Kârî:
Sûre #49
Medenî
İniş Sırası: 106
18 Âyet
الحجرات
Hucurât Sûresi
Anlamı: Odalar, Hücreler
Sûrenin Nüzul Sebebi ve Temel Mesajları (Tefsir Özeti)
▼ Göster / Gizle
Nüzul Ortamı: Hucurât Sûresi Medine-i Münevvere döneminde nâzil olmuştur. Toplam 18 âyet-i kerîmeden müteşekkildir.
Tefsir ve Muhteva: Sûre, adını "Odalar, Hücreler" manasına gelen lafızdan almaktadır. Cenâb-ı Hakk'ın kudretini, mü'minlerin ahlakî mükellefiyetlerini, takvâ ve tevhidi öğütler.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Âyet 1
Cüz 26 • Sayfa 515
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تُقَدِّمُوا۟ بَيْنَ يَدَىِ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ ۖ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌۭ ﴿1﴾
بِسْمِ
ٱللَّهِ
ٱلرَّحْمَٰنِ
ٱلرَّحِيمِ
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
لَا
تُقَدِّمُوا۟
بَيْنَ
يَدَىِ
ٱللَّهِ
وَرَسُولِهِۦ
ۖ
وَٱتَّقُوا۟
ٱللَّهَ
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
سَمِيعٌ
عَلِيمٌۭ
Ey inananlar! Allah'tan ve Peygamberinden öne geçmeyin; Allah'tan sakının, doğrusu Allah işitir ve bilir.
Âyet 2
Cüz 26 • Sayfa 515
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَرْفَعُوٓا۟ أَصْوَٰتَكُمْ فَوْقَ صَوْتِ ٱلنَّبِىِّ وَلَا تَجْهَرُوا۟ لَهُۥ بِٱلْقَوْلِ كَجَهْرِ بَعْضِكُمْ لِبَعْضٍ أَن تَحْبَطَ أَعْمَٰلُكُمْ وَأَنتُمْ لَا تَشْعُرُونَ ﴿2﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
لَا
تَرْفَعُوٓا۟
أَصْوَٰتَكُمْ
فَوْقَ
صَوْتِ
ٱلنَّبِىِّ
وَلَا
تَجْهَرُوا۟
لَهُۥ
بِٱلْقَوْلِ
كَجَهْرِ
بَعْضِكُمْ
لِبَعْضٍ
أَن
تَحْبَطَ
أَعْمَٰلُكُمْ
وَأَنتُمْ
لَا
تَشْعُرُونَ
Ey inananlar! Seslerinizi, Peygamberin sesini bastıracak şekilde yükseltmeyin. Farkına varmadan, işlediklerinizin boşa gitmemesi için, Peygambere birbirinize bağırdığınız gibi yüksek sesle bağırmayın.
Âyet 3
Cüz 26 • Sayfa 515
إِنَّ ٱلَّذِينَ يَغُضُّونَ أَصْوَٰتَهُمْ عِندَ رَسُولِ ٱللَّهِ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ٱمْتَحَنَ ٱللَّهُ قُلُوبَهُمْ لِلتَّقْوَىٰ ۚ لَهُم مَّغْفِرَةٌۭ وَأَجْرٌ عَظِيمٌ ﴿3﴾
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
يَغُضُّونَ
أَصْوَٰتَهُمْ
عِندَ
رَسُولِ
ٱللَّهِ
أُو۟لَٰٓئِكَ
ٱلَّذِينَ
ٱمْتَحَنَ
ٱللَّهُ
قُلُوبَهُمْ
لِلتَّقْوَىٰ
ۚ
لَهُم
مَّغْفِرَةٌۭ
وَأَجْرٌ
عَظِيمٌ
Seslerini Peygamberin yanında kısan kimseler, Allah'ın gönüllerini takva ile sınadığı kimselerdir. Onlara mağfiret ve büyük ecir vardır.
Âyet 4
Cüz 26 • Sayfa 515
إِنَّ ٱلَّذِينَ يُنَادُونَكَ مِن وَرَآءِ ٱلْحُجُرَٰتِ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ ﴿4﴾
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
يُنَادُونَكَ
مِن
وَرَآءِ
ٱلْحُجُرَٰتِ
أَكْثَرُهُمْ
لَا
يَعْقِلُونَ
Sana odaların ötesinden seslenenlerin çoğu akletmeyen kimselerdir.
Âyet 5
Cüz 26 • Sayfa 516
وَلَوْ أَنَّهُمْ صَبَرُوا۟ حَتَّىٰ تَخْرُجَ إِلَيْهِمْ لَكَانَ خَيْرًۭا لَّهُمْ ۚ وَٱللَّهُ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ ﴿5﴾
وَلَوْ
أَنَّهُمْ
صَبَرُوا۟
حَتَّىٰ
تَخْرُجَ
إِلَيْهِمْ
لَكَانَ
خَيْرًۭا
لَّهُمْ
ۚ
وَٱللَّهُ
غَفُورٌۭ
رَّحِيمٌۭ
Eğer onlar, sen yanlarına çıkıncaya kadar sabretselerdi şüphesiz onlar için daha iyi olurdu. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Âyet 6
Cüz 26 • Sayfa 516
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِن جَآءَكُمْ فَاسِقٌۢ بِنَبَإٍۢ فَتَبَيَّنُوٓا۟ أَن تُصِيبُوا۟ قَوْمًۢا بِجَهَٰلَةٍۢ فَتُصْبِحُوا۟ عَلَىٰ مَا فَعَلْتُمْ نَٰدِمِينَ ﴿6﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوٓا۟
إِن
جَآءَكُمْ
فَاسِقٌۢ
بِنَبَإٍۢ
فَتَبَيَّنُوٓا۟
أَن
تُصِيبُوا۟
قَوْمًۢا
بِجَهَٰلَةٍۢ
فَتُصْبِحُوا۟
عَلَىٰ
مَا
فَعَلْتُمْ
نَٰدِمِينَ
Ey inananlar! Eğer yoldan çıkmışın biri size bir haber getirirse, onun iç yüzünü araştırın, yoksa bilmeden bir millete fenalık edersiniz de sonra ettiğinize pişman olursunuz.
Âyet 7
Cüz 26 • Sayfa 516
وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ فِيكُمْ رَسُولَ ٱللَّهِ ۚ لَوْ يُطِيعُكُمْ فِى كَثِيرٍۢ مِّنَ ٱلْأَمْرِ لَعَنِتُّمْ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ حَبَّبَ إِلَيْكُمُ ٱلْإِيمَٰنَ وَزَيَّنَهُۥ فِى قُلُوبِكُمْ وَكَرَّهَ إِلَيْكُمُ ٱلْكُفْرَ وَٱلْفُسُوقَ وَٱلْعِصْيَانَ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلرَّٰشِدُونَ ﴿7﴾
وَٱعْلَمُوٓا۟
أَنَّ
فِيكُمْ
رَسُولَ
ٱللَّهِ
ۚ
لَوْ
يُطِيعُكُمْ
فِى
كَثِيرٍۢ
مِّنَ
ٱلْأَمْرِ
لَعَنِتُّمْ
وَلَٰكِنَّ
ٱللَّهَ
حَبَّبَ
إِلَيْكُمُ
ٱلْإِيمَٰنَ
وَزَيَّنَهُۥ
فِى
قُلُوبِكُمْ
وَكَرَّهَ
إِلَيْكُمُ
ٱلْكُفْرَ
وَٱلْفُسُوقَ
وَٱلْعِصْيَانَ
ۚ
أُو۟لَٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلرَّٰشِدُونَ
Bilin ki, içinizde Allah'ın Peygamberi bulunmaktadır. Eğer o, bir çok işlerde size uymuş olsaydı şüphesiz kötü duruma düşerdiniz; ama Allah size imanı sevdirmiş, onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkarcılığı, yoldan çıkmayı ve baş kaldırmayı size iğrenç göstermiştir. İşte böyle olanlar, Allah katından bir lütuf ve nimet sayesinde doğru yolda bulunanlardır. Allah bilendir, Hakim'dir.
Âyet 8
Cüz 26 • Sayfa 516
فَضْلًۭا مِّنَ ٱللَّهِ وَنِعْمَةًۭ ۚ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌۭ ﴿8﴾
فَضْلًۭا
مِّنَ
ٱللَّهِ
وَنِعْمَةًۭ
ۚ
وَٱللَّهُ
عَلِيمٌ
حَكِيمٌۭ
Bilin ki, içinizde Allah'ın Peygamberi bulunmaktadır. Eğer o, bir çok işlerde size uymuş olsaydı şüphesiz kötü duruma düşerdiniz; ama Allah size imanı sevdirmiş, onu gönüllerinize güzel göstermiş; inkarcılığı, yoldan çıkmayı ve baş kaldırmayı size iğrenç göstermiştir. İşte böyle olanlar, Allah katından bir lütuf ve nimet sayesinde doğru yolda bulunanlardır. Allah bilendir, Hakim'dir.
Âyet 9
Cüz 26 • Sayfa 516
وَإِن طَآئِفَتَانِ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ ٱقْتَتَلُوا۟ فَأَصْلِحُوا۟ بَيْنَهُمَا ۖ فَإِنۢ بَغَتْ إِحْدَىٰهُمَا عَلَى ٱلْأُخْرَىٰ فَقَٰتِلُوا۟ ٱلَّتِى تَبْغِى حَتَّىٰ تَفِىٓءَ إِلَىٰٓ أَمْرِ ٱللَّهِ ۚ فَإِن فَآءَتْ فَأَصْلِحُوا۟ بَيْنَهُمَا بِٱلْعَدْلِ وَأَقْسِطُوٓا۟ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُقْسِطِينَ ﴿9﴾
وَإِن
طَآئِفَتَانِ
مِنَ
ٱلْمُؤْمِنِينَ
ٱقْتَتَلُوا۟
فَأَصْلِحُوا۟
بَيْنَهُمَا
ۖ
فَإِنۢ
بَغَتْ
إِحْدَىٰهُمَا
عَلَى
ٱلْأُخْرَىٰ
فَقَٰتِلُوا۟
ٱلَّتِى
تَبْغِى
حَتَّىٰ
تَفِىٓءَ
إِلَىٰٓ
أَمْرِ
ٱللَّهِ
ۚ
فَإِن
فَآءَتْ
فَأَصْلِحُوا۟
بَيْنَهُمَا
بِٱلْعَدْلِ
وَأَقْسِطُوٓا۟
ۖ
إِنَّ
ٱللَّهَ
يُحِبُّ
ٱلْمُقْسِطِينَ
Eğer müminlerden iki topluluk birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltiniz; eğer biri diğeri üzerine saldırırsa, saldıranlarla Allah'ın buyruğuna dönmelerine kadar savaşınız; eğer dönerlerse aralarını adaletle bulunuz, adil davranınız, şüphesiz Allah adil davrananları sever.
Âyet 10
Cüz 26 • Sayfa 516
إِنَّمَا ٱلْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌۭ فَأَصْلِحُوا۟ بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ ۚ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ ﴿10﴾
إِنَّمَا
ٱلْمُؤْمِنُونَ
إِخْوَةٌۭ
فَأَصْلِحُوا۟
بَيْنَ
أَخَوَيْكُمْ
ۚ
وَٱتَّقُوا۟
ٱللَّهَ
لَعَلَّكُمْ
تُرْحَمُونَ
Şüphesiz müminler birbiri ile kardeştirler; öyle ise dargın olan kardeşlerinizin arasını düzeltin; Allah'tan sakının ki size acısın.
Âyet 11
Cüz 26 • Sayfa 516
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا يَسْخَرْ قَوْمٌۭ مِّن قَوْمٍ عَسَىٰٓ أَن يَكُونُوا۟ خَيْرًۭا مِّنْهُمْ وَلَا نِسَآءٌۭ مِّن نِّسَآءٍ عَسَىٰٓ أَن يَكُنَّ خَيْرًۭا مِّنْهُنَّ ۖ وَلَا تَلْمِزُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا۟ بِٱلْأَلْقَٰبِ ۖ بِئْسَ ٱلِٱسْمُ ٱلْفُسُوقُ بَعْدَ ٱلْإِيمَٰنِ ۚ وَمَن لَّمْ يَتُبْ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ ﴿11﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
لَا
يَسْخَرْ
قَوْمٌۭ
مِّن
قَوْمٍ
عَسَىٰٓ
أَن
يَكُونُوا۟
خَيْرًۭا
مِّنْهُمْ
وَلَا
نِسَآءٌۭ
مِّن
نِّسَآءٍ
عَسَىٰٓ
أَن
يَكُنَّ
خَيْرًۭا
مِّنْهُنَّ
ۖ
وَلَا
تَلْمِزُوٓا۟
أَنفُسَكُمْ
وَلَا
تَنَابَزُوا۟
بِٱلْأَلْقَٰبِ
ۖ
بِئْسَ
ٱلِٱسْمُ
ٱلْفُسُوقُ
بَعْدَ
ٱلْإِيمَٰنِ
ۚ
وَمَن
لَّمْ
يَتُبْ
فَأُو۟لَٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلظَّٰلِمُونَ
Ey inananlar! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın, belki de onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da başka kadınları alaya almasınlar, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın; birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın; inandıktan sonra yoldan çıkmış olmak ne kötü bir addır. Tevbe etmeyenler, işte onlar zalimlerdir.
Âyet 12
Cüz 26 • Sayfa 517
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱجْتَنِبُوا۟ كَثِيرًۭا مِّنَ ٱلظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ ٱلظَّنِّ إِثْمٌۭ ۖ وَلَا تَجَسَّسُوا۟ وَلَا يَغْتَب بَّعْضُكُم بَعْضًا ۚ أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَن يَأْكُلَ لَحْمَ أَخِيهِ مَيْتًۭا فَكَرِهْتُمُوهُ ۚ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ تَوَّابٌۭ رَّحِيمٌۭ ﴿12﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
ٱجْتَنِبُوا۟
كَثِيرًۭا
مِّنَ
ٱلظَّنِّ
إِنَّ
بَعْضَ
ٱلظَّنِّ
إِثْمٌۭ
ۖ
وَلَا
تَجَسَّسُوا۟
وَلَا
يَغْتَب
بَّعْضُكُم
بَعْضًا
ۚ
أَيُحِبُّ
أَحَدُكُمْ
أَن
يَأْكُلَ
لَحْمَ
أَخِيهِ
مَيْتًۭا
فَكَرِهْتُمُوهُ
ۚ
وَٱتَّقُوا۟
ٱللَّهَ
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
تَوَّابٌۭ
رَّحِيمٌۭ
Ey inananlar! Zannın çoğundan sakının, zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin suçunu araştırmayın; kimse kimseyi çekiştirmesin; hangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır? Ondan tiksinirsiniz; Allah'tan sakının, şüphesiz Allah tevbeleri daima kabul edendir, acıyandır.
Âyet 13
Cüz 26 • Sayfa 517
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَٰكُم مِّن ذَكَرٍۢ وَأُنثَىٰ وَجَعَلْنَٰكُمْ شُعُوبًۭا وَقَبَآئِلَ لِتَعَارَفُوٓا۟ ۚ إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ ٱللَّهِ أَتْقَىٰكُمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌۭ ﴿13﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلنَّاسُ
إِنَّا
خَلَقْنَٰكُم
مِّن
ذَكَرٍۢ
وَأُنثَىٰ
وَجَعَلْنَٰكُمْ
شُعُوبًۭا
وَقَبَآئِلَ
لِتَعَارَفُوٓا۟
ۚ
إِنَّ
أَكْرَمَكُمْ
عِندَ
ٱللَّهِ
أَتْقَىٰكُمْ
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
عَلِيمٌ
خَبِيرٌۭ
Ey insanlar! Doğrusu Biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizi kolayca tanıyasınız. Şüphesiz, Allah katında en değerliniz, O'na karşı gelmekten en çok sakınanızdır. Allah bilendir, haberdardır.
Âyet 14
Cüz 26 • Sayfa 517
۞ قَالَتِ ٱلْأَعْرَابُ ءَامَنَّا ۖ قُل لَّمْ تُؤْمِنُوا۟ وَلَٰكِن قُولُوٓا۟ أَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ ٱلْإِيمَٰنُ فِى قُلُوبِكُمْ ۖ وَإِن تُطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ لَا يَلِتْكُم مِّنْ أَعْمَٰلِكُمْ شَيْـًٔا ۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌ ﴿14﴾
۞
قَالَتِ
ٱلْأَعْرَابُ
ءَامَنَّا
ۖ
قُل
لَّمْ
تُؤْمِنُوا۟
وَلَٰكِن
قُولُوٓا۟
أَسْلَمْنَا
وَلَمَّا
يَدْخُلِ
ٱلْإِيمَٰنُ
فِى
قُلُوبِكُمْ
ۖ
وَإِن
تُطِيعُوا۟
ٱللَّهَ
وَرَسُولَهُۥ
لَا
يَلِتْكُم
مِّنْ
أَعْمَٰلِكُمْ
شَيْـًٔا
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
غَفُورٌۭ
رَّحِيمٌ
Bedeviler: "İnandık" dediler, de ki: "İnanmadınız ama İslam olduk deyin; inanç henüz gönüllerinize yerleşmedi; eğer Allah'a ve Peygamberine itaat ederseniz, işlediklerinizden bir şey eksilmez; doğrusu Allah, bağışlar, merhamet eder."
Âyet 15
Cüz 26 • Sayfa 517
إِنَّمَا ٱلْمُؤْمِنُونَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ ثُمَّ لَمْ يَرْتَابُوا۟ وَجَٰهَدُوا۟ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلصَّٰدِقُونَ ﴿15﴾
إِنَّمَا
ٱلْمُؤْمِنُونَ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
بِٱللَّهِ
وَرَسُولِهِۦ
ثُمَّ
لَمْ
يَرْتَابُوا۟
وَجَٰهَدُوا۟
بِأَمْوَٰلِهِمْ
وَأَنفُسِهِمْ
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
ۚ
أُو۟لَٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلصَّٰدِقُونَ
"İnananlar, ancak Allah'a ve peygamberine inanmış, sonra şüpheye düşmemiş; Allah uğrunda mallarıyla, canlarıyla cihat etmiş olanlardır. İşte onlar doğru olanlardır."
Âyet 16
Cüz 26 • Sayfa 517
قُلْ أَتُعَلِّمُونَ ٱللَّهَ بِدِينِكُمْ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۚ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌۭ ﴿16﴾
قُلْ
أَتُعَلِّمُونَ
ٱللَّهَ
بِدِينِكُمْ
وَٱللَّهُ
يَعْلَمُ
مَا
فِى
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَمَا
فِى
ٱلْأَرْضِ
ۚ
وَٱللَّهُ
بِكُلِّ
شَىْءٍ
عَلِيمٌۭ
De ki: "Dininizi Allah'a mı öğretiyorsunuz? Oysa Allah göklerde olanları da yerde olanları da bilir, Allah her şeyi bilendir."
Âyet 17
Cüz 26 • Sayfa 517
يَمُنُّونَ عَلَيْكَ أَنْ أَسْلَمُوا۟ ۖ قُل لَّا تَمُنُّوا۟ عَلَىَّ إِسْلَٰمَكُم ۖ بَلِ ٱللَّهُ يَمُنُّ عَلَيْكُمْ أَنْ هَدَىٰكُمْ لِلْإِيمَٰنِ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ ﴿17﴾
يَمُنُّونَ
عَلَيْكَ
أَنْ
أَسْلَمُوا۟
ۖ
قُل
لَّا
تَمُنُّوا۟
عَلَىَّ
إِسْلَٰمَكُم
ۖ
بَلِ
ٱللَّهُ
يَمُنُّ
عَلَيْكُمْ
أَنْ
هَدَىٰكُمْ
لِلْإِيمَٰنِ
إِن
كُنتُمْ
صَٰدِقِينَ
Müslüman oldular diye seni minnet altında bırakmak isterler; de ki: "Müslüman olmanızla beni minnet altında tutmayın, hayır; eğer doğru kimselerseniz, sizi imana eriştirmekle Allah sizi minnet altında bırakır."
Âyet 18
Cüz 26 • Sayfa 517
إِنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ غَيْبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ ﴿18﴾
إِنَّ
ٱللَّهَ
يَعْلَمُ
غَيْبَ
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
ۚ
وَٱللَّهُ
بَصِيرٌۢ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
Doğrusu Allah, göklerin ve yerin gaybını bilir. Allah, yaptıklarınızı görendir.
Sosyal Medya Kartı Oluşturucu 1000x1000 PNG