Kârî:
Sûre #45
Mekkî
İniş Sırası: 65
37 Âyet
الجاثية
Câsiye Sûresi
Anlamı: Diz Üstü Çökenler
Sûrenin Nüzul Sebebi ve Temel Mesajları (Tefsir Özeti)
▼ Göster / Gizle
Nüzul Ortamı: Câsiye Sûresi Mekke-i Mükerreme döneminde nâzil olmuştur. Toplam 37 âyet-i kerîmeden müteşekkildir.
Tefsir ve Muhteva: Sûre, adını "Diz Üstü Çökenler" manasına gelen lafızdan almaktadır. Cenâb-ı Hakk'ın kudretini, mü'minlerin ahlakî mükellefiyetlerini, takvâ ve tevhidi öğütler.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Âyet 1
Cüz 25 • Sayfa 499
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ حمٓ ﴿1﴾
بِسْمِ
ٱللَّهِ
ٱلرَّحْمَٰنِ
ٱلرَّحِيمِ
حمٓ
Ha, Mim.
Âyet 2
Cüz 25 • Sayfa 499
تَنزِيلُ ٱلْكِتَٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَكِيمِ ﴿2﴾
تَنزِيلُ
ٱلْكِتَٰبِ
مِنَ
ٱللَّهِ
ٱلْعَزِيزِ
ٱلْحَكِيمِ
Kitap'ın indirilmesi, güçlü ve Hakim olan Allah katındandır.
Âyet 3
Cüz 25 • Sayfa 499
إِنَّ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ لَءَايَٰتٍۢ لِّلْمُؤْمِنِينَ ﴿3﴾
إِنَّ
فِى
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
لَءَايَٰتٍۢ
لِّلْمُؤْمِنِينَ
Göklerde ve yerde inananlara nice dersler vardır.
Âyet 4
Cüz 25 • Sayfa 499
وَفِى خَلْقِكُمْ وَمَا يَبُثُّ مِن دَآبَّةٍ ءَايَٰتٌۭ لِّقَوْمٍۢ يُوقِنُونَ ﴿4﴾
وَفِى
خَلْقِكُمْ
وَمَا
يَبُثُّ
مِن
دَآبَّةٍ
ءَايَٰتٌۭ
لِّقَوْمٍۢ
يُوقِنُونَ
Ey insanlar! Sizin yaratılmanızda ve canlıların yeryüzünde yayılmasında, kesin olarak inanan kimseler için ibretler vardır.
Âyet 5
Cüz 25 • Sayfa 499
وَٱخْتِلَٰفِ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ وَمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن رِّزْقٍۢ فَأَحْيَا بِهِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَتَصْرِيفِ ٱلرِّيَٰحِ ءَايَٰتٌۭ لِّقَوْمٍۢ يَعْقِلُونَ ﴿5﴾
وَٱخْتِلَٰفِ
ٱلَّيْلِ
وَٱلنَّهَارِ
وَمَآ
أَنزَلَ
ٱللَّهُ
مِنَ
ٱلسَّمَآءِ
مِن
رِّزْقٍۢ
فَأَحْيَا
بِهِ
ٱلْأَرْضَ
بَعْدَ
مَوْتِهَا
وَتَصْرِيفِ
ٱلرِّيَٰحِ
ءَايَٰتٌۭ
لِّقَوْمٍۢ
يَعْقِلُونَ
Gece ile gündüzün birbiri ardından gelmesinde, gökten, Allah'ın rızık vermek için yağmur indirip, yeri onunla, ölümünden sonra diriltmesinde, rüzgarları yönetmesinde, akleden kimseler için dersler vardır.
Âyet 6
Cüz 25 • Sayfa 499
تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱللَّهِ نَتْلُوهَا عَلَيْكَ بِٱلْحَقِّ ۖ فَبِأَىِّ حَدِيثٍۭ بَعْدَ ٱللَّهِ وَءَايَٰتِهِۦ يُؤْمِنُونَ ﴿6﴾
تِلْكَ
ءَايَٰتُ
ٱللَّهِ
نَتْلُوهَا
عَلَيْكَ
بِٱلْحَقِّ
ۖ
فَبِأَىِّ
حَدِيثٍۭ
بَعْدَ
ٱللَّهِ
وَءَايَٰتِهِۦ
يُؤْمِنُونَ
İşte sana gerçek olarak anlattığımız bunlar, Allah'ın varlığının delilleridir. Artık Allah'tan ve O'nun delillerinden sonra hangi söze inanırlar?
Âyet 7
Cüz 25 • Sayfa 499
وَيْلٌۭ لِّكُلِّ أَفَّاكٍ أَثِيمٍۢ ﴿7﴾
وَيْلٌۭ
لِّكُلِّ
أَفَّاكٍ
أَثِيمٍۢ
Kendine okunan Allah'ın ayetlerini dinleyip, sonra, onları hiç duymamış gibi büyüklük taslamakta direnen, yalancı ve günahkar kişinin vay haline! Ona can yakıcı bir azap müjdele.
Âyet 8
Cüz 25 • Sayfa 499
يَسْمَعُ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ثُمَّ يُصِرُّ مُسْتَكْبِرًۭا كَأَن لَّمْ يَسْمَعْهَا ۖ فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ أَلِيمٍۢ ﴿8﴾
يَسْمَعُ
ءَايَٰتِ
ٱللَّهِ
تُتْلَىٰ
عَلَيْهِ
ثُمَّ
يُصِرُّ
مُسْتَكْبِرًۭا
كَأَن
لَّمْ
يَسْمَعْهَا
ۖ
فَبَشِّرْهُ
بِعَذَابٍ
أَلِيمٍۢ
Kendine okunan Allah'ın ayetlerini dinleyip, sonra, onları hiç duymamış gibi büyüklük taslamakta direnen, yalancı ve günahkar kişinin vay haline! Ona can yakıcı bir azap müjdele.
Âyet 9
Cüz 25 • Sayfa 499
وَإِذَا عَلِمَ مِنْ ءَايَٰتِنَا شَيْـًٔا ٱتَّخَذَهَا هُزُوًا ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌۭ مُّهِينٌۭ ﴿9﴾
وَإِذَا
عَلِمَ
مِنْ
ءَايَٰتِنَا
شَيْـًٔا
ٱتَّخَذَهَا
هُزُوًا
ۚ
أُو۟لَٰٓئِكَ
لَهُمْ
عَذَابٌۭ
مُّهِينٌۭ
Ayetlerimizden bir şey öğrendiğinde onu alaya alır. İşte bunlara alçaltıcı bir azap ve ardından da cehennem vardır. Kazandıkları şeyler de, Allah'ı bırakıp edindikleri dostlar da onlara bir fayda vermez. Büyük azap onlaradır.
Âyet 10
Cüz 25 • Sayfa 499
مِّن وَرَآئِهِمْ جَهَنَّمُ ۖ وَلَا يُغْنِى عَنْهُم مَّا كَسَبُوا۟ شَيْـًۭٔا وَلَا مَا ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَوْلِيَآءَ ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ ﴿10﴾
مِّن
وَرَآئِهِمْ
جَهَنَّمُ
ۖ
وَلَا
يُغْنِى
عَنْهُم
مَّا
كَسَبُوا۟
شَيْـًۭٔا
وَلَا
مَا
ٱتَّخَذُوا۟
مِن
دُونِ
ٱللَّهِ
أَوْلِيَآءَ
ۖ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
عَظِيمٌ
Ayetlerimizden bir şey öğrendiğinde onu alaya alır. İşte bunlara alçaltıcı bir azap ve ardından da cehennem vardır. Kazandıkları şeyler de, Allah'ı bırakıp edindikleri dostlar da onlara bir fayda vermez. Büyük azap onlaradır.
Âyet 11
Cüz 25 • Sayfa 499
هَٰذَا هُدًۭى ۖ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمْ لَهُمْ عَذَابٌۭ مِّن رِّجْزٍ أَلِيمٌ ﴿11﴾
هَٰذَا
هُدًۭى
ۖ
وَٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
بِـَٔايَٰتِ
رَبِّهِمْ
لَهُمْ
عَذَابٌۭ
مِّن
رِّجْزٍ
أَلِيمٌ
İşte bu Kuran doğruluk rehberidir. Rablerinin ayetlerini inkar edenlere, onlara, tiksindiren, can yakan bir azap vardır.
Âyet 12
Cüz 25 • Sayfa 499
۞ ٱللَّهُ ٱلَّذِى سَخَّرَ لَكُمُ ٱلْبَحْرَ لِتَجْرِىَ ٱلْفُلْكُ فِيهِ بِأَمْرِهِۦ وَلِتَبْتَغُوا۟ مِن فَضْلِهِۦ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ﴿12﴾
۞
ٱللَّهُ
ٱلَّذِى
سَخَّرَ
لَكُمُ
ٱلْبَحْرَ
لِتَجْرِىَ
ٱلْفُلْكُ
فِيهِ
بِأَمْرِهِۦ
وَلِتَبْتَغُوا۟
مِن
فَضْلِهِۦ
وَلَعَلَّكُمْ
تَشْكُرُونَ
Emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri, lütfedip verdiği rızkı aramanız için denizi buyruğunuz altına veren Allah'tır, belki artık şükredersiniz.
Âyet 13
Cüz 25 • Sayfa 499
وَسَخَّرَ لَكُم مَّا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًۭا مِّنْهُ ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَٰتٍۢ لِّقَوْمٍۢ يَتَفَكَّرُونَ ﴿13﴾
وَسَخَّرَ
لَكُم
مَّا
فِى
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَمَا
فِى
ٱلْأَرْضِ
جَمِيعًۭا
مِّنْهُ
ۚ
إِنَّ
فِى
ذَٰلِكَ
لَءَايَٰتٍۢ
لِّقَوْمٍۢ
يَتَفَكَّرُونَ
Göklerde olanları, yerde olanları, hepsini sizin buyruğunuz altına vermiştir. Doğrusu bunlarda, düşünen kimseler için dersler vardır.
Âyet 14
Cüz 25 • Sayfa 500
قُل لِّلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يَغْفِرُوا۟ لِلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ أَيَّامَ ٱللَّهِ لِيَجْزِىَ قَوْمًۢا بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ ﴿14﴾
قُل
لِّلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
يَغْفِرُوا۟
لِلَّذِينَ
لَا
يَرْجُونَ
أَيَّامَ
ٱللَّهِ
لِيَجْزِىَ
قَوْمًۢا
بِمَا
كَانُوا۟
يَكْسِبُونَ
İnanmışlara de ki: Allah'ın bir milleti yaptıklarına karşılık cezalandıracağı günlerin geleceğini ummayanları şimdilik bağışlasınlar.
Âyet 15
Cüz 25 • Sayfa 500
مَنْ عَمِلَ صَٰلِحًۭا فَلِنَفْسِهِۦ ۖ وَمَنْ أَسَآءَ فَعَلَيْهَا ۖ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّكُمْ تُرْجَعُونَ ﴿15﴾
مَنْ
عَمِلَ
صَٰلِحًۭا
فَلِنَفْسِهِۦ
ۖ
وَمَنْ
أَسَآءَ
فَعَلَيْهَا
ۖ
ثُمَّ
إِلَىٰ
رَبِّكُمْ
تُرْجَعُونَ
Kim yararlı iş işlerse kendinedir; kim kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Sonra Rabbinize döndürülürsünüz.
Âyet 16
Cüz 25 • Sayfa 500
وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحُكْمَ وَٱلنُّبُوَّةَ وَرَزَقْنَٰهُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَفَضَّلْنَٰهُمْ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿16﴾
وَلَقَدْ
ءَاتَيْنَا
بَنِىٓ
إِسْرَٰٓءِيلَ
ٱلْكِتَٰبَ
وَٱلْحُكْمَ
وَٱلنُّبُوَّةَ
وَرَزَقْنَٰهُم
مِّنَ
ٱلطَّيِّبَٰتِ
وَفَضَّلْنَٰهُمْ
عَلَى
ٱلْعَٰلَمِينَ
And olsun ki Biz, İsrailoğullarına Kitap, hüküm ve peygamberlik verdik; onları temiz şeylerle rızıklandırdık; onları dünyalara üstün kıldık.
Âyet 17
Cüz 25 • Sayfa 500
وَءَاتَيْنَٰهُم بَيِّنَٰتٍۢ مِّنَ ٱلْأَمْرِ ۖ فَمَا ٱخْتَلَفُوٓا۟ إِلَّا مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلْعِلْمُ بَغْيًۢا بَيْنَهُمْ ۚ إِنَّ رَبَّكَ يَقْضِى بَيْنَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ فِيمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ ﴿17﴾
وَءَاتَيْنَٰهُم
بَيِّنَٰتٍۢ
مِّنَ
ٱلْأَمْرِ
ۖ
فَمَا
ٱخْتَلَفُوٓا۟
إِلَّا
مِنۢ
بَعْدِ
مَا
جَآءَهُمُ
ٱلْعِلْمُ
بَغْيًۢا
بَيْنَهُمْ
ۚ
إِنَّ
رَبَّكَ
يَقْضِى
بَيْنَهُمْ
يَوْمَ
ٱلْقِيَٰمَةِ
فِيمَا
كَانُوا۟
فِيهِ
يَخْتَلِفُونَ
Din konusunda, onlara belgeler verdik; ancak, kendilerine ilim geldikten sonra birbirini çekememezlikten ayrılığa düştüler. Rabbin kıyamet günü, ayrılığa düştükleri şeyler hakkında şüphesiz aralarında hükmedecektir.
Âyet 18
Cüz 25 • Sayfa 500
ثُمَّ جَعَلْنَٰكَ عَلَىٰ شَرِيعَةٍۢ مِّنَ ٱلْأَمْرِ فَٱتَّبِعْهَا وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَآءَ ٱلَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ ﴿18﴾
ثُمَّ
جَعَلْنَٰكَ
عَلَىٰ
شَرِيعَةٍۢ
مِّنَ
ٱلْأَمْرِ
فَٱتَّبِعْهَا
وَلَا
تَتَّبِعْ
أَهْوَآءَ
ٱلَّذِينَ
لَا
يَعْلَمُونَ
Sonra seni de din konusunda bir şeriat sahibi kıldık, ona uy; bilmeyenlerin heveslerine uyma.
Âyet 19
Cüz 25 • Sayfa 500
إِنَّهُمْ لَن يُغْنُوا۟ عَنكَ مِنَ ٱللَّهِ شَيْـًۭٔا ۚ وَإِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَآءُ بَعْضٍۢ ۖ وَٱللَّهُ وَلِىُّ ٱلْمُتَّقِينَ ﴿19﴾
إِنَّهُمْ
لَن
يُغْنُوا۟
عَنكَ
مِنَ
ٱللَّهِ
شَيْـًۭٔا
ۚ
وَإِنَّ
ٱلظَّٰلِمِينَ
بَعْضُهُمْ
أَوْلِيَآءُ
بَعْضٍۢ
ۖ
وَٱللَّهُ
وَلِىُّ
ٱلْمُتَّقِينَ
Şüphesiz onlar, seni Allah'tan müstağni kılamazlar. Doğrusu zalimler birbirlerinin dostudurlar. Sakınanların dostu ise Allah'tır.
Âyet 20
Cüz 25 • Sayfa 500
هَٰذَا بَصَٰٓئِرُ لِلنَّاسِ وَهُدًۭى وَرَحْمَةٌۭ لِّقَوْمٍۢ يُوقِنُونَ ﴿20﴾
هَٰذَا
بَصَٰٓئِرُ
لِلنَّاسِ
وَهُدًۭى
وَرَحْمَةٌۭ
لِّقَوْمٍۢ
يُوقِنُونَ
Bu Kuran, insanlar için açık belgeler; kesin olarak inanan millet için doğruluk rehberi ve rahmettir.
Âyet 21
Cüz 25 • Sayfa 500
أَمْ حَسِبَ ٱلَّذِينَ ٱجْتَرَحُوا۟ ٱلسَّيِّـَٔاتِ أَن نَّجْعَلَهُمْ كَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ سَوَآءًۭ مَّحْيَاهُمْ وَمَمَاتُهُمْ ۚ سَآءَ مَا يَحْكُمُونَ ﴿21﴾
أَمْ
حَسِبَ
ٱلَّذِينَ
ٱجْتَرَحُوا۟
ٱلسَّيِّـَٔاتِ
أَن
نَّجْعَلَهُمْ
كَٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَعَمِلُوا۟
ٱلصَّٰلِحَٰتِ
سَوَآءًۭ
مَّحْيَاهُمْ
وَمَمَاتُهُمْ
ۚ
سَآءَ
مَا
يَحْكُمُونَ
Yoksa, kötülük işleyen kimseler, ölümlerinde ve diriliklerinde kendilerini, inanıp yararlı iş işleyen kimseler ile bir mi tutacağımızı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar!
Âyet 22
Cüz 25 • Sayfa 500
وَخَلَقَ ٱللَّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ وَلِتُجْزَىٰ كُلُّ نَفْسٍۭ بِمَا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ ﴿22﴾
وَخَلَقَ
ٱللَّهُ
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضَ
بِٱلْحَقِّ
وَلِتُجْزَىٰ
كُلُّ
نَفْسٍۭ
بِمَا
كَسَبَتْ
وَهُمْ
لَا
يُظْلَمُونَ
Allah gökleri ve yeri gerçekle yaratmıştır; her cana, kazandığının karşılığı verilir, onlara zulmedilmez.
Âyet 23
Cüz 25 • Sayfa 501
أَفَرَءَيْتَ مَنِ ٱتَّخَذَ إِلَٰهَهُۥ هَوَىٰهُ وَأَضَلَّهُ ٱللَّهُ عَلَىٰ عِلْمٍۢ وَخَتَمَ عَلَىٰ سَمْعِهِۦ وَقَلْبِهِۦ وَجَعَلَ عَلَىٰ بَصَرِهِۦ غِشَٰوَةًۭ فَمَن يَهْدِيهِ مِنۢ بَعْدِ ٱللَّهِ ۚ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ ﴿23﴾
أَفَرَءَيْتَ
مَنِ
ٱتَّخَذَ
إِلَٰهَهُۥ
هَوَىٰهُ
وَأَضَلَّهُ
ٱللَّهُ
عَلَىٰ
عِلْمٍۢ
وَخَتَمَ
عَلَىٰ
سَمْعِهِۦ
وَقَلْبِهِۦ
وَجَعَلَ
عَلَىٰ
بَصَرِهِۦ
غِشَٰوَةًۭ
فَمَن
يَهْدِيهِ
مِنۢ
بَعْدِ
ٱللَّهِ
ۚ
أَفَلَا
تَذَكَّرُونَ
Heva ve hevesini tanrı edinen, bilgisi olduğu halde Allah'ın şaşırttığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünü perdelediği kimseyi gördün mü? Onu Allah'tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Ey insanlar! Anlamaz mısınız?
Âyet 24
Cüz 25 • Sayfa 501
وَقَالُوا۟ مَا هِىَ إِلَّا حَيَاتُنَا ٱلدُّنْيَا نَمُوتُ وَنَحْيَا وَمَا يُهْلِكُنَآ إِلَّا ٱلدَّهْرُ ۚ وَمَا لَهُم بِذَٰلِكَ مِنْ عِلْمٍ ۖ إِنْ هُمْ إِلَّا يَظُنُّونَ ﴿24﴾
وَقَالُوا۟
مَا
هِىَ
إِلَّا
حَيَاتُنَا
ٱلدُّنْيَا
نَمُوتُ
وَنَحْيَا
وَمَا
يُهْلِكُنَآ
إِلَّا
ٱلدَّهْرُ
ۚ
وَمَا
لَهُم
بِذَٰلِكَ
مِنْ
عِلْمٍ
ۖ
إِنْ
هُمْ
إِلَّا
يَظُنُّونَ
"Hayat, ancak bu dünyadaki hayatımızdır. Ölürüz ve yaşarız; bizi ancak zamanın geçişi yokluğa sürükler" derler. Onların bu hususta bir bilgisi yoktur, sadece böyle sanırlar.
Âyet 25
Cüz 25 • Sayfa 501
وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتُنَا بَيِّنَٰتٍۢ مَّا كَانَ حُجَّتَهُمْ إِلَّآ أَن قَالُوا۟ ٱئْتُوا۟ بِـَٔابَآئِنَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ ﴿25﴾
وَإِذَا
تُتْلَىٰ
عَلَيْهِمْ
ءَايَٰتُنَا
بَيِّنَٰتٍۢ
مَّا
كَانَ
حُجَّتَهُمْ
إِلَّآ
أَن
قَالُوا۟
ٱئْتُوا۟
بِـَٔابَآئِنَآ
إِن
كُنتُمْ
صَٰدِقِينَ
Ayetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman, delilleri yalnızca: "Doğru sözlü iseniz babalarımızı getirin bakalım" demek olur.
Âyet 26
Cüz 25 • Sayfa 501
قُلِ ٱللَّهُ يُحْيِيكُمْ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يَجْمَعُكُمْ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ لَا رَيْبَ فِيهِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ ﴿26﴾
قُلِ
ٱللَّهُ
يُحْيِيكُمْ
ثُمَّ
يُمِيتُكُمْ
ثُمَّ
يَجْمَعُكُمْ
إِلَىٰ
يَوْمِ
ٱلْقِيَٰمَةِ
لَا
رَيْبَ
فِيهِ
وَلَٰكِنَّ
أَكْثَرَ
ٱلنَّاسِ
لَا
يَعْلَمُونَ
De ki: "Sizi Allah diriltir, sonra öldürür, sonra sizi şüphe götürmeyen kıyamet gününde toplar. Ama insanların çoğu bilmezler."
Âyet 27
Cüz 25 • Sayfa 501
وَلِلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَيَوْمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يَوْمَئِذٍۢ يَخْسَرُ ٱلْمُبْطِلُونَ ﴿27﴾
وَلِلَّهِ
مُلْكُ
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
ۚ
وَيَوْمَ
تَقُومُ
ٱلسَّاعَةُ
يَوْمَئِذٍۢ
يَخْسَرُ
ٱلْمُبْطِلُونَ
Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Kıyamet kopacağı gün, işte o gün, batıl sözlere uymuş olanlar hüsranda kalırlar.
Âyet 28
Cüz 25 • Sayfa 501
وَتَرَىٰ كُلَّ أُمَّةٍۢ جَاثِيَةًۭ ۚ كُلُّ أُمَّةٍۢ تُدْعَىٰٓ إِلَىٰ كِتَٰبِهَا ٱلْيَوْمَ تُجْزَوْنَ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ ﴿28﴾
وَتَرَىٰ
كُلَّ
أُمَّةٍۢ
جَاثِيَةًۭ
ۚ
كُلُّ
أُمَّةٍۢ
تُدْعَىٰٓ
إِلَىٰ
كِتَٰبِهَا
ٱلْيَوْمَ
تُجْزَوْنَ
مَا
كُنتُمْ
تَعْمَلُونَ
Her ümmeti diz üstü çökmüş olarak görürsün. Her ümmet kitabına çağrılır. Onlara denir ki: "Bugün, size işlediğinizin karşılığı verilecektir."
Âyet 29
Cüz 25 • Sayfa 501
هَٰذَا كِتَٰبُنَا يَنطِقُ عَلَيْكُم بِٱلْحَقِّ ۚ إِنَّا كُنَّا نَسْتَنسِخُ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ ﴿29﴾
هَٰذَا
كِتَٰبُنَا
يَنطِقُ
عَلَيْكُم
بِٱلْحَقِّ
ۚ
إِنَّا
كُنَّا
نَسْتَنسِخُ
مَا
كُنتُمْ
تَعْمَلُونَ
"Bu kitabımız gerçekten sizin aleyhinize konuşur. Biz yaptıklarınızı şüphesiz bir bir kaydediyorduk."
Âyet 30
Cüz 25 • Sayfa 501
فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَيُدْخِلُهُمْ رَبُّهُمْ فِى رَحْمَتِهِۦ ۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْمُبِينُ ﴿30﴾
فَأَمَّا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَعَمِلُوا۟
ٱلصَّٰلِحَٰتِ
فَيُدْخِلُهُمْ
رَبُّهُمْ
فِى
رَحْمَتِهِۦ
ۚ
ذَٰلِكَ
هُوَ
ٱلْفَوْزُ
ٱلْمُبِينُ
İnanıp, yararlı iş işleyenlere gelince, Rableri onları rahmetine garkeder. İşte bu, apaçık kurtuluştur.
Âyet 31
Cüz 25 • Sayfa 501
وَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَفَلَمْ تَكُنْ ءَايَٰتِى تُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ فَٱسْتَكْبَرْتُمْ وَكُنتُمْ قَوْمًۭا مُّجْرِمِينَ ﴿31﴾
وَأَمَّا
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوٓا۟
أَفَلَمْ
تَكُنْ
ءَايَٰتِى
تُتْلَىٰ
عَلَيْكُمْ
فَٱسْتَكْبَرْتُمْ
وَكُنتُمْ
قَوْمًۭا
مُّجْرِمِينَ
Ama, inkar eden kimselere denir ki: "Ayetlerim size okunmuş, siz de büyüklenip suçlu bir millet olmuştunuz değil mi?"
Âyet 32
Cüz 25 • Sayfa 501
وَإِذَا قِيلَ إِنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّۭ وَٱلسَّاعَةُ لَا رَيْبَ فِيهَا قُلْتُم مَّا نَدْرِى مَا ٱلسَّاعَةُ إِن نَّظُنُّ إِلَّا ظَنًّۭا وَمَا نَحْنُ بِمُسْتَيْقِنِينَ ﴿32﴾
وَإِذَا
قِيلَ
إِنَّ
وَعْدَ
ٱللَّهِ
حَقٌّۭ
وَٱلسَّاعَةُ
لَا
رَيْبَ
فِيهَا
قُلْتُم
مَّا
نَدْرِى
مَا
ٱلسَّاعَةُ
إِن
نَّظُنُّ
إِلَّا
ظَنًّۭا
وَمَا
نَحْنُ
بِمُسْتَيْقِنِينَ
"Doğrusu Allah'ın verdiği söz gerçektir, kıyamet saati şüphe götürmez" dendiği zaman: "Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, yalnız yoktur sanıyoruz, buna dair kesin bir bilgi elde etmiş değiliz" derdiniz.
Âyet 33
Cüz 25 • Sayfa 502
وَبَدَا لَهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا عَمِلُوا۟ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ ﴿33﴾
وَبَدَا
لَهُمْ
سَيِّـَٔاتُ
مَا
عَمِلُوا۟
وَحَاقَ
بِهِم
مَّا
كَانُوا۟
بِهِۦ
يَسْتَهْزِءُونَ
İşledikleri kötülükler kendilerine belli oldu ve onları, alaya aldıkları şeyler kuşatıp mahvetti.
Âyet 34
Cüz 25 • Sayfa 502
وَقِيلَ ٱلْيَوْمَ نَنسَىٰكُمْ كَمَا نَسِيتُمْ لِقَآءَ يَوْمِكُمْ هَٰذَا وَمَأْوَىٰكُمُ ٱلنَّارُ وَمَا لَكُم مِّن نَّٰصِرِينَ ﴿34﴾
وَقِيلَ
ٱلْيَوْمَ
نَنسَىٰكُمْ
كَمَا
نَسِيتُمْ
لِقَآءَ
يَوْمِكُمْ
هَٰذَا
وَمَأْوَىٰكُمُ
ٱلنَّارُ
وَمَا
لَكُم
مِّن
نَّٰصِرِينَ
Onlara denir ki: "Bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi Biz de sizi unuttuk; varacağınız yer ateştir, yardımcılarınız da yoktur."
Âyet 35
Cüz 25 • Sayfa 502
ذَٰلِكُم بِأَنَّكُمُ ٱتَّخَذْتُمْ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ هُزُوًۭا وَغَرَّتْكُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا ۚ فَٱلْيَوْمَ لَا يُخْرَجُونَ مِنْهَا وَلَا هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ ﴿35﴾
ذَٰلِكُم
بِأَنَّكُمُ
ٱتَّخَذْتُمْ
ءَايَٰتِ
ٱللَّهِ
هُزُوًۭا
وَغَرَّتْكُمُ
ٱلْحَيَوٰةُ
ٱلدُّنْيَا
ۚ
فَٱلْيَوْمَ
لَا
يُخْرَجُونَ
مِنْهَا
وَلَا
هُمْ
يُسْتَعْتَبُونَ
"Bu, Allah'ın ayetlerini alaya almanızdan ve dünya hayatının sizi aldatmış olmasından ötürüdür." O gün, ne oradan çıkarılırlar ve ne de özürleri dinlenir.
Âyet 36
Cüz 25 • Sayfa 502
فَلِلَّهِ ٱلْحَمْدُ رَبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَرَبِّ ٱلْأَرْضِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿36﴾
فَلِلَّهِ
ٱلْحَمْدُ
رَبِّ
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَرَبِّ
ٱلْأَرْضِ
رَبِّ
ٱلْعَٰلَمِينَ
Övülmek, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve alemlerin Rabbi olan Allah içindir.
Âyet 37
Cüz 25 • Sayfa 502
وَلَهُ ٱلْكِبْرِيَآءُ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۖ وَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ ﴿37﴾
وَلَهُ
ٱلْكِبْرِيَآءُ
فِى
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
ۖ
وَهُوَ
ٱلْعَزِيزُ
ٱلْحَكِيمُ
Göklerde ve yerde azamet O'nundur, O, güçlüdür, Hakim'dir.
Sosyal Medya Kartı Oluşturucu 1000x1000 PNG