمْ
تَمْرَحُونَ
Onlara: "İşte bu, yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve böbürlenmenizden ötürüdür. Temelli kalacağınız cehennem kapılarından girin" denir. Büyüklenenlerin durağı ne kötüdür!
Âyet 76
Cüz 24 • Sayfa 475
ٱدْخُلُوٓا۟ أَبْوَٰبَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَا ۖ فَبِئْسَ مَثْوَى ٱلْمُتَكَبِّرِينَ ﴿76﴾
ٱدْخُلُوٓا۟
أَبْوَٰبَ
جَهَنَّمَ
خَٰلِدِينَ
فِيهَا
ۖ
فَبِئْسَ
مَثْوَى
ٱلْمُتَكَبِّرِينَ
Onlara: "İşte bu, yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve böbürlenmenizden ötürüdür. Temelli kalacağınız cehennem kapılarından girin" denir. Büyüklenenlerin durağı ne kötüdür!
Âyet 77
Cüz 24 • Sayfa 475
فَٱصْبِرْ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّۭ ۚ فَإِمَّا نُرِيَنَّكَ بَعْضَ ٱلَّذِى نَعِدُهُمْ أَوْ نَتَوَفَّيَنَّكَ فَإِلَيْنَا يُرْجَعُونَ ﴿77﴾
فَٱصْبِرْ
إِنَّ
وَعْدَ
ٱللَّهِ
حَقٌّۭ
ۚ
فَإِمَّا
نُرِيَنَّكَ
بَعْضَ
ٱلَّذِى
نَعِدُهُمْ
أَوْ
نَتَوَفَّيَنَّكَ
فَإِلَيْنَا
يُرْجَعُونَ
Sabret; şüphesiz Allah'ın verdiği söz gerçektir. Onlara söz verdiğimiz azabın bir kısmını sana gösteririz veya seni öldürürüz, nasıl olsa onların dönüşü Bizedir.
Âyet 78
Cüz 24 • Sayfa 476
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلًۭا مِّن قَبْلِكَ مِنْهُم مَّن قَصَصْنَا عَلَيْكَ وَمِنْهُم مَّن لَّمْ نَقْصُصْ عَلَيْكَ ۗ وَمَا كَانَ لِرَسُولٍ أَن يَأْتِىَ بِـَٔايَةٍ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۚ فَإِذَا جَآءَ أَمْرُ ٱللَّهِ قُضِىَ بِٱلْحَقِّ وَخَسِرَ هُنَالِكَ ٱلْمُبْطِلُونَ ﴿78﴾
وَلَقَدْ
أَرْسَلْنَا
رُسُلًۭا
مِّن
قَبْلِكَ
مِنْهُم
مَّن
قَصَصْنَا
عَلَيْكَ
وَمِنْهُم
مَّن
لَّمْ
نَقْصُصْ
عَلَيْكَ
ۗ
وَمَا
كَانَ
لِرَسُولٍ
أَن
يَأْتِىَ
بِـَٔايَةٍ
إِلَّا
بِإِذْنِ
ٱللَّهِ
ۚ
فَإِذَا
جَآءَ
أَمْرُ
ٱللَّهِ
قُضِىَ
بِٱلْحَقِّ
وَخَسِرَ
هُنَالِكَ
ٱلْمُبْطِلُونَ
And olsun ki, senden önce birçok peygamberler gönderdik; sana onların kimini anlattık, kimini anlatmadık; hiçbir peygamber, Allah'ın izni olmadan bir mucize getiremez. Allah'ın buyruğu gelince iş gerçekten biter. İşte o zaman, boşa uğraşanlar hüsranda kalırlar.
Âyet 79
Cüz 24 • Sayfa 476
ٱللَّهُ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَنْعَٰمَ لِتَرْكَبُوا۟ مِنْهَا وَمِنْهَا تَأْكُلُونَ ﴿79﴾
ٱللَّهُ
ٱلَّذِى
جَعَلَ
لَكُمُ
ٱلْأَنْعَٰمَ
لِتَرْكَبُوا۟
مِنْهَا
وَمِنْهَا
تَأْكُلُونَ
Binek olarak kullanmanız ve yemeniz için hayvanları sizin için yaratan Allah'tır.
Âyet 80
Cüz 24 • Sayfa 476
وَلَكُمْ فِيهَا مَنَٰفِعُ وَلِتَبْلُغُوا۟ عَلَيْهَا حَاجَةًۭ فِى صُدُورِكُمْ وَعَلَيْهَا وَعَلَى ٱلْفُلْكِ تُحْمَلُونَ ﴿80﴾
وَلَكُمْ
فِيهَا
مَنَٰفِعُ
وَلِتَبْلُغُوا۟
عَلَيْهَا
حَاجَةًۭ
فِى
صُدُورِكُمْ
وَعَلَيْهَا
وَعَلَى
ٱلْفُلْكِ
تُحْمَلُونَ
Onlarda sizin için daha nice faydalar vardır; gönüllerinizdeki arzulara, onlara binerek ulaşırsınız. Onlarla ve gemilerle taşınırsınız.
Âyet 81
Cüz 24 • Sayfa 476
وَيُرِيكُمْ ءَايَٰتِهِۦ فَأَىَّ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ تُنكِرُونَ ﴿81﴾
وَيُرِيكُمْ
ءَايَٰتِهِۦ
فَأَىَّ
ءَايَٰتِ
ٱللَّهِ
تُنكِرُونَ
Allah size delillerini gösteriyor. Allah'ın delillerinden hangisini inkar edersiniz?
Âyet 82
Cüz 24 • Sayfa 476
أَفَلَمْ يَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ كَانُوٓا۟ أَكْثَرَ مِنْهُمْ وَأَشَدَّ قُوَّةًۭ وَءَاثَارًۭا فِى ٱلْأَرْضِ فَمَآ أَغْنَىٰ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ ﴿82﴾
أَفَلَمْ
يَسِيرُوا۟
فِى
ٱلْأَرْضِ
فَيَنظُرُوا۟
كَيْفَ
كَانَ
عَٰقِبَةُ
ٱلَّذِينَ
مِن
قَبْلِهِمْ
ۚ
كَانُوٓا۟
أَكْثَرَ
مِنْهُمْ
وَأَشَدَّ
قُوَّةًۭ
وَءَاثَارًۭا
فِى
ٱلْأَرْضِ
فَمَآ
أَغْنَىٰ
عَنْهُم
مَّا
كَانُوا۟
يَكْسِبُونَ
Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden daha çok, daha kuvvetli, yeryüzünde bıraktıkları eserler daha sağlam olan öncekilerin sonuçlarının nasıl olduğunu görmezler mi? Kazandıkları onlara bir fayda vermemiştir.
Âyet 83
Cüz 24 • Sayfa 476
فَلَمَّا جَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَرِحُوا۟ بِمَا عِندَهُم مِّنَ ٱلْعِلْمِ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ ﴿83﴾
فَلَمَّا
جَآءَتْهُمْ
رُسُلُهُم
بِٱلْبَيِّنَٰتِ
فَرِحُوا۟
بِمَا
عِندَهُم
مِّنَ
ٱلْعِلْمِ
وَحَاقَ
بِهِم
مَّا
كَانُوا۟
بِهِۦ
يَسْتَهْزِءُونَ
Peygamberleri onlara belgelerle gelince, kendilerinde olan bilgiden gururlandılar da, alaya aldıkları şey kendilerini sarıverdi.
Âyet 84
Cüz 24 • Sayfa 476
فَلَمَّا رَأَوْا۟ بَأْسَنَا قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَحْدَهُۥ وَكَفَرْنَا بِمَا كُنَّا بِهِۦ مُشْرِكِينَ ﴿84﴾
فَلَمَّا
رَأَوْا۟
بَأْسَنَا
قَالُوٓا۟
ءَامَنَّا
بِٱللَّهِ
وَحْدَهُۥ
وَكَفَرْنَا
بِمَا
كُنَّا
بِهِۦ
مُشْرِكِينَ
Şiddetli azabımızı gördüklerinde: "Yalnız Allah'a inandık; O'na koştuğumuz eşleri inkar ettik" dediler.
Âyet 85
Cüz 24 • Sayfa 476
فَلَمْ يَكُ يَنفَعُهُمْ إِيمَٰنُهُمْ لَمَّا رَأَوْا۟ بَأْسَنَا ۖ سُنَّتَ ٱللَّهِ ٱلَّتِى قَدْ خَلَتْ فِى عِبَادِهِۦ ۖ وَخَسِرَ هُنَالِكَ ٱلْكَٰفِرُونَ ﴿85﴾
فَلَمْ
يَكُ
يَنفَعُهُمْ
إِيمَٰنُهُمْ
لَمَّا
رَأَوْا۟
بَأْسَنَا
ۖ
سُنَّتَ
ٱللَّهِ
ٱلَّتِى
قَدْ
خَلَتْ
فِى
عِبَادِهِۦ
ۖ
وَخَسِرَ
هُنَالِكَ
ٱلْكَٰفِرُونَ
Ama, Bizim şiddetli azabımızı görüp de öyle inanmaları kendilerine fayda vermedi. Bu, Allah'ın kulları hakkında, öteden beri yürürlükte olan yasasıdır. İşte inkarcılar o zaman hüsranda kaldılar.
Sosyal Medya Kartı Oluşturucu 1000x1000 PNG