Kârî:
Sûre #8
Medenî
İniş Sırası: 88
75 Âyet
الأنفال
Enfâl Sûresi
Anlamı: Ganimetler
Sûrenin Nüzul Sebebi ve Temel Mesajları (Tefsir Özeti)
▼ Göster / Gizle
Nüzul Ortamı: Enfâl Sûresi Medine-i Münevvere döneminde nâzil olmuştur. Toplam 75 âyet-i kerîmeden müteşekkildir.
Tefsir ve Muhteva: Sûre, adını "Ganimetler" manasına gelen lafızdan almaktadır. Cenâb-ı Hakk'ın kudretini, mü'minlerin ahlakî mükellefiyetlerini, takvâ ve tevhidi öğütler.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Âyet 1
Cüz 9 • Sayfa 177
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْأَنفَالِ ۖ قُلِ ٱلْأَنفَالُ لِلَّهِ وَٱلرَّسُولِ ۖ فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَصْلِحُوا۟ ذَاتَ بَيْنِكُمْ ۖ وَأَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥٓ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ ﴿1﴾
بِسْمِ
ٱللَّهِ
ٱلرَّحْمَٰنِ
ٱلرَّحِيمِ
يَسْـَٔلُونَكَ
عَنِ
ٱلْأَنفَالِ
ۖ
قُلِ
ٱلْأَنفَالُ
لِلَّهِ
وَٱلرَّسُولِ
ۖ
فَٱتَّقُوا۟
ٱللَّهَ
وَأَصْلِحُوا۟
ذَاتَ
بَيْنِكُمْ
ۖ
وَأَطِيعُوا۟
ٱللَّهَ
وَرَسُولَهُۥٓ
إِن
كُنتُم
مُّؤْمِنِينَ
Sana, ganimetlere dair soru sorarlar, de ki: Ganimetler Allah'ın ve Peygamberindir. İnanıyorsanız Allah'tan sakının, aranızdaki münasebetleri düzeltin, Allah'a ve Peygamberine itaat edin.
Âyet 2
Cüz 9 • Sayfa 177
إِنَّمَا ٱلْمُؤْمِنُونَ ٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ ٱللَّهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَإِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتُهُۥ زَادَتْهُمْ إِيمَٰنًۭا وَعَلَىٰ رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ ﴿2﴾
إِنَّمَا
ٱلْمُؤْمِنُونَ
ٱلَّذِينَ
إِذَا
ذُكِرَ
ٱللَّهُ
وَجِلَتْ
قُلُوبُهُمْ
وَإِذَا
تُلِيَتْ
عَلَيْهِمْ
ءَايَٰتُهُۥ
زَادَتْهُمْ
إِيمَٰنًۭا
وَعَلَىٰ
رَبِّهِمْ
يَتَوَكَّلُونَ
İnananlar ancak, o kimselerdir ki Allah anıldığı zaman kalbleri titrer, ayetleri okunduğu zaman bu onların imanlarını artırır. Ve Rablerine güvenirler; namaz kılarlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan yerli yerince sarf ederler.
Âyet 3
Cüz 9 • Sayfa 177
ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ ﴿3﴾
ٱلَّذِينَ
يُقِيمُونَ
ٱلصَّلَوٰةَ
وَمِمَّا
رَزَقْنَٰهُمْ
يُنفِقُونَ
İnananlar ancak, o kimselerdir ki Allah anıldığı zaman kalbleri titrer, ayetleri okunduğu zaman bu onların imanlarını artırır. Ve Rablerine güvenirler; namaz kılarlar; kendilerine verdiğimiz rızıktan yerli yerince sarf ederler.
Âyet 4
Cüz 9 • Sayfa 177
أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُؤْمِنُونَ حَقًّۭا ۚ لَّهُمْ دَرَجَٰتٌ عِندَ رَبِّهِمْ وَمَغْفِرَةٌۭ وَرِزْقٌۭ كَرِيمٌۭ ﴿4﴾
أُو۟لَٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْمُؤْمِنُونَ
حَقًّۭا
ۚ
لَّهُمْ
دَرَجَٰتٌ
عِندَ
رَبِّهِمْ
وَمَغْفِرَةٌۭ
وَرِزْقٌۭ
كَرِيمٌۭ
İşte gerçekten inanmış olanlar bunlardır. Onlara Rablerinin katında mertebeler, mağfiret ve cömertçe verilmiş rızıklar vardır.
Âyet 5
Cüz 9 • Sayfa 177
كَمَآ أَخْرَجَكَ رَبُّكَ مِنۢ بَيْتِكَ بِٱلْحَقِّ وَإِنَّ فَرِيقًۭا مِّنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ لَكَٰرِهُونَ ﴿5﴾
كَمَآ
أَخْرَجَكَ
رَبُّكَ
مِنۢ
بَيْتِكَ
بِٱلْحَقِّ
وَإِنَّ
فَرِيقًۭا
مِّنَ
ٱلْمُؤْمِنِينَ
لَكَٰرِهُونَ
Nitekim, Rabbin seni hak uğrunda evinden savaş için çıkarmıştı, oysa müslümanların bir takımı bundan hoşlanmamıştı.
Âyet 6
Cüz 9 • Sayfa 177
يُجَٰدِلُونَكَ فِى ٱلْحَقِّ بَعْدَمَا تَبَيَّنَ كَأَنَّمَا يُسَاقُونَ إِلَى ٱلْمَوْتِ وَهُمْ يَنظُرُونَ ﴿6﴾
يُجَٰدِلُونَكَ
فِى
ٱلْحَقِّ
بَعْدَمَا
تَبَيَّنَ
كَأَنَّمَا
يُسَاقُونَ
إِلَى
ٱلْمَوْتِ
وَهُمْ
يَنظُرُونَ
Sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, gerçek ortaya çıktıktan sonra bile seninle tartışıyorlardı.
Âyet 7
Cüz 9 • Sayfa 177
وَإِذْ يَعِدُكُمُ ٱللَّهُ إِحْدَى ٱلطَّآئِفَتَيْنِ أَنَّهَا لَكُمْ وَتَوَدُّونَ أَنَّ غَيْرَ ذَاتِ ٱلشَّوْكَةِ تَكُونُ لَكُمْ وَيُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُحِقَّ ٱلْحَقَّ بِكَلِمَٰتِهِۦ وَيَقْطَعَ دَابِرَ ٱلْكَٰفِرِينَ ﴿7﴾
وَإِذْ
يَعِدُكُمُ
ٱللَّهُ
إِحْدَى
ٱلطَّآئِفَتَيْنِ
أَنَّهَا
لَكُمْ
وَتَوَدُّونَ
أَنَّ
غَيْرَ
ذَاتِ
ٱلشَّوْكَةِ
تَكُونُ
لَكُمْ
وَيُرِيدُ
ٱللَّهُ
أَن
يُحِقَّ
ٱلْحَقَّ
بِكَلِمَٰتِهِۦ
وَيَقْطَعَ
دَابِرَ
ٱلْكَٰفِرِينَ
Allah bu iki taifeden birini size vadetmişti; siz, kuvvetsiz olanın size düşmesini istiyordunuz. Oysa, suçluların hoşuna gitmese de, hakkı ortaya çıkarmak ve batılı tepelemek için, Allah sözleriyle hakkı ortaya koymak ve inkarcıların kökünü kesmek istiyordu.
Âyet 8
Cüz 9 • Sayfa 177
لِيُحِقَّ ٱلْحَقَّ وَيُبْطِلَ ٱلْبَٰطِلَ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْمُجْرِمُونَ ﴿8﴾
لِيُحِقَّ
ٱلْحَقَّ
وَيُبْطِلَ
ٱلْبَٰطِلَ
وَلَوْ
كَرِهَ
ٱلْمُجْرِمُونَ
Allah bu iki taifeden birini size vadetmişti; siz, kuvvetsiz olanın size düşmesini istiyordunuz. Oysa, suçluların hoşuna gitmese de, hakkı ortaya çıkarmak ve batılı tepelemek için, Allah sözleriyle hakkı ortaya koymak ve inkarcıların kökünü kesmek istiyordu.
Âyet 9
Cüz 9 • Sayfa 178
إِذْ تَسْتَغِيثُونَ رَبَّكُمْ فَٱسْتَجَابَ لَكُمْ أَنِّى مُمِدُّكُم بِأَلْفٍۢ مِّنَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ مُرْدِفِينَ ﴿9﴾
إِذْ
تَسْتَغِيثُونَ
رَبَّكُمْ
فَٱسْتَجَابَ
لَكُمْ
أَنِّى
مُمِدُّكُم
بِأَلْفٍۢ
مِّنَ
ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ
مُرْدِفِينَ
Rabbinizin yardımına sığınıyordunuz. O, "Ben size, birbiri peşinden bin melekle yardım ederim" diye cevap vermişti.
Âyet 10
Cüz 9 • Sayfa 178
وَمَا جَعَلَهُ ٱللَّهُ إِلَّا بُشْرَىٰ وَلِتَطْمَئِنَّ بِهِۦ قُلُوبُكُمْ ۚ وَمَا ٱلنَّصْرُ إِلَّا مِنْ عِندِ ٱللَّهِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ ﴿10﴾
وَمَا
جَعَلَهُ
ٱللَّهُ
إِلَّا
بُشْرَىٰ
وَلِتَطْمَئِنَّ
بِهِۦ
قُلُوبُكُمْ
ۚ
وَمَا
ٱلنَّصْرُ
إِلَّا
مِنْ
عِندِ
ٱللَّهِ
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
عَزِيزٌ
حَكِيمٌ
Allah bunu ancak bir müjde olması ve kalblerinizin yatışması için yapmıştı. Yardım ancak Allah katındandır. Doğrusu Allah güçlüdür, hakimdir.
Âyet 11
Cüz 9 • Sayfa 178
إِذْ يُغَشِّيكُمُ ٱلنُّعَاسَ أَمَنَةًۭ مِّنْهُ وَيُنَزِّلُ عَلَيْكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۭ لِّيُطَهِّرَكُم بِهِۦ وَيُذْهِبَ عَنكُمْ رِجْزَ ٱلشَّيْطَٰنِ وَلِيَرْبِطَ عَلَىٰ قُلُوبِكُمْ وَيُثَبِّتَ بِهِ ٱلْأَقْدَامَ ﴿11﴾
إِذْ
يُغَشِّيكُمُ
ٱلنُّعَاسَ
أَمَنَةًۭ
مِّنْهُ
وَيُنَزِّلُ
عَلَيْكُم
مِّنَ
ٱلسَّمَآءِ
مَآءًۭ
لِّيُطَهِّرَكُم
بِهِۦ
وَيُذْهِبَ
عَنكُمْ
رِجْزَ
ٱلشَّيْطَٰنِ
وَلِيَرْبِطَ
عَلَىٰ
قُلُوبِكُمْ
وَيُثَبِّتَ
بِهِ
ٱلْأَقْدَامَ
Allah kendi katından bir güven işareti olarak sizi hafif bir uykuya daldırmıştı. Sizi arıtmak, sizden şeytan vesvesesini gidermek, kalblerinizi pekiştirmek ve sebatınızı artırmak için gökten size su indirmişti.
Âyet 12
Cüz 9 • Sayfa 178
إِذْ يُوحِى رَبُّكَ إِلَى ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ أَنِّى مَعَكُمْ فَثَبِّتُوا۟ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ۚ سَأُلْقِى فِى قُلُوبِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ٱلرُّعْبَ فَٱضْرِبُوا۟ فَوْقَ ٱلْأَعْنَاقِ وَٱضْرِبُوا۟ مِنْهُمْ كُلَّ بَنَانٍۢ ﴿12﴾
إِذْ
يُوحِى
رَبُّكَ
إِلَى
ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ
أَنِّى
مَعَكُمْ
فَثَبِّتُوا۟
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
ۚ
سَأُلْقِى
فِى
قُلُوبِ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
ٱلرُّعْبَ
فَٱضْرِبُوا۟
فَوْقَ
ٱلْأَعْنَاقِ
وَٱضْرِبُوا۟
مِنْهُمْ
كُلَّ
بَنَانٍۢ
Rabbin meleklere, "Ben sizinleyim, inananları destekleyin" diye vahyetti. "Ben inkar edenlerin kalblerine korku salacağım, artık vurun onların boyunları üstüne, vurun her parmağına" dedi.
Âyet 13
Cüz 9 • Sayfa 178
ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ شَآقُّوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ ۚ وَمَن يُشَاقِقِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَإِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ ﴿13﴾
ذَٰلِكَ
بِأَنَّهُمْ
شَآقُّوا۟
ٱللَّهَ
وَرَسُولَهُۥ
ۚ
وَمَن
يُشَاقِقِ
ٱللَّهَ
وَرَسُولَهُۥ
فَإِنَّ
ٱللَّهَ
شَدِيدُ
ٱلْعِقَابِ
Bu, onların Allah'a ve Peygamberine karşı koymalarındandır. Kim Allah'a ve peygamberine karşı koyarsa, bilsin ki, Allah'ın cezası şiddetlidir.
Âyet 14
Cüz 9 • Sayfa 178
ذَٰلِكُمْ فَذُوقُوهُ وَأَنَّ لِلْكَٰفِرِينَ عَذَابَ ٱلنَّارِ ﴿14﴾
ذَٰلِكُمْ
فَذُوقُوهُ
وَأَنَّ
لِلْكَٰفِرِينَ
عَذَابَ
ٱلنَّارِ
İşte bunu tadın, inkar edenlere cehennem azabı da vardır.
Âyet 15
Cüz 9 • Sayfa 178
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا لَقِيتُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ زَحْفًۭا فَلَا تُوَلُّوهُمُ ٱلْأَدْبَارَ ﴿15﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوٓا۟
إِذَا
لَقِيتُمُ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
زَحْفًۭا
فَلَا
تُوَلُّوهُمُ
ٱلْأَدْبَارَ
Ey İnananlar! Savaş için ilerlerken, inkar edenlerle toplu halde karşılaştığınızda onlara arkanızı dönmeyin.
Âyet 16
Cüz 9 • Sayfa 178
وَمَن يُوَلِّهِمْ يَوْمَئِذٍۢ دُبُرَهُۥٓ إِلَّا مُتَحَرِّفًۭا لِّقِتَالٍ أَوْ مُتَحَيِّزًا إِلَىٰ فِئَةٍۢ فَقَدْ بَآءَ بِغَضَبٍۢ مِّنَ ٱللَّهِ وَمَأْوَىٰهُ جَهَنَّمُ ۖ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ ﴿16﴾
وَمَن
يُوَلِّهِمْ
يَوْمَئِذٍۢ
دُبُرَهُۥٓ
إِلَّا
مُتَحَرِّفًۭا
لِّقِتَالٍ
أَوْ
مُتَحَيِّزًا
إِلَىٰ
فِئَةٍۢ
فَقَدْ
بَآءَ
بِغَضَبٍۢ
مِّنَ
ٱللَّهِ
وَمَأْوَىٰهُ
جَهَنَّمُ
ۖ
وَبِئْسَ
ٱلْمَصِيرُ
Tekrar savaşmak için bir tarafa çekilmek veya bir başka topluluğa katılmak maksadı dışında, o gün arkasını düşmana dönen kimse Allah'dan bir gazaba uğramış olur. Onun varacağı yer cehennemdir. Ne kötü bir dönüştür!
Âyet 17
Cüz 9 • Sayfa 179
فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ قَتَلَهُمْ ۚ وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ رَمَىٰ ۚ وَلِيُبْلِىَ ٱلْمُؤْمِنِينَ مِنْهُ بَلَآءً حَسَنًا ۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌۭ ﴿17﴾
فَلَمْ
تَقْتُلُوهُمْ
وَلَٰكِنَّ
ٱللَّهَ
قَتَلَهُمْ
ۚ
وَمَا
رَمَيْتَ
إِذْ
رَمَيْتَ
وَلَٰكِنَّ
ٱللَّهَ
رَمَىٰ
ۚ
وَلِيُبْلِىَ
ٱلْمُؤْمِنِينَ
مِنْهُ
بَلَآءً
حَسَنًا
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
سَمِيعٌ
عَلِيمٌۭ
Onları siz öldürmediniz fakat Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmamıştın, fakat Allah atmıştı. Allah bunu, inananları güzel bir imtihana tabi tutmak için yapmıştı. Doğrusu O işitir ve bilir.
Âyet 18
Cüz 9 • Sayfa 179
ذَٰلِكُمْ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدِ ٱلْكَٰفِرِينَ ﴿18﴾
ذَٰلِكُمْ
وَأَنَّ
ٱللَّهَ
مُوهِنُ
كَيْدِ
ٱلْكَٰفِرِينَ
İşte bu, Allah'ın inkarcıların düzenini zayıflatıp yok etmesidir.
Âyet 19
Cüz 9 • Sayfa 179
إِن تَسْتَفْتِحُوا۟ فَقَدْ جَآءَكُمُ ٱلْفَتْحُ ۖ وَإِن تَنتَهُوا۟ فَهُوَ خَيْرٌۭ لَّكُمْ ۖ وَإِن تَعُودُوا۟ نَعُدْ وَلَن تُغْنِىَ عَنكُمْ فِئَتُكُمْ شَيْـًۭٔا وَلَوْ كَثُرَتْ وَأَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلْمُؤْمِنِينَ ﴿19﴾
إِن
تَسْتَفْتِحُوا۟
فَقَدْ
جَآءَكُمُ
ٱلْفَتْحُ
ۖ
وَإِن
تَنتَهُوا۟
فَهُوَ
خَيْرٌۭ
لَّكُمْ
ۖ
وَإِن
تَعُودُوا۟
نَعُدْ
وَلَن
تُغْنِىَ
عَنكُمْ
فِئَتُكُمْ
شَيْـًۭٔا
وَلَوْ
كَثُرَتْ
وَأَنَّ
ٱللَّهَ
مَعَ
ٱلْمُؤْمِنِينَ
Ey inkarcılar! Zafer istiyorsanız, işte zafer geldi (aleyhinize çıktı). Peygambere karşı gelmekten vazgeçerseniz sizin iyiliğinize olur, yok tekrar dönerseniz biz de döneriz; topluluğunuz çok da olsa size hiçbir fayda vermez. Allah inananlarla beraberdir.
Âyet 20
Cüz 9 • Sayfa 179
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَلَا تَوَلَّوْا۟ عَنْهُ وَأَنتُمْ تَسْمَعُونَ ﴿20﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوٓا۟
أَطِيعُوا۟
ٱللَّهَ
وَرَسُولَهُۥ
وَلَا
تَوَلَّوْا۟
عَنْهُ
وَأَنتُمْ
تَسْمَعُونَ
Ey inananlar! Allah'a ve Peygamberine itaat edin, Kuran'ı dinleyip dururken yüz çevirmeyin, dinlemedikleri halde "dinledik" diyenler gibi olmayın.
Âyet 21
Cüz 9 • Sayfa 179
وَلَا تَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ قَالُوا۟ سَمِعْنَا وَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ ﴿21﴾
وَلَا
تَكُونُوا۟
كَٱلَّذِينَ
قَالُوا۟
سَمِعْنَا
وَهُمْ
لَا
يَسْمَعُونَ
Ey inananlar! Allah'a ve Peygamberine itaat edin, Kuran'ı dinleyip dururken yüz çevirmeyin, dinlemedikleri halde "dinledik" diyenler gibi olmayın.
Âyet 22
Cüz 9 • Sayfa 179
۞ إِنَّ شَرَّ ٱلدَّوَآبِّ عِندَ ٱللَّهِ ٱلصُّمُّ ٱلْبُكْمُ ٱلَّذِينَ لَا يَعْقِلُونَ ﴿22﴾
۞
إِنَّ
شَرَّ
ٱلدَّوَآبِّ
عِندَ
ٱللَّهِ
ٱلصُّمُّ
ٱلْبُكْمُ
ٱلَّذِينَ
لَا
يَعْقِلُونَ
Allah katında, yeryüzündeki canlıların en kötüsü gerçeği akletmeyen sağırlar ve dilsizlerdir.
Âyet 23
Cüz 9 • Sayfa 179
وَلَوْ عَلِمَ ٱللَّهُ فِيهِمْ خَيْرًۭا لَّأَسْمَعَهُمْ ۖ وَلَوْ أَسْمَعَهُمْ لَتَوَلَّوا۟ وَّهُم مُّعْرِضُونَ ﴿23﴾
وَلَوْ
عَلِمَ
ٱللَّهُ
فِيهِمْ
خَيْرًۭا
لَّأَسْمَعَهُمْ
ۖ
وَلَوْ
أَسْمَعَهُمْ
لَتَوَلَّوا۟
وَّهُم
مُّعْرِضُونَ
Allah onlarda bir iyilik görseydi onlara işittirirdi. Onlara işittirmiş olsaydı yine de yüz çevirirlerdi, zaten dönektirler.
Âyet 24
Cüz 9 • Sayfa 179
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱسْتَجِيبُوا۟ لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ ۖ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ يَحُولُ بَيْنَ ٱلْمَرْءِ وَقَلْبِهِۦ وَأَنَّهُۥٓ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ ﴿24﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
ٱسْتَجِيبُوا۟
لِلَّهِ
وَلِلرَّسُولِ
إِذَا
دَعَاكُمْ
لِمَا
يُحْيِيكُمْ
ۖ
وَٱعْلَمُوٓا۟
أَنَّ
ٱللَّهَ
يَحُولُ
بَيْنَ
ٱلْمَرْءِ
وَقَلْبِهِۦ
وَأَنَّهُۥٓ
إِلَيْهِ
تُحْشَرُونَ
Ey inananlar! Allah ve Peygamber, sizi, hayat verecek şeye çağırdığı zaman icabet edin. Allah'ın kişi ile kalbi arasına girdiğini ve sonunda O'nun katında toplanacağınızı bilin.
Âyet 25
Cüz 9 • Sayfa 179
وَٱتَّقُوا۟ فِتْنَةًۭ لَّا تُصِيبَنَّ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مِنكُمْ خَآصَّةًۭ ۖ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ ﴿25﴾
وَٱتَّقُوا۟
فِتْنَةًۭ
لَّا
تُصِيبَنَّ
ٱلَّذِينَ
ظَلَمُوا۟
مِنكُمْ
خَآصَّةًۭ
ۖ
وَٱعْلَمُوٓا۟
أَنَّ
ٱللَّهَ
شَدِيدُ
ٱلْعِقَابِ
Aranızdan yalnız zalimlere erişmekle kalmayacak fitneden sakının, Allah'ın azabının şiddetli olduğunu bilin.
Âyet 26
Cüz 9 • Sayfa 180
وَٱذْكُرُوٓا۟ إِذْ أَنتُمْ قَلِيلٌۭ مُّسْتَضْعَفُونَ فِى ٱلْأَرْضِ تَخَافُونَ أَن يَتَخَطَّفَكُمُ ٱلنَّاسُ فَـَٔاوَىٰكُمْ وَأَيَّدَكُم بِنَصْرِهِۦ وَرَزَقَكُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ﴿26﴾
وَٱذْكُرُوٓا۟
إِذْ
أَنتُمْ
قَلِيلٌۭ
مُّسْتَضْعَفُونَ
فِى
ٱلْأَرْضِ
تَخَافُونَ
أَن
يَتَخَطَّفَكُمُ
ٱلنَّاسُ
فَـَٔاوَىٰكُمْ
وَأَيَّدَكُم
بِنَصْرِهِۦ
وَرَزَقَكُم
مِّنَ
ٱلطَّيِّبَٰتِ
لَعَلَّكُمْ
تَشْكُرُونَ
Yeryüzünde az sayıda olduğunuz ve zayıf sayıldığınız için insanların sizi esir olarak alıp götürmesinden korktuğunuz zamanları, hatırlayın. Allah, şükredesiniz diye sizi barındırmış, yardımıyla desteklemiş, temiz şeylerle rızıklandırmıştır.
Âyet 27
Cüz 9 • Sayfa 180
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَخُونُوا۟ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ وَتَخُونُوٓا۟ أَمَٰنَٰتِكُمْ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ ﴿27﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
لَا
تَخُونُوا۟
ٱللَّهَ
وَٱلرَّسُولَ
وَتَخُونُوٓا۟
أَمَٰنَٰتِكُمْ
وَأَنتُمْ
تَعْلَمُونَ
Ey inananlar! Allah'a ve Peygambere karşı hainlik etmeyin, size güvenilen şeylere bile bile hıyanet etmiş olursunuz.
Âyet 28
Cüz 9 • Sayfa 180
وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّمَآ أَمْوَٰلُكُمْ وَأَوْلَٰدُكُمْ فِتْنَةٌۭ وَأَنَّ ٱللَّهَ عِندَهُۥٓ أَجْرٌ عَظِيمٌۭ ﴿28﴾
وَٱعْلَمُوٓا۟
أَنَّمَآ
أَمْوَٰلُكُمْ
وَأَوْلَٰدُكُمْ
فِتْنَةٌۭ
وَأَنَّ
ٱللَّهَ
عِندَهُۥٓ
أَجْرٌ
عَظِيمٌۭ
Mallarınızın ve çocuklarınızın, aslında bir sınama olduğunu ve büyük ecrin Allah katında bulunduğunu bilin.
Âyet 29
Cüz 9 • Sayfa 180
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِن تَتَّقُوا۟ ٱللَّهَ يَجْعَل لَّكُمْ فُرْقَانًۭا وَيُكَفِّرْ عَنكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ۗ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ ﴿29﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوٓا۟
إِن
تَتَّقُوا۟
ٱللَّهَ
يَجْعَل
لَّكُمْ
فُرْقَانًۭا
وَيُكَفِّرْ
عَنكُمْ
سَيِّـَٔاتِكُمْ
وَيَغْفِرْ
لَكُمْ
ۗ
وَٱللَّهُ
ذُو
ٱلْفَضْلِ
ٱلْعَظِيمِ
Ey inananlar! Allah'tan sakınırsanız, O size iyiyi kötüden ayırdedecek bir anlayış verir, kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah büyük, bol nimet sahibidir.
Âyet 30
Cüz 9 • Sayfa 180
وَإِذْ يَمْكُرُ بِكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لِيُثْبِتُوكَ أَوْ يَقْتُلُوكَ أَوْ يُخْرِجُوكَ ۚ وَيَمْكُرُونَ وَيَمْكُرُ ٱللَّهُ ۖ وَٱللَّهُ خَيْرُ ٱلْمَٰكِرِينَ ﴿30﴾
وَإِذْ
يَمْكُرُ
بِكَ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
لِيُثْبِتُوكَ
أَوْ
يَقْتُلُوكَ
أَوْ
يُخْرِجُوكَ
ۚ
وَيَمْكُرُونَ
وَيَمْكُرُ
ٱللَّهُ
ۖ
وَٱللَّهُ
خَيْرُ
ٱلْمَٰكِرِينَ
İnkar edenler, seni bağlayıp bir yere kapamak veya öldürmek, ya da sürmek için düzen kuruyorlardı. Onlar düzen kurarken, Allah da düzenlerini bozuyordu. Allah düzen yapanların en iyisidir.
Âyet 31
Cüz 9 • Sayfa 180
وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتُنَا قَالُوا۟ قَدْ سَمِعْنَا لَوْ نَشَآءُ لَقُلْنَا مِثْلَ هَٰذَآ ۙ إِنْ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ ﴿31﴾
وَإِذَا
تُتْلَىٰ
عَلَيْهِمْ
ءَايَٰتُنَا
قَالُوا۟
قَدْ
سَمِعْنَا
لَوْ
نَشَآءُ
لَقُلْنَا
مِثْلَ
هَٰذَآ
ۙ
إِنْ
هَٰذَآ
إِلَّآ
أَسَٰطِيرُ
ٱلْأَوَّلِينَ
Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman, "İşittik, işittik! İstesek biz de aynını söyleyebiliriz; bu sadece eskilerin masallarıdır" derlerdi.
Âyet 32
Cüz 9 • Sayfa 180
وَإِذْ قَالُوا۟ ٱللَّهُمَّ إِن كَانَ هَٰذَا هُوَ ٱلْحَقَّ مِنْ عِندِكَ فَأَمْطِرْ عَلَيْنَا حِجَارَةًۭ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ أَوِ ٱئْتِنَا بِعَذَابٍ أَلِيمٍۢ ﴿32﴾
وَإِذْ
قَالُوا۟
ٱللَّهُمَّ
إِن
كَانَ
هَٰذَا
هُوَ
ٱلْحَقَّ
مِنْ
عِندِكَ
فَأَمْطِرْ
عَلَيْنَا
حِجَارَةًۭ
مِّنَ
ٱلسَّمَآءِ
أَوِ
ٱئْتِنَا
بِعَذَابٍ
أَلِيمٍۢ
"Allah'ımız! Eğer bu Kitap, gerçekten Senin katından ise bize gökten taş yağdır veya can yakıcı bir azab ver" demişlerdi.
Âyet 33
Cüz 9 • Sayfa 180
وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُعَذِّبَهُمْ وَأَنتَ فِيهِمْ ۚ وَمَا كَانَ ٱللَّهُ مُعَذِّبَهُمْ وَهُمْ يَسْتَغْفِرُونَ ﴿33﴾
وَمَا
كَانَ
ٱللَّهُ
لِيُعَذِّبَهُمْ
وَأَنتَ
فِيهِمْ
ۚ
وَمَا
كَانَ
ٱللَّهُ
مُعَذِّبَهُمْ
وَهُمْ
يَسْتَغْفِرُونَ
Oysa, sen içlerinde iken Allah onlara azabetmez. Onlar bağışlanma dilerlerken de elbette Allah azab edecek değildir.
Âyet 34
Cüz 9 • Sayfa 181
وَمَا لَهُمْ أَلَّا يُعَذِّبَهُمُ ٱللَّهُ وَهُمْ يَصُدُّونَ عَنِ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ وَمَا كَانُوٓا۟ أَوْلِيَآءَهُۥٓ ۚ إِنْ أَوْلِيَآؤُهُۥٓ إِلَّا ٱلْمُتَّقُونَ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ﴿34﴾
وَمَا
لَهُمْ
أَلَّا
يُعَذِّبَهُمُ
ٱللَّهُ
وَهُمْ
يَصُدُّونَ
عَنِ
ٱلْمَسْجِدِ
ٱلْحَرَامِ
وَمَا
كَانُوٓا۟
أَوْلِيَآءَهُۥٓ
ۚ
إِنْ
أَوْلِيَآؤُهُۥٓ
إِلَّا
ٱلْمُتَّقُونَ
وَلَٰكِنَّ
أَكْثَرَهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
Yoksa Mescidi Haram'a girmekten menederlerken Allah onlara niçin azab etmesin? Hem de O'nun dostu değiller; O'nun dostları ancak karşı gelmekten sakınanlardır. Fakat çoğu bunu bilmiyorlar.
Âyet 35
Cüz 9 • Sayfa 181
وَمَا كَانَ صَلَاتُهُمْ عِندَ ٱلْبَيْتِ إِلَّا مُكَآءًۭ وَتَصْدِيَةًۭ ۚ فَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ ﴿35﴾
وَمَا
كَانَ
صَلَاتُهُمْ
عِندَ
ٱلْبَيْتِ
إِلَّا
مُكَآءًۭ
وَتَصْدِيَةًۭ
ۚ
فَذُوقُوا۟
ٱلْعَذَابَ
بِمَا
كُنتُمْ
تَكْفُرُونَ
Kabe'deki tapınmaları sadece ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. İnkarınıza karşılık artık azabı tadın.
Âyet 36
Cüz 9 • Sayfa 181
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُنفِقُونَ أَمْوَٰلَهُمْ لِيَصُدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ ۚ فَسَيُنفِقُونَهَا ثُمَّ تَكُونُ عَلَيْهِمْ حَسْرَةًۭ ثُمَّ يُغْلَبُونَ ۗ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِلَىٰ جَهَنَّمَ يُحْشَرُونَ ﴿36﴾
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
يُنفِقُونَ
أَمْوَٰلَهُمْ
لِيَصُدُّوا۟
عَن
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
ۚ
فَسَيُنفِقُونَهَا
ثُمَّ
تَكُونُ
عَلَيْهِمْ
حَسْرَةًۭ
ثُمَّ
يُغْلَبُونَ
ۗ
وَٱلَّذِينَ
كَفَرُوٓا۟
إِلَىٰ
جَهَنَّمَ
يُحْشَرُونَ
Doğrusu inkar edenler mallarını Allah'ın yolundan insanları alıkoymak için sarfederler ve daha da sarfedeceklerdir; ama sonra içleri yanacak, hem de mağlup olacaklardır. Bu, Allah'ın, temizi murdardan ayırması ve murdarları üstüste koyup hepsini yığarak cehenneme yerleştirmesi içindir; inkar edenler cehenneme toplanacaklardır. İşte onlar mahvolanlardır.
Âyet 37
Cüz 9 • Sayfa 181
لِيَمِيزَ ٱللَّهُ ٱلْخَبِيثَ مِنَ ٱلطَّيِّبِ وَيَجْعَلَ ٱلْخَبِيثَ بَعْضَهُۥ عَلَىٰ بَعْضٍۢ فَيَرْكُمَهُۥ جَمِيعًۭا فَيَجْعَلَهُۥ فِى جَهَنَّمَ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ ﴿37﴾
لِيَمِيزَ
ٱللَّهُ
ٱلْخَبِيثَ
مِنَ
ٱلطَّيِّبِ
وَيَجْعَلَ
ٱلْخَبِيثَ
بَعْضَهُۥ
عَلَىٰ
بَعْضٍۢ
فَيَرْكُمَهُۥ
جَمِيعًۭا
فَيَجْعَلَهُۥ
فِى
جَهَنَّمَ
ۚ
أُو۟لَٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْخَٰسِرُونَ
Doğrusu inkar edenler mallarını Allah'ın yolundan insanları alıkoymak için sarfederler ve daha da sarfedeceklerdir; ama sonra içleri yanacak, hem de mağlup olacaklardır. Bu, Allah'ın, temizi murdardan ayırması ve murdarları üstüste koyup hepsini yığarak cehenneme yerleştirmesi içindir; inkar edenler cehenneme toplanacaklardır. İşte onlar mahvolanlardır.
Âyet 38
Cüz 9 • Sayfa 181
قُل لِّلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِن يَنتَهُوا۟ يُغْفَرْ لَهُم مَّا قَدْ سَلَفَ وَإِن يَعُودُوا۟ فَقَدْ مَضَتْ سُنَّتُ ٱلْأَوَّلِينَ ﴿38﴾
قُل
لِّلَّذِينَ
كَفَرُوٓا۟
إِن
يَنتَهُوا۟
يُغْفَرْ
لَهُم
مَّا
قَدْ
سَلَفَ
وَإِن
يَعُودُوا۟
فَقَدْ
مَضَتْ
سُنَّتُ
ٱلْأَوَّلِينَ
İnkar edenlere, eğer savaştan vazgeçerlerse, geçmişlerinin bağışlanacağını ve tekrar başlarlarsa evvelkilerin hükmünün uygulanacağını söyle.
Âyet 39
Cüz 9 • Sayfa 181
وَقَٰتِلُوهُمْ حَتَّىٰ لَا تَكُونَ فِتْنَةٌۭ وَيَكُونَ ٱلدِّينُ كُلُّهُۥ لِلَّهِ ۚ فَإِنِ ٱنتَهَوْا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ بِمَا يَعْمَلُونَ بَصِيرٌۭ ﴿39﴾
وَقَٰتِلُوهُمْ
حَتَّىٰ
لَا
تَكُونَ
فِتْنَةٌۭ
وَيَكُونَ
ٱلدِّينُ
كُلُّهُۥ
لِلَّهِ
ۚ
فَإِنِ
ٱنتَهَوْا۟
فَإِنَّ
ٱللَّهَ
بِمَا
يَعْمَلُونَ
بَصِيرٌۭ
Fitne kalmayıp, yalnız Allah'ın dini kalana kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse bilsinler ki Allah onların işlediklerini şüphesiz görür.
Âyet 40
Cüz 9 • Sayfa 181
وَإِن تَوَلَّوْا۟ فَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ مَوْلَىٰكُمْ ۚ نِعْمَ ٱلْمَوْلَىٰ وَنِعْمَ ٱلنَّصِيرُ ﴿40﴾
وَإِن
تَوَلَّوْا۟
فَٱعْلَمُوٓا۟
أَنَّ
ٱللَّهَ
مَوْلَىٰكُمْ
ۚ
نِعْمَ
ٱلْمَوْلَىٰ
وَنِعْمَ
ٱلنَّصِيرُ
Eğer yüz çevirirlerse Allah'ın sizin dostunuz olduğunu bilin; O ne güzel dost, ne güzel yardımcıdır!
Âyet 41
Cüz 10 • Sayfa 182
۞ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّمَا غَنِمْتُم مِّن شَىْءٍۢ فَأَنَّ لِلَّهِ خُمُسَهُۥ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينِ وَٱبْنِ ٱلسَّبِيلِ إِن كُنتُمْ ءَامَنتُم بِٱللَّهِ وَمَآ أَنزَلْنَا عَلَىٰ عَبْدِنَا يَوْمَ ٱلْفُرْقَانِ يَوْمَ ٱلْتَقَى ٱلْجَمْعَانِ ۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌ ﴿41﴾
۞
وَٱعْلَمُوٓا۟
أَنَّمَا
غَنِمْتُم
مِّن
شَىْءٍۢ
فَأَنَّ
لِلَّهِ
خُمُسَهُۥ
وَلِلرَّسُولِ
وَلِذِى
ٱلْقُرْبَىٰ
وَٱلْيَتَٰمَىٰ
وَٱلْمَسَٰكِينِ
وَٱبْنِ
ٱلسَّبِيلِ
إِن
كُنتُمْ
ءَامَنتُم
بِٱللَّهِ
وَمَآ
أَنزَلْنَا
عَلَىٰ
عَبْدِنَا
يَوْمَ
ٱلْفُرْقَانِ
يَوْمَ
ٱلْتَقَى
ٱلْجَمْعَانِ
ۗ
وَٱللَّهُ
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍۢ
قَدِيرٌ
Eğer Allah'a ve hakkı batıldan ayıran o günde, iki topluluğun karşılaştığı günde kulumuza indirdiğimize inanıyorsanız, bilin ki, ele geçirdiğiniz ganimetin beşte biri Allah'ın, Peygamber'in ve yakınlarının, yetimlerin, düşkünlerin ve yolcularındır. Allah her şeye Kadir'dir.
Âyet 42
Cüz 10 • Sayfa 182
إِذْ أَنتُم بِٱلْعُدْوَةِ ٱلدُّنْيَا وَهُم بِٱلْعُدْوَةِ ٱلْقُصْوَىٰ وَٱلرَّكْبُ أَسْفَلَ مِنكُمْ ۚ وَلَوْ تَوَاعَدتُّمْ لَٱخْتَلَفْتُمْ فِى ٱلْمِيعَٰدِ ۙ وَلَٰكِن لِّيَقْضِىَ ٱللَّهُ أَمْرًۭا كَانَ مَفْعُولًۭا لِّيَهْلِكَ مَنْ هَلَكَ عَنۢ بَيِّنَةٍۢ وَيَحْيَىٰ مَنْ حَىَّ عَنۢ بَيِّنَةٍۢ ۗ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَسَمِيعٌ عَلِيمٌ ﴿42﴾
إِذْ
أَنتُم
بِٱلْعُدْوَةِ
ٱلدُّنْيَا
وَهُم
بِٱلْعُدْوَةِ
ٱلْقُصْوَىٰ
وَٱلرَّكْبُ
أَسْفَلَ
مِنكُمْ
ۚ
وَلَوْ
تَوَاعَدتُّمْ
لَٱخْتَلَفْتُمْ
فِى
ٱلْمِيعَٰدِ
ۙ
وَلَٰكِن
لِّيَقْضِىَ
ٱللَّهُ
أَمْرًۭا
كَانَ
مَفْعُولًۭا
لِّيَهْلِكَ
مَنْ
هَلَكَ
عَنۢ
بَيِّنَةٍۢ
وَيَحْيَىٰ
مَنْ
حَىَّ
عَنۢ
بَيِّنَةٍۢ
ۗ
وَإِنَّ
ٱللَّهَ
لَسَمِيعٌ
عَلِيمٌ
Siz vadiye en yakın ve onlar da en uzak yamaçta idiler; kervanın süvarileri sizden daha aşağıdaydı. Savaş için buluşmak üzere sözleşmeye kalksaydınız, vaktini tayinde anlaşmazlığa düşerdiniz; fakat Allah mahvolan, apaçık belgeden ötürü mahvolsun, yaşayan da apaçık belgeden ötürü yaşasın diye olacak işi yaptı. Doğrusu Allah işitir ve bilir.
Âyet 43
Cüz 10 • Sayfa 182
إِذْ يُرِيكَهُمُ ٱللَّهُ فِى مَنَامِكَ قَلِيلًۭا ۖ وَلَوْ أَرَىٰكَهُمْ كَثِيرًۭا لَّفَشِلْتُمْ وَلَتَنَٰزَعْتُمْ فِى ٱلْأَمْرِ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ سَلَّمَ ۗ إِنَّهُۥ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ ﴿43﴾
إِذْ
يُرِيكَهُمُ
ٱللَّهُ
فِى
مَنَامِكَ
قَلِيلًۭا
ۖ
وَلَوْ
أَرَىٰكَهُمْ
كَثِيرًۭا
لَّفَشِلْتُمْ
وَلَتَنَٰزَعْتُمْ
فِى
ٱلْأَمْرِ
وَلَٰكِنَّ
ٱللَّهَ
سَلَّمَ
ۗ
إِنَّهُۥ
عَلِيمٌۢ
بِذَاتِ
ٱلصُّدُورِ
Allah onları uykunda sana az gösteriyordu. Çok göstermiş olsaydı, yılacak ve bu hususta çekişmeye başlıyacaktınız, fakat Allah sizi kurtardı; çünkü O kalblerde olanı bilir.
Âyet 44
Cüz 10 • Sayfa 182
وَإِذْ يُرِيكُمُوهُمْ إِذِ ٱلْتَقَيْتُمْ فِىٓ أَعْيُنِكُمْ قَلِيلًۭا وَيُقَلِّلُكُمْ فِىٓ أَعْيُنِهِمْ لِيَقْضِىَ ٱللَّهُ أَمْرًۭا كَانَ مَفْعُولًۭا ۗ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ ﴿44﴾
وَإِذْ
يُرِيكُمُوهُمْ
إِذِ
ٱلْتَقَيْتُمْ
فِىٓ
أَعْيُنِكُمْ
قَلِيلًۭا
وَيُقَلِّلُكُمْ
فِىٓ
أَعْيُنِهِمْ
لِيَقْضِىَ
ٱللَّهُ
أَمْرًۭا
كَانَ
مَفْعُولًۭا
ۗ
وَإِلَى
ٱللَّهِ
تُرْجَعُ
ٱلْأُمُورُ
Karşılaştığınızda, olacak işi oldurmak için, onları gözlerinize az gösteriyor ve sizi de onların gözünde azaltıyordu. Bütün işler dönüp Allah'a varır.
Âyet 45
Cüz 10 • Sayfa 182
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا لَقِيتُمْ فِئَةًۭ فَٱثْبُتُوا۟ وَٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ كَثِيرًۭا لَّعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ ﴿45﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوٓا۟
إِذَا
لَقِيتُمْ
فِئَةًۭ
فَٱثْبُتُوا۟
وَٱذْكُرُوا۟
ٱللَّهَ
كَثِيرًۭا
لَّعَلَّكُمْ
تُفْلِحُونَ
Ey inananlar! Bir toplulukla karşılaşırsanız dayanın; başarıya erişebilmeniz için Allah'ı çok anın.
Âyet 46
Cüz 10 • Sayfa 183
وَأَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَلَا تَنَٰزَعُوا۟ فَتَفْشَلُوا۟ وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ ۖ وَٱصْبِرُوٓا۟ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلصَّٰبِرِينَ ﴿46﴾
وَأَطِيعُوا۟
ٱللَّهَ
وَرَسُولَهُۥ
وَلَا
تَنَٰزَعُوا۟
فَتَفْشَلُوا۟
وَتَذْهَبَ
رِيحُكُمْ
ۖ
وَٱصْبِرُوٓا۟
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
مَعَ
ٱلصَّٰبِرِينَ
Allah'a ve Peygamberine itaat edin; çekişmeyin, yoksa korkar başarısızlığa düşersiniz ve kuvvetiniz gider. Sabredin, doğrusu Allah sabredenlerle beraberdir.
Âyet 47
Cüz 10 • Sayfa 183
وَلَا تَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ خَرَجُوا۟ مِن دِيَٰرِهِم بَطَرًۭا وَرِئَآءَ ٱلنَّاسِ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ ۚ وَٱللَّهُ بِمَا يَعْمَلُونَ مُحِيطٌۭ ﴿47﴾
وَلَا
تَكُونُوا۟
كَٱلَّذِينَ
خَرَجُوا۟
مِن
دِيَٰرِهِم
بَطَرًۭا
وَرِئَآءَ
ٱلنَّاسِ
وَيَصُدُّونَ
عَن
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
ۚ
وَٱللَّهُ
بِمَا
يَعْمَلُونَ
مُحِيطٌۭ
Yurtlarından böbürlenerek, insanlara gösteriş yaparak çıkan ve Allah yolundan men edenler gibi olmayın. Allah onların işlediklerini her yönüyle bilendir.
Âyet 48
Cüz 10 • Sayfa 183
وَإِذْ زَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ أَعْمَٰلَهُمْ وَقَالَ لَا غَالِبَ لَكُمُ ٱلْيَوْمَ مِنَ ٱلنَّاسِ وَإِنِّى جَارٌۭ لَّكُمْ ۖ فَلَمَّا تَرَآءَتِ ٱلْفِئَتَانِ نَكَصَ عَلَىٰ عَقِبَيْهِ وَقَالَ إِنِّى بَرِىٓءٌۭ مِّنكُمْ إِنِّىٓ أَرَىٰ مَا لَا تَرَوْنَ إِنِّىٓ أَخَافُ ٱللَّهَ ۚ وَٱللَّهُ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ ﴿48﴾
وَإِذْ
زَيَّنَ
لَهُمُ
ٱلشَّيْطَٰنُ
أَعْمَٰلَهُمْ
وَقَالَ
لَا
غَالِبَ
لَكُمُ
ٱلْيَوْمَ
مِنَ
ٱلنَّاسِ
وَإِنِّى
جَارٌۭ
لَّكُمْ
ۖ
فَلَمَّا
تَرَآءَتِ
ٱلْفِئَتَانِ
نَكَصَ
عَلَىٰ
عَقِبَيْهِ
وَقَالَ
إِنِّى
بَرِىٓءٌۭ
مِّنكُمْ
إِنِّىٓ
أَرَىٰ
مَا
لَا
تَرَوْنَ
إِنِّىٓ
أَخَافُ
ٱللَّهَ
ۚ
وَٱللَّهُ
شَدِيدُ
ٱلْعِقَابِ
Şeytan onlara işlediklerini güzel gösterdi ve "Bugün insanlardan sizi yenecek kimse yoktur; doğrusu ben de size yardımcıyım" dedi. İki ordu karşılaşınca da, geri dönüp, "Benim sizinle ilgim yok; doğrusu sizin görmediğinizi ben görüyorum ve şüphesiz Allah'tan korkuyorum, Allah'ın azabı şiddetlidir" dedi.
Âyet 49
Cüz 10 • Sayfa 183
إِذْ يَقُولُ ٱلْمُنَٰفِقُونَ وَٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ غَرَّ هَٰٓؤُلَآءِ دِينُهُمْ ۗ وَمَن يَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ فَإِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌۭ ﴿49﴾
إِذْ
يَقُولُ
ٱلْمُنَٰفِقُونَ
وَٱلَّذِينَ
فِى
قُلُوبِهِم
مَّرَضٌ
غَرَّ
هَٰٓؤُلَآءِ
دِينُهُمْ
ۗ
وَمَن
يَتَوَكَّلْ
عَلَى
ٱللَّهِ
فَإِنَّ
ٱللَّهَ
عَزِيزٌ
حَكِيمٌۭ
İkiyüzlüler ve kalblerinde hastalık bulunanlar "Müslümanları dinleri aldattı" diyorlardı; oysa, kim Allah'a güvenirse bilmelidir ki Allah güçlüdür, hakimdir.
Âyet 50
Cüz 10 • Sayfa 183
وَلَوْ تَرَىٰٓ إِذْ يَتَوَفَّى ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ۙ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ يَضْرِبُونَ وُجُوهَهُمْ وَأَدْبَٰرَهُمْ وَذُوقُوا۟ عَذَابَ ٱلْحَرِيقِ ﴿50﴾
وَلَوْ
تَرَىٰٓ
إِذْ
يَتَوَفَّى
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
ۙ
ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ
يَضْرِبُونَ
وُجُوهَهُمْ
وَأَدْبَٰرَهُمْ
وَذُوقُوا۟
عَذَابَ
ٱلْحَرِيقِ
Melekler, inkar edenlerin yüzlerine ve sırtlarına vurarak, "Yakıcı azabı tadın, bu, kendi ellerinizle yaptığınızın karşılığıdır" diyerek canlarını alırken bir görseydin! Yoksa Allah kullara asla zulmetmez.
Âyet 51
Cüz 10 • Sayfa 183
ذَٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيكُمْ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَيْسَ بِظَلَّٰمٍۢ لِّلْعَبِيدِ ﴿51﴾
ذَٰلِكَ
بِمَا
قَدَّمَتْ
أَيْدِيكُمْ
وَأَنَّ
ٱللَّهَ
لَيْسَ
بِظَلَّٰمٍۢ
لِّلْعَبِيدِ
Melekler, inkar edenlerin yüzlerine ve sırtlarına vurarak, "Yakıcı azabı tadın, bu, kendi ellerinizle yaptığınızın karşılığıdır" diyerek canlarını alırken bir görseydin! Yoksa Allah kullara asla zulmetmez.
Âyet 52
Cüz 10 • Sayfa 183
كَدَأْبِ ءَالِ فِرْعَوْنَ ۙ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ بِذُنُوبِهِمْ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ قَوِىٌّۭ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ ﴿52﴾
كَدَأْبِ
ءَالِ
فِرْعَوْنَ
ۙ
وَٱلَّذِينَ
مِن
قَبْلِهِمْ
ۚ
كَفَرُوا۟
بِـَٔايَٰتِ
ٱللَّهِ
فَأَخَذَهُمُ
ٱللَّهُ
بِذُنُوبِهِمْ
ۗ
إِنَّ
ٱللَّهَ
قَوِىٌّۭ
شَدِيدُ
ٱلْعِقَابِ
Firavun taifesi ve onlardan öncekilerin gidişi gibi, Allah'ın ayetlerini yalanladılar da Allah onları günahlarından ötürü yoketti. Allah kuvvetlidir, cezalandırması şiddetlidir.
Âyet 53
Cüz 10 • Sayfa 184
ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ لَمْ يَكُ مُغَيِّرًۭا نِّعْمَةً أَنْعَمَهَا عَلَىٰ قَوْمٍ حَتَّىٰ يُغَيِّرُوا۟ مَا بِأَنفُسِهِمْ ۙ وَأَنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌۭ ﴿53﴾
ذَٰلِكَ
بِأَنَّ
ٱللَّهَ
لَمْ
يَكُ
مُغَيِّرًۭا
نِّعْمَةً
أَنْعَمَهَا
عَلَىٰ
قَوْمٍ
حَتَّىٰ
يُغَيِّرُوا۟
مَا
بِأَنفُسِهِمْ
ۙ
وَأَنَّ
ٱللَّهَ
سَمِيعٌ
عَلِيمٌۭ
Bu, bir topluluk iyi gidişini değiştirmedikçe Allah'ın da verdiği nimeti değiştirmeyeceğinden ve Allah'ın işiten, bilen olmasındandır.
Âyet 54
Cüz 10 • Sayfa 184
كَدَأْبِ ءَالِ فِرْعَوْنَ ۙ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمْ فَأَهْلَكْنَٰهُم بِذُنُوبِهِمْ وَأَغْرَقْنَآ ءَالَ فِرْعَوْنَ ۚ وَكُلٌّۭ كَانُوا۟ ظَٰلِمِينَ ﴿54﴾
كَدَأْبِ
ءَالِ
فِرْعَوْنَ
ۙ
وَٱلَّذِينَ
مِن
قَبْلِهِمْ
ۚ
كَذَّبُوا۟
بِـَٔايَٰتِ
رَبِّهِمْ
فَأَهْلَكْنَٰهُم
بِذُنُوبِهِمْ
وَأَغْرَقْنَآ
ءَالَ
فِرْعَوْنَ
ۚ
وَكُلٌّۭ
كَانُوا۟
ظَٰلِمِينَ
Firavun taifesi ve onlardan öncekilerin gidişi gibi, Rablerinin ayetlerini yalanladılar da onları günahlarından ötürü yok ettik. Firavun taifesini suda boğduk, hepsi zalimlerdi.
Âyet 55
Cüz 10 • Sayfa 184
إِنَّ شَرَّ ٱلدَّوَآبِّ عِندَ ٱللَّهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ ﴿55﴾
إِنَّ
شَرَّ
ٱلدَّوَآبِّ
عِندَ
ٱللَّهِ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
فَهُمْ
لَا
يُؤْمِنُونَ
Allah katında yeryüzünde yaşayanların en kötüsü, inkar edenlerdir. Onlar artık inanmazlar.
Âyet 56
Cüz 10 • Sayfa 184
ٱلَّذِينَ عَٰهَدتَّ مِنْهُمْ ثُمَّ يَنقُضُونَ عَهْدَهُمْ فِى كُلِّ مَرَّةٍۢ وَهُمْ لَا يَتَّقُونَ ﴿56﴾
ٱلَّذِينَ
عَٰهَدتَّ
مِنْهُمْ
ثُمَّ
يَنقُضُونَ
عَهْدَهُمْ
فِى
كُلِّ
مَرَّةٍۢ
وَهُمْ
لَا
يَتَّقُونَ
Anlaşma yaptığın kimseler, sonucundan sakınmayarak anlaşmalarını her defasında bozarlar. Savaşta onları yakalarsan, arkalarındakilere ibret olacak şekilde, darmadağın et.
Âyet 57
Cüz 10 • Sayfa 184
فَإِمَّا تَثْقَفَنَّهُمْ فِى ٱلْحَرْبِ فَشَرِّدْ بِهِم مَّنْ خَلْفَهُمْ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ ﴿57﴾
فَإِمَّا
تَثْقَفَنَّهُمْ
فِى
ٱلْحَرْبِ
فَشَرِّدْ
بِهِم
مَّنْ
خَلْفَهُمْ
لَعَلَّهُمْ
يَذَّكَّرُونَ
Anlaşma yaptığın kimseler, sonucundan sakınmayarak anlaşmalarını her defasında bozarlar. Savaşta onları yakalarsan, arkalarındakilere ibret olacak şekilde, darmadağın et.
Âyet 58
Cüz 10 • Sayfa 184
وَإِمَّا تَخَافَنَّ مِن قَوْمٍ خِيَانَةًۭ فَٱنۢبِذْ إِلَيْهِمْ عَلَىٰ سَوَآءٍ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلْخَآئِنِينَ ﴿58﴾
وَإِمَّا
تَخَافَنَّ
مِن
قَوْمٍ
خِيَانَةًۭ
فَٱنۢبِذْ
إِلَيْهِمْ
عَلَىٰ
سَوَآءٍ
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
لَا
يُحِبُّ
ٱلْخَآئِنِينَ
Eğer bir topluluğun anlaşmaya hıyanet etmesinden korkarsan, sen de onlara karşı anlaşmayı bozarak aynı şekilde davran. Doğrusu Allah hainleri sevmez.
Âyet 59
Cüz 10 • Sayfa 184
وَلَا يَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ سَبَقُوٓا۟ ۚ إِنَّهُمْ لَا يُعْجِزُونَ ﴿59﴾
وَلَا
يَحْسَبَنَّ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
سَبَقُوٓا۟
ۚ
إِنَّهُمْ
لَا
يُعْجِزُونَ
İnkar edenler, asla öne geçtiklerini sanmasınlar, çünkü onlar bizi aciz bırakamıyacaklardır.
Âyet 60
Cüz 10 • Sayfa 184
وَأَعِدُّوا۟ لَهُم مَّا ٱسْتَطَعْتُم مِّن قُوَّةٍۢ وَمِن رِّبَاطِ ٱلْخَيْلِ تُرْهِبُونَ بِهِۦ عَدُوَّ ٱللَّهِ وَعَدُوَّكُمْ وَءَاخَرِينَ مِن دُونِهِمْ لَا تَعْلَمُونَهُمُ ٱللَّهُ يَعْلَمُهُمْ ۚ وَمَا تُنفِقُوا۟ مِن شَىْءٍۢ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ يُوَفَّ إِلَيْكُمْ وَأَنتُمْ لَا تُظْلَمُونَ ﴿60﴾
وَأَعِدُّوا۟
لَهُم
مَّا
ٱسْتَطَعْتُم
مِّن
قُوَّةٍۢ
وَمِن
رِّبَاطِ
ٱلْخَيْلِ
تُرْهِبُونَ
بِهِۦ
عَدُوَّ
ٱللَّهِ
وَعَدُوَّكُمْ
وَءَاخَرِينَ
مِن
دُونِهِمْ
لَا
تَعْلَمُونَهُمُ
ٱللَّهُ
يَعْلَمُهُمْ
ۚ
وَمَا
تُنفِقُوا۟
مِن
شَىْءٍۢ
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
يُوَفَّ
إِلَيْكُمْ
وَأَنتُمْ
لَا
تُظْلَمُونَ
Ey inananlar! Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar Allah'ın düşmanı ve sizin düşmanlarınızı ve bunların dışında Allah'ın bilip sizin bilmediklerinizi yıldırmak üzere kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Allah yolunda sarfettiğiniz her şey size haksızlık yapılmadan, tamamen ödenecektir.
Âyet 61
Cüz 10 • Sayfa 184
۞ وَإِن جَنَحُوا۟ لِلسَّلْمِ فَٱجْنَحْ لَهَا وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ ﴿61﴾
۞
وَإِن
جَنَحُوا۟
لِلسَّلْمِ
فَٱجْنَحْ
لَهَا
وَتَوَكَّلْ
عَلَى
ٱللَّهِ
ۚ
إِنَّهُۥ
هُوَ
ٱلسَّمِيعُ
ٱلْعَلِيمُ
Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de yanaş ve Allah'a güven. O, şüphesiz işitir ve bilir.
Âyet 62
Cüz 10 • Sayfa 185
وَإِن يُرِيدُوٓا۟ أَن يَخْدَعُوكَ فَإِنَّ حَسْبَكَ ٱللَّهُ ۚ هُوَ ٱلَّذِىٓ أَيَّدَكَ بِنَصْرِهِۦ وَبِٱلْمُؤْمِنِينَ ﴿62﴾
وَإِن
يُرِيدُوٓا۟
أَن
يَخْدَعُوكَ
فَإِنَّ
حَسْبَكَ
ٱللَّهُ
ۚ
هُوَ
ٱلَّذِىٓ
أَيَّدَكَ
بِنَصْرِهِۦ
وَبِٱلْمُؤْمِنِينَ
Seni aldatmak isterlerse, bil ki şüphesiz Allah sana kafidir. Seni ve inananları yardımıyla destekleyen, kalblerini uzlaştıran O'dur. Eğer yeryüzünde olan her şeyi sarfetsen bile, sen onların kalblerini uzlaştıramazdın, ama Allah onları uzlaştırdı. Doğrusu O Güçlü'dür, Hakim'dir.
Âyet 63
Cüz 10 • Sayfa 185
وَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ ۚ لَوْ أَنفَقْتَ مَا فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًۭا مَّآ أَلَّفْتَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ أَلَّفَ بَيْنَهُمْ ۚ إِنَّهُۥ عَزِيزٌ حَكِيمٌۭ ﴿63﴾
وَأَلَّفَ
بَيْنَ
قُلُوبِهِمْ
ۚ
لَوْ
أَنفَقْتَ
مَا
فِى
ٱلْأَرْضِ
جَمِيعًۭا
مَّآ
أَلَّفْتَ
بَيْنَ
قُلُوبِهِمْ
وَلَٰكِنَّ
ٱللَّهَ
أَلَّفَ
بَيْنَهُمْ
ۚ
إِنَّهُۥ
عَزِيزٌ
حَكِيمٌۭ
Seni aldatmak isterlerse, bil ki şüphesiz Allah sana kafidir. Seni ve inananları yardımıyla destekleyen, kalblerini uzlaştıran O'dur. Eğer yeryüzünde olan her şeyi sarfetsen bile, sen onların kalblerini uzlaştıramazdın, ama Allah onları uzlaştırdı. Doğrusu O Güçlü'dür, Hakim'dir.
Âyet 64
Cüz 10 • Sayfa 185
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ حَسْبُكَ ٱللَّهُ وَمَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ ﴿64﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلنَّبِىُّ
حَسْبُكَ
ٱللَّهُ
وَمَنِ
ٱتَّبَعَكَ
مِنَ
ٱلْمُؤْمِنِينَ
Allah'ın yardımı sana ve sana uyan müminlere yeter.
Âyet 65
Cüz 10 • Sayfa 185
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ حَرِّضِ ٱلْمُؤْمِنِينَ عَلَى ٱلْقِتَالِ ۚ إِن يَكُن مِّنكُمْ عِشْرُونَ صَٰبِرُونَ يَغْلِبُوا۟ مِا۟ئَتَيْنِ ۚ وَإِن يَكُن مِّنكُم مِّا۟ئَةٌۭ يَغْلِبُوٓا۟ أَلْفًۭا مِّنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌۭ لَّا يَفْقَهُونَ ﴿65﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلنَّبِىُّ
حَرِّضِ
ٱلْمُؤْمِنِينَ
عَلَى
ٱلْقِتَالِ
ۚ
إِن
يَكُن
مِّنكُمْ
عِشْرُونَ
صَٰبِرُونَ
يَغْلِبُوا۟
مِا۟ئَتَيْنِ
ۚ
وَإِن
يَكُن
مِّنكُم
مِّا۟ئَةٌۭ
يَغْلِبُوٓا۟
أَلْفًۭا
مِّنَ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
بِأَنَّهُمْ
قَوْمٌۭ
لَّا
يَفْقَهُونَ
Müminleri savaş için coştur. Sizin sabırlı yirmi kişiniz onlardan ikiyüz kişiyi yener. Sizin yüz kişiniz, inkar edenlerden bin kişiyi yener; çünkü onlar anlayışsız bir güruhtur. Şimdi Allah yükünüzü hafifletti, zira içinizde zaaf bulunduğunu biliyordu. Sizin sabırlı yüz kişiniz onlardan ikiyüz kişiyi yener; sizin bin kişiniz, Allah'ın izniyle, ikibin kişiyi yener. Allah sabredenlerle beraberdir.
Âyet 66
Cüz 10 • Sayfa 185
ٱلْـَٰٔنَ خَفَّفَ ٱللَّهُ عَنكُمْ وَعَلِمَ أَنَّ فِيكُمْ ضَعْفًۭا ۚ فَإِن يَكُن مِّنكُم مِّا۟ئَةٌۭ صَابِرَةٌۭ يَغْلِبُوا۟ مِا۟ئَتَيْنِ ۚ وَإِن يَكُن مِّنكُمْ أَلْفٌۭ يَغْلِبُوٓا۟ أَلْفَيْنِ بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۗ وَٱللَّهُ مَعَ ٱلصَّٰبِرِينَ ﴿66﴾
ٱلْـَٰٔنَ
خَفَّفَ
ٱللَّهُ
عَنكُمْ
وَعَلِمَ
أَنَّ
فِيكُمْ
ضَعْفًۭا
ۚ
فَإِن
يَكُن
مِّنكُم
مِّا۟ئَةٌۭ
صَابِرَةٌۭ
يَغْلِبُوا۟
مِا۟ئَتَيْنِ
ۚ
وَإِن
يَكُن
مِّنكُمْ
أَلْفٌۭ
يَغْلِبُوٓا۟
أَلْفَيْنِ
بِإِذْنِ
ٱللَّهِ
ۗ
وَٱللَّهُ
مَعَ
ٱلصَّٰبِرِينَ
Müminleri savaş için coştur. Sizin sabırlı yirmi kişiniz onlardan ikiyüz kişiyi yener. Sizin yüz kişiniz, inkar edenlerden bin kişiyi yener; çünkü onlar anlayışsız bir güruhtur. Şimdi Allah yükünüzü hafifletti, zira içinizde zaaf bulunduğunu biliyordu. Sizin sabırlı yüz kişiniz onlardan ikiyüz kişiyi yener; sizin bin kişiniz, Allah'ın izniyle, ikibin kişiyi yener. Allah sabredenlerle beraberdir.
Âyet 67
Cüz 10 • Sayfa 185
مَا كَانَ لِنَبِىٍّ أَن يَكُونَ لَهُۥٓ أَسْرَىٰ حَتَّىٰ يُثْخِنَ فِى ٱلْأَرْضِ ۚ تُرِيدُونَ عَرَضَ ٱلدُّنْيَا وَٱللَّهُ يُرِيدُ ٱلْءَاخِرَةَ ۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌۭ ﴿67﴾
مَا
كَانَ
لِنَبِىٍّ
أَن
يَكُونَ
لَهُۥٓ
أَسْرَىٰ
حَتَّىٰ
يُثْخِنَ
فِى
ٱلْأَرْضِ
ۚ
تُرِيدُونَ
عَرَضَ
ٱلدُّنْيَا
وَٱللَّهُ
يُرِيدُ
ٱلْءَاخِرَةَ
ۗ
وَٱللَّهُ
عَزِيزٌ
حَكِيمٌۭ
Yeryüzünde savaşırken, düşmanı yere sermeden esir almak hiçbir peygambere yaraşmaz. Geçici dünya malını istiyorsunuz, oysa Allah ahireti kazanmanızı ister. Allah Güçlü'dür, Hakim'dir.
Âyet 68
Cüz 10 • Sayfa 185
لَّوْلَا كِتَٰبٌۭ مِّنَ ٱللَّهِ سَبَقَ لَمَسَّكُمْ فِيمَآ أَخَذْتُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌۭ ﴿68﴾
لَّوْلَا
كِتَٰبٌۭ
مِّنَ
ٱللَّهِ
سَبَقَ
لَمَسَّكُمْ
فِيمَآ
أَخَذْتُمْ
عَذَابٌ
عَظِيمٌۭ
Daha önceden Allah'tan verilmiş bir hüküm olmasaydı, aldıklarınızdan ötürü size büyük bir azab erişirdi.
Âyet 69
Cüz 10 • Sayfa 185
فَكُلُوا۟ مِمَّا غَنِمْتُمْ حَلَٰلًۭا طَيِّبًۭا ۚ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ ﴿69﴾
فَكُلُوا۟
مِمَّا
غَنِمْتُمْ
حَلَٰلًۭا
طَيِّبًۭا
ۚ
وَٱتَّقُوا۟
ٱللَّهَ
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
غَفُورٌۭ
رَّحِيمٌۭ
Elde ettiğiniz ganimetleri temiz ve helal olarak yiyin; Allah'tan sakının, doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder.
Âyet 70
Cüz 10 • Sayfa 186
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ قُل لِّمَن فِىٓ أَيْدِيكُم مِّنَ ٱلْأَسْرَىٰٓ إِن يَعْلَمِ ٱللَّهُ فِى قُلُوبِكُمْ خَيْرًۭا يُؤْتِكُمْ خَيْرًۭا مِّمَّآ أُخِذَ مِنكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ۗ وَٱللَّهُ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ ﴿70﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلنَّبِىُّ
قُل
لِّمَن
فِىٓ
أَيْدِيكُم
مِّنَ
ٱلْأَسْرَىٰٓ
إِن
يَعْلَمِ
ٱللَّهُ
فِى
قُلُوبِكُمْ
خَيْرًۭا
يُؤْتِكُمْ
خَيْرًۭا
مِّمَّآ
أُخِذَ
مِنكُمْ
وَيَغْفِرْ
لَكُمْ
ۗ
وَٱللَّهُ
غَفُورٌۭ
رَّحِيمٌۭ
Elinizde bulunan esirlere, "Allah kalblerinizde bir iyilik bulursa, size sizden alınanın daha hayırlısını verir, sizi bağışlar, Allah bağışlayandır, merhamet edendir" de.
Âyet 71
Cüz 10 • Sayfa 186
وَإِن يُرِيدُوا۟ خِيَانَتَكَ فَقَدْ خَانُوا۟ ٱللَّهَ مِن قَبْلُ فَأَمْكَنَ مِنْهُمْ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ ﴿71﴾
وَإِن
يُرِيدُوا۟
خِيَانَتَكَ
فَقَدْ
خَانُوا۟
ٱللَّهَ
مِن
قَبْلُ
فَأَمْكَنَ
مِنْهُمْ
ۗ
وَٱللَّهُ
عَلِيمٌ
حَكِيمٌ
Esirler sana hıyanet etmek isterlerse, bilsinler ki esasen daha önce de Allah'a hıyanet etmişlerdi, Allah bundan ötürü onları yenmen için sana imkan verdi. Allah Bilen'dir, Hakim'dir.
Âyet 72
Cüz 10 • Sayfa 186
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَهَاجَرُوا۟ وَجَٰهَدُوا۟ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلَّذِينَ ءَاوَوا۟ وَّنَصَرُوٓا۟ أُو۟لَٰٓئِكَ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَآءُ بَعْضٍۢ ۚ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَلَمْ يُهَاجِرُوا۟ مَا لَكُم مِّن وَلَٰيَتِهِم مِّن شَىْءٍ حَتَّىٰ يُهَاجِرُوا۟ ۚ وَإِنِ ٱسْتَنصَرُوكُمْ فِى ٱلدِّينِ فَعَلَيْكُمُ ٱلنَّصْرُ إِلَّا عَلَىٰ قَوْمٍۭ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُم مِّيثَٰقٌۭ ۗ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌۭ ﴿72﴾
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَهَاجَرُوا۟
وَجَٰهَدُوا۟
بِأَمْوَٰلِهِمْ
وَأَنفُسِهِمْ
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
وَٱلَّذِينَ
ءَاوَوا۟
وَّنَصَرُوٓا۟
أُو۟لَٰٓئِكَ
بَعْضُهُمْ
أَوْلِيَآءُ
بَعْضٍۢ
ۚ
وَٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَلَمْ
يُهَاجِرُوا۟
مَا
لَكُم
مِّن
وَلَٰيَتِهِم
مِّن
شَىْءٍ
حَتَّىٰ
يُهَاجِرُوا۟
ۚ
وَإِنِ
ٱسْتَنصَرُوكُمْ
فِى
ٱلدِّينِ
فَعَلَيْكُمُ
ٱلنَّصْرُ
إِلَّا
عَلَىٰ
قَوْمٍۭ
بَيْنَكُمْ
وَبَيْنَهُم
مِّيثَٰقٌۭ
ۗ
وَٱللَّهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
بَصِيرٌۭ
Doğrusu inanıp hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihat edenler ve muhacirleri barındırıp onlara yardım edenler, işte bunlar birbirinin dostudurlar. İnanıp hicret etmeyenlerle, hicret edene kadar sizin dostluğunuz yoktur. Fakat din uğrunda yardım isterlerse, aranızda anlaşma olmayan topluluktan başkasına karşı onlara yardım etmeniz gerekir. Allah işlediklerinizi görür.
Âyet 73
Cüz 10 • Sayfa 186
وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَآءُ بَعْضٍ ۚ إِلَّا تَفْعَلُوهُ تَكُن فِتْنَةٌۭ فِى ٱلْأَرْضِ وَفَسَادٌۭ كَبِيرٌۭ ﴿73﴾
وَٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
بَعْضُهُمْ
أَوْلِيَآءُ
بَعْضٍ
ۚ
إِلَّا
تَفْعَلُوهُ
تَكُن
فِتْنَةٌۭ
فِى
ٱلْأَرْضِ
وَفَسَادٌۭ
كَبِيرٌۭ
İnkar edenler birbirlerinin dostlarıdır. Eğer siz aranızda dost olmazsanız yeryüzünde kargaşalık, fitne ve büyük bozgun çıkar.
Âyet 74
Cüz 10 • Sayfa 186
وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَهَاجَرُوا۟ وَجَٰهَدُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلَّذِينَ ءَاوَوا۟ وَّنَصَرُوٓا۟ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُؤْمِنُونَ حَقًّۭا ۚ لَّهُم مَّغْفِرَةٌۭ وَرِزْقٌۭ كَرِيمٌۭ ﴿74﴾
وَٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَهَاجَرُوا۟
وَجَٰهَدُوا۟
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
وَٱلَّذِينَ
ءَاوَوا۟
وَّنَصَرُوٓا۟
أُو۟لَٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْمُؤْمِنُونَ
حَقًّۭا
ۚ
لَّهُم
مَّغْفِرَةٌۭ
وَرِزْقٌۭ
كَرِيمٌۭ
İnanıp hicret eden, Allah yolunda savaşanlar ve muhacirleri barındırıp onlara yardım edenler, işte onlar gerçekten inanmış olanlardır. Onlara mağfiret ve cömertçe verilmiş rızıklar vardır.
Âyet 75
Cüz 10 • Sayfa 186
وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنۢ بَعْدُ وَهَاجَرُوا۟ وَجَٰهَدُوا۟ مَعَكُمْ فَأُو۟لَٰٓئِكَ مِنكُمْ ۚ وَأُو۟لُوا۟ ٱلْأَرْحَامِ بَعْضُهُمْ أَوْلَىٰ بِبَعْضٍۢ فِى كِتَٰبِ ٱللَّهِ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌۢ ﴿75﴾
وَٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
مِنۢ
بَعْدُ
وَهَاجَرُوا۟
وَجَٰهَدُوا۟
مَعَكُمْ
فَأُو۟لَٰٓئِكَ
مِنكُمْ
ۚ
وَأُو۟لُوا۟
ٱلْأَرْحَامِ
بَعْضُهُمْ
أَوْلَىٰ
بِبَعْضٍۢ
فِى
كِتَٰبِ
ٱللَّهِ
ۗ
إِنَّ
ٱللَّهَ
بِكُلِّ
شَىْءٍ
عَلِيمٌۢ
Sonra inanıp hicret eden ve sizinle birlikte savaşanlar, işte onlar sizdendir. Birbirinin mirasçısı olan akraba, Allah'ın Kitap'ına göre birbirine daha yakındır. Doğrusu Allah her şeyi bilir.
Sosyal Medya Kartı Oluşturucu 1000x1000 PNG