İmanın asıl ve değişmez rüknü kalbin samimi tasdikidir; dil ile ikrar ise dünyevî hükümler için şarttır.
İman lügatte kesin olarak inanmak, ıstılahta ise Resûlullah'ın (s.a.v.) Allah Teâlâ'dan getirdiği kesin hüküm ve haberlerin tamamını gönülden tasdik edip kabul etmektir. İmanın tek ve asıl rüknü 'kalp ile tasdik'tir. Dilsizlik veya ölüm tehdidi gibi bir mazeret olmadıkça dil ile ikrar etmek dünyada Müslüman muamelesi görmek için gereklidir. Amel imanın bir parçası değil, onun kemali ve meyvesidir; büyük günah işleyen kimse dinden çıkmaz, ancak günahkâr (fâsık) olur.
Nurdan yaratılmış, günahsız ve Allah'ın emirlerini harfiyen yerine getiren meleklere inanmak imanın şartıdır.
Melekler yemez, içmez, erkeklik ve dişilikleri yoktur, günah işlemezler. Dört büyük melek: Cibrîl (vahiy elçisi), Mîkâîl (tabiat hadiseleri ve rızık), İsrâfîl (Sûr üfleyicisi), Azrâîl (ruhları kabzeden ölüm meleği). Ayrıca amel defterlerini yazan Kirâmen Kâtibîn, kabirde sorgu yapan Münker ve Nekir melekleri haktır. Meleklerin varlığını inkâr eden kimse dinden çıkar.
Peygamberlere indirilen suhuf ve kitaplara ve son ilahi rehber Kur'an-ı Kerim'in tahrif edilmediğine inanmak farzdır.
Allah Teâlâ insanlara hidayet rehberi olarak 104 kitap göndermiştir: 100 suhuf (Âdem 10, Şît 50, İdrîs 30, İbrâhîm 10) ve 4 büyük kitap: Tevrat (Hz. Mûsâ), Zebûr (Hz. Dâvûd), İncîl (Hz. Îsâ) ve Kur'ân-ı Kerîm (Hz. Muhammed s.a.v.). Kur'an-ı Kerim kıyamete kadar lafzı ve manasıyla bizzat ilahi teminat altında korunmuş mucizevi son kitaptır; onda tek bir harf dahi değişmemiştir.
Hz. Âdem'den Hâtemü'l-Enbiyâ Hz. Muhammed'e (s.a.v.) kadar bütün peygamberlere ayrım yapmaksızın inanmak farzdır.
Bütün peygamberlerde bulunması vacip olan beş sıfat vardır: Sıdk (doğruluk), Emânet (güvenilirlik), Fetânet (üstün akıl ve zekâ), İsmet (günahtan korunmuşluk), Tebliğ (ilahi emirleri eksiksiz duyurma). Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) bütün insanlığa ve cinlere gönderilmiş son peygamberdir (Hâtemü'n-Nebiyyîn); ondan sonra peygamberlik iddia eden yalancıdır.
Kader ve Kazâya, Hayır ve Şerrin Allah'tan Olduğuna İman
⚖️ Farz-ı Ayn
Her şeyin Allah'ın ezeli ilmi ve takdiriyle olduğuna, insanın ise cüz'î iradesiyle eylemlerinden sorumlu olduğuna inanılır.
Kader; Allah Teâlâ'nın ezelden ebede kadar olacak her şeyi zamanı, mekânı ve vasıflarıyla ezeli ilminde bilmesi ve takdir etmesidir. Kazâ ise zamanı gelince o takdirin yaratılmasıdır. Hayır ve şerri yaratan Allah'tır; fakat insan cüz'î iradesiyle hayır veya şerri tercih eder ve bu tercihinden ötürü mükâfat veya ceza görür. Kul kaderi bahane ederek günahlarını meşrulaştıramaz.
Tekfir Tehlikesi ve Ehl-i Kıblenin Tekfir Edilmemesi
⚖️ Haramdan Kaçınma Farzı
Zarûrât-ı dîniyyeyi inkâr etmedikçe günah işleyen bir Müslümanı kâfir ilan etmek (tekfir) kesinlikle haramdır.
Ehl-i Sünnet akidesine göre kıbleye yönelip namaz kılan, dinin kesin emir ve yasaklarını (namaz, oruç, zekat, haramlar vb.) inkâr veya istihza etmeyen hiçbir mümin, işlediği büyük günahlar sebebiyle tekfir edilemez. Bir Müslümana haksız yere 'kâfir' diyen kimsenin bu ithamı bumerang gibi kendisine döner. Tekfir ancak kesin, sarih ve tevil götürmez bir inkâr durumunda yetkili fıkıh/yargı makamınca tespit edilebilir.
Sosyal Medya Kartı Oluşturucu 1000x1000 PNG