Kârî:
Sûre #39
Mekkî
İniş Sırası: 59
75 Âyet
الزمر
Zümer Sûresi
Anlamı: Zümreler, Gruplar
Sûrenin Nüzul Sebebi ve Temel Mesajları (Tefsir Özeti)
▼ Göster / Gizle
Nüzul Ortamı: Zümer Sûresi Mekke-i Mükerreme döneminde nâzil olmuştur. Toplam 75 âyet-i kerîmeden müteşekkildir.
Tefsir ve Muhteva: Sûre, adını "Zümreler, Gruplar" manasına gelen lafızdan almaktadır. Cenâb-ı Hakk'ın kudretini, mü'minlerin ahlakî mükellefiyetlerini, takvâ ve tevhidi öğütler.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Âyet 1
Cüz 23 • Sayfa 458
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ تَنزِيلُ ٱلْكِتَٰبِ مِنَ ٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَكِيمِ ﴿1﴾
بِسْمِ
ٱللَّهِ
ٱلرَّحْمَٰنِ
ٱلرَّحِيمِ
تَنزِيلُ
ٱلْكِتَٰبِ
مِنَ
ٱللَّهِ
ٱلْعَزِيزِ
ٱلْحَكِيمِ
Kitap'ın indirilmesi, güçlü ve Hakim olan Allah katındandır.
Âyet 2
Cüz 23 • Sayfa 458
إِنَّآ أَنزَلْنَآ إِلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ بِٱلْحَقِّ فَٱعْبُدِ ٱللَّهَ مُخْلِصًۭا لَّهُ ٱلدِّينَ ﴿2﴾
إِنَّآ
أَنزَلْنَآ
إِلَيْكَ
ٱلْكِتَٰبَ
بِٱلْحَقِّ
فَٱعْبُدِ
ٱللَّهَ
مُخْلِصًۭا
لَّهُ
ٱلدِّينَ
Biz sana Kitap'ı gerçekle indirdik. Öyle ise dini Allah için halis kılarak O'na kulluk et.
Âyet 3
Cüz 23 • Sayfa 458
أَلَا لِلَّهِ ٱلدِّينُ ٱلْخَالِصُ ۚ وَٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ أَوْلِيَآءَ مَا نَعْبُدُهُمْ إِلَّا لِيُقَرِّبُونَآ إِلَى ٱللَّهِ زُلْفَىٰٓ إِنَّ ٱللَّهَ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ فِى مَا هُمْ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى مَنْ هُوَ كَٰذِبٌۭ كَفَّارٌۭ ﴿3﴾
أَلَا
لِلَّهِ
ٱلدِّينُ
ٱلْخَالِصُ
ۚ
وَٱلَّذِينَ
ٱتَّخَذُوا۟
مِن
دُونِهِۦٓ
أَوْلِيَآءَ
مَا
نَعْبُدُهُمْ
إِلَّا
لِيُقَرِّبُونَآ
إِلَى
ٱللَّهِ
زُلْفَىٰٓ
إِنَّ
ٱللَّهَ
يَحْكُمُ
بَيْنَهُمْ
فِى
مَا
هُمْ
فِيهِ
يَخْتَلِفُونَ
ۗ
إِنَّ
ٱللَّهَ
لَا
يَهْدِى
مَنْ
هُوَ
كَٰذِبٌۭ
كَفَّارٌۭ
Dikkat edin, halis din Allah'ındır; O'nu bırakıp da putlardan dostlar edinenler: "Onlara, bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz" derler. Doğrusu Allah ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Allah şüphesiz yalancı ve inkarcı kimseyi doğru yola eriştirmez.
Âyet 4
Cüz 23 • Sayfa 458
لَّوْ أَرَادَ ٱللَّهُ أَن يَتَّخِذَ وَلَدًۭا لَّٱصْطَفَىٰ مِمَّا يَخْلُقُ مَا يَشَآءُ ۚ سُبْحَٰنَهُۥ ۖ هُوَ ٱللَّهُ ٱلْوَٰحِدُ ٱلْقَهَّارُ ﴿4﴾
لَّوْ
أَرَادَ
ٱللَّهُ
أَن
يَتَّخِذَ
وَلَدًۭا
لَّٱصْطَفَىٰ
مِمَّا
يَخْلُقُ
مَا
يَشَآءُ
ۚ
سُبْحَٰنَهُۥ
ۖ
هُوَ
ٱللَّهُ
ٱلْوَٰحِدُ
ٱلْقَهَّارُ
Allah çocuk edinmek isteseydi, yaratıklarından dilediğini seçerdi. O münezzehtir, O; gücü her şeye yeten tek Allah'tır.
Âyet 5
Cüz 23 • Sayfa 458
خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ ۖ يُكَوِّرُ ٱلَّيْلَ عَلَى ٱلنَّهَارِ وَيُكَوِّرُ ٱلنَّهَارَ عَلَى ٱلَّيْلِ ۖ وَسَخَّرَ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ ۖ كُلٌّۭ يَجْرِى لِأَجَلٍۢ مُّسَمًّى ۗ أَلَا هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْغَفَّٰرُ ﴿5﴾
خَلَقَ
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضَ
بِٱلْحَقِّ
ۖ
يُكَوِّرُ
ٱلَّيْلَ
عَلَى
ٱلنَّهَارِ
وَيُكَوِّرُ
ٱلنَّهَارَ
عَلَى
ٱلَّيْلِ
ۖ
وَسَخَّرَ
ٱلشَّمْسَ
وَٱلْقَمَرَ
ۖ
كُلٌّۭ
يَجْرِى
لِأَجَلٍۢ
مُّسَمًّى
ۗ
أَلَا
هُوَ
ٱلْعَزِيزُ
ٱلْغَفَّٰرُ
Gökleri ve yeri gerçekten yaratan O'dur. Geceyi gündüze dolar, gündüzü geceye dolar. Her biri belirli bir süreye kadar yörüngelerinde yürüyen güneş ve ayı buyruk altında tutar. Dikkat edin, güçlü olan, çok bağışlayan O'dur.
Âyet 6
Cüz 23 • Sayfa 459
خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍۢ وَٰحِدَةٍۢ ثُمَّ جَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَأَنزَلَ لَكُم مِّنَ ٱلْأَنْعَٰمِ ثَمَٰنِيَةَ أَزْوَٰجٍۢ ۚ يَخْلُقُكُمْ فِى بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمْ خَلْقًۭا مِّنۢ بَعْدِ خَلْقٍۢ فِى ظُلُمَٰتٍۢ ثَلَٰثٍۢ ۚ ذَٰلِكُمُ ٱللَّهُ رَبُّكُمْ لَهُ ٱلْمُلْكُ ۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ۖ فَأَنَّىٰ تُصْرَفُونَ ﴿6﴾
خَلَقَكُم
مِّن
نَّفْسٍۢ
وَٰحِدَةٍۢ
ثُمَّ
جَعَلَ
مِنْهَا
زَوْجَهَا
وَأَنزَلَ
لَكُم
مِّنَ
ٱلْأَنْعَٰمِ
ثَمَٰنِيَةَ
أَزْوَٰجٍۢ
ۚ
يَخْلُقُكُمْ
فِى
بُطُونِ
أُمَّهَٰتِكُمْ
خَلْقًۭا
مِّنۢ
بَعْدِ
خَلْقٍۢ
فِى
ظُلُمَٰتٍۢ
ثَلَٰثٍۢ
ۚ
ذَٰلِكُمُ
ٱللَّهُ
رَبُّكُمْ
لَهُ
ٱلْمُلْكُ
ۖ
لَآ
إِلَٰهَ
إِلَّا
هُوَ
ۖ
فَأَنَّىٰ
تُصْرَفُونَ
Sizi bir tek nefisten yaratmış, sonra ondan eşini varetmiştir; sizin için hayvanlardan sekiz çift meydana getirmiştir; sizi annelerinizin karınlarında üç türlü karanlık içinde, yaratılıştan yaratılışa geçirerek yaratmıştır; işte bu Rabbiniz olan Allah'tır. Hükümranlık O'nundur, O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyken nasıl olur da O'nu bırakıp başkasına yönelirsiniz?
Âyet 7
Cüz 23 • Sayfa 459
إِن تَكْفُرُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَنِىٌّ عَنكُمْ ۖ وَلَا يَرْضَىٰ لِعِبَادِهِ ٱلْكُفْرَ ۖ وَإِن تَشْكُرُوا۟ يَرْضَهُ لَكُمْ ۗ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌۭ وِزْرَ أُخْرَىٰ ۗ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّكُم مَّرْجِعُكُمْ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ ۚ إِنَّهُۥ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ ﴿7﴾
إِن
تَكْفُرُوا۟
فَإِنَّ
ٱللَّهَ
غَنِىٌّ
عَنكُمْ
ۖ
وَلَا
يَرْضَىٰ
لِعِبَادِهِ
ٱلْكُفْرَ
ۖ
وَإِن
تَشْكُرُوا۟
يَرْضَهُ
لَكُمْ
ۗ
وَلَا
تَزِرُ
وَازِرَةٌۭ
وِزْرَ
أُخْرَىٰ
ۗ
ثُمَّ
إِلَىٰ
رَبِّكُم
مَّرْجِعُكُمْ
فَيُنَبِّئُكُم
بِمَا
كُنتُمْ
تَعْمَلُونَ
ۚ
إِنَّهُۥ
عَلِيمٌۢ
بِذَاتِ
ٱلصُّدُورِ
Eğer inkar ederseniz bilin ki Allah sizden müstağnidir. Kullarının inkarından hoşnut olmaz. Eğer şükrederseniz sizden hoşnut olur. Hiçbir günahkar diğerinin günahını yüklenmez. Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir; yaptıklarınızı o zaman size haber verir; çünkü O, kalblerde olanı bilir.
Âyet 8
Cüz 23 • Sayfa 459
۞ وَإِذَا مَسَّ ٱلْإِنسَٰنَ ضُرٌّۭ دَعَا رَبَّهُۥ مُنِيبًا إِلَيْهِ ثُمَّ إِذَا خَوَّلَهُۥ نِعْمَةًۭ مِّنْهُ نَسِىَ مَا كَانَ يَدْعُوٓا۟ إِلَيْهِ مِن قَبْلُ وَجَعَلَ لِلَّهِ أَندَادًۭا لِّيُضِلَّ عَن سَبِيلِهِۦ ۚ قُلْ تَمَتَّعْ بِكُفْرِكَ قَلِيلًا ۖ إِنَّكَ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلنَّارِ ﴿8﴾
۞
وَإِذَا
مَسَّ
ٱلْإِنسَٰنَ
ضُرٌّۭ
دَعَا
رَبَّهُۥ
مُنِيبًا
إِلَيْهِ
ثُمَّ
إِذَا
خَوَّلَهُۥ
نِعْمَةًۭ
مِّنْهُ
نَسِىَ
مَا
كَانَ
يَدْعُوٓا۟
إِلَيْهِ
مِن
قَبْلُ
وَجَعَلَ
لِلَّهِ
أَندَادًۭا
لِّيُضِلَّ
عَن
سَبِيلِهِۦ
ۚ
قُلْ
تَمَتَّعْ
بِكُفْرِكَ
قَلِيلًا
ۖ
إِنَّكَ
مِنْ
أَصْحَٰبِ
ٱلنَّارِ
İnsanın başına bir sıkıntı gelince Rabbine yönelerek O'na yalvarır. Sonra Allah, katından bir nimet verince önceden kime yalvarmış olduğunu unutuverir; Allah'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koşar. De ki: "İnkarınla az bir müddet zevklen, şüphesiz sen cehennemliksin."
Âyet 9
Cüz 23 • Sayfa 459
أَمَّنْ هُوَ قَٰنِتٌ ءَانَآءَ ٱلَّيْلِ سَاجِدًۭا وَقَآئِمًۭا يَحْذَرُ ٱلْءَاخِرَةَ وَيَرْجُوا۟ رَحْمَةَ رَبِّهِۦ ۗ قُلْ هَلْ يَسْتَوِى ٱلَّذِينَ يَعْلَمُونَ وَٱلَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ ۗ إِنَّمَا يَتَذَكَّرُ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَٰبِ ﴿9﴾
أَمَّنْ
هُوَ
قَٰنِتٌ
ءَانَآءَ
ٱلَّيْلِ
سَاجِدًۭا
وَقَآئِمًۭا
يَحْذَرُ
ٱلْءَاخِرَةَ
وَيَرْجُوا۟
رَحْمَةَ
رَبِّهِۦ
ۗ
قُلْ
هَلْ
يَسْتَوِى
ٱلَّذِينَ
يَعْلَمُونَ
وَٱلَّذِينَ
لَا
يَعْلَمُونَ
ۗ
إِنَّمَا
يَتَذَكَّرُ
أُو۟لُوا۟
ٱلْأَلْبَٰبِ
Geceleyin secde ederek ve ayakta durarak boyun büken, ahiretten çekinen, Rabbinin rahmetini dileyen kimse inkar eden kimse gibi olur mu? De ki: "Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri öğüt alırlar."
Âyet 10
Cüz 23 • Sayfa 459
قُلْ يَٰعِبَادِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ رَبَّكُمْ ۚ لِلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ فِى هَٰذِهِ ٱلدُّنْيَا حَسَنَةٌۭ ۗ وَأَرْضُ ٱللَّهِ وَٰسِعَةٌ ۗ إِنَّمَا يُوَفَّى ٱلصَّٰبِرُونَ أَجْرَهُم بِغَيْرِ حِسَابٍۢ ﴿10﴾
قُلْ
يَٰعِبَادِ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
ٱتَّقُوا۟
رَبَّكُمْ
ۚ
لِلَّذِينَ
أَحْسَنُوا۟
فِى
هَٰذِهِ
ٱلدُّنْيَا
حَسَنَةٌۭ
ۗ
وَأَرْضُ
ٱللَّهِ
وَٰسِعَةٌ
ۗ
إِنَّمَا
يُوَفَّى
ٱلصَّٰبِرُونَ
أَجْرَهُم
بِغَيْرِ
حِسَابٍۢ
Şöyle de: "Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının; bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah'ın yarattığı yeryüzü geniştir. Yalnız sabredenlere, ecirleri sonsuz olarak ödenecektir."
Âyet 11
Cüz 23 • Sayfa 460
قُلْ إِنِّىٓ أُمِرْتُ أَنْ أَعْبُدَ ٱللَّهَ مُخْلِصًۭا لَّهُ ٱلدِّينَ ﴿11﴾
قُلْ
إِنِّىٓ
أُمِرْتُ
أَنْ
أَعْبُدَ
ٱللَّهَ
مُخْلِصًۭا
لَّهُ
ٱلدِّينَ
De ki: "Dini Allah'a halis kılarak O'na kulluk etmekle emrolundum."
Âyet 12
Cüz 23 • Sayfa 460
وَأُمِرْتُ لِأَنْ أَكُونَ أَوَّلَ ٱلْمُسْلِمِينَ ﴿12﴾
وَأُمِرْتُ
لِأَنْ
أَكُونَ
أَوَّلَ
ٱلْمُسْلِمِينَ
"Ve Müslümanların ilki olmakla emrolundum."
Âyet 13
Cüz 23 • Sayfa 460
قُلْ إِنِّىٓ أَخَافُ إِنْ عَصَيْتُ رَبِّى عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍۢ ﴿13﴾
قُلْ
إِنِّىٓ
أَخَافُ
إِنْ
عَصَيْتُ
رَبِّى
عَذَابَ
يَوْمٍ
عَظِيمٍۢ
De ki: "Rabbime karşı gelirsem, doğrusu büyük günün azabından korkarım."
Âyet 14
Cüz 23 • Sayfa 460
قُلِ ٱللَّهَ أَعْبُدُ مُخْلِصًۭا لَّهُۥ دِينِى ﴿14﴾
قُلِ
ٱللَّهَ
أَعْبُدُ
مُخْلِصًۭا
لَّهُۥ
دِينِى
De ki: "Ben, dinimi Allah'a halis kılarak O'na kulluk ederim;
Âyet 15
Cüz 23 • Sayfa 460
فَٱعْبُدُوا۟ مَا شِئْتُم مِّن دُونِهِۦ ۗ قُلْ إِنَّ ٱلْخَٰسِرِينَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ وَأَهْلِيهِمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ ۗ أَلَا ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْخُسْرَانُ ٱلْمُبِينُ ﴿15﴾
فَٱعْبُدُوا۟
مَا
شِئْتُم
مِّن
دُونِهِۦ
ۗ
قُلْ
إِنَّ
ٱلْخَٰسِرِينَ
ٱلَّذِينَ
خَسِرُوٓا۟
أَنفُسَهُمْ
وَأَهْلِيهِمْ
يَوْمَ
ٱلْقِيَٰمَةِ
ۗ
أَلَا
ذَٰلِكَ
هُوَ
ٱلْخُسْرَانُ
ٱلْمُبِينُ
Ey Allah'a eş koşanlar! Siz de O'ndan başka dilediğinize kulluk edin." De ki: Hüsrana uğrayanlar kıyamet günü kendilerini ve ailelerini hüsrana sokanlardır. Dikkat edin, işte apaçık hüsran budur.
Âyet 16
Cüz 23 • Sayfa 460
لَهُم مِّن فَوْقِهِمْ ظُلَلٌۭ مِّنَ ٱلنَّارِ وَمِن تَحْتِهِمْ ظُلَلٌۭ ۚ ذَٰلِكَ يُخَوِّفُ ٱللَّهُ بِهِۦ عِبَادَهُۥ ۚ يَٰعِبَادِ فَٱتَّقُونِ ﴿16﴾
لَهُم
مِّن
فَوْقِهِمْ
ظُلَلٌۭ
مِّنَ
ٱلنَّارِ
وَمِن
تَحْتِهِمْ
ظُلَلٌۭ
ۚ
ذَٰلِكَ
يُخَوِّفُ
ٱللَّهُ
بِهِۦ
عِبَادَهُۥ
ۚ
يَٰعِبَادِ
فَٱتَّقُونِ
Onlara üstlerinden kat kat ateş vardır. Allah kullarını bununla korkutur. Ey kullarım, Benden sakının.
Âyet 17
Cüz 23 • Sayfa 460
وَٱلَّذِينَ ٱجْتَنَبُوا۟ ٱلطَّٰغُوتَ أَن يَعْبُدُوهَا وَأَنَابُوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ لَهُمُ ٱلْبُشْرَىٰ ۚ فَبَشِّرْ عِبَادِ ﴿17﴾
وَٱلَّذِينَ
ٱجْتَنَبُوا۟
ٱلطَّٰغُوتَ
أَن
يَعْبُدُوهَا
وَأَنَابُوٓا۟
إِلَى
ٱللَّهِ
لَهُمُ
ٱلْبُشْرَىٰ
ۚ
فَبَشِّرْ
عِبَادِ
Şeytana ve putlara kulluk etmekten kaçınıp, Allah'a yönelenlere, onlara, müjde vardır. Dinleyip de, en güzel söze uyan kullarımı müjdele. İşte Allah'ın doğru yola eriştirdiği onlardır. İşte onlar akıl sahipleridir.
Âyet 18
Cüz 23 • Sayfa 460
ٱلَّذِينَ يَسْتَمِعُونَ ٱلْقَوْلَ فَيَتَّبِعُونَ أَحْسَنَهُۥٓ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ هَدَىٰهُمُ ٱللَّهُ ۖ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمْ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَٰبِ ﴿18﴾
ٱلَّذِينَ
يَسْتَمِعُونَ
ٱلْقَوْلَ
فَيَتَّبِعُونَ
أَحْسَنَهُۥٓ
ۚ
أُو۟لَٰٓئِكَ
ٱلَّذِينَ
هَدَىٰهُمُ
ٱللَّهُ
ۖ
وَأُو۟لَٰٓئِكَ
هُمْ
أُو۟لُوا۟
ٱلْأَلْبَٰبِ
Şeytana ve putlara kulluk etmekten kaçınıp, Allah'a yönelenlere, onlara, müjde vardır. Dinleyip de, en güzel söze uyan kullarımı müjdele. İşte Allah'ın doğru yola eriştirdiği onlardır. İşte onlar akıl sahipleridir.
Âyet 19
Cüz 23 • Sayfa 460
أَفَمَنْ حَقَّ عَلَيْهِ كَلِمَةُ ٱلْعَذَابِ أَفَأَنتَ تُنقِذُ مَن فِى ٱلنَّارِ ﴿19﴾
أَفَمَنْ
حَقَّ
عَلَيْهِ
كَلِمَةُ
ٱلْعَذَابِ
أَفَأَنتَ
تُنقِذُ
مَن
فِى
ٱلنَّارِ
Hakkında azap sözü gerçekleşmiş kimseyi, ateşte olanı sen mi kurtaracaksın?
Âyet 20
Cüz 23 • Sayfa 460
لَٰكِنِ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ رَبَّهُمْ لَهُمْ غُرَفٌۭ مِّن فَوْقِهَا غُرَفٌۭ مَّبْنِيَّةٌۭ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ ۖ وَعْدَ ٱللَّهِ ۖ لَا يُخْلِفُ ٱللَّهُ ٱلْمِيعَادَ ﴿20﴾
لَٰكِنِ
ٱلَّذِينَ
ٱتَّقَوْا۟
رَبَّهُمْ
لَهُمْ
غُرَفٌۭ
مِّن
فَوْقِهَا
غُرَفٌۭ
مَّبْنِيَّةٌۭ
تَجْرِى
مِن
تَحْتِهَا
ٱلْأَنْهَٰرُ
ۖ
وَعْدَ
ٱللَّهِ
ۖ
لَا
يُخْلِفُ
ٱللَّهُ
ٱلْمِيعَادَ
Fakat, Rablerinden sakınanlara, üst üste bina edilmiş köşkler vardır; altlarından ırmaklar akar. Bu, Allah'ın verdiği sözdür, Allah verdiği sözden caymaz.
Âyet 21
Cüz 23 • Sayfa 460
أَلَمْ تَرَ أَنَّ ٱللَّهَ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۭ فَسَلَكَهُۥ يَنَٰبِيعَ فِى ٱلْأَرْضِ ثُمَّ يُخْرِجُ بِهِۦ زَرْعًۭا مُّخْتَلِفًا أَلْوَٰنُهُۥ ثُمَّ يَهِيجُ فَتَرَىٰهُ مُصْفَرًّۭا ثُمَّ يَجْعَلُهُۥ حُطَٰمًا ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَذِكْرَىٰ لِأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ ﴿21﴾
أَلَمْ
تَرَ
أَنَّ
ٱللَّهَ
أَنزَلَ
مِنَ
ٱلسَّمَآءِ
مَآءًۭ
فَسَلَكَهُۥ
يَنَٰبِيعَ
فِى
ٱلْأَرْضِ
ثُمَّ
يُخْرِجُ
بِهِۦ
زَرْعًۭا
مُّخْتَلِفًا
أَلْوَٰنُهُۥ
ثُمَّ
يَهِيجُ
فَتَرَىٰهُ
مُصْفَرًّۭا
ثُمَّ
يَجْعَلُهُۥ
حُطَٰمًا
ۚ
إِنَّ
فِى
ذَٰلِكَ
لَذِكْرَىٰ
لِأُو۟لِى
ٱلْأَلْبَٰبِ
Allah'ın gökten bir su indirip, onu yerdeki kaynaklara yerleştiren, sonra onunla çeşitli renklerde ekinler yetiştiren olduğunu görmez misin? Sonra onları kurutur ki sen de onları sapsarı görürsün, sonra da çer çöpe çevirir. Şüphesiz bunlarda, akıl sahipleri için öğüt vardır.
Âyet 22
Cüz 23 • Sayfa 461
أَفَمَن شَرَحَ ٱللَّهُ صَدْرَهُۥ لِلْإِسْلَٰمِ فَهُوَ عَلَىٰ نُورٍۢ مِّن رَّبِّهِۦ ۚ فَوَيْلٌۭ لِّلْقَٰسِيَةِ قُلُوبُهُم مِّن ذِكْرِ ٱللَّهِ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ فِى ضَلَٰلٍۢ مُّبِينٍ ﴿22﴾
أَفَمَن
شَرَحَ
ٱللَّهُ
صَدْرَهُۥ
لِلْإِسْلَٰمِ
فَهُوَ
عَلَىٰ
نُورٍۢ
مِّن
رَّبِّهِۦ
ۚ
فَوَيْلٌۭ
لِّلْقَٰسِيَةِ
قُلُوبُهُم
مِّن
ذِكْرِ
ٱللَّهِ
ۚ
أُو۟لَٰٓئِكَ
فِى
ضَلَٰلٍۢ
مُّبِينٍ
Allah kimin gönlünü İslam'a açmışsa, o, Rabbi katından bir nur üzere olmaz mı? Kalbleri Allah'ı anmak hususunda katılaşmış olanlara yazıklar olsun; işte bunlar apaçık sapıklıktadırlar.
Âyet 23
Cüz 23 • Sayfa 461
ٱللَّهُ نَزَّلَ أَحْسَنَ ٱلْحَدِيثِ كِتَٰبًۭا مُّتَشَٰبِهًۭا مَّثَانِىَ تَقْشَعِرُّ مِنْهُ جُلُودُ ٱلَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ ثُمَّ تَلِينُ جُلُودُهُمْ وَقُلُوبُهُمْ إِلَىٰ ذِكْرِ ٱللَّهِ ۚ ذَٰلِكَ هُدَى ٱللَّهِ يَهْدِى بِهِۦ مَن يَشَآءُ ۚ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِنْ هَادٍ ﴿23﴾
ٱللَّهُ
نَزَّلَ
أَحْسَنَ
ٱلْحَدِيثِ
كِتَٰبًۭا
مُّتَشَٰبِهًۭا
مَّثَانِىَ
تَقْشَعِرُّ
مِنْهُ
جُلُودُ
ٱلَّذِينَ
يَخْشَوْنَ
رَبَّهُمْ
ثُمَّ
تَلِينُ
جُلُودُهُمْ
وَقُلُوبُهُمْ
إِلَىٰ
ذِكْرِ
ٱللَّهِ
ۚ
ذَٰلِكَ
هُدَى
ٱللَّهِ
يَهْدِى
بِهِۦ
مَن
يَشَآءُ
ۚ
وَمَن
يُضْلِلِ
ٱللَّهُ
فَمَا
لَهُۥ
مِنْ
هَادٍ
Allah, ayetleri birbirine benzeyen ve yer yer tekrar eden Kitap'ı sözlerin en güzeli olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların, bu Kitap'tan tüyleri ürperir, sonra hem derileri ve hem de kalbleri Allah'ın zikrine yumuşar ve yatışır. İşte bu Kitap, Allah'ın doğruluk rehberidir, onunla istediğini doğru yola eriştirir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren bulunmaz.
Âyet 24
Cüz 23 • Sayfa 461
أَفَمَن يَتَّقِى بِوَجْهِهِۦ سُوٓءَ ٱلْعَذَابِ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ ۚ وَقِيلَ لِلظَّٰلِمِينَ ذُوقُوا۟ مَا كُنتُمْ تَكْسِبُونَ ﴿24﴾
أَفَمَن
يَتَّقِى
بِوَجْهِهِۦ
سُوٓءَ
ٱلْعَذَابِ
يَوْمَ
ٱلْقِيَٰمَةِ
ۚ
وَقِيلَ
لِلظَّٰلِمِينَ
ذُوقُوا۟
مَا
كُنتُمْ
تَكْسِبُونَ
Kıyamet günü kötü azaptan yüzünü korumaya çalışan kimse, güven içinde olan kimse gibi midir? Zalimlere: "Kazandıklarınızın karşılığını tadın" denir.
Âyet 25
Cüz 23 • Sayfa 461
كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَأَتَىٰهُمُ ٱلْعَذَابُ مِنْ حَيْثُ لَا يَشْعُرُونَ ﴿25﴾
كَذَّبَ
ٱلَّذِينَ
مِن
قَبْلِهِمْ
فَأَتَىٰهُمُ
ٱلْعَذَابُ
مِنْ
حَيْثُ
لَا
يَشْعُرُونَ
Onlardan öncekiler de peygamberleri yalanlamışlardı da farkına varmadıkları yerden onlara bir azap çatmıştı.
Âyet 26
Cüz 23 • Sayfa 461
فَأَذَاقَهُمُ ٱللَّهُ ٱلْخِزْىَ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ۖ وَلَعَذَابُ ٱلْءَاخِرَةِ أَكْبَرُ ۚ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ ﴿26﴾
فَأَذَاقَهُمُ
ٱللَّهُ
ٱلْخِزْىَ
فِى
ٱلْحَيَوٰةِ
ٱلدُّنْيَا
ۖ
وَلَعَذَابُ
ٱلْءَاخِرَةِ
أَكْبَرُ
ۚ
لَوْ
كَانُوا۟
يَعْلَمُونَ
Allah onlara, dünya hayatında rezilliği tattırdı; ahiret azabı daha büyüktür. Keşke bilseler!
Âyet 27
Cüz 23 • Sayfa 461
وَلَقَدْ ضَرَبْنَا لِلنَّاسِ فِى هَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ مِن كُلِّ مَثَلٍۢ لَّعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ ﴿27﴾
وَلَقَدْ
ضَرَبْنَا
لِلنَّاسِ
فِى
هَٰذَا
ٱلْقُرْءَانِ
مِن
كُلِّ
مَثَلٍۢ
لَّعَلَّهُمْ
يَتَذَكَّرُونَ
Biz bu Kuran'da insanlara her türlü misali, belki öğüt alırlar diye, and olsun ki verdik.
Âyet 28
Cüz 23 • Sayfa 461
قُرْءَانًا عَرَبِيًّا غَيْرَ ذِى عِوَجٍۢ لَّعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ ﴿28﴾
قُرْءَانًا
عَرَبِيًّا
غَيْرَ
ذِى
عِوَجٍۢ
لَّعَلَّهُمْ
يَتَّقُونَ
O, eğriliği olmayan, Arapça bir Kuran'dır. Belki sakınırlar.
Âyet 29
Cüz 23 • Sayfa 461
ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًۭا رَّجُلًۭا فِيهِ شُرَكَآءُ مُتَشَٰكِسُونَ وَرَجُلًۭا سَلَمًۭا لِّرَجُلٍ هَلْ يَسْتَوِيَانِ مَثَلًا ۚ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ۚ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ﴿29﴾
ضَرَبَ
ٱللَّهُ
مَثَلًۭا
رَّجُلًۭا
فِيهِ
شُرَكَآءُ
مُتَشَٰكِسُونَ
وَرَجُلًۭا
سَلَمًۭا
لِّرَجُلٍ
هَلْ
يَسْتَوِيَانِ
مَثَلًا
ۚ
ٱلْحَمْدُ
لِلَّهِ
ۚ
بَلْ
أَكْثَرُهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
Allah, geçimsiz efendileri olan bir adamla, yalnız bir kişiye bağlı olan bir adamı misal olarak verir. Bu ikisi eşit midir? Övülmek Allah içindir, fakat çoğu bilmezler.
Âyet 30
Cüz 23 • Sayfa 461
إِنَّكَ مَيِّتٌۭ وَإِنَّهُم مَّيِّتُونَ ﴿30﴾
إِنَّكَ
مَيِّتٌۭ
وَإِنَّهُم
مَّيِّتُونَ
Şüphesiz sen de öleceksin, onlar da ölecekler.
Âyet 31
Cüz 23 • Sayfa 461
ثُمَّ إِنَّكُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ عِندَ رَبِّكُمْ تَخْتَصِمُونَ ﴿31﴾
ثُمَّ
إِنَّكُمْ
يَوْمَ
ٱلْقِيَٰمَةِ
عِندَ
رَبِّكُمْ
تَخْتَصِمُونَ
Ey insanlar! Sonra siz, kıyamet günü Rabbinizin huzurunda duruşmaya çıkacaksınız.
Âyet 32
Cüz 24 • Sayfa 462
۞ فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن كَذَبَ عَلَى ٱللَّهِ وَكَذَّبَ بِٱلصِّدْقِ إِذْ جَآءَهُۥٓ ۚ أَلَيْسَ فِى جَهَنَّمَ مَثْوًۭى لِّلْكَٰفِرِينَ ﴿32﴾
۞
فَمَنْ
أَظْلَمُ
مِمَّن
كَذَبَ
عَلَى
ٱللَّهِ
وَكَذَّبَ
بِٱلصِّدْقِ
إِذْ
جَآءَهُۥٓ
ۚ
أَلَيْسَ
فِى
جَهَنَّمَ
مَثْوًۭى
لِّلْكَٰفِرِينَ
Allah'a karşı yalan uydurandan, kendisine gelmiş gerçeği yalan sayandan daha zalim olan kimdir? İnkarcılar için cehennemde dur durak olmaz olur mu?
Âyet 33
Cüz 24 • Sayfa 462
وَٱلَّذِى جَآءَ بِٱلصِّدْقِ وَصَدَّقَ بِهِۦٓ ۙ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُتَّقُونَ ﴿33﴾
وَٱلَّذِى
جَآءَ
بِٱلصِّدْقِ
وَصَدَّقَ
بِهِۦٓ
ۙ
أُو۟لَٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْمُتَّقُونَ
Gerçeği getiren ve onu doğrulayanlar, işte onlar, Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlardır.
Âyet 34
Cüz 24 • Sayfa 462
لَهُم مَّا يَشَآءُونَ عِندَ رَبِّهِمْ ۚ ذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلْمُحْسِنِينَ ﴿34﴾
لَهُم
مَّا
يَشَآءُونَ
عِندَ
رَبِّهِمْ
ۚ
ذَٰلِكَ
جَزَآءُ
ٱلْمُحْسِنِينَ
Onlara, Rablerinin katında diledikleri şeyler vardır, bu, iyilerin mükafatıdır.
Âyet 35
Cüz 24 • Sayfa 462
لِيُكَفِّرَ ٱللَّهُ عَنْهُمْ أَسْوَأَ ٱلَّذِى عَمِلُوا۟ وَيَجْزِيَهُمْ أَجْرَهُم بِأَحْسَنِ ٱلَّذِى كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ ﴿35﴾
لِيُكَفِّرَ
ٱللَّهُ
عَنْهُمْ
أَسْوَأَ
ٱلَّذِى
عَمِلُوا۟
وَيَجْزِيَهُمْ
أَجْرَهُم
بِأَحْسَنِ
ٱلَّذِى
كَانُوا۟
يَعْمَلُونَ
Zira Allah, onların yaptıkları kötülükleri örter, onlara, işledikleri şeylerin en güzel karşılıklarını verir.
Âyet 36
Cüz 24 • Sayfa 462
أَلَيْسَ ٱللَّهُ بِكَافٍ عَبْدَهُۥ ۖ وَيُخَوِّفُونَكَ بِٱلَّذِينَ مِن دُونِهِۦ ۚ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِنْ هَادٍۢ ﴿36﴾
أَلَيْسَ
ٱللَّهُ
بِكَافٍ
عَبْدَهُۥ
ۖ
وَيُخَوِّفُونَكَ
بِٱلَّذِينَ
مِن
دُونِهِۦ
ۚ
وَمَن
يُضْلِلِ
ٱللَّهُ
فَمَا
لَهُۥ
مِنْ
هَادٍۢ
Allah, kuluna yetmez mi? Seni O'ndan başka şeylerle korkutuyorlar. Allah'ın, saptırdığını doğru yola koyacak yoktur.
Âyet 37
Cüz 24 • Sayfa 462
وَمَن يَهْدِ ٱللَّهُ فَمَا لَهُۥ مِن مُّضِلٍّ ۗ أَلَيْسَ ٱللَّهُ بِعَزِيزٍۢ ذِى ٱنتِقَامٍۢ ﴿37﴾
وَمَن
يَهْدِ
ٱللَّهُ
فَمَا
لَهُۥ
مِن
مُّضِلٍّ
ۗ
أَلَيْسَ
ٱللَّهُ
بِعَزِيزٍۢ
ذِى
ٱنتِقَامٍۢ
Allah'ın doğru yola eriştirdiğini de saptıracak yoktur. Allah, güçlü olan, öç alabilen değil midir?
Âyet 38
Cüz 24 • Sayfa 462
وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُ ۚ قُلْ أَفَرَءَيْتُم مَّا تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ إِنْ أَرَادَنِىَ ٱللَّهُ بِضُرٍّ هَلْ هُنَّ كَٰشِفَٰتُ ضُرِّهِۦٓ أَوْ أَرَادَنِى بِرَحْمَةٍ هَلْ هُنَّ مُمْسِكَٰتُ رَحْمَتِهِۦ ۚ قُلْ حَسْبِىَ ٱللَّهُ ۖ عَلَيْهِ يَتَوَكَّلُ ٱلْمُتَوَكِّلُونَ ﴿38﴾
وَلَئِن
سَأَلْتَهُم
مَّنْ
خَلَقَ
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضَ
لَيَقُولُنَّ
ٱللَّهُ
ۚ
قُلْ
أَفَرَءَيْتُم
مَّا
تَدْعُونَ
مِن
دُونِ
ٱللَّهِ
إِنْ
أَرَادَنِىَ
ٱللَّهُ
بِضُرٍّ
هَلْ
هُنَّ
كَٰشِفَٰتُ
ضُرِّهِۦٓ
أَوْ
أَرَادَنِى
بِرَحْمَةٍ
هَلْ
هُنَّ
مُمْسِكَٰتُ
رَحْمَتِهِۦ
ۚ
قُلْ
حَسْبِىَ
ٱللَّهُ
ۖ
عَلَيْهِ
يَتَوَكَّلُ
ٱلْمُتَوَكِّلُونَ
And olsun ki, onlara, "Gökleri ve yeri yaratan kimdir?" diye sorsan: "Allah'tır" derler. De ki: "Öyleyse bana bildirin, Allah bana bir zarar vermek isterse, Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, O'nun verdiği zararı giderebilir mi? Yahut bana bir rahmetdilerse, O'nun rahmetini önleyebilir mi?" De ki: "Allah bana yeter; güvenenler O'na güvenir."
Âyet 39
Cüz 24 • Sayfa 462
قُلْ يَٰقَوْمِ ٱعْمَلُوا۟ عَلَىٰ مَكَانَتِكُمْ إِنِّى عَٰمِلٌۭ ۖ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ ﴿39﴾
قُلْ
يَٰقَوْمِ
ٱعْمَلُوا۟
عَلَىٰ
مَكَانَتِكُمْ
إِنِّى
عَٰمِلٌۭ
ۖ
فَسَوْفَ
تَعْلَمُونَ
De ki: "Ey milletim! Durumunuzun gerektirdiğini yapın; doğrusu ben de yapacağım. Kendisini rezil edecek azap kime gelecek, kime sürekli azap inecek bileceksiniz."
Âyet 40
Cüz 24 • Sayfa 462
مَن يَأْتِيهِ عَذَابٌۭ يُخْزِيهِ وَيَحِلُّ عَلَيْهِ عَذَابٌۭ مُّقِيمٌ ﴿40﴾
مَن
يَأْتِيهِ
عَذَابٌۭ
يُخْزِيهِ
وَيَحِلُّ
عَلَيْهِ
عَذَابٌۭ
مُّقِيمٌ
De ki: "Ey milletim! Durumunuzun gerektirdiğini yapın; doğrusu ben de yapacağım. Kendisini rezil edecek azap kime gelecek, kime sürekli azap inecek bileceksiniz."
Âyet 41
Cüz 24 • Sayfa 463
إِنَّآ أَنزَلْنَا عَلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ لِلنَّاسِ بِٱلْحَقِّ ۖ فَمَنِ ٱهْتَدَىٰ فَلِنَفْسِهِۦ ۖ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَا ۖ وَمَآ أَنتَ عَلَيْهِم بِوَكِيلٍ ﴿41﴾
إِنَّآ
أَنزَلْنَا
عَلَيْكَ
ٱلْكِتَٰبَ
لِلنَّاسِ
بِٱلْحَقِّ
ۖ
فَمَنِ
ٱهْتَدَىٰ
فَلِنَفْسِهِۦ
ۖ
وَمَن
ضَلَّ
فَإِنَّمَا
يَضِلُّ
عَلَيْهَا
ۖ
وَمَآ
أَنتَ
عَلَيْهِم
بِوَكِيلٍ
Doğrusu Biz, insanlar için Kitap'ı gerçekle sana indirdik; kim doğru yolda ise bu kendi lehinedir; sapıtan da kendi aleyhine sapıtmış olur. Sen onlara vekil değilsin.
Âyet 42
Cüz 24 • Sayfa 463
ٱللَّهُ يَتَوَفَّى ٱلْأَنفُسَ حِينَ مَوْتِهَا وَٱلَّتِى لَمْ تَمُتْ فِى مَنَامِهَا ۖ فَيُمْسِكُ ٱلَّتِى قَضَىٰ عَلَيْهَا ٱلْمَوْتَ وَيُرْسِلُ ٱلْأُخْرَىٰٓ إِلَىٰٓ أَجَلٍۢ مُّسَمًّى ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَٰتٍۢ لِّقَوْمٍۢ يَتَفَكَّرُونَ ﴿42﴾
ٱللَّهُ
يَتَوَفَّى
ٱلْأَنفُسَ
حِينَ
مَوْتِهَا
وَٱلَّتِى
لَمْ
تَمُتْ
فِى
مَنَامِهَا
ۖ
فَيُمْسِكُ
ٱلَّتِى
قَضَىٰ
عَلَيْهَا
ٱلْمَوْتَ
وَيُرْسِلُ
ٱلْأُخْرَىٰٓ
إِلَىٰٓ
أَجَلٍۢ
مُّسَمًّى
ۚ
إِنَّ
فِى
ذَٰلِكَ
لَءَايَٰتٍۢ
لِّقَوْمٍۢ
يَتَفَكَّرُونَ
Allah, öleceklerin ölümleri anında, ölmeyeceklerin de uykuları esnasında ruhlarını alır. Ölmelerine hükmettiği kimselerinkini tutar, diğerlerini bir süreye kadar salıverir. Doğrusu bunda düşünen kimseler için dersler vardır.
Âyet 43
Cüz 24 • Sayfa 463
أَمِ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ شُفَعَآءَ ۚ قُلْ أَوَلَوْ كَانُوا۟ لَا يَمْلِكُونَ شَيْـًۭٔا وَلَا يَعْقِلُونَ ﴿43﴾
أَمِ
ٱتَّخَذُوا۟
مِن
دُونِ
ٱللَّهِ
شُفَعَآءَ
ۚ
قُلْ
أَوَلَوْ
كَانُوا۟
لَا
يَمْلِكُونَ
شَيْـًۭٔا
وَلَا
يَعْقِلُونَ
Yoksa Allah'tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: "Onlar bir şeye sahip olmadıkları, akıl da edemedikleri halde mi şefaat edecekler?"
Âyet 44
Cüz 24 • Sayfa 463
قُل لِّلَّهِ ٱلشَّفَٰعَةُ جَمِيعًۭا ۖ لَّهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۖ ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ﴿44﴾
قُل
لِّلَّهِ
ٱلشَّفَٰعَةُ
جَمِيعًۭا
ۖ
لَّهُۥ
مُلْكُ
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
ۖ
ثُمَّ
إِلَيْهِ
تُرْجَعُونَ
De ki: "Bütün şefaat Allah'ın iznine bağlıdır. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra O'na döneceksiniz."
Âyet 45
Cüz 24 • Sayfa 463
وَإِذَا ذُكِرَ ٱللَّهُ وَحْدَهُ ٱشْمَأَزَّتْ قُلُوبُ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْءَاخِرَةِ ۖ وَإِذَا ذُكِرَ ٱلَّذِينَ مِن دُونِهِۦٓ إِذَا هُمْ يَسْتَبْشِرُونَ ﴿45﴾
وَإِذَا
ذُكِرَ
ٱللَّهُ
وَحْدَهُ
ٱشْمَأَزَّتْ
قُلُوبُ
ٱلَّذِينَ
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِٱلْءَاخِرَةِ
ۖ
وَإِذَا
ذُكِرَ
ٱلَّذِينَ
مِن
دُونِهِۦٓ
إِذَا
هُمْ
يَسْتَبْشِرُونَ
Allah tek olarak anıldığı zaman, ahirete inanmayanların kalbleri nefretle çarpar, ama Allah'tan başka putlar anıldığı zaman hemen yüzleri güler.
Âyet 46
Cüz 24 • Sayfa 463
قُلِ ٱللَّهُمَّ فَاطِرَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ عَٰلِمَ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ أَنتَ تَحْكُمُ بَيْنَ عِبَادِكَ فِى مَا كَانُوا۟ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ ﴿46﴾
قُلِ
ٱللَّهُمَّ
فَاطِرَ
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
عَٰلِمَ
ٱلْغَيْبِ
وَٱلشَّهَٰدَةِ
أَنتَ
تَحْكُمُ
بَيْنَ
عِبَادِكَ
فِى
مَا
كَانُوا۟
فِيهِ
يَخْتَلِفُونَ
De ki: "Ey göklerin, yerin yaratanı, görülmeyeni ve görüleni bilen Allah'ım! Kullarının ayrılığa düştükleri şeyler hakkında aralarında Sen hükmedeceksin."
Âyet 47
Cüz 24 • Sayfa 463
وَلَوْ أَنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مَا فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًۭا وَمِثْلَهُۥ مَعَهُۥ لَٱفْتَدَوْا۟ بِهِۦ مِن سُوٓءِ ٱلْعَذَابِ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ ۚ وَبَدَا لَهُم مِّنَ ٱللَّهِ مَا لَمْ يَكُونُوا۟ يَحْتَسِبُونَ ﴿47﴾
وَلَوْ
أَنَّ
لِلَّذِينَ
ظَلَمُوا۟
مَا
فِى
ٱلْأَرْضِ
جَمِيعًۭا
وَمِثْلَهُۥ
مَعَهُۥ
لَٱفْتَدَوْا۟
بِهِۦ
مِن
سُوٓءِ
ٱلْعَذَابِ
يَوْمَ
ٱلْقِيَٰمَةِ
ۚ
وَبَدَا
لَهُم
مِّنَ
ٱللَّهِ
مَا
لَمْ
يَكُونُوا۟
يَحْتَسِبُونَ
Yeryüzünde olanların hepsi ve bir misli daha zalimlerin olmuş olsa, kıyamet günündeki kötü azap için fidye verseler kabul edilmez. Allah katından onlara, hiç hesaplamadıkları şeyler beliriverir.
Âyet 48
Cüz 24 • Sayfa 464
وَبَدَا لَهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُوا۟ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ ﴿48﴾
وَبَدَا
لَهُمْ
سَيِّـَٔاتُ
مَا
كَسَبُوا۟
وَحَاقَ
بِهِم
مَّا
كَانُوا۟
بِهِۦ
يَسْتَهْزِءُونَ
Onlara, işledikleri kötü şeyler belli olur; alaya aldıkları şeyler de kendilerini çepeçevre sarar.
Âyet 49
Cüz 24 • Sayfa 464
فَإِذَا مَسَّ ٱلْإِنسَٰنَ ضُرٌّۭ دَعَانَا ثُمَّ إِذَا خَوَّلْنَٰهُ نِعْمَةًۭ مِّنَّا قَالَ إِنَّمَآ أُوتِيتُهُۥ عَلَىٰ عِلْمٍۭ ۚ بَلْ هِىَ فِتْنَةٌۭ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ﴿49﴾
فَإِذَا
مَسَّ
ٱلْإِنسَٰنَ
ضُرٌّۭ
دَعَانَا
ثُمَّ
إِذَا
خَوَّلْنَٰهُ
نِعْمَةًۭ
مِّنَّا
قَالَ
إِنَّمَآ
أُوتِيتُهُۥ
عَلَىٰ
عِلْمٍۭ
ۚ
بَلْ
هِىَ
فِتْنَةٌۭ
وَلَٰكِنَّ
أَكْثَرَهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
İnsanın başına bir sıkıntı gelince Bize yalvarır. Sonra katımızdan ona bir nimet verdiğimiz zaman: "Bu bana bilgimden dolayı verilmiştir" der. Hayır; o bir imtihandır, fakat çokları bilmezler.
Âyet 50
Cüz 24 • Sayfa 464
قَدْ قَالَهَا ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَمَآ أَغْنَىٰ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ ﴿50﴾
قَدْ
قَالَهَا
ٱلَّذِينَ
مِن
قَبْلِهِمْ
فَمَآ
أَغْنَىٰ
عَنْهُم
مَّا
كَانُوا۟
يَكْسِبُونَ
Bunu onlardan öncekiler de söylemişti, ama kazandıkları şeyler onlara fayda vermedi.
Âyet 51
Cüz 24 • Sayfa 464
فَأَصَابَهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُوا۟ ۚ وَٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مِنْ هَٰٓؤُلَآءِ سَيُصِيبُهُمْ سَيِّـَٔاتُ مَا كَسَبُوا۟ وَمَا هُم بِمُعْجِزِينَ ﴿51﴾
فَأَصَابَهُمْ
سَيِّـَٔاتُ
مَا
كَسَبُوا۟
ۚ
وَٱلَّذِينَ
ظَلَمُوا۟
مِنْ
هَٰٓؤُلَآءِ
سَيُصِيبُهُمْ
سَيِّـَٔاتُ
مَا
كَسَبُوا۟
وَمَا
هُم
بِمُعْجِزِينَ
Bunun için, işledikleri kötülükler başlarına geldi. Bunlar içinde zulmedenlerin de kazandıkları kötülükler başlarına gelecektir. Bu hususta Allah'ı aciz bırakamazlar.
Âyet 52
Cüz 24 • Sayfa 464
أَوَلَمْ يَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ يَبْسُطُ ٱلرِّزْقَ لِمَن يَشَآءُ وَيَقْدِرُ ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَٰتٍۢ لِّقَوْمٍۢ يُؤْمِنُونَ ﴿52﴾
أَوَلَمْ
يَعْلَمُوٓا۟
أَنَّ
ٱللَّهَ
يَبْسُطُ
ٱلرِّزْقَ
لِمَن
يَشَآءُ
وَيَقْدِرُ
ۚ
إِنَّ
فِى
ذَٰلِكَ
لَءَايَٰتٍۢ
لِّقَوْمٍۢ
يُؤْمِنُونَ
Allah'ın rızkı dilediğine yaydığını ve kısıp bir ölçüye göre verdiğini bilmezler mi? Doğrusu bunda, inanan kimseler için dersler vardır.
Âyet 53
Cüz 24 • Sayfa 464
۞ قُلْ يَٰعِبَادِىَ ٱلَّذِينَ أَسْرَفُوا۟ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا۟ مِن رَّحْمَةِ ٱللَّهِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يَغْفِرُ ٱلذُّنُوبَ جَمِيعًا ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ ﴿53﴾
۞
قُلْ
يَٰعِبَادِىَ
ٱلَّذِينَ
أَسْرَفُوا۟
عَلَىٰٓ
أَنفُسِهِمْ
لَا
تَقْنَطُوا۟
مِن
رَّحْمَةِ
ٱللَّهِ
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
يَغْفِرُ
ٱلذُّنُوبَ
جَمِيعًا
ۚ
إِنَّهُۥ
هُوَ
ٱلْغَفُورُ
ٱلرَّحِيمُ
De ki: "Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Doğrusu Allah günahların hepsini bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, merhametlidir."
Âyet 54
Cüz 24 • Sayfa 464
وَأَنِيبُوٓا۟ إِلَىٰ رَبِّكُمْ وَأَسْلِمُوا۟ لَهُۥ مِن قَبْلِ أَن يَأْتِيَكُمُ ٱلْعَذَابُ ثُمَّ لَا تُنصَرُونَ ﴿54﴾
وَأَنِيبُوٓا۟
إِلَىٰ
رَبِّكُمْ
وَأَسْلِمُوا۟
لَهُۥ
مِن
قَبْلِ
أَن
يَأْتِيَكُمُ
ٱلْعَذَابُ
ثُمَّ
لَا
تُنصَرُونَ
"Rabbinize yönelin. Azap size gelmeden önce O'na teslim olun; sonra yardım görmezsiniz."
Âyet 55
Cüz 24 • Sayfa 464
وَٱتَّبِعُوٓا۟ أَحْسَنَ مَآ أُنزِلَ إِلَيْكُم مِّن رَّبِّكُم مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِيَكُمُ ٱلْعَذَابُ بَغْتَةًۭ وَأَنتُمْ لَا تَشْعُرُونَ ﴿55﴾
وَٱتَّبِعُوٓا۟
أَحْسَنَ
مَآ
أُنزِلَ
إِلَيْكُم
مِّن
رَّبِّكُم
مِّن
قَبْلِ
أَن
يَأْتِيَكُمُ
ٱلْعَذَابُ
بَغْتَةًۭ
وَأَنتُمْ
لَا
تَشْعُرُونَ
"Size ansızın, farkına varmadan azap gelmeden önce Rabbinizden size indirilen en güzel söze, Kuran'a uyun."
Âyet 56
Cüz 24 • Sayfa 464
أَن تَقُولَ نَفْسٌۭ يَٰحَسْرَتَىٰ عَلَىٰ مَا فَرَّطتُ فِى جَنۢبِ ٱللَّهِ وَإِن كُنتُ لَمِنَ ٱلسَّٰخِرِينَ ﴿56﴾
أَن
تَقُولَ
نَفْسٌۭ
يَٰحَسْرَتَىٰ
عَلَىٰ
مَا
فَرَّطتُ
فِى
جَنۢبِ
ٱللَّهِ
وَإِن
كُنتُ
لَمِنَ
ٱلسَّٰخِرِينَ
Kişinin: "Allah'a karşı aşırı gitmemden ötürü bana yazıklar olsun. Gerçekten ben alaya alanlardandım" diyeceği günden sakının.
Âyet 57
Cüz 24 • Sayfa 465
أَوْ تَقُولَ لَوْ أَنَّ ٱللَّهَ هَدَىٰنِى لَكُنتُ مِنَ ٱلْمُتَّقِينَ ﴿57﴾
أَوْ
تَقُولَ
لَوْ
أَنَّ
ٱللَّهَ
هَدَىٰنِى
لَكُنتُ
مِنَ
ٱلْمُتَّقِينَ
Veya, "Allah beni doğru yola eriştirseydi sakınanlardan olurdum" diyeceği, yahut, azabı gördüğünde: "Keşke benim için dönüş imkanı bulunsa da iyilerden olsam" diyeceği günden sakının.
Âyet 58
Cüz 24 • Sayfa 465
أَوْ تَقُولَ حِينَ تَرَى ٱلْعَذَابَ لَوْ أَنَّ لِى كَرَّةًۭ فَأَكُونَ مِنَ ٱلْمُحْسِنِينَ ﴿58﴾
أَوْ
تَقُولَ
حِينَ
تَرَى
ٱلْعَذَابَ
لَوْ
أَنَّ
لِى
كَرَّةًۭ
فَأَكُونَ
مِنَ
ٱلْمُحْسِنِينَ
Veya, "Allah beni doğru yola eriştirseydi sakınanlardan olurdum" diyeceği, yahut, azabı gördüğünde: "Keşke benim için dönüş imkanı bulunsa da iyilerden olsam" diyeceği günden sakının.
Âyet 59
Cüz 24 • Sayfa 465
بَلَىٰ قَدْ جَآءَتْكَ ءَايَٰتِى فَكَذَّبْتَ بِهَا وَٱسْتَكْبَرْتَ وَكُنتَ مِنَ ٱلْكَٰفِرِينَ ﴿59﴾
بَلَىٰ
قَدْ
جَآءَتْكَ
ءَايَٰتِى
فَكَذَّبْتَ
بِهَا
وَٱسْتَكْبَرْتَ
وَكُنتَ
مِنَ
ٱلْكَٰفِرِينَ
Ey insanoğlu! Evet; ayetlerim sana gelmişti de onları yalanlamış, büyüklük taslamış ve inkarcılardan olmuştun.
Âyet 60
Cüz 24 • Sayfa 465
وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ تَرَى ٱلَّذِينَ كَذَبُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ وُجُوهُهُم مُّسْوَدَّةٌ ۚ أَلَيْسَ فِى جَهَنَّمَ مَثْوًۭى لِّلْمُتَكَبِّرِينَ ﴿60﴾
وَيَوْمَ
ٱلْقِيَٰمَةِ
تَرَى
ٱلَّذِينَ
كَذَبُوا۟
عَلَى
ٱللَّهِ
وُجُوهُهُم
مُّسْوَدَّةٌ
ۚ
أَلَيْسَ
فِى
جَهَنَّمَ
مَثْوًۭى
لِّلْمُتَكَبِّرِينَ
Allah'a karşı yalan uyduranların, kıyamet günü, yüzlerinin simsiyah olduğunu görürsün. Böbürlenenler için cehennemde bir durak olmaz olur mu?
Âyet 61
Cüz 24 • Sayfa 465
وَيُنَجِّى ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ بِمَفَازَتِهِمْ لَا يَمَسُّهُمُ ٱلسُّوٓءُ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ ﴿61﴾
وَيُنَجِّى
ٱللَّهُ
ٱلَّذِينَ
ٱتَّقَوْا۟
بِمَفَازَتِهِمْ
لَا
يَمَسُّهُمُ
ٱلسُّوٓءُ
وَلَا
هُمْ
يَحْزَنُونَ
Allah, sakınanları başarılarından ötürü kurtarır. Onlara hiçbir kötülük gelmez; onlar üzülmezler.
Âyet 62
Cüz 24 • Sayfa 465
ٱللَّهُ خَٰلِقُ كُلِّ شَىْءٍۢ ۖ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ وَكِيلٌۭ ﴿62﴾
ٱللَّهُ
خَٰلِقُ
كُلِّ
شَىْءٍۢ
ۖ
وَهُوَ
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍۢ
وَكِيلٌۭ
Allah her şeyin yaratanıdır. O her şeye Vekil'dir.
Âyet 63
Cüz 24 • Sayfa 465
لَّهُۥ مَقَالِيدُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۗ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ ﴿63﴾
لَّهُۥ
مَقَالِيدُ
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
ۗ
وَٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
بِـَٔايَٰتِ
ٱللَّهِ
أُو۟لَٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْخَٰسِرُونَ
Göklerin ve yerin kilitleri O'nundur. Allah'ın ayetlerini inkar edenler, işte onlar hüsrandadırlar.
Âyet 64
Cüz 24 • Sayfa 465
قُلْ أَفَغَيْرَ ٱللَّهِ تَأْمُرُوٓنِّىٓ أَعْبُدُ أَيُّهَا ٱلْجَٰهِلُونَ ﴿64﴾
قُلْ
أَفَغَيْرَ
ٱللَّهِ
تَأْمُرُوٓنِّىٓ
أَعْبُدُ
أَيُّهَا
ٱلْجَٰهِلُونَ
De ki: "Ey cahiller! Bana, Allah'tan başkasına kulluk etmemi mi emredersiniz?"
Âyet 65
Cüz 24 • Sayfa 465
وَلَقَدْ أُوحِىَ إِلَيْكَ وَإِلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكَ لَئِنْ أَشْرَكْتَ لَيَحْبَطَنَّ عَمَلُكَ وَلَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلْخَٰسِرِينَ ﴿65﴾
وَلَقَدْ
أُوحِىَ
إِلَيْكَ
وَإِلَى
ٱلَّذِينَ
مِن
قَبْلِكَ
لَئِنْ
أَشْرَكْتَ
لَيَحْبَطَنَّ
عَمَلُكَ
وَلَتَكُونَنَّ
مِنَ
ٱلْخَٰسِرِينَ
And olsun ki sana da, senden önceki peygamberlere de vahyolunmuştur: "And olsun, eğer Allah'a ortak koşarsan işlerin şüphesiz boşa gider ve hüsranda kalanlardan olursun."
Âyet 66
Cüz 24 • Sayfa 465
بَلِ ٱللَّهَ فَٱعْبُدْ وَكُن مِّنَ ٱلشَّٰكِرِينَ ﴿66﴾
بَلِ
ٱللَّهَ
فَٱعْبُدْ
وَكُن
مِّنَ
ٱلشَّٰكِرِينَ
"Hayır; yalnız Allah'a kulluk et ve şukredenlerden ol."
Âyet 67
Cüz 24 • Sayfa 465
وَمَا قَدَرُوا۟ ٱللَّهَ حَقَّ قَدْرِهِۦ وَٱلْأَرْضُ جَمِيعًۭا قَبْضَتُهُۥ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَٱلسَّمَٰوَٰتُ مَطْوِيَّٰتٌۢ بِيَمِينِهِۦ ۚ سُبْحَٰنَهُۥ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشْرِكُونَ ﴿67﴾
وَمَا
قَدَرُوا۟
ٱللَّهَ
حَقَّ
قَدْرِهِۦ
وَٱلْأَرْضُ
جَمِيعًۭا
قَبْضَتُهُۥ
يَوْمَ
ٱلْقِيَٰمَةِ
وَٱلسَّمَٰوَٰتُ
مَطْوِيَّٰتٌۢ
بِيَمِينِهِۦ
ۚ
سُبْحَٰنَهُۥ
وَتَعَٰلَىٰ
عَمَّا
يُشْرِكُونَ
Onlar Allah'ı gereği gibi değerlendiremediler. Bütün yeryüzü, kıyamet günü O'nun avucundadır; gökler O'nun kudretiyle dürülmüş olacaktır. O, putperestlerin ortak koşmalarından yüce ve münezzehtir.
Âyet 68
Cüz 24 • Sayfa 466
وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَصَعِقَ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَن فِى ٱلْأَرْضِ إِلَّا مَن شَآءَ ٱللَّهُ ۖ ثُمَّ نُفِخَ فِيهِ أُخْرَىٰ فَإِذَا هُمْ قِيَامٌۭ يَنظُرُونَ ﴿68﴾
وَنُفِخَ
فِى
ٱلصُّورِ
فَصَعِقَ
مَن
فِى
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَمَن
فِى
ٱلْأَرْضِ
إِلَّا
مَن
شَآءَ
ٱللَّهُ
ۖ
ثُمَّ
نُفِخَ
فِيهِ
أُخْرَىٰ
فَإِذَا
هُمْ
قِيَامٌۭ
يَنظُرُونَ
Sura üflenince, Allah'ın dilediği bir yana, göklerde olanlar, yerde olanlar hepsi düşüp ölür. Sonra Sura bir daha üflenince hemen ayağa kalkıp bakışır dururlar.
Âyet 69
Cüz 24 • Sayfa 466
وَأَشْرَقَتِ ٱلْأَرْضُ بِنُورِ رَبِّهَا وَوُضِعَ ٱلْكِتَٰبُ وَجِا۟ىٓءَ بِٱلنَّبِيِّۦنَ وَٱلشُّهَدَآءِ وَقُضِىَ بَيْنَهُم بِٱلْحَقِّ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ ﴿69﴾
وَأَشْرَقَتِ
ٱلْأَرْضُ
بِنُورِ
رَبِّهَا
وَوُضِعَ
ٱلْكِتَٰبُ
وَجِا۟ىٓءَ
بِٱلنَّبِيِّۦنَ
وَٱلشُّهَدَآءِ
وَقُضِىَ
بَيْنَهُم
بِٱلْحَقِّ
وَهُمْ
لَا
يُظْلَمُونَ
Yeryüzü Rabbinin nuruyla aydınlanır, kitap açılır, peygamberler ve şahidler getirilir ve onlara haksızlık yapılmadan, aralarında adaletle hüküm verilir.
Âyet 70
Cüz 24 • Sayfa 466
وَوُفِّيَتْ كُلُّ نَفْسٍۢ مَّا عَمِلَتْ وَهُوَ أَعْلَمُ بِمَا يَفْعَلُونَ ﴿70﴾
وَوُفِّيَتْ
كُلُّ
نَفْسٍۢ
مَّا
عَمِلَتْ
وَهُوَ
أَعْلَمُ
بِمَا
يَفْعَلُونَ
Her kişiye işlediği ödenir. Esasen Allah onların yaptıklarını en iyi bilendir.
Âyet 71
Cüz 24 • Sayfa 466
وَسِيقَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِلَىٰ جَهَنَّمَ زُمَرًا ۖ حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءُوهَا فُتِحَتْ أَبْوَٰبُهَا وَقَالَ لَهُمْ خَزَنَتُهَآ أَلَمْ يَأْتِكُمْ رُسُلٌۭ مِّنكُمْ يَتْلُونَ عَلَيْكُمْ ءَايَٰتِ رَبِّكُمْ وَيُنذِرُونَكُمْ لِقَآءَ يَوْمِكُمْ هَٰذَا ۚ قَالُوا۟ بَلَىٰ وَلَٰكِنْ حَقَّتْ كَلِمَةُ ٱلْعَذَابِ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ ﴿71﴾
وَسِيقَ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوٓا۟
إِلَىٰ
جَهَنَّمَ
زُمَرًا
ۖ
حَتَّىٰٓ
إِذَا
جَآءُوهَا
فُتِحَتْ
أَبْوَٰبُهَا
وَقَالَ
لَهُمْ
خَزَنَتُهَآ
أَلَمْ
يَأْتِكُمْ
رُسُلٌۭ
مِّنكُمْ
يَتْلُونَ
عَلَيْكُمْ
ءَايَٰتِ
رَبِّكُمْ
وَيُنذِرُونَكُمْ
لِقَآءَ
يَوْمِكُمْ
هَٰذَا
ۚ
قَالُوا۟
بَلَىٰ
وَلَٰكِنْ
حَقَّتْ
كَلِمَةُ
ٱلْعَذَابِ
عَلَى
ٱلْكَٰفِرِينَ
İnkar edenler, bölük bölük cehenneme sürülür. Oraya vardıklarında kapıları açılır; bekçileri onlara: "Size içinizden Rabbinizin ayetlerini okuyan ve bugüne kavuşacağınızı ihtar eden peygamberler gelmedi mi" derler. "Evet geldi" derler. Lakin azap sözü inkarcıların aleyhine gerçekleşir.
Âyet 72
Cüz 24 • Sayfa 466
قِيلَ ٱدْخُلُوٓا۟ أَبْوَٰبَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَا ۖ فَبِئْسَ مَثْوَى ٱلْمُتَكَبِّرِينَ ﴿72﴾
قِيلَ
ٱدْخُلُوٓا۟
أَبْوَٰبَ
جَهَنَّمَ
خَٰلِدِينَ
فِيهَا
ۖ
فَبِئْسَ
مَثْوَى
ٱلْمُتَكَبِّرِينَ
Onlara: "Temelli kalacağınız cehennemin kapılarından girin; böbürlenenlerin durağı ne kötüdür!" denir.
Âyet 73
Cüz 24 • Sayfa 466
وَسِيقَ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ رَبَّهُمْ إِلَى ٱلْجَنَّةِ زُمَرًا ۖ حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءُوهَا وَفُتِحَتْ أَبْوَٰبُهَا وَقَالَ لَهُمْ خَزَنَتُهَا سَلَٰمٌ عَلَيْكُمْ طِبْتُمْ فَٱدْخُلُوهَا خَٰلِدِينَ ﴿73﴾
وَسِيقَ
ٱلَّذِينَ
ٱتَّقَوْا۟
رَبَّهُمْ
إِلَى
ٱلْجَنَّةِ
زُمَرًا
ۖ
حَتَّىٰٓ
إِذَا
جَآءُوهَا
وَفُتِحَتْ
أَبْوَٰبُهَا
وَقَالَ
لَهُمْ
خَزَنَتُهَا
سَلَٰمٌ
عَلَيْكُمْ
طِبْتُمْ
فَٱدْخُلُوهَا
خَٰلِدِينَ
Rablerine karşı gelmekten sakınanlar, bölük bölük cennete götürülürler. Oraya varıp da kapıları açıldığında, bekçileri onlara: "Selam size, hoş geldiniz! Temelli olarak buraya girin" derler.
Âyet 74
Cüz 24 • Sayfa 466
وَقَالُوا۟ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى صَدَقَنَا وَعْدَهُۥ وَأَوْرَثَنَا ٱلْأَرْضَ نَتَبَوَّأُ مِنَ ٱلْجَنَّةِ حَيْثُ نَشَآءُ ۖ فَنِعْمَ أَجْرُ ٱلْعَٰمِلِينَ ﴿74﴾
وَقَالُوا۟
ٱلْحَمْدُ
لِلَّهِ
ٱلَّذِى
صَدَقَنَا
وَعْدَهُۥ
وَأَوْرَثَنَا
ٱلْأَرْضَ
نَتَبَوَّأُ
مِنَ
ٱلْجَنَّةِ
حَيْثُ
نَشَآءُ
ۖ
فَنِعْمَ
أَجْرُ
ٱلْعَٰمِلِينَ
Onlar: "Bize verdiği sözde duran ve bizi bu yere varis kılan Allah'a hamdolsun. Cennette istediğimiz yerde oturabiliriz. Yararlı iş işleyenlerin ecri ne güzelmiş!" derler.
Âyet 75
Cüz 24 • Sayfa 467
وَتَرَى ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ حَآفِّينَ مِنْ حَوْلِ ٱلْعَرْشِ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ ۖ وَقُضِىَ بَيْنَهُم بِٱلْحَقِّ وَقِيلَ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿75﴾
وَتَرَى
ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ
حَآفِّينَ
مِنْ
حَوْلِ
ٱلْعَرْشِ
يُسَبِّحُونَ
بِحَمْدِ
رَبِّهِمْ
ۖ
وَقُضِىَ
بَيْنَهُم
بِٱلْحَقِّ
وَقِيلَ
ٱلْحَمْدُ
لِلَّهِ
رَبِّ
ٱلْعَٰلَمِينَ
Melekleri, arşın etrafını çevirmiş oldukları halde, Rablerini hamd ile överken görürsün. Artık insanların aralarında adaletle hüküm olunmuştur. "Övgü, Alemlerin Rabbi olan Allah içindir" denir.
Sosyal Medya Kartı Oluşturucu 1000x1000 PNG