Kârî:
Sûre #44
Mekkî
İniş Sırası: 64
59 Âyet
الدخان
Duhân Sûresi
Anlamı: Duman
Sûrenin Nüzul Sebebi ve Temel Mesajları (Tefsir Özeti)
▼ Göster / Gizle
Nüzul Ortamı: Duhân Sûresi Mekke-i Mükerreme döneminde nâzil olmuştur. Toplam 59 âyet-i kerîmeden müteşekkildir.
Tefsir ve Muhteva: Sûre, adını "Duman" manasına gelen lafızdan almaktadır. Cenâb-ı Hakk'ın kudretini, mü'minlerin ahlakî mükellefiyetlerini, takvâ ve tevhidi öğütler.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Âyet 1
Cüz 25 • Sayfa 496
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ حمٓ ﴿1﴾
بِسْمِ
ٱللَّهِ
ٱلرَّحْمَٰنِ
ٱلرَّحِيمِ
حمٓ
Ha, Mim.
Âyet 2
Cüz 25 • Sayfa 496
وَٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُبِينِ ﴿2﴾
وَٱلْكِتَٰبِ
ٱلْمُبِينِ
Apaçık olan Kitap'a and olsun ki, Biz onu, kutlu bir gecede indirdik. Doğrusu Biz, insanları uyarmaktayız.
Âyet 3
Cüz 25 • Sayfa 496
إِنَّآ أَنزَلْنَٰهُ فِى لَيْلَةٍۢ مُّبَٰرَكَةٍ ۚ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ ﴿3﴾
إِنَّآ
أَنزَلْنَٰهُ
فِى
لَيْلَةٍۢ
مُّبَٰرَكَةٍ
ۚ
إِنَّا
كُنَّا
مُنذِرِينَ
Apaçık olan Kitap'a and olsun ki, Biz onu, kutlu bir gecede indirdik. Doğrusu Biz, insanları uyarmaktayız.
Âyet 4
Cüz 25 • Sayfa 496
فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ ﴿4﴾
فِيهَا
يُفْرَقُ
كُلُّ
أَمْرٍ
حَكِيمٍ
Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.
Âyet 5
Cüz 25 • Sayfa 496
أَمْرًۭا مِّنْ عِندِنَآ ۚ إِنَّا كُنَّا مُرْسِلِينَ ﴿5﴾
أَمْرًۭا
مِّنْ
عِندِنَآ
ۚ
إِنَّا
كُنَّا
مُرْسِلِينَ
Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.
Âyet 6
Cüz 25 • Sayfa 496
رَحْمَةًۭ مِّن رَّبِّكَ ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ ﴿6﴾
رَحْمَةًۭ
مِّن
رَّبِّكَ
ۚ
إِنَّهُۥ
هُوَ
ٱلسَّمِيعُ
ٱلْعَلِيمُ
Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.
Âyet 7
Cüz 25 • Sayfa 496
رَبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَآ ۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ ﴿7﴾
رَبِّ
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
وَمَا
بَيْنَهُمَآ
ۖ
إِن
كُنتُم
مُّوقِنِينَ
Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.
Âyet 8
Cüz 25 • Sayfa 496
لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ ۖ رَبُّكُمْ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ ﴿8﴾
لَآ
إِلَٰهَ
إِلَّا
هُوَ
يُحْىِۦ
وَيُمِيتُ
ۖ
رَبُّكُمْ
وَرَبُّ
ءَابَآئِكُمُ
ٱلْأَوَّلِينَ
O'ndan başka tanrı yoktur; diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbiniz önceki atalarınızın da Rabbidir.
Âyet 9
Cüz 25 • Sayfa 496
بَلْ هُمْ فِى شَكٍّۢ يَلْعَبُونَ ﴿9﴾
بَلْ
هُمْ
فِى
شَكٍّۢ
يَلْعَبُونَ
Ama inkarcılar, dirilmekten şüphededirler, bunu eğlenceye alırlar.
Âyet 10
Cüz 25 • Sayfa 496
فَٱرْتَقِبْ يَوْمَ تَأْتِى ٱلسَّمَآءُ بِدُخَانٍۢ مُّبِينٍۢ ﴿10﴾
فَٱرْتَقِبْ
يَوْمَ
تَأْتِى
ٱلسَّمَآءُ
بِدُخَانٍۢ
مُّبِينٍۢ
Göğün, insanları bürüyecek ve gözle görülecek bir duman çıkaracağı günü bekle; bu, can yakan bir azabdır.
Âyet 11
Cüz 25 • Sayfa 496
يَغْشَى ٱلنَّاسَ ۖ هَٰذَا عَذَابٌ أَلِيمٌۭ ﴿11﴾
يَغْشَى
ٱلنَّاسَ
ۖ
هَٰذَا
عَذَابٌ
أَلِيمٌۭ
Göğün, insanları bürüyecek ve gözle görülecek bir duman çıkaracağı günü bekle; bu, can yakan bir azabdır.
Âyet 12
Cüz 25 • Sayfa 496
رَّبَّنَا ٱكْشِفْ عَنَّا ٱلْعَذَابَ إِنَّا مُؤْمِنُونَ ﴿12﴾
رَّبَّنَا
ٱكْشِفْ
عَنَّا
ٱلْعَذَابَ
إِنَّا
مُؤْمِنُونَ
İnsanlar: "Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır; doğrusu artık biz inananlarız" derler.
Âyet 13
Cüz 25 • Sayfa 496
أَنَّىٰ لَهُمُ ٱلذِّكْرَىٰ وَقَدْ جَآءَهُمْ رَسُولٌۭ مُّبِينٌۭ ﴿13﴾
أَنَّىٰ
لَهُمُ
ٱلذِّكْرَىٰ
وَقَدْ
جَآءَهُمْ
رَسُولٌۭ
مُّبِينٌۭ
Nerde onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti ve ondan yüz çevirmişler, "Belletilmiş bir deli" demişlerdi.
Âyet 14
Cüz 25 • Sayfa 496
ثُمَّ تَوَلَّوْا۟ عَنْهُ وَقَالُوا۟ مُعَلَّمٌۭ مَّجْنُونٌ ﴿14﴾
ثُمَّ
تَوَلَّوْا۟
عَنْهُ
وَقَالُوا۟
مُعَلَّمٌۭ
مَّجْنُونٌ
Nerde onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti ve ondan yüz çevirmişler, "Belletilmiş bir deli" demişlerdi.
Âyet 15
Cüz 25 • Sayfa 496
إِنَّا كَاشِفُوا۟ ٱلْعَذَابِ قَلِيلًا ۚ إِنَّكُمْ عَآئِدُونَ ﴿15﴾
إِنَّا
كَاشِفُوا۟
ٱلْعَذَابِ
قَلِيلًا
ۚ
إِنَّكُمْ
عَآئِدُونَ
Biz sizden azabı az bir süre için kaldıracağız, siz yine de eski inkarcılığınıza döneceksiniz.
Âyet 16
Cüz 25 • Sayfa 496
يَوْمَ نَبْطِشُ ٱلْبَطْشَةَ ٱلْكُبْرَىٰٓ إِنَّا مُنتَقِمُونَ ﴿16﴾
يَوْمَ
نَبْطِشُ
ٱلْبَطْشَةَ
ٱلْكُبْرَىٰٓ
إِنَّا
مُنتَقِمُونَ
Onları çarptıkça çarpacağımız gün öcümüzü şüphesiz alırız.
Âyet 17
Cüz 25 • Sayfa 496
۞ وَلَقَدْ فَتَنَّا قَبْلَهُمْ قَوْمَ فِرْعَوْنَ وَجَآءَهُمْ رَسُولٌۭ كَرِيمٌ ﴿17﴾
۞
وَلَقَدْ
فَتَنَّا
قَبْلَهُمْ
قَوْمَ
فِرْعَوْنَ
وَجَآءَهُمْ
رَسُولٌۭ
كَرِيمٌ
And olsun ki, onlardan önce, Firavun milletini denemiştik. Onlara gelen değerli bir peygamber demişti ki:
Âyet 18
Cüz 25 • Sayfa 496
أَنْ أَدُّوٓا۟ إِلَىَّ عِبَادَ ٱللَّهِ ۖ إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌۭ ﴿18﴾
أَنْ
أَدُّوٓا۟
إِلَىَّ
عِبَادَ
ٱللَّهِ
ۖ
إِنِّى
لَكُمْ
رَسُولٌ
أَمِينٌۭ
"Ey Allah'ın kulları! Bana gelin, doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."
Âyet 19
Cüz 25 • Sayfa 497
وَأَن لَّا تَعْلُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ ۖ إِنِّىٓ ءَاتِيكُم بِسُلْطَٰنٍۢ مُّبِينٍۢ ﴿19﴾
وَأَن
لَّا
تَعْلُوا۟
عَلَى
ٱللَّهِ
ۖ
إِنِّىٓ
ءَاتِيكُم
بِسُلْطَٰنٍۢ
مُّبِينٍۢ
"Allah'a karşı üstün gelmeye kalkışmayın; doğrusu ben size apaçık bir delil getirdim."
Âyet 20
Cüz 25 • Sayfa 497
وَإِنِّى عُذْتُ بِرَبِّى وَرَبِّكُمْ أَن تَرْجُمُونِ ﴿20﴾
وَإِنِّى
عُذْتُ
بِرَبِّى
وَرَبِّكُمْ
أَن
تَرْجُمُونِ
"Beni taşlamanızdan ötürü, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığındım."
Âyet 21
Cüz 25 • Sayfa 497
وَإِن لَّمْ تُؤْمِنُوا۟ لِى فَٱعْتَزِلُونِ ﴿21﴾
وَإِن
لَّمْ
تُؤْمِنُوا۟
لِى
فَٱعْتَزِلُونِ
"Bana inanmazsanız, başımdan çekilin."
Âyet 22
Cüz 25 • Sayfa 497
فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنَّ هَٰٓؤُلَآءِ قَوْمٌۭ مُّجْرِمُونَ ﴿22﴾
فَدَعَا
رَبَّهُۥٓ
أَنَّ
هَٰٓؤُلَآءِ
قَوْمٌۭ
مُّجْرِمُونَ
Bunlar, suçlu bir millet olduğu için, Rabbine yardım etmesi için yalvardı.
Âyet 23
Cüz 25 • Sayfa 497
فَأَسْرِ بِعِبَادِى لَيْلًا إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ ﴿23﴾
فَأَسْرِ
بِعِبَادِى
لَيْلًا
إِنَّكُم
مُّتَّبَعُونَ
Allah da şöyle buyurdu: "Kullarımı geceleyin yola çıkar; şüphesiz takip olunacaksınız."
Âyet 24
Cüz 25 • Sayfa 497
وَٱتْرُكِ ٱلْبَحْرَ رَهْوًا ۖ إِنَّهُمْ جُندٌۭ مُّغْرَقُونَ ﴿24﴾
وَٱتْرُكِ
ٱلْبَحْرَ
رَهْوًا
ۖ
إِنَّهُمْ
جُندٌۭ
مُّغْرَقُونَ
"Denizi sakin iken geride bırak, doğrusu onlar suda boğulacak bir ordudur."
Âyet 25
Cüz 25 • Sayfa 497
كَمْ تَرَكُوا۟ مِن جَنَّٰتٍۢ وَعُيُونٍۢ ﴿25﴾
كَمْ
تَرَكُوا۟
مِن
جَنَّٰتٍۢ
وَعُيُونٍۢ
Orada nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, eğlenip durdukları nimetler bırakmışlardı.
Âyet 26
Cüz 25 • Sayfa 497
وَزُرُوعٍۢ وَمَقَامٍۢ كَرِيمٍۢ ﴿26﴾
وَزُرُوعٍۢ
وَمَقَامٍۢ
كَرِيمٍۢ
Orada nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, eğlenip durdukları nimetler bırakmışlardı.
Âyet 27
Cüz 25 • Sayfa 497
وَنَعْمَةٍۢ كَانُوا۟ فِيهَا فَٰكِهِينَ ﴿27﴾
وَنَعْمَةٍۢ
كَانُوا۟
فِيهَا
فَٰكِهِينَ
Orada nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, eğlenip durdukları nimetler bırakmışlardı.
Âyet 28
Cüz 25 • Sayfa 497
كَذَٰلِكَ ۖ وَأَوْرَثْنَٰهَا قَوْمًا ءَاخَرِينَ ﴿28﴾
كَذَٰلِكَ
ۖ
وَأَوْرَثْنَٰهَا
قَوْمًا
ءَاخَرِينَ
Bu böyledir; onları başka bir millete miras bıraktık.
Âyet 29
Cüz 25 • Sayfa 497
فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ ٱلسَّمَآءُ وَٱلْأَرْضُ وَمَا كَانُوا۟ مُنظَرِينَ ﴿29﴾
فَمَا
بَكَتْ
عَلَيْهِمُ
ٱلسَّمَآءُ
وَٱلْأَرْضُ
وَمَا
كَانُوا۟
مُنظَرِينَ
Gök ve yer, onlar için gözyaşı dökmedi, onlar erteye bırakılmamışlardı.
Âyet 30
Cüz 25 • Sayfa 497
وَلَقَدْ نَجَّيْنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ مِنَ ٱلْعَذَابِ ٱلْمُهِينِ ﴿30﴾
وَلَقَدْ
نَجَّيْنَا
بَنِىٓ
إِسْرَٰٓءِيلَ
مِنَ
ٱلْعَذَابِ
ٱلْمُهِينِ
And olsun ki, İsrailoğullarını, azgın bir zorba olan Firavun'un alçaltıcı azabından kurtardık.
Âyet 31
Cüz 25 • Sayfa 497
مِن فِرْعَوْنَ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَالِيًۭا مِّنَ ٱلْمُسْرِفِينَ ﴿31﴾
مِن
فِرْعَوْنَ
ۚ
إِنَّهُۥ
كَانَ
عَالِيًۭا
مِّنَ
ٱلْمُسْرِفِينَ
And olsun ki, İsrailoğullarını, azgın bir zorba olan Firavun'un alçaltıcı azabından kurtardık.
Âyet 32
Cüz 25 • Sayfa 497
وَلَقَدِ ٱخْتَرْنَٰهُمْ عَلَىٰ عِلْمٍ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿32﴾
وَلَقَدِ
ٱخْتَرْنَٰهُمْ
عَلَىٰ
عِلْمٍ
عَلَى
ٱلْعَٰلَمِينَ
And olsun ki, onların durumunu bilerek dünyaların üzerinde seçkin kıldık.
Âyet 33
Cüz 25 • Sayfa 497
وَءَاتَيْنَٰهُم مِّنَ ٱلْءَايَٰتِ مَا فِيهِ بَلَٰٓؤٌۭا۟ مُّبِينٌ ﴿33﴾
وَءَاتَيْنَٰهُم
مِّنَ
ٱلْءَايَٰتِ
مَا
فِيهِ
بَلَٰٓؤٌۭا۟
مُّبِينٌ
Onlara, her birinde açıkça bir imtihan bulunan, mucizeler verdik.
Âyet 34
Cüz 25 • Sayfa 497
إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَيَقُولُونَ ﴿34﴾
إِنَّ
هَٰٓؤُلَآءِ
لَيَقُولُونَ
Doğrusu inkarcılar, "Ölum bir defadır, tekrar diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru sözlü iseniz bize babalarımızı getirsenize" derler.
Âyet 35
Cüz 25 • Sayfa 497
إِنْ هِىَ إِلَّا مَوْتَتُنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُنشَرِينَ ﴿35﴾
إِنْ
هِىَ
إِلَّا
مَوْتَتُنَا
ٱلْأُولَىٰ
وَمَا
نَحْنُ
بِمُنشَرِينَ
Doğrusu inkarcılar, "Ölum bir defadır, tekrar diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru sözlü iseniz bize babalarımızı getirsenize" derler.
Âyet 36
Cüz 25 • Sayfa 497
فَأْتُوا۟ بِـَٔابَآئِنَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ ﴿36﴾
فَأْتُوا۟
بِـَٔابَآئِنَآ
إِن
كُنتُمْ
صَٰدِقِينَ
Doğrusu inkarcılar, "Ölum bir defadır, tekrar diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru sözlü iseniz bize babalarımızı getirsenize" derler.
Âyet 37
Cüz 25 • Sayfa 497
أَهُمْ خَيْرٌ أَمْ قَوْمُ تُبَّعٍۢ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ أَهْلَكْنَٰهُمْ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ مُجْرِمِينَ ﴿37﴾
أَهُمْ
خَيْرٌ
أَمْ
قَوْمُ
تُبَّعٍۢ
وَٱلَّذِينَ
مِن
قَبْلِهِمْ
ۚ
أَهْلَكْنَٰهُمْ
ۖ
إِنَّهُمْ
كَانُوا۟
مُجْرِمِينَ
Bunlar mı daha üstün yoksa Tubba milleti ve onlardan öncekiler mi? Onları yok etmişizdir, çünkü onlar suçlu idiler.
Âyet 38
Cüz 25 • Sayfa 497
وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَٰعِبِينَ ﴿38﴾
وَمَا
خَلَقْنَا
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضَ
وَمَا
بَيْنَهُمَا
لَٰعِبِينَ
Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları oyun olsun diye yaratmadık.
Âyet 39
Cüz 25 • Sayfa 497
مَا خَلَقْنَٰهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ﴿39﴾
مَا
خَلَقْنَٰهُمَآ
إِلَّا
بِٱلْحَقِّ
وَلَٰكِنَّ
أَكْثَرَهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
Biz onları, ancak ve ancak gerektiği gibi yarattık, ama insanların çoğu bilmezler.
Âyet 40
Cüz 25 • Sayfa 498
إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ مِيقَٰتُهُمْ أَجْمَعِينَ ﴿40﴾
إِنَّ
يَوْمَ
ٱلْفَصْلِ
مِيقَٰتُهُمْ
أَجْمَعِينَ
Doğrusu hüküm günü hepsinin bir arada bulunacağı gündür.
Âyet 41
Cüz 25 • Sayfa 498
يَوْمَ لَا يُغْنِى مَوْلًى عَن مَّوْلًۭى شَيْـًۭٔا وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ ﴿41﴾
يَوْمَ
لَا
يُغْنِى
مَوْلًى
عَن
مَّوْلًۭى
شَيْـًۭٔا
وَلَا
هُمْ
يُنصَرُونَ
O gün, dostun dosta hiçbir faydası olmaz, yardım da görmezler.
Âyet 42
Cüz 25 • Sayfa 498
إِلَّا مَن رَّحِمَ ٱللَّهُ ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ ﴿42﴾
إِلَّا
مَن
رَّحِمَ
ٱللَّهُ
ۚ
إِنَّهُۥ
هُوَ
ٱلْعَزِيزُ
ٱلرَّحِيمُ
Yalnız, Allah'ın merhamet ettiği kimseler bunların dışındadır. O, şüphesiz güçlüdür, merhametlidir.
Âyet 43
Cüz 25 • Sayfa 498
إِنَّ شَجَرَتَ ٱلزَّقُّومِ ﴿43﴾
إِنَّ
شَجَرَتَ
ٱلزَّقُّومِ
Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.
Âyet 44
Cüz 25 • Sayfa 498
طَعَامُ ٱلْأَثِيمِ ﴿44﴾
طَعَامُ
ٱلْأَثِيمِ
Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.
Âyet 45
Cüz 25 • Sayfa 498
كَٱلْمُهْلِ يَغْلِى فِى ٱلْبُطُونِ ﴿45﴾
كَٱلْمُهْلِ
يَغْلِى
فِى
ٱلْبُطُونِ
Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.
Âyet 46
Cüz 25 • Sayfa 498
كَغَلْىِ ٱلْحَمِيمِ ﴿46﴾
كَغَلْىِ
ٱلْحَمِيمِ
Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.
Âyet 47
Cüz 25 • Sayfa 498
خُذُوهُ فَٱعْتِلُوهُ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلْجَحِيمِ ﴿47﴾
خُذُوهُ
فَٱعْتِلُوهُ
إِلَىٰ
سَوَآءِ
ٱلْجَحِيمِ
"Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir.
Âyet 48
Cüz 25 • Sayfa 498
ثُمَّ صُبُّوا۟ فَوْقَ رَأْسِهِۦ مِنْ عَذَابِ ٱلْحَمِيمِ ﴿48﴾
ثُمَّ
صُبُّوا۟
فَوْقَ
رَأْسِهِۦ
مِنْ
عَذَابِ
ٱلْحَمِيمِ
"Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir.
Âyet 49
Cüz 25 • Sayfa 498
ذُقْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْكَرِيمُ ﴿49﴾
ذُقْ
إِنَّكَ
أَنتَ
ٱلْعَزِيزُ
ٱلْكَرِيمُ
"Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir.
Âyet 50
Cüz 25 • Sayfa 498
إِنَّ هَٰذَا مَا كُنتُم بِهِۦ تَمْتَرُونَ ﴿50﴾
إِنَّ
هَٰذَا
مَا
كُنتُم
بِهِۦ
تَمْتَرُونَ
"Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir.
Âyet 51
Cüz 25 • Sayfa 498
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى مَقَامٍ أَمِينٍۢ ﴿51﴾
إِنَّ
ٱلْمُتَّقِينَ
فِى
مَقَامٍ
أَمِينٍۢ
Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar ise, güvenli bir yerde, bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.
Âyet 52
Cüz 25 • Sayfa 498
فِى جَنَّٰتٍۢ وَعُيُونٍۢ ﴿52﴾
فِى
جَنَّٰتٍۢ
وَعُيُونٍۢ
Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar ise, güvenli bir yerde, bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.
Âyet 53
Cüz 25 • Sayfa 498
يَلْبَسُونَ مِن سُندُسٍۢ وَإِسْتَبْرَقٍۢ مُّتَقَٰبِلِينَ ﴿53﴾
يَلْبَسُونَ
مِن
سُندُسٍۢ
وَإِسْتَبْرَقٍۢ
مُّتَقَٰبِلِينَ
İnce ipekten ve parlak atlastan giyinerek karşılıklı otururlar.
Âyet 54
Cüz 25 • Sayfa 498
كَذَٰلِكَ وَزَوَّجْنَٰهُم بِحُورٍ عِينٍۢ ﴿54﴾
كَذَٰلِكَ
وَزَوَّجْنَٰهُم
بِحُورٍ
عِينٍۢ
Bu böyledir; onları iri siyah gözlü hurilerle eşlendiririz.
Âyet 55
Cüz 25 • Sayfa 498
يَدْعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَٰكِهَةٍ ءَامِنِينَ ﴿55﴾
يَدْعُونَ
فِيهَا
بِكُلِّ
فَٰكِهَةٍ
ءَامِنِينَ
Orada, güven içinde olarak her yemişi isteyebilirler.
Âyet 56
Cüz 25 • Sayfa 498
لَا يَذُوقُونَ فِيهَا ٱلْمَوْتَ إِلَّا ٱلْمَوْتَةَ ٱلْأُولَىٰ ۖ وَوَقَىٰهُمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ ﴿56﴾
لَا
يَذُوقُونَ
فِيهَا
ٱلْمَوْتَ
إِلَّا
ٱلْمَوْتَةَ
ٱلْأُولَىٰ
ۖ
وَوَقَىٰهُمْ
عَذَابَ
ٱلْجَحِيمِ
Orada, ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Rabbin lütfuyla onları cehennem azabından korumuştur. İşte büyük kurtuluş budur.
Âyet 57
Cüz 25 • Sayfa 498
فَضْلًۭا مِّن رَّبِّكَ ۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ ﴿57﴾
فَضْلًۭا
مِّن
رَّبِّكَ
ۚ
ذَٰلِكَ
هُوَ
ٱلْفَوْزُ
ٱلْعَظِيمُ
Orada, ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Rabbin lütfuyla onları cehennem azabından korumuştur. İşte büyük kurtuluş budur.
Âyet 58
Cüz 25 • Sayfa 498
فَإِنَّمَا يَسَّرْنَٰهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ ﴿58﴾
فَإِنَّمَا
يَسَّرْنَٰهُ
بِلِسَانِكَ
لَعَلَّهُمْ
يَتَذَكَّرُونَ
Biz, öğüt alırlar diye, Kuran'ı senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık. Sen bekle, onlar da beklemektedirler.
Âyet 59
Cüz 25 • Sayfa 498
فَٱرْتَقِبْ إِنَّهُم مُّرْتَقِبُونَ ﴿59﴾
فَٱرْتَقِبْ
إِنَّهُم
مُّرْتَقِبُونَ
Biz, öğüt alırlar diye, Kuran'ı senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık. Sen bekle, onlar da beklemektedirler.
Sosyal Medya Kartı Oluşturucu 1000x1000 PNG