Kârî:
Sûre #38
Mekkî
İniş Sırası: 38
88 Âyet
ص
Sâd Sûresi
Anlamı: Sâd Harfi
Sûrenin Nüzul Sebebi ve Temel Mesajları (Tefsir Özeti)
▼ Göster / Gizle
Nüzul Ortamı: Sâd Sûresi Mekke-i Mükerreme döneminde nâzil olmuştur. Toplam 88 âyet-i kerîmeden müteşekkildir.
Tefsir ve Muhteva: Sûre, adını "Sâd Harfi" manasına gelen lafızdan almaktadır. Cenâb-ı Hakk'ın kudretini, mü'minlerin ahlakî mükellefiyetlerini, takvâ ve tevhidi öğütler.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Âyet 1
Cüz 23 • Sayfa 453
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ صٓ ۚ وَٱلْقُرْءَانِ ذِى ٱلذِّكْرِ ﴿1﴾
بِسْمِ
ٱللَّهِ
ٱلرَّحْمَٰنِ
ٱلرَّحِيمِ
صٓ
ۚ
وَٱلْقُرْءَانِ
ذِى
ٱلذِّكْرِ
Sad. Öğüt veren Kuran'a and olsun ki, inkar edenler gurur ve ayrılık içindedirler.
Âyet 2
Cüz 23 • Sayfa 453
بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى عِزَّةٍۢ وَشِقَاقٍۢ ﴿2﴾
بَلِ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
فِى
عِزَّةٍۢ
وَشِقَاقٍۢ
Sad. Öğüt veren Kuran'a and olsun ki, inkar edenler gurur ve ayrılık içindedirler.
Âyet 3
Cüz 23 • Sayfa 453
كَمْ أَهْلَكْنَا مِن قَبْلِهِم مِّن قَرْنٍۢ فَنَادَوا۟ وَّلَاتَ حِينَ مَنَاصٍۢ ﴿3﴾
كَمْ
أَهْلَكْنَا
مِن
قَبْلِهِم
مِّن
قَرْنٍۢ
فَنَادَوا۟
وَّلَاتَ
حِينَ
مَنَاصٍۢ
Onlardan önce nice nesilleri yok ettik. Feryat ediyorlardı; oysa artık kurtulma zamanı değildi.
Âyet 4
Cüz 23 • Sayfa 453
وَعَجِبُوٓا۟ أَن جَآءَهُم مُّنذِرٌۭ مِّنْهُمْ ۖ وَقَالَ ٱلْكَٰفِرُونَ هَٰذَا سَٰحِرٌۭ كَذَّابٌ ﴿4﴾
وَعَجِبُوٓا۟
أَن
جَآءَهُم
مُّنذِرٌۭ
مِّنْهُمْ
ۖ
وَقَالَ
ٱلْكَٰفِرُونَ
هَٰذَا
سَٰحِرٌۭ
كَذَّابٌ
Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaşmışlardı. İnkarcılar: "Bu, pek yalancı bir sihirbazdır; tanrıları tek bir tanrı mı yaptı? Doğrusu bu tuhaf bir şeydir" demişlerdi.
Âyet 5
Cüz 23 • Sayfa 453
أَجَعَلَ ٱلْءَالِهَةَ إِلَٰهًۭا وَٰحِدًا ۖ إِنَّ هَٰذَا لَشَىْءٌ عُجَابٌۭ ﴿5﴾
أَجَعَلَ
ٱلْءَالِهَةَ
إِلَٰهًۭا
وَٰحِدًا
ۖ
إِنَّ
هَٰذَا
لَشَىْءٌ
عُجَابٌۭ
Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaşmışlardı. İnkarcılar: "Bu, pek yalancı bir sihirbazdır; tanrıları tek bir tanrı mı yaptı? Doğrusu bu tuhaf bir şeydir" demişlerdi.
Âyet 6
Cüz 23 • Sayfa 453
وَٱنطَلَقَ ٱلْمَلَأُ مِنْهُمْ أَنِ ٱمْشُوا۟ وَٱصْبِرُوا۟ عَلَىٰٓ ءَالِهَتِكُمْ ۖ إِنَّ هَٰذَا لَشَىْءٌۭ يُرَادُ ﴿6﴾
وَٱنطَلَقَ
ٱلْمَلَأُ
مِنْهُمْ
أَنِ
ٱمْشُوا۟
وَٱصْبِرُوا۟
عَلَىٰٓ
ءَالِهَتِكُمْ
ۖ
إِنَّ
هَٰذَا
لَشَىْءٌۭ
يُرَادُ
Onlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır.
Âyet 7
Cüz 23 • Sayfa 453
مَا سَمِعْنَا بِهَٰذَا فِى ٱلْمِلَّةِ ٱلْءَاخِرَةِ إِنْ هَٰذَآ إِلَّا ٱخْتِلَٰقٌ ﴿7﴾
مَا
سَمِعْنَا
بِهَٰذَا
فِى
ٱلْمِلَّةِ
ٱلْءَاخِرَةِ
إِنْ
هَٰذَآ
إِلَّا
ٱخْتِلَٰقٌ
Onlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır.
Âyet 8
Cüz 23 • Sayfa 453
أَءُنزِلَ عَلَيْهِ ٱلذِّكْرُ مِنۢ بَيْنِنَا ۚ بَلْ هُمْ فِى شَكٍّۢ مِّن ذِكْرِى ۖ بَل لَّمَّا يَذُوقُوا۟ عَذَابِ ﴿8﴾
أَءُنزِلَ
عَلَيْهِ
ٱلذِّكْرُ
مِنۢ
بَيْنِنَا
ۚ
بَلْ
هُمْ
فِى
شَكٍّۢ
مِّن
ذِكْرِى
ۖ
بَل
لَّمَّا
يَذُوقُوا۟
عَذَابِ
Onlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır.
Âyet 9
Cüz 23 • Sayfa 453
أَمْ عِندَهُمْ خَزَآئِنُ رَحْمَةِ رَبِّكَ ٱلْعَزِيزِ ٱلْوَهَّابِ ﴿9﴾
أَمْ
عِندَهُمْ
خَزَآئِنُ
رَحْمَةِ
رَبِّكَ
ٱلْعَزِيزِ
ٱلْوَهَّابِ
Yoksa, güçlü ve çok ihsan sahibi olan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır?
Âyet 10
Cüz 23 • Sayfa 453
أَمْ لَهُم مُّلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ۖ فَلْيَرْتَقُوا۟ فِى ٱلْأَسْبَٰبِ ﴿10﴾
أَمْ
لَهُم
مُّلْكُ
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
وَمَا
بَيْنَهُمَا
ۖ
فَلْيَرْتَقُوا۟
فِى
ٱلْأَسْبَٰبِ
Yahut, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı onların elinde midir? Öyle ise sebeplere tevessül edip göğe yükselsinler!
Âyet 11
Cüz 23 • Sayfa 453
جُندٌۭ مَّا هُنَالِكَ مَهْزُومٌۭ مِّنَ ٱلْأَحْزَابِ ﴿11﴾
جُندٌۭ
مَّا
هُنَالِكَ
مَهْزُومٌۭ
مِّنَ
ٱلْأَحْزَابِ
Onlar burada takım takım bozguna uğramış perişan bir ordudur.
Âyet 12
Cüz 23 • Sayfa 453
كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍۢ وَعَادٌۭ وَفِرْعَوْنُ ذُو ٱلْأَوْتَادِ ﴿12﴾
كَذَّبَتْ
قَبْلَهُمْ
قَوْمُ
نُوحٍۢ
وَعَادٌۭ
وَفِرْعَوْنُ
ذُو
ٱلْأَوْتَادِ
Onlardan önce Nuh milleti, Ad, sarsılmaz bir saltanatın sahibi Firavun, Semud, Lut milleti, Eykeliler de peygamberleri yalanlamıştı. İşte bunlar da peygamberlerine karşı birleşen topluluklardır.
Âyet 13
Cüz 23 • Sayfa 453
وَثَمُودُ وَقَوْمُ لُوطٍۢ وَأَصْحَٰبُ لْـَٔيْكَةِ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلْأَحْزَابُ ﴿13﴾
وَثَمُودُ
وَقَوْمُ
لُوطٍۢ
وَأَصْحَٰبُ
لْـَٔيْكَةِ
ۚ
أُو۟لَٰٓئِكَ
ٱلْأَحْزَابُ
Onlardan önce Nuh milleti, Ad, sarsılmaz bir saltanatın sahibi Firavun, Semud, Lut milleti, Eykeliler de peygamberleri yalanlamıştı. İşte bunlar da peygamberlerine karşı birleşen topluluklardır.
Âyet 14
Cüz 23 • Sayfa 453
إِن كُلٌّ إِلَّا كَذَّبَ ٱلرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِ ﴿14﴾
إِن
كُلٌّ
إِلَّا
كَذَّبَ
ٱلرُّسُلَ
فَحَقَّ
عِقَابِ
Hepsi peygamberleri yalanladı da azabımı hakettiler.
Âyet 15
Cüz 23 • Sayfa 453
وَمَا يَنظُرُ هَٰٓؤُلَآءِ إِلَّا صَيْحَةًۭ وَٰحِدَةًۭ مَّا لَهَا مِن فَوَاقٍۢ ﴿15﴾
وَمَا
يَنظُرُ
هَٰٓؤُلَآءِ
إِلَّا
صَيْحَةًۭ
وَٰحِدَةًۭ
مَّا
لَهَا
مِن
فَوَاقٍۢ
Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan tek bir çığlık beklemektedirler.
Âyet 16
Cüz 23 • Sayfa 453
وَقَالُوا۟ رَبَّنَا عَجِّل لَّنَا قِطَّنَا قَبْلَ يَوْمِ ٱلْحِسَابِ ﴿16﴾
وَقَالُوا۟
رَبَّنَا
عَجِّل
لَّنَا
قِطَّنَا
قَبْلَ
يَوْمِ
ٱلْحِسَابِ
Onlar ise "Rabbimiz! Bizim payımızı hesap gününden önce ver" derler.
Âyet 17
Cüz 23 • Sayfa 454
ٱصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَٱذْكُرْ عَبْدَنَا دَاوُۥدَ ذَا ٱلْأَيْدِ ۖ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ ﴿17﴾
ٱصْبِرْ
عَلَىٰ
مَا
يَقُولُونَ
وَٱذْكُرْ
عَبْدَنَا
دَاوُۥدَ
ذَا
ٱلْأَيْدِ
ۖ
إِنَّهُۥٓ
أَوَّابٌ
Onların söylediklerine sabret; güçlü kulumuz Davud'u an; o, daima Allah'a yönelirdi.
Âyet 18
Cüz 23 • Sayfa 454
إِنَّا سَخَّرْنَا ٱلْجِبَالَ مَعَهُۥ يُسَبِّحْنَ بِٱلْعَشِىِّ وَٱلْإِشْرَاقِ ﴿18﴾
إِنَّا
سَخَّرْنَا
ٱلْجِبَالَ
مَعَهُۥ
يُسَبِّحْنَ
بِٱلْعَشِىِّ
وَٱلْإِشْرَاقِ
Doğrusu Biz, akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, kuşları da toplu halde onun buyruğu altına vermiştik. Her biri ona yönelmekteydi.
Âyet 19
Cüz 23 • Sayfa 454
وَٱلطَّيْرَ مَحْشُورَةًۭ ۖ كُلٌّۭ لَّهُۥٓ أَوَّابٌۭ ﴿19﴾
وَٱلطَّيْرَ
مَحْشُورَةًۭ
ۖ
كُلٌّۭ
لَّهُۥٓ
أَوَّابٌۭ
Doğrusu Biz, akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, kuşları da toplu halde onun buyruğu altına vermiştik. Her biri ona yönelmekteydi.
Âyet 20
Cüz 23 • Sayfa 454
وَشَدَدْنَا مُلْكَهُۥ وَءَاتَيْنَٰهُ ٱلْحِكْمَةَ وَفَصْلَ ٱلْخِطَابِ ﴿20﴾
وَشَدَدْنَا
مُلْكَهُۥ
وَءَاتَيْنَٰهُ
ٱلْحِكْمَةَ
وَفَصْلَ
ٱلْخِطَابِ
Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiştik. Ona hikmet ve kesin hüküm selahiyeti vermiştik.
Âyet 21
Cüz 23 • Sayfa 454
۞ وَهَلْ أَتَىٰكَ نَبَؤُا۟ ٱلْخَصْمِ إِذْ تَسَوَّرُوا۟ ٱلْمِحْرَابَ ﴿21﴾
۞
وَهَلْ
أَتَىٰكَ
نَبَؤُا۟
ٱلْخَصْمِ
إِذْ
تَسَوَّرُوا۟
ٱلْمِحْرَابَ
Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mabedin duvarına tırmanıp Davud'un yanına girmişlerdi de, o onlardan ürkmüştü. Şöyle demişlerdi: "Korkma, birbirinin hakkına tecavüz etmiş iki davacıyız; aramızda adaletle hükmet, ondan ayrılma, bizi doğru yola çıkar."
Âyet 22
Cüz 23 • Sayfa 454
إِذْ دَخَلُوا۟ عَلَىٰ دَاوُۥدَ فَفَزِعَ مِنْهُمْ ۖ قَالُوا۟ لَا تَخَفْ ۖ خَصْمَانِ بَغَىٰ بَعْضُنَا عَلَىٰ بَعْضٍۢ فَٱحْكُم بَيْنَنَا بِٱلْحَقِّ وَلَا تُشْطِطْ وَٱهْدِنَآ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلصِّرَٰطِ ﴿22﴾
إِذْ
دَخَلُوا۟
عَلَىٰ
دَاوُۥدَ
فَفَزِعَ
مِنْهُمْ
ۖ
قَالُوا۟
لَا
تَخَفْ
ۖ
خَصْمَانِ
بَغَىٰ
بَعْضُنَا
عَلَىٰ
بَعْضٍۢ
فَٱحْكُم
بَيْنَنَا
بِٱلْحَقِّ
وَلَا
تُشْطِطْ
وَٱهْدِنَآ
إِلَىٰ
سَوَآءِ
ٱلصِّرَٰطِ
Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mabedin duvarına tırmanıp Davud'un yanına girmişlerdi de, o onlardan ürkmüştü. Şöyle demişlerdi: "Korkma, birbirinin hakkına tecavüz etmiş iki davacıyız; aramızda adaletle hükmet, ondan ayrılma, bizi doğru yola çıkar."
Âyet 23
Cüz 23 • Sayfa 454
إِنَّ هَٰذَآ أَخِى لَهُۥ تِسْعٌۭ وَتِسْعُونَ نَعْجَةًۭ وَلِىَ نَعْجَةٌۭ وَٰحِدَةٌۭ فَقَالَ أَكْفِلْنِيهَا وَعَزَّنِى فِى ٱلْخِطَابِ ﴿23﴾
إِنَّ
هَٰذَآ
أَخِى
لَهُۥ
تِسْعٌۭ
وَتِسْعُونَ
نَعْجَةًۭ
وَلِىَ
نَعْجَةٌۭ
وَٰحِدَةٌۭ
فَقَالَ
أَكْفِلْنِيهَا
وَعَزَّنِى
فِى
ٱلْخِطَابِ
"Bu kardeşimin doksan dokuz dişi koyunu, benim de bir tek dişi koyunum vardır; O'nu da bana ver dedi ve tartışmada beni yendi."
قَالَ لَقَدْ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعْجَتِكَ إِلَىٰ نِعَاجِهِۦ ۖ وَإِنَّ كَثِيرًۭا مِّنَ ٱلْخُلَطَآءِ لَيَبْغِى بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَقَلِيلٌۭ مَّا هُمْ ۗ وَظَنَّ دَاوُۥدُ أَنَّمَا فَتَنَّٰهُ فَٱسْتَغْفَرَ رَبَّهُۥ وَخَرَّ رَاكِعًۭا وَأَنَابَ ۩ ﴿24﴾
قَالَ
لَقَدْ
ظَلَمَكَ
بِسُؤَالِ
نَعْجَتِكَ
إِلَىٰ
نِعَاجِهِۦ
ۖ
وَإِنَّ
كَثِيرًۭا
مِّنَ
ٱلْخُلَطَآءِ
لَيَبْغِى
بَعْضُهُمْ
عَلَىٰ
بَعْضٍ
إِلَّا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَعَمِلُوا۟
ٱلصَّٰلِحَٰتِ
وَقَلِيلٌۭ
مَّا
هُمْ
ۗ
وَظَنَّ
دَاوُۥدُ
أَنَّمَا
فَتَنَّٰهُ
فَٱسْتَغْفَرَ
رَبَّهُۥ
وَخَرَّ
رَاكِعًۭا
وَأَنَابَ
۩
Davud: "And olsun ki, senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İnanıp yararlı iş işleyenler bunun dışındadır ki sayıları da ne kadar azdır!" demişti. Davud, Kendisini denediğimizi sanmıştı da, Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapanmış, tevbe etmiş, Allah'a yönelmişti.
Âyet 25
Cüz 23 • Sayfa 454
فَغَفَرْنَا لَهُۥ ذَٰلِكَ ۖ وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلْفَىٰ وَحُسْنَ مَـَٔابٍۢ ﴿25﴾
فَغَفَرْنَا
لَهُۥ
ذَٰلِكَ
ۖ
وَإِنَّ
لَهُۥ
عِندَنَا
لَزُلْفَىٰ
وَحُسْنَ
مَـَٔابٍۢ
Böylece onu bağışlamıştık. Katımızda onun yakınlığı ve güzel bir geleceği vardır.
Âyet 26
Cüz 23 • Sayfa 454
يَٰدَاوُۥدُ إِنَّا جَعَلْنَٰكَ خَلِيفَةًۭ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱحْكُم بَيْنَ ٱلنَّاسِ بِٱلْحَقِّ وَلَا تَتَّبِعِ ٱلْهَوَىٰ فَيُضِلَّكَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ ۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَضِلُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ لَهُمْ عَذَابٌۭ شَدِيدٌۢ بِمَا نَسُوا۟ يَوْمَ ٱلْحِسَابِ ﴿26﴾
يَٰدَاوُۥدُ
إِنَّا
جَعَلْنَٰكَ
خَلِيفَةًۭ
فِى
ٱلْأَرْضِ
فَٱحْكُم
بَيْنَ
ٱلنَّاسِ
بِٱلْحَقِّ
وَلَا
تَتَّبِعِ
ٱلْهَوَىٰ
فَيُضِلَّكَ
عَن
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
ۚ
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
يَضِلُّونَ
عَن
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
لَهُمْ
عَذَابٌۭ
شَدِيدٌۢ
بِمَا
نَسُوا۟
يَوْمَ
ٱلْحِسَابِ
Ey Davud! Seni şüphesiz yeryüzünde hükümran kıldık, o halde insanlar arasında adaletle hükmet, hevese uyma yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır. Doğrusu, Allah'ın yolundan sapanlara, onlara, hesap gününü unutmalarına karşılık çetin azap vardır.
Âyet 27
Cüz 23 • Sayfa 455
وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَآءَ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا بَٰطِلًۭا ۚ ذَٰلِكَ ظَنُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ۚ فَوَيْلٌۭ لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنَ ٱلنَّارِ ﴿27﴾
وَمَا
خَلَقْنَا
ٱلسَّمَآءَ
وَٱلْأَرْضَ
وَمَا
بَيْنَهُمَا
بَٰطِلًۭا
ۚ
ذَٰلِكَ
ظَنُّ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
ۚ
فَوَيْلٌۭ
لِّلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
مِنَ
ٱلنَّارِ
Göğü, yeri ve ikisinin arasında bulunanları boşuna yaratmadık. Bunun boşuna olduğu, inkar edenlerin sanısıdır. Vay ateşe uğrayacak inkarcıların haline!
Âyet 28
Cüz 23 • Sayfa 455
أَمْ نَجْعَلُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ كَٱلْمُفْسِدِينَ فِى ٱلْأَرْضِ أَمْ نَجْعَلُ ٱلْمُتَّقِينَ كَٱلْفُجَّارِ ﴿28﴾
أَمْ
نَجْعَلُ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَعَمِلُوا۟
ٱلصَّٰلِحَٰتِ
كَٱلْمُفْسِدِينَ
فِى
ٱلْأَرْضِ
أَمْ
نَجْعَلُ
ٱلْمُتَّقِينَ
كَٱلْفُجَّارِ
Yoksa, inanıp yararlı iş işleyenleri, yeryüzünde, bozguncular gibi mi tutarız? Yoksa, Allah'a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkanlar gibi mi tutarız?
Âyet 29
Cüz 23 • Sayfa 455
كِتَٰبٌ أَنزَلْنَٰهُ إِلَيْكَ مُبَٰرَكٌۭ لِّيَدَّبَّرُوٓا۟ ءَايَٰتِهِۦ وَلِيَتَذَكَّرَ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَٰبِ ﴿29﴾
كِتَٰبٌ
أَنزَلْنَٰهُ
إِلَيْكَ
مُبَٰرَكٌۭ
لِّيَدَّبَّرُوٓا۟
ءَايَٰتِهِۦ
وَلِيَتَذَكَّرَ
أُو۟لُوا۟
ٱلْأَلْبَٰبِ
Sana indirdiğimiz bu Kitap mübarektir; ayetlerini düşünsünler, aklı olanlar da öğüt alsınlar.
Âyet 30
Cüz 23 • Sayfa 455
وَوَهَبْنَا لِدَاوُۥدَ سُلَيْمَٰنَ ۚ نِعْمَ ٱلْعَبْدُ ۖ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ ﴿30﴾
وَوَهَبْنَا
لِدَاوُۥدَ
سُلَيْمَٰنَ
ۚ
نِعْمَ
ٱلْعَبْدُ
ۖ
إِنَّهُۥٓ
أَوَّابٌ
Davud'a Süleyman'ı bahşettik; o ne güzel bir kuldu! Doğrusu o daima Allah'a yönelirdi.
Âyet 31
Cüz 23 • Sayfa 455
إِذْ عُرِضَ عَلَيْهِ بِٱلْعَشِىِّ ٱلصَّٰفِنَٰتُ ٱلْجِيَادُ ﴿31﴾
إِذْ
عُرِضَ
عَلَيْهِ
بِٱلْعَشِىِّ
ٱلصَّٰفِنَٰتُ
ٱلْجِيَادُ
Ona bir akşam üstü, çalımlı, cins koşu atları sunulmuştu.
Âyet 32
Cüz 23 • Sayfa 455
فَقَالَ إِنِّىٓ أَحْبَبْتُ حُبَّ ٱلْخَيْرِ عَن ذِكْرِ رَبِّى حَتَّىٰ تَوَارَتْ بِٱلْحِجَابِ ﴿32﴾
فَقَالَ
إِنِّىٓ
أَحْبَبْتُ
حُبَّ
ٱلْخَيْرِ
عَن
ذِكْرِ
رَبِّى
حَتَّىٰ
تَوَارَتْ
بِٱلْحِجَابِ
Süleyman: "Doğrusu ben bu iyi malları, Rabbimi anmayı sağladıkları için severim" demişti. Koşup, toz perdesi arkasında kayboldukları zaman: "onları bana getirin" dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başlamıştı.
Âyet 33
Cüz 23 • Sayfa 455
رُدُّوهَا عَلَىَّ ۖ فَطَفِقَ مَسْحًۢا بِٱلسُّوقِ وَٱلْأَعْنَاقِ ﴿33﴾
رُدُّوهَا
عَلَىَّ
ۖ
فَطَفِقَ
مَسْحًۢا
بِٱلسُّوقِ
وَٱلْأَعْنَاقِ
Süleyman: "Doğrusu ben bu iyi malları, Rabbimi anmayı sağladıkları için severim" demişti. Koşup, toz perdesi arkasında kayboldukları zaman: "onları bana getirin" dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başlamıştı.
Âyet 34
Cüz 23 • Sayfa 455
وَلَقَدْ فَتَنَّا سُلَيْمَٰنَ وَأَلْقَيْنَا عَلَىٰ كُرْسِيِّهِۦ جَسَدًۭا ثُمَّ أَنَابَ ﴿34﴾
وَلَقَدْ
فَتَنَّا
سُلَيْمَٰنَ
وَأَلْقَيْنَا
عَلَىٰ
كُرْسِيِّهِۦ
جَسَدًۭا
ثُمَّ
أَنَابَ
And olsun ki Süleyman'ı denedik, hükümranlığını zayıf düşürdük; sonra eski haline döndü.
Âyet 35
Cüz 23 • Sayfa 455
قَالَ رَبِّ ٱغْفِرْ لِى وَهَبْ لِى مُلْكًۭا لَّا يَنۢبَغِى لِأَحَدٍۢ مِّنۢ بَعْدِىٓ ۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْوَهَّابُ ﴿35﴾
قَالَ
رَبِّ
ٱغْفِرْ
لِى
وَهَبْ
لِى
مُلْكًۭا
لَّا
يَنۢبَغِى
لِأَحَدٍۢ
مِّنۢ
بَعْدِىٓ
ۖ
إِنَّكَ
أَنتَ
ٱلْوَهَّابُ
Süleyman: "Rabbim! Beni bağışla, bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver; Sen şüphesiz, daima bağışta bulunansın" dedi.
Âyet 36
Cüz 23 • Sayfa 455
فَسَخَّرْنَا لَهُ ٱلرِّيحَ تَجْرِى بِأَمْرِهِۦ رُخَآءً حَيْثُ أَصَابَ ﴿36﴾
فَسَخَّرْنَا
لَهُ
ٱلرِّيحَ
تَجْرِى
بِأَمْرِهِۦ
رُخَآءً
حَيْثُ
أَصَابَ
Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik.
Âyet 37
Cüz 23 • Sayfa 455
وَٱلشَّيَٰطِينَ كُلَّ بَنَّآءٍۢ وَغَوَّاصٍۢ ﴿37﴾
وَٱلشَّيَٰطِينَ
كُلَّ
بَنَّآءٍۢ
وَغَوَّاصٍۢ
Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik.
Âyet 38
Cüz 23 • Sayfa 455
وَءَاخَرِينَ مُقَرَّنِينَ فِى ٱلْأَصْفَادِ ﴿38﴾
وَءَاخَرِينَ
مُقَرَّنِينَ
فِى
ٱلْأَصْفَادِ
Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik.
Âyet 39
Cüz 23 • Sayfa 455
هَٰذَا عَطَآؤُنَا فَٱمْنُنْ أَوْ أَمْسِكْ بِغَيْرِ حِسَابٍۢ ﴿39﴾
هَٰذَا
عَطَآؤُنَا
فَٱمْنُنْ
أَوْ
أَمْسِكْ
بِغَيْرِ
حِسَابٍۢ
"İşte Bizim bağışımız budur; ister ver, ister tut, hesapsızdır." dedik.
Âyet 40
Cüz 23 • Sayfa 455
وَإِنَّ لَهُۥ عِندَنَا لَزُلْفَىٰ وَحُسْنَ مَـَٔابٍۢ ﴿40﴾
وَإِنَّ
لَهُۥ
عِندَنَا
لَزُلْفَىٰ
وَحُسْنَ
مَـَٔابٍۢ
Doğrusu onun katımızda yakınlığı ve güzel bir istikbali vardır.
Âyet 41
Cüz 23 • Sayfa 455
وَٱذْكُرْ عَبْدَنَآ أَيُّوبَ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَسَّنِىَ ٱلشَّيْطَٰنُ بِنُصْبٍۢ وَعَذَابٍ ﴿41﴾
وَٱذْكُرْ
عَبْدَنَآ
أَيُّوبَ
إِذْ
نَادَىٰ
رَبَّهُۥٓ
أَنِّى
مَسَّنِىَ
ٱلشَّيْطَٰنُ
بِنُصْبٍۢ
وَعَذَابٍ
Kulumuz Eyyub'u da an; Rabbine: "Doğrusu şeytan bana yorgunluk ve azap verdi" diye seslenmişti.
Âyet 42
Cüz 23 • Sayfa 455
ٱرْكُضْ بِرِجْلِكَ ۖ هَٰذَا مُغْتَسَلٌۢ بَارِدٌۭ وَشَرَابٌۭ ﴿42﴾
ٱرْكُضْ
بِرِجْلِكَ
ۖ
هَٰذَا
مُغْتَسَلٌۢ
بَارِدٌۭ
وَشَرَابٌۭ
"Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su" dedik.
Âyet 43
Cüz 23 • Sayfa 456
وَوَهَبْنَا لَهُۥٓ أَهْلَهُۥ وَمِثْلَهُم مَّعَهُمْ رَحْمَةًۭ مِّنَّا وَذِكْرَىٰ لِأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ ﴿43﴾
وَوَهَبْنَا
لَهُۥٓ
أَهْلَهُۥ
وَمِثْلَهُم
مَّعَهُمْ
رَحْمَةًۭ
مِّنَّا
وَذِكْرَىٰ
لِأُو۟لِى
ٱلْأَلْبَٰبِ
Katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere, ona tekrar ailesini ve geçmiş olanlarla bir mislini daha vermiştik.
Âyet 44
Cüz 23 • Sayfa 456
وَخُذْ بِيَدِكَ ضِغْثًۭا فَٱضْرِب بِّهِۦ وَلَا تَحْنَثْ ۗ إِنَّا وَجَدْنَٰهُ صَابِرًۭا ۚ نِّعْمَ ٱلْعَبْدُ ۖ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌۭ ﴿44﴾
وَخُذْ
بِيَدِكَ
ضِغْثًۭا
فَٱضْرِب
بِّهِۦ
وَلَا
تَحْنَثْ
ۗ
إِنَّا
وَجَدْنَٰهُ
صَابِرًۭا
ۚ
نِّعْمَ
ٱلْعَبْدُ
ۖ
إِنَّهُۥٓ
أَوَّابٌۭ
"Ey Eyyub! Eline bir demet sap alıp onunla vur, yeminini bozma" demiştik. Doğrusu Biz onu sabırlı bulmuştuk. Ne iyi kuldu, daima Allah'a yönelirdi.
Âyet 45
Cüz 23 • Sayfa 456
وَٱذْكُرْ عِبَٰدَنَآ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ أُو۟لِى ٱلْأَيْدِى وَٱلْأَبْصَٰرِ ﴿45﴾
وَٱذْكُرْ
عِبَٰدَنَآ
إِبْرَٰهِيمَ
وَإِسْحَٰقَ
وَيَعْقُوبَ
أُو۟لِى
ٱلْأَيْدِى
وَٱلْأَبْصَٰرِ
Güçlü ve anlayışlı olan kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub'u da an.
Âyet 46
Cüz 23 • Sayfa 456
إِنَّآ أَخْلَصْنَٰهُم بِخَالِصَةٍۢ ذِكْرَى ٱلدَّارِ ﴿46﴾
إِنَّآ
أَخْلَصْنَٰهُم
بِخَالِصَةٍۢ
ذِكْرَى
ٱلدَّارِ
Biz onları ahiret yurdunu düşünen, içten bağlı kimseler kıldık.
Âyet 47
Cüz 23 • Sayfa 456
وَإِنَّهُمْ عِندَنَا لَمِنَ ٱلْمُصْطَفَيْنَ ٱلْأَخْيَارِ ﴿47﴾
وَإِنَّهُمْ
عِندَنَا
لَمِنَ
ٱلْمُصْطَفَيْنَ
ٱلْأَخْيَارِ
Doğrusu onlar katımızda seçkin, iyi kimselerdendirler.
Âyet 48
Cüz 23 • Sayfa 456
وَٱذْكُرْ إِسْمَٰعِيلَ وَٱلْيَسَعَ وَذَا ٱلْكِفْلِ ۖ وَكُلٌّۭ مِّنَ ٱلْأَخْيَارِ ﴿48﴾
وَٱذْكُرْ
إِسْمَٰعِيلَ
وَٱلْيَسَعَ
وَذَا
ٱلْكِفْلِ
ۖ
وَكُلٌّۭ
مِّنَ
ٱلْأَخْيَارِ
İsmail'i, Elyesa'ı, Zülkifl'i de an. Hepsi iyilerdendir.
Âyet 49
Cüz 23 • Sayfa 456
هَٰذَا ذِكْرٌۭ ۚ وَإِنَّ لِلْمُتَّقِينَ لَحُسْنَ مَـَٔابٍۢ ﴿49﴾
هَٰذَا
ذِكْرٌۭ
ۚ
وَإِنَّ
لِلْمُتَّقِينَ
لَحُسْنَ
مَـَٔابٍۢ
İşte bu güzel bir anmadır. Doğrusu Allah'a karşı gelmekten sakınanlara güzel bir gelecek vardır.
Âyet 50
Cüz 23 • Sayfa 456
جَنَّٰتِ عَدْنٍۢ مُّفَتَّحَةًۭ لَّهُمُ ٱلْأَبْوَٰبُ ﴿50﴾
جَنَّٰتِ
عَدْنٍۢ
مُّفَتَّحَةًۭ
لَّهُمُ
ٱلْأَبْوَٰبُ
Kapıları onlara açılmış Adn cennetleri vardır.
Âyet 51
Cüz 23 • Sayfa 456
مُتَّكِـِٔينَ فِيهَا يَدْعُونَ فِيهَا بِفَٰكِهَةٍۢ كَثِيرَةٍۢ وَشَرَابٍۢ ﴿51﴾
مُتَّكِـِٔينَ
فِيهَا
يَدْعُونَ
فِيهَا
بِفَٰكِهَةٍۢ
كَثِيرَةٍۢ
وَشَرَابٍۢ
Orada tahtlara yaslanmış olarak türlü meyveler ve içecekler isterler.
Âyet 52
Cüz 23 • Sayfa 456
۞ وَعِندَهُمْ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ أَتْرَابٌ ﴿52﴾
۞
وَعِندَهُمْ
قَٰصِرَٰتُ
ٱلطَّرْفِ
أَتْرَابٌ
Yanlarında, gözlerini eşlerine dikmiş yaşıt güzeller vardır.
Âyet 53
Cüz 23 • Sayfa 456
هَٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوْمِ ٱلْحِسَابِ ﴿53﴾
هَٰذَا
مَا
تُوعَدُونَ
لِيَوْمِ
ٱلْحِسَابِ
İşte bu hesap günü için, size söz verilenlerdir.
Âyet 54
Cüz 23 • Sayfa 456
إِنَّ هَٰذَا لَرِزْقُنَا مَا لَهُۥ مِن نَّفَادٍ ﴿54﴾
إِنَّ
هَٰذَا
لَرِزْقُنَا
مَا
لَهُۥ
مِن
نَّفَادٍ
Doğrusu, verdiğimiz bu rızıklar tükenecek değildir.
Âyet 55
Cüz 23 • Sayfa 456
هَٰذَا ۚ وَإِنَّ لِلطَّٰغِينَ لَشَرَّ مَـَٔابٍۢ ﴿55﴾
هَٰذَا
ۚ
وَإِنَّ
لِلطَّٰغِينَ
لَشَرَّ
مَـَٔابٍۢ
Bu böyle; ama azgınlara kötü bir gelecek vardır.
Âyet 56
Cüz 23 • Sayfa 456
جَهَنَّمَ يَصْلَوْنَهَا فَبِئْسَ ٱلْمِهَادُ ﴿56﴾
جَهَنَّمَ
يَصْلَوْنَهَا
فَبِئْسَ
ٱلْمِهَادُ
Cehenneme girerler; ne kötü bir konaktır!
Âyet 57
Cüz 23 • Sayfa 456
هَٰذَا فَلْيَذُوقُوهُ حَمِيمٌۭ وَغَسَّاقٌۭ ﴿57﴾
هَٰذَا
فَلْيَذُوقُوهُ
حَمِيمٌۭ
وَغَسَّاقٌۭ
İşte bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar.
Âyet 58
Cüz 23 • Sayfa 456
وَءَاخَرُ مِن شَكْلِهِۦٓ أَزْوَٰجٌ ﴿58﴾
وَءَاخَرُ
مِن
شَكْلِهِۦٓ
أَزْوَٰجٌ
Bunlara benzer daha başkaları da vardır...
Âyet 59
Cüz 23 • Sayfa 456
هَٰذَا فَوْجٌۭ مُّقْتَحِمٌۭ مَّعَكُمْ ۖ لَا مَرْحَبًۢا بِهِمْ ۚ إِنَّهُمْ صَالُوا۟ ٱلنَّارِ ﴿59﴾
هَٰذَا
فَوْجٌۭ
مُّقْتَحِمٌۭ
مَّعَكُمْ
ۖ
لَا
مَرْحَبًۢا
بِهِمْ
ۚ
إِنَّهُمْ
صَالُوا۟
ٱلنَّارِ
(İnkarcıların ileri gelenlerine denir ki;) "İşte şunlar sizinle beraber girecek olanlardır." (Derler ki;) "Onlar rahat yüzü görmesin. Behemehal ateşe gireceklerdir"
Âyet 60
Cüz 23 • Sayfa 456
قَالُوا۟ بَلْ أَنتُمْ لَا مَرْحَبًۢا بِكُمْ ۖ أَنتُمْ قَدَّمْتُمُوهُ لَنَا ۖ فَبِئْسَ ٱلْقَرَارُ ﴿60﴾
قَالُوا۟
بَلْ
أَنتُمْ
لَا
مَرْحَبًۢا
بِكُمْ
ۖ
أَنتُمْ
قَدَّمْتُمُوهُ
لَنَا
ۖ
فَبِئْسَ
ٱلْقَرَارُ
(Onlara uyanlar;) "Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin; bunu başımıza getiren sizsiniz; ne kötü bir duraktır!" derler.
Âyet 61
Cüz 23 • Sayfa 456
قَالُوا۟ رَبَّنَا مَن قَدَّمَ لَنَا هَٰذَا فَزِدْهُ عَذَابًۭا ضِعْفًۭا فِى ٱلنَّارِ ﴿61﴾
قَالُوا۟
رَبَّنَا
مَن
قَدَّمَ
لَنَا
هَٰذَا
فَزِدْهُ
عَذَابًۭا
ضِعْفًۭا
فِى
ٱلنَّارِ
"Rabbimiz! Bunu kim başımıza getirdiyse, ateşte onun azabını kat kat artır" derler.
Âyet 62
Cüz 23 • Sayfa 457
وَقَالُوا۟ مَا لَنَا لَا نَرَىٰ رِجَالًۭا كُنَّا نَعُدُّهُم مِّنَ ٱلْأَشْرَارِ ﴿62﴾
وَقَالُوا۟
مَا
لَنَا
لَا
نَرَىٰ
رِجَالًۭا
كُنَّا
نَعُدُّهُم
مِّنَ
ٱلْأَشْرَارِ
Şöyle derler: "Kendilerini dünyada iken kötü saydığımız kimseleri burada niçin görmüyoruz?"
Âyet 63
Cüz 23 • Sayfa 457
أَتَّخَذْنَٰهُمْ سِخْرِيًّا أَمْ زَاغَتْ عَنْهُمُ ٱلْأَبْصَٰرُ ﴿63﴾
أَتَّخَذْنَٰهُمْ
سِخْرِيًّا
أَمْ
زَاغَتْ
عَنْهُمُ
ٱلْأَبْصَٰرُ
"Onları alaya alırdık; yoksa şimdi gözlere görünmezler mi?"
Âyet 64
Cüz 23 • Sayfa 457
إِنَّ ذَٰلِكَ لَحَقٌّۭ تَخَاصُمُ أَهْلِ ٱلنَّارِ ﴿64﴾
إِنَّ
ذَٰلِكَ
لَحَقٌّۭ
تَخَاصُمُ
أَهْلِ
ٱلنَّارِ
İşte cehennemliklerin bu şekilde tartışması gerçektir.
Âyet 65
Cüz 23 • Sayfa 457
قُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ مُنذِرٌۭ ۖ وَمَا مِنْ إِلَٰهٍ إِلَّا ٱللَّهُ ٱلْوَٰحِدُ ٱلْقَهَّارُ ﴿65﴾
قُلْ
إِنَّمَآ
أَنَا۠
مُنذِرٌۭ
ۖ
وَمَا
مِنْ
إِلَٰهٍ
إِلَّا
ٱللَّهُ
ٱلْوَٰحِدُ
ٱلْقَهَّارُ
De ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım. Gücü her şeye yeten tek Allah'tan başka tanrı yoktur."
Âyet 66
Cüz 23 • Sayfa 457
رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلْعَزِيزُ ٱلْغَفَّٰرُ ﴿66﴾
رَبُّ
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
وَمَا
بَيْنَهُمَا
ٱلْعَزِيزُ
ٱلْغَفَّٰرُ
"Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, güçlüdür, çok bağışlayandır."
Âyet 67
Cüz 23 • Sayfa 457
قُلْ هُوَ نَبَؤٌا۟ عَظِيمٌ ﴿67﴾
قُلْ
هُوَ
نَبَؤٌا۟
عَظِيمٌ
De ki: "Bu Kuran büyük bir haberdir, ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz."
Âyet 68
Cüz 23 • Sayfa 457
أَنتُمْ عَنْهُ مُعْرِضُونَ ﴿68﴾
أَنتُمْ
عَنْهُ
مُعْرِضُونَ
De ki: "Bu Kuran büyük bir haberdir, ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz."
Âyet 69
Cüz 23 • Sayfa 457
مَا كَانَ لِىَ مِنْ عِلْمٍۭ بِٱلْمَلَإِ ٱلْأَعْلَىٰٓ إِذْ يَخْتَصِمُونَ ﴿69﴾
مَا
كَانَ
لِىَ
مِنْ
عِلْمٍۭ
بِٱلْمَلَإِ
ٱلْأَعْلَىٰٓ
إِذْ
يَخْتَصِمُونَ
"Onlar tartışırlarken Melei Ala'daki bu olanlar hakkında bir bilgim yoktu."
Âyet 70
Cüz 23 • Sayfa 457
إِن يُوحَىٰٓ إِلَىَّ إِلَّآ أَنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرٌۭ مُّبِينٌ ﴿70﴾
إِن
يُوحَىٰٓ
إِلَىَّ
إِلَّآ
أَنَّمَآ
أَنَا۠
نَذِيرٌۭ
مُّبِينٌ
"Bana sadece vahyolunuyor; doğrusu ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
Âyet 71
Cüz 23 • Sayfa 457
إِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّى خَٰلِقٌۢ بَشَرًۭا مِّن طِينٍۢ ﴿71﴾
إِذْ
قَالَ
رَبُّكَ
لِلْمَلَٰٓئِكَةِ
إِنِّى
خَٰلِقٌۢ
بَشَرًۭا
مِّن
طِينٍۢ
Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan ona üflediğim zaman ona secdeye kapanın."
Âyet 72
Cüz 23 • Sayfa 457
فَإِذَا سَوَّيْتُهُۥ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِن رُّوحِى فَقَعُوا۟ لَهُۥ سَٰجِدِينَ ﴿72﴾
فَإِذَا
سَوَّيْتُهُۥ
وَنَفَخْتُ
فِيهِ
مِن
رُّوحِى
فَقَعُوا۟
لَهُۥ
سَٰجِدِينَ
Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan ona üflediğim zaman ona secdeye kapanın."
Âyet 73
Cüz 23 • Sayfa 457
فَسَجَدَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ ﴿73﴾
فَسَجَدَ
ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ
كُلُّهُمْ
أَجْمَعُونَ
Bütün melekler secde etmişlerdi, fakat İblis; o, büyüklük taslamış ve inkarcılardan olmuştu.
Âyet 74
Cüz 23 • Sayfa 457
إِلَّآ إِبْلِيسَ ٱسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ ٱلْكَٰفِرِينَ ﴿74﴾
إِلَّآ
إِبْلِيسَ
ٱسْتَكْبَرَ
وَكَانَ
مِنَ
ٱلْكَٰفِرِينَ
Bütün melekler secde etmişlerdi, fakat İblis; o, büyüklük taslamış ve inkarcılardan olmuştu.
Âyet 75
Cüz 23 • Sayfa 457
قَالَ يَٰٓإِبْلِيسُ مَا مَنَعَكَ أَن تَسْجُدَ لِمَا خَلَقْتُ بِيَدَىَّ ۖ أَسْتَكْبَرْتَ أَمْ كُنتَ مِنَ ٱلْعَالِينَ ﴿75﴾
قَالَ
يَٰٓإِبْلِيسُ
مَا
مَنَعَكَ
أَن
تَسْجُدَ
لِمَا
خَلَقْتُ
بِيَدَىَّ
ۖ
أَسْتَكْبَرْتَ
أَمْ
كُنتَ
مِنَ
ٱلْعَالِينَ
Allah: "Ey İblis, ellerimle (kudretimle) yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Böbürlendin mi? Yoksa gururlananlardan mısın?" dedi.
Âyet 76
Cüz 23 • Sayfa 457
قَالَ أَنَا۠ خَيْرٌۭ مِّنْهُ ۖ خَلَقْتَنِى مِن نَّارٍۢ وَخَلَقْتَهُۥ مِن طِينٍۢ ﴿76﴾
قَالَ
أَنَا۠
خَيْرٌۭ
مِّنْهُ
ۖ
خَلَقْتَنِى
مِن
نَّارٍۢ
وَخَلَقْتَهُۥ
مِن
طِينٍۢ
İblis: "Ben ondan daha üstünüm. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın" dedi.
Âyet 77
Cüz 23 • Sayfa 457
قَالَ فَٱخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌۭ ﴿77﴾
قَالَ
فَٱخْرُجْ
مِنْهَا
فَإِنَّكَ
رَجِيمٌۭ
Allah: "Defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Din (kıyamet/ceza) gününe kadar lanetim senin üzerinedir" dedi.
Âyet 78
Cüz 23 • Sayfa 457
وَإِنَّ عَلَيْكَ لَعْنَتِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلدِّينِ ﴿78﴾
وَإِنَّ
عَلَيْكَ
لَعْنَتِىٓ
إِلَىٰ
يَوْمِ
ٱلدِّينِ
Allah: "Defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Din (kıyamet/ceza) gününe kadar lanetim senin üzerinedir" dedi.
Âyet 79
Cüz 23 • Sayfa 457
قَالَ رَبِّ فَأَنظِرْنِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ ﴿79﴾
قَالَ
رَبِّ
فَأَنظِرْنِىٓ
إِلَىٰ
يَوْمِ
يُبْعَثُونَ
"Rabbim! Dirilecekleri güne kadar beni (canımı almayı) ertele" dedi.
Âyet 80
Cüz 23 • Sayfa 457
قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ ٱلْمُنظَرِينَ ﴿80﴾
قَالَ
فَإِنَّكَ
مِنَ
ٱلْمُنظَرِينَ
Allah: "Sen bilinen güne kadar erteye bırakılanlardansın" dedi.
Âyet 81
Cüz 23 • Sayfa 457
إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْوَقْتِ ٱلْمَعْلُومِ ﴿81﴾
إِلَىٰ
يَوْمِ
ٱلْوَقْتِ
ٱلْمَعْلُومِ
Allah: "Sen bilinen güne kadar erteye bırakılanlardansın" dedi.
Âyet 82
Cüz 23 • Sayfa 457
قَالَ فَبِعِزَّتِكَ لَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ ﴿82﴾
قَالَ
فَبِعِزَّتِكَ
لَأُغْوِيَنَّهُمْ
أَجْمَعِينَ
İblis: "Senin kudretine and olsun ki, onlardan, sana içten bağlı olan kulların bir yana, hepsini azdıracağım" dedi.
Âyet 83
Cüz 23 • Sayfa 457
إِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ ٱلْمُخْلَصِينَ ﴿83﴾
إِلَّا
عِبَادَكَ
مِنْهُمُ
ٱلْمُخْلَصِينَ
İblis: "Senin kudretine and olsun ki, onlardan, sana içten bağlı olan kulların bir yana, hepsini azdıracağım" dedi.
Âyet 84
Cüz 23 • Sayfa 458
قَالَ فَٱلْحَقُّ وَٱلْحَقَّ أَقُولُ ﴿84﴾
قَالَ
فَٱلْحَقُّ
وَٱلْحَقَّ
أَقُولُ
Allah: "Doğrudur; işte Ben hakikati söylüyorum, sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım" dedi.
Âyet 85
Cüz 23 • Sayfa 458
لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنكَ وَمِمَّن تَبِعَكَ مِنْهُمْ أَجْمَعِينَ ﴿85﴾
لَأَمْلَأَنَّ
جَهَنَّمَ
مِنكَ
وَمِمَّن
تَبِعَكَ
مِنْهُمْ
أَجْمَعِينَ
Allah: "Doğrudur; işte Ben hakikati söylüyorum, sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım" dedi.
Âyet 86
Cüz 23 • Sayfa 458
قُلْ مَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍۢ وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلْمُتَكَلِّفِينَ ﴿86﴾
قُلْ
مَآ
أَسْـَٔلُكُمْ
عَلَيْهِ
مِنْ
أَجْرٍۢ
وَمَآ
أَنَا۠
مِنَ
ٱلْمُتَكَلِّفِينَ
De ki: "Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Kendiliğimden bir şey iddia eden kimselerden de değilim."
Âyet 87
Cüz 23 • Sayfa 458
إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌۭ لِّلْعَٰلَمِينَ ﴿87﴾
إِنْ
هُوَ
إِلَّا
ذِكْرٌۭ
لِّلْعَٰلَمِينَ
"Bu Kuran, ancak dünyalar için bir öğüttür."
Âyet 88
Cüz 23 • Sayfa 458
وَلَتَعْلَمُنَّ نَبَأَهُۥ بَعْدَ حِينٍۭ ﴿88﴾
وَلَتَعْلَمُنَّ
نَبَأَهُۥ
بَعْدَ
حِينٍۭ
"Onun verdiği haberin doğruluğunu bir zaman sonra öğreneceksiniz."
Sosyal Medya Kartı Oluşturucu 1000x1000 PNG