İslam Ansiklopedisi
Akaid, fıkıh, ahlak, tasavvuf, Kur'an ilimleri ve İslâm medeniyetinin kurucu kavramları, terimleri ve A-Z alfabetik fihristi.
et-Tabakātü'l-Kebîr, hicrî 3. asrın başında Muhammed b. Sa'd (ö. 230/845) tarafından telif edilmiştir. Eser; Hz. Peygamber'in (s.a.v.) sîreti ile başlar, ardından sahâbeyi Bedir harbine katılanlar, Habeşistan muhacirleri, Uhud ehli, Mekke fethinde İslâm'a girenler ve hanım sahâbîler olarak tabakalandırır.
Sahâbe ve tâbiînin günlük kıyafetleri, konuşma üslupları, ibadet hayatları ve vefat yerleri hakkında başka hiçbir kaynakta bulunmayan en eski canlı vesikadır.
Tâcü't-Tevârîh (Tarihlerin Tacı), III. Mehmed devri şeyhülislâmı ve Haçova Meydan Muharebesi'nin mânevî mimarı Hoca Sâdeddin Efendi (ö. 1008/1599) tarafından yazılmıştır. Osmanlı padişahlarının adalet, gaza ve fetih siyasetlerini klasik Osmanlı nesrinin en yüksek zarafetiyle tahlil eder.
Takvâ, sözlükte "korunmak, sakınmak, himaye altına girmek" manalarına gelir. Kur'ân ıstılahında ise kulun, Allah'ın gazabından ve azabından O'nun rahmetine ve emirlerine sığınarak kendini muhafaza etmesidir.
Hz. Ömer (r.a.), Übey b. Kâ'b'a takvayı sorduğunda Übey: "Ey Ömer, hiç dikenli bir arazide yürüdün mü?" dedi. Hz. Ömer: "Evet yürüdüm" cevabını verdi. Übey: "Peki ne yaptın?" diye sorunca, Hz. Ömer: "Eteklerimi topladım ve diken batmasın diye son derece dikkatle yürüdüm" dedi. Bunun üzerine Übey: "İşte takva tam olarak budur!" buyurmuştur.
Târîh-i Cevdet, Osmanlı medeniyetinin yetiştirdiği son büyük allâme Ahmet Cevdet Paşa tarafından kaleme alınmıştır. Paşa, İbn Haldun'un sosyolojik metodunu Osmanlı devletinin gerileme ve dönüşüm sancılarına tatbik ederek; Fransız İhtilali'nin İslâm dünyasına tesirlerini, yeniçeri isyanlarının perde arkasını ve devlet teşkilatındaki ahlakî çözülmeleri dâhiyâne bir vukûfiyetle tahlil etmiştir.
Büyük hadis hâfızı ve tarihçi Şemseddîn ez-Zehebî (ö. 748/1348), kaleme aldığı Târîhu'l-İslâm (52 Cilt) ve onun damıtılmış biyografik zübdesi olan Siyeru A'lâmi'n-Nübelâ (25 Cilt) ile İslâm medeniyetinin yetiştiği 40 bini aşkın âlim, halife, kumandan, şair ve mutasavvıfın portresini çizmiştir.
Zehebî, biyografileri aktarırken kuru bir övgüye kaçmamış; şahsiyetlerin faziletlerini teslim ederken zaaf ve hatalarını da insafla tenkit eden yüksek bir ilmî ahlak sergilemiştir.
Târîhu'r-Rusül ve'l-Mülûk (Milletler ve Hükümdarlar Tarihi), İslâm tarih yazıcılığının kurucusu ve müfessirlerin reisi Ebû Ca'fer Muhammed b. Cerîr et-Taberî (ö. 310/923) tarafından kaleme alınmış anıtsal bir şaheserdir. Bütün sonraki İslâm tarihçilerinin ana kaynağı olması hasebiyle 'Tarihin Babası' kabul edilir.
Eserin Metodolojisi ve Hususiyetleri
- İsnadlı Rivayet Metodu: Taberî, hadis usûlünü tarihe uygulayarak her bir tarihî hadiseyi sahâbe, tâbiîn ve ilk râvilere dayanan sened zincirleriyle nakletmiştir.
- Kozmoloji ve Peygamberler Kıssaları: Kâinatın yaratılışı, Hz. Âdem'den itibaren nebîlerin tebliğ mücadeleleri ve kadim İran, Rum ve Yemen krallarının vesikaları yer alır.
- Siyer ve Hulefâ-i Râşidîn: Asr-ı Saâdet, Ridde savaşları, fetihler, Cemel ve Sıffîn hadiseleri en ince ayrıntılarına kadar tahrîc edilmiştir.
Te'vîl, Bir lafzın ilk akla gelen zâhirî manasını, kuvvetli bir delile dayanarak muhtemel diğer bir manaya yönlendirme.
İslâm İlimlerindeki Yeri ve Hükmü
Bu kavram, İslâm düşüncesinde ve usûl literatüründe derin tahlillere konu olmuştur. Ehl-i Sünnet uleması meselenin sınırlarını Kur'an-ı Kerim âyetleri, sahih sünnet tatbikatı ve müçtehitlerin icmâı ile belirlemiştir. Mesele hem teorik hem de pratik hayatta müminin istikametini tayin eden mühim bir esastır.
Tefsir ilmi iki ana metoda ayrılır: Âyet ve hadislere dayanan 'Rivâyet Tefsiri' (Taberî, İbn Kesîr) ve dil, akıl ve ictihada dayanan 'Dirâyet Tefsiri' (Râzî, Zemahşerî, Mâtürîdî). Tefsir, ilahî kelamın ebedi mesajını çağlara taşıyan fenerdir.
Teheccüd Namazı, Yatsı namazından sonra bir miktar uyuyup gecenin son üçte birinde seher vaktinde kılınan en faziletli nafile namaz.
Fıkhî ve İtikadî Çerçeve
İslâm uleması bu kavramın sınırlarını Kur'an-ı Kerim, mütevatir sünnet ve sahabe tatbikatıyla belirlemiştir. Mesele, müminin amelî ve itikadî hayatında rehberlik eden müstesna bir kıymete sahiptir.
Tekâfül (İslâmî Sigorta), Riba ve kumardan uzak, üyelerin karşılıklı yardımlaşma ve risk paylaşımı esasına dayanan katılım sigortacılığı.
Fıkhî ve İtikadî Çerçeve
İslâm uleması bu kavramın sınırlarını Kur'an-ı Kerim, mütevatir sünnet ve sahabe tatbikatıyla belirlemiştir. Mesele, müminin amelî ve itikadî hayatında rehberlik eden müstesna bir kıymete sahiptir.
Tenâsühün Reddi, Ruhların bedenden bedene geçtiği batıl inancının Kur'an ve icma ile kesin olarak çürütülmesi.
İslâm İlimlerindeki Yeri ve Hükmü
Bu kavram, İslâm düşüncesinde ve usûl literatüründe derin tahlillere konu olmuştur. Ehl-i Sünnet uleması meselenin sınırlarını Kur'an-ı Kerim âyetleri, sahih sünnet tatbikatı ve müçtehitlerin icmâı ile belirlemiştir. Mesele hem teorik hem de pratik hayatta müminin istikametini tayin eden mühim bir esastır.
Tenkîh-i Menât, Fıkıh usûlünde, hükmün gerekçesi (illeti) olmaya elverişli vasıfları diğer tali özelliklerden ayıklama faaliyeti.
Fıkhî ve İtikadî Çerçeve
İslâm uleması bu kavramın sınırlarını Kur'an-ı Kerim, mütevatir sünnet ve sahabe tatbikatıyla belirlemiştir. Mesele, müminin amelî ve itikadî hayatında rehberlik eden müstesna bir kıymete sahiptir.
Yüce Allah'ın hiçbir yaratılmışa benzemediğini, başlangıcı ve sonu olmadığını ifade eden akîdevi sıfatlardır.
Tevâtür, hadis ve usûl-i fıkıh ilminde sıhhat derecesinin zirvesini oluşturan nakil türüdür. Tevâtür yoluyla gelen habere mütevâtir denir ve bu haber inkârı kabil olmayan kat'î/zarûrî ilim (kesin bilgi) hâsıl eder.
Tevâtürün Şartları
- Ravi sayısının her tabakada yalan üzerine ittifak edemeyecek derecede çok olması.
- Haberin akıl yürütmeye değil, hisse (görme, işitme) dayanması.
- Bu şartların senedin başından sonuna kadar kesintisiz devam etmesi.
Kısımları
Lafzî Mütevâtir: Bütün ravilerin aynı kelimelerle naklettiği hadislerdir. Örn: "Kim benim üzerime bilerek yalan uydurursa cehennemdeki yerine hazırlansın."
Manevî Mütevâtir: Farklı lafızlarla aktarılan fakat ortak bir manada ittifak edilen nakillerdir (Dua ederken ellerin kaldırılması, havz-ı kevser vb.).
Samimi bir tövbenin (Tevbe-i Nasûh) üç şartı vardır: 1. Günahı derhal terk etmek, 2. İşlediğine yürekten pişman olmak, 3. Bir daha dönmemeye kesin azmetmek. Eğer kul hakkı varsa helalleşmek şarttır. Efendimiz 'Günahtan tam dönen kimse, hiç günah işlememiş gibidir' buyurmuştur.
Talâk 3. âyette 'Kim Allah'a tevekkül ederse, O kendisine yeter' müjdesi verilir. Hakiki tevekkül sahibi insan başarıda gurura kapılmaz, musibette ise ümitsizliğe düşmez; 'Hasbünallâhu ve ni'me'l-vekîl' (Allah bize yeter, O ne güzel vekildir) diyerek huzur bulur.
Tevessül, Kulun dua ederken salih amellerini veya Allah katında kıymetli peygamber ve velileri vesile kılması.
İslâm İlimlerindeki Yeri ve Hükmü
Bu kavram, İslâm düşüncesinde ve usûl literatüründe derin tahlillere konu olmuştur. Ehl-i Sünnet uleması meselenin sınırlarını Kur'an-ı Kerim âyetleri, sahih sünnet tatbikatı ve müçtehitlerin icmâı ile belirlemiştir. Mesele hem teorik hem de pratik hayatta müminin istikametini tayin eden mühim bir esastır.
Tevhid üç boyutta idrak edilir: 1. Tevhid-i Rubûbiyyet (Kâinatı yaratan, rızıklandıran tek Rab Allah'tır), 2. Tevhid-i Ulûhiyyet (Yalnızca Allah'a ibadet edilir, başkasına tapılmaz), 3. Tevhid-i Esmâ ve Sıfât (Kemal sıfatları sadece O'na aittir). Tevhid insanı kula kul olmaktan kurtarıp gerçek hürriyete kavuşturur.
Sosyal Medya Kartı Oluşturucu 1000x1000 PNG