Dandanakan Zaferi ve Selçuklu Devleti’nin Doğuşu
Selçuklu Türklerinin Gazneli ordusunu üç gün süren çetin muharebede mağlup ederek bağımsız Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nu resmen kurduğu savaş.
Kâinatın Efendisi Hz. Muhammed'in (s.a.v.) kutlu siretinden Dört Hulefâ-i Râşidîn devrine; Emevî, Abbâsî, Endülüs, Selçuklu ve Osmanlı cihan devletine uzanan dönüm noktalarını keşfedin.
Selçuklu Türklerinin Gazneli ordusunu üç gün süren çetin muharebede mağlup ederek bağımsız Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nu resmen kurduğu savaş.
Selçuklu ordusunun Bizans ve Gürcü müttefik ordusunu Doğu Anadolu’da ilk kez kesin yenilgiye uğrattığı tarihi muharebe.
Geçilmez ve zaptedilemez sayılan surlara sahip Hristiyanlık merkezi Ani Kalesi’nin Sultan Alparslan tarafından kuşatılarak fethedilmesi.
Bizans ordusunun Anadolu’yu Türklerden geri alma son umudunun boğaz vadisinde imha edildiği meydan muharebesi.
Tuğrul ve Çağrı Bey komutasındaki Selçuklu Türkmenleri, fillerle takviyeli kalabalık Gazneli ordusunu üç gün süren Dandanakan çöl savaşında kesin bir hezimete uğrattı. Savaş meydanında Tuğrul Bey tahta oturtularak Büyük Selçuklu Devleti'nin resmen kuruluşu ilan edildi. Rey, İsfahan ve Nîşâbur başkent yapıldı.
Çağrı Bey'in keşif akınlarının ardından Selçuklu ordusu İbrahim Yınal ve Kutalmış komutasında Doğu Anadolu'ya girdi. Bizans ve Gürcü müttefik ordusu Pasinler ovasında karşılandı ve gece yapılan hücumla darmadağın edildi. Bizans orduları başkumandanı Liparit esir alındı.
Bin bir kiliseli şehir ve zaptedilemez surlarıyla meşhur Ermeni-Bizans kalesi Ani, Sultan Alparslan tarafından kuşatıldı. Kuşatma kuleleri ve mancınıklarla surlar aşılarak kale fethedildi. Ani Katedrali camiye çevrilerek ilk cuma namazı kılındı ve Fethiye Camii adını aldı. Abbâsî Halifesi, Sultan Alparslan'a bu büyük zafer sebebiyle 'Ebû'l-Feth' (Fetihlerin Babası) unvanını tevcih etti.
Yusuf Has Hâcib tarafından kaleme alınan 6.645 beyitlik mesnevi nazım şeklindeki bu anıtsal şaheser, dört ana kavram üzerinden ideal adalet devletini anlatır: Kün-Togdı (Adalet/Hukuk), Ay-Toldı (Devlet/Kut), Ögdülmiş (Akıl) ve Odgurmış (Âkıbet/Kanaat). İslâm ahlakı ile Türk devlet felsefesini meczeden ilk büyük siyasetnâme ve ahlak manifestosudur.
26 Ağustos 1071 Cuma günü, 50 bin kişilik Selçuklu ordusu, İmparator Romen Diyojen'in 200 bin kişilik Bizans ordusuyla Malazgirt ovasında karşılaştı. Sultan Alparslan beyaz kefen niyetine giydiği elbisesiyle atının kuyruğunu bizzat bağladı ve 'Ölürsem kefenim bu olsun; şehit olursam beni buraya defnedin!' diyerek askerini coşturdu. Hilal taktiği (Turan) ve Peçenek-Uz Türklerinin saf değiştirmesiyle Bizans ezici bir hezimete uğradı; İmparator esir alındı. Alparslan Diyojen'i affederek serbest bıraktı.
Kâşgarlı Mahmud, Türk boylarını diyar diyar gezerek derlediği kelimeleri, atasözlerini, şiirleri ve ilk Türk dünyası dairesel haritasını Bağdat'ta Abbâsî Halifesi'ne takdim etti. Mukaddimesinde Peygamber Efendimiz'den naklettiği rivayeti zikreder: "Türk dilini öğreniniz, zira onların hâkimiyeti uzun sürecektir." Arap dünyasına Türk dilinin zenginliğini ve inceliklerini öğretmek gayesiyle yazılmıştır.
Malazgirt'in ardından Anadolu içlerine ilerleyen Kutalmışoğlu Süleyman Şah, Marmara kıyılarına kadar uzanarak Bizans'ın burnunun dibindeki kadim İznik şehrini fethetti ve Türkiye (Anadolu) Selçuklu Devleti'nin başkenti yaptı. Boğazları denetim altına aldı. Süleyman Şah daha sonra Antakya ve Halep seferinde şehit düştü.
Bizans esaretinden kurtulduktan sonra İzmir'de beyliğini kuran Çaka Bey, 1081 yılında tarihteki ilk Türk donanmasını inşa etti. Midilli, Sakız, Sisam ve Rodos adalarını fetheden Çaka Bey, Koyun Adaları Deniz Muharebesi'nde Bizans donanmasını bozguna uğrattı. Bu tarih (1081), Türk Deniz Kuvvetleri'nin resmî kuruluş yılı olarak kabul edilmektedir.
Bağdat Nizâmiye Medresesi'nin başmüderrisi olan Gazzâlî, rütbe ve mansıpları terk ederek 10 yıl sürecek bir uzlet ve nefis tezkiyesi yolculuğuna çıktı. Şam Emeviyye Camii minaresinde ve Mescid-i Aksâ'da itikâfa çekildiği bu dönemde, fıkıh ile tasavvufu, zahir ile batını meczeden 4 ciltlik başyapıtı "İhyâu 'Ulûmi'd-Dîn"i vücuda getirdi. Ayrıca "Tehâfütü'l-Felâsife" ile bâtıl felsefi iddiaları çürüttü.
Papa II. Urban'ın kışkırtmasıyla yüz binlerce kişilik Haçlı ordusu Kudüs'e ulaşmak için Anadolu'ya akın etti. I. Kılıç Arslan önce halktan oluşan ilk öncü Haçlı dalgasını tamamen imha etti. Ardından şövalyelerden kurulu asıl orduya karşı gerilla taktiği ve su kuyularını kapatma stratejisi uyguladı. Başkenti İznik'ten Konya'ya taşıdı; 1101 yılındaki üç ayrı büyük Haçlı ordusunu Merzifon, Ereğli ve Kastamonu'da tamamen yok etti.
Malazgirt'in ardından Sivas, Tokat ve Amasya'da kurulan Danişmendliler Beyliği tarafından Niksar Kalesi içinde inşa edilen Yağıbasan Medresesi; ortasındaki açık kubbesi (aydınlık feneri) ve havuzuyla Anadolu'da ayakta kalan en eski kapalı medresedir. Burada fıkıh ve hadisin yanında tıp ve anatomi eğitimi de verilirdi.
Pîr-i Türkistân lakaplı Ahmed Yesevî, Türkçe "Hikmet" adı verilen sade dörtlükleriyle İslâm'ın tevhid, ahlak, edep ve merhamet esaslarını göçebe ve yerleşik Türk kitlelerinin kalbine nakşetti. 63 yaşına geldiğinde Resûlullah'ın (s.a.v.) vefat yaşına hürmeten yerin altına bir çilehane kazdırıp ömrünün geri kalanını orada tefekkür ve telifle tamamladı. Yetiştirdiği binlerce alperen ve dervişi Anadolu ve Balkanlara gönderdi.
Bizans İmparatoru Manuel Komnenos, Türkleri Anadolu'dan tamamen atmak gayesiyle yüz bin kişilik devasa bir ordu ve ağır kuşatma makineleriyle Konya üzerine yürüdü. Sultan II. Kılıç Arslan, düşmanı sarp dağ boğazlarına çekerek pusu taktiği uyguladı. Boğazda sıkışan Bizans ordusu darmadağın edildi ve imparator canını bağışlaması için Selçuklu sultanına yalvararak barış andlaşması imzaladı.
Anadolu Selçuklularının en parlak sultanı Alâeddin Keykubad devrinde Konya, Sivas ve Kayseri âbidevî medreseler ve camilerle donatıldı. Alâiye (Alanya) kalesi ve tersanesi inşa edilerek Akdeniz'e inildi; Sudak limanı fethedilerek Karadeniz ticareti güvenceye alındı. Anadolu baştan başa kervansaray (han) ağlarıyla örüldü; tüccarların mallarına dünyada ilk defa devlet sigortası uygulandı.
Mengücekli Beyliği döneminde inşa edilen cami ve dârüşşifa külliyesi, İslâm taş işçiliğinin erişilmez zirvesidir. Yapının muazzam taç kapılarında yer alan on binlerce asimetrik geometrik ve bitkisel kabartmanın hiçbir motifi diğeriyle aynı değildir. Batı kapısında ikindi güneşi vurduğunda taşların gölgesiyle namaz kılan bir insan silüeti belirir. Dârüşşifasında ise su sesi ve ney makamlarıyla akıl ve sinir hastaları tedavi edilirdi.
Moğol istilasının getirdiği siyasî buhran ortamında Anadolu, velîlerin ve mutasavvıfların irfanıyla yoğruldu. Konya'da Mevlânâ 'Mesnevî' ile ilahî aşkı ve hoşgörüyü terennüm etti; Yunus Emre duru Türkçesiyle 'Yaratılanı hoş gör yaratandan ötürü' diyerek gönülleri fethetti; Ahî Evran esnafı fütüvvet ve helal kazanç ahlakıyla (Ahilik Teşkilatı) birleştirdi.
Selçuklu Anadolu'sunda Ahîlik teşkilatının kurucusu Ahî Evran'ın eşi Fatma Bacı önderliğinde kurulan Bâcıyân-ı Rûm (Anadolu Bacıları), dünya tarihindeki ilk organize kadın esnaf, zanaat ve dayanışma cemiyetidir. Çadır dokumacılığı, keçecilik, kilim ve kumaş üretimi yapan bacılar; Moğol istilası sırasında Kayseri savunmasında bizzat silah kuşanarak şehri kahramanca müdafaa etmişlerdir.
Baycu Noyan komutasındaki Moğol ordusu Erzurum'u yağmalayarak Sivas'a ilerledi. II. Gıyâseddin Keyhüsrev tecrübesizce ordugâhını terk etti; Kösedağ meydanında Selçuklu ordusu ağır bir hezimete uğradı. Anadolu Moğol vergi ve vesayeti altına girdi. Merkezi otoritenin yıkılmasıyla Anadolu'da Karamanoğulları, Germiyanoğulları, Candaroğulları ve Söğüt uç bölgesinde Osmanoğulları beylikleri bağımsız hareket etmeye başladı.
Selçuklu veziri Celâleddin Karatay tarafından yaptırılan Karatay Medresesi, mozaik çinilerle kaplı muhteşem kubbesi ve ortasındaki havuzuyla gök kubbenin bir yansıması olarak tasarlandı. İnce Minareli Medrese ise kapısındaki Yâsîn ve Fâtihâ sûrelerinin taş üzerine selvi ağaçları gibi kabartma nakşedildiği dünya sanat tarihinin en görkemli taç kapısına sahiptir. Bu medreseler Selçuklu'nun Moğol istilası altındayken dahi ilme ve sanata bağlılığının ebedi abideleridir.
Selçuklu bürokrasisinde Farsçanın, medreselerde ise Arapçanın hakim olduğu bir dönemde Konya'yı fetheden Karamanoğlu Mehmed Bey, milletin kendi dilinde devlet idaresine katılması için meşhur tarihî fermanını neşretti: "Şimden girü hiç kimesne kapuda ve divânda ve mecliste ve seyrânda Türk dilinden gayrı dil söylemeye!" Bu fermanla Türkçe ilk defa resmî devlet ve divan dili mertebesine yükseltildi.
Sosyal Medya Kartı Oluşturucu 1000x1000 PNG