21 Cemaziyelevvel 1448 (٢١ جُمَادَى الأولَى ١٤٤٨ هـ) | 2 Kasım 2026, Pazartesi
«بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ» — Esselâmü Aleyküm ve Rahmetullâh
« Önceki Sûre Sonraki Sûre »
Kârî:
Sûre #7 Mekkî İniş Sırası: 39 206 Âyet
الأعراف

A'râf Sûresi

Anlamı: Yüksek Tepeler, Araf

Sûrenin Nüzul Sebebi ve Temel Mesajları (Tefsir Özeti) ▼ Göster / Gizle
Nüzul Ortamı: A'râf Sûresi Mekke-i Mükerreme döneminde nâzil olmuştur. Toplam 206 âyet-i kerîmeden müteşekkildir.
Tefsir ve Muhteva: Sûre, adını "Yüksek Tepeler, Araf" manasına gelen lafızdan almaktadır. Cenâb-ı Hakk'ın kudretini, mü'minlerin ahlakî mükellefiyetlerini, takvâ ve tevhidi öğütler.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Âyet 1 Cüz 8 • Sayfa 151
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ الٓمٓصٓ ﴿1﴾
بِسْمِ
ٱللَّهِ
ٱلرَّحْمَٰنِ
ٱلرَّحِيمِ
الٓمٓصٓ
Elif, Lam, Mim, Sad.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 2 Cüz 8 • Sayfa 151
كِتَٰبٌ أُنزِلَ إِلَيْكَ فَلَا يَكُن فِى صَدْرِكَ حَرَجٌۭ مِّنْهُ لِتُنذِرَ بِهِۦ وَذِكْرَىٰ لِلْمُؤْمِنِينَ ﴿2﴾
كِتَٰبٌ
أُنزِلَ
إِلَيْكَ
فَلَا
يَكُن
فِى
صَدْرِكَ
حَرَجٌۭ
مِّنْهُ
لِتُنذِرَ
بِهِۦ
وَذِكْرَىٰ
لِلْمُؤْمِنِينَ
Sana bir Kitap indirildi. Onunla insanları uyarman ve inananlara öğüt vermen için kalbine bir darlık gelmesin.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 3 Cüz 8 • Sayfa 151
ٱتَّبِعُوا۟ مَآ أُنزِلَ إِلَيْكُم مِّن رَّبِّكُمْ وَلَا تَتَّبِعُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ أَوْلِيَآءَ ۗ قَلِيلًۭا مَّا تَذَكَّرُونَ ﴿3﴾
ٱتَّبِعُوا۟
مَآ
أُنزِلَ
إِلَيْكُم
مِّن
رَّبِّكُمْ
وَلَا
تَتَّبِعُوا۟
مِن
دُونِهِۦٓ
أَوْلِيَآءَ
ۗ
قَلِيلًۭا
مَّا
تَذَكَّرُونَ
Rabbinizden size indirilen Kitap'a uyun, O'ndan başka dostlar edinerek onlara uymayın. Pek az öğüt dinliyorsunuz.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 4 Cüz 8 • Sayfa 151
وَكَم مِّن قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَٰهَا فَجَآءَهَا بَأْسُنَا بَيَٰتًا أَوْ هُمْ قَآئِلُونَ ﴿4﴾
وَكَم
مِّن
قَرْيَةٍ
أَهْلَكْنَٰهَا
فَجَآءَهَا
بَأْسُنَا
بَيَٰتًا
أَوْ
هُمْ
قَآئِلُونَ
Biz nice kentleri yok etmişizdir; geceleyin veya gündüz uykularında iken baskınımıza uğramışlardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 5 Cüz 8 • Sayfa 151
فَمَا كَانَ دَعْوَىٰهُمْ إِذْ جَآءَهُم بَأْسُنَآ إِلَّآ أَن قَالُوٓا۟ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ ﴿5﴾
فَمَا
كَانَ
دَعْوَىٰهُمْ
إِذْ
جَآءَهُم
بَأْسُنَآ
إِلَّآ
أَن
قَالُوٓا۟
إِنَّا
كُنَّا
ظَٰلِمِينَ
Baskınımıza uğradıklarında, sözleri, "Gerçekten biz haksızdık" demekten ibaret kalmıştır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 6 Cüz 8 • Sayfa 151
فَلَنَسْـَٔلَنَّ ٱلَّذِينَ أُرْسِلَ إِلَيْهِمْ وَلَنَسْـَٔلَنَّ ٱلْمُرْسَلِينَ ﴿6﴾
فَلَنَسْـَٔلَنَّ
ٱلَّذِينَ
أُرْسِلَ
إِلَيْهِمْ
وَلَنَسْـَٔلَنَّ
ٱلْمُرْسَلِينَ
And olsun ki, kendilerine peygamber gönderilenlere soracağız, peygamberlere de soracağız.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 7 Cüz 8 • Sayfa 151
فَلَنَقُصَّنَّ عَلَيْهِم بِعِلْمٍۢ ۖ وَمَا كُنَّا غَآئِبِينَ ﴿7﴾
فَلَنَقُصَّنَّ
عَلَيْهِم
بِعِلْمٍۢ
ۖ
وَمَا
كُنَّا
غَآئِبِينَ
And olsun ki, yaptıklarını kendilerine bir bir anlatacağız, zira onlardan uzak değildik.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 8 Cüz 8 • Sayfa 151
وَٱلْوَزْنُ يَوْمَئِذٍ ٱلْحَقُّ ۚ فَمَن ثَقُلَتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ ﴿8﴾
وَٱلْوَزْنُ
يَوْمَئِذٍ
ٱلْحَقُّ
ۚ
فَمَن
ثَقُلَتْ
مَوَٰزِينُهُۥ
فَأُو۟لَٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْمُفْلِحُونَ
Gerçek tartı kıyamet günündedir. Tartıları ağır gelenler, işte onlar kurtulanlardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 9 Cüz 8 • Sayfa 151
وَمَنْ خَفَّتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُم بِمَا كَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا يَظْلِمُونَ ﴿9﴾
وَمَنْ
خَفَّتْ
مَوَٰزِينُهُۥ
فَأُو۟لَٰٓئِكَ
ٱلَّذِينَ
خَسِرُوٓا۟
أَنفُسَهُم
بِمَا
كَانُوا۟
بِـَٔايَٰتِنَا
يَظْلِمُونَ
Tartıları hafif gelenler, ayetlerimize yaptıkları haksızlıklardan ötürü kendilerini mahvetmiş olanlardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 10 Cüz 8 • Sayfa 151
وَلَقَدْ مَكَّنَّٰكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَٰيِشَ ۗ قَلِيلًۭا مَّا تَشْكُرُونَ ﴿10﴾
وَلَقَدْ
مَكَّنَّٰكُمْ
فِى
ٱلْأَرْضِ
وَجَعَلْنَا
لَكُمْ
فِيهَا
مَعَٰيِشَ
ۗ
قَلِيلًۭا
مَّا
تَشْكُرُونَ
Sizi yeryüzünde yerleştirdik ve orada size geçimlikler yarattık. Öyleyken pek az şükrediyorsunuz.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 11 Cüz 8 • Sayfa 151
وَلَقَدْ خَلَقْنَٰكُمْ ثُمَّ صَوَّرْنَٰكُمْ ثُمَّ قُلْنَا لِلْمَلَٰٓئِكَةِ ٱسْجُدُوا۟ لِءَادَمَ فَسَجَدُوٓا۟ إِلَّآ إِبْلِيسَ لَمْ يَكُن مِّنَ ٱلسَّٰجِدِينَ ﴿11﴾
وَلَقَدْ
خَلَقْنَٰكُمْ
ثُمَّ
صَوَّرْنَٰكُمْ
ثُمَّ
قُلْنَا
لِلْمَلَٰٓئِكَةِ
ٱسْجُدُوا۟
لِءَادَمَ
فَسَجَدُوٓا۟
إِلَّآ
إِبْلِيسَ
لَمْ
يَكُن
مِّنَ
ٱلسَّٰجِدِينَ
And olsun ki, sizi yarattık, sonra şekil verdik, sonra meleklere, "Adem'e secde edin" dedik; İblis'ten başka hepsi secde etti, o secde edenlerden olmadı.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 12 Cüz 8 • Sayfa 152
قَالَ مَا مَنَعَكَ أَلَّا تَسْجُدَ إِذْ أَمَرْتُكَ ۖ قَالَ أَنَا۠ خَيْرٌۭ مِّنْهُ خَلَقْتَنِى مِن نَّارٍۢ وَخَلَقْتَهُۥ مِن طِينٍۢ ﴿12﴾
قَالَ
مَا
مَنَعَكَ
أَلَّا
تَسْجُدَ
إِذْ
أَمَرْتُكَ
ۖ
قَالَ
أَنَا۠
خَيْرٌۭ
مِّنْهُ
خَلَقْتَنِى
مِن
نَّارٍۢ
وَخَلَقْتَهُۥ
مِن
طِينٍۢ
Allah, "Sana emrettiğim halde, seni secdeden alıkoyan nedir?" dedi, "Beni ateşten onu çamurdan yarattın, ben ondan üstünüm" cevabını verdi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 13 Cüz 8 • Sayfa 152
قَالَ فَٱهْبِطْ مِنْهَا فَمَا يَكُونُ لَكَ أَن تَتَكَبَّرَ فِيهَا فَٱخْرُجْ إِنَّكَ مِنَ ٱلصَّٰغِرِينَ ﴿13﴾
قَالَ
فَٱهْبِطْ
مِنْهَا
فَمَا
يَكُونُ
لَكَ
أَن
تَتَكَبَّرَ
فِيهَا
فَٱخْرُجْ
إِنَّكَ
مِنَ
ٱلصَّٰغِرِينَ
Ona, "İn oradan, orada büyüklenmek sana düşmez, defol, sen alçağın birisin" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 14 Cüz 8 • Sayfa 152
قَالَ أَنظِرْنِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ ﴿14﴾
قَالَ
أَنظِرْنِىٓ
إِلَىٰ
يَوْمِ
يُبْعَثُونَ
Ona, "İnsanların tekrar dirilecekleri güne kadar beni ertele" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 15 Cüz 8 • Sayfa 152
قَالَ إِنَّكَ مِنَ ٱلْمُنظَرِينَ ﴿15﴾
قَالَ
إِنَّكَ
مِنَ
ٱلْمُنظَرِينَ
Allah; "Sen erteye bırakılanlardansın" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 16 Cüz 8 • Sayfa 152
قَالَ فَبِمَآ أَغْوَيْتَنِى لَأَقْعُدَنَّ لَهُمْ صِرَٰطَكَ ٱلْمُسْتَقِيمَ ﴿16﴾
قَالَ
فَبِمَآ
أَغْوَيْتَنِى
لَأَقْعُدَنَّ
لَهُمْ
صِرَٰطَكَ
ٱلْمُسْتَقِيمَ
"Beni azdırdığın için, and olsun ki, Senin doğru yolun üzerinde onlara karşı duracağım; sonra önlerinden, ardlarından, sağ ve sollarından onlara sokulacağım; çoğunu Sana şükreder bulamayacaksın" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 17 Cüz 8 • Sayfa 152
ثُمَّ لَءَاتِيَنَّهُم مِّنۢ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ وَعَنْ أَيْمَٰنِهِمْ وَعَن شَمَآئِلِهِمْ ۖ وَلَا تَجِدُ أَكْثَرَهُمْ شَٰكِرِينَ ﴿17﴾
ثُمَّ
لَءَاتِيَنَّهُم
مِّنۢ
بَيْنِ
أَيْدِيهِمْ
وَمِنْ
خَلْفِهِمْ
وَعَنْ
أَيْمَٰنِهِمْ
وَعَن
شَمَآئِلِهِمْ
ۖ
وَلَا
تَجِدُ
أَكْثَرَهُمْ
شَٰكِرِينَ
"Beni azdırdığın için, and olsun ki, Senin doğru yolun üzerinde onlara karşı duracağım; sonra önlerinden, ardlarından, sağ ve sollarından onlara sokulacağım; çoğunu Sana şükreder bulamayacaksın" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 18 Cüz 8 • Sayfa 152
قَالَ ٱخْرُجْ مِنْهَا مَذْءُومًۭا مَّدْحُورًۭا ۖ لَّمَن تَبِعَكَ مِنْهُمْ لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنكُمْ أَجْمَعِينَ ﴿18﴾
قَالَ
ٱخْرُجْ
مِنْهَا
مَذْءُومًۭا
مَّدْحُورًۭا
ۖ
لَّمَن
تَبِعَكَ
مِنْهُمْ
لَأَمْلَأَنَّ
جَهَنَّمَ
مِنكُمْ
أَجْمَعِينَ
Allah, "Yerilmiş ve kovulmuşsun, oradan defol; and olsun ki insanlardan sana kim uyarsa, hepinizi cehenneme dolduracağım" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 19 Cüz 8 • Sayfa 152
وَيَٰٓـَٔادَمُ ٱسْكُنْ أَنتَ وَزَوْجُكَ ٱلْجَنَّةَ فَكُلَا مِنْ حَيْثُ شِئْتُمَا وَلَا تَقْرَبَا هَٰذِهِ ٱلشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ ﴿19﴾
وَيَٰٓـَٔادَمُ
ٱسْكُنْ
أَنتَ
وَزَوْجُكَ
ٱلْجَنَّةَ
فَكُلَا
مِنْ
حَيْثُ
شِئْتُمَا
وَلَا
تَقْرَبَا
هَٰذِهِ
ٱلشَّجَرَةَ
فَتَكُونَا
مِنَ
ٱلظَّٰلِمِينَ
"Ey Adem! Sen ve eşin cennette kalın ve istediğiniz yerden yiyin, yalnız şu ağaca yaklaşmayın yoksa zalimlerden olursunuz."
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 20 Cüz 8 • Sayfa 152
فَوَسْوَسَ لَهُمَا ٱلشَّيْطَٰنُ لِيُبْدِىَ لَهُمَا مَا وُۥرِىَ عَنْهُمَا مِن سَوْءَٰتِهِمَا وَقَالَ مَا نَهَىٰكُمَا رَبُّكُمَا عَنْ هَٰذِهِ ٱلشَّجَرَةِ إِلَّآ أَن تَكُونَا مَلَكَيْنِ أَوْ تَكُونَا مِنَ ٱلْخَٰلِدِينَ ﴿20﴾
فَوَسْوَسَ
لَهُمَا
ٱلشَّيْطَٰنُ
لِيُبْدِىَ
لَهُمَا
مَا
وُۥرِىَ
عَنْهُمَا
مِن
سَوْءَٰتِهِمَا
وَقَالَ
مَا
نَهَىٰكُمَا
رَبُّكُمَا
عَنْ
هَٰذِهِ
ٱلشَّجَرَةِ
إِلَّآ
أَن
تَكُونَا
مَلَكَيْنِ
أَوْ
تَكُونَا
مِنَ
ٱلْخَٰلِدِينَ
Şeytan, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: "Rabbinizin sizi bu ağaçtan menetmesi melek olmanız veya burada temelli kalmanızı önlemek içindir."
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 21 Cüz 8 • Sayfa 152
وَقَاسَمَهُمَآ إِنِّى لَكُمَا لَمِنَ ٱلنَّٰصِحِينَ ﴿21﴾
وَقَاسَمَهُمَآ
إِنِّى
لَكُمَا
لَمِنَ
ٱلنَّٰصِحِينَ
"Doğrusu ben size öğüt verenlerdenim" diye ikisine yemin etti.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 22 Cüz 8 • Sayfa 152
فَدَلَّىٰهُمَا بِغُرُورٍۢ ۚ فَلَمَّا ذَاقَا ٱلشَّجَرَةَ بَدَتْ لَهُمَا سَوْءَٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِن وَرَقِ ٱلْجَنَّةِ ۖ وَنَادَىٰهُمَا رَبُّهُمَآ أَلَمْ أَنْهَكُمَا عَن تِلْكُمَا ٱلشَّجَرَةِ وَأَقُل لَّكُمَآ إِنَّ ٱلشَّيْطَٰنَ لَكُمَا عَدُوٌّۭ مُّبِينٌۭ ﴿22﴾
فَدَلَّىٰهُمَا
بِغُرُورٍۢ
ۚ
فَلَمَّا
ذَاقَا
ٱلشَّجَرَةَ
بَدَتْ
لَهُمَا
سَوْءَٰتُهُمَا
وَطَفِقَا
يَخْصِفَانِ
عَلَيْهِمَا
مِن
وَرَقِ
ٱلْجَنَّةِ
ۖ
وَنَادَىٰهُمَا
رَبُّهُمَآ
أَلَمْ
أَنْهَكُمَا
عَن
تِلْكُمَا
ٱلشَّجَرَةِ
وَأَقُل
لَّكُمَآ
إِنَّ
ٱلشَّيْطَٰنَ
لَكُمَا
عَدُوٌّۭ
مُّبِينٌۭ
Böylece onların yanılmalarını sağladı. Ağaçtan meyve tattıklarında kendilerine ayıp yerleri göründü, cennet yapraklarından oralarına örtmeğe koyuldular. Rableri onlara, "Ben sizi o ağaçtan menetmemiş miydim? Şeytanın size apaçık bir düşman olduğunu söylememiş miydim?" diye seslendi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 23 Cüz 8 • Sayfa 153
قَالَا رَبَّنَا ظَلَمْنَآ أَنفُسَنَا وَإِن لَّمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلْخَٰسِرِينَ ﴿23﴾
قَالَا
رَبَّنَا
ظَلَمْنَآ
أَنفُسَنَا
وَإِن
لَّمْ
تَغْفِرْ
لَنَا
وَتَرْحَمْنَا
لَنَكُونَنَّ
مِنَ
ٱلْخَٰسِرِينَ
Her ikisi, "Rabbimiz! Kendimize yazık ettik; bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen biz kaybedenlerden oluruz" dediler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 24 Cüz 8 • Sayfa 153
قَالَ ٱهْبِطُوا۟ بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّۭ ۖ وَلَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ مُسْتَقَرٌّۭ وَمَتَٰعٌ إِلَىٰ حِينٍۢ ﴿24﴾
قَالَ
ٱهْبِطُوا۟
بَعْضُكُمْ
لِبَعْضٍ
عَدُوٌّۭ
ۖ
وَلَكُمْ
فِى
ٱلْأَرْضِ
مُسْتَقَرٌّۭ
وَمَتَٰعٌ
إِلَىٰ
حِينٍۢ
"Birbirinize düşman olarak inin, siz yeryüzünde bir müddet için yerleşip geçineceksiniz."
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 25 Cüz 8 • Sayfa 153
قَالَ فِيهَا تَحْيَوْنَ وَفِيهَا تَمُوتُونَ وَمِنْهَا تُخْرَجُونَ ﴿25﴾
قَالَ
فِيهَا
تَحْيَوْنَ
وَفِيهَا
تَمُوتُونَ
وَمِنْهَا
تُخْرَجُونَ
"Orada yaşar, orada ölür ve oradan dirilip çıkarılırsınız" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 26 Cüz 8 • Sayfa 153
يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ قَدْ أَنزَلْنَا عَلَيْكُمْ لِبَاسًۭا يُوَٰرِى سَوْءَٰتِكُمْ وَرِيشًۭا ۖ وَلِبَاسُ ٱلتَّقْوَىٰ ذَٰلِكَ خَيْرٌۭ ۚ ذَٰلِكَ مِنْ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ ﴿26﴾
يَٰبَنِىٓ
ءَادَمَ
قَدْ
أَنزَلْنَا
عَلَيْكُمْ
لِبَاسًۭا
يُوَٰرِى
سَوْءَٰتِكُمْ
وَرِيشًۭا
ۖ
وَلِبَاسُ
ٱلتَّقْوَىٰ
ذَٰلِكَ
خَيْرٌۭ
ۚ
ذَٰلِكَ
مِنْ
ءَايَٰتِ
ٱللَّهِ
لَعَلَّهُمْ
يَذَّكَّرُونَ
Ey İnsanoğulları! Ayıp yerlerinizi örtecek giyimlikle sizi süsleyecek elbiseler gönderdik. Takva örtüsü ise bunlardan daha hayırlıdır. Allah'ın bu ayetleri öğüt almanız içindir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 27 Cüz 8 • Sayfa 153
يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ لَا يَفْتِنَنَّكُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ كَمَآ أَخْرَجَ أَبَوَيْكُم مِّنَ ٱلْجَنَّةِ يَنزِعُ عَنْهُمَا لِبَاسَهُمَا لِيُرِيَهُمَا سَوْءَٰتِهِمَآ ۗ إِنَّهُۥ يَرَىٰكُمْ هُوَ وَقَبِيلُهُۥ مِنْ حَيْثُ لَا تَرَوْنَهُمْ ۗ إِنَّا جَعَلْنَا ٱلشَّيَٰطِينَ أَوْلِيَآءَ لِلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ ﴿27﴾
يَٰبَنِىٓ
ءَادَمَ
لَا
يَفْتِنَنَّكُمُ
ٱلشَّيْطَٰنُ
كَمَآ
أَخْرَجَ
أَبَوَيْكُم
مِّنَ
ٱلْجَنَّةِ
يَنزِعُ
عَنْهُمَا
لِبَاسَهُمَا
لِيُرِيَهُمَا
سَوْءَٰتِهِمَآ
ۗ
إِنَّهُۥ
يَرَىٰكُمْ
هُوَ
وَقَبِيلُهُۥ
مِنْ
حَيْثُ
لَا
تَرَوْنَهُمْ
ۗ
إِنَّا
جَعَلْنَا
ٱلشَّيَٰطِينَ
أَوْلِيَآءَ
لِلَّذِينَ
لَا
يُؤْمِنُونَ
Ey İnsanoğulları! Şeytan, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak ananızı babanızı cennetten çıkardığı gibi sizi de şaşırtmasın. Sizin onları görmediğiniz yerlerden o ve taraftarları sizi görürler. Biz şeytanları, inanmayanlara dost kılarız.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 28 Cüz 8 • Sayfa 153
وَإِذَا فَعَلُوا۟ فَٰحِشَةًۭ قَالُوا۟ وَجَدْنَا عَلَيْهَآ ءَابَآءَنَا وَٱللَّهُ أَمَرَنَا بِهَا ۗ قُلْ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَأْمُرُ بِٱلْفَحْشَآءِ ۖ أَتَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ ﴿28﴾
وَإِذَا
فَعَلُوا۟
فَٰحِشَةًۭ
قَالُوا۟
وَجَدْنَا
عَلَيْهَآ
ءَابَآءَنَا
وَٱللَّهُ
أَمَرَنَا
بِهَا
ۗ
قُلْ
إِنَّ
ٱللَّهَ
لَا
يَأْمُرُ
بِٱلْفَحْشَآءِ
ۖ
أَتَقُولُونَ
عَلَى
ٱللَّهِ
مَا
لَا
تَعْلَمُونَ
Onlar bir fenalık yaptıkları zaman, "Babalarımızı bu yolda bulduk, Allah da bize bunu emretti" derler. De ki: "Allah fenalığı emretmez. Bilmediğiniz şeyi Allah'a karşı mı söylüyorsunuz?"
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 29 Cüz 8 • Sayfa 153
قُلْ أَمَرَ رَبِّى بِٱلْقِسْطِ ۖ وَأَقِيمُوا۟ وُجُوهَكُمْ عِندَ كُلِّ مَسْجِدٍۢ وَٱدْعُوهُ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ ۚ كَمَا بَدَأَكُمْ تَعُودُونَ ﴿29﴾
قُلْ
أَمَرَ
رَبِّى
بِٱلْقِسْطِ
ۖ
وَأَقِيمُوا۟
وُجُوهَكُمْ
عِندَ
كُلِّ
مَسْجِدٍۢ
وَٱدْعُوهُ
مُخْلِصِينَ
لَهُ
ٱلدِّينَ
ۚ
كَمَا
بَدَأَكُمْ
تَعُودُونَ
De ki: "Rabbim adaleti emretti; her secde yerinde yüzünüzü O'na doğrultun; dinde samimi olarak O'na yalvarın. Sizi yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz."
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 30 Cüz 8 • Sayfa 153
فَرِيقًا هَدَىٰ وَفَرِيقًا حَقَّ عَلَيْهِمُ ٱلضَّلَٰلَةُ ۗ إِنَّهُمُ ٱتَّخَذُوا۟ ٱلشَّيَٰطِينَ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَيَحْسَبُونَ أَنَّهُم مُّهْتَدُونَ ﴿30﴾
فَرِيقًا
هَدَىٰ
وَفَرِيقًا
حَقَّ
عَلَيْهِمُ
ٱلضَّلَٰلَةُ
ۗ
إِنَّهُمُ
ٱتَّخَذُوا۟
ٱلشَّيَٰطِينَ
أَوْلِيَآءَ
مِن
دُونِ
ٱللَّهِ
وَيَحْسَبُونَ
أَنَّهُم
مُّهْتَدُونَ
Allah insanlardan bir takımını doğru yola eriştirdi, fakat bir takımı da sapıklığı haketti, çünkü bunlar Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinmiş ve kendilerini doğru yolda sanmışlardı.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 31 Cüz 8 • Sayfa 154
۞ يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ خُذُوا۟ زِينَتَكُمْ عِندَ كُلِّ مَسْجِدٍۢ وَكُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ وَلَا تُسْرِفُوٓا۟ ۚ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلْمُسْرِفِينَ ﴿31﴾
۞
يَٰبَنِىٓ
ءَادَمَ
خُذُوا۟
زِينَتَكُمْ
عِندَ
كُلِّ
مَسْجِدٍۢ
وَكُلُوا۟
وَٱشْرَبُوا۟
وَلَا
تُسْرِفُوٓا۟
ۚ
إِنَّهُۥ
لَا
يُحِبُّ
ٱلْمُسْرِفِينَ
Ey Ademoğulları! Her mescide güzel elbiselerinizi giyinerek gidin; yiyin için fakat israf etmeyin, çünkü Allah müsrifleri sevmez.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 32 Cüz 8 • Sayfa 154
قُلْ مَنْ حَرَّمَ زِينَةَ ٱللَّهِ ٱلَّتِىٓ أَخْرَجَ لِعِبَادِهِۦ وَٱلطَّيِّبَٰتِ مِنَ ٱلرِّزْقِ ۚ قُلْ هِىَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا خَالِصَةًۭ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ ۗ كَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلْءَايَٰتِ لِقَوْمٍۢ يَعْلَمُونَ ﴿32﴾
قُلْ
مَنْ
حَرَّمَ
زِينَةَ
ٱللَّهِ
ٱلَّتِىٓ
أَخْرَجَ
لِعِبَادِهِۦ
وَٱلطَّيِّبَٰتِ
مِنَ
ٱلرِّزْقِ
ۚ
قُلْ
هِىَ
لِلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
فِى
ٱلْحَيَوٰةِ
ٱلدُّنْيَا
خَالِصَةًۭ
يَوْمَ
ٱلْقِيَٰمَةِ
ۗ
كَذَٰلِكَ
نُفَصِّلُ
ٱلْءَايَٰتِ
لِقَوْمٍۢ
يَعْلَمُونَ
"Allah'ın kulları için yarattığı ziynet ve temiz rızıkları haram kılan kimdir?" "Bunlar, dünya hayatında inananlarındır, kıyamet gününde de yalnız onlar içindir" de. Bilen kimseler için ayetlerimizi böylece uzun uzun açıklıyoruz.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 33 Cüz 8 • Sayfa 154
قُلْ إِنَّمَا حَرَّمَ رَبِّىَ ٱلْفَوَٰحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَٱلْإِثْمَ وَٱلْبَغْىَ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَأَن تُشْرِكُوا۟ بِٱللَّهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِۦ سُلْطَٰنًۭا وَأَن تَقُولُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ ﴿33﴾
قُلْ
إِنَّمَا
حَرَّمَ
رَبِّىَ
ٱلْفَوَٰحِشَ
مَا
ظَهَرَ
مِنْهَا
وَمَا
بَطَنَ
وَٱلْإِثْمَ
وَٱلْبَغْىَ
بِغَيْرِ
ٱلْحَقِّ
وَأَن
تُشْرِكُوا۟
بِٱللَّهِ
مَا
لَمْ
يُنَزِّلْ
بِهِۦ
سُلْطَٰنًۭا
وَأَن
تَقُولُوا۟
عَلَى
ٱللَّهِ
مَا
لَا
تَعْلَمُونَ
De ki: "Rabbim sadece, açık ve gizli fenalıkları, günahı, haksız yere tecavüzü, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyi Allah'a ortak koşmanızı, Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır."
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 34 Cüz 8 • Sayfa 154
وَلِكُلِّ أُمَّةٍ أَجَلٌۭ ۖ فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمْ لَا يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةًۭ ۖ وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ ﴿34﴾
وَلِكُلِّ
أُمَّةٍ
أَجَلٌۭ
ۖ
فَإِذَا
جَآءَ
أَجَلُهُمْ
لَا
يَسْتَأْخِرُونَ
سَاعَةًۭ
ۖ
وَلَا
يَسْتَقْدِمُونَ
Her ümmet için belirli bir süre vardır; vakitleri dolunca ne bir saat gecikebilir ne de öne geçebilirler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 35 Cüz 8 • Sayfa 154
يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ إِمَّا يَأْتِيَنَّكُمْ رُسُلٌۭ مِّنكُمْ يَقُصُّونَ عَلَيْكُمْ ءَايَٰتِى ۙ فَمَنِ ٱتَّقَىٰ وَأَصْلَحَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ ﴿35﴾
يَٰبَنِىٓ
ءَادَمَ
إِمَّا
يَأْتِيَنَّكُمْ
رُسُلٌۭ
مِّنكُمْ
يَقُصُّونَ
عَلَيْكُمْ
ءَايَٰتِى
ۙ
فَمَنِ
ٱتَّقَىٰ
وَأَصْلَحَ
فَلَا
خَوْفٌ
عَلَيْهِمْ
وَلَا
هُمْ
يَحْزَنُونَ
Ey Adem oğulları! Size aranızdan ayetlerimizi okuyan peygamberler geldiğinde, onların bildirdiklerine karşı gelmekten sakınan ve gidişini düzeltenlere, işte onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 36 Cüz 8 • Sayfa 154
وَٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَٱسْتَكْبَرُوا۟ عَنْهَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ ۖ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ ﴿36﴾
وَٱلَّذِينَ
كَذَّبُوا۟
بِـَٔايَٰتِنَا
وَٱسْتَكْبَرُوا۟
عَنْهَآ
أُو۟لَٰٓئِكَ
أَصْحَٰبُ
ٱلنَّارِ
ۖ
هُمْ
فِيهَا
خَٰلِدُونَ
Ayetlerimizi yalanlayıp onlara karşı büyüklük taslayanlara gelince, işte onlar cehennemliklerdir, orada temelli kalacaklardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 37 Cüz 8 • Sayfa 154
فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوْ كَذَّبَ بِـَٔايَٰتِهِۦٓ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ يَنَالُهُمْ نَصِيبُهُم مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ ۖ حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَتْهُمْ رُسُلُنَا يَتَوَفَّوْنَهُمْ قَالُوٓا۟ أَيْنَ مَا كُنتُمْ تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ ۖ قَالُوا۟ ضَلُّوا۟ عَنَّا وَشَهِدُوا۟ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ أَنَّهُمْ كَانُوا۟ كَٰفِرِينَ ﴿37﴾
فَمَنْ
أَظْلَمُ
مِمَّنِ
ٱفْتَرَىٰ
عَلَى
ٱللَّهِ
كَذِبًا
أَوْ
كَذَّبَ
بِـَٔايَٰتِهِۦٓ
ۚ
أُو۟لَٰٓئِكَ
يَنَالُهُمْ
نَصِيبُهُم
مِّنَ
ٱلْكِتَٰبِ
ۖ
حَتَّىٰٓ
إِذَا
جَآءَتْهُمْ
رُسُلُنَا
يَتَوَفَّوْنَهُمْ
قَالُوٓا۟
أَيْنَ
مَا
كُنتُمْ
تَدْعُونَ
مِن
دُونِ
ٱللَّهِ
ۖ
قَالُوا۟
ضَلُّوا۟
عَنَّا
وَشَهِدُوا۟
عَلَىٰٓ
أَنفُسِهِمْ
أَنَّهُمْ
كَانُوا۟
كَٰفِرِينَ
Allah'a karşı yalan uyduran veya ayetlerini yalan sayandan daha zalim kimdir? Kitap'daki payları kendilerine erişecek olanlar onlardır. Elçilerimiz canlarını almak üzere geldiklerinde onlara, "Allah'tan başka taptıklarınız nerede?" deyince, "Bizi koyup kaçtılar" derler, böylece inkarcı olduklarına kendi aleyhlerine şahidlik ederler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 38 Cüz 8 • Sayfa 155
قَالَ ٱدْخُلُوا۟ فِىٓ أُمَمٍۢ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِكُم مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ فِى ٱلنَّارِ ۖ كُلَّمَا دَخَلَتْ أُمَّةٌۭ لَّعَنَتْ أُخْتَهَا ۖ حَتَّىٰٓ إِذَا ٱدَّارَكُوا۟ فِيهَا جَمِيعًۭا قَالَتْ أُخْرَىٰهُمْ لِأُولَىٰهُمْ رَبَّنَا هَٰٓؤُلَآءِ أَضَلُّونَا فَـَٔاتِهِمْ عَذَابًۭا ضِعْفًۭا مِّنَ ٱلنَّارِ ۖ قَالَ لِكُلٍّۢ ضِعْفٌۭ وَلَٰكِن لَّا تَعْلَمُونَ ﴿38﴾
قَالَ
ٱدْخُلُوا۟
فِىٓ
أُمَمٍۢ
قَدْ
خَلَتْ
مِن
قَبْلِكُم
مِّنَ
ٱلْجِنِّ
وَٱلْإِنسِ
فِى
ٱلنَّارِ
ۖ
كُلَّمَا
دَخَلَتْ
أُمَّةٌۭ
لَّعَنَتْ
أُخْتَهَا
ۖ
حَتَّىٰٓ
إِذَا
ٱدَّارَكُوا۟
فِيهَا
جَمِيعًۭا
قَالَتْ
أُخْرَىٰهُمْ
لِأُولَىٰهُمْ
رَبَّنَا
هَٰٓؤُلَآءِ
أَضَلُّونَا
فَـَٔاتِهِمْ
عَذَابًۭا
ضِعْفًۭا
مِّنَ
ٱلنَّارِ
ۖ
قَالَ
لِكُلٍّۢ
ضِعْفٌۭ
وَلَٰكِن
لَّا
تَعْلَمُونَ
Allah, " Sizden önce geçmiş cin ve insan ümmetleriyle beraber ateşe girin" der. Her ümmet girdikçe kendi yoldaşına lanet eder. Hepsi birbiri ardından cehennemde toplanınca, sonrakiler öncekiler için, "Rabbimiz! Bizi sapıtanlar işte bunlardır, onlara ateş azabını kat kat ver" derler, Allah, "Hepsinin kat kattır, ama bilmezsiniz" der.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 39 Cüz 8 • Sayfa 155
وَقَالَتْ أُولَىٰهُمْ لِأُخْرَىٰهُمْ فَمَا كَانَ لَكُمْ عَلَيْنَا مِن فَضْلٍۢ فَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْسِبُونَ ﴿39﴾
وَقَالَتْ
أُولَىٰهُمْ
لِأُخْرَىٰهُمْ
فَمَا
كَانَ
لَكُمْ
عَلَيْنَا
مِن
فَضْلٍۢ
فَذُوقُوا۟
ٱلْعَذَابَ
بِمَا
كُنتُمْ
تَكْسِبُونَ
Öncekiler sonrakilere, "Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktu, kazandığınıza karşılık azabı tadın" derler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 40 Cüz 8 • Sayfa 155
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَٱسْتَكْبَرُوا۟ عَنْهَا لَا تُفَتَّحُ لَهُمْ أَبْوَٰبُ ٱلسَّمَآءِ وَلَا يَدْخُلُونَ ٱلْجَنَّةَ حَتَّىٰ يَلِجَ ٱلْجَمَلُ فِى سَمِّ ٱلْخِيَاطِ ۚ وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُجْرِمِينَ ﴿40﴾
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
كَذَّبُوا۟
بِـَٔايَٰتِنَا
وَٱسْتَكْبَرُوا۟
عَنْهَا
لَا
تُفَتَّحُ
لَهُمْ
أَبْوَٰبُ
ٱلسَّمَآءِ
وَلَا
يَدْخُلُونَ
ٱلْجَنَّةَ
حَتَّىٰ
يَلِجَ
ٱلْجَمَلُ
فِى
سَمِّ
ٱلْخِيَاطِ
ۚ
وَكَذَٰلِكَ
نَجْزِى
ٱلْمُجْرِمِينَ
Doğrusu ayetlerimizi yalan sayıp, onlara karşı büyüklük taslayanlara, göğün kapıları açılmaz; deve iğnenin deliğinden geçmedikçe cennete de giremezler. Suçluları böyle cezalandırırız.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 41 Cüz 8 • Sayfa 155
لَهُم مِّن جَهَنَّمَ مِهَادٌۭ وَمِن فَوْقِهِمْ غَوَاشٍۢ ۚ وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلظَّٰلِمِينَ ﴿41﴾
لَهُم
مِّن
جَهَنَّمَ
مِهَادٌۭ
وَمِن
فَوْقِهِمْ
غَوَاشٍۢ
ۚ
وَكَذَٰلِكَ
نَجْزِى
ٱلظَّٰلِمِينَ
Onlar için cehennemden bir yatak ve üstlerine de örtüler vardır. Zalimleri böyle cezalandırırız.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 42 Cüz 8 • Sayfa 155
وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ ۖ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ ﴿42﴾
وَٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَعَمِلُوا۟
ٱلصَّٰلِحَٰتِ
لَا
نُكَلِّفُ
نَفْسًا
إِلَّا
وُسْعَهَآ
أُو۟لَٰٓئِكَ
أَصْحَٰبُ
ٱلْجَنَّةِ
ۖ
هُمْ
فِيهَا
خَٰلِدُونَ
İnanan ve yararlı iş işleyenler ki kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz işte cennetlikler onlardır, orada temelli kalacaklardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 43 Cüz 8 • Sayfa 155
وَنَزَعْنَا مَا فِى صُدُورِهِم مِّنْ غِلٍّۢ تَجْرِى مِن تَحْتِهِمُ ٱلْأَنْهَٰرُ ۖ وَقَالُوا۟ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى هَدَىٰنَا لِهَٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِىَ لَوْلَآ أَنْ هَدَىٰنَا ٱللَّهُ ۖ لَقَدْ جَآءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِٱلْحَقِّ ۖ وَنُودُوٓا۟ أَن تِلْكُمُ ٱلْجَنَّةُ أُورِثْتُمُوهَا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ ﴿43﴾
وَنَزَعْنَا
مَا
فِى
صُدُورِهِم
مِّنْ
غِلٍّۢ
تَجْرِى
مِن
تَحْتِهِمُ
ٱلْأَنْهَٰرُ
ۖ
وَقَالُوا۟
ٱلْحَمْدُ
لِلَّهِ
ٱلَّذِى
هَدَىٰنَا
لِهَٰذَا
وَمَا
كُنَّا
لِنَهْتَدِىَ
لَوْلَآ
أَنْ
هَدَىٰنَا
ٱللَّهُ
ۖ
لَقَدْ
جَآءَتْ
رُسُلُ
رَبِّنَا
بِٱلْحَقِّ
ۖ
وَنُودُوٓا۟
أَن
تِلْكُمُ
ٱلْجَنَّةُ
أُورِثْتُمُوهَا
بِمَا
كُنتُمْ
تَعْمَلُونَ
Cennette altlarından ırmaklar akarken gönüllerinden kini çıkarıp atarız. "Bizi buraya eriştiren Allah'a hamdolsun. Eğer Allah bizi doğru yola iletmeseydi, biz doğru yolu bulamazdık. And olsun ki Rabbimizin peygamberleri bize gerçeği getirmiştir" derler. Onlara, "İşlediğinize karşılık işte mirasçısı olduğunuz cennet" diye seslenilir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 44 Cüz 8 • Sayfa 156
وَنَادَىٰٓ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ أَصْحَٰبَ ٱلنَّارِ أَن قَدْ وَجَدْنَا مَا وَعَدَنَا رَبُّنَا حَقًّۭا فَهَلْ وَجَدتُّم مَّا وَعَدَ رَبُّكُمْ حَقًّۭا ۖ قَالُوا۟ نَعَمْ ۚ فَأَذَّنَ مُؤَذِّنٌۢ بَيْنَهُمْ أَن لَّعْنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلظَّٰلِمِينَ ﴿44﴾
وَنَادَىٰٓ
أَصْحَٰبُ
ٱلْجَنَّةِ
أَصْحَٰبَ
ٱلنَّارِ
أَن
قَدْ
وَجَدْنَا
مَا
وَعَدَنَا
رَبُّنَا
حَقًّۭا
فَهَلْ
وَجَدتُّم
مَّا
وَعَدَ
رَبُّكُمْ
حَقًّۭا
ۖ
قَالُوا۟
نَعَمْ
ۚ
فَأَذَّنَ
مُؤَذِّنٌۢ
بَيْنَهُمْ
أَن
لَّعْنَةُ
ٱللَّهِ
عَلَى
ٱلظَّٰلِمِينَ
Cennetlikler, cehennemliklere: "Biz Rabbimizin bize vadettiğini gerçek bulduk, Rabbinizin size de vadettiğini gerçek buldunuz mu?" diye seslenirler, "Evet" derler. Aralarında bir münadi, "Allah'ın laneti Allah yolundan alıkoyan, o yolun eğriliğini isteyen ve ahireti inkar eden zalimleredir" diye seslenir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 45 Cüz 8 • Sayfa 156
ٱلَّذِينَ يَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَيَبْغُونَهَا عِوَجًۭا وَهُم بِٱلْءَاخِرَةِ كَٰفِرُونَ ﴿45﴾
ٱلَّذِينَ
يَصُدُّونَ
عَن
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
وَيَبْغُونَهَا
عِوَجًۭا
وَهُم
بِٱلْءَاخِرَةِ
كَٰفِرُونَ
Cennetlikler, cehennemliklere: "Biz Rabbimizin bize vadettiğini gerçek bulduk, Rabbinizin size de vadettiğini gerçek buldunuz mu?" diye seslenirler, "Evet" derler. Aralarında bir münadi, "Allah'ın laneti Allah yolundan alıkoyan, o yolun eğriliğini isteyen ve ahireti inkar eden zalimleredir" diye seslenir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 46 Cüz 8 • Sayfa 156
وَبَيْنَهُمَا حِجَابٌۭ ۚ وَعَلَى ٱلْأَعْرَافِ رِجَالٌۭ يَعْرِفُونَ كُلًّۢا بِسِيمَىٰهُمْ ۚ وَنَادَوْا۟ أَصْحَٰبَ ٱلْجَنَّةِ أَن سَلَٰمٌ عَلَيْكُمْ ۚ لَمْ يَدْخُلُوهَا وَهُمْ يَطْمَعُونَ ﴿46﴾
وَبَيْنَهُمَا
حِجَابٌۭ
ۚ
وَعَلَى
ٱلْأَعْرَافِ
رِجَالٌۭ
يَعْرِفُونَ
كُلًّۢا
بِسِيمَىٰهُمْ
ۚ
وَنَادَوْا۟
أَصْحَٰبَ
ٱلْجَنَّةِ
أَن
سَلَٰمٌ
عَلَيْكُمْ
ۚ
لَمْ
يَدْخُلُوهَا
وَهُمْ
يَطْمَعُونَ
İki taraf arasında bir perde ve burçlar üzerinde her iki tarafı da simalarından tanıyan adamlar vardır; cennetliklere, "Size selam olsun" derler. Bunlar henüz girmeyen fakat cenneti uman kimselerdir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 47 Cüz 8 • Sayfa 156
۞ وَإِذَا صُرِفَتْ أَبْصَٰرُهُمْ تِلْقَآءَ أَصْحَٰبِ ٱلنَّارِ قَالُوا۟ رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا مَعَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ ﴿47﴾
۞
وَإِذَا
صُرِفَتْ
أَبْصَٰرُهُمْ
تِلْقَآءَ
أَصْحَٰبِ
ٱلنَّارِ
قَالُوا۟
رَبَّنَا
لَا
تَجْعَلْنَا
مَعَ
ٱلْقَوْمِ
ٱلظَّٰلِمِينَ
Gözleri cehennemlikler yönüne çevrilince: "Rabbimiz! Bizi zalimlerle beraber bulundurma" derler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 48 Cüz 8 • Sayfa 156
وَنَادَىٰٓ أَصْحَٰبُ ٱلْأَعْرَافِ رِجَالًۭا يَعْرِفُونَهُم بِسِيمَىٰهُمْ قَالُوا۟ مَآ أَغْنَىٰ عَنكُمْ جَمْعُكُمْ وَمَا كُنتُمْ تَسْتَكْبِرُونَ ﴿48﴾
وَنَادَىٰٓ
أَصْحَٰبُ
ٱلْأَعْرَافِ
رِجَالًۭا
يَعْرِفُونَهُم
بِسِيمَىٰهُمْ
قَالُوا۟
مَآ
أَغْنَىٰ
عَنكُمْ
جَمْعُكُمْ
وَمَا
كُنتُمْ
تَسْتَكْبِرُونَ
Burçlarda olanlar, simalarından tanıdıkları adamlara; Topluluğunuz, topladığınız mal ve büyüklük taslamalarınız size fayda vermedi. Allah'ın rahmetine erdirmeyeceğine yemin ettikleriniz bunlar mıydı? Oysa Allah onlara şöyle der: "Cennete girin, size korku yoktur, sizler mahzun da olmayacaksınız."
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 49 Cüz 8 • Sayfa 156
أَهَٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ أَقْسَمْتُمْ لَا يَنَالُهُمُ ٱللَّهُ بِرَحْمَةٍ ۚ ٱدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ لَا خَوْفٌ عَلَيْكُمْ وَلَآ أَنتُمْ تَحْزَنُونَ ﴿49﴾
أَهَٰٓؤُلَآءِ
ٱلَّذِينَ
أَقْسَمْتُمْ
لَا
يَنَالُهُمُ
ٱللَّهُ
بِرَحْمَةٍ
ۚ
ٱدْخُلُوا۟
ٱلْجَنَّةَ
لَا
خَوْفٌ
عَلَيْكُمْ
وَلَآ
أَنتُمْ
تَحْزَنُونَ
Burçlarda olanlar, simalarından tanıdıkları adamlara; Topluluğunuz, topladığınız mal ve büyüklük taslamalarınız size fayda vermedi. Allah'ın rahmetine erdirmeyeceğine yemin ettikleriniz bunlar mıydı? Oysa Allah onlara şöyle der: "Cennete girin, size korku yoktur, sizler mahzun da olmayacaksınız."
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 50 Cüz 8 • Sayfa 156
وَنَادَىٰٓ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ أَصْحَٰبَ ٱلْجَنَّةِ أَنْ أَفِيضُوا۟ عَلَيْنَا مِنَ ٱلْمَآءِ أَوْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ ۚ قَالُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ حَرَّمَهُمَا عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ ﴿50﴾
وَنَادَىٰٓ
أَصْحَٰبُ
ٱلنَّارِ
أَصْحَٰبَ
ٱلْجَنَّةِ
أَنْ
أَفِيضُوا۟
عَلَيْنَا
مِنَ
ٱلْمَآءِ
أَوْ
مِمَّا
رَزَقَكُمُ
ٱللَّهُ
ۚ
قَالُوٓا۟
إِنَّ
ٱللَّهَ
حَرَّمَهُمَا
عَلَى
ٱلْكَٰفِرِينَ
Cehennemlikler cennetliklere, "Bize biraz su veya Allah'ın size verdiği rızıktan gönderin" diye seslenirler, onlar da, "Doğrusu Allah dinlerini alay ve eğlenceye alan, dünya hayatına aldanan inkarcılara ikisini de haram etmiştir" derler. Bugünle karşılaşacaklarını unuttukları, ayetlerimizi bile bile inkar ettikleri gibi biz de onları unutuyoruz.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 51 Cüz 8 • Sayfa 156
ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ دِينَهُمْ لَهْوًۭا وَلَعِبًۭا وَغَرَّتْهُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا ۚ فَٱلْيَوْمَ نَنسَىٰهُمْ كَمَا نَسُوا۟ لِقَآءَ يَوْمِهِمْ هَٰذَا وَمَا كَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا يَجْحَدُونَ ﴿51﴾
ٱلَّذِينَ
ٱتَّخَذُوا۟
دِينَهُمْ
لَهْوًۭا
وَلَعِبًۭا
وَغَرَّتْهُمُ
ٱلْحَيَوٰةُ
ٱلدُّنْيَا
ۚ
فَٱلْيَوْمَ
نَنسَىٰهُمْ
كَمَا
نَسُوا۟
لِقَآءَ
يَوْمِهِمْ
هَٰذَا
وَمَا
كَانُوا۟
بِـَٔايَٰتِنَا
يَجْحَدُونَ
Cehennemlikler cennetliklere, "Bize biraz su veya Allah'ın size verdiği rızıktan gönderin" diye seslenirler, onlar da, "Doğrusu Allah dinlerini alay ve eğlenceye alan, dünya hayatına aldanan inkarcılara ikisini de haram etmiştir" derler. Bugünle karşılaşacaklarını unuttukları, ayetlerimizi bile bile inkar ettikleri gibi biz de onları unutuyoruz.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 52 Cüz 8 • Sayfa 157
وَلَقَدْ جِئْنَٰهُم بِكِتَٰبٍۢ فَصَّلْنَٰهُ عَلَىٰ عِلْمٍ هُدًۭى وَرَحْمَةًۭ لِّقَوْمٍۢ يُؤْمِنُونَ ﴿52﴾
وَلَقَدْ
جِئْنَٰهُم
بِكِتَٰبٍۢ
فَصَّلْنَٰهُ
عَلَىٰ
عِلْمٍ
هُدًۭى
وَرَحْمَةًۭ
لِّقَوْمٍۢ
يُؤْمِنُونَ
And olsun ki Biz onlara bir Kitap getirdik, inanan bir millet için yol gösterici ve rahmet olarak onu bilgiyle uzun uzun açıkladık.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 53 Cüz 8 • Sayfa 157
هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّا تَأْوِيلَهُۥ ۚ يَوْمَ يَأْتِى تَأْوِيلُهُۥ يَقُولُ ٱلَّذِينَ نَسُوهُ مِن قَبْلُ قَدْ جَآءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِٱلْحَقِّ فَهَل لَّنَا مِن شُفَعَآءَ فَيَشْفَعُوا۟ لَنَآ أَوْ نُرَدُّ فَنَعْمَلَ غَيْرَ ٱلَّذِى كُنَّا نَعْمَلُ ۚ قَدْ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ ﴿53﴾
هَلْ
يَنظُرُونَ
إِلَّا
تَأْوِيلَهُۥ
ۚ
يَوْمَ
يَأْتِى
تَأْوِيلُهُۥ
يَقُولُ
ٱلَّذِينَ
نَسُوهُ
مِن
قَبْلُ
قَدْ
جَآءَتْ
رُسُلُ
رَبِّنَا
بِٱلْحَقِّ
فَهَل
لَّنَا
مِن
شُفَعَآءَ
فَيَشْفَعُوا۟
لَنَآ
أَوْ
نُرَدُّ
فَنَعْمَلَ
غَيْرَ
ٱلَّذِى
كُنَّا
نَعْمَلُ
ۚ
قَدْ
خَسِرُوٓا۟
أَنفُسَهُمْ
وَضَلَّ
عَنْهُم
مَّا
كَانُوا۟
يَفْتَرُونَ
Kitap'ın haber verdiği sonuçtan başka bir şey mi bekliyorlar? Sonuç gelip çattığı gün, önceleri onu unutmuş olanlar, "Rabbimizin peygamberleri şüphesiz bize gerçeği getirmişti, şimdi bize şefaat etsin, yahut geriye çevrilsek de işlediklerimizin başka türlüsünü işlesek" derler. Doğrusu kendilerini mahvetmişlerdir, uydurdukları şeyler onları koyup kaçmışlardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 54 Cüz 8 • Sayfa 157
إِنَّ رَبَّكُمُ ٱللَّهُ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ فِى سِتَّةِ أَيَّامٍۢ ثُمَّ ٱسْتَوَىٰ عَلَى ٱلْعَرْشِ يُغْشِى ٱلَّيْلَ ٱلنَّهَارَ يَطْلُبُهُۥ حَثِيثًۭا وَٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ وَٱلنُّجُومَ مُسَخَّرَٰتٍۭ بِأَمْرِهِۦٓ ۗ أَلَا لَهُ ٱلْخَلْقُ وَٱلْأَمْرُ ۗ تَبَارَكَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿54﴾
إِنَّ
رَبَّكُمُ
ٱللَّهُ
ٱلَّذِى
خَلَقَ
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضَ
فِى
سِتَّةِ
أَيَّامٍۢ
ثُمَّ
ٱسْتَوَىٰ
عَلَى
ٱلْعَرْشِ
يُغْشِى
ٱلَّيْلَ
ٱلنَّهَارَ
يَطْلُبُهُۥ
حَثِيثًۭا
وَٱلشَّمْسَ
وَٱلْقَمَرَ
وَٱلنُّجُومَ
مُسَخَّرَٰتٍۭ
بِأَمْرِهِۦٓ
ۗ
أَلَا
لَهُ
ٱلْخَلْقُ
وَٱلْأَمْرُ
ۗ
تَبَارَكَ
ٱللَّهُ
رَبُّ
ٱلْعَٰلَمِينَ
Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan ve sonra arşa hükmeden, gündüzü durmadan kovalayan gece ile bürüyen; güneşi, ayı, yıldızları, hepsini buyruğuna baş eğdirerek var eden Allah'tır. Bilin ki yaratma da emir de O'nun hakkıdır. Alemlerin Rabbiolan Allah Yüce'dir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 55 Cüz 8 • Sayfa 157
ٱدْعُوا۟ رَبَّكُمْ تَضَرُّعًۭا وَخُفْيَةً ۚ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلْمُعْتَدِينَ ﴿55﴾
ٱدْعُوا۟
رَبَّكُمْ
تَضَرُّعًۭا
وَخُفْيَةً
ۚ
إِنَّهُۥ
لَا
يُحِبُّ
ٱلْمُعْتَدِينَ
Rabbinize gönülden ve gizlice yalvarın. Doğrusu O aşırı gidenleri sevmez.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 56 Cüz 8 • Sayfa 157
وَلَا تُفْسِدُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ بَعْدَ إِصْلَٰحِهَا وَٱدْعُوهُ خَوْفًۭا وَطَمَعًا ۚ إِنَّ رَحْمَتَ ٱللَّهِ قَرِيبٌۭ مِّنَ ٱلْمُحْسِنِينَ ﴿56﴾
وَلَا
تُفْسِدُوا۟
فِى
ٱلْأَرْضِ
بَعْدَ
إِصْلَٰحِهَا
وَٱدْعُوهُ
خَوْفًۭا
وَطَمَعًا
ۚ
إِنَّ
رَحْمَتَ
ٱللَّهِ
قَرِيبٌۭ
مِّنَ
ٱلْمُحْسِنِينَ
Düzeltilmişken, yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah'a korkarak ve umutla yalvarın. Doğrusu Allah'ın rahmeti iyi davrananlara yakındır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 57 Cüz 8 • Sayfa 157
وَهُوَ ٱلَّذِى يُرْسِلُ ٱلرِّيَٰحَ بُشْرًۢا بَيْنَ يَدَىْ رَحْمَتِهِۦ ۖ حَتَّىٰٓ إِذَآ أَقَلَّتْ سَحَابًۭا ثِقَالًۭا سُقْنَٰهُ لِبَلَدٍۢ مَّيِّتٍۢ فَأَنزَلْنَا بِهِ ٱلْمَآءَ فَأَخْرَجْنَا بِهِۦ مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ ۚ كَذَٰلِكَ نُخْرِجُ ٱلْمَوْتَىٰ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ ﴿57﴾
وَهُوَ
ٱلَّذِى
يُرْسِلُ
ٱلرِّيَٰحَ
بُشْرًۢا
بَيْنَ
يَدَىْ
رَحْمَتِهِۦ
ۖ
حَتَّىٰٓ
إِذَآ
أَقَلَّتْ
سَحَابًۭا
ثِقَالًۭا
سُقْنَٰهُ
لِبَلَدٍۢ
مَّيِّتٍۢ
فَأَنزَلْنَا
بِهِ
ٱلْمَآءَ
فَأَخْرَجْنَا
بِهِۦ
مِن
كُلِّ
ٱلثَّمَرَٰتِ
ۚ
كَذَٰلِكَ
نُخْرِجُ
ٱلْمَوْتَىٰ
لَعَلَّكُمْ
تَذَكَّرُونَ
Rahmetinin önünde, müjdeci olarak rüzgarları gönderen Allah'tır. Rüzgarlar, yağmur yüklü bulutları taşıdığında, onu ölü bir memlekete gönderir, su indirir ve onunla her türlü ürünü yetiştiririz; ölüleri de bunun gibi diriltip, çıkarırız; belki bundan ibret alırsınız.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 58 Cüz 8 • Sayfa 158
وَٱلْبَلَدُ ٱلطَّيِّبُ يَخْرُجُ نَبَاتُهُۥ بِإِذْنِ رَبِّهِۦ ۖ وَٱلَّذِى خَبُثَ لَا يَخْرُجُ إِلَّا نَكِدًۭا ۚ كَذَٰلِكَ نُصَرِّفُ ٱلْءَايَٰتِ لِقَوْمٍۢ يَشْكُرُونَ ﴿58﴾
وَٱلْبَلَدُ
ٱلطَّيِّبُ
يَخْرُجُ
نَبَاتُهُۥ
بِإِذْنِ
رَبِّهِۦ
ۖ
وَٱلَّذِى
خَبُثَ
لَا
يَخْرُجُ
إِلَّا
نَكِدًۭا
ۚ
كَذَٰلِكَ
نُصَرِّفُ
ٱلْءَايَٰتِ
لِقَوْمٍۢ
يَشْكُرُونَ
İyi toprak Rabbinin izniyle bitki verir, çorak toprak kavruk bitki çıkarır. Şükredecek millet için böylece ayetleri yerli yerince açıklarız.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 59 Cüz 8 • Sayfa 158
لَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦ فَقَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥٓ إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍۢ ﴿59﴾
لَقَدْ
أَرْسَلْنَا
نُوحًا
إِلَىٰ
قَوْمِهِۦ
فَقَالَ
يَٰقَوْمِ
ٱعْبُدُوا۟
ٱللَّهَ
مَا
لَكُم
مِّنْ
إِلَٰهٍ
غَيْرُهُۥٓ
إِنِّىٓ
أَخَافُ
عَلَيْكُمْ
عَذَابَ
يَوْمٍ
عَظِيمٍۢ
And olsun ki Nuh'u milletine gönderdik. "Ey milletim! Allah'a kulluk edin, O'ndan başka tanrınız yoktur; doğrusu sizin için büyük günün azabından korkuyorum" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 60 Cüz 8 • Sayfa 158
قَالَ ٱلْمَلَأُ مِن قَوْمِهِۦٓ إِنَّا لَنَرَىٰكَ فِى ضَلَٰلٍۢ مُّبِينٍۢ ﴿60﴾
قَالَ
ٱلْمَلَأُ
مِن
قَوْمِهِۦٓ
إِنَّا
لَنَرَىٰكَ
فِى
ضَلَٰلٍۢ
مُّبِينٍۢ
Milletinin ileri gelenleri: "Biz senin apaçık sapıklıkta olduğunu görüyoruz" dediler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 61 Cüz 8 • Sayfa 158
قَالَ يَٰقَوْمِ لَيْسَ بِى ضَلَٰلَةٌۭ وَلَٰكِنِّى رَسُولٌۭ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿61﴾
قَالَ
يَٰقَوْمِ
لَيْسَ
بِى
ضَلَٰلَةٌۭ
وَلَٰكِنِّى
رَسُولٌۭ
مِّن
رَّبِّ
ٱلْعَٰلَمِينَ
"Ey milletim! Bende bir sapıklık yoktur, ancak ben Alemlerin Rabbinin peygamberiyim, Rabbimin sözlerini size bildiriyor, öğüt veriyorum. Sizin bilmediğinizi Allah katından ben biliyorum. Sakınmanızı ve böylece merhamete uğramanızı sağlamak üzere sizi uyarmak için aranızdan biri vasıtasıyla Rabbinizden size haber gelmesine mi şaşıyorsunuz?" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 62 Cüz 8 • Sayfa 158
أُبَلِّغُكُمْ رِسَٰلَٰتِ رَبِّى وَأَنصَحُ لَكُمْ وَأَعْلَمُ مِنَ ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ ﴿62﴾
أُبَلِّغُكُمْ
رِسَٰلَٰتِ
رَبِّى
وَأَنصَحُ
لَكُمْ
وَأَعْلَمُ
مِنَ
ٱللَّهِ
مَا
لَا
تَعْلَمُونَ
"Ey milletim! Bende bir sapıklık yoktur, ancak ben Alemlerin Rabbinin peygamberiyim, Rabbimin sözlerini size bildiriyor, öğüt veriyorum. Sizin bilmediğinizi Allah katından ben biliyorum. Sakınmanızı ve böylece merhamete uğramanızı sağlamak üzere sizi uyarmak için aranızdan biri vasıtasıyla Rabbinizden size haber gelmesine mi şaşıyorsunuz?" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 63 Cüz 8 • Sayfa 158
أَوَعَجِبْتُمْ أَن جَآءَكُمْ ذِكْرٌۭ مِّن رَّبِّكُمْ عَلَىٰ رَجُلٍۢ مِّنكُمْ لِيُنذِرَكُمْ وَلِتَتَّقُوا۟ وَلَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ ﴿63﴾
أَوَعَجِبْتُمْ
أَن
جَآءَكُمْ
ذِكْرٌۭ
مِّن
رَّبِّكُمْ
عَلَىٰ
رَجُلٍۢ
مِّنكُمْ
لِيُنذِرَكُمْ
وَلِتَتَّقُوا۟
وَلَعَلَّكُمْ
تُرْحَمُونَ
"Ey milletim! Bende bir sapıklık yoktur, ancak ben Alemlerin Rabbinin peygamberiyim, Rabbimin sözlerini size bildiriyor, öğüt veriyorum. Sizin bilmediğinizi Allah katından ben biliyorum. Sakınmanızı ve böylece merhamete uğramanızı sağlamak üzere sizi uyarmak için aranızdan biri vasıtasıyla Rabbinizden size haber gelmesine mi şaşıyorsunuz?" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 64 Cüz 8 • Sayfa 158
فَكَذَّبُوهُ فَأَنجَيْنَٰهُ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥ فِى ٱلْفُلْكِ وَأَغْرَقْنَا ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًا عَمِينَ ﴿64﴾
فَكَذَّبُوهُ
فَأَنجَيْنَٰهُ
وَٱلَّذِينَ
مَعَهُۥ
فِى
ٱلْفُلْكِ
وَأَغْرَقْنَا
ٱلَّذِينَ
كَذَّبُوا۟
بِـَٔايَٰتِنَآ
ۚ
إِنَّهُمْ
كَانُوا۟
قَوْمًا
عَمِينَ
Onu yalanladılar; biz de onu ve gemide beraberinde olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları suda boğduk, çünkü onlar kör bir milletti.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 65 Cüz 8 • Sayfa 158
۞ وَإِلَىٰ عَادٍ أَخَاهُمْ هُودًۭا ۗ قَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥٓ ۚ أَفَلَا تَتَّقُونَ ﴿65﴾
۞
وَإِلَىٰ
عَادٍ
أَخَاهُمْ
هُودًۭا
ۗ
قَالَ
يَٰقَوْمِ
ٱعْبُدُوا۟
ٱللَّهَ
مَا
لَكُم
مِّنْ
إِلَٰهٍ
غَيْرُهُۥٓ
ۚ
أَفَلَا
تَتَّقُونَ
Ad milletine de, kardeşleri Hud'u gönderdik "Ey milletim! Allah'a kulluk edin, O'ndan başka tanrınız yoktur, karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 66 Cüz 8 • Sayfa 158
قَالَ ٱلْمَلَأُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦٓ إِنَّا لَنَرَىٰكَ فِى سَفَاهَةٍۢ وَإِنَّا لَنَظُنُّكَ مِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ ﴿66﴾
قَالَ
ٱلْمَلَأُ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
مِن
قَوْمِهِۦٓ
إِنَّا
لَنَرَىٰكَ
فِى
سَفَاهَةٍۢ
وَإِنَّا
لَنَظُنُّكَ
مِنَ
ٱلْكَٰذِبِينَ
Milletinin inkarcı ileri gelenleri, "Biz senin beyinsiz olduğunu görüyor ve seni yalancılardan sanıyoruz" dediler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 67 Cüz 8 • Sayfa 158
قَالَ يَٰقَوْمِ لَيْسَ بِى سَفَاهَةٌۭ وَلَٰكِنِّى رَسُولٌۭ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿67﴾
قَالَ
يَٰقَوْمِ
لَيْسَ
بِى
سَفَاهَةٌۭ
وَلَٰكِنِّى
رَسُولٌۭ
مِّن
رَّبِّ
ٱلْعَٰلَمِينَ
"Ey milletim! Ben beyinsiz değil, Alemlerin Rabbinin peygamberiyim.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 68 Cüz 8 • Sayfa 159
أُبَلِّغُكُمْ رِسَٰلَٰتِ رَبِّى وَأَنَا۠ لَكُمْ نَاصِحٌ أَمِينٌ ﴿68﴾
أُبَلِّغُكُمْ
رِسَٰلَٰتِ
رَبِّى
وَأَنَا۠
لَكُمْ
نَاصِحٌ
أَمِينٌ
Size Rabbimin sözlerini bildiriyorum. Ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm; sizi uyarmak üzere, aranızdan bir adam vasıtasiyle Rabbinizden size bir haber gelmesine mi şaşıyorsunuz? Allah'ın sizi Nuh'un milleti yerine getirdiğini ve vücutça da onlardan üstün kıldığını hatırlayın, başarıya erişebilmeniz için Allah'ın nimetlerini anın" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 69 Cüz 8 • Sayfa 159
أَوَعَجِبْتُمْ أَن جَآءَكُمْ ذِكْرٌۭ مِّن رَّبِّكُمْ عَلَىٰ رَجُلٍۢ مِّنكُمْ لِيُنذِرَكُمْ ۚ وَٱذْكُرُوٓا۟ إِذْ جَعَلَكُمْ خُلَفَآءَ مِنۢ بَعْدِ قَوْمِ نُوحٍۢ وَزَادَكُمْ فِى ٱلْخَلْقِ بَصْۜطَةًۭ ۖ فَٱذْكُرُوٓا۟ ءَالَآءَ ٱللَّهِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ ﴿69﴾
أَوَعَجِبْتُمْ
أَن
جَآءَكُمْ
ذِكْرٌۭ
مِّن
رَّبِّكُمْ
عَلَىٰ
رَجُلٍۢ
مِّنكُمْ
لِيُنذِرَكُمْ
ۚ
وَٱذْكُرُوٓا۟
إِذْ
جَعَلَكُمْ
خُلَفَآءَ
مِنۢ
بَعْدِ
قَوْمِ
نُوحٍۢ
وَزَادَكُمْ
فِى
ٱلْخَلْقِ
بَصْۜطَةًۭ
ۖ
فَٱذْكُرُوٓا۟
ءَالَآءَ
ٱللَّهِ
لَعَلَّكُمْ
تُفْلِحُونَ
Size Rabbimin sözlerini bildiriyorum. Ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm; sizi uyarmak üzere, aranızdan bir adam vasıtasiyle Rabbinizden size bir haber gelmesine mi şaşıyorsunuz? Allah'ın sizi Nuh'un milleti yerine getirdiğini ve vücutça da onlardan üstün kıldığını hatırlayın, başarıya erişebilmeniz için Allah'ın nimetlerini anın" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 70 Cüz 8 • Sayfa 159
قَالُوٓا۟ أَجِئْتَنَا لِنَعْبُدَ ٱللَّهَ وَحْدَهُۥ وَنَذَرَ مَا كَانَ يَعْبُدُ ءَابَآؤُنَا ۖ فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ ﴿70﴾
قَالُوٓا۟
أَجِئْتَنَا
لِنَعْبُدَ
ٱللَّهَ
وَحْدَهُۥ
وَنَذَرَ
مَا
كَانَ
يَعْبُدُ
ءَابَآؤُنَا
ۖ
فَأْتِنَا
بِمَا
تَعِدُنَآ
إِن
كُنتَ
مِنَ
ٱلصَّٰدِقِينَ
"Bize yalnız Allah'a kulluk etmemizi, babalarımızın taptıklarını bırakmamızı söylemek için mi geldin? Doğru sözlülerden isen haydi bizi tehdit ettiğin azaba uğrat" dediler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 71 Cüz 8 • Sayfa 159
قَالَ قَدْ وَقَعَ عَلَيْكُم مِّن رَّبِّكُمْ رِجْسٌۭ وَغَضَبٌ ۖ أَتُجَٰدِلُونَنِى فِىٓ أَسْمَآءٍۢ سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّا نَزَّلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَٰنٍۢ ۚ فَٱنتَظِرُوٓا۟ إِنِّى مَعَكُم مِّنَ ٱلْمُنتَظِرِينَ ﴿71﴾
قَالَ
قَدْ
وَقَعَ
عَلَيْكُم
مِّن
رَّبِّكُمْ
رِجْسٌۭ
وَغَضَبٌ
ۖ
أَتُجَٰدِلُونَنِى
فِىٓ
أَسْمَآءٍۢ
سَمَّيْتُمُوهَآ
أَنتُمْ
وَءَابَآؤُكُم
مَّا
نَزَّلَ
ٱللَّهُ
بِهَا
مِن
سُلْطَٰنٍۢ
ۚ
فَٱنتَظِرُوٓا۟
إِنِّى
مَعَكُم
مِّنَ
ٱلْمُنتَظِرِينَ
"Hiç şüphesiz artık Rabbinizin azab ve öfkesini hakettiniz. Allah'ın hiçbir delil indirmediği, isimlerini de siz ve babalarınızın koyduğu putlar hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Bekleyin, doğrusu ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 72 Cüz 8 • Sayfa 159
فَأَنجَيْنَٰهُ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥ بِرَحْمَةٍۢ مِّنَّا وَقَطَعْنَا دَابِرَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا ۖ وَمَا كَانُوا۟ مُؤْمِنِينَ ﴿72﴾
فَأَنجَيْنَٰهُ
وَٱلَّذِينَ
مَعَهُۥ
بِرَحْمَةٍۢ
مِّنَّا
وَقَطَعْنَا
دَابِرَ
ٱلَّذِينَ
كَذَّبُوا۟
بِـَٔايَٰتِنَا
ۖ
وَمَا
كَانُوا۟
مُؤْمِنِينَ
Biz, rahmetimizle, Hud'u ve beraberinde bulunanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayarak inanmayanların kökünü kestik.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 73 Cüz 8 • Sayfa 159
وَإِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمْ صَٰلِحًۭا ۗ قَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥ ۖ قَدْ جَآءَتْكُم بَيِّنَةٌۭ مِّن رَّبِّكُمْ ۖ هَٰذِهِۦ نَاقَةُ ٱللَّهِ لَكُمْ ءَايَةًۭ ۖ فَذَرُوهَا تَأْكُلْ فِىٓ أَرْضِ ٱللَّهِ ۖ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٍۢ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌۭ ﴿73﴾
وَإِلَىٰ
ثَمُودَ
أَخَاهُمْ
صَٰلِحًۭا
ۗ
قَالَ
يَٰقَوْمِ
ٱعْبُدُوا۟
ٱللَّهَ
مَا
لَكُم
مِّنْ
إِلَٰهٍ
غَيْرُهُۥ
ۖ
قَدْ
جَآءَتْكُم
بَيِّنَةٌۭ
مِّن
رَّبِّكُمْ
ۖ
هَٰذِهِۦ
نَاقَةُ
ٱللَّهِ
لَكُمْ
ءَايَةًۭ
ۖ
فَذَرُوهَا
تَأْكُلْ
فِىٓ
أَرْضِ
ٱللَّهِ
ۖ
وَلَا
تَمَسُّوهَا
بِسُوٓءٍۢ
فَيَأْخُذَكُمْ
عَذَابٌ
أَلِيمٌۭ
Semud milletine de kardeşleri Salih'i gönderdik. "Ey milletim! Allah'a kulluk edin, O'ndan başka tanrınız yoktur. Rabbinizden size bir belge geldi: Allah'ın bu dişi devesi size bir delildir, onu bırakın, Allah'ın toprağında otlasın; ona kötülük etmeyin, yoksa can yakıcı azaba uğrarsınız.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 74 Cüz 8 • Sayfa 160
وَٱذْكُرُوٓا۟ إِذْ جَعَلَكُمْ خُلَفَآءَ مِنۢ بَعْدِ عَادٍۢ وَبَوَّأَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ تَتَّخِذُونَ مِن سُهُولِهَا قُصُورًۭا وَتَنْحِتُونَ ٱلْجِبَالَ بُيُوتًۭا ۖ فَٱذْكُرُوٓا۟ ءَالَآءَ ٱللَّهِ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ ﴿74﴾
وَٱذْكُرُوٓا۟
إِذْ
جَعَلَكُمْ
خُلَفَآءَ
مِنۢ
بَعْدِ
عَادٍۢ
وَبَوَّأَكُمْ
فِى
ٱلْأَرْضِ
تَتَّخِذُونَ
مِن
سُهُولِهَا
قُصُورًۭا
وَتَنْحِتُونَ
ٱلْجِبَالَ
بُيُوتًۭا
ۖ
فَٱذْكُرُوٓا۟
ءَالَآءَ
ٱللَّهِ
وَلَا
تَعْثَوْا۟
فِى
ٱلْأَرْضِ
مُفْسِدِينَ
Allah'ın sizi Ad milleti yerine getirdiğini, ovalarında köşkler kurup dağlarında kayadan evler yonttuğunuz yeryüzünde yerleştirdiğini hatırlayın; Allah'ın nimetlerini anın, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 75 Cüz 8 • Sayfa 160
قَالَ ٱلْمَلَأُ ٱلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ لِلَّذِينَ ٱسْتُضْعِفُوا۟ لِمَنْ ءَامَنَ مِنْهُمْ أَتَعْلَمُونَ أَنَّ صَٰلِحًۭا مُّرْسَلٌۭ مِّن رَّبِّهِۦ ۚ قَالُوٓا۟ إِنَّا بِمَآ أُرْسِلَ بِهِۦ مُؤْمِنُونَ ﴿75﴾
قَالَ
ٱلْمَلَأُ
ٱلَّذِينَ
ٱسْتَكْبَرُوا۟
مِن
قَوْمِهِۦ
لِلَّذِينَ
ٱسْتُضْعِفُوا۟
لِمَنْ
ءَامَنَ
مِنْهُمْ
أَتَعْلَمُونَ
أَنَّ
صَٰلِحًۭا
مُّرْسَلٌۭ
مِّن
رَّبِّهِۦ
ۚ
قَالُوٓا۟
إِنَّا
بِمَآ
أُرْسِلَ
بِهِۦ
مُؤْمِنُونَ
Milletinin büyüklük taslayan ileri gelenleri, aralarından iman eden ve bu sebeple hor gördükleri kimselere, "Salih'in Rabbi tarafından gönderildiğini sahiden biliyor musunuz?" dediler, onlar da, "Doğrusu biz onunla gönderilene inanıyoruz" dediler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 76 Cüz 8 • Sayfa 160
قَالَ ٱلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوٓا۟ إِنَّا بِٱلَّذِىٓ ءَامَنتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ ﴿76﴾
قَالَ
ٱلَّذِينَ
ٱسْتَكْبَرُوٓا۟
إِنَّا
بِٱلَّذِىٓ
ءَامَنتُم
بِهِۦ
كَٰفِرُونَ
Büyüklük taslayanlar, "Sizin inandığınızı biz inkar ediyoruz" dediler ve dişi deveyi kesip devirdiler; Rablerinin buyruğuna baş kaldırdılar, "Ey Salih, eğer sen peygambersen bizi tehdit ettiğin azaba uğrat bakalım" dediler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 77 Cüz 8 • Sayfa 160
فَعَقَرُوا۟ ٱلنَّاقَةَ وَعَتَوْا۟ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ وَقَالُوا۟ يَٰصَٰلِحُ ٱئْتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ ﴿77﴾
فَعَقَرُوا۟
ٱلنَّاقَةَ
وَعَتَوْا۟
عَنْ
أَمْرِ
رَبِّهِمْ
وَقَالُوا۟
يَٰصَٰلِحُ
ٱئْتِنَا
بِمَا
تَعِدُنَآ
إِن
كُنتَ
مِنَ
ٱلْمُرْسَلِينَ
Büyüklük taslayanlar, "Sizin inandığınızı biz inkar ediyoruz" dediler ve dişi deveyi kesip devirdiler; Rablerinin buyruğuna baş kaldırdılar, "Ey Salih, eğer sen peygambersen bizi tehdit ettiğin azaba uğrat bakalım" dediler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 78 Cüz 8 • Sayfa 160
فَأَخَذَتْهُمُ ٱلرَّجْفَةُ فَأَصْبَحُوا۟ فِى دَارِهِمْ جَٰثِمِينَ ﴿78﴾
فَأَخَذَتْهُمُ
ٱلرَّجْفَةُ
فَأَصْبَحُوا۟
فِى
دَارِهِمْ
جَٰثِمِينَ
Bu yüzden onları bir sarsıntı tuttu ve oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 79 Cüz 8 • Sayfa 160
فَتَوَلَّىٰ عَنْهُمْ وَقَالَ يَٰقَوْمِ لَقَدْ أَبْلَغْتُكُمْ رِسَالَةَ رَبِّى وَنَصَحْتُ لَكُمْ وَلَٰكِن لَّا تُحِبُّونَ ٱلنَّٰصِحِينَ ﴿79﴾
فَتَوَلَّىٰ
عَنْهُمْ
وَقَالَ
يَٰقَوْمِ
لَقَدْ
أَبْلَغْتُكُمْ
رِسَالَةَ
رَبِّى
وَنَصَحْتُ
لَكُمْ
وَلَٰكِن
لَّا
تُحِبُّونَ
ٱلنَّٰصِحِينَ
Salih de onlardan yüz çevirdi ve "Ey milletim! And olsun ki ben size Rabbimin sözünü bildirmiş ve öğüt vermiştim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 80 Cüz 8 • Sayfa 160
وَلُوطًا إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ أَتَأْتُونَ ٱلْفَٰحِشَةَ مَا سَبَقَكُم بِهَا مِنْ أَحَدٍۢ مِّنَ ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿80﴾
وَلُوطًا
إِذْ
قَالَ
لِقَوْمِهِۦٓ
أَتَأْتُونَ
ٱلْفَٰحِشَةَ
مَا
سَبَقَكُم
بِهَا
مِنْ
أَحَدٍۢ
مِّنَ
ٱلْعَٰلَمِينَ
Lut'u da gönderdik, milletine "Dünyalarda hiç kimsenin sizden önce yapmadığı bir hayasızlığı mı yapıyorsunuz? Siz kadınları bırakıp erkeklere yaklaşıyorsunuz, doğrusu çok aşırı giden bir milletsiniz" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 81 Cüz 8 • Sayfa 160
إِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ ٱلرِّجَالَ شَهْوَةًۭ مِّن دُونِ ٱلنِّسَآءِ ۚ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌۭ مُّسْرِفُونَ ﴿81﴾
إِنَّكُمْ
لَتَأْتُونَ
ٱلرِّجَالَ
شَهْوَةًۭ
مِّن
دُونِ
ٱلنِّسَآءِ
ۚ
بَلْ
أَنتُمْ
قَوْمٌۭ
مُّسْرِفُونَ
Lut'u da gönderdik, milletine "Dünyalarda hiç kimsenin sizden önce yapmadığı bir hayasızlığı mı yapıyorsunuz? Siz kadınları bırakıp erkeklere yaklaşıyorsunuz, doğrusu çok aşırı giden bir milletsiniz" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 82 Cüz 8 • Sayfa 161
وَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُوٓا۟ أَخْرِجُوهُم مِّن قَرْيَتِكُمْ ۖ إِنَّهُمْ أُنَاسٌۭ يَتَطَهَّرُونَ ﴿82﴾
وَمَا
كَانَ
جَوَابَ
قَوْمِهِۦٓ
إِلَّآ
أَن
قَالُوٓا۟
أَخْرِجُوهُم
مِّن
قَرْيَتِكُمْ
ۖ
إِنَّهُمْ
أُنَاسٌۭ
يَتَطَهَّرُونَ
Milletinin cevabı sadece, "Onları kasabanızdan çıkarın, güya onlar temiz kalmaya uğraşan insanlarmış" demek oldu.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 83 Cüz 8 • Sayfa 161
فَأَنجَيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ إِلَّا ٱمْرَأَتَهُۥ كَانَتْ مِنَ ٱلْغَٰبِرِينَ ﴿83﴾
فَأَنجَيْنَٰهُ
وَأَهْلَهُۥٓ
إِلَّا
ٱمْرَأَتَهُۥ
كَانَتْ
مِنَ
ٱلْغَٰبِرِينَ
Bunun üzerine Lut'u ve taraftarlarını kurtardık; yalnız karısı, geride kalıp helake uğrayanlardan oldu.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 84 Cüz 8 • Sayfa 161
وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًۭا ۖ فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُجْرِمِينَ ﴿84﴾
وَأَمْطَرْنَا
عَلَيْهِم
مَّطَرًۭا
ۖ
فَٱنظُرْ
كَيْفَ
كَانَ
عَٰقِبَةُ
ٱلْمُجْرِمِينَ
Geriye kalanların üzerine öyle bir yağmur yağdırdık ki! Suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bak!
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 85 Cüz 8 • Sayfa 161
وَإِلَىٰ مَدْيَنَ أَخَاهُمْ شُعَيْبًۭا ۗ قَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥ ۖ قَدْ جَآءَتْكُم بَيِّنَةٌۭ مِّن رَّبِّكُمْ ۖ فَأَوْفُوا۟ ٱلْكَيْلَ وَٱلْمِيزَانَ وَلَا تَبْخَسُوا۟ ٱلنَّاسَ أَشْيَآءَهُمْ وَلَا تُفْسِدُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ بَعْدَ إِصْلَٰحِهَا ۚ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌۭ لَّكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ ﴿85﴾
وَإِلَىٰ
مَدْيَنَ
أَخَاهُمْ
شُعَيْبًۭا
ۗ
قَالَ
يَٰقَوْمِ
ٱعْبُدُوا۟
ٱللَّهَ
مَا
لَكُم
مِّنْ
إِلَٰهٍ
غَيْرُهُۥ
ۖ
قَدْ
جَآءَتْكُم
بَيِّنَةٌۭ
مِّن
رَّبِّكُمْ
ۖ
فَأَوْفُوا۟
ٱلْكَيْلَ
وَٱلْمِيزَانَ
وَلَا
تَبْخَسُوا۟
ٱلنَّاسَ
أَشْيَآءَهُمْ
وَلَا
تُفْسِدُوا۟
فِى
ٱلْأَرْضِ
بَعْدَ
إِصْلَٰحِهَا
ۚ
ذَٰلِكُمْ
خَيْرٌۭ
لَّكُمْ
إِن
كُنتُم
مُّؤْمِنِينَ
Medyen halkına da kardeşleri Şuayb'ı gönderdik, onlara şöyle dedi: "Ey milletim! Allah'a kulluk edin, O'ndan başka tanrınız yoktur. Rabbinizden size bir belge geldi. Ölçü ve tartıyı tam yapın, insanların eşyasını eksik vermeyin, düzelttikten sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin; inanıyorsanız bilin ki, bunlar sizin için hayırlıdır."
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 86 Cüz 8 • Sayfa 161
وَلَا تَقْعُدُوا۟ بِكُلِّ صِرَٰطٍۢ تُوعِدُونَ وَتَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ مَنْ ءَامَنَ بِهِۦ وَتَبْغُونَهَا عِوَجًۭا ۚ وَٱذْكُرُوٓا۟ إِذْ كُنتُمْ قَلِيلًۭا فَكَثَّرَكُمْ ۖ وَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُفْسِدِينَ ﴿86﴾
وَلَا
تَقْعُدُوا۟
بِكُلِّ
صِرَٰطٍۢ
تُوعِدُونَ
وَتَصُدُّونَ
عَن
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
مَنْ
ءَامَنَ
بِهِۦ
وَتَبْغُونَهَا
عِوَجًۭا
ۚ
وَٱذْكُرُوٓا۟
إِذْ
كُنتُمْ
قَلِيلًۭا
فَكَثَّرَكُمْ
ۖ
وَٱنظُرُوا۟
كَيْفَ
كَانَ
عَٰقِبَةُ
ٱلْمُفْسِدِينَ
"Allah'a inananları yolundan alıkoyup ve o yolun eğriliğini dileyerek tehdit edip her yolda pusu kurup oturmayın. Azken, Allah'ın sizi çoğalttığını hatırlayın; bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bakın."
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 87 Cüz 8 • Sayfa 161
وَإِن كَانَ طَآئِفَةٌۭ مِّنكُمْ ءَامَنُوا۟ بِٱلَّذِىٓ أُرْسِلْتُ بِهِۦ وَطَآئِفَةٌۭ لَّمْ يُؤْمِنُوا۟ فَٱصْبِرُوا۟ حَتَّىٰ يَحْكُمَ ٱللَّهُ بَيْنَنَا ۚ وَهُوَ خَيْرُ ٱلْحَٰكِمِينَ ﴿87﴾
وَإِن
كَانَ
طَآئِفَةٌۭ
مِّنكُمْ
ءَامَنُوا۟
بِٱلَّذِىٓ
أُرْسِلْتُ
بِهِۦ
وَطَآئِفَةٌۭ
لَّمْ
يُؤْمِنُوا۟
فَٱصْبِرُوا۟
حَتَّىٰ
يَحْكُمَ
ٱللَّهُ
بَيْنَنَا
ۚ
وَهُوَ
خَيْرُ
ٱلْحَٰكِمِينَ
"İçinizde mademki benimle gönderilene inanan bir topluluk ve inanmayan bir topluluk var, o halde Allah'ın aramızda hükmünü bildirmesine kadar sabredin. Allah hükmedenlerin en iyisidir."
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 88 Cüz 9 • Sayfa 162
۞ قَالَ ٱلْمَلَأُ ٱلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ لَنُخْرِجَنَّكَ يَٰشُعَيْبُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَكَ مِن قَرْيَتِنَآ أَوْ لَتَعُودُنَّ فِى مِلَّتِنَا ۚ قَالَ أَوَلَوْ كُنَّا كَٰرِهِينَ ﴿88﴾
۞
قَالَ
ٱلْمَلَأُ
ٱلَّذِينَ
ٱسْتَكْبَرُوا۟
مِن
قَوْمِهِۦ
لَنُخْرِجَنَّكَ
يَٰشُعَيْبُ
وَٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
مَعَكَ
مِن
قَرْيَتِنَآ
أَوْ
لَتَعُودُنَّ
فِى
مِلَّتِنَا
ۚ
قَالَ
أَوَلَوْ
كُنَّا
كَٰرِهِينَ
Milletinin büyüklük taslayan ileri gelenleri, "Ey Şuayb! Ya dinimize dönersiniz ya da, and olsun ki seni ve inananları seninle beraber kentimizden çıkarırız" dediler. Şuayb, onlara: "İstemezsek de mi? Allah bizi dininizden kurtardıktan sonra ona dönecek olursak, doğrusu Allah'a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimizin dilemesi bir yana, dininize dönmek bize yakışmaz. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz yalnız Allah'a güvendik. Rabbimiz! Bizimle milletimiz arasında hak ile Sen hüküm ver, Sen hükmedenlerin en hayırlısısın" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 89 Cüz 9 • Sayfa 162
قَدِ ٱفْتَرَيْنَا عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا إِنْ عُدْنَا فِى مِلَّتِكُم بَعْدَ إِذْ نَجَّىٰنَا ٱللَّهُ مِنْهَا ۚ وَمَا يَكُونُ لَنَآ أَن نَّعُودَ فِيهَآ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ رَبُّنَا ۚ وَسِعَ رَبُّنَا كُلَّ شَىْءٍ عِلْمًا ۚ عَلَى ٱللَّهِ تَوَكَّلْنَا ۚ رَبَّنَا ٱفْتَحْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ قَوْمِنَا بِٱلْحَقِّ وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْفَٰتِحِينَ ﴿89﴾
قَدِ
ٱفْتَرَيْنَا
عَلَى
ٱللَّهِ
كَذِبًا
إِنْ
عُدْنَا
فِى
مِلَّتِكُم
بَعْدَ
إِذْ
نَجَّىٰنَا
ٱللَّهُ
مِنْهَا
ۚ
وَمَا
يَكُونُ
لَنَآ
أَن
نَّعُودَ
فِيهَآ
إِلَّآ
أَن
يَشَآءَ
ٱللَّهُ
رَبُّنَا
ۚ
وَسِعَ
رَبُّنَا
كُلَّ
شَىْءٍ
عِلْمًا
ۚ
عَلَى
ٱللَّهِ
تَوَكَّلْنَا
ۚ
رَبَّنَا
ٱفْتَحْ
بَيْنَنَا
وَبَيْنَ
قَوْمِنَا
بِٱلْحَقِّ
وَأَنتَ
خَيْرُ
ٱلْفَٰتِحِينَ
Milletinin büyüklük taslayan ileri gelenleri, "Ey Şuayb! Ya dinimize dönersiniz ya da, and olsun ki seni ve inananları seninle beraber kentimizden çıkarırız" dediler. Şuayb, onlara: "İstemezsek de mi? Allah bizi dininizden kurtardıktan sonra ona dönecek olursak, doğrusu Allah'a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimizin dilemesi bir yana, dininize dönmek bize yakışmaz. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz yalnız Allah'a güvendik. Rabbimiz! Bizimle milletimiz arasında hak ile Sen hüküm ver, Sen hükmedenlerin en hayırlısısın" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 90 Cüz 9 • Sayfa 162
وَقَالَ ٱلْمَلَأُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ لَئِنِ ٱتَّبَعْتُمْ شُعَيْبًا إِنَّكُمْ إِذًۭا لَّخَٰسِرُونَ ﴿90﴾
وَقَالَ
ٱلْمَلَأُ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
مِن
قَوْمِهِۦ
لَئِنِ
ٱتَّبَعْتُمْ
شُعَيْبًا
إِنَّكُمْ
إِذًۭا
لَّخَٰسِرُونَ
Milletinin inkar eden ileri gelenleri, "Şuayb'a uyarsanız, and olsun ki siz kaybedersiniz" dediler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 91 Cüz 9 • Sayfa 162
فَأَخَذَتْهُمُ ٱلرَّجْفَةُ فَأَصْبَحُوا۟ فِى دَارِهِمْ جَٰثِمِينَ ﴿91﴾
فَأَخَذَتْهُمُ
ٱلرَّجْفَةُ
فَأَصْبَحُوا۟
فِى
دَارِهِمْ
جَٰثِمِينَ
Bu yüzden onları bir sarsıntı tuttu ve oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 92 Cüz 9 • Sayfa 162
ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ شُعَيْبًۭا كَأَن لَّمْ يَغْنَوْا۟ فِيهَا ۚ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ شُعَيْبًۭا كَانُوا۟ هُمُ ٱلْخَٰسِرِينَ ﴿92﴾
ٱلَّذِينَ
كَذَّبُوا۟
شُعَيْبًۭا
كَأَن
لَّمْ
يَغْنَوْا۟
فِيهَا
ۚ
ٱلَّذِينَ
كَذَّبُوا۟
شُعَيْبًۭا
كَانُوا۟
هُمُ
ٱلْخَٰسِرِينَ
Şuayb'ı yalanlayanlar, yurtlarında sanki hiç yaşamamışlar gibi oldular, izleri bile kalmadı. Mahvolanlar, Şuayb'ı yalanlayanlar oldu.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 93 Cüz 9 • Sayfa 162
فَتَوَلَّىٰ عَنْهُمْ وَقَالَ يَٰقَوْمِ لَقَدْ أَبْلَغْتُكُمْ رِسَٰلَٰتِ رَبِّى وَنَصَحْتُ لَكُمْ ۖ فَكَيْفَ ءَاسَىٰ عَلَىٰ قَوْمٍۢ كَٰفِرِينَ ﴿93﴾
فَتَوَلَّىٰ
عَنْهُمْ
وَقَالَ
يَٰقَوْمِ
لَقَدْ
أَبْلَغْتُكُمْ
رِسَٰلَٰتِ
رَبِّى
وَنَصَحْتُ
لَكُمْ
ۖ
فَكَيْفَ
ءَاسَىٰ
عَلَىٰ
قَوْمٍۢ
كَٰفِرِينَ
Şuayb onlardan döndü de, "Ey milletim! And olsun ki, Rabbimin sözlerini size bildirdim, öğüt verdim; inkarcı millet için niçin üzüleyim?" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 94 Cüz 9 • Sayfa 162
وَمَآ أَرْسَلْنَا فِى قَرْيَةٍۢ مِّن نَّبِىٍّ إِلَّآ أَخَذْنَآ أَهْلَهَا بِٱلْبَأْسَآءِ وَٱلضَّرَّآءِ لَعَلَّهُمْ يَضَّرَّعُونَ ﴿94﴾
وَمَآ
أَرْسَلْنَا
فِى
قَرْيَةٍۢ
مِّن
نَّبِىٍّ
إِلَّآ
أَخَذْنَآ
أَهْلَهَا
بِٱلْبَأْسَآءِ
وَٱلضَّرَّآءِ
لَعَلَّهُمْ
يَضَّرَّعُونَ
Biz hangi kente (ülkeye) bir peygamber gönderdikse, ora halkını, yalvarıp yakarsınlar diye, darlık ve sıkıntıya uğratmışızdır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 95 Cüz 9 • Sayfa 162
ثُمَّ بَدَّلْنَا مَكَانَ ٱلسَّيِّئَةِ ٱلْحَسَنَةَ حَتَّىٰ عَفَوا۟ وَّقَالُوا۟ قَدْ مَسَّ ءَابَآءَنَا ٱلضَّرَّآءُ وَٱلسَّرَّآءُ فَأَخَذْنَٰهُم بَغْتَةًۭ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ ﴿95﴾
ثُمَّ
بَدَّلْنَا
مَكَانَ
ٱلسَّيِّئَةِ
ٱلْحَسَنَةَ
حَتَّىٰ
عَفَوا۟
وَّقَالُوا۟
قَدْ
مَسَّ
ءَابَآءَنَا
ٱلضَّرَّآءُ
وَٱلسَّرَّآءُ
فَأَخَذْنَٰهُم
بَغْتَةًۭ
وَهُمْ
لَا
يَشْعُرُونَ
Sonra kötülüğün yerine iyiliği koyduk, öyle ki, çoğalıp, "babalarımız da darlığa uğramış, bolluğa kavuşmuşlardı" dediler. Bu yüzden onları haberleri olmadan, ansızın yakalayıverdik.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 96 Cüz 9 • Sayfa 163
وَلَوْ أَنَّ أَهْلَ ٱلْقُرَىٰٓ ءَامَنُوا۟ وَٱتَّقَوْا۟ لَفَتَحْنَا عَلَيْهِم بَرَكَٰتٍۢ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ وَلَٰكِن كَذَّبُوا۟ فَأَخَذْنَٰهُم بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ ﴿96﴾
وَلَوْ
أَنَّ
أَهْلَ
ٱلْقُرَىٰٓ
ءَامَنُوا۟
وَٱتَّقَوْا۟
لَفَتَحْنَا
عَلَيْهِم
بَرَكَٰتٍۢ
مِّنَ
ٱلسَّمَآءِ
وَٱلْأَرْضِ
وَلَٰكِن
كَذَّبُوا۟
فَأَخَذْنَٰهُم
بِمَا
كَانُوا۟
يَكْسِبُونَ
Eğer kentlerin halkı inanmış ve Bize karşı gelmekten sakınmış olsalardı, onlara göğün ve yerin bolluklarını verirdik. Ama yalanladılar; bu yüzden onları, yaptıklarına karşılık yakalayıverdik.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 97 Cüz 9 • Sayfa 163
أَفَأَمِنَ أَهْلُ ٱلْقُرَىٰٓ أَن يَأْتِيَهُم بَأْسُنَا بَيَٰتًۭا وَهُمْ نَآئِمُونَ ﴿97﴾
أَفَأَمِنَ
أَهْلُ
ٱلْقُرَىٰٓ
أَن
يَأْتِيَهُم
بَأْسُنَا
بَيَٰتًۭا
وَهُمْ
نَآئِمُونَ
Kentlerin halkı, geceleyin uyurlarken azabımızın kendilerine gelmesinden güvende miydiler?
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 98 Cüz 9 • Sayfa 163
أَوَأَمِنَ أَهْلُ ٱلْقُرَىٰٓ أَن يَأْتِيَهُم بَأْسُنَا ضُحًۭى وَهُمْ يَلْعَبُونَ ﴿98﴾
أَوَأَمِنَ
أَهْلُ
ٱلْقُرَىٰٓ
أَن
يَأْتِيَهُم
بَأْسُنَا
ضُحًۭى
وَهُمْ
يَلْعَبُونَ
Yahut kentlerin halkı, kuşluk vakti eğlenirlerken azabımızın kendilerine gelmesinden güvende miydiler?
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 99 Cüz 9 • Sayfa 163
أَفَأَمِنُوا۟ مَكْرَ ٱللَّهِ ۚ فَلَا يَأْمَنُ مَكْرَ ٱللَّهِ إِلَّا ٱلْقَوْمُ ٱلْخَٰسِرُونَ ﴿99﴾
أَفَأَمِنُوا۟
مَكْرَ
ٱللَّهِ
ۚ
فَلَا
يَأْمَنُ
مَكْرَ
ٱللَّهِ
إِلَّا
ٱلْقَوْمُ
ٱلْخَٰسِرُونَ
Onlar Allah'ın düzeninden güvende miydiler? Allah'ın düzeninden ancak mahvolacak millet güvende olur. Sahiplerinden sonra yeryüzüne mirasçı olan kimselere hala şu açıkça anlaşılmadı mı ki Biz dileseydik onları da suçlarının cezasına uğratırdık.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 100 Cüz 9 • Sayfa 163
أَوَلَمْ يَهْدِ لِلَّذِينَ يَرِثُونَ ٱلْأَرْضَ مِنۢ بَعْدِ أَهْلِهَآ أَن لَّوْ نَشَآءُ أَصَبْنَٰهُم بِذُنُوبِهِمْ ۚ وَنَطْبَعُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَسْمَعُونَ ﴿100﴾
أَوَلَمْ
يَهْدِ
لِلَّذِينَ
يَرِثُونَ
ٱلْأَرْضَ
مِنۢ
بَعْدِ
أَهْلِهَآ
أَن
لَّوْ
نَشَآءُ
أَصَبْنَٰهُم
بِذُنُوبِهِمْ
ۚ
وَنَطْبَعُ
عَلَىٰ
قُلُوبِهِمْ
فَهُمْ
لَا
يَسْمَعُونَ
Kalblerini kapatıp mühürleriz de birşey duymazlar.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 101 Cüz 9 • Sayfa 163
تِلْكَ ٱلْقُرَىٰ نَقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ أَنۢبَآئِهَا ۚ وَلَقَدْ جَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ فَمَا كَانُوا۟ لِيُؤْمِنُوا۟ بِمَا كَذَّبُوا۟ مِن قَبْلُ ۚ كَذَٰلِكَ يَطْبَعُ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِ ٱلْكَٰفِرِينَ ﴿101﴾
تِلْكَ
ٱلْقُرَىٰ
نَقُصُّ
عَلَيْكَ
مِنْ
أَنۢبَآئِهَا
ۚ
وَلَقَدْ
جَآءَتْهُمْ
رُسُلُهُم
بِٱلْبَيِّنَٰتِ
فَمَا
كَانُوا۟
لِيُؤْمِنُوا۟
بِمَا
كَذَّبُوا۟
مِن
قَبْلُ
ۚ
كَذَٰلِكَ
يَطْبَعُ
ٱللَّهُ
عَلَىٰ
قُلُوبِ
ٱلْكَٰفِرِينَ
İşte o kentlerin haberlerini sana anlatıyoruz. And olsun ki onlara peygamberler belgeler getirdi; önceleri yalanladıklarından ötürü inanamadılar. Allah kafirlerin kalblerini böylece kapatıp mühürler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 102 Cüz 9 • Sayfa 163
وَمَا وَجَدْنَا لِأَكْثَرِهِم مِّنْ عَهْدٍۢ ۖ وَإِن وَجَدْنَآ أَكْثَرَهُمْ لَفَٰسِقِينَ ﴿102﴾
وَمَا
وَجَدْنَا
لِأَكْثَرِهِم
مِّنْ
عَهْدٍۢ
ۖ
وَإِن
وَجَدْنَآ
أَكْثَرَهُمْ
لَفَٰسِقِينَ
Onların çoğunda ahde bağlılık görmedik, çoğunu fasık kimseler olarak bulduk.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 103 Cüz 9 • Sayfa 163
ثُمَّ بَعَثْنَا مِنۢ بَعْدِهِم مُّوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِۦ فَظَلَمُوا۟ بِهَا ۖ فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُفْسِدِينَ ﴿103﴾
ثُمَّ
بَعَثْنَا
مِنۢ
بَعْدِهِم
مُّوسَىٰ
بِـَٔايَٰتِنَآ
إِلَىٰ
فِرْعَوْنَ
وَمَلَإِي۟هِۦ
فَظَلَمُوا۟
بِهَا
ۖ
فَٱنظُرْ
كَيْفَ
كَانَ
عَٰقِبَةُ
ٱلْمُفْسِدِينَ
Sonra peygamberlerin ardından Musa'yı ayetlerimizle Firavun ve erkanına gönderdik. Ayetlerimize karşı haksızlık ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 104 Cüz 9 • Sayfa 163
وَقَالَ مُوسَىٰ يَٰفِرْعَوْنُ إِنِّى رَسُولٌۭ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿104﴾
وَقَالَ
مُوسَىٰ
يَٰفِرْعَوْنُ
إِنِّى
رَسُولٌۭ
مِّن
رَّبِّ
ٱلْعَٰلَمِينَ
Musa, "Ey Firavun! Ben alemlerin Rabbinin peygamberiyim.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 105 Cüz 9 • Sayfa 164
حَقِيقٌ عَلَىٰٓ أَن لَّآ أَقُولَ عَلَى ٱللَّهِ إِلَّا ٱلْحَقَّ ۚ قَدْ جِئْتُكُم بِبَيِّنَةٍۢ مِّن رَّبِّكُمْ فَأَرْسِلْ مَعِىَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ﴿105﴾
حَقِيقٌ
عَلَىٰٓ
أَن
لَّآ
أَقُولَ
عَلَى
ٱللَّهِ
إِلَّا
ٱلْحَقَّ
ۚ
قَدْ
جِئْتُكُم
بِبَيِّنَةٍۢ
مِّن
رَّبِّكُمْ
فَأَرْسِلْ
مَعِىَ
بَنِىٓ
إِسْرَٰٓءِيلَ
Bana Allah'a karşı ancak gerçeği söylemek yaraşır. Size Rabbinizden bir mucize getirdim, İsrailoğullarını benimle beraber gönder" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 106 Cüz 9 • Sayfa 164
قَالَ إِن كُنتَ جِئْتَ بِـَٔايَةٍۢ فَأْتِ بِهَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ ﴿106﴾
قَالَ
إِن
كُنتَ
جِئْتَ
بِـَٔايَةٍۢ
فَأْتِ
بِهَآ
إِن
كُنتَ
مِنَ
ٱلصَّٰدِقِينَ
Firavun: "Bir mucize getirdiysen ortaya koy bakalım, doğru sözlülerden isen bunu yaparsın" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 107 Cüz 9 • Sayfa 164
فَأَلْقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ ثُعْبَانٌۭ مُّبِينٌۭ ﴿107﴾
فَأَلْقَىٰ
عَصَاهُ
فَإِذَا
هِىَ
ثُعْبَانٌۭ
مُّبِينٌۭ
Musa, asasını yere atar atmaz apaçık bir yılan (ejderha) oluverdi; elini çıkardı, bakanlar bembeyaz olduğunu gördüler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 108 Cüz 9 • Sayfa 164
وَنَزَعَ يَدَهُۥ فَإِذَا هِىَ بَيْضَآءُ لِلنَّٰظِرِينَ ﴿108﴾
وَنَزَعَ
يَدَهُۥ
فَإِذَا
هِىَ
بَيْضَآءُ
لِلنَّٰظِرِينَ
Musa, asasını yere atar atmaz apaçık bir yılan (ejderha) oluverdi; elini çıkardı, bakanlar bembeyaz olduğunu gördüler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 109 Cüz 9 • Sayfa 164
قَالَ ٱلْمَلَأُ مِن قَوْمِ فِرْعَوْنَ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌ عَلِيمٌۭ ﴿109﴾
قَالَ
ٱلْمَلَأُ
مِن
قَوْمِ
فِرْعَوْنَ
إِنَّ
هَٰذَا
لَسَٰحِرٌ
عَلِيمٌۭ
Firavun milletinin ileri gelenleri, "Doğrusu bu bilgin bir sihirbazdır, sizi memleketinizden çıkarmak istiyor" dediler. Firavun: "Ne buyurursunuz?" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 110 Cüz 9 • Sayfa 164
يُرِيدُ أَن يُخْرِجَكُم مِّنْ أَرْضِكُمْ ۖ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ ﴿110﴾
يُرِيدُ
أَن
يُخْرِجَكُم
مِّنْ
أَرْضِكُمْ
ۖ
فَمَاذَا
تَأْمُرُونَ
Firavun milletinin ileri gelenleri, "Doğrusu bu bilgin bir sihirbazdır, sizi memleketinizden çıkarmak istiyor" dediler. Firavun: "Ne buyurursunuz?" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 111 Cüz 9 • Sayfa 164
قَالُوٓا۟ أَرْجِهْ وَأَخَاهُ وَأَرْسِلْ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ ﴿111﴾
قَالُوٓا۟
أَرْجِهْ
وَأَخَاهُ
وَأَرْسِلْ
فِى
ٱلْمَدَآئِنِ
حَٰشِرِينَ
"Onu ve kardeşini eğle; şehirlere toplayıcılar gönder, bütün bilgin sihirbazları sana getirsinler" dediler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 112 Cüz 9 • Sayfa 164
يَأْتُوكَ بِكُلِّ سَٰحِرٍ عَلِيمٍۢ ﴿112﴾
يَأْتُوكَ
بِكُلِّ
سَٰحِرٍ
عَلِيمٍۢ
"Onu ve kardeşini eğle; şehirlere toplayıcılar gönder, bütün bilgin sihirbazları sana getirsinler" dediler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 113 Cüz 9 • Sayfa 164
وَجَآءَ ٱلسَّحَرَةُ فِرْعَوْنَ قَالُوٓا۟ إِنَّ لَنَا لَأَجْرًا إِن كُنَّا نَحْنُ ٱلْغَٰلِبِينَ ﴿113﴾
وَجَآءَ
ٱلسَّحَرَةُ
فِرْعَوْنَ
قَالُوٓا۟
إِنَّ
لَنَا
لَأَجْرًا
إِن
كُنَّا
نَحْنُ
ٱلْغَٰلِبِينَ
Sihirbazlar Firavun'a geldi, "Yenecek olursak bize şüphesiz bir mükafat var değil mi?" dediler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 114 Cüz 9 • Sayfa 164
قَالَ نَعَمْ وَإِنَّكُمْ لَمِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ ﴿114﴾
قَالَ
نَعَمْ
وَإِنَّكُمْ
لَمِنَ
ٱلْمُقَرَّبِينَ
Firavun, "Evet, yenerseniz gözdelerden olacaksınız" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 115 Cüz 9 • Sayfa 164
قَالُوا۟ يَٰمُوسَىٰٓ إِمَّآ أَن تُلْقِىَ وَإِمَّآ أَن نَّكُونَ نَحْنُ ٱلْمُلْقِينَ ﴿115﴾
قَالُوا۟
يَٰمُوسَىٰٓ
إِمَّآ
أَن
تُلْقِىَ
وَإِمَّآ
أَن
نَّكُونَ
نَحْنُ
ٱلْمُلْقِينَ
Sihirbazlar: "Ey Musa! Marifetini ya sen ortaya koy veya biz koyalım" dediler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 116 Cüz 9 • Sayfa 164
قَالَ أَلْقُوا۟ ۖ فَلَمَّآ أَلْقَوْا۟ سَحَرُوٓا۟ أَعْيُنَ ٱلنَّاسِ وَٱسْتَرْهَبُوهُمْ وَجَآءُو بِسِحْرٍ عَظِيمٍۢ ﴿116﴾
قَالَ
أَلْقُوا۟
ۖ
فَلَمَّآ
أَلْقَوْا۟
سَحَرُوٓا۟
أَعْيُنَ
ٱلنَّاسِ
وَٱسْتَرْهَبُوهُمْ
وَجَآءُو
بِسِحْرٍ
عَظِيمٍۢ
Musa: "Siz koyun" dedi. Sihirbazlar marifetlerini ortaya koyunca insanların gözlerini sihirlediler ve onları ürküttüler, büyük bir sihir yaptılar.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 117 Cüz 9 • Sayfa 164
۞ وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنْ أَلْقِ عَصَاكَ ۖ فَإِذَا هِىَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَ ﴿117﴾
۞
وَأَوْحَيْنَآ
إِلَىٰ
مُوسَىٰٓ
أَنْ
أَلْقِ
عَصَاكَ
ۖ
فَإِذَا
هِىَ
تَلْقَفُ
مَا
يَأْفِكُونَ
Biz de Musa'ya, "Asanı koyuver" dedik, o da koydu; hemen onların uydurduklarını yutmaya başladı.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 118 Cüz 9 • Sayfa 164
فَوَقَعَ ٱلْحَقُّ وَبَطَلَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ ﴿118﴾
فَوَقَعَ
ٱلْحَقُّ
وَبَطَلَ
مَا
كَانُوا۟
يَعْمَلُونَ
Hak tahakkuk etti, onların yaptıkları boşa gitti.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 119 Cüz 9 • Sayfa 164
فَغُلِبُوا۟ هُنَالِكَ وَٱنقَلَبُوا۟ صَٰغِرِينَ ﴿119﴾
فَغُلِبُوا۟
هُنَالِكَ
وَٱنقَلَبُوا۟
صَٰغِرِينَ
İşte orada yenildiler, küçük düştüler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 120 Cüz 9 • Sayfa 164
وَأُلْقِىَ ٱلسَّحَرَةُ سَٰجِدِينَ ﴿120﴾
وَأُلْقِىَ
ٱلسَّحَرَةُ
سَٰجِدِينَ
Sihirbazlar secdeye kapanıp, "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 121 Cüz 9 • Sayfa 165
قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿121﴾
قَالُوٓا۟
ءَامَنَّا
بِرَبِّ
ٱلْعَٰلَمِينَ
Sihirbazlar secdeye kapanıp, "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 122 Cüz 9 • Sayfa 165
رَبِّ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ ﴿122﴾
رَبِّ
مُوسَىٰ
وَهَٰرُونَ
Sihirbazlar secdeye kapanıp, "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 123 Cüz 9 • Sayfa 165
قَالَ فِرْعَوْنُ ءَامَنتُم بِهِۦ قَبْلَ أَنْ ءَاذَنَ لَكُمْ ۖ إِنَّ هَٰذَا لَمَكْرٌۭ مَّكَرْتُمُوهُ فِى ٱلْمَدِينَةِ لِتُخْرِجُوا۟ مِنْهَآ أَهْلَهَا ۖ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ ﴿123﴾
قَالَ
فِرْعَوْنُ
ءَامَنتُم
بِهِۦ
قَبْلَ
أَنْ
ءَاذَنَ
لَكُمْ
ۖ
إِنَّ
هَٰذَا
لَمَكْرٌۭ
مَّكَرْتُمُوهُ
فِى
ٱلْمَدِينَةِ
لِتُخْرِجُوا۟
مِنْهَآ
أَهْلَهَا
ۖ
فَسَوْفَ
تَعْلَمُونَ
Firavun: "Ben size izin vermeden mi O'na inandınız? Doğrusu bu, halkı şehirden çıkarmak için düzdüğünüz bir hiledir, fakat siz göreceksiniz. And olsun ki, ellerinizi ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da hepinizi asacağım" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 124 Cüz 9 • Sayfa 165
لَأُقَطِّعَنَّ أَيْدِيَكُمْ وَأَرْجُلَكُم مِّنْ خِلَٰفٍۢ ثُمَّ لَأُصَلِّبَنَّكُمْ أَجْمَعِينَ ﴿124﴾
لَأُقَطِّعَنَّ
أَيْدِيَكُمْ
وَأَرْجُلَكُم
مِّنْ
خِلَٰفٍۢ
ثُمَّ
لَأُصَلِّبَنَّكُمْ
أَجْمَعِينَ
Firavun: "Ben size izin vermeden mi O'na inandınız? Doğrusu bu, halkı şehirden çıkarmak için düzdüğünüz bir hiledir, fakat siz göreceksiniz. And olsun ki, ellerinizi ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da hepinizi asacağım" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 125 Cüz 9 • Sayfa 165
قَالُوٓا۟ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا مُنقَلِبُونَ ﴿125﴾
قَالُوٓا۟
إِنَّآ
إِلَىٰ
رَبِّنَا
مُنقَلِبُونَ
Onlar da: "Doğrusu biz ancak Rabbimize döneriz. Rabbimizin ayetleri gelince, onlara inanmamızdan ötürü bizden öç alıyorsun. Rabbimiz! Bize sabır ver ve canımızı müslim olarak al" dediler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 126 Cüz 9 • Sayfa 165
وَمَا تَنقِمُ مِنَّآ إِلَّآ أَنْ ءَامَنَّا بِـَٔايَٰتِ رَبِّنَا لَمَّا جَآءَتْنَا ۚ رَبَّنَآ أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًۭا وَتَوَفَّنَا مُسْلِمِينَ ﴿126﴾
وَمَا
تَنقِمُ
مِنَّآ
إِلَّآ
أَنْ
ءَامَنَّا
بِـَٔايَٰتِ
رَبِّنَا
لَمَّا
جَآءَتْنَا
ۚ
رَبَّنَآ
أَفْرِغْ
عَلَيْنَا
صَبْرًۭا
وَتَوَفَّنَا
مُسْلِمِينَ
Onlar da: "Doğrusu biz ancak Rabbimize döneriz. Rabbimizin ayetleri gelince, onlara inanmamızdan ötürü bizden öç alıyorsun. Rabbimiz! Bize sabır ver ve canımızı müslim olarak al" dediler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 127 Cüz 9 • Sayfa 165
وَقَالَ ٱلْمَلَأُ مِن قَوْمِ فِرْعَوْنَ أَتَذَرُ مُوسَىٰ وَقَوْمَهُۥ لِيُفْسِدُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ وَيَذَرَكَ وَءَالِهَتَكَ ۚ قَالَ سَنُقَتِّلُ أَبْنَآءَهُمْ وَنَسْتَحْىِۦ نِسَآءَهُمْ وَإِنَّا فَوْقَهُمْ قَٰهِرُونَ ﴿127﴾
وَقَالَ
ٱلْمَلَأُ
مِن
قَوْمِ
فِرْعَوْنَ
أَتَذَرُ
مُوسَىٰ
وَقَوْمَهُۥ
لِيُفْسِدُوا۟
فِى
ٱلْأَرْضِ
وَيَذَرَكَ
وَءَالِهَتَكَ
ۚ
قَالَ
سَنُقَتِّلُ
أَبْنَآءَهُمْ
وَنَسْتَحْىِۦ
نِسَآءَهُمْ
وَإِنَّا
فَوْقَهُمْ
قَٰهِرُونَ
Firavun milletinin ileri gelenleri: "Musa'yı ve milletini yeryüzünde bozgunculuk yapsınlar, seni ve tanrılarını bıraksınlar diye mi koyveriyorsun?" dediler. Firavun: "Onların oğullarını öldüreceğiz, kadınlarını sağ bırakacağız. Elbette biz onları ezecek üstünlükteyiz" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 128 Cüz 9 • Sayfa 165
قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِ ٱسْتَعِينُوا۟ بِٱللَّهِ وَٱصْبِرُوٓا۟ ۖ إِنَّ ٱلْأَرْضَ لِلَّهِ يُورِثُهَا مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ ۖ وَٱلْعَٰقِبَةُ لِلْمُتَّقِينَ ﴿128﴾
قَالَ
مُوسَىٰ
لِقَوْمِهِ
ٱسْتَعِينُوا۟
بِٱللَّهِ
وَٱصْبِرُوٓا۟
ۖ
إِنَّ
ٱلْأَرْضَ
لِلَّهِ
يُورِثُهَا
مَن
يَشَآءُ
مِنْ
عِبَادِهِۦ
ۖ
وَٱلْعَٰقِبَةُ
لِلْمُتَّقِينَ
Musa milletine: "Allah'tan yardım dileyin ve sabredin; yeryüzü şüphesiz Allah'ındır, kullarından dilediğini ona mirasçı kılar; sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 129 Cüz 9 • Sayfa 165
قَالُوٓا۟ أُوذِينَا مِن قَبْلِ أَن تَأْتِيَنَا وَمِنۢ بَعْدِ مَا جِئْتَنَا ۚ قَالَ عَسَىٰ رَبُّكُمْ أَن يُهْلِكَ عَدُوَّكُمْ وَيَسْتَخْلِفَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرَ كَيْفَ تَعْمَلُونَ ﴿129﴾
قَالُوٓا۟
أُوذِينَا
مِن
قَبْلِ
أَن
تَأْتِيَنَا
وَمِنۢ
بَعْدِ
مَا
جِئْتَنَا
ۚ
قَالَ
عَسَىٰ
رَبُّكُمْ
أَن
يُهْلِكَ
عَدُوَّكُمْ
وَيَسْتَخْلِفَكُمْ
فِى
ٱلْأَرْضِ
فَيَنظُرَ
كَيْفَ
تَعْمَلُونَ
Milleti: "Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyet çektik" dediler. Musa da: "Rabbinizin düşmanlarınızı yok etmesi ve yeryüzünde sizi onların yerine geçirmesi umulur. O zaman nasıl davranacağınıza bakar" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 130 Cüz 9 • Sayfa 165
وَلَقَدْ أَخَذْنَآ ءَالَ فِرْعَوْنَ بِٱلسِّنِينَ وَنَقْصٍۢ مِّنَ ٱلثَّمَرَٰتِ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ ﴿130﴾
وَلَقَدْ
أَخَذْنَآ
ءَالَ
فِرْعَوْنَ
بِٱلسِّنِينَ
وَنَقْصٍۢ
مِّنَ
ٱلثَّمَرَٰتِ
لَعَلَّهُمْ
يَذَّكَّرُونَ
And olsun ki, Biz de Firavun ailesini, ders alsınlar diye, yıllarca kuraklığa ve ürün kıtlığına uğrattık.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 131 Cüz 9 • Sayfa 166
فَإِذَا جَآءَتْهُمُ ٱلْحَسَنَةُ قَالُوا۟ لَنَا هَٰذِهِۦ ۖ وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌۭ يَطَّيَّرُوا۟ بِمُوسَىٰ وَمَن مَّعَهُۥٓ ۗ أَلَآ إِنَّمَا طَٰٓئِرُهُمْ عِندَ ٱللَّهِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ﴿131﴾
فَإِذَا
جَآءَتْهُمُ
ٱلْحَسَنَةُ
قَالُوا۟
لَنَا
هَٰذِهِۦ
ۖ
وَإِن
تُصِبْهُمْ
سَيِّئَةٌۭ
يَطَّيَّرُوا۟
بِمُوسَىٰ
وَمَن
مَّعَهُۥٓ
ۗ
أَلَآ
إِنَّمَا
طَٰٓئِرُهُمْ
عِندَ
ٱللَّهِ
وَلَٰكِنَّ
أَكْثَرَهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
Onlara bir iyilik geldiği zaman; "Bu bizden ötürüdür" derler, bir fenalığa uğrarlarsa da, Musa ve onunla beraber olanların uğursuzluğuna verirlerdi. Bilin ki, kendilerinin uğradığı uğursuzluk Allah katındandır, fakat çoğu bunu bilmezler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 132 Cüz 9 • Sayfa 166
وَقَالُوا۟ مَهْمَا تَأْتِنَا بِهِۦ مِنْ ءَايَةٍۢ لِّتَسْحَرَنَا بِهَا فَمَا نَحْنُ لَكَ بِمُؤْمِنِينَ ﴿132﴾
وَقَالُوا۟
مَهْمَا
تَأْتِنَا
بِهِۦ
مِنْ
ءَايَةٍۢ
لِّتَسْحَرَنَا
بِهَا
فَمَا
نَحْنُ
لَكَ
بِمُؤْمِنِينَ
Firavun ailesi: "Bizi sihirlemek için ne mucize gösterirsen göster, sana inanmayacağız" dediler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 133 Cüz 9 • Sayfa 166
فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلطُّوفَانَ وَٱلْجَرَادَ وَٱلْقُمَّلَ وَٱلضَّفَادِعَ وَٱلدَّمَ ءَايَٰتٍۢ مُّفَصَّلَٰتٍۢ فَٱسْتَكْبَرُوا۟ وَكَانُوا۟ قَوْمًۭا مُّجْرِمِينَ ﴿133﴾
فَأَرْسَلْنَا
عَلَيْهِمُ
ٱلطُّوفَانَ
وَٱلْجَرَادَ
وَٱلْقُمَّلَ
وَٱلضَّفَادِعَ
وَٱلدَّمَ
ءَايَٰتٍۢ
مُّفَصَّلَٰتٍۢ
فَٱسْتَكْبَرُوا۟
وَكَانُوا۟
قَوْمًۭا
مُّجْرِمِينَ
Bunun üzerine su baskınını, çekirgeyi, haşeratı, kurbağaları ve kanı birbirinden ayrı mucizeler olarak onlara musallat kıldık; yine de büyüklük taslayıp suçlu bir millet oldular.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 134 Cüz 9 • Sayfa 166
وَلَمَّا وَقَعَ عَلَيْهِمُ ٱلرِّجْزُ قَالُوا۟ يَٰمُوسَى ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِندَكَ ۖ لَئِن كَشَفْتَ عَنَّا ٱلرِّجْزَ لَنُؤْمِنَنَّ لَكَ وَلَنُرْسِلَنَّ مَعَكَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ﴿134﴾
وَلَمَّا
وَقَعَ
عَلَيْهِمُ
ٱلرِّجْزُ
قَالُوا۟
يَٰمُوسَى
ٱدْعُ
لَنَا
رَبَّكَ
بِمَا
عَهِدَ
عِندَكَ
ۖ
لَئِن
كَشَفْتَ
عَنَّا
ٱلرِّجْزَ
لَنُؤْمِنَنَّ
لَكَ
وَلَنُرْسِلَنَّ
مَعَكَ
بَنِىٓ
إِسْرَٰٓءِيلَ
Azab başlarına çökünce, "Ey Musa! Rabbine, sana verdiği ahde göre bizim için yalvar. Bizden azabı kaldırırsan sana, and olsun ki, inanacağız ve İsrailoğullarını seninle beraber göndereceğiz"dediler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 135 Cüz 9 • Sayfa 166
فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُمُ ٱلرِّجْزَ إِلَىٰٓ أَجَلٍ هُم بَٰلِغُوهُ إِذَا هُمْ يَنكُثُونَ ﴿135﴾
فَلَمَّا
كَشَفْنَا
عَنْهُمُ
ٱلرِّجْزَ
إِلَىٰٓ
أَجَلٍ
هُم
بَٰلِغُوهُ
إِذَا
هُمْ
يَنكُثُونَ
Azabı nasıl olsa sonuna gelecekleri bir müddet için üzerlerinden kaldırınca, hemen sözlerinden cayıyorlardı.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 136 Cüz 9 • Sayfa 166
فَٱنتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَأَغْرَقْنَٰهُمْ فِى ٱلْيَمِّ بِأَنَّهُمْ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَكَانُوا۟ عَنْهَا غَٰفِلِينَ ﴿136﴾
فَٱنتَقَمْنَا
مِنْهُمْ
فَأَغْرَقْنَٰهُمْ
فِى
ٱلْيَمِّ
بِأَنَّهُمْ
كَذَّبُوا۟
بِـَٔايَٰتِنَا
وَكَانُوا۟
عَنْهَا
غَٰفِلِينَ
Bu sebeple onlardan öç aldık, ayetlerimizi yalan sayıp umursamadıkları için onları denizde boğduk.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 137 Cüz 9 • Sayfa 166
وَأَوْرَثْنَا ٱلْقَوْمَ ٱلَّذِينَ كَانُوا۟ يُسْتَضْعَفُونَ مَشَٰرِقَ ٱلْأَرْضِ وَمَغَٰرِبَهَا ٱلَّتِى بَٰرَكْنَا فِيهَا ۖ وَتَمَّتْ كَلِمَتُ رَبِّكَ ٱلْحُسْنَىٰ عَلَىٰ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ بِمَا صَبَرُوا۟ ۖ وَدَمَّرْنَا مَا كَانَ يَصْنَعُ فِرْعَوْنُ وَقَوْمُهُۥ وَمَا كَانُوا۟ يَعْرِشُونَ ﴿137﴾
وَأَوْرَثْنَا
ٱلْقَوْمَ
ٱلَّذِينَ
كَانُوا۟
يُسْتَضْعَفُونَ
مَشَٰرِقَ
ٱلْأَرْضِ
وَمَغَٰرِبَهَا
ٱلَّتِى
بَٰرَكْنَا
فِيهَا
ۖ
وَتَمَّتْ
كَلِمَتُ
رَبِّكَ
ٱلْحُسْنَىٰ
عَلَىٰ
بَنِىٓ
إِسْرَٰٓءِيلَ
بِمَا
صَبَرُوا۟
ۖ
وَدَمَّرْنَا
مَا
كَانَ
يَصْنَعُ
فِرْعَوْنُ
وَقَوْمُهُۥ
وَمَا
كَانُوا۟
يَعْرِشُونَ
Hor görülen yahudileri, bereketlendirdiğimiz yerin doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, sabırlarına karşılık yerine geldi. Firavun ve milletinin yaptığını ve yükselttiklerini yıktık.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 138 Cüz 9 • Sayfa 167
وَجَٰوَزْنَا بِبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱلْبَحْرَ فَأَتَوْا۟ عَلَىٰ قَوْمٍۢ يَعْكُفُونَ عَلَىٰٓ أَصْنَامٍۢ لَّهُمْ ۚ قَالُوا۟ يَٰمُوسَى ٱجْعَل لَّنَآ إِلَٰهًۭا كَمَا لَهُمْ ءَالِهَةٌۭ ۚ قَالَ إِنَّكُمْ قَوْمٌۭ تَجْهَلُونَ ﴿138﴾
وَجَٰوَزْنَا
بِبَنِىٓ
إِسْرَٰٓءِيلَ
ٱلْبَحْرَ
فَأَتَوْا۟
عَلَىٰ
قَوْمٍۢ
يَعْكُفُونَ
عَلَىٰٓ
أَصْنَامٍۢ
لَّهُمْ
ۚ
قَالُوا۟
يَٰمُوسَى
ٱجْعَل
لَّنَآ
إِلَٰهًۭا
كَمَا
لَهُمْ
ءَالِهَةٌۭ
ۚ
قَالَ
إِنَّكُمْ
قَوْمٌۭ
تَجْهَلُونَ
İsrailoğullarının denizden geçmelerini sağladık. Puta gönülden tapan bir millete rastladılar. "Ey Musa! Onların tanrıları gibi bize de bir tanrı yap" dediler, Musa: " Doğrusu siz bilgisiz bir milletsiniz, bunlar yok olacaklar ve işledikleri boşa gidecektir" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 139 Cüz 9 • Sayfa 167
إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ مُتَبَّرٌۭ مَّا هُمْ فِيهِ وَبَٰطِلٌۭ مَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ ﴿139﴾
إِنَّ
هَٰٓؤُلَآءِ
مُتَبَّرٌۭ
مَّا
هُمْ
فِيهِ
وَبَٰطِلٌۭ
مَّا
كَانُوا۟
يَعْمَلُونَ
İsrailoğullarının denizden geçmelerini sağladık. Puta gönülden tapan bir millete rastladılar. "Ey Musa! Onların tanrıları gibi bize de bir tanrı yap" dediler, Musa: " Doğrusu siz bilgisiz bir milletsiniz, bunlar yok olacaklar ve işledikleri boşa gidecektir" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 140 Cüz 9 • Sayfa 167
قَالَ أَغَيْرَ ٱللَّهِ أَبْغِيكُمْ إِلَٰهًۭا وَهُوَ فَضَّلَكُمْ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿140﴾
قَالَ
أَغَيْرَ
ٱللَّهِ
أَبْغِيكُمْ
إِلَٰهًۭا
وَهُوَ
فَضَّلَكُمْ
عَلَى
ٱلْعَٰلَمِينَ
"Sizi alemlere üstün kılmış olan Allah'tan başka bir tanrı mı arayacağım?" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 141 Cüz 9 • Sayfa 167
وَإِذْ أَنجَيْنَٰكُم مِّنْ ءَالِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُوٓءَ ٱلْعَذَابِ ۖ يُقَتِّلُونَ أَبْنَآءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَآءَكُمْ ۚ وَفِى ذَٰلِكُم بَلَآءٌۭ مِّن رَّبِّكُمْ عَظِيمٌۭ ﴿141﴾
وَإِذْ
أَنجَيْنَٰكُم
مِّنْ
ءَالِ
فِرْعَوْنَ
يَسُومُونَكُمْ
سُوٓءَ
ٱلْعَذَابِ
ۖ
يُقَتِّلُونَ
أَبْنَآءَكُمْ
وَيَسْتَحْيُونَ
نِسَآءَكُمْ
ۚ
وَفِى
ذَٰلِكُم
بَلَآءٌۭ
مِّن
رَّبِّكُمْ
عَظِيمٌۭ
Sizi kötü azaba sokan, kadınlarınızı sağ bırakıp oğullarınızı öldüren Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 142 Cüz 9 • Sayfa 167
۞ وَوَٰعَدْنَا مُوسَىٰ ثَلَٰثِينَ لَيْلَةًۭ وَأَتْمَمْنَٰهَا بِعَشْرٍۢ فَتَمَّ مِيقَٰتُ رَبِّهِۦٓ أَرْبَعِينَ لَيْلَةًۭ ۚ وَقَالَ مُوسَىٰ لِأَخِيهِ هَٰرُونَ ٱخْلُفْنِى فِى قَوْمِى وَأَصْلِحْ وَلَا تَتَّبِعْ سَبِيلَ ٱلْمُفْسِدِينَ ﴿142﴾
۞
وَوَٰعَدْنَا
مُوسَىٰ
ثَلَٰثِينَ
لَيْلَةًۭ
وَأَتْمَمْنَٰهَا
بِعَشْرٍۢ
فَتَمَّ
مِيقَٰتُ
رَبِّهِۦٓ
أَرْبَعِينَ
لَيْلَةًۭ
ۚ
وَقَالَ
مُوسَىٰ
لِأَخِيهِ
هَٰرُونَ
ٱخْلُفْنِى
فِى
قَوْمِى
وَأَصْلِحْ
وَلَا
تَتَّبِعْ
سَبِيلَ
ٱلْمُفْسِدِينَ
Musa'ya otuz gece vade verip sonra buna on gece daha kattık; böylece Rabbinin tayin ettiği müddet kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a, "Milletim içinde benim yerime geç, onları ıslah et, bozguncuların yoluna gitme" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 143 Cüz 9 • Sayfa 167
وَلَمَّا جَآءَ مُوسَىٰ لِمِيقَٰتِنَا وَكَلَّمَهُۥ رَبُّهُۥ قَالَ رَبِّ أَرِنِىٓ أَنظُرْ إِلَيْكَ ۚ قَالَ لَن تَرَىٰنِى وَلَٰكِنِ ٱنظُرْ إِلَى ٱلْجَبَلِ فَإِنِ ٱسْتَقَرَّ مَكَانَهُۥ فَسَوْفَ تَرَىٰنِى ۚ فَلَمَّا تَجَلَّىٰ رَبُّهُۥ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُۥ دَكًّۭا وَخَرَّ مُوسَىٰ صَعِقًۭا ۚ فَلَمَّآ أَفَاقَ قَالَ سُبْحَٰنَكَ تُبْتُ إِلَيْكَ وَأَنَا۠ أَوَّلُ ٱلْمُؤْمِنِينَ ﴿143﴾
وَلَمَّا
جَآءَ
مُوسَىٰ
لِمِيقَٰتِنَا
وَكَلَّمَهُۥ
رَبُّهُۥ
قَالَ
رَبِّ
أَرِنِىٓ
أَنظُرْ
إِلَيْكَ
ۚ
قَالَ
لَن
تَرَىٰنِى
وَلَٰكِنِ
ٱنظُرْ
إِلَى
ٱلْجَبَلِ
فَإِنِ
ٱسْتَقَرَّ
مَكَانَهُۥ
فَسَوْفَ
تَرَىٰنِى
ۚ
فَلَمَّا
تَجَلَّىٰ
رَبُّهُۥ
لِلْجَبَلِ
جَعَلَهُۥ
دَكًّۭا
وَخَرَّ
مُوسَىٰ
صَعِقًۭا
ۚ
فَلَمَّآ
أَفَاقَ
قَالَ
سُبْحَٰنَكَ
تُبْتُ
إِلَيْكَ
وَأَنَا۠
أَوَّلُ
ٱلْمُؤْمِنِينَ
Musa, tayin ettiğimiz vakitte gelip Rabbi onunla konuşunca, Musa: "Rabbim! Bana Kendini göster, Sana bakayım" dedi. Allah: "Sen Beni göremezsin ama dağa bak, eğer o yerinde kalırsa sen de Beni göreceksin" buyurdu. Rabbi dağa tecelli edince onu yerlebir etti ve Musa da baygın düştü; ayılınca: "Yarabbi, münezzehsin, Sana tevbe ettim, ben inananların ilkiyim" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 144 Cüz 9 • Sayfa 168
قَالَ يَٰمُوسَىٰٓ إِنِّى ٱصْطَفَيْتُكَ عَلَى ٱلنَّاسِ بِرِسَٰلَٰتِى وَبِكَلَٰمِى فَخُذْ مَآ ءَاتَيْتُكَ وَكُن مِّنَ ٱلشَّٰكِرِينَ ﴿144﴾
قَالَ
يَٰمُوسَىٰٓ
إِنِّى
ٱصْطَفَيْتُكَ
عَلَى
ٱلنَّاسِ
بِرِسَٰلَٰتِى
وَبِكَلَٰمِى
فَخُذْ
مَآ
ءَاتَيْتُكَ
وَكُن
مِّنَ
ٱلشَّٰكِرِينَ
"Ey Musa! Verdiklerimle ve seninle konuşmamla seni insanlar arasından seçtim; sana verdiğimi al ve şükret" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 145 Cüz 9 • Sayfa 168
وَكَتَبْنَا لَهُۥ فِى ٱلْأَلْوَاحِ مِن كُلِّ شَىْءٍۢ مَّوْعِظَةًۭ وَتَفْصِيلًۭا لِّكُلِّ شَىْءٍۢ فَخُذْهَا بِقُوَّةٍۢ وَأْمُرْ قَوْمَكَ يَأْخُذُوا۟ بِأَحْسَنِهَا ۚ سَأُو۟رِيكُمْ دَارَ ٱلْفَٰسِقِينَ ﴿145﴾
وَكَتَبْنَا
لَهُۥ
فِى
ٱلْأَلْوَاحِ
مِن
كُلِّ
شَىْءٍۢ
مَّوْعِظَةًۭ
وَتَفْصِيلًۭا
لِّكُلِّ
شَىْءٍۢ
فَخُذْهَا
بِقُوَّةٍۢ
وَأْمُرْ
قَوْمَكَ
يَأْخُذُوا۟
بِأَحْسَنِهَا
ۚ
سَأُو۟رِيكُمْ
دَارَ
ٱلْفَٰسِقِينَ
Ona levhalarda her şeyden bir öğüt yazdık ve her şeyi uzun uzadıya açıkladık; onlara sıkıca sarıl, milletine de emret en güzel şekilde tutsunlar. Size Allah'a karşı gelenlerin yurdunu göstereceğim.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 146 Cüz 9 • Sayfa 168
سَأَصْرِفُ عَنْ ءَايَٰتِىَ ٱلَّذِينَ يَتَكَبَّرُونَ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَإِن يَرَوْا۟ كُلَّ ءَايَةٍۢ لَّا يُؤْمِنُوا۟ بِهَا وَإِن يَرَوْا۟ سَبِيلَ ٱلرُّشْدِ لَا يَتَّخِذُوهُ سَبِيلًۭا وَإِن يَرَوْا۟ سَبِيلَ ٱلْغَىِّ يَتَّخِذُوهُ سَبِيلًۭا ۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَكَانُوا۟ عَنْهَا غَٰفِلِينَ ﴿146﴾
سَأَصْرِفُ
عَنْ
ءَايَٰتِىَ
ٱلَّذِينَ
يَتَكَبَّرُونَ
فِى
ٱلْأَرْضِ
بِغَيْرِ
ٱلْحَقِّ
وَإِن
يَرَوْا۟
كُلَّ
ءَايَةٍۢ
لَّا
يُؤْمِنُوا۟
بِهَا
وَإِن
يَرَوْا۟
سَبِيلَ
ٱلرُّشْدِ
لَا
يَتَّخِذُوهُ
سَبِيلًۭا
وَإِن
يَرَوْا۟
سَبِيلَ
ٱلْغَىِّ
يَتَّخِذُوهُ
سَبِيلًۭا
ۚ
ذَٰلِكَ
بِأَنَّهُمْ
كَذَّبُوا۟
بِـَٔايَٰتِنَا
وَكَانُوا۟
عَنْهَا
غَٰفِلِينَ
Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları, ayetlerimden yüz çevirteceğim. Onlar bütün ayetleri görseler yine de inanmazlar; doğru yolu görseler, yol olarak benimsemezler; azgınlık yolunu görseler, hemen onu yol edinirler. Bu, onların mucizelerimizi yalan saymaları ve onlardan habersiz görünmelerinden ileri gelir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 147 Cüz 9 • Sayfa 168
وَٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَلِقَآءِ ٱلْءَاخِرَةِ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ ۚ هَلْ يُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ ﴿147﴾
وَٱلَّذِينَ
كَذَّبُوا۟
بِـَٔايَٰتِنَا
وَلِقَآءِ
ٱلْءَاخِرَةِ
حَبِطَتْ
أَعْمَٰلُهُمْ
ۚ
هَلْ
يُجْزَوْنَ
إِلَّا
مَا
كَانُوا۟
يَعْمَلُونَ
Ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalan sayan kimselerin işleri boşa gitmiştir. Onlar işlediklerinin karşılığından başka bir şeyle mi cezalanırlar?
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 148 Cüz 9 • Sayfa 168
وَٱتَّخَذَ قَوْمُ مُوسَىٰ مِنۢ بَعْدِهِۦ مِنْ حُلِيِّهِمْ عِجْلًۭا جَسَدًۭا لَّهُۥ خُوَارٌ ۚ أَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّهُۥ لَا يُكَلِّمُهُمْ وَلَا يَهْدِيهِمْ سَبِيلًا ۘ ٱتَّخَذُوهُ وَكَانُوا۟ ظَٰلِمِينَ ﴿148﴾
وَٱتَّخَذَ
قَوْمُ
مُوسَىٰ
مِنۢ
بَعْدِهِۦ
مِنْ
حُلِيِّهِمْ
عِجْلًۭا
جَسَدًۭا
لَّهُۥ
خُوَارٌ
ۚ
أَلَمْ
يَرَوْا۟
أَنَّهُۥ
لَا
يُكَلِّمُهُمْ
وَلَا
يَهْدِيهِمْ
سَبِيلًا
ۘ
ٱتَّخَذُوهُ
وَكَانُوا۟
ظَٰلِمِينَ
Musa'nın ardından milleti, ziynet takımlarından, canlıymış gibi böğüren bir buzağı heykeli yaparak onu tanrı edindiler. O buzağının kendileriyle konuşmadığını ve yol da göstermediğini görmediler mi? Onu tanrı olarak benimseyip kendilerine yazık ettiler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 149 Cüz 9 • Sayfa 168
وَلَمَّا سُقِطَ فِىٓ أَيْدِيهِمْ وَرَأَوْا۟ أَنَّهُمْ قَدْ ضَلُّوا۟ قَالُوا۟ لَئِن لَّمْ يَرْحَمْنَا رَبُّنَا وَيَغْفِرْ لَنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلْخَٰسِرِينَ ﴿149﴾
وَلَمَّا
سُقِطَ
فِىٓ
أَيْدِيهِمْ
وَرَأَوْا۟
أَنَّهُمْ
قَدْ
ضَلُّوا۟
قَالُوا۟
لَئِن
لَّمْ
يَرْحَمْنَا
رَبُّنَا
وَيَغْفِرْ
لَنَا
لَنَكُونَنَّ
مِنَ
ٱلْخَٰسِرِينَ
Elleri böğründe, çaresiz kalıp, kendilerinin sapıtmış olduklarını görünce: "Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, and olsun ki mahvoluruz" dediler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 150 Cüz 9 • Sayfa 169
وَلَمَّا رَجَعَ مُوسَىٰٓ إِلَىٰ قَوْمِهِۦ غَضْبَٰنَ أَسِفًۭا قَالَ بِئْسَمَا خَلَفْتُمُونِى مِنۢ بَعْدِىٓ ۖ أَعَجِلْتُمْ أَمْرَ رَبِّكُمْ ۖ وَأَلْقَى ٱلْأَلْوَاحَ وَأَخَذَ بِرَأْسِ أَخِيهِ يَجُرُّهُۥٓ إِلَيْهِ ۚ قَالَ ٱبْنَ أُمَّ إِنَّ ٱلْقَوْمَ ٱسْتَضْعَفُونِى وَكَادُوا۟ يَقْتُلُونَنِى فَلَا تُشْمِتْ بِىَ ٱلْأَعْدَآءَ وَلَا تَجْعَلْنِى مَعَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ ﴿150﴾
وَلَمَّا
رَجَعَ
مُوسَىٰٓ
إِلَىٰ
قَوْمِهِۦ
غَضْبَٰنَ
أَسِفًۭا
قَالَ
بِئْسَمَا
خَلَفْتُمُونِى
مِنۢ
بَعْدِىٓ
ۖ
أَعَجِلْتُمْ
أَمْرَ
رَبِّكُمْ
ۖ
وَأَلْقَى
ٱلْأَلْوَاحَ
وَأَخَذَ
بِرَأْسِ
أَخِيهِ
يَجُرُّهُۥٓ
إِلَيْهِ
ۚ
قَالَ
ٱبْنَ
أُمَّ
إِنَّ
ٱلْقَوْمَ
ٱسْتَضْعَفُونِى
وَكَادُوا۟
يَقْتُلُونَنِى
فَلَا
تُشْمِتْ
بِىَ
ٱلْأَعْدَآءَ
وَلَا
تَجْعَلْنِى
مَعَ
ٱلْقَوْمِ
ٱلظَّٰلِمِينَ
Musa, milletine, kızgın ve üzgün olarak dönünce "Benim arkamdan ne kötü olmuşsunuz! Rabbinizin emrinin çabucak gelmesini mi istiyorsunuz?" dedi, levhaları attı ve kardeşinin başından tutup kendine doğru çekti. Harun: "Ey annem oğlu! Bu millet beni küçümsedi; az kalsın öldürüyorlardı. Bana, düşmanları sevindirecek şekilde davranma, beni bu zalim milletle bir sayma" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 151 Cüz 9 • Sayfa 169
قَالَ رَبِّ ٱغْفِرْ لِى وَلِأَخِى وَأَدْخِلْنَا فِى رَحْمَتِكَ ۖ وَأَنتَ أَرْحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ ﴿151﴾
قَالَ
رَبِّ
ٱغْفِرْ
لِى
وَلِأَخِى
وَأَدْخِلْنَا
فِى
رَحْمَتِكَ
ۖ
وَأَنتَ
أَرْحَمُ
ٱلرَّٰحِمِينَ
Musa "Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla, bize acı, Sen merhametlilerin merhametlisisin" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 152 Cüz 9 • Sayfa 169
إِنَّ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ ٱلْعِجْلَ سَيَنَالُهُمْ غَضَبٌۭ مِّن رَّبِّهِمْ وَذِلَّةٌۭ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ۚ وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُفْتَرِينَ ﴿152﴾
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
ٱتَّخَذُوا۟
ٱلْعِجْلَ
سَيَنَالُهُمْ
غَضَبٌۭ
مِّن
رَّبِّهِمْ
وَذِلَّةٌۭ
فِى
ٱلْحَيَوٰةِ
ٱلدُّنْيَا
ۚ
وَكَذَٰلِكَ
نَجْزِى
ٱلْمُفْتَرِينَ
Buzağıyı tanrı olarak benimseyenler Rablerinin öfkesine ve dünya hayatında alçaklığa uğrayacaklardır; iftira edenleri böylece cezalandırırız.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 153 Cüz 9 • Sayfa 169
وَٱلَّذِينَ عَمِلُوا۟ ٱلسَّيِّـَٔاتِ ثُمَّ تَابُوا۟ مِنۢ بَعْدِهَا وَءَامَنُوٓا۟ إِنَّ رَبَّكَ مِنۢ بَعْدِهَا لَغَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ ﴿153﴾
وَٱلَّذِينَ
عَمِلُوا۟
ٱلسَّيِّـَٔاتِ
ثُمَّ
تَابُوا۟
مِنۢ
بَعْدِهَا
وَءَامَنُوٓا۟
إِنَّ
رَبَّكَ
مِنۢ
بَعْدِهَا
لَغَفُورٌۭ
رَّحِيمٌۭ
Kötülük işleyip ardından tevbe edenler ve inananlar bilsinler ki Rabbin, bu hareketlerinin ardından onları şüphesiz bağışlar ve merhamet eder.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 154 Cüz 9 • Sayfa 169
وَلَمَّا سَكَتَ عَن مُّوسَى ٱلْغَضَبُ أَخَذَ ٱلْأَلْوَاحَ ۖ وَفِى نُسْخَتِهَا هُدًۭى وَرَحْمَةٌۭ لِّلَّذِينَ هُمْ لِرَبِّهِمْ يَرْهَبُونَ ﴿154﴾
وَلَمَّا
سَكَتَ
عَن
مُّوسَى
ٱلْغَضَبُ
أَخَذَ
ٱلْأَلْوَاحَ
ۖ
وَفِى
نُسْخَتِهَا
هُدًۭى
وَرَحْمَةٌۭ
لِّلَّذِينَ
هُمْ
لِرَبِّهِمْ
يَرْهَبُونَ
Musa, öfkesi yatışınca, bir nüshasında Rablerinden korkanlar için doğru yol ve rahmet yazılı olan levhaları aldı.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 155 Cüz 9 • Sayfa 169
وَٱخْتَارَ مُوسَىٰ قَوْمَهُۥ سَبْعِينَ رَجُلًۭا لِّمِيقَٰتِنَا ۖ فَلَمَّآ أَخَذَتْهُمُ ٱلرَّجْفَةُ قَالَ رَبِّ لَوْ شِئْتَ أَهْلَكْتَهُم مِّن قَبْلُ وَإِيَّٰىَ ۖ أَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ ٱلسُّفَهَآءُ مِنَّآ ۖ إِنْ هِىَ إِلَّا فِتْنَتُكَ تُضِلُّ بِهَا مَن تَشَآءُ وَتَهْدِى مَن تَشَآءُ ۖ أَنتَ وَلِيُّنَا فَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَا ۖ وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْغَٰفِرِينَ ﴿155﴾
وَٱخْتَارَ
مُوسَىٰ
قَوْمَهُۥ
سَبْعِينَ
رَجُلًۭا
لِّمِيقَٰتِنَا
ۖ
فَلَمَّآ
أَخَذَتْهُمُ
ٱلرَّجْفَةُ
قَالَ
رَبِّ
لَوْ
شِئْتَ
أَهْلَكْتَهُم
مِّن
قَبْلُ
وَإِيَّٰىَ
ۖ
أَتُهْلِكُنَا
بِمَا
فَعَلَ
ٱلسُّفَهَآءُ
مِنَّآ
ۖ
إِنْ
هِىَ
إِلَّا
فِتْنَتُكَ
تُضِلُّ
بِهَا
مَن
تَشَآءُ
وَتَهْدِى
مَن
تَشَآءُ
ۖ
أَنتَ
وَلِيُّنَا
فَٱغْفِرْ
لَنَا
وَٱرْحَمْنَا
ۖ
وَأَنتَ
خَيْرُ
ٱلْغَٰفِرِينَ
Musa, tayin ettiğimiz müddette milletinden yetmiş kişi seçti; onları sarsıntı tutunca dedi ki: "Rabbim! Dileseydin daha önce beni ve onları yok ederdin, aramızdaki beyinsizlerin yaptıklarından ötürü bizi yok eder misin? Bu, Senin imtihanından başka birşey değildir, bununla dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletirsin; bizim dostumuz Sensin; bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bağışlayanların en iyisisin."
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 156 Cüz 9 • Sayfa 170
۞ وَٱكْتُبْ لَنَا فِى هَٰذِهِ ٱلدُّنْيَا حَسَنَةًۭ وَفِى ٱلْءَاخِرَةِ إِنَّا هُدْنَآ إِلَيْكَ ۚ قَالَ عَذَابِىٓ أُصِيبُ بِهِۦ مَنْ أَشَآءُ ۖ وَرَحْمَتِى وَسِعَتْ كُلَّ شَىْءٍۢ ۚ فَسَأَكْتُبُهَا لِلَّذِينَ يَتَّقُونَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱلَّذِينَ هُم بِـَٔايَٰتِنَا يُؤْمِنُونَ ﴿156﴾
۞
وَٱكْتُبْ
لَنَا
فِى
هَٰذِهِ
ٱلدُّنْيَا
حَسَنَةًۭ
وَفِى
ٱلْءَاخِرَةِ
إِنَّا
هُدْنَآ
إِلَيْكَ
ۚ
قَالَ
عَذَابِىٓ
أُصِيبُ
بِهِۦ
مَنْ
أَشَآءُ
ۖ
وَرَحْمَتِى
وَسِعَتْ
كُلَّ
شَىْءٍۢ
ۚ
فَسَأَكْتُبُهَا
لِلَّذِينَ
يَتَّقُونَ
وَيُؤْتُونَ
ٱلزَّكَوٰةَ
وَٱلَّذِينَ
هُم
بِـَٔايَٰتِنَا
يُؤْمِنُونَ
"Bu dünyada ve ahirette bizim için güzel olanı yaz; biz Sana yöneldik" dedi. Allah: "Azabıma dilediğim kimseyi uğratırım, rahmetim herşeyi kaplamıştır; bunu Allah'a karşı gelmekten sakınanlara, zekat verenlere, ayetlerimize inanıp, yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları, okuyup yazması olmayan peygambere uyanlara yazacağız. O peygamber, onlara, uygun olanı emreder ve fenalıktan meneder, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılar, onların ağır yüklerini indirir, zor tekliflerini hafifletir. Bu peygambere inanan, hürmet eden, yardım eden, onunla gönderilen nura uyanlar yok mu? İşte onlar saadete erenlerdir" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 157 Cüz 9 • Sayfa 170
ٱلَّذِينَ يَتَّبِعُونَ ٱلرَّسُولَ ٱلنَّبِىَّ ٱلْأُمِّىَّ ٱلَّذِى يَجِدُونَهُۥ مَكْتُوبًا عِندَهُمْ فِى ٱلتَّوْرَىٰةِ وَٱلْإِنجِيلِ يَأْمُرُهُم بِٱلْمَعْرُوفِ وَيَنْهَىٰهُمْ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَيُحِلُّ لَهُمُ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيْهِمُ ٱلْخَبَٰٓئِثَ وَيَضَعُ عَنْهُمْ إِصْرَهُمْ وَٱلْأَغْلَٰلَ ٱلَّتِى كَانَتْ عَلَيْهِمْ ۚ فَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِهِۦ وَعَزَّرُوهُ وَنَصَرُوهُ وَٱتَّبَعُوا۟ ٱلنُّورَ ٱلَّذِىٓ أُنزِلَ مَعَهُۥٓ ۙ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ ﴿157﴾
ٱلَّذِينَ
يَتَّبِعُونَ
ٱلرَّسُولَ
ٱلنَّبِىَّ
ٱلْأُمِّىَّ
ٱلَّذِى
يَجِدُونَهُۥ
مَكْتُوبًا
عِندَهُمْ
فِى
ٱلتَّوْرَىٰةِ
وَٱلْإِنجِيلِ
يَأْمُرُهُم
بِٱلْمَعْرُوفِ
وَيَنْهَىٰهُمْ
عَنِ
ٱلْمُنكَرِ
وَيُحِلُّ
لَهُمُ
ٱلطَّيِّبَٰتِ
وَيُحَرِّمُ
عَلَيْهِمُ
ٱلْخَبَٰٓئِثَ
وَيَضَعُ
عَنْهُمْ
إِصْرَهُمْ
وَٱلْأَغْلَٰلَ
ٱلَّتِى
كَانَتْ
عَلَيْهِمْ
ۚ
فَٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
بِهِۦ
وَعَزَّرُوهُ
وَنَصَرُوهُ
وَٱتَّبَعُوا۟
ٱلنُّورَ
ٱلَّذِىٓ
أُنزِلَ
مَعَهُۥٓ
ۙ
أُو۟لَٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْمُفْلِحُونَ
"Bu dünyada ve ahirette bizim için güzel olanı yaz; biz Sana yöneldik" dedi. Allah: "Azabıma dilediğim kimseyi uğratırım, rahmetim herşeyi kaplamıştır; bunu Allah'a karşı gelmekten sakınanlara, zekat verenlere, ayetlerimize inanıp, yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları, okuyup yazması olmayan peygambere uyanlara yazacağız. O peygamber, onlara, uygun olanı emreder ve fenalıktan meneder, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılar, onların ağır yüklerini indirir, zor tekliflerini hafifletir. Bu peygambere inanan, hürmet eden, yardım eden, onunla gönderilen nura uyanlar yok mu? İşte onlar saadete erenlerdir" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 158 Cüz 9 • Sayfa 170
قُلْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنِّى رَسُولُ ٱللَّهِ إِلَيْكُمْ جَمِيعًا ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ ۖ فَـَٔامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِ ٱلنَّبِىِّ ٱلْأُمِّىِّ ٱلَّذِى يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَكَلِمَٰتِهِۦ وَٱتَّبِعُوهُ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ ﴿158﴾
قُلْ
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلنَّاسُ
إِنِّى
رَسُولُ
ٱللَّهِ
إِلَيْكُمْ
جَمِيعًا
ٱلَّذِى
لَهُۥ
مُلْكُ
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
ۖ
لَآ
إِلَٰهَ
إِلَّا
هُوَ
يُحْىِۦ
وَيُمِيتُ
ۖ
فَـَٔامِنُوا۟
بِٱللَّهِ
وَرَسُولِهِ
ٱلنَّبِىِّ
ٱلْأُمِّىِّ
ٱلَّذِى
يُؤْمِنُ
بِٱللَّهِ
وَكَلِمَٰتِهِۦ
وَٱتَّبِعُوهُ
لَعَلَّكُمْ
تَهْتَدُونَ
De ki: "Ey insanlar! Doğrusu ben, göklerin ve yerin hükümranı, O'ndan başka tanrı bulunmayan, dirilten ve öldüren Allah'ın, hepiniz için gönderdiği peygamberiyim. Allah'a ve okuyup yazması olmayan, haber getiren peygamberine -ki o da Allah'a ve sözlerine inanmıştır- inanın; ona uyun ki doğru yolu bulasınız."
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 159 Cüz 9 • Sayfa 170
وَمِن قَوْمِ مُوسَىٰٓ أُمَّةٌۭ يَهْدُونَ بِٱلْحَقِّ وَبِهِۦ يَعْدِلُونَ ﴿159﴾
وَمِن
قَوْمِ
مُوسَىٰٓ
أُمَّةٌۭ
يَهْدُونَ
بِٱلْحَقِّ
وَبِهِۦ
يَعْدِلُونَ
Musa'nın milletinden bir topluluk hakkı gösterirler ve onunla hükmederlerdi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 160 Cüz 9 • Sayfa 171
وَقَطَّعْنَٰهُمُ ٱثْنَتَىْ عَشْرَةَ أَسْبَاطًا أُمَمًۭا ۚ وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ إِذِ ٱسْتَسْقَىٰهُ قَوْمُهُۥٓ أَنِ ٱضْرِب بِّعَصَاكَ ٱلْحَجَرَ ۖ فَٱنۢبَجَسَتْ مِنْهُ ٱثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًۭا ۖ قَدْ عَلِمَ كُلُّ أُنَاسٍۢ مَّشْرَبَهُمْ ۚ وَظَلَّلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلْغَمَٰمَ وَأَنزَلْنَا عَلَيْهِمُ ٱلْمَنَّ وَٱلسَّلْوَىٰ ۖ كُلُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقْنَٰكُمْ ۚ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ ﴿160﴾
وَقَطَّعْنَٰهُمُ
ٱثْنَتَىْ
عَشْرَةَ
أَسْبَاطًا
أُمَمًۭا
ۚ
وَأَوْحَيْنَآ
إِلَىٰ
مُوسَىٰٓ
إِذِ
ٱسْتَسْقَىٰهُ
قَوْمُهُۥٓ
أَنِ
ٱضْرِب
بِّعَصَاكَ
ٱلْحَجَرَ
ۖ
فَٱنۢبَجَسَتْ
مِنْهُ
ٱثْنَتَا
عَشْرَةَ
عَيْنًۭا
ۖ
قَدْ
عَلِمَ
كُلُّ
أُنَاسٍۢ
مَّشْرَبَهُمْ
ۚ
وَظَلَّلْنَا
عَلَيْهِمُ
ٱلْغَمَٰمَ
وَأَنزَلْنَا
عَلَيْهِمُ
ٱلْمَنَّ
وَٱلسَّلْوَىٰ
ۖ
كُلُوا۟
مِن
طَيِّبَٰتِ
مَا
رَزَقْنَٰكُمْ
ۚ
وَمَا
ظَلَمُونَا
وَلَٰكِن
كَانُوٓا۟
أَنفُسَهُمْ
يَظْلِمُونَ
Biz İsrailoğullarını oymaklar halinde on iki topluluğa ayırdık. Milleti Musa'dan su isteyince ona: "Asanla taşa vur" diye bildirdik; ondan on iki pınar fışkırdı. Herkes içeceği yeri öğrendi. Bulutla üzerlerine gölge yaptık, onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik, "Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin" dedik. Onlar, karşı gelmekle, Bize değil kendilerine zulmediyorlardı.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 161 Cüz 9 • Sayfa 171
وَإِذْ قِيلَ لَهُمُ ٱسْكُنُوا۟ هَٰذِهِ ٱلْقَرْيَةَ وَكُلُوا۟ مِنْهَا حَيْثُ شِئْتُمْ وَقُولُوا۟ حِطَّةٌۭ وَٱدْخُلُوا۟ ٱلْبَابَ سُجَّدًۭا نَّغْفِرْ لَكُمْ خَطِيٓـَٰٔتِكُمْ ۚ سَنَزِيدُ ٱلْمُحْسِنِينَ ﴿161﴾
وَإِذْ
قِيلَ
لَهُمُ
ٱسْكُنُوا۟
هَٰذِهِ
ٱلْقَرْيَةَ
وَكُلُوا۟
مِنْهَا
حَيْثُ
شِئْتُمْ
وَقُولُوا۟
حِطَّةٌۭ
وَٱدْخُلُوا۟
ٱلْبَابَ
سُجَّدًۭا
نَّغْفِرْ
لَكُمْ
خَطِيٓـَٰٔتِكُمْ
ۚ
سَنَزِيدُ
ٱلْمُحْسِنِينَ
Onlara: "Şu şehirde oturun, dilediğiniz gibi yiyip için, "affet!" deyin ve secde ederek kapısından girin; Biz de yanılmalarınızı bağışlarız. İyi davrananlara daha da artıracağız" denmişti.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 162 Cüz 9 • Sayfa 171
فَبَدَّلَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مِنْهُمْ قَوْلًا غَيْرَ ٱلَّذِى قِيلَ لَهُمْ فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِجْزًۭا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ بِمَا كَانُوا۟ يَظْلِمُونَ ﴿162﴾
فَبَدَّلَ
ٱلَّذِينَ
ظَلَمُوا۟
مِنْهُمْ
قَوْلًا
غَيْرَ
ٱلَّذِى
قِيلَ
لَهُمْ
فَأَرْسَلْنَا
عَلَيْهِمْ
رِجْزًۭا
مِّنَ
ٱلسَّمَآءِ
بِمَا
كَانُوا۟
يَظْلِمُونَ
Onların zulmedenleri, kendilerine söylenen sözü başkasiyle değiştirdiler. Biz de, o zalimlere, zulümlerinden ötürü gökten azab indirdik.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 163 Cüz 9 • Sayfa 171
وَسْـَٔلْهُمْ عَنِ ٱلْقَرْيَةِ ٱلَّتِى كَانَتْ حَاضِرَةَ ٱلْبَحْرِ إِذْ يَعْدُونَ فِى ٱلسَّبْتِ إِذْ تَأْتِيهِمْ حِيتَانُهُمْ يَوْمَ سَبْتِهِمْ شُرَّعًۭا وَيَوْمَ لَا يَسْبِتُونَ ۙ لَا تَأْتِيهِمْ ۚ كَذَٰلِكَ نَبْلُوهُم بِمَا كَانُوا۟ يَفْسُقُونَ ﴿163﴾
وَسْـَٔلْهُمْ
عَنِ
ٱلْقَرْيَةِ
ٱلَّتِى
كَانَتْ
حَاضِرَةَ
ٱلْبَحْرِ
إِذْ
يَعْدُونَ
فِى
ٱلسَّبْتِ
إِذْ
تَأْتِيهِمْ
حِيتَانُهُمْ
يَوْمَ
سَبْتِهِمْ
شُرَّعًۭا
وَيَوْمَ
لَا
يَسْبِتُونَ
ۙ
لَا
تَأْتِيهِمْ
ۚ
كَذَٰلِكَ
نَبْلُوهُم
بِمَا
كَانُوا۟
يَفْسُقُونَ
Onlara, deniz kıyısındaki kasabanın durumunu sor. Cumartesi yasaklarına tecavüz ediyorlardı. Cumartesileri balıklar sürüyle geliyor, başka günler gelmiyorlardı. Biz onları, yoldan çıkmaları sebebiyle böylece deniyorduk.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 164 Cüz 9 • Sayfa 172
وَإِذْ قَالَتْ أُمَّةٌۭ مِّنْهُمْ لِمَ تَعِظُونَ قَوْمًا ۙ ٱللَّهُ مُهْلِكُهُمْ أَوْ مُعَذِّبُهُمْ عَذَابًۭا شَدِيدًۭا ۖ قَالُوا۟ مَعْذِرَةً إِلَىٰ رَبِّكُمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ ﴿164﴾
وَإِذْ
قَالَتْ
أُمَّةٌۭ
مِّنْهُمْ
لِمَ
تَعِظُونَ
قَوْمًا
ۙ
ٱللَّهُ
مُهْلِكُهُمْ
أَوْ
مُعَذِّبُهُمْ
عَذَابًۭا
شَدِيدًۭا
ۖ
قَالُوا۟
مَعْذِرَةً
إِلَىٰ
رَبِّكُمْ
وَلَعَلَّهُمْ
يَتَّقُونَ
Aralarından bir topluluk: "Allah'ın yok edeceği veya şiddetli azaba uğratacağı bir millete niçin öğüt veriyorsunuz?" dediler. Öğüt verenler: "Rabbinize, hiç değilse bir özür beyan edebilmemiz içindir, belki Allah'a karşı gelmekten sakınırlar" dediler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 165 Cüz 9 • Sayfa 172
فَلَمَّا نَسُوا۟ مَا ذُكِّرُوا۟ بِهِۦٓ أَنجَيْنَا ٱلَّذِينَ يَنْهَوْنَ عَنِ ٱلسُّوٓءِ وَأَخَذْنَا ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ بِعَذَابٍۭ بَـِٔيسٍۭ بِمَا كَانُوا۟ يَفْسُقُونَ ﴿165﴾
فَلَمَّا
نَسُوا۟
مَا
ذُكِّرُوا۟
بِهِۦٓ
أَنجَيْنَا
ٱلَّذِينَ
يَنْهَوْنَ
عَنِ
ٱلسُّوٓءِ
وَأَخَذْنَا
ٱلَّذِينَ
ظَلَمُوا۟
بِعَذَابٍۭ
بَـِٔيسٍۭ
بِمَا
كَانُوا۟
يَفْسُقُونَ
Kendilerine yapılan öğütleri unutunca, Biz fenalıktan menedenleri kurtardık ve zalimleri, Allah'a karşı gelmelerinden ötürü şiddetli azaba uğrattık.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 166 Cüz 9 • Sayfa 172
فَلَمَّا عَتَوْا۟ عَن مَّا نُهُوا۟ عَنْهُ قُلْنَا لَهُمْ كُونُوا۟ قِرَدَةً خَٰسِـِٔينَ ﴿166﴾
فَلَمَّا
عَتَوْا۟
عَن
مَّا
نُهُوا۟
عَنْهُ
قُلْنَا
لَهُمْ
كُونُوا۟
قِرَدَةً
خَٰسِـِٔينَ
Kendilerine edilen yasakları aşınca, onlara: "Aşağılık birer maymun olun" dedik.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 167 Cüz 9 • Sayfa 172
وَإِذْ تَأَذَّنَ رَبُّكَ لَيَبْعَثَنَّ عَلَيْهِمْ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ مَن يَسُومُهُمْ سُوٓءَ ٱلْعَذَابِ ۗ إِنَّ رَبَّكَ لَسَرِيعُ ٱلْعِقَابِ ۖ وَإِنَّهُۥ لَغَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ ﴿167﴾
وَإِذْ
تَأَذَّنَ
رَبُّكَ
لَيَبْعَثَنَّ
عَلَيْهِمْ
إِلَىٰ
يَوْمِ
ٱلْقِيَٰمَةِ
مَن
يَسُومُهُمْ
سُوٓءَ
ٱلْعَذَابِ
ۗ
إِنَّ
رَبَّكَ
لَسَرِيعُ
ٱلْعِقَابِ
ۖ
وَإِنَّهُۥ
لَغَفُورٌۭ
رَّحِيمٌۭ
Rabbin, kıyamet gününe kadar, onları, kötü azaba uğratacak kimseleri üzerlerine göndereceğini bildirmişti. Doğrusu Rabbin, cezayı çabuk verir. Doğrusu O bağışlar ve merhamet eder.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 168 Cüz 9 • Sayfa 172
وَقَطَّعْنَٰهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ أُمَمًۭا ۖ مِّنْهُمُ ٱلصَّٰلِحُونَ وَمِنْهُمْ دُونَ ذَٰلِكَ ۖ وَبَلَوْنَٰهُم بِٱلْحَسَنَٰتِ وَٱلسَّيِّـَٔاتِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ ﴿168﴾
وَقَطَّعْنَٰهُمْ
فِى
ٱلْأَرْضِ
أُمَمًۭا
ۖ
مِّنْهُمُ
ٱلصَّٰلِحُونَ
وَمِنْهُمْ
دُونَ
ذَٰلِكَ
ۖ
وَبَلَوْنَٰهُم
بِٱلْحَسَنَٰتِ
وَٱلسَّيِّـَٔاتِ
لَعَلَّهُمْ
يَرْجِعُونَ
Biz onları yeryüzünde iyiler ve aşağılıklar olarak bölük bölük ayırdık; iyiliğe dönerler diye onları güzellikler ve kötülüklerle sınadık.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 169 Cüz 9 • Sayfa 172
فَخَلَفَ مِنۢ بَعْدِهِمْ خَلْفٌۭ وَرِثُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ يَأْخُذُونَ عَرَضَ هَٰذَا ٱلْأَدْنَىٰ وَيَقُولُونَ سَيُغْفَرُ لَنَا وَإِن يَأْتِهِمْ عَرَضٌۭ مِّثْلُهُۥ يَأْخُذُوهُ ۚ أَلَمْ يُؤْخَذْ عَلَيْهِم مِّيثَٰقُ ٱلْكِتَٰبِ أَن لَّا يَقُولُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ إِلَّا ٱلْحَقَّ وَدَرَسُوا۟ مَا فِيهِ ۗ وَٱلدَّارُ ٱلْءَاخِرَةُ خَيْرٌۭ لِّلَّذِينَ يَتَّقُونَ ۗ أَفَلَا تَعْقِلُونَ ﴿169﴾
فَخَلَفَ
مِنۢ
بَعْدِهِمْ
خَلْفٌۭ
وَرِثُوا۟
ٱلْكِتَٰبَ
يَأْخُذُونَ
عَرَضَ
هَٰذَا
ٱلْأَدْنَىٰ
وَيَقُولُونَ
سَيُغْفَرُ
لَنَا
وَإِن
يَأْتِهِمْ
عَرَضٌۭ
مِّثْلُهُۥ
يَأْخُذُوهُ
ۚ
أَلَمْ
يُؤْخَذْ
عَلَيْهِم
مِّيثَٰقُ
ٱلْكِتَٰبِ
أَن
لَّا
يَقُولُوا۟
عَلَى
ٱللَّهِ
إِلَّا
ٱلْحَقَّ
وَدَرَسُوا۟
مَا
فِيهِ
ۗ
وَٱلدَّارُ
ٱلْءَاخِرَةُ
خَيْرٌۭ
لِّلَّذِينَ
يَتَّقُونَ
ۗ
أَفَلَا
تَعْقِلُونَ
Ardlarından yerlerine gelen bir takım kötüler, Kitap'a mirasçı oldular. "Biz nasıl olsa affedileceğiz" diyerek Kitap'ın hükümlerini değiştirme karşılığı bu değersiz dünyanın mallarını alırlar; yine ona benzer geçici bir şey kendilerine gelince onu da kabul ederlerdi. Onlardan, Allah'a karşı ancak gerçeği söyleyeceklerine dair Kitap üzerine söz alınmamış mıydı? Kitap'da olanları okumamışlar mıydı? Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için, ahiret yurdu vardır, düşünmüyor musunuz? Biz, iyiliğe çalışanların ecrini elbette zayi etmeyiz.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 170 Cüz 9 • Sayfa 172
وَٱلَّذِينَ يُمَسِّكُونَ بِٱلْكِتَٰبِ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ إِنَّا لَا نُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُصْلِحِينَ ﴿170﴾
وَٱلَّذِينَ
يُمَسِّكُونَ
بِٱلْكِتَٰبِ
وَأَقَامُوا۟
ٱلصَّلَوٰةَ
إِنَّا
لَا
نُضِيعُ
أَجْرَ
ٱلْمُصْلِحِينَ
Ardlarından yerlerine gelen bir takım kötüler, Kitap'a mirasçı oldular. "Biz nasıl olsa affedileceğiz" diyerek Kitap'ın hükümlerini değiştirme karşılığı bu değersiz dünyanın mallarını alırlar; yine ona benzer geçici bir şey kendilerine gelince onu da kabul ederlerdi. Onlardan, Allah'a karşı ancak gerçeği söyleyeceklerine dair Kitap üzerine söz alınmamış mıydı? Kitap'da olanları okumamışlar mıydı? Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için, ahiret yurdu vardır, düşünmüyor musunuz? Biz, iyiliğe çalışanların ecrini elbette zayi etmeyiz.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 171 Cüz 9 • Sayfa 173
۞ وَإِذْ نَتَقْنَا ٱلْجَبَلَ فَوْقَهُمْ كَأَنَّهُۥ ظُلَّةٌۭ وَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُۥ وَاقِعٌۢ بِهِمْ خُذُوا۟ مَآ ءَاتَيْنَٰكُم بِقُوَّةٍۢ وَٱذْكُرُوا۟ مَا فِيهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ ﴿171﴾
۞
وَإِذْ
نَتَقْنَا
ٱلْجَبَلَ
فَوْقَهُمْ
كَأَنَّهُۥ
ظُلَّةٌۭ
وَظَنُّوٓا۟
أَنَّهُۥ
وَاقِعٌۢ
بِهِمْ
خُذُوا۟
مَآ
ءَاتَيْنَٰكُم
بِقُوَّةٍۢ
وَٱذْكُرُوا۟
مَا
فِيهِ
لَعَلَّكُمْ
تَتَّقُونَ
Tur dağını, gölgelik gibi onların üzerlerine yükseltmiştik, onlar tepelerine düşeceğini sanmışlardı. Onlara: "Size verdiğimiz Kitap'a sıkıca sarılın, içinde olanı düşünün ki sakınanlardan olasınız" demiştik.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 172 Cüz 9 • Sayfa 173
وَإِذْ أَخَذَ رَبُّكَ مِنۢ بَنِىٓ ءَادَمَ مِن ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَأَشْهَدَهُمْ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ أَلَسْتُ بِرَبِّكُمْ ۖ قَالُوا۟ بَلَىٰ ۛ شَهِدْنَآ ۛ أَن تَقُولُوا۟ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ إِنَّا كُنَّا عَنْ هَٰذَا غَٰفِلِينَ ﴿172﴾
وَإِذْ
أَخَذَ
رَبُّكَ
مِنۢ
بَنِىٓ
ءَادَمَ
مِن
ظُهُورِهِمْ
ذُرِّيَّتَهُمْ
وَأَشْهَدَهُمْ
عَلَىٰٓ
أَنفُسِهِمْ
أَلَسْتُ
بِرَبِّكُمْ
ۖ
قَالُوا۟
بَلَىٰ
ۛ
شَهِدْنَآ
ۛ
أَن
تَقُولُوا۟
يَوْمَ
ٱلْقِيَٰمَةِ
إِنَّا
كُنَّا
عَنْ
هَٰذَا
غَٰفِلِينَ
Rabbin, insanoğlunun sulbünden soyunu alıp devam ettirmiş, onlara: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim" demiş ve buna kendilerini şahit tutmuştu. Onlar da: "Evet şahidiz" demişlerdi. Bu, kıyamet günü, "Bizim bundan haberimiz yoktu" dersiniz veya "Daha önce babalarımız Allah'a ortak koşmuşlardı, biz de onlardan sonra gelen bir soyuz, bizi, boşa çalışanların yaptıklarından ötürü yok eder misin?" dersiniz diyedir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 173 Cüz 9 • Sayfa 173
أَوْ تَقُولُوٓا۟ إِنَّمَآ أَشْرَكَ ءَابَآؤُنَا مِن قَبْلُ وَكُنَّا ذُرِّيَّةًۭ مِّنۢ بَعْدِهِمْ ۖ أَفَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ ٱلْمُبْطِلُونَ ﴿173﴾
أَوْ
تَقُولُوٓا۟
إِنَّمَآ
أَشْرَكَ
ءَابَآؤُنَا
مِن
قَبْلُ
وَكُنَّا
ذُرِّيَّةًۭ
مِّنۢ
بَعْدِهِمْ
ۖ
أَفَتُهْلِكُنَا
بِمَا
فَعَلَ
ٱلْمُبْطِلُونَ
Rabbin, insanoğlunun sulbünden soyunu alıp devam ettirmiş, onlara: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim" demiş ve buna kendilerini şahit tutmuştu. Onlar da: "Evet şahidiz" demişlerdi. Bu, kıyamet günü, "Bizim bundan haberimiz yoktu" dersiniz veya "Daha önce babalarımız Allah'a ortak koşmuşlardı, biz de onlardan sonra gelen bir soyuz, bizi, boşa çalışanların yaptıklarından ötürü yok eder misin?" dersiniz diyedir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 174 Cüz 9 • Sayfa 173
وَكَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلْءَايَٰتِ وَلَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ ﴿174﴾
وَكَذَٰلِكَ
نُفَصِّلُ
ٱلْءَايَٰتِ
وَلَعَلَّهُمْ
يَرْجِعُونَ
Belki doğru yola dönerler diye ayetleri böylece uzun uzadıya açıklıyoruz.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 175 Cüz 9 • Sayfa 173
وَٱتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ ٱلَّذِىٓ ءَاتَيْنَٰهُ ءَايَٰتِنَا فَٱنسَلَخَ مِنْهَا فَأَتْبَعَهُ ٱلشَّيْطَٰنُ فَكَانَ مِنَ ٱلْغَاوِينَ ﴿175﴾
وَٱتْلُ
عَلَيْهِمْ
نَبَأَ
ٱلَّذِىٓ
ءَاتَيْنَٰهُ
ءَايَٰتِنَا
فَٱنسَلَخَ
مِنْهَا
فَأَتْبَعَهُ
ٱلشَّيْطَٰنُ
فَكَانَ
مِنَ
ٱلْغَاوِينَ
Onlara, şeytanın peşine takdığı ve kendisine verdiğimiz ayetlerden sıyrılarak azgınlıklardan olan kişinin olayını anlat.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 176 Cüz 9 • Sayfa 173
وَلَوْ شِئْنَا لَرَفَعْنَٰهُ بِهَا وَلَٰكِنَّهُۥٓ أَخْلَدَ إِلَى ٱلْأَرْضِ وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ ۚ فَمَثَلُهُۥ كَمَثَلِ ٱلْكَلْبِ إِن تَحْمِلْ عَلَيْهِ يَلْهَثْ أَوْ تَتْرُكْهُ يَلْهَث ۚ ذَّٰلِكَ مَثَلُ ٱلْقَوْمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا ۚ فَٱقْصُصِ ٱلْقَصَصَ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ ﴿176﴾
وَلَوْ
شِئْنَا
لَرَفَعْنَٰهُ
بِهَا
وَلَٰكِنَّهُۥٓ
أَخْلَدَ
إِلَى
ٱلْأَرْضِ
وَٱتَّبَعَ
هَوَىٰهُ
ۚ
فَمَثَلُهُۥ
كَمَثَلِ
ٱلْكَلْبِ
إِن
تَحْمِلْ
عَلَيْهِ
يَلْهَثْ
أَوْ
تَتْرُكْهُ
يَلْهَث
ۚ
ذَّٰلِكَ
مَثَلُ
ٱلْقَوْمِ
ٱلَّذِينَ
كَذَّبُوا۟
بِـَٔايَٰتِنَا
ۚ
فَٱقْصُصِ
ٱلْقَصَصَ
لَعَلَّهُمْ
يَتَفَكَّرُونَ
Dileseydik, onu ayetlerimizle üstün kılardık; fakat o, dünyaya meyletti ve hevesine uydu. Durumu, üstüne varsan da, kendi haline bıraksan da, dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalan sayan kimselerin hali böyledir. Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 177 Cüz 9 • Sayfa 173
سَآءَ مَثَلًا ٱلْقَوْمُ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَأَنفُسَهُمْ كَانُوا۟ يَظْلِمُونَ ﴿177﴾
سَآءَ
مَثَلًا
ٱلْقَوْمُ
ٱلَّذِينَ
كَذَّبُوا۟
بِـَٔايَٰتِنَا
وَأَنفُسَهُمْ
كَانُوا۟
يَظْلِمُونَ
Ayetlerimizi yalan sayan, kendine zulmeden millet ne kötü bir misaldir!
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 178 Cüz 9 • Sayfa 173
مَن يَهْدِ ٱللَّهُ فَهُوَ ٱلْمُهْتَدِى ۖ وَمَن يُضْلِلْ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ ﴿178﴾
مَن
يَهْدِ
ٱللَّهُ
فَهُوَ
ٱلْمُهْتَدِى
ۖ
وَمَن
يُضْلِلْ
فَأُو۟لَٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْخَٰسِرُونَ
Allah'ın doğru yola sevkettiği kimse doğru yolda olur. Saptırdığı kimseler ise, işte onlar mahvolanlardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 179 Cüz 9 • Sayfa 174
وَلَقَدْ ذَرَأْنَا لِجَهَنَّمَ كَثِيرًۭا مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ ۖ لَهُمْ قُلُوبٌۭ لَّا يَفْقَهُونَ بِهَا وَلَهُمْ أَعْيُنٌۭ لَّا يُبْصِرُونَ بِهَا وَلَهُمْ ءَاذَانٌۭ لَّا يَسْمَعُونَ بِهَآ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ كَٱلْأَنْعَٰمِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْغَٰفِلُونَ ﴿179﴾
وَلَقَدْ
ذَرَأْنَا
لِجَهَنَّمَ
كَثِيرًۭا
مِّنَ
ٱلْجِنِّ
وَٱلْإِنسِ
ۖ
لَهُمْ
قُلُوبٌۭ
لَّا
يَفْقَهُونَ
بِهَا
وَلَهُمْ
أَعْيُنٌۭ
لَّا
يُبْصِرُونَ
بِهَا
وَلَهُمْ
ءَاذَانٌۭ
لَّا
يَسْمَعُونَ
بِهَآ
ۚ
أُو۟لَٰٓئِكَ
كَٱلْأَنْعَٰمِ
بَلْ
هُمْ
أَضَلُّ
ۚ
أُو۟لَٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْغَٰفِلُونَ
And olsun ki, cehennem için de birçok cin ve insan yarattık; onların kalbleri vardır ama anlamazlar; gözleri vardır ama görmezler; kulakları vardır ama işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibi hatta daha sapıktırlar. İşte bunlar gafillerdir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 180 Cüz 9 • Sayfa 174
وَلِلَّهِ ٱلْأَسْمَآءُ ٱلْحُسْنَىٰ فَٱدْعُوهُ بِهَا ۖ وَذَرُوا۟ ٱلَّذِينَ يُلْحِدُونَ فِىٓ أَسْمَٰٓئِهِۦ ۚ سَيُجْزَوْنَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ ﴿180﴾
وَلِلَّهِ
ٱلْأَسْمَآءُ
ٱلْحُسْنَىٰ
فَٱدْعُوهُ
بِهَا
ۖ
وَذَرُوا۟
ٱلَّذِينَ
يُلْحِدُونَ
فِىٓ
أَسْمَٰٓئِهِۦ
ۚ
سَيُجْزَوْنَ
مَا
كَانُوا۟
يَعْمَلُونَ
En güzel isimler Allah'ındır, O'na o isimlerle dua edin, O'nun isimleri konusunda eğriliğe sapanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasını göreceklerdir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 181 Cüz 9 • Sayfa 174
وَمِمَّنْ خَلَقْنَآ أُمَّةٌۭ يَهْدُونَ بِٱلْحَقِّ وَبِهِۦ يَعْدِلُونَ ﴿181﴾
وَمِمَّنْ
خَلَقْنَآ
أُمَّةٌۭ
يَهْدُونَ
بِٱلْحَقِّ
وَبِهِۦ
يَعْدِلُونَ
Yarattıklarımızdan bir topluluk hakkı gösterirler ve onunla hükmederler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 182 Cüz 9 • Sayfa 174
وَٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا سَنَسْتَدْرِجُهُم مِّنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ ﴿182﴾
وَٱلَّذِينَ
كَذَّبُوا۟
بِـَٔايَٰتِنَا
سَنَسْتَدْرِجُهُم
مِّنْ
حَيْثُ
لَا
يَعْلَمُونَ
Ayetlerimizi yalan sayanları, bilmedikleri yönden, ağır ağır sonuçlarına yaklaştıracağız.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 183 Cüz 9 • Sayfa 174
وَأُمْلِى لَهُمْ ۚ إِنَّ كَيْدِى مَتِينٌ ﴿183﴾
وَأُمْلِى
لَهُمْ
ۚ
إِنَّ
كَيْدِى
مَتِينٌ
Onlara mahsustan mühlet veririm, çünkü Benim düzenim çetindir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 184 Cüz 9 • Sayfa 174
أَوَلَمْ يَتَفَكَّرُوا۟ ۗ مَا بِصَاحِبِهِم مِّن جِنَّةٍ ۚ إِنْ هُوَ إِلَّا نَذِيرٌۭ مُّبِينٌ ﴿184﴾
أَوَلَمْ
يَتَفَكَّرُوا۟
ۗ
مَا
بِصَاحِبِهِم
مِّن
جِنَّةٍ
ۚ
إِنْ
هُوَ
إِلَّا
نَذِيرٌۭ
مُّبِينٌ
Düşünmüyorlar mı ki, arkadaşları olan peygamberde deliliğin eseri yoktur. O ancak açıkça uyaran bir kimsedir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 185 Cüz 9 • Sayfa 174
أَوَلَمْ يَنظُرُوا۟ فِى مَلَكُوتِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا خَلَقَ ٱللَّهُ مِن شَىْءٍۢ وَأَنْ عَسَىٰٓ أَن يَكُونَ قَدِ ٱقْتَرَبَ أَجَلُهُمْ ۖ فَبِأَىِّ حَدِيثٍۭ بَعْدَهُۥ يُؤْمِنُونَ ﴿185﴾
أَوَلَمْ
يَنظُرُوا۟
فِى
مَلَكُوتِ
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
وَمَا
خَلَقَ
ٱللَّهُ
مِن
شَىْءٍۢ
وَأَنْ
عَسَىٰٓ
أَن
يَكُونَ
قَدِ
ٱقْتَرَبَ
أَجَلُهُمْ
ۖ
فَبِأَىِّ
حَدِيثٍۭ
بَعْدَهُۥ
يُؤْمِنُونَ
Göklerin ve yerin hükümranlığını, Allah'ın yarattığı her şeyi ve ecellerinin yaklaşmış olması ihtimalini düşünmüyorlar mı? Bundan sonra hangi söze inanacaklar?
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 186 Cüz 9 • Sayfa 174
مَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَلَا هَادِىَ لَهُۥ ۚ وَيَذَرُهُمْ فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ ﴿186﴾
مَن
يُضْلِلِ
ٱللَّهُ
فَلَا
هَادِىَ
لَهُۥ
ۚ
وَيَذَرُهُمْ
فِى
طُغْيَٰنِهِمْ
يَعْمَهُونَ
Allah'ın saptırdığını yola getirecek yoktur. O, sapanları taşkınlıkları içinde bocalayıp dururlarken bırakır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 187 Cüz 9 • Sayfa 174
يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَىٰهَا ۖ قُلْ إِنَّمَا عِلْمُهَا عِندَ رَبِّى ۖ لَا يُجَلِّيهَا لِوَقْتِهَآ إِلَّا هُوَ ۚ ثَقُلَتْ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ لَا تَأْتِيكُمْ إِلَّا بَغْتَةًۭ ۗ يَسْـَٔلُونَكَ كَأَنَّكَ حَفِىٌّ عَنْهَا ۖ قُلْ إِنَّمَا عِلْمُهَا عِندَ ٱللَّهِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ ﴿187﴾
يَسْـَٔلُونَكَ
عَنِ
ٱلسَّاعَةِ
أَيَّانَ
مُرْسَىٰهَا
ۖ
قُلْ
إِنَّمَا
عِلْمُهَا
عِندَ
رَبِّى
ۖ
لَا
يُجَلِّيهَا
لِوَقْتِهَآ
إِلَّا
هُوَ
ۚ
ثَقُلَتْ
فِى
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
ۚ
لَا
تَأْتِيكُمْ
إِلَّا
بَغْتَةًۭ
ۗ
يَسْـَٔلُونَكَ
كَأَنَّكَ
حَفِىٌّ
عَنْهَا
ۖ
قُلْ
إِنَّمَا
عِلْمُهَا
عِندَ
ٱللَّهِ
وَلَٰكِنَّ
أَكْثَرَ
ٱلنَّاسِ
لَا
يَعْلَمُونَ
Sana, kıyamet saatinin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar, de ki: "Onu ancak Rabbim bilir, onun vaktini, O'ndan başka belirtecek yoktur. Göklerin ve yerin, ağırlığını kaldıramayacağı o saat, sizlere ansızın gelecektir." Sen sanki öğrenmişsin gibi sana soruyorlar, de ki: "Onu bilmek ancak Allah'a mahsustur, ama insanların çoğu bu gerçeği bilmezler."
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 188 Cüz 9 • Sayfa 175
قُل لَّآ أَمْلِكُ لِنَفْسِى نَفْعًۭا وَلَا ضَرًّا إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُ ۚ وَلَوْ كُنتُ أَعْلَمُ ٱلْغَيْبَ لَٱسْتَكْثَرْتُ مِنَ ٱلْخَيْرِ وَمَا مَسَّنِىَ ٱلسُّوٓءُ ۚ إِنْ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرٌۭ وَبَشِيرٌۭ لِّقَوْمٍۢ يُؤْمِنُونَ ﴿188﴾
قُل
لَّآ
أَمْلِكُ
لِنَفْسِى
نَفْعًۭا
وَلَا
ضَرًّا
إِلَّا
مَا
شَآءَ
ٱللَّهُ
ۚ
وَلَوْ
كُنتُ
أَعْلَمُ
ٱلْغَيْبَ
لَٱسْتَكْثَرْتُ
مِنَ
ٱلْخَيْرِ
وَمَا
مَسَّنِىَ
ٱلسُّوٓءُ
ۚ
إِنْ
أَنَا۠
إِلَّا
نَذِيرٌۭ
وَبَشِيرٌۭ
لِّقَوْمٍۢ
يُؤْمِنُونَ
De ki: "Allah'ın dilemesi dışında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim. Görülmeyeni bileydim, daha çok iyilik yapardım ve bana kötülük de gelmezdi. Ben sadece, inanan bir milleti uyaran ve müjdeleyen bir peygamberim."
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 189 Cüz 9 • Sayfa 175
۞ هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍۢ وَٰحِدَةٍۢ وَجَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا لِيَسْكُنَ إِلَيْهَا ۖ فَلَمَّا تَغَشَّىٰهَا حَمَلَتْ حَمْلًا خَفِيفًۭا فَمَرَّتْ بِهِۦ ۖ فَلَمَّآ أَثْقَلَت دَّعَوَا ٱللَّهَ رَبَّهُمَا لَئِنْ ءَاتَيْتَنَا صَٰلِحًۭا لَّنَكُونَنَّ مِنَ ٱلشَّٰكِرِينَ ﴿189﴾
۞
هُوَ
ٱلَّذِى
خَلَقَكُم
مِّن
نَّفْسٍۢ
وَٰحِدَةٍۢ
وَجَعَلَ
مِنْهَا
زَوْجَهَا
لِيَسْكُنَ
إِلَيْهَا
ۖ
فَلَمَّا
تَغَشَّىٰهَا
حَمَلَتْ
حَمْلًا
خَفِيفًۭا
فَمَرَّتْ
بِهِۦ
ۖ
فَلَمَّآ
أَثْقَلَت
دَّعَوَا
ٱللَّهَ
رَبَّهُمَا
لَئِنْ
ءَاتَيْتَنَا
صَٰلِحًۭا
لَّنَكُونَنَّ
مِنَ
ٱلشَّٰكِرِينَ
Sizi bir nefisten yaratan ve gönlünün huzura kavuşacağı eşini de ondan var eden Allah'tır. Eşine yaklaşınca, eşi hafif bir yük yüklendi ve bu halde bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca, karı-koca, Rableri olan Allah'a: "Bize kusursuz bir çocuk verirsen, and olsun ki şükredenlerden oluruz" diye yalvardılar.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 190 Cüz 9 • Sayfa 175
فَلَمَّآ ءَاتَىٰهُمَا صَٰلِحًۭا جَعَلَا لَهُۥ شُرَكَآءَ فِيمَآ ءَاتَىٰهُمَا ۚ فَتَعَٰلَى ٱللَّهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ ﴿190﴾
فَلَمَّآ
ءَاتَىٰهُمَا
صَٰلِحًۭا
جَعَلَا
لَهُۥ
شُرَكَآءَ
فِيمَآ
ءَاتَىٰهُمَا
ۚ
فَتَعَٰلَى
ٱللَّهُ
عَمَّا
يُشْرِكُونَ
Allah onlara kusursuz bir çocuk verince, kendilerine verdiği şey hakkında Allah'a ortaklar koştular. Allah, onların ortak koştukları şeylerden yücedir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 191 Cüz 9 • Sayfa 175
أَيُشْرِكُونَ مَا لَا يَخْلُقُ شَيْـًۭٔا وَهُمْ يُخْلَقُونَ ﴿191﴾
أَيُشْرِكُونَ
مَا
لَا
يَخْلُقُ
شَيْـًۭٔا
وَهُمْ
يُخْلَقُونَ
Kendileri yaratılmışken, bir şey yaratamayan putları mı ortak koşuyorlar?
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 192 Cüz 9 • Sayfa 175
وَلَا يَسْتَطِيعُونَ لَهُمْ نَصْرًۭا وَلَآ أَنفُسَهُمْ يَنصُرُونَ ﴿192﴾
وَلَا
يَسْتَطِيعُونَ
لَهُمْ
نَصْرًۭا
وَلَآ
أَنفُسَهُمْ
يَنصُرُونَ
Oysa putlar ne onlara yardım edebilir ve ne de kendilerine bir yardımları olur.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 193 Cüz 9 • Sayfa 175
وَإِن تَدْعُوهُمْ إِلَى ٱلْهُدَىٰ لَا يَتَّبِعُوكُمْ ۚ سَوَآءٌ عَلَيْكُمْ أَدَعَوْتُمُوهُمْ أَمْ أَنتُمْ صَٰمِتُونَ ﴿193﴾
وَإِن
تَدْعُوهُمْ
إِلَى
ٱلْهُدَىٰ
لَا
يَتَّبِعُوكُمْ
ۚ
سَوَآءٌ
عَلَيْكُمْ
أَدَعَوْتُمُوهُمْ
أَمْ
أَنتُمْ
صَٰمِتُونَ
Onları doğru yola çağırırsanız, size uymazlar; çağırmanız da, susmanız da onlar için birdir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 194 Cüz 9 • Sayfa 175
إِنَّ ٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ عِبَادٌ أَمْثَالُكُمْ ۖ فَٱدْعُوهُمْ فَلْيَسْتَجِيبُوا۟ لَكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ ﴿194﴾
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
تَدْعُونَ
مِن
دُونِ
ٱللَّهِ
عِبَادٌ
أَمْثَالُكُمْ
ۖ
فَٱدْعُوهُمْ
فَلْيَسْتَجِيبُوا۟
لَكُمْ
إِن
كُنتُمْ
صَٰدِقِينَ
Allah'tan başka taptıklarınız putlar da, sizin gibi yaratıklardır. Eğer doğru sözlü iseniz, onları çağırın da size cevap versinler bakalım.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 195 Cüz 9 • Sayfa 175
أَلَهُمْ أَرْجُلٌۭ يَمْشُونَ بِهَآ ۖ أَمْ لَهُمْ أَيْدٍۢ يَبْطِشُونَ بِهَآ ۖ أَمْ لَهُمْ أَعْيُنٌۭ يُبْصِرُونَ بِهَآ ۖ أَمْ لَهُمْ ءَاذَانٌۭ يَسْمَعُونَ بِهَا ۗ قُلِ ٱدْعُوا۟ شُرَكَآءَكُمْ ثُمَّ كِيدُونِ فَلَا تُنظِرُونِ ﴿195﴾
أَلَهُمْ
أَرْجُلٌۭ
يَمْشُونَ
بِهَآ
ۖ
أَمْ
لَهُمْ
أَيْدٍۢ
يَبْطِشُونَ
بِهَآ
ۖ
أَمْ
لَهُمْ
أَعْيُنٌۭ
يُبْصِرُونَ
بِهَآ
ۖ
أَمْ
لَهُمْ
ءَاذَانٌۭ
يَسْمَعُونَ
بِهَا
ۗ
قُلِ
ٱدْعُوا۟
شُرَكَآءَكُمْ
ثُمَّ
كِيدُونِ
فَلَا
تُنظِرُونِ
Onların yürüyecek ayakları mı var, yoksa tutacak elleri mi var, ya da görecek gözleri mi var, veya işitecek kulakları mı var? De ki: "Ortaklarınızı çağırın elinizden gelirse bana tuzak kurun, göz açtırmayın."
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 196 Cüz 9 • Sayfa 176
إِنَّ وَلِۦِّىَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى نَزَّلَ ٱلْكِتَٰبَ ۖ وَهُوَ يَتَوَلَّى ٱلصَّٰلِحِينَ ﴿196﴾
إِنَّ
وَلِۦِّىَ
ٱللَّهُ
ٱلَّذِى
نَزَّلَ
ٱلْكِتَٰبَ
ۖ
وَهُوَ
يَتَوَلَّى
ٱلصَّٰلِحِينَ
"Çünkü benim dostum, Kitap'ı indiren Allah'tır. O, iyileri dost edinir."
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 197 Cüz 9 • Sayfa 176
وَٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِهِۦ لَا يَسْتَطِيعُونَ نَصْرَكُمْ وَلَآ أَنفُسَهُمْ يَنصُرُونَ ﴿197﴾
وَٱلَّذِينَ
تَدْعُونَ
مِن
دُونِهِۦ
لَا
يَسْتَطِيعُونَ
نَصْرَكُمْ
وَلَآ
أَنفُسَهُمْ
يَنصُرُونَ
"O'nu bırakıp da taptıklarınız, kendilerine yardım edemezler ki size yardım etsinler."
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 198 Cüz 9 • Sayfa 176
وَإِن تَدْعُوهُمْ إِلَى ٱلْهُدَىٰ لَا يَسْمَعُوا۟ ۖ وَتَرَىٰهُمْ يَنظُرُونَ إِلَيْكَ وَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ ﴿198﴾
وَإِن
تَدْعُوهُمْ
إِلَى
ٱلْهُدَىٰ
لَا
يَسْمَعُوا۟
ۖ
وَتَرَىٰهُمْ
يَنظُرُونَ
إِلَيْكَ
وَهُمْ
لَا
يُبْصِرُونَ
Onları doğru yola çağırırsanız duymazlar. Sana baktıklarını görürsün, oysa görmezler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 199 Cüz 9 • Sayfa 176
خُذِ ٱلْعَفْوَ وَأْمُرْ بِٱلْعُرْفِ وَأَعْرِضْ عَنِ ٱلْجَٰهِلِينَ ﴿199﴾
خُذِ
ٱلْعَفْوَ
وَأْمُرْ
بِٱلْعُرْفِ
وَأَعْرِضْ
عَنِ
ٱلْجَٰهِلِينَ
Sen af yolunu tut, bağışla, uygun olanı emret, bilgisizlere aldırış etme.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 200 Cüz 9 • Sayfa 176
وَإِمَّا يَنزَغَنَّكَ مِنَ ٱلشَّيْطَٰنِ نَزْغٌۭ فَٱسْتَعِذْ بِٱللَّهِ ۚ إِنَّهُۥ سَمِيعٌ عَلِيمٌ ﴿200﴾
وَإِمَّا
يَنزَغَنَّكَ
مِنَ
ٱلشَّيْطَٰنِ
نَزْغٌۭ
فَٱسْتَعِذْ
بِٱللَّهِ
ۚ
إِنَّهُۥ
سَمِيعٌ
عَلِيمٌ
Şeytan seni dürtecek olursa Allah'a sığın, doğrusu O işitir ve bilir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 201 Cüz 9 • Sayfa 176
إِنَّ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ إِذَا مَسَّهُمْ طَٰٓئِفٌۭ مِّنَ ٱلشَّيْطَٰنِ تَذَكَّرُوا۟ فَإِذَا هُم مُّبْصِرُونَ ﴿201﴾
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
ٱتَّقَوْا۟
إِذَا
مَسَّهُمْ
طَٰٓئِفٌۭ
مِّنَ
ٱلشَّيْطَٰنِ
تَذَكَّرُوا۟
فَإِذَا
هُم
مُّبْصِرُونَ
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, şeytan tarafından bir vesveseye uğrayınca, Allah'ı anarlar ve hemen gerçeği görürler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 202 Cüz 9 • Sayfa 176
وَإِخْوَٰنُهُمْ يَمُدُّونَهُمْ فِى ٱلْغَىِّ ثُمَّ لَا يُقْصِرُونَ ﴿202﴾
وَإِخْوَٰنُهُمْ
يَمُدُّونَهُمْ
فِى
ٱلْغَىِّ
ثُمَّ
لَا
يُقْصِرُونَ
Şeytanın kardeşleri onları azgınlığa sürüklerler ve bundan hiç geri durmazlar.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 203 Cüz 9 • Sayfa 176
وَإِذَا لَمْ تَأْتِهِم بِـَٔايَةٍۢ قَالُوا۟ لَوْلَا ٱجْتَبَيْتَهَا ۚ قُلْ إِنَّمَآ أَتَّبِعُ مَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ مِن رَّبِّى ۚ هَٰذَا بَصَآئِرُ مِن رَّبِّكُمْ وَهُدًۭى وَرَحْمَةٌۭ لِّقَوْمٍۢ يُؤْمِنُونَ ﴿203﴾
وَإِذَا
لَمْ
تَأْتِهِم
بِـَٔايَةٍۢ
قَالُوا۟
لَوْلَا
ٱجْتَبَيْتَهَا
ۚ
قُلْ
إِنَّمَآ
أَتَّبِعُ
مَا
يُوحَىٰٓ
إِلَىَّ
مِن
رَّبِّى
ۚ
هَٰذَا
بَصَآئِرُ
مِن
رَّبِّكُمْ
وَهُدًۭى
وَرَحْمَةٌۭ
لِّقَوْمٍۢ
يُؤْمِنُونَ
Onlara bir ayet getirmediğin zaman, "Sen bir tane yapsaydın ya" derler. De ki: "Ben ancak Rabbim tarafından bana vahyolunana uyarım. Bu Kitap inanan millete Rabbinizden açık belgeler, yol gösterme ve rahmettir."
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 204 Cüz 9 • Sayfa 176
وَإِذَا قُرِئَ ٱلْقُرْءَانُ فَٱسْتَمِعُوا۟ لَهُۥ وَأَنصِتُوا۟ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ ﴿204﴾
وَإِذَا
قُرِئَ
ٱلْقُرْءَانُ
فَٱسْتَمِعُوا۟
لَهُۥ
وَأَنصِتُوا۟
لَعَلَّكُمْ
تُرْحَمُونَ
Kuran okunduğu zaman ona kulak verin, dinleyin ki merhamet olunasınız.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 205 Cüz 9 • Sayfa 176
وَٱذْكُر رَّبَّكَ فِى نَفْسِكَ تَضَرُّعًۭا وَخِيفَةًۭ وَدُونَ ٱلْجَهْرِ مِنَ ٱلْقَوْلِ بِٱلْغُدُوِّ وَٱلْءَاصَالِ وَلَا تَكُن مِّنَ ٱلْغَٰفِلِينَ ﴿205﴾
وَٱذْكُر
رَّبَّكَ
فِى
نَفْسِكَ
تَضَرُّعًۭا
وَخِيفَةًۭ
وَدُونَ
ٱلْجَهْرِ
مِنَ
ٱلْقَوْلِ
بِٱلْغُدُوِّ
وَٱلْءَاصَالِ
وَلَا
تَكُن
مِّنَ
ٱلْغَٰفِلِينَ
Rabbini gönülden ve korkarak içinden hafif bir sesle sabah akşam an, gafillerden olma.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 206 Cüz 9 • Sayfa 176 Secde Âyeti
إِنَّ ٱلَّذِينَ عِندَ رَبِّكَ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِهِۦ وَيُسَبِّحُونَهُۥ وَلَهُۥ يَسْجُدُونَ ۩ ﴿206﴾
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
عِندَ
رَبِّكَ
لَا
يَسْتَكْبِرُونَ
عَنْ
عِبَادَتِهِۦ
وَيُسَبِّحُونَهُۥ
وَلَهُۥ
يَسْجُدُونَ
۩
Doğrusu Rabbinin katında olanlar, O'na kulluk etmekten büyüklenmezler, O'nu tenzih ederler ve yalnız O'na secde ederler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
« Önceki: En'âm Sûresi Tüm Sûreler Fihristi Sonraki: Enfâl Sûresi »