21 Cemaziyelevvel 1448 (٢١ جُمَادَى الأولَى ١٤٤٨ هـ) | 2 Kasım 2026, Pazartesi
«بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ» — Esselâmü Aleyküm ve Rahmetullâh
« Önceki Sûre Sonraki Sûre »
Kârî:
Sûre #2 Medenî İniş Sırası: 87 286 Âyet
البقرة

Bakara Sûresi

Anlamı: Sığır, İnek

Sûrenin Nüzul Sebebi ve Temel Mesajları (Tefsir Özeti) ▼ Göster / Gizle
Nüzul Ortamı: Bakara Sûresi Medine döneminde nâzil olmuştur. Kur'an'ın en uzun sûresi olup, hicretin ilk yıllarından itibaren İslâm toplumunun inşası, Medine sözleşmesi, Yahudi ve Hristiyan kabilelerle münasebetler, Bedir ve Uhud savaşları esnasında peyderpey inmiştir.
Tefsir ve Muhteva: İslâm itikadı, ibadetler (namaz, oruç, hac, zekat), aile ve miras hukuku, ticaret ve faiz yasağı, kısas, borçlanma (müdayene) ve cihad ahkâmını ayrıntılı olarak düzenler. İçerisinde Kur'an'ın en faziletli âyeti Âyetel Kürsî (255) ve Âmene'r-Rasûlü (285-286) yer alır.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
Âyet 1 Cüz 1 • Sayfa 2
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ الٓمٓ ﴿1﴾
بِسْمِ
ٱللَّهِ
ٱلرَّحْمَٰنِ
ٱلرَّحِيمِ
الٓمٓ
Elif, Lam, Mim.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 2 Cüz 1 • Sayfa 2
ذَٰلِكَ ٱلْكِتَٰبُ لَا رَيْبَ ۛ فِيهِ ۛ هُدًۭى لِّلْمُتَّقِينَ ﴿2﴾
ذَٰلِكَ
ٱلْكِتَٰبُ
لَا
رَيْبَ
ۛ
فِيهِ
ۛ
هُدًۭى
لِّلْمُتَّقِينَ
Bu, doğruluğu şüphe götürmeyen ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yol gösteren Kitap'dır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 3 Cüz 1 • Sayfa 2
ٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِٱلْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ ﴿3﴾
ٱلَّذِينَ
يُؤْمِنُونَ
بِٱلْغَيْبِ
وَيُقِيمُونَ
ٱلصَّلَوٰةَ
وَمِمَّا
رَزَقْنَٰهُمْ
يُنفِقُونَ
Onlar, gaybe inanırlar, namazı kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan yerli yerince sarfederler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 4 Cüz 1 • Sayfa 2
وَٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِٱلْءَاخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ ﴿4﴾
وَٱلَّذِينَ
يُؤْمِنُونَ
بِمَآ
أُنزِلَ
إِلَيْكَ
وَمَآ
أُنزِلَ
مِن
قَبْلِكَ
وَبِٱلْءَاخِرَةِ
هُمْ
يُوقِنُونَ
Onlar, sana indirilen Kitap'a da, senden önce indirilenlere de inanırlar; ahirete de yalnız onlar kesinlikle inanırlar.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 5 Cüz 1 • Sayfa 2
أُو۟لَٰٓئِكَ عَلَىٰ هُدًۭى مِّن رَّبِّهِمْ ۖ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ ﴿5﴾
أُو۟لَٰٓئِكَ
عَلَىٰ
هُدًۭى
مِّن
رَّبِّهِمْ
ۖ
وَأُو۟لَٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْمُفْلِحُونَ
İşte Rab'lerinin yolunda olanlar ve saadete erişenler bunlardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 6 Cüz 1 • Sayfa 3
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ سَوَآءٌ عَلَيْهِمْ ءَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ ﴿6﴾
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
سَوَآءٌ
عَلَيْهِمْ
ءَأَنذَرْتَهُمْ
أَمْ
لَمْ
تُنذِرْهُمْ
لَا
يُؤْمِنُونَ
Şüphe yok ki, inkar edenleri, başlarına gelecekle uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 7 Cüz 1 • Sayfa 3
خَتَمَ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ وَعَلَىٰ سَمْعِهِمْ ۖ وَعَلَىٰٓ أَبْصَٰرِهِمْ غِشَٰوَةٌۭ ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌۭ ﴿7﴾
خَتَمَ
ٱللَّهُ
عَلَىٰ
قُلُوبِهِمْ
وَعَلَىٰ
سَمْعِهِمْ
ۖ
وَعَلَىٰٓ
أَبْصَٰرِهِمْ
غِشَٰوَةٌۭ
ۖ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
عَظِيمٌۭ
Allah onların kalblerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerinde de perde vardır ve büyük azab onlar içindir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 8 Cüz 1 • Sayfa 3
وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَقُولُ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَبِٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَمَا هُم بِمُؤْمِنِينَ ﴿8﴾
وَمِنَ
ٱلنَّاسِ
مَن
يَقُولُ
ءَامَنَّا
بِٱللَّهِ
وَبِٱلْيَوْمِ
ٱلْءَاخِرِ
وَمَا
هُم
بِمُؤْمِنِينَ
İnsanlardan, inanmadıkları halde, "Allah'a ve ahiret gününe inandık" diyenler vardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 9 Cüz 1 • Sayfa 3
يُخَٰدِعُونَ ٱللَّهَ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَمَا يَخْدَعُونَ إِلَّآ أَنفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ ﴿9﴾
يُخَٰدِعُونَ
ٱللَّهَ
وَٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَمَا
يَخْدَعُونَ
إِلَّآ
أَنفُسَهُمْ
وَمَا
يَشْعُرُونَ
Bunlar Allah'ı ve inananları aldatmaya çalışırlar, oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değildirler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 10 Cüz 1 • Sayfa 3
فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌۭ فَزَادَهُمُ ٱللَّهُ مَرَضًۭا ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌۢ بِمَا كَانُوا۟ يَكْذِبُونَ ﴿10﴾
فِى
قُلُوبِهِم
مَّرَضٌۭ
فَزَادَهُمُ
ٱللَّهُ
مَرَضًۭا
ۖ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
أَلِيمٌۢ
بِمَا
كَانُوا۟
يَكْذِبُونَ
Kalblerinde hastalık vardır, Allah hastalıklarını artırmıştır. Yalan söyleye geldikleri için onlara elem verici azab vardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 11 Cüz 1 • Sayfa 3
وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ لَا تُفْسِدُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ قَالُوٓا۟ إِنَّمَا نَحْنُ مُصْلِحُونَ ﴿11﴾
وَإِذَا
قِيلَ
لَهُمْ
لَا
تُفْسِدُوا۟
فِى
ٱلْأَرْضِ
قَالُوٓا۟
إِنَّمَا
نَحْنُ
مُصْلِحُونَ
Kendilerine: "Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın" dendiği zaman, "Bizler sadece ıslah edicileriz" derler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 12 Cüz 1 • Sayfa 3
أَلَآ إِنَّهُمْ هُمُ ٱلْمُفْسِدُونَ وَلَٰكِن لَّا يَشْعُرُونَ ﴿12﴾
أَلَآ
إِنَّهُمْ
هُمُ
ٱلْمُفْسِدُونَ
وَلَٰكِن
لَّا
يَشْعُرُونَ
İyi bilin ki, asıl bozguncular kendileridir, lakin farkında değillerdir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 13 Cüz 1 • Sayfa 3
وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ ءَامِنُوا۟ كَمَآ ءَامَنَ ٱلنَّاسُ قَالُوٓا۟ أَنُؤْمِنُ كَمَآ ءَامَنَ ٱلسُّفَهَآءُ ۗ أَلَآ إِنَّهُمْ هُمُ ٱلسُّفَهَآءُ وَلَٰكِن لَّا يَعْلَمُونَ ﴿13﴾
وَإِذَا
قِيلَ
لَهُمْ
ءَامِنُوا۟
كَمَآ
ءَامَنَ
ٱلنَّاسُ
قَالُوٓا۟
أَنُؤْمِنُ
كَمَآ
ءَامَنَ
ٱلسُّفَهَآءُ
ۗ
أَلَآ
إِنَّهُمْ
هُمُ
ٱلسُّفَهَآءُ
وَلَٰكِن
لَّا
يَعْلَمُونَ
Onlara "Müslümanların inandığı gibi siz de inanın" denilince de, "Beyinsizlerin inandığı gibi mi inanalım?" derler; iyi bilin ki asıl beyinsizler kendileridir, fakat bilmezler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 14 Cüz 1 • Sayfa 3
وَإِذَا لَقُوا۟ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَإِذَا خَلَوْا۟ إِلَىٰ شَيَٰطِينِهِمْ قَالُوٓا۟ إِنَّا مَعَكُمْ إِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِءُونَ ﴿14﴾
وَإِذَا
لَقُوا۟
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
قَالُوٓا۟
ءَامَنَّا
وَإِذَا
خَلَوْا۟
إِلَىٰ
شَيَٰطِينِهِمْ
قَالُوٓا۟
إِنَّا
مَعَكُمْ
إِنَّمَا
نَحْنُ
مُسْتَهْزِءُونَ
İnananlara rastladıkları zaman, "İnandık" derler, elebaşılarıyla baş başa kaldıklarında, "Biz şüphesiz sizinleyiz, onlarla sadece alay etmekteyiz" derler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 15 Cüz 1 • Sayfa 3
ٱللَّهُ يَسْتَهْزِئُ بِهِمْ وَيَمُدُّهُمْ فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ ﴿15﴾
ٱللَّهُ
يَسْتَهْزِئُ
بِهِمْ
وَيَمُدُّهُمْ
فِى
طُغْيَٰنِهِمْ
يَعْمَهُونَ
Onlarla Allah alay eder ve taşkınlıkları içinde bocalar durumda bırakır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 16 Cüz 1 • Sayfa 3
أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ٱشْتَرَوُا۟ ٱلضَّلَٰلَةَ بِٱلْهُدَىٰ فَمَا رَبِحَت تِّجَٰرَتُهُمْ وَمَا كَانُوا۟ مُهْتَدِينَ ﴿16﴾
أُو۟لَٰٓئِكَ
ٱلَّذِينَ
ٱشْتَرَوُا۟
ٱلضَّلَٰلَةَ
بِٱلْهُدَىٰ
فَمَا
رَبِحَت
تِّجَٰرَتُهُمْ
وَمَا
كَانُوا۟
مُهْتَدِينَ
Onlar, doğruluk yerine sapıklığı aldılar da alışverişleri kar getirmedi; doğru yolu bulamamışlardı.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 17 Cüz 1 • Sayfa 4
مَثَلُهُمْ كَمَثَلِ ٱلَّذِى ٱسْتَوْقَدَ نَارًۭا فَلَمَّآ أَضَآءَتْ مَا حَوْلَهُۥ ذَهَبَ ٱللَّهُ بِنُورِهِمْ وَتَرَكَهُمْ فِى ظُلُمَٰتٍۢ لَّا يُبْصِرُونَ ﴿17﴾
مَثَلُهُمْ
كَمَثَلِ
ٱلَّذِى
ٱسْتَوْقَدَ
نَارًۭا
فَلَمَّآ
أَضَآءَتْ
مَا
حَوْلَهُۥ
ذَهَبَ
ٱللَّهُ
بِنُورِهِمْ
وَتَرَكَهُمْ
فِى
ظُلُمَٰتٍۢ
لَّا
يُبْصِرُونَ
Onlar, çevresini aydınlatmak için ateş yakan kimseye benzerler ki, Allah ışıklarını yok edince, onları karanlıklar içinde görmez bir halde bırakmıştır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 18 Cüz 1 • Sayfa 4
صُمٌّۢ بُكْمٌ عُمْىٌۭ فَهُمْ لَا يَرْجِعُونَ ﴿18﴾
صُمٌّۢ
بُكْمٌ
عُمْىٌۭ
فَهُمْ
لَا
يَرْجِعُونَ
Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, bu yüzden doğru yola dönmezler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 19 Cüz 1 • Sayfa 4
أَوْ كَصَيِّبٍۢ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فِيهِ ظُلُمَٰتٌۭ وَرَعْدٌۭ وَبَرْقٌۭ يَجْعَلُونَ أَصَٰبِعَهُمْ فِىٓ ءَاذَانِهِم مِّنَ ٱلصَّوَٰعِقِ حَذَرَ ٱلْمَوْتِ ۚ وَٱللَّهُ مُحِيطٌۢ بِٱلْكَٰفِرِينَ ﴿19﴾
أَوْ
كَصَيِّبٍۢ
مِّنَ
ٱلسَّمَآءِ
فِيهِ
ظُلُمَٰتٌۭ
وَرَعْدٌۭ
وَبَرْقٌۭ
يَجْعَلُونَ
أَصَٰبِعَهُمْ
فِىٓ
ءَاذَانِهِم
مِّنَ
ٱلصَّوَٰعِقِ
حَذَرَ
ٱلْمَوْتِ
ۚ
وَٱللَّهُ
مُحِيطٌۢ
بِٱلْكَٰفِرِينَ
Bir kısmı da, karanlıklarda, gök gürlemeleri ve şimşek arasında gökten boşanan sağanağa tutulup, yıldırımlardan ölmek korkusu ile parmaklarını kulaklarına tıkayan kimseye benzer.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 20 Cüz 1 • Sayfa 4
يَكَادُ ٱلْبَرْقُ يَخْطَفُ أَبْصَٰرَهُمْ ۖ كُلَّمَآ أَضَآءَ لَهُم مَّشَوْا۟ فِيهِ وَإِذَآ أَظْلَمَ عَلَيْهِمْ قَامُوا۟ ۚ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَذَهَبَ بِسَمْعِهِمْ وَأَبْصَٰرِهِمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌۭ ﴿20﴾
يَكَادُ
ٱلْبَرْقُ
يَخْطَفُ
أَبْصَٰرَهُمْ
ۖ
كُلَّمَآ
أَضَآءَ
لَهُم
مَّشَوْا۟
فِيهِ
وَإِذَآ
أَظْلَمَ
عَلَيْهِمْ
قَامُوا۟
ۚ
وَلَوْ
شَآءَ
ٱللَّهُ
لَذَهَبَ
بِسَمْعِهِمْ
وَأَبْصَٰرِهِمْ
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍۢ
قَدِيرٌۭ
Şimşeğin çakması neredeyse gözlerini alır; onları aydınlattıkça ışığında yürürler ve üzerlerine karanlık basınca durakalırlar. Allah dileseydi işitme ve görmelerini giderirdi. Doğrusu Allah her şeye Kadir'dir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 21 Cüz 1 • Sayfa 4
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱعْبُدُوا۟ رَبَّكُمُ ٱلَّذِى خَلَقَكُمْ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ ﴿21﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلنَّاسُ
ٱعْبُدُوا۟
رَبَّكُمُ
ٱلَّذِى
خَلَقَكُمْ
وَٱلَّذِينَ
مِن
قَبْلِكُمْ
لَعَلَّكُمْ
تَتَّقُونَ
Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz ki, O'na karşı gelmekten korunmuş olabilesiniz.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 22 Cüz 1 • Sayfa 4
ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ فِرَٰشًۭا وَٱلسَّمَآءَ بِنَآءًۭ وَأَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۭ فَأَخْرَجَ بِهِۦ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ رِزْقًۭا لَّكُمْ ۖ فَلَا تَجْعَلُوا۟ لِلَّهِ أَندَادًۭا وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ ﴿22﴾
ٱلَّذِى
جَعَلَ
لَكُمُ
ٱلْأَرْضَ
فِرَٰشًۭا
وَٱلسَّمَآءَ
بِنَآءًۭ
وَأَنزَلَ
مِنَ
ٱلسَّمَآءِ
مَآءًۭ
فَأَخْرَجَ
بِهِۦ
مِنَ
ٱلثَّمَرَٰتِ
رِزْقًۭا
لَّكُمْ
ۖ
فَلَا
تَجْعَلُوا۟
لِلَّهِ
أَندَادًۭا
وَأَنتُمْ
تَعْلَمُونَ
O, yeryüzünü size bir döşek ve göğü de bir bina kıldı. Gökten su indirip onunla size rızık olmak üzere ürünler meydana getirdi; artık Allah'a, bile bile eş koşmayın.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 23 Cüz 1 • Sayfa 4
وَإِن كُنتُمْ فِى رَيْبٍۢ مِّمَّا نَزَّلْنَا عَلَىٰ عَبْدِنَا فَأْتُوا۟ بِسُورَةٍۢ مِّن مِّثْلِهِۦ وَٱدْعُوا۟ شُهَدَآءَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ ﴿23﴾
وَإِن
كُنتُمْ
فِى
رَيْبٍۢ
مِّمَّا
نَزَّلْنَا
عَلَىٰ
عَبْدِنَا
فَأْتُوا۟
بِسُورَةٍۢ
مِّن
مِّثْلِهِۦ
وَٱدْعُوا۟
شُهَدَآءَكُم
مِّن
دُونِ
ٱللَّهِ
إِن
كُنتُمْ
صَٰدِقِينَ
Kulumuza indirdiğimiz Kuran'dan şüphe ediyorsanız, siz de onun benzeri bir sure meydana getirin; eğer doğru sözlü iseniz, Allah'tan başka, güvendiklerinizi de yardıma çağırın.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 24 Cüz 1 • Sayfa 4
فَإِن لَّمْ تَفْعَلُوا۟ وَلَن تَفْعَلُوا۟ فَٱتَّقُوا۟ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى وَقُودُهَا ٱلنَّاسُ وَٱلْحِجَارَةُ ۖ أُعِدَّتْ لِلْكَٰفِرِينَ ﴿24﴾
فَإِن
لَّمْ
تَفْعَلُوا۟
وَلَن
تَفْعَلُوا۟
فَٱتَّقُوا۟
ٱلنَّارَ
ٱلَّتِى
وَقُودُهَا
ٱلنَّاسُ
وَٱلْحِجَارَةُ
ۖ
أُعِدَّتْ
لِلْكَٰفِرِينَ
Yapamazsanız ki yapamayacaksınız o takdirde, inkar edenler için hazırlanan ve yakıtı insanlarla taş olan ateşten sakının.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 25 Cüz 1 • Sayfa 5
وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أَنَّ لَهُمْ جَنَّٰتٍۢ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ ۖ كُلَّمَا رُزِقُوا۟ مِنْهَا مِن ثَمَرَةٍۢ رِّزْقًۭا ۙ قَالُوا۟ هَٰذَا ٱلَّذِى رُزِقْنَا مِن قَبْلُ ۖ وَأُتُوا۟ بِهِۦ مُتَشَٰبِهًۭا ۖ وَلَهُمْ فِيهَآ أَزْوَٰجٌۭ مُّطَهَّرَةٌۭ ۖ وَهُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ ﴿25﴾
وَبَشِّرِ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَعَمِلُوا۟
ٱلصَّٰلِحَٰتِ
أَنَّ
لَهُمْ
جَنَّٰتٍۢ
تَجْرِى
مِن
تَحْتِهَا
ٱلْأَنْهَٰرُ
ۖ
كُلَّمَا
رُزِقُوا۟
مِنْهَا
مِن
ثَمَرَةٍۢ
رِّزْقًۭا
ۙ
قَالُوا۟
هَٰذَا
ٱلَّذِى
رُزِقْنَا
مِن
قَبْلُ
ۖ
وَأُتُوا۟
بِهِۦ
مُتَشَٰبِهًۭا
ۖ
وَلَهُمْ
فِيهَآ
أَزْوَٰجٌۭ
مُّطَهَّرَةٌۭ
ۖ
وَهُمْ
فِيهَا
خَٰلِدُونَ
İnananlar ve yararlı işler yapanlara, kendilerine altlarından ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Onlara buranın bir ürünü rızık olarak verildiğinde, "Bu daha önce de rızıklandığımızdır" derler. Bunlar, söylediklerinin benzerleri olarak sunulmuştur. Onlara orada tertemiz eşler vardır ve orada temelli kalırlar.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 26 Cüz 1 • Sayfa 5
۞ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَسْتَحْىِۦٓ أَن يَضْرِبَ مَثَلًۭا مَّا بَعُوضَةًۭ فَمَا فَوْقَهَا ۚ فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ فَيَعْلَمُونَ أَنَّهُ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّهِمْ ۖ وَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَيَقُولُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلًۭا ۘ يُضِلُّ بِهِۦ كَثِيرًۭا وَيَهْدِى بِهِۦ كَثِيرًۭا ۚ وَمَا يُضِلُّ بِهِۦٓ إِلَّا ٱلْفَٰسِقِينَ ﴿26﴾
۞
إِنَّ
ٱللَّهَ
لَا
يَسْتَحْىِۦٓ
أَن
يَضْرِبَ
مَثَلًۭا
مَّا
بَعُوضَةًۭ
فَمَا
فَوْقَهَا
ۚ
فَأَمَّا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
فَيَعْلَمُونَ
أَنَّهُ
ٱلْحَقُّ
مِن
رَّبِّهِمْ
ۖ
وَأَمَّا
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
فَيَقُولُونَ
مَاذَآ
أَرَادَ
ٱللَّهُ
بِهَٰذَا
مَثَلًۭا
ۘ
يُضِلُّ
بِهِۦ
كَثِيرًۭا
وَيَهْدِى
بِهِۦ
كَثِيرًۭا
ۚ
وَمَا
يُضِلُّ
بِهِۦٓ
إِلَّا
ٱلْفَٰسِقِينَ
Allah sivrisineği ve onun üstününü misal olarak vermekten çekinmez. İnananlar bunun Rablerinden bir gerçek olduğunu bilirler. İnkar edenler ise "Allah bu misalle neyi murad etti?" derler, O, bu misalle birçoğunu saptırır, birçoğunu da yola getirir. Onunla saptırdığı yalnız fasıklardır ki onlar Allah'la yapılan sözleşmeyi kabulden sonra bozarlar. Allah'ın birleştirilmesini buyurduğu şeyi ayırırlar ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar; zarara uğrayanlar işte onlardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 27 Cüz 1 • Sayfa 5
ٱلَّذِينَ يَنقُضُونَ عَهْدَ ٱللَّهِ مِنۢ بَعْدِ مِيثَٰقِهِۦ وَيَقْطَعُونَ مَآ أَمَرَ ٱللَّهُ بِهِۦٓ أَن يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ ﴿27﴾
ٱلَّذِينَ
يَنقُضُونَ
عَهْدَ
ٱللَّهِ
مِنۢ
بَعْدِ
مِيثَٰقِهِۦ
وَيَقْطَعُونَ
مَآ
أَمَرَ
ٱللَّهُ
بِهِۦٓ
أَن
يُوصَلَ
وَيُفْسِدُونَ
فِى
ٱلْأَرْضِ
ۚ
أُو۟لَٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْخَٰسِرُونَ
Onlar, Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah'ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlâki bütün ilişkileri) koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapan kimselerdir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 28 Cüz 1 • Sayfa 5
كَيْفَ تَكْفُرُونَ بِٱللَّهِ وَكُنتُمْ أَمْوَٰتًۭا فَأَحْيَٰكُمْ ۖ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيِيكُمْ ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ﴿28﴾
كَيْفَ
تَكْفُرُونَ
بِٱللَّهِ
وَكُنتُمْ
أَمْوَٰتًۭا
فَأَحْيَٰكُمْ
ۖ
ثُمَّ
يُمِيتُكُمْ
ثُمَّ
يُحْيِيكُمْ
ثُمَّ
إِلَيْهِ
تُرْجَعُونَ
Ölü idiniz sizleri diriltti, sonra öldürecek sonra tekrar diriltecek ve sonunda O'na döneceksiniz; öyleyken Allah'ı nasıl inkar edersiniz?
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 29 Cüz 1 • Sayfa 5
هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ لَكُم مَّا فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًۭا ثُمَّ ٱسْتَوَىٰٓ إِلَى ٱلسَّمَآءِ فَسَوَّىٰهُنَّ سَبْعَ سَمَٰوَٰتٍۢ ۚ وَهُوَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌۭ ﴿29﴾
هُوَ
ٱلَّذِى
خَلَقَ
لَكُم
مَّا
فِى
ٱلْأَرْضِ
جَمِيعًۭا
ثُمَّ
ٱسْتَوَىٰٓ
إِلَى
ٱلسَّمَآءِ
فَسَوَّىٰهُنَّ
سَبْعَ
سَمَٰوَٰتٍۢ
ۚ
وَهُوَ
بِكُلِّ
شَىْءٍ
عَلِيمٌۭ
Yerde olanların hepsini; sizin için yaratan O'dur. Sonra, göğe doğru yönelerek yedi gök olarak onları düzenlemiştir. O her şeyi bilir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 30 Cüz 1 • Sayfa 6
وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّى جَاعِلٌۭ فِى ٱلْأَرْضِ خَلِيفَةًۭ ۖ قَالُوٓا۟ أَتَجْعَلُ فِيهَا مَن يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ ٱلدِّمَآءَ وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَ ۖ قَالَ إِنِّىٓ أَعْلَمُ مَا لَا تَعْلَمُونَ ﴿30﴾
وَإِذْ
قَالَ
رَبُّكَ
لِلْمَلَٰٓئِكَةِ
إِنِّى
جَاعِلٌۭ
فِى
ٱلْأَرْضِ
خَلِيفَةًۭ
ۖ
قَالُوٓا۟
أَتَجْعَلُ
فِيهَا
مَن
يُفْسِدُ
فِيهَا
وَيَسْفِكُ
ٱلدِّمَآءَ
وَنَحْنُ
نُسَبِّحُ
بِحَمْدِكَ
وَنُقَدِّسُ
لَكَ
ۖ
قَالَ
إِنِّىٓ
أَعْلَمُ
مَا
لَا
تَعْلَمُونَ
Rabbin meleklere "Ben yeryüzünde bir halife var edeceğim" demişti; melekler, "Orada bozgunculuk yapacak, kanlar akıtacak birini mi var edeceksin? Oysa biz Seni överek yüceltiyor ve Seni devamlı takdis ediyoruz" dediler; Allah "Ben şüphesiz sizin bilmediklerinizi bilirim" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 31 Cüz 1 • Sayfa 6
وَعَلَّمَ ءَادَمَ ٱلْأَسْمَآءَ كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ فَقَالَ أَنۢبِـُٔونِى بِأَسْمَآءِ هَٰٓؤُلَآءِ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ ﴿31﴾
وَعَلَّمَ
ءَادَمَ
ٱلْأَسْمَآءَ
كُلَّهَا
ثُمَّ
عَرَضَهُمْ
عَلَى
ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ
فَقَالَ
أَنۢبِـُٔونِى
بِأَسْمَآءِ
هَٰٓؤُلَآءِ
إِن
كُنتُمْ
صَٰدِقِينَ
Ve Adem'e bütün isimleri öğretti, sonra eşyayı meleklere gösterdi. "Eğer sözünüzde samimi iseniz bunların isimlerini bana söyleyin" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 32 Cüz 1 • Sayfa 6
قَالُوا۟ سُبْحَٰنَكَ لَا عِلْمَ لَنَآ إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَآ ۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْحَكِيمُ ﴿32﴾
قَالُوا۟
سُبْحَٰنَكَ
لَا
عِلْمَ
لَنَآ
إِلَّا
مَا
عَلَّمْتَنَآ
ۖ
إِنَّكَ
أَنتَ
ٱلْعَلِيمُ
ٱلْحَكِيمُ
Cevap verdiler: "Sen münezzehsin, öğrettiğinden başka bizim bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz Sen hem bilensin, hem Hakim'sin".
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 33 Cüz 1 • Sayfa 6
قَالَ يَٰٓـَٔادَمُ أَنۢبِئْهُم بِأَسْمَآئِهِمْ ۖ فَلَمَّآ أَنۢبَأَهُم بِأَسْمَآئِهِمْ قَالَ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ إِنِّىٓ أَعْلَمُ غَيْبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَأَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا كُنتُمْ تَكْتُمُونَ ﴿33﴾
قَالَ
يَٰٓـَٔادَمُ
أَنۢبِئْهُم
بِأَسْمَآئِهِمْ
ۖ
فَلَمَّآ
أَنۢبَأَهُم
بِأَسْمَآئِهِمْ
قَالَ
أَلَمْ
أَقُل
لَّكُمْ
إِنِّىٓ
أَعْلَمُ
غَيْبَ
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
وَأَعْلَمُ
مَا
تُبْدُونَ
وَمَا
كُنتُمْ
تَكْتُمُونَ
Allah "Ey Adem onlara isimlerini söyle" dedi. Adem isimlerini söyleyince, Allah "Ben gökler ve yerde görünmeyeni biliyorum, sizin açıkladığınızı ve gizlemekte olduğunuzu da bilirim, diye size söylememiş miydim?" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 34 Cüz 1 • Sayfa 6
وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَٰٓئِكَةِ ٱسْجُدُوا۟ لِءَادَمَ فَسَجَدُوٓا۟ إِلَّآ إِبْلِيسَ أَبَىٰ وَٱسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ ٱلْكَٰفِرِينَ ﴿34﴾
وَإِذْ
قُلْنَا
لِلْمَلَٰٓئِكَةِ
ٱسْجُدُوا۟
لِءَادَمَ
فَسَجَدُوٓا۟
إِلَّآ
إِبْلِيسَ
أَبَىٰ
وَٱسْتَكْبَرَ
وَكَانَ
مِنَ
ٱلْكَٰفِرِينَ
Meleklere, "Adem'e secde edin" demiştik, İblis müstesna hepsi secde ettiler, o ise kaçındı, büyüklük tasladı ve inkar edenlerden oldu.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 35 Cüz 1 • Sayfa 6
وَقُلْنَا يَٰٓـَٔادَمُ ٱسْكُنْ أَنتَ وَزَوْجُكَ ٱلْجَنَّةَ وَكُلَا مِنْهَا رَغَدًا حَيْثُ شِئْتُمَا وَلَا تَقْرَبَا هَٰذِهِ ٱلشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ ﴿35﴾
وَقُلْنَا
يَٰٓـَٔادَمُ
ٱسْكُنْ
أَنتَ
وَزَوْجُكَ
ٱلْجَنَّةَ
وَكُلَا
مِنْهَا
رَغَدًا
حَيْثُ
شِئْتُمَا
وَلَا
تَقْرَبَا
هَٰذِهِ
ٱلشَّجَرَةَ
فَتَكُونَا
مِنَ
ٱلظَّٰلِمِينَ
"Ey Adem! Eşin ve sen cennette kal, orada olandan istediğiniz yerde bol bol yiyin, yalnız şu ağaca yaklaşmayın; yoksa zalimlerden olursunuz" dedik.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 36 Cüz 1 • Sayfa 6
فَأَزَلَّهُمَا ٱلشَّيْطَٰنُ عَنْهَا فَأَخْرَجَهُمَا مِمَّا كَانَا فِيهِ ۖ وَقُلْنَا ٱهْبِطُوا۟ بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّۭ ۖ وَلَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ مُسْتَقَرٌّۭ وَمَتَٰعٌ إِلَىٰ حِينٍۢ ﴿36﴾
فَأَزَلَّهُمَا
ٱلشَّيْطَٰنُ
عَنْهَا
فَأَخْرَجَهُمَا
مِمَّا
كَانَا
فِيهِ
ۖ
وَقُلْنَا
ٱهْبِطُوا۟
بَعْضُكُمْ
لِبَعْضٍ
عَدُوٌّۭ
ۖ
وَلَكُمْ
فِى
ٱلْأَرْضِ
مُسْتَقَرٌّۭ
وَمَتَٰعٌ
إِلَىٰ
حِينٍۢ
Şeytan oradan ikisinin de ayağını kaydırttı, onları bulundukları yerden çıkardı, onlara "Birbirinize düşman olarak inin, yeryüzünde bir müddet için yerleşip geçineceksiniz" dedik.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 37 Cüz 1 • Sayfa 6
فَتَلَقَّىٰٓ ءَادَمُ مِن رَّبِّهِۦ كَلِمَٰتٍۢ فَتَابَ عَلَيْهِ ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ ﴿37﴾
فَتَلَقَّىٰٓ
ءَادَمُ
مِن
رَّبِّهِۦ
كَلِمَٰتٍۢ
فَتَابَ
عَلَيْهِ
ۚ
إِنَّهُۥ
هُوَ
ٱلتَّوَّابُ
ٱلرَّحِيمُ
Adem, Rabbi'nden emirler aldı; onları yerine getirdi. Rabb'i de bunun üzerine tevbesini kabul etti. Şüphesiz o tevbeleri daima kabul edendir, merhametli olandır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 38 Cüz 1 • Sayfa 7
قُلْنَا ٱهْبِطُوا۟ مِنْهَا جَمِيعًۭا ۖ فَإِمَّا يَأْتِيَنَّكُم مِّنِّى هُدًۭى فَمَن تَبِعَ هُدَاىَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ ﴿38﴾
قُلْنَا
ٱهْبِطُوا۟
مِنْهَا
جَمِيعًۭا
ۖ
فَإِمَّا
يَأْتِيَنَّكُم
مِّنِّى
هُدًۭى
فَمَن
تَبِعَ
هُدَاىَ
فَلَا
خَوْفٌ
عَلَيْهِمْ
وَلَا
هُمْ
يَحْزَنُونَ
"İnin oradan hepiniz, tarafımdan size bir yol gösteren gelecektir; Benim yoluma uyanlar için artık korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir" dedik.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 39 Cüz 1 • Sayfa 7
وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ ۖ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ ﴿39﴾
وَٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
وَكَذَّبُوا۟
بِـَٔايَٰتِنَآ
أُو۟لَٰٓئِكَ
أَصْحَٰبُ
ٱلنَّارِ
ۖ
هُمْ
فِيهَا
خَٰلِدُونَ
İnkar eden kimseler ve ayetlerimizi yalan sayanlar cehennemlik olanlardır, onlar orada temelli kalacaklardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 40 Cüz 1 • Sayfa 7
يَٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتِىَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَأَوْفُوا۟ بِعَهْدِىٓ أُوفِ بِعَهْدِكُمْ وَإِيَّٰىَ فَٱرْهَبُونِ ﴿40﴾
يَٰبَنِىٓ
إِسْرَٰٓءِيلَ
ٱذْكُرُوا۟
نِعْمَتِىَ
ٱلَّتِىٓ
أَنْعَمْتُ
عَلَيْكُمْ
وَأَوْفُوا۟
بِعَهْدِىٓ
أُوفِ
بِعَهْدِكُمْ
وَإِيَّٰىَ
فَٱرْهَبُونِ
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın ve ahdimi yerine getirin ki Ben de yerine getireyim; yoksa benden korkun.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 41 Cüz 1 • Sayfa 7
وَءَامِنُوا۟ بِمَآ أَنزَلْتُ مُصَدِّقًۭا لِّمَا مَعَكُمْ وَلَا تَكُونُوٓا۟ أَوَّلَ كَافِرٍۭ بِهِۦ ۖ وَلَا تَشْتَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِى ثَمَنًۭا قَلِيلًۭا وَإِيَّٰىَ فَٱتَّقُونِ ﴿41﴾
وَءَامِنُوا۟
بِمَآ
أَنزَلْتُ
مُصَدِّقًۭا
لِّمَا
مَعَكُمْ
وَلَا
تَكُونُوٓا۟
أَوَّلَ
كَافِرٍۭ
بِهِۦ
ۖ
وَلَا
تَشْتَرُوا۟
بِـَٔايَٰتِى
ثَمَنًۭا
قَلِيلًۭا
وَإِيَّٰىَ
فَٱتَّقُونِ
Yanınızdaki Tevrat'ı tasdik ederek indirdiğim Kuran'a, inanın; onu ilk inkar edenler siz olmayın, ayetlerimi hiçbir değere karşılık değiştirmeyin ve bile bile hakkı gizlemeyin.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 42 Cüz 1 • Sayfa 7
وَلَا تَلْبِسُوا۟ ٱلْحَقَّ بِٱلْبَٰطِلِ وَتَكْتُمُوا۟ ٱلْحَقَّ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ ﴿42﴾
وَلَا
تَلْبِسُوا۟
ٱلْحَقَّ
بِٱلْبَٰطِلِ
وَتَكْتُمُوا۟
ٱلْحَقَّ
وَأَنتُمْ
تَعْلَمُونَ
Hakkı batıla karıştırmayın ve bile bile hakkı gizlemeyin.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 43 Cüz 1 • Sayfa 7
وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱرْكَعُوا۟ مَعَ ٱلرَّٰكِعِينَ ﴿43﴾
وَأَقِيمُوا۟
ٱلصَّلَوٰةَ
وَءَاتُوا۟
ٱلزَّكَوٰةَ
وَٱرْكَعُوا۟
مَعَ
ٱلرَّٰكِعِينَ
Namazı kılın, zekatı verin, rüku edenlerle birlikte rüku edin.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 44 Cüz 1 • Sayfa 7
۞ أَتَأْمُرُونَ ٱلنَّاسَ بِٱلْبِرِّ وَتَنسَوْنَ أَنفُسَكُمْ وَأَنتُمْ تَتْلُونَ ٱلْكِتَٰبَ ۚ أَفَلَا تَعْقِلُونَ ﴿44﴾
۞
أَتَأْمُرُونَ
ٱلنَّاسَ
بِٱلْبِرِّ
وَتَنسَوْنَ
أَنفُسَكُمْ
وَأَنتُمْ
تَتْلُونَ
ٱلْكِتَٰبَ
ۚ
أَفَلَا
تَعْقِلُونَ
Kitap'ı okuyup durduğunuz halde kendinizi unutur da başkalarına mı iyilikle emredersiniz? Düşünmez misiniz?
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 45 Cüz 1 • Sayfa 7
وَٱسْتَعِينُوا۟ بِٱلصَّبْرِ وَٱلصَّلَوٰةِ ۚ وَإِنَّهَا لَكَبِيرَةٌ إِلَّا عَلَى ٱلْخَٰشِعِينَ ﴿45﴾
وَٱسْتَعِينُوا۟
بِٱلصَّبْرِ
وَٱلصَّلَوٰةِ
ۚ
وَإِنَّهَا
لَكَبِيرَةٌ
إِلَّا
عَلَى
ٱلْخَٰشِعِينَ
Sabır ve namazla Allah'a sığınıp yardım isteyin; Rablerine kavuşacaklarını ve Ona döneceklerini umanlar ve huşu duyanlardan başkasına namaz elbette ağır gelir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 46 Cüz 1 • Sayfa 7
ٱلَّذِينَ يَظُنُّونَ أَنَّهُم مُّلَٰقُوا۟ رَبِّهِمْ وَأَنَّهُمْ إِلَيْهِ رَٰجِعُونَ ﴿46﴾
ٱلَّذِينَ
يَظُنُّونَ
أَنَّهُم
مُّلَٰقُوا۟
رَبِّهِمْ
وَأَنَّهُمْ
إِلَيْهِ
رَٰجِعُونَ
Sabır ve namazla Allah'a sığınıp yardım isteyin; Rablerine kavuşacaklarını ve Ona döneceklerini umanlar ve huşu duyanlardan başkasına namaz elbette ağır gelir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 47 Cüz 1 • Sayfa 7
يَٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتِىَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَأَنِّى فَضَّلْتُكُمْ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿47﴾
يَٰبَنِىٓ
إِسْرَٰٓءِيلَ
ٱذْكُرُوا۟
نِعْمَتِىَ
ٱلَّتِىٓ
أَنْعَمْتُ
عَلَيْكُمْ
وَأَنِّى
فَضَّلْتُكُمْ
عَلَى
ٱلْعَٰلَمِينَ
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve sizi bir zamanlar alemlere üstün kıldığımı hatırlayın.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 48 Cüz 1 • Sayfa 7
وَٱتَّقُوا۟ يَوْمًۭا لَّا تَجْزِى نَفْسٌ عَن نَّفْسٍۢ شَيْـًۭٔا وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا شَفَٰعَةٌۭ وَلَا يُؤْخَذُ مِنْهَا عَدْلٌۭ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ ﴿48﴾
وَٱتَّقُوا۟
يَوْمًۭا
لَّا
تَجْزِى
نَفْسٌ
عَن
نَّفْسٍۢ
شَيْـًۭٔا
وَلَا
يُقْبَلُ
مِنْهَا
شَفَٰعَةٌۭ
وَلَا
يُؤْخَذُ
مِنْهَا
عَدْلٌۭ
وَلَا
هُمْ
يُنصَرُونَ
Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği günden korunun.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 49 Cüz 1 • Sayfa 8
وَإِذْ نَجَّيْنَٰكُم مِّنْ ءَالِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُوٓءَ ٱلْعَذَابِ يُذَبِّحُونَ أَبْنَآءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَآءَكُمْ ۚ وَفِى ذَٰلِكُم بَلَآءٌۭ مِّن رَّبِّكُمْ عَظِيمٌۭ ﴿49﴾
وَإِذْ
نَجَّيْنَٰكُم
مِّنْ
ءَالِ
فِرْعَوْنَ
يَسُومُونَكُمْ
سُوٓءَ
ٱلْعَذَابِ
يُذَبِّحُونَ
أَبْنَآءَكُمْ
وَيَسْتَحْيُونَ
نِسَآءَكُمْ
ۚ
وَفِى
ذَٰلِكُم
بَلَآءٌۭ
مِّن
رَّبِّكُمْ
عَظِيمٌۭ
Size işkence eden, kadınlarınızı sağ bırakıp oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden sizi kurtarmıştık; bu Rabbinizin büyük bir imtihanı idi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 50 Cüz 1 • Sayfa 8
وَإِذْ فَرَقْنَا بِكُمُ ٱلْبَحْرَ فَأَنجَيْنَٰكُمْ وَأَغْرَقْنَآ ءَالَ فِرْعَوْنَ وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ ﴿50﴾
وَإِذْ
فَرَقْنَا
بِكُمُ
ٱلْبَحْرَ
فَأَنجَيْنَٰكُمْ
وَأَغْرَقْنَآ
ءَالَ
فِرْعَوْنَ
وَأَنتُمْ
تَنظُرُونَ
Denizi yarıp sizi kurtarmış ve gözlerinizin önünde Firavun ailesini batırmıştık.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 51 Cüz 1 • Sayfa 8
وَإِذْ وَٰعَدْنَا مُوسَىٰٓ أَرْبَعِينَ لَيْلَةًۭ ثُمَّ ٱتَّخَذْتُمُ ٱلْعِجْلَ مِنۢ بَعْدِهِۦ وَأَنتُمْ ظَٰلِمُونَ ﴿51﴾
وَإِذْ
وَٰعَدْنَا
مُوسَىٰٓ
أَرْبَعِينَ
لَيْلَةًۭ
ثُمَّ
ٱتَّخَذْتُمُ
ٱلْعِجْلَ
مِنۢ
بَعْدِهِۦ
وَأَنتُمْ
ظَٰلِمُونَ
Musa'ya kırk gece vade vermiştik. Sonra onun arkasından, kendinize yazık ederek, buzağıyı tanrı edinmiştiniz.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 52 Cüz 1 • Sayfa 8
ثُمَّ عَفَوْنَا عَنكُم مِّنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ﴿52﴾
ثُمَّ
عَفَوْنَا
عَنكُم
مِّنۢ
بَعْدِ
ذَٰلِكَ
لَعَلَّكُمْ
تَشْكُرُونَ
Sonra bunun ardından, şükredersiniz diye, sizi bağışlamıştık.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 53 Cüz 1 • Sayfa 8
وَإِذْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْفُرْقَانَ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ ﴿53﴾
وَإِذْ
ءَاتَيْنَا
مُوسَى
ٱلْكِتَٰبَ
وَٱلْفُرْقَانَ
لَعَلَّكُمْ
تَهْتَدُونَ
Doğru yola gidesiniz diye Musa'ya hakkı batıldan ayıran Kitabı vermiştik.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 54 Cüz 1 • Sayfa 8
وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦ يَٰقَوْمِ إِنَّكُمْ ظَلَمْتُمْ أَنفُسَكُم بِٱتِّخَاذِكُمُ ٱلْعِجْلَ فَتُوبُوٓا۟ إِلَىٰ بَارِئِكُمْ فَٱقْتُلُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌۭ لَّكُمْ عِندَ بَارِئِكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ ﴿54﴾
وَإِذْ
قَالَ
مُوسَىٰ
لِقَوْمِهِۦ
يَٰقَوْمِ
إِنَّكُمْ
ظَلَمْتُمْ
أَنفُسَكُم
بِٱتِّخَاذِكُمُ
ٱلْعِجْلَ
فَتُوبُوٓا۟
إِلَىٰ
بَارِئِكُمْ
فَٱقْتُلُوٓا۟
أَنفُسَكُمْ
ذَٰلِكُمْ
خَيْرٌۭ
لَّكُمْ
عِندَ
بَارِئِكُمْ
فَتَابَ
عَلَيْكُمْ
ۚ
إِنَّهُۥ
هُوَ
ٱلتَّوَّابُ
ٱلرَّحِيمُ
Musa milletine "Ey milletim! Buzağıyı tanrı olarak benimsemekle kendinize yazık ettiniz. Yaratanınıza tevbe edin ve nefislerinizi öldürün, bu Yaratanınız katında sizin için hayırlı olur; O daima tevbeleri kabul ve merhamet eden olduğu için tevbenizikabul eder" demişti.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 55 Cüz 1 • Sayfa 8
وَإِذْ قُلْتُمْ يَٰمُوسَىٰ لَن نُّؤْمِنَ لَكَ حَتَّىٰ نَرَى ٱللَّهَ جَهْرَةًۭ فَأَخَذَتْكُمُ ٱلصَّٰعِقَةُ وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ ﴿55﴾
وَإِذْ
قُلْتُمْ
يَٰمُوسَىٰ
لَن
نُّؤْمِنَ
لَكَ
حَتَّىٰ
نَرَى
ٱللَّهَ
جَهْرَةًۭ
فَأَخَذَتْكُمُ
ٱلصَّٰعِقَةُ
وَأَنتُمْ
تَنظُرُونَ
"Ya Musa! Allah'ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız" demiştiniz de gözleriniz göre göre sizi yıldırım çarpmıştı.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 56 Cüz 1 • Sayfa 8
ثُمَّ بَعَثْنَٰكُم مِّنۢ بَعْدِ مَوْتِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ﴿56﴾
ثُمَّ
بَعَثْنَٰكُم
مِّنۢ
بَعْدِ
مَوْتِكُمْ
لَعَلَّكُمْ
تَشْكُرُونَ
Ölümünüzden sonra, şükredesiniz diye sizi tekrar diriltmiştik.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 57 Cüz 1 • Sayfa 8
وَظَلَّلْنَا عَلَيْكُمُ ٱلْغَمَامَ وَأَنزَلْنَا عَلَيْكُمُ ٱلْمَنَّ وَٱلسَّلْوَىٰ ۖ كُلُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقْنَٰكُمْ ۖ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ ﴿57﴾
وَظَلَّلْنَا
عَلَيْكُمُ
ٱلْغَمَامَ
وَأَنزَلْنَا
عَلَيْكُمُ
ٱلْمَنَّ
وَٱلسَّلْوَىٰ
ۖ
كُلُوا۟
مِن
طَيِّبَٰتِ
مَا
رَزَقْنَٰكُمْ
ۖ
وَمَا
ظَلَمُونَا
وَلَٰكِن
كَانُوٓا۟
أَنفُسَهُمْ
يَظْلِمُونَ
Bulutla sizi gölgelendirdik, kudret helvası ve bıldırcın indirdik, "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" dedik. Onlar Bize değil, fakat kendilerine yazık ediyorlardı.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 58 Cüz 1 • Sayfa 9
وَإِذْ قُلْنَا ٱدْخُلُوا۟ هَٰذِهِ ٱلْقَرْيَةَ فَكُلُوا۟ مِنْهَا حَيْثُ شِئْتُمْ رَغَدًۭا وَٱدْخُلُوا۟ ٱلْبَابَ سُجَّدًۭا وَقُولُوا۟ حِطَّةٌۭ نَّغْفِرْ لَكُمْ خَطَٰيَٰكُمْ ۚ وَسَنَزِيدُ ٱلْمُحْسِنِينَ ﴿58﴾
وَإِذْ
قُلْنَا
ٱدْخُلُوا۟
هَٰذِهِ
ٱلْقَرْيَةَ
فَكُلُوا۟
مِنْهَا
حَيْثُ
شِئْتُمْ
رَغَدًۭا
وَٱدْخُلُوا۟
ٱلْبَابَ
سُجَّدًۭا
وَقُولُوا۟
حِطَّةٌۭ
نَّغْفِرْ
لَكُمْ
خَطَٰيَٰكُمْ
ۚ
وَسَنَزِيدُ
ٱلْمُحْسِنِينَ
"Şu şehre girin, orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin, secde ederek kapısından girin, "bağışla!" deyin, Biz de yanılmalarınızı bağışlarız, iyilere daha da artırırız" demiştik.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 59 Cüz 1 • Sayfa 9
فَبَدَّلَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ قَوْلًا غَيْرَ ٱلَّذِى قِيلَ لَهُمْ فَأَنزَلْنَا عَلَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ رِجْزًۭا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ بِمَا كَانُوا۟ يَفْسُقُونَ ﴿59﴾
فَبَدَّلَ
ٱلَّذِينَ
ظَلَمُوا۟
قَوْلًا
غَيْرَ
ٱلَّذِى
قِيلَ
لَهُمْ
فَأَنزَلْنَا
عَلَى
ٱلَّذِينَ
ظَلَمُوا۟
رِجْزًۭا
مِّنَ
ٱلسَّمَآءِ
بِمَا
كَانُوا۟
يَفْسُقُونَ
Ama zulmedenler, kendilerine söylenmiş olan sözü başka sözle değiştirdiler. Biz de, zalimlere, yoldan çıkmalarından dolayı gökten azab indirdik.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 60 Cüz 1 • Sayfa 9
۞ وَإِذِ ٱسْتَسْقَىٰ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦ فَقُلْنَا ٱضْرِب بِّعَصَاكَ ٱلْحَجَرَ ۖ فَٱنفَجَرَتْ مِنْهُ ٱثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًۭا ۖ قَدْ عَلِمَ كُلُّ أُنَاسٍۢ مَّشْرَبَهُمْ ۖ كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ مِن رِّزْقِ ٱللَّهِ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ ﴿60﴾
۞
وَإِذِ
ٱسْتَسْقَىٰ
مُوسَىٰ
لِقَوْمِهِۦ
فَقُلْنَا
ٱضْرِب
بِّعَصَاكَ
ٱلْحَجَرَ
ۖ
فَٱنفَجَرَتْ
مِنْهُ
ٱثْنَتَا
عَشْرَةَ
عَيْنًۭا
ۖ
قَدْ
عَلِمَ
كُلُّ
أُنَاسٍۢ
مَّشْرَبَهُمْ
ۖ
كُلُوا۟
وَٱشْرَبُوا۟
مِن
رِّزْقِ
ٱللَّهِ
وَلَا
تَعْثَوْا۟
فِى
ٱلْأَرْضِ
مُفْسِدِينَ
Musa, milleti için su aramıştı; "Asanla taşa vur" dedik; ondan on iki pınar fışkırdı, herkes içeceği yeri bildi. Allah'ın rızkından yiyin, için, yalnız yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 61 Cüz 1 • Sayfa 9
وَإِذْ قُلْتُمْ يَٰمُوسَىٰ لَن نَّصْبِرَ عَلَىٰ طَعَامٍۢ وَٰحِدٍۢ فَٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ يُخْرِجْ لَنَا مِمَّا تُنۢبِتُ ٱلْأَرْضُ مِنۢ بَقْلِهَا وَقِثَّآئِهَا وَفُومِهَا وَعَدَسِهَا وَبَصَلِهَا ۖ قَالَ أَتَسْتَبْدِلُونَ ٱلَّذِى هُوَ أَدْنَىٰ بِٱلَّذِى هُوَ خَيْرٌ ۚ ٱهْبِطُوا۟ مِصْرًۭا فَإِنَّ لَكُم مَّا سَأَلْتُمْ ۗ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ ٱلذِّلَّةُ وَٱلْمَسْكَنَةُ وَبَآءُو بِغَضَبٍۢ مِّنَ ٱللَّهِ ۗ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَانُوا۟ يَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَيَقْتُلُونَ ٱلنَّبِيِّۦنَ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ ۗ ذَٰلِكَ بِمَا عَصَوا۟ وَّكَانُوا۟ يَعْتَدُونَ ﴿61﴾
وَإِذْ
قُلْتُمْ
يَٰمُوسَىٰ
لَن
نَّصْبِرَ
عَلَىٰ
طَعَامٍۢ
وَٰحِدٍۢ
فَٱدْعُ
لَنَا
رَبَّكَ
يُخْرِجْ
لَنَا
مِمَّا
تُنۢبِتُ
ٱلْأَرْضُ
مِنۢ
بَقْلِهَا
وَقِثَّآئِهَا
وَفُومِهَا
وَعَدَسِهَا
وَبَصَلِهَا
ۖ
قَالَ
أَتَسْتَبْدِلُونَ
ٱلَّذِى
هُوَ
أَدْنَىٰ
بِٱلَّذِى
هُوَ
خَيْرٌ
ۚ
ٱهْبِطُوا۟
مِصْرًۭا
فَإِنَّ
لَكُم
مَّا
سَأَلْتُمْ
ۗ
وَضُرِبَتْ
عَلَيْهِمُ
ٱلذِّلَّةُ
وَٱلْمَسْكَنَةُ
وَبَآءُو
بِغَضَبٍۢ
مِّنَ
ٱللَّهِ
ۗ
ذَٰلِكَ
بِأَنَّهُمْ
كَانُوا۟
يَكْفُرُونَ
بِـَٔايَٰتِ
ٱللَّهِ
وَيَقْتُلُونَ
ٱلنَّبِيِّۦنَ
بِغَيْرِ
ٱلْحَقِّ
ۗ
ذَٰلِكَ
بِمَا
عَصَوا۟
وَّكَانُوا۟
يَعْتَدُونَ
"Ey Musa! Bir çeşit yemeğe dayanamayacağız, bizim için Rabbine yalvar, bize, yerin bitirdiği sebze, hıyar, sarımsak, mercimek ve soğan yetiştirsin" demiştiniz de, "Hayırlı olanı daha düşük şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? Bir şehre inin, şüphesiz orada istediğiniz vardır" demişti. Onlara yoksulluk ve düşkünlük damgası vuruldu, Allah'ın gazabına uğradılar. Bu, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri ve haksız yere peygamberleri öldürmelerindendi; bu, karşı gelmeleri ve taşkınlık yapmalarındandı.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 62 Cüz 1 • Sayfa 10
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱلَّذِينَ هَادُوا۟ وَٱلنَّصَٰرَىٰ وَٱلصَّٰبِـِٔينَ مَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَعَمِلَ صَٰلِحًۭا فَلَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ ﴿62﴾
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَٱلَّذِينَ
هَادُوا۟
وَٱلنَّصَٰرَىٰ
وَٱلصَّٰبِـِٔينَ
مَنْ
ءَامَنَ
بِٱللَّهِ
وَٱلْيَوْمِ
ٱلْءَاخِرِ
وَعَمِلَ
صَٰلِحًۭا
فَلَهُمْ
أَجْرُهُمْ
عِندَ
رَبِّهِمْ
وَلَا
خَوْفٌ
عَلَيْهِمْ
وَلَا
هُمْ
يَحْزَنُونَ
Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah'a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 63 Cüz 1 • Sayfa 10
وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ ٱلطُّورَ خُذُوا۟ مَآ ءَاتَيْنَٰكُم بِقُوَّةٍۢ وَٱذْكُرُوا۟ مَا فِيهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ ﴿63﴾
وَإِذْ
أَخَذْنَا
مِيثَٰقَكُمْ
وَرَفَعْنَا
فَوْقَكُمُ
ٱلطُّورَ
خُذُوا۟
مَآ
ءَاتَيْنَٰكُم
بِقُوَّةٍۢ
وَٱذْكُرُوا۟
مَا
فِيهِ
لَعَلَّكُمْ
تَتَّقُونَ
Sizden kesin söz almıştık. Tur dağını yükselterek tepenize dikmiştik. "Allah'a karşı gelmekten sakınanlardan olabilmeniz için, size verdiğimiz Kitab'a kuvvetle sarılın, onda bulunanları hatırda tutun" demiştik.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 64 Cüz 1 • Sayfa 10
ثُمَّ تَوَلَّيْتُم مِّنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ ۖ فَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُۥ لَكُنتُم مِّنَ ٱلْخَٰسِرِينَ ﴿64﴾
ثُمَّ
تَوَلَّيْتُم
مِّنۢ
بَعْدِ
ذَٰلِكَ
ۖ
فَلَوْلَا
فَضْلُ
ٱللَّهِ
عَلَيْكُمْ
وَرَحْمَتُهُۥ
لَكُنتُم
مِّنَ
ٱلْخَٰسِرِينَ
Bundan sonra yine yüz çevirdiniz; eğer Allah'ın size bol nimeti ve merhameti olmasaydı, muhakkak zarara uğrayanlardan olurdunuz.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 65 Cüz 1 • Sayfa 10
وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ ٱلَّذِينَ ٱعْتَدَوْا۟ مِنكُمْ فِى ٱلسَّبْتِ فَقُلْنَا لَهُمْ كُونُوا۟ قِرَدَةً خَٰسِـِٔينَ ﴿65﴾
وَلَقَدْ
عَلِمْتُمُ
ٱلَّذِينَ
ٱعْتَدَوْا۟
مِنكُمْ
فِى
ٱلسَّبْتِ
فَقُلْنَا
لَهُمْ
كُونُوا۟
قِرَدَةً
خَٰسِـِٔينَ
İçinizden cumartesi günü azgınlık edenleri elbette biliyorsunuz. Onlara "Aşağılık birer maymun olunuz" dedik; bunu, çağdaşlarına ve sonradan geleceklere bir ceza örneği ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara öğüt olsun diye yaptık.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 66 Cüz 1 • Sayfa 10
فَجَعَلْنَٰهَا نَكَٰلًۭا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهَا وَمَا خَلْفَهَا وَمَوْعِظَةًۭ لِّلْمُتَّقِينَ ﴿66﴾
فَجَعَلْنَٰهَا
نَكَٰلًۭا
لِّمَا
بَيْنَ
يَدَيْهَا
وَمَا
خَلْفَهَا
وَمَوْعِظَةًۭ
لِّلْمُتَّقِينَ
İçinizden cumartesi günü azgınlık edenleri elbette biliyorsunuz. Onlara "Aşağılık birer maymun olunuz" dedik; bunu, çağdaşlarına ve sonradan geleceklere bir ceza örneği ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara öğüt olsun diye yaptık.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 67 Cüz 1 • Sayfa 10
وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ يَأْمُرُكُمْ أَن تَذْبَحُوا۟ بَقَرَةًۭ ۖ قَالُوٓا۟ أَتَتَّخِذُنَا هُزُوًۭا ۖ قَالَ أَعُوذُ بِٱللَّهِ أَنْ أَكُونَ مِنَ ٱلْجَٰهِلِينَ ﴿67﴾
وَإِذْ
قَالَ
مُوسَىٰ
لِقَوْمِهِۦٓ
إِنَّ
ٱللَّهَ
يَأْمُرُكُمْ
أَن
تَذْبَحُوا۟
بَقَرَةًۭ
ۖ
قَالُوٓا۟
أَتَتَّخِذُنَا
هُزُوًۭا
ۖ
قَالَ
أَعُوذُ
بِٱللَّهِ
أَنْ
أَكُونَ
مِنَ
ٱلْجَٰهِلِينَ
Musa milletine: "Allah muhakkak bir sığır boğazlamanızı buyuruyor" demişti; "Bizi alaya mı alıyorsun?" dediklerinde de: "Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 68 Cüz 1 • Sayfa 10
قَالُوا۟ ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّن لَّنَا مَا هِىَ ۚ قَالَ إِنَّهُۥ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌۭ لَّا فَارِضٌۭ وَلَا بِكْرٌ عَوَانٌۢ بَيْنَ ذَٰلِكَ ۖ فَٱفْعَلُوا۟ مَا تُؤْمَرُونَ ﴿68﴾
قَالُوا۟
ٱدْعُ
لَنَا
رَبَّكَ
يُبَيِّن
لَّنَا
مَا
هِىَ
ۚ
قَالَ
إِنَّهُۥ
يَقُولُ
إِنَّهَا
بَقَرَةٌۭ
لَّا
فَارِضٌۭ
وَلَا
بِكْرٌ
عَوَانٌۢ
بَيْنَ
ذَٰلِكَ
ۖ
فَٱفْعَلُوا۟
مَا
تُؤْمَرُونَ
"Rabbine bizim adımıza yalvar da onun mahiyetini bize bildirsin" dediler, "O, onun ne pek kart, ne pek körpe, ikisi ortası bir sığır olduğunu söylüyor, size emrolunanı yapın" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 69 Cüz 1 • Sayfa 10
قَالُوا۟ ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّن لَّنَا مَا لَوْنُهَا ۚ قَالَ إِنَّهُۥ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌۭ صَفْرَآءُ فَاقِعٌۭ لَّوْنُهَا تَسُرُّ ٱلنَّٰظِرِينَ ﴿69﴾
قَالُوا۟
ٱدْعُ
لَنَا
رَبَّكَ
يُبَيِّن
لَّنَا
مَا
لَوْنُهَا
ۚ
قَالَ
إِنَّهُۥ
يَقُولُ
إِنَّهَا
بَقَرَةٌۭ
صَفْرَآءُ
فَاقِعٌۭ
لَّوْنُهَا
تَسُرُّ
ٱلنَّٰظِرِينَ
"Rabbine bizim adımıza yalvar da ne renk olduğunu bize bildirsin" dediler. "O, onun, bakanların içini açan parlak sarı renkli bir sığır olduğunu söylüyor" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 70 Cüz 1 • Sayfa 11
قَالُوا۟ ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّن لَّنَا مَا هِىَ إِنَّ ٱلْبَقَرَ تَشَٰبَهَ عَلَيْنَا وَإِنَّآ إِن شَآءَ ٱللَّهُ لَمُهْتَدُونَ ﴿70﴾
قَالُوا۟
ٱدْعُ
لَنَا
رَبَّكَ
يُبَيِّن
لَّنَا
مَا
هِىَ
إِنَّ
ٱلْبَقَرَ
تَشَٰبَهَ
عَلَيْنَا
وَإِنَّآ
إِن
شَآءَ
ٱللَّهُ
لَمُهْتَدُونَ
"Rabbine bizim adımıza yalvar da, mahiyetini bize bildirsin, çünkü sığırlar, bizce, birbirine benzemektedir. Allah dilerse biz şüphesiz doğruyu bulmuş oluruz" dediler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 71 Cüz 1 • Sayfa 11
قَالَ إِنَّهُۥ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌۭ لَّا ذَلُولٌۭ تُثِيرُ ٱلْأَرْضَ وَلَا تَسْقِى ٱلْحَرْثَ مُسَلَّمَةٌۭ لَّا شِيَةَ فِيهَا ۚ قَالُوا۟ ٱلْـَٰٔنَ جِئْتَ بِٱلْحَقِّ ۚ فَذَبَحُوهَا وَمَا كَادُوا۟ يَفْعَلُونَ ﴿71﴾
قَالَ
إِنَّهُۥ
يَقُولُ
إِنَّهَا
بَقَرَةٌۭ
لَّا
ذَلُولٌۭ
تُثِيرُ
ٱلْأَرْضَ
وَلَا
تَسْقِى
ٱلْحَرْثَ
مُسَلَّمَةٌۭ
لَّا
شِيَةَ
فِيهَا
ۚ
قَالُوا۟
ٱلْـَٰٔنَ
جِئْتَ
بِٱلْحَقِّ
ۚ
فَذَبَحُوهَا
وَمَا
كَادُوا۟
يَفْعَلُونَ
"Yeri sürüp, ekini sulayarak boyunduruk altında ezilmemiş, kusursuz, alacasız bir sığır olduğunu söylüyor" dedi. "Şimdi gerçeği bildirdin" deyip sığırı boğazladılar; az kalsın bunu yapmayacaklardı.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 72 Cüz 1 • Sayfa 11
وَإِذْ قَتَلْتُمْ نَفْسًۭا فَٱدَّٰرَْٰٔتُمْ فِيهَا ۖ وَٱللَّهُ مُخْرِجٌۭ مَّا كُنتُمْ تَكْتُمُونَ ﴿72﴾
وَإِذْ
قَتَلْتُمْ
نَفْسًۭا
فَٱدَّٰرَْٰٔتُمْ
فِيهَا
ۖ
وَٱللَّهُ
مُخْرِجٌۭ
مَّا
كُنتُمْ
تَكْتُمُونَ
Siz bir kimseyi öldürmüş ve bunu birbirinize atmıştınız; oysa Allah gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktı.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 73 Cüz 1 • Sayfa 11
فَقُلْنَا ٱضْرِبُوهُ بِبَعْضِهَا ۚ كَذَٰلِكَ يُحْىِ ٱللَّهُ ٱلْمَوْتَىٰ وَيُرِيكُمْ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ ﴿73﴾
فَقُلْنَا
ٱضْرِبُوهُ
بِبَعْضِهَا
ۚ
كَذَٰلِكَ
يُحْىِ
ٱللَّهُ
ٱلْمَوْتَىٰ
وَيُرِيكُمْ
ءَايَٰتِهِۦ
لَعَلَّكُمْ
تَعْقِلُونَ
"Sığırın bir parçasıyla ona vurun" dedik. İşte böylece Allah ölüleri diriltir ve aklınızı kullanasınız diye size ayetlerini gösterir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 74 Cüz 1 • Sayfa 11
ثُمَّ قَسَتْ قُلُوبُكُم مِّنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ فَهِىَ كَٱلْحِجَارَةِ أَوْ أَشَدُّ قَسْوَةًۭ ۚ وَإِنَّ مِنَ ٱلْحِجَارَةِ لَمَا يَتَفَجَّرُ مِنْهُ ٱلْأَنْهَٰرُ ۚ وَإِنَّ مِنْهَا لَمَا يَشَّقَّقُ فَيَخْرُجُ مِنْهُ ٱلْمَآءُ ۚ وَإِنَّ مِنْهَا لَمَا يَهْبِطُ مِنْ خَشْيَةِ ٱللَّهِ ۗ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ ﴿74﴾
ثُمَّ
قَسَتْ
قُلُوبُكُم
مِّنۢ
بَعْدِ
ذَٰلِكَ
فَهِىَ
كَٱلْحِجَارَةِ
أَوْ
أَشَدُّ
قَسْوَةًۭ
ۚ
وَإِنَّ
مِنَ
ٱلْحِجَارَةِ
لَمَا
يَتَفَجَّرُ
مِنْهُ
ٱلْأَنْهَٰرُ
ۚ
وَإِنَّ
مِنْهَا
لَمَا
يَشَّقَّقُ
فَيَخْرُجُ
مِنْهُ
ٱلْمَآءُ
ۚ
وَإِنَّ
مِنْهَا
لَمَا
يَهْبِطُ
مِنْ
خَشْيَةِ
ٱللَّهِ
ۗ
وَمَا
ٱللَّهُ
بِغَٰفِلٍ
عَمَّا
تَعْمَلُونَ
Sonra kalbleriniz yine katılaştı, taş gibi, hatta daha da katı oldu. Nitekim taşlar arasında kendisinden ırmaklar fışkıran vardır; yarılıp su çıkan vardır; Allah korkusundan yuvarlananlar vardır. Allah yaptıklarınızı bilmez değildir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 75 Cüz 1 • Sayfa 11
۞ أَفَتَطْمَعُونَ أَن يُؤْمِنُوا۟ لَكُمْ وَقَدْ كَانَ فَرِيقٌۭ مِّنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلَٰمَ ٱللَّهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُۥ مِنۢ بَعْدِ مَا عَقَلُوهُ وَهُمْ يَعْلَمُونَ ﴿75﴾
۞
أَفَتَطْمَعُونَ
أَن
يُؤْمِنُوا۟
لَكُمْ
وَقَدْ
كَانَ
فَرِيقٌۭ
مِّنْهُمْ
يَسْمَعُونَ
كَلَٰمَ
ٱللَّهِ
ثُمَّ
يُحَرِّفُونَهُۥ
مِنۢ
بَعْدِ
مَا
عَقَلُوهُ
وَهُمْ
يَعْلَمُونَ
Size inanacaklarını umuyor musunuz? Oysa onlardan bir takımı Allah'ın sözünü işitiyor, ona akılları yattıktan sonra, bile bile onu tahrif ediyorlardı.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 76 Cüz 1 • Sayfa 11
وَإِذَا لَقُوا۟ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَإِذَا خَلَا بَعْضُهُمْ إِلَىٰ بَعْضٍۢ قَالُوٓا۟ أَتُحَدِّثُونَهُم بِمَا فَتَحَ ٱللَّهُ عَلَيْكُمْ لِيُحَآجُّوكُم بِهِۦ عِندَ رَبِّكُمْ ۚ أَفَلَا تَعْقِلُونَ ﴿76﴾
وَإِذَا
لَقُوا۟
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
قَالُوٓا۟
ءَامَنَّا
وَإِذَا
خَلَا
بَعْضُهُمْ
إِلَىٰ
بَعْضٍۢ
قَالُوٓا۟
أَتُحَدِّثُونَهُم
بِمَا
فَتَحَ
ٱللَّهُ
عَلَيْكُمْ
لِيُحَآجُّوكُم
بِهِۦ
عِندَ
رَبِّكُمْ
ۚ
أَفَلَا
تَعْقِلُونَ
İnananlarla karşılaştıkları zaman, "İnandık" derlerdi; birbirleriyle yalnız kaldıklarında, "Rabbinizin katında size karşı hüccet göstersinler diye mi Allah'ın size açıkladığını onlara anlatıyorsunuz? Bunu akletmiyor musunuz?" derlerdi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 77 Cüz 1 • Sayfa 12
أَوَلَا يَعْلَمُونَ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ ﴿77﴾
أَوَلَا
يَعْلَمُونَ
أَنَّ
ٱللَّهَ
يَعْلَمُ
مَا
يُسِرُّونَ
وَمَا
يُعْلِنُونَ
Gizlediklerini de, açıkladıklarını da Allah'ın bildiğini bilmiyorlar mı?
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 78 Cüz 1 • Sayfa 12
وَمِنْهُمْ أُمِّيُّونَ لَا يَعْلَمُونَ ٱلْكِتَٰبَ إِلَّآ أَمَانِىَّ وَإِنْ هُمْ إِلَّا يَظُنُّونَ ﴿78﴾
وَمِنْهُمْ
أُمِّيُّونَ
لَا
يَعْلَمُونَ
ٱلْكِتَٰبَ
إِلَّآ
أَمَانِىَّ
وَإِنْ
هُمْ
إِلَّا
يَظُنُّونَ
Onların bir kısmının okuyup yazması yoktu. Kitab'ı bilmezlerdi; bildikleri sadece bir takım yalan ve kuruntulardı. Onlar ancak vehim içindedirler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 79 Cüz 1 • Sayfa 12
فَوَيْلٌۭ لِّلَّذِينَ يَكْتُبُونَ ٱلْكِتَٰبَ بِأَيْدِيهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هَٰذَا مِنْ عِندِ ٱللَّهِ لِيَشْتَرُوا۟ بِهِۦ ثَمَنًۭا قَلِيلًۭا ۖ فَوَيْلٌۭ لَّهُم مِّمَّا كَتَبَتْ أَيْدِيهِمْ وَوَيْلٌۭ لَّهُم مِّمَّا يَكْسِبُونَ ﴿79﴾
فَوَيْلٌۭ
لِّلَّذِينَ
يَكْتُبُونَ
ٱلْكِتَٰبَ
بِأَيْدِيهِمْ
ثُمَّ
يَقُولُونَ
هَٰذَا
مِنْ
عِندِ
ٱللَّهِ
لِيَشْتَرُوا۟
بِهِۦ
ثَمَنًۭا
قَلِيلًۭا
ۖ
فَوَيْلٌۭ
لَّهُم
مِّمَّا
كَتَبَتْ
أَيْدِيهِمْ
وَوَيْلٌۭ
لَّهُم
مِّمَّا
يَكْسِبُونَ
Vay, Kitabı elleriyle yazıp, sonra da onu az bir değere satmak için, "Bu Allah katındandır" diyenlere! Vay ellerinin yazdıklarına! Vay kazandıklarına!
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 80 Cüz 1 • Sayfa 12
وَقَالُوا۟ لَن تَمَسَّنَا ٱلنَّارُ إِلَّآ أَيَّامًۭا مَّعْدُودَةًۭ ۚ قُلْ أَتَّخَذْتُمْ عِندَ ٱللَّهِ عَهْدًۭا فَلَن يُخْلِفَ ٱللَّهُ عَهْدَهُۥٓ ۖ أَمْ تَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ ﴿80﴾
وَقَالُوا۟
لَن
تَمَسَّنَا
ٱلنَّارُ
إِلَّآ
أَيَّامًۭا
مَّعْدُودَةًۭ
ۚ
قُلْ
أَتَّخَذْتُمْ
عِندَ
ٱللَّهِ
عَهْدًۭا
فَلَن
يُخْلِفَ
ٱللَّهُ
عَهْدَهُۥٓ
ۖ
أَمْ
تَقُولُونَ
عَلَى
ٱللَّهِ
مَا
لَا
تَعْلَمُونَ
"Ateş bize sadece sayılı birkaç gün değecektir", derler; sor, "Allah katından siz söz mü aldınız?", eğer öyle ise Allah sözünden caymayacaktır. "Yoksa Allah'a karşı bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz?"
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 81 Cüz 1 • Sayfa 12
بَلَىٰ مَن كَسَبَ سَيِّئَةًۭ وَأَحَٰطَتْ بِهِۦ خَطِيٓـَٔتُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ ۖ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ ﴿81﴾
بَلَىٰ
مَن
كَسَبَ
سَيِّئَةًۭ
وَأَحَٰطَتْ
بِهِۦ
خَطِيٓـَٔتُهُۥ
فَأُو۟لَٰٓئِكَ
أَصْحَٰبُ
ٱلنَّارِ
ۖ
هُمْ
فِيهَا
خَٰلِدُونَ
Hayır öyle değil; kötülük işleyip suçu kendisini kuşatmış olan kimseler; cehennemlikler işte onlardır. Onlar orada temellidirler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 82 Cüz 1 • Sayfa 12
وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ ۖ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ ﴿82﴾
وَٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَعَمِلُوا۟
ٱلصَّٰلِحَٰتِ
أُو۟لَٰٓئِكَ
أَصْحَٰبُ
ٱلْجَنَّةِ
ۖ
هُمْ
فِيهَا
خَٰلِدُونَ
İnanıp yararlı işler yapan kimseler cennetlik olanlardır, onlar da orada temellidirler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 83 Cüz 1 • Sayfa 12
وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ لَا تَعْبُدُونَ إِلَّا ٱللَّهَ وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ إِحْسَانًۭا وَذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينِ وَقُولُوا۟ لِلنَّاسِ حُسْنًۭا وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ ثُمَّ تَوَلَّيْتُمْ إِلَّا قَلِيلًۭا مِّنكُمْ وَأَنتُم مُّعْرِضُونَ ﴿83﴾
وَإِذْ
أَخَذْنَا
مِيثَٰقَ
بَنِىٓ
إِسْرَٰٓءِيلَ
لَا
تَعْبُدُونَ
إِلَّا
ٱللَّهَ
وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ
إِحْسَانًۭا
وَذِى
ٱلْقُرْبَىٰ
وَٱلْيَتَٰمَىٰ
وَٱلْمَسَٰكِينِ
وَقُولُوا۟
لِلنَّاسِ
حُسْنًۭا
وَأَقِيمُوا۟
ٱلصَّلَوٰةَ
وَءَاتُوا۟
ٱلزَّكَوٰةَ
ثُمَّ
تَوَلَّيْتُمْ
إِلَّا
قَلِيلًۭا
مِّنكُمْ
وَأَنتُم
مُّعْرِضُونَ
İsrailoğullarından, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anne babaya, yakınlara, yetimlere, düşkünlere iyilik edin, insanlarla güzel güzel konuşun, namazı kılın, zekatı verin" diye söz almıştık. Sonra siz pek azınız müstesna, döndünüz; hala da yüz çevirip duruyorsunuz.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 84 Cüz 1 • Sayfa 13
وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَكُمْ لَا تَسْفِكُونَ دِمَآءَكُمْ وَلَا تُخْرِجُونَ أَنفُسَكُم مِّن دِيَٰرِكُمْ ثُمَّ أَقْرَرْتُمْ وَأَنتُمْ تَشْهَدُونَ ﴿84﴾
وَإِذْ
أَخَذْنَا
مِيثَٰقَكُمْ
لَا
تَسْفِكُونَ
دِمَآءَكُمْ
وَلَا
تُخْرِجُونَ
أَنفُسَكُم
مِّن
دِيَٰرِكُمْ
ثُمَّ
أَقْرَرْتُمْ
وَأَنتُمْ
تَشْهَدُونَ
Kanınızı dökmeyin, birbirinizi yurdunuzdan sürmeyin diye sizden söz almıştık, sonra bunu böylece kabul etmiştiniz, buna siz şahidsiniz.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 85 Cüz 1 • Sayfa 13
ثُمَّ أَنتُمْ هَٰٓؤُلَآءِ تَقْتُلُونَ أَنفُسَكُمْ وَتُخْرِجُونَ فَرِيقًۭا مِّنكُم مِّن دِيَٰرِهِمْ تَظَٰهَرُونَ عَلَيْهِم بِٱلْإِثْمِ وَٱلْعُدْوَٰنِ وَإِن يَأْتُوكُمْ أُسَٰرَىٰ تُفَٰدُوهُمْ وَهُوَ مُحَرَّمٌ عَلَيْكُمْ إِخْرَاجُهُمْ ۚ أَفَتُؤْمِنُونَ بِبَعْضِ ٱلْكِتَٰبِ وَتَكْفُرُونَ بِبَعْضٍۢ ۚ فَمَا جَزَآءُ مَن يَفْعَلُ ذَٰلِكَ مِنكُمْ إِلَّا خِزْىٌۭ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ۖ وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يُرَدُّونَ إِلَىٰٓ أَشَدِّ ٱلْعَذَابِ ۗ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ ﴿85﴾
ثُمَّ
أَنتُمْ
هَٰٓؤُلَآءِ
تَقْتُلُونَ
أَنفُسَكُمْ
وَتُخْرِجُونَ
فَرِيقًۭا
مِّنكُم
مِّن
دِيَٰرِهِمْ
تَظَٰهَرُونَ
عَلَيْهِم
بِٱلْإِثْمِ
وَٱلْعُدْوَٰنِ
وَإِن
يَأْتُوكُمْ
أُسَٰرَىٰ
تُفَٰدُوهُمْ
وَهُوَ
مُحَرَّمٌ
عَلَيْكُمْ
إِخْرَاجُهُمْ
ۚ
أَفَتُؤْمِنُونَ
بِبَعْضِ
ٱلْكِتَٰبِ
وَتَكْفُرُونَ
بِبَعْضٍۢ
ۚ
فَمَا
جَزَآءُ
مَن
يَفْعَلُ
ذَٰلِكَ
مِنكُمْ
إِلَّا
خِزْىٌۭ
فِى
ٱلْحَيَوٰةِ
ٱلدُّنْيَا
ۖ
وَيَوْمَ
ٱلْقِيَٰمَةِ
يُرَدُّونَ
إِلَىٰٓ
أَشَدِّ
ٱلْعَذَابِ
ۗ
وَمَا
ٱللَّهُ
بِغَٰفِلٍ
عَمَّا
تَعْمَلُونَ
Sonra siz, birbirinizi öldüren, aranızdan bir takımı memleketlerinden süren, onlara karşı günah ve düşmanlıkta birleşen, onları çıkarmak haramken size esir olarak geldiklerinde fidyelerini vermeye kalkan kimselersiniz. Kitabın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Aranızda böyle yapanın cezası ancak dünya hayatında rezil olmaktır. Ahiret gününde de azabın en şiddetlisine onlar uğratılırlar. Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 86 Cüz 1 • Sayfa 13
أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ٱشْتَرَوُا۟ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا بِٱلْءَاخِرَةِ ۖ فَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ ٱلْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ ﴿86﴾
أُو۟لَٰٓئِكَ
ٱلَّذِينَ
ٱشْتَرَوُا۟
ٱلْحَيَوٰةَ
ٱلدُّنْيَا
بِٱلْءَاخِرَةِ
ۖ
فَلَا
يُخَفَّفُ
عَنْهُمُ
ٱلْعَذَابُ
وَلَا
هُمْ
يُنصَرُونَ
Onlar ahiret karşılığında dünya hayatını satın alan kimselerdir, bu yüzden azabları hafifletilmez, onlar yardım da görmezler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 87 Cüz 1 • Sayfa 13
وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ وَقَفَّيْنَا مِنۢ بَعْدِهِۦ بِٱلرُّسُلِ ۖ وَءَاتَيْنَا عِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ ٱلْبَيِّنَٰتِ وَأَيَّدْنَٰهُ بِرُوحِ ٱلْقُدُسِ ۗ أَفَكُلَّمَا جَآءَكُمْ رَسُولٌۢ بِمَا لَا تَهْوَىٰٓ أَنفُسُكُمُ ٱسْتَكْبَرْتُمْ فَفَرِيقًۭا كَذَّبْتُمْ وَفَرِيقًۭا تَقْتُلُونَ ﴿87﴾
وَلَقَدْ
ءَاتَيْنَا
مُوسَى
ٱلْكِتَٰبَ
وَقَفَّيْنَا
مِنۢ
بَعْدِهِۦ
بِٱلرُّسُلِ
ۖ
وَءَاتَيْنَا
عِيسَى
ٱبْنَ
مَرْيَمَ
ٱلْبَيِّنَٰتِ
وَأَيَّدْنَٰهُ
بِرُوحِ
ٱلْقُدُسِ
ۗ
أَفَكُلَّمَا
جَآءَكُمْ
رَسُولٌۢ
بِمَا
لَا
تَهْوَىٰٓ
أَنفُسُكُمُ
ٱسْتَكْبَرْتُمْ
فَفَرِيقًۭا
كَذَّبْتُمْ
وَفَرِيقًۭا
تَقْتُلُونَ
And olsun ki, Musa'ya kitap verdik, ondan sonra ardarda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya belgeler verdik, onu Ruhul Kudüs ile destekledik. Size bir peygamber nefsinizin hoşlanmadığı bir şey getirdikçe, büyüklük taslayarak, bir kısmını yalancı sayıp, bir kısmını öldürür müsünüz?
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 88 Cüz 1 • Sayfa 13
وَقَالُوا۟ قُلُوبُنَا غُلْفٌۢ ۚ بَل لَّعَنَهُمُ ٱللَّهُ بِكُفْرِهِمْ فَقَلِيلًۭا مَّا يُؤْمِنُونَ ﴿88﴾
وَقَالُوا۟
قُلُوبُنَا
غُلْفٌۢ
ۚ
بَل
لَّعَنَهُمُ
ٱللَّهُ
بِكُفْرِهِمْ
فَقَلِيلًۭا
مَّا
يُؤْمِنُونَ
"Kalplerimiz perdelidir" dediler, hayır, Allah inkarlarından dolayı onları lanetlemiştir. Onların pek azı inanırlar.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 89 Cüz 1 • Sayfa 14
وَلَمَّا جَآءَهُمْ كِتَٰبٌۭ مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ مُصَدِّقٌۭ لِّمَا مَعَهُمْ وَكَانُوا۟ مِن قَبْلُ يَسْتَفْتِحُونَ عَلَى ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَلَمَّا جَآءَهُم مَّا عَرَفُوا۟ كَفَرُوا۟ بِهِۦ ۚ فَلَعْنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ ﴿89﴾
وَلَمَّا
جَآءَهُمْ
كِتَٰبٌۭ
مِّنْ
عِندِ
ٱللَّهِ
مُصَدِّقٌۭ
لِّمَا
مَعَهُمْ
وَكَانُوا۟
مِن
قَبْلُ
يَسْتَفْتِحُونَ
عَلَى
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
فَلَمَّا
جَآءَهُم
مَّا
عَرَفُوا۟
كَفَرُوا۟
بِهِۦ
ۚ
فَلَعْنَةُ
ٱللَّهِ
عَلَى
ٱلْكَٰفِرِينَ
Vaktaki Allah katından onlara, kendilerinde olanı tasdik eden Kitap geldi ki onlar bundan önceleri, inkar edenlere karşı kendilerine yardım gelmesini beklerlerdi, bildikleri gelince onu inkar ettiler. Allah'ın laneti, inkar edenlerin üzerine olsun.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 90 Cüz 1 • Sayfa 14
بِئْسَمَا ٱشْتَرَوْا۟ بِهِۦٓ أَنفُسَهُمْ أَن يَكْفُرُوا۟ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بَغْيًا أَن يُنَزِّلَ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ ۖ فَبَآءُو بِغَضَبٍ عَلَىٰ غَضَبٍۢ ۚ وَلِلْكَٰفِرِينَ عَذَابٌۭ مُّهِينٌۭ ﴿90﴾
بِئْسَمَا
ٱشْتَرَوْا۟
بِهِۦٓ
أَنفُسَهُمْ
أَن
يَكْفُرُوا۟
بِمَآ
أَنزَلَ
ٱللَّهُ
بَغْيًا
أَن
يُنَزِّلَ
ٱللَّهُ
مِن
فَضْلِهِۦ
عَلَىٰ
مَن
يَشَآءُ
مِنْ
عِبَادِهِۦ
ۖ
فَبَآءُو
بِغَضَبٍ
عَلَىٰ
غَضَبٍۢ
ۚ
وَلِلْكَٰفِرِينَ
عَذَابٌۭ
مُّهِينٌۭ
Allah'ın kullarından dilediğine, bol ihsanından indirmesini çekemeyerek, Allah'ın indirdiğini inkar etmekle, kendilerini ne kötü bir şey karşılığında sattılar. Bu yüzden gazab üstüne gazaba uğradılar. Kafirlere alçaltıcı bir azab vardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 91 Cüz 1 • Sayfa 14
وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ ءَامِنُوا۟ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ قَالُوا۟ نُؤْمِنُ بِمَآ أُنزِلَ عَلَيْنَا وَيَكْفُرُونَ بِمَا وَرَآءَهُۥ وَهُوَ ٱلْحَقُّ مُصَدِّقًۭا لِّمَا مَعَهُمْ ۗ قُلْ فَلِمَ تَقْتُلُونَ أَنۢبِيَآءَ ٱللَّهِ مِن قَبْلُ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ ﴿91﴾
وَإِذَا
قِيلَ
لَهُمْ
ءَامِنُوا۟
بِمَآ
أَنزَلَ
ٱللَّهُ
قَالُوا۟
نُؤْمِنُ
بِمَآ
أُنزِلَ
عَلَيْنَا
وَيَكْفُرُونَ
بِمَا
وَرَآءَهُۥ
وَهُوَ
ٱلْحَقُّ
مُصَدِّقًۭا
لِّمَا
مَعَهُمْ
ۗ
قُلْ
فَلِمَ
تَقْتُلُونَ
أَنۢبِيَآءَ
ٱللَّهِ
مِن
قَبْلُ
إِن
كُنتُم
مُّؤْمِنِينَ
Onlara, "Allah'ın indirdiğine inanın" denildiğinde "Bize indirilene inanırız" deyip ondan sonra gelen Kuran'ı inkar ederler; halbuki o, ellerinde bulunan Tevrat'ı tasdik eden hak bir Kitap'dır. Onlara "Eğer inanıyor idiyseniz niçin daha önce Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?" diye sor.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 92 Cüz 1 • Sayfa 14
۞ وَلَقَدْ جَآءَكُم مُّوسَىٰ بِٱلْبَيِّنَٰتِ ثُمَّ ٱتَّخَذْتُمُ ٱلْعِجْلَ مِنۢ بَعْدِهِۦ وَأَنتُمْ ظَٰلِمُونَ ﴿92﴾
۞
وَلَقَدْ
جَآءَكُم
مُّوسَىٰ
بِٱلْبَيِّنَٰتِ
ثُمَّ
ٱتَّخَذْتُمُ
ٱلْعِجْلَ
مِنۢ
بَعْدِهِۦ
وَأَنتُمْ
ظَٰلِمُونَ
And olsun ki, Musa size mucizeler getirdi, sonra ardından kendinize yazık ederek buzağıyı tanrı olarak benimsediniz.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 93 Cüz 1 • Sayfa 14
وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ ٱلطُّورَ خُذُوا۟ مَآ ءَاتَيْنَٰكُم بِقُوَّةٍۢ وَٱسْمَعُوا۟ ۖ قَالُوا۟ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَأُشْرِبُوا۟ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلْعِجْلَ بِكُفْرِهِمْ ۚ قُلْ بِئْسَمَا يَأْمُرُكُم بِهِۦٓ إِيمَٰنُكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ ﴿93﴾
وَإِذْ
أَخَذْنَا
مِيثَٰقَكُمْ
وَرَفَعْنَا
فَوْقَكُمُ
ٱلطُّورَ
خُذُوا۟
مَآ
ءَاتَيْنَٰكُم
بِقُوَّةٍۢ
وَٱسْمَعُوا۟
ۖ
قَالُوا۟
سَمِعْنَا
وَعَصَيْنَا
وَأُشْرِبُوا۟
فِى
قُلُوبِهِمُ
ٱلْعِجْلَ
بِكُفْرِهِمْ
ۚ
قُلْ
بِئْسَمَا
يَأْمُرُكُم
بِهِۦٓ
إِيمَٰنُكُمْ
إِن
كُنتُم
مُّؤْمِنِينَ
Sizden kesin söz almış ve Tur'u tepenize dikmiştik, "Size verdiğimize kuvvetle sarılın ve dinleyin" demiştik "İşittik ve karşı geldik" dediler de inkarları yüzünden buzağı sevgisi kalblerine sindirildi. De ki, "Eğer inanmışsanız, imanınız size ne kötü şey emrediyor?"
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 94 Cüz 1 • Sayfa 15
قُلْ إِن كَانَتْ لَكُمُ ٱلدَّارُ ٱلْءَاخِرَةُ عِندَ ٱللَّهِ خَالِصَةًۭ مِّن دُونِ ٱلنَّاسِ فَتَمَنَّوُا۟ ٱلْمَوْتَ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ ﴿94﴾
قُلْ
إِن
كَانَتْ
لَكُمُ
ٱلدَّارُ
ٱلْءَاخِرَةُ
عِندَ
ٱللَّهِ
خَالِصَةًۭ
مِّن
دُونِ
ٱلنَّاسِ
فَتَمَنَّوُا۟
ٱلْمَوْتَ
إِن
كُنتُمْ
صَٰدِقِينَ
De ki, "Eğer ahiret yurdu Allah katında başkalarına değil de yalnız size mahsus ise ve eğer doğru sözlü iseniz, ölümü dilesenize!"
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 95 Cüz 1 • Sayfa 15
وَلَن يَتَمَنَّوْهُ أَبَدًۢا بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلظَّٰلِمِينَ ﴿95﴾
وَلَن
يَتَمَنَّوْهُ
أَبَدًۢا
بِمَا
قَدَّمَتْ
أَيْدِيهِمْ
ۗ
وَٱللَّهُ
عَلِيمٌۢ
بِٱلظَّٰلِمِينَ
Bunu, önceden işlediklerinden ötürü, asla dilemeyeceklerdir. Allah zalimleri bilir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 96 Cüz 1 • Sayfa 15
وَلَتَجِدَنَّهُمْ أَحْرَصَ ٱلنَّاسِ عَلَىٰ حَيَوٰةٍۢ وَمِنَ ٱلَّذِينَ أَشْرَكُوا۟ ۚ يَوَدُّ أَحَدُهُمْ لَوْ يُعَمَّرُ أَلْفَ سَنَةٍۢ وَمَا هُوَ بِمُزَحْزِحِهِۦ مِنَ ٱلْعَذَابِ أَن يُعَمَّرَ ۗ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِمَا يَعْمَلُونَ ﴿96﴾
وَلَتَجِدَنَّهُمْ
أَحْرَصَ
ٱلنَّاسِ
عَلَىٰ
حَيَوٰةٍۢ
وَمِنَ
ٱلَّذِينَ
أَشْرَكُوا۟
ۚ
يَوَدُّ
أَحَدُهُمْ
لَوْ
يُعَمَّرُ
أَلْفَ
سَنَةٍۢ
وَمَا
هُوَ
بِمُزَحْزِحِهِۦ
مِنَ
ٱلْعَذَابِ
أَن
يُعَمَّرَ
ۗ
وَٱللَّهُ
بَصِيرٌۢ
بِمَا
يَعْمَلُونَ
And olsun ki, onların hayata diğer insanlardan ve hatta Allah'a eş koşanlardan da daha düşkün olduklarını görürsün. Her biri ömrünün bin yıl olmasını ister. Oysa uzun ömürlü olması onu azabdan uzaklaştırmaz. Allah onların yaptıklarını görür.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 97 Cüz 1 • Sayfa 15
قُلْ مَن كَانَ عَدُوًّۭا لِّجِبْرِيلَ فَإِنَّهُۥ نَزَّلَهُۥ عَلَىٰ قَلْبِكَ بِإِذْنِ ٱللَّهِ مُصَدِّقًۭا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَهُدًۭى وَبُشْرَىٰ لِلْمُؤْمِنِينَ ﴿97﴾
قُلْ
مَن
كَانَ
عَدُوًّۭا
لِّجِبْرِيلَ
فَإِنَّهُۥ
نَزَّلَهُۥ
عَلَىٰ
قَلْبِكَ
بِإِذْنِ
ٱللَّهِ
مُصَدِّقًۭا
لِّمَا
بَيْنَ
يَدَيْهِ
وَهُدًۭى
وَبُشْرَىٰ
لِلْمُؤْمِنِينَ
De ki, "Cebrail'e düşman olan kimse Allah'a düşmandır", çünkü O, Kuran'ı Allah'ın izniyle kendinden öncekini tasdik ederek, yol gösterici ve inananlara müjdeci olarak senin kalbine indirmiştir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 98 Cüz 1 • Sayfa 15
مَن كَانَ عَدُوًّۭا لِّلَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَرُسُلِهِۦ وَجِبْرِيلَ وَمِيكَىٰلَ فَإِنَّ ٱللَّهَ عَدُوٌّۭ لِّلْكَٰفِرِينَ ﴿98﴾
مَن
كَانَ
عَدُوًّۭا
لِّلَّهِ
وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ
وَرُسُلِهِۦ
وَجِبْرِيلَ
وَمِيكَىٰلَ
فَإِنَّ
ٱللَّهَ
عَدُوٌّۭ
لِّلْكَٰفِرِينَ
Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail'e ve Mikail'e düşman olan kimse inkar etmiş olur. Allah şüphesiz, inkar edenlerin düşmanıdır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 99 Cüz 1 • Sayfa 15
وَلَقَدْ أَنزَلْنَآ إِلَيْكَ ءَايَٰتٍۭ بَيِّنَٰتٍۢ ۖ وَمَا يَكْفُرُ بِهَآ إِلَّا ٱلْفَٰسِقُونَ ﴿99﴾
وَلَقَدْ
أَنزَلْنَآ
إِلَيْكَ
ءَايَٰتٍۭ
بَيِّنَٰتٍۢ
ۖ
وَمَا
يَكْفُرُ
بِهَآ
إِلَّا
ٱلْفَٰسِقُونَ
And olsun ki, sana apaçık ayetler indirdik. Onları sadece yoldan çıkmışlar inkar eder.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 100 Cüz 1 • Sayfa 15
أَوَكُلَّمَا عَٰهَدُوا۟ عَهْدًۭا نَّبَذَهُۥ فَرِيقٌۭ مِّنْهُم ۚ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ ﴿100﴾
أَوَكُلَّمَا
عَٰهَدُوا۟
عَهْدًۭا
نَّبَذَهُۥ
فَرِيقٌۭ
مِّنْهُم
ۚ
بَلْ
أَكْثَرُهُمْ
لَا
يُؤْمِنُونَ
Onlar, her ne zaman bir ahidde bulunmuşlarsa içlerinden bir takımı onu bozmamış mıdır? Zaten onların çoğu inanmazlar.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 101 Cüz 1 • Sayfa 15
وَلَمَّا جَآءَهُمْ رَسُولٌۭ مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ مُصَدِّقٌۭ لِّمَا مَعَهُمْ نَبَذَ فَرِيقٌۭ مِّنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ كِتَٰبَ ٱللَّهِ وَرَآءَ ظُهُورِهِمْ كَأَنَّهُمْ لَا يَعْلَمُونَ ﴿101﴾
وَلَمَّا
جَآءَهُمْ
رَسُولٌۭ
مِّنْ
عِندِ
ٱللَّهِ
مُصَدِّقٌۭ
لِّمَا
مَعَهُمْ
نَبَذَ
فَرِيقٌۭ
مِّنَ
ٱلَّذِينَ
أُوتُوا۟
ٱلْكِتَٰبَ
كِتَٰبَ
ٱللَّهِ
وَرَآءَ
ظُهُورِهِمْ
كَأَنَّهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
Yanlarındakini doğrulayan bir Peygamber, Allah katından onlara gelince Kitap verilenlerden bir takımı, bilmiyorlarmış gibi, Allah'ın Kitabı'nı arkalarına attılar.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 102 Cüz 1 • Sayfa 16
وَٱتَّبَعُوا۟ مَا تَتْلُوا۟ ٱلشَّيَٰطِينُ عَلَىٰ مُلْكِ سُلَيْمَٰنَ ۖ وَمَا كَفَرَ سُلَيْمَٰنُ وَلَٰكِنَّ ٱلشَّيَٰطِينَ كَفَرُوا۟ يُعَلِّمُونَ ٱلنَّاسَ ٱلسِّحْرَ وَمَآ أُنزِلَ عَلَى ٱلْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَٰرُوتَ وَمَٰرُوتَ ۚ وَمَا يُعَلِّمَانِ مِنْ أَحَدٍ حَتَّىٰ يَقُولَآ إِنَّمَا نَحْنُ فِتْنَةٌۭ فَلَا تَكْفُرْ ۖ فَيَتَعَلَّمُونَ مِنْهُمَا مَا يُفَرِّقُونَ بِهِۦ بَيْنَ ٱلْمَرْءِ وَزَوْجِهِۦ ۚ وَمَا هُم بِضَآرِّينَ بِهِۦ مِنْ أَحَدٍ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۚ وَيَتَعَلَّمُونَ مَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنفَعُهُمْ ۚ وَلَقَدْ عَلِمُوا۟ لَمَنِ ٱشْتَرَىٰهُ مَا لَهُۥ فِى ٱلْءَاخِرَةِ مِنْ خَلَٰقٍۢ ۚ وَلَبِئْسَ مَا شَرَوْا۟ بِهِۦٓ أَنفُسَهُمْ ۚ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ ﴿102﴾
وَٱتَّبَعُوا۟
مَا
تَتْلُوا۟
ٱلشَّيَٰطِينُ
عَلَىٰ
مُلْكِ
سُلَيْمَٰنَ
ۖ
وَمَا
كَفَرَ
سُلَيْمَٰنُ
وَلَٰكِنَّ
ٱلشَّيَٰطِينَ
كَفَرُوا۟
يُعَلِّمُونَ
ٱلنَّاسَ
ٱلسِّحْرَ
وَمَآ
أُنزِلَ
عَلَى
ٱلْمَلَكَيْنِ
بِبَابِلَ
هَٰرُوتَ
وَمَٰرُوتَ
ۚ
وَمَا
يُعَلِّمَانِ
مِنْ
أَحَدٍ
حَتَّىٰ
يَقُولَآ
إِنَّمَا
نَحْنُ
فِتْنَةٌۭ
فَلَا
تَكْفُرْ
ۖ
فَيَتَعَلَّمُونَ
مِنْهُمَا
مَا
يُفَرِّقُونَ
بِهِۦ
بَيْنَ
ٱلْمَرْءِ
وَزَوْجِهِۦ
ۚ
وَمَا
هُم
بِضَآرِّينَ
بِهِۦ
مِنْ
أَحَدٍ
إِلَّا
بِإِذْنِ
ٱللَّهِ
ۚ
وَيَتَعَلَّمُونَ
مَا
يَضُرُّهُمْ
وَلَا
يَنفَعُهُمْ
ۚ
وَلَقَدْ
عَلِمُوا۟
لَمَنِ
ٱشْتَرَىٰهُ
مَا
لَهُۥ
فِى
ٱلْءَاخِرَةِ
مِنْ
خَلَٰقٍۢ
ۚ
وَلَبِئْسَ
مَا
شَرَوْا۟
بِهِۦٓ
أَنفُسَهُمْ
ۚ
لَوْ
كَانُوا۟
يَعْلَمُونَ
Şeytanların Süleyman'ın hükümdarlığı hakkında söylediklerine uydular. Oysa Süleyman kafir değildi, ama insanlara sihri öğreten şeytanlar kafir olmuşlardı. Babil'de, melek denilen Harut ve Marut'a bir şey indirilmemişti. Bu ikisi "Biz sadece imtihan ediyoruz, sakın inkar etme" demedikçe kimseye bir şey öğretmezlerdi. Halbuki bu ikisinden, koca ile karısının arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Oysa Allah'ın izni olmadıkça onlar kimseye zarar veremezlerdi. Kendilerine zarar verecek, faydalı olmayacak şeyler öğreniyorlardı. And olsun ki, onu satın alanın ahiretten bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şeyin ne kötü olduğunu keşke bilselerdi!
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 103 Cüz 1 • Sayfa 16
وَلَوْ أَنَّهُمْ ءَامَنُوا۟ وَٱتَّقَوْا۟ لَمَثُوبَةٌۭ مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ خَيْرٌۭ ۖ لَّوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ ﴿103﴾
وَلَوْ
أَنَّهُمْ
ءَامَنُوا۟
وَٱتَّقَوْا۟
لَمَثُوبَةٌۭ
مِّنْ
عِندِ
ٱللَّهِ
خَيْرٌۭ
ۖ
لَّوْ
كَانُوا۟
يَعْلَمُونَ
Onlar inanıp, Allah'a karşı gelmekten sakınsalardı, Allah katından olan sevab daha hayırlı olurdu. Keşke bilselerdi!
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 104 Cüz 1 • Sayfa 16
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَقُولُوا۟ رَٰعِنَا وَقُولُوا۟ ٱنظُرْنَا وَٱسْمَعُوا۟ ۗ وَلِلْكَٰفِرِينَ عَذَابٌ أَلِيمٌۭ ﴿104﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
لَا
تَقُولُوا۟
رَٰعِنَا
وَقُولُوا۟
ٱنظُرْنَا
وَٱسْمَعُوا۟
ۗ
وَلِلْكَٰفِرِينَ
عَذَابٌ
أَلِيمٌۭ
Ey inananlar! Peygamber'e, "Bizi de dinle" (raina; kötü anlama gelebilecek söz) demeyin, "Bizi gözet" (unzurna) deyin ve dinleyin, inkar edenlere elem verici azab vardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 105 Cüz 1 • Sayfa 16
مَّا يَوَدُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ وَلَا ٱلْمُشْرِكِينَ أَن يُنَزَّلَ عَلَيْكُم مِّنْ خَيْرٍۢ مِّن رَّبِّكُمْ ۗ وَٱللَّهُ يَخْتَصُّ بِرَحْمَتِهِۦ مَن يَشَآءُ ۚ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ ﴿105﴾
مَّا
يَوَدُّ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
مِنْ
أَهْلِ
ٱلْكِتَٰبِ
وَلَا
ٱلْمُشْرِكِينَ
أَن
يُنَزَّلَ
عَلَيْكُم
مِّنْ
خَيْرٍۢ
مِّن
رَّبِّكُمْ
ۗ
وَٱللَّهُ
يَخْتَصُّ
بِرَحْمَتِهِۦ
مَن
يَشَآءُ
ۚ
وَٱللَّهُ
ذُو
ٱلْفَضْلِ
ٱلْعَظِيمِ
Kitap ehlinden ve Allah'a eş koşanlardan inkar edenler, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini istemezler. Allah, rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah büyük nimet sahibidir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 106 Cüz 1 • Sayfa 17
۞ مَا نَنسَخْ مِنْ ءَايَةٍ أَوْ نُنسِهَا نَأْتِ بِخَيْرٍۢ مِّنْهَآ أَوْ مِثْلِهَآ ۗ أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌ ﴿106﴾
۞
مَا
نَنسَخْ
مِنْ
ءَايَةٍ
أَوْ
نُنسِهَا
نَأْتِ
بِخَيْرٍۢ
مِّنْهَآ
أَوْ
مِثْلِهَآ
ۗ
أَلَمْ
تَعْلَمْ
أَنَّ
ٱللَّهَ
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍۢ
قَدِيرٌ
Herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya unutturursak, onun yerine daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. Allah'ın her şeye kadir olduğunu bilmez misin?
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 107 Cüz 1 • Sayfa 17
أَلَمْ تَعْلَمْ أَنَّ ٱللَّهَ لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۗ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّۢ وَلَا نَصِيرٍ ﴿107﴾
أَلَمْ
تَعْلَمْ
أَنَّ
ٱللَّهَ
لَهُۥ
مُلْكُ
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
ۗ
وَمَا
لَكُم
مِّن
دُونِ
ٱللَّهِ
مِن
وَلِىٍّۢ
وَلَا
نَصِيرٍ
Göklerin ve yerin Hükümdarlığının Allah'a aid olduğunu bilmez misin? Allah'tan başka dost ve yardımcınız yoktur.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 108 Cüz 1 • Sayfa 17
أَمْ تُرِيدُونَ أَن تَسْـَٔلُوا۟ رَسُولَكُمْ كَمَا سُئِلَ مُوسَىٰ مِن قَبْلُ ۗ وَمَن يَتَبَدَّلِ ٱلْكُفْرَ بِٱلْإِيمَٰنِ فَقَدْ ضَلَّ سَوَآءَ ٱلسَّبِيلِ ﴿108﴾
أَمْ
تُرِيدُونَ
أَن
تَسْـَٔلُوا۟
رَسُولَكُمْ
كَمَا
سُئِلَ
مُوسَىٰ
مِن
قَبْلُ
ۗ
وَمَن
يَتَبَدَّلِ
ٱلْكُفْرَ
بِٱلْإِيمَٰنِ
فَقَدْ
ضَلَّ
سَوَآءَ
ٱلسَّبِيلِ
Yoksa, daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya mı çekmek istiyorsunuz? İmanı inkarla değiştiren, şüphesiz doğru yoldan sapmış olur.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 109 Cüz 1 • Sayfa 17
وَدَّ كَثِيرٌۭ مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ لَوْ يَرُدُّونَكُم مِّنۢ بَعْدِ إِيمَٰنِكُمْ كُفَّارًا حَسَدًۭا مِّنْ عِندِ أَنفُسِهِم مِّنۢ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ ٱلْحَقُّ ۖ فَٱعْفُوا۟ وَٱصْفَحُوا۟ حَتَّىٰ يَأْتِىَ ٱللَّهُ بِأَمْرِهِۦٓ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌۭ ﴿109﴾
وَدَّ
كَثِيرٌۭ
مِّنْ
أَهْلِ
ٱلْكِتَٰبِ
لَوْ
يَرُدُّونَكُم
مِّنۢ
بَعْدِ
إِيمَٰنِكُمْ
كُفَّارًا
حَسَدًۭا
مِّنْ
عِندِ
أَنفُسِهِم
مِّنۢ
بَعْدِ
مَا
تَبَيَّنَ
لَهُمُ
ٱلْحَقُّ
ۖ
فَٱعْفُوا۟
وَٱصْفَحُوا۟
حَتَّىٰ
يَأْتِىَ
ٱللَّهُ
بِأَمْرِهِۦٓ
ۗ
إِنَّ
ٱللَّهَ
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍۢ
قَدِيرٌۭ
Kitap ehlinin çoğu, hak kendilerine apaçık belli olduktan sonra, içlerindeki çekememezlikten ötürü, sizi, inandıktan sonra küfre döndürmeyi isterler. Allah'ın emri gelene kadar onları affedin, geçin. Allah muhakkak her şeye Kadir'dir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 110 Cüz 1 • Sayfa 17
وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ ۚ وَمَا تُقَدِّمُوا۟ لِأَنفُسِكُم مِّنْ خَيْرٍۢ تَجِدُوهُ عِندَ ٱللَّهِ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌۭ ﴿110﴾
وَأَقِيمُوا۟
ٱلصَّلَوٰةَ
وَءَاتُوا۟
ٱلزَّكَوٰةَ
ۚ
وَمَا
تُقَدِّمُوا۟
لِأَنفُسِكُم
مِّنْ
خَيْرٍۢ
تَجِدُوهُ
عِندَ
ٱللَّهِ
ۗ
إِنَّ
ٱللَّهَ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
بَصِيرٌۭ
Namazı kılın, zekatı verin, kendiniz için önden gönderdiğiniz her hayrı Allah katında bulacaksınız. Allah yaptıklarınızı şüphesiz görür.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 111 Cüz 1 • Sayfa 17
وَقَالُوا۟ لَن يَدْخُلَ ٱلْجَنَّةَ إِلَّا مَن كَانَ هُودًا أَوْ نَصَٰرَىٰ ۗ تِلْكَ أَمَانِيُّهُمْ ۗ قُلْ هَاتُوا۟ بُرْهَٰنَكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ ﴿111﴾
وَقَالُوا۟
لَن
يَدْخُلَ
ٱلْجَنَّةَ
إِلَّا
مَن
كَانَ
هُودًا
أَوْ
نَصَٰرَىٰ
ۗ
تِلْكَ
أَمَانِيُّهُمْ
ۗ
قُلْ
هَاتُوا۟
بُرْهَٰنَكُمْ
إِن
كُنتُمْ
صَٰدِقِينَ
"Yahudi veya Hıristiyan olmayan kimse elbette cennete girmeyecek" dediler; bu onların kuruntularıdır. De ki: "Sözünüz doğru ise delillerinizi getirin".
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 112 Cüz 1 • Sayfa 17
بَلَىٰ مَنْ أَسْلَمَ وَجْهَهُۥ لِلَّهِ وَهُوَ مُحْسِنٌۭ فَلَهُۥٓ أَجْرُهُۥ عِندَ رَبِّهِۦ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ ﴿112﴾
بَلَىٰ
مَنْ
أَسْلَمَ
وَجْهَهُۥ
لِلَّهِ
وَهُوَ
مُحْسِنٌۭ
فَلَهُۥٓ
أَجْرُهُۥ
عِندَ
رَبِّهِۦ
وَلَا
خَوْفٌ
عَلَيْهِمْ
وَلَا
هُمْ
يَحْزَنُونَ
Hayır, öyle değil; iyilik yaparak kendini Allah'a veren kimsenin ecri Rabbi'nin katındadır. Onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 113 Cüz 1 • Sayfa 18
وَقَالَتِ ٱلْيَهُودُ لَيْسَتِ ٱلنَّصَٰرَىٰ عَلَىٰ شَىْءٍۢ وَقَالَتِ ٱلنَّصَٰرَىٰ لَيْسَتِ ٱلْيَهُودُ عَلَىٰ شَىْءٍۢ وَهُمْ يَتْلُونَ ٱلْكِتَٰبَ ۗ كَذَٰلِكَ قَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ مِثْلَ قَوْلِهِمْ ۚ فَٱللَّهُ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ فِيمَا كَانُوا۟ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ ﴿113﴾
وَقَالَتِ
ٱلْيَهُودُ
لَيْسَتِ
ٱلنَّصَٰرَىٰ
عَلَىٰ
شَىْءٍۢ
وَقَالَتِ
ٱلنَّصَٰرَىٰ
لَيْسَتِ
ٱلْيَهُودُ
عَلَىٰ
شَىْءٍۢ
وَهُمْ
يَتْلُونَ
ٱلْكِتَٰبَ
ۗ
كَذَٰلِكَ
قَالَ
ٱلَّذِينَ
لَا
يَعْلَمُونَ
مِثْلَ
قَوْلِهِمْ
ۚ
فَٱللَّهُ
يَحْكُمُ
بَيْنَهُمْ
يَوْمَ
ٱلْقِيَٰمَةِ
فِيمَا
كَانُوا۟
فِيهِ
يَخْتَلِفُونَ
Yahudiler "Hıristiyanlar bir temel üzerinde değil" dediler, Hıristiyanlar da "Yahudiler bir temel üzerinde değil" dediler; oysa onlar Kitaplarını da okuyorlar. Bilgisizler de tıpkı onların söylediklerini söylemiştir. Allah, kıyamet günü, anlaşmazlığa düştükleri şeylerde onların arasında hüküm verecektir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 114 Cüz 1 • Sayfa 18
وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن مَّنَعَ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ أَن يُذْكَرَ فِيهَا ٱسْمُهُۥ وَسَعَىٰ فِى خَرَابِهَآ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ مَا كَانَ لَهُمْ أَن يَدْخُلُوهَآ إِلَّا خَآئِفِينَ ۚ لَهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا خِزْىٌۭ وَلَهُمْ فِى ٱلْءَاخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٌۭ ﴿114﴾
وَمَنْ
أَظْلَمُ
مِمَّن
مَّنَعَ
مَسَٰجِدَ
ٱللَّهِ
أَن
يُذْكَرَ
فِيهَا
ٱسْمُهُۥ
وَسَعَىٰ
فِى
خَرَابِهَآ
ۚ
أُو۟لَٰٓئِكَ
مَا
كَانَ
لَهُمْ
أَن
يَدْخُلُوهَآ
إِلَّا
خَآئِفِينَ
ۚ
لَهُمْ
فِى
ٱلدُّنْيَا
خِزْىٌۭ
وَلَهُمْ
فِى
ٱلْءَاخِرَةِ
عَذَابٌ
عَظِيمٌۭ
Allah'ın mescidlerinde O'nun isminin anılmasını yasak eden ve oraların yıkılmasına çalışan kimseden daha zalim kim vardır? Onların oralara korkmadan girememeleri gerekir. Dünyada rezillik onlaradır, ahirette büyük azab da onlaradır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 115 Cüz 1 • Sayfa 18
وَلِلَّهِ ٱلْمَشْرِقُ وَٱلْمَغْرِبُ ۚ فَأَيْنَمَا تُوَلُّوا۟ فَثَمَّ وَجْهُ ٱللَّهِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ وَٰسِعٌ عَلِيمٌۭ ﴿115﴾
وَلِلَّهِ
ٱلْمَشْرِقُ
وَٱلْمَغْرِبُ
ۚ
فَأَيْنَمَا
تُوَلُّوا۟
فَثَمَّ
وَجْهُ
ٱللَّهِ
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
وَٰسِعٌ
عَلِيمٌۭ
Doğu da batı da Allah'ındır, nereye dönerseniz Allah'ın yönü orasıdır. Doğrusu Allah her yeri kaplar ve her şeyi bilir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 116 Cüz 1 • Sayfa 18
وَقَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدًۭا ۗ سُبْحَٰنَهُۥ ۖ بَل لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۖ كُلٌّۭ لَّهُۥ قَٰنِتُونَ ﴿116﴾
وَقَالُوا۟
ٱتَّخَذَ
ٱللَّهُ
وَلَدًۭا
ۗ
سُبْحَٰنَهُۥ
ۖ
بَل
لَّهُۥ
مَا
فِى
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
ۖ
كُلٌّۭ
لَّهُۥ
قَٰنِتُونَ
"Allah oğul edindi" dediler; haşa, oysa, göklerde ve yerde olanlar O'nundur. Hepsi O'na boyun eğmişlerdir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 117 Cüz 1 • Sayfa 18
بَدِيعُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۖ وَإِذَا قَضَىٰٓ أَمْرًۭا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ ﴿117﴾
بَدِيعُ
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
ۖ
وَإِذَا
قَضَىٰٓ
أَمْرًۭا
فَإِنَّمَا
يَقُولُ
لَهُۥ
كُن
فَيَكُونُ
Gökleri ve yeri yoktan var eden Allah'tır. O, bir işin olmasını dilerse, ona ancak "ol" der ve olur.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 118 Cüz 1 • Sayfa 18
وَقَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ لَوْلَا يُكَلِّمُنَا ٱللَّهُ أَوْ تَأْتِينَآ ءَايَةٌۭ ۗ كَذَٰلِكَ قَالَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِم مِّثْلَ قَوْلِهِمْ ۘ تَشَٰبَهَتْ قُلُوبُهُمْ ۗ قَدْ بَيَّنَّا ٱلْءَايَٰتِ لِقَوْمٍۢ يُوقِنُونَ ﴿118﴾
وَقَالَ
ٱلَّذِينَ
لَا
يَعْلَمُونَ
لَوْلَا
يُكَلِّمُنَا
ٱللَّهُ
أَوْ
تَأْتِينَآ
ءَايَةٌۭ
ۗ
كَذَٰلِكَ
قَالَ
ٱلَّذِينَ
مِن
قَبْلِهِم
مِّثْلَ
قَوْلِهِمْ
ۘ
تَشَٰبَهَتْ
قُلُوبُهُمْ
ۗ
قَدْ
بَيَّنَّا
ٱلْءَايَٰتِ
لِقَوْمٍۢ
يُوقِنُونَ
Bilmeyenler: "Allah bizimle konuşmalı veya bize bir ayet gelmeli değil miydi?" dediler. Onlardan öncekiler de onların söylediklerinin tıpkısını söylemişlerdi. Kalbleri birbirine benzedi. Kesinlikle inanan kimseler için ayetleri açıklamışızdır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 119 Cüz 1 • Sayfa 18
إِنَّآ أَرْسَلْنَٰكَ بِٱلْحَقِّ بَشِيرًۭا وَنَذِيرًۭا ۖ وَلَا تُسْـَٔلُ عَنْ أَصْحَٰبِ ٱلْجَحِيمِ ﴿119﴾
إِنَّآ
أَرْسَلْنَٰكَ
بِٱلْحَقِّ
بَشِيرًۭا
وَنَذِيرًۭا
ۖ
وَلَا
تُسْـَٔلُ
عَنْ
أَصْحَٰبِ
ٱلْجَحِيمِ
Doğrusu Biz, seni hak ile, müjdeci ve uyarıcı olarak göndermişizdir. Sen, cehennemliklerden sorumlu tutulmayacaksın.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 120 Cüz 1 • Sayfa 19
وَلَن تَرْضَىٰ عَنكَ ٱلْيَهُودُ وَلَا ٱلنَّصَٰرَىٰ حَتَّىٰ تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ ۗ قُلْ إِنَّ هُدَى ٱللَّهِ هُوَ ٱلْهُدَىٰ ۗ وَلَئِنِ ٱتَّبَعْتَ أَهْوَآءَهُم بَعْدَ ٱلَّذِى جَآءَكَ مِنَ ٱلْعِلْمِ ۙ مَا لَكَ مِنَ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّۢ وَلَا نَصِيرٍ ﴿120﴾
وَلَن
تَرْضَىٰ
عَنكَ
ٱلْيَهُودُ
وَلَا
ٱلنَّصَٰرَىٰ
حَتَّىٰ
تَتَّبِعَ
مِلَّتَهُمْ
ۗ
قُلْ
إِنَّ
هُدَى
ٱللَّهِ
هُوَ
ٱلْهُدَىٰ
ۗ
وَلَئِنِ
ٱتَّبَعْتَ
أَهْوَآءَهُم
بَعْدَ
ٱلَّذِى
جَآءَكَ
مِنَ
ٱلْعِلْمِ
ۙ
مَا
لَكَ
مِنَ
ٱللَّهِ
مِن
وَلِىٍّۢ
وَلَا
نَصِيرٍ
Kendi dinlerine uymadıkça, Yahudi ve Hıristiyanlar senden asla hoşnud olmayacaklardır. De ki: "Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur". Sana gelen ilimden sonra onların heveslerine uyarsan, and olsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ve ne de bir yardımcı olur.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 121 Cüz 1 • Sayfa 19
ٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ يَتْلُونَهُۥ حَقَّ تِلَاوَتِهِۦٓ أُو۟لَٰٓئِكَ يُؤْمِنُونَ بِهِۦ ۗ وَمَن يَكْفُرْ بِهِۦ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ ﴿121﴾
ٱلَّذِينَ
ءَاتَيْنَٰهُمُ
ٱلْكِتَٰبَ
يَتْلُونَهُۥ
حَقَّ
تِلَاوَتِهِۦٓ
أُو۟لَٰٓئِكَ
يُؤْمِنُونَ
بِهِۦ
ۗ
وَمَن
يَكْفُرْ
بِهِۦ
فَأُو۟لَٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْخَٰسِرُونَ
Kendilerine verdiğimiz Kitabı gereğince okuyanlar var ya, işte ona ancak onlar inanırlar. Onu inkar edenler ise kaybedenlerdir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 122 Cüz 1 • Sayfa 19
يَٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتِىَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَأَنِّى فَضَّلْتُكُمْ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿122﴾
يَٰبَنِىٓ
إِسْرَٰٓءِيلَ
ٱذْكُرُوا۟
نِعْمَتِىَ
ٱلَّتِىٓ
أَنْعَمْتُ
عَلَيْكُمْ
وَأَنِّى
فَضَّلْتُكُمْ
عَلَى
ٱلْعَٰلَمِينَ
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve sizi bir zamanlar alemlere üstün tuttuğumu hatırlayın.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 123 Cüz 1 • Sayfa 19
وَٱتَّقُوا۟ يَوْمًۭا لَّا تَجْزِى نَفْسٌ عَن نَّفْسٍۢ شَيْـًۭٔا وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا عَدْلٌۭ وَلَا تَنفَعُهَا شَفَٰعَةٌۭ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ ﴿123﴾
وَٱتَّقُوا۟
يَوْمًۭا
لَّا
تَجْزِى
نَفْسٌ
عَن
نَّفْسٍۢ
شَيْـًۭٔا
وَلَا
يُقْبَلُ
مِنْهَا
عَدْلٌۭ
وَلَا
تَنفَعُهَا
شَفَٰعَةٌۭ
وَلَا
هُمْ
يُنصَرُونَ
Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı, kimseye şefaatin yarar sağlamayacağı ve onların yardım görmeyeceği günden korunun.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 124 Cüz 1 • Sayfa 19
۞ وَإِذِ ٱبْتَلَىٰٓ إِبْرَٰهِۦمَ رَبُّهُۥ بِكَلِمَٰتٍۢ فَأَتَمَّهُنَّ ۖ قَالَ إِنِّى جَاعِلُكَ لِلنَّاسِ إِمَامًۭا ۖ قَالَ وَمِن ذُرِّيَّتِى ۖ قَالَ لَا يَنَالُ عَهْدِى ٱلظَّٰلِمِينَ ﴿124﴾
۞
وَإِذِ
ٱبْتَلَىٰٓ
إِبْرَٰهِۦمَ
رَبُّهُۥ
بِكَلِمَٰتٍۢ
فَأَتَمَّهُنَّ
ۖ
قَالَ
إِنِّى
جَاعِلُكَ
لِلنَّاسِ
إِمَامًۭا
ۖ
قَالَ
وَمِن
ذُرِّيَّتِى
ۖ
قَالَ
لَا
يَنَالُ
عَهْدِى
ٱلظَّٰلِمِينَ
Rabbi İbrahim'i bir takım emirlerle denemiş, o da onları yerine getirmişti. Allah, "seni insanlara önder kılacağım" demişti. O "soyumdan da" deyince, "zalimler benim ahdime erişemez" buyurmuştu.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 125 Cüz 1 • Sayfa 19
وَإِذْ جَعَلْنَا ٱلْبَيْتَ مَثَابَةًۭ لِّلنَّاسِ وَأَمْنًۭا وَٱتَّخِذُوا۟ مِن مَّقَامِ إِبْرَٰهِۦمَ مُصَلًّۭى ۖ وَعَهِدْنَآ إِلَىٰٓ إِبْرَٰهِۦمَ وَإِسْمَٰعِيلَ أَن طَهِّرَا بَيْتِىَ لِلطَّآئِفِينَ وَٱلْعَٰكِفِينَ وَٱلرُّكَّعِ ٱلسُّجُودِ ﴿125﴾
وَإِذْ
جَعَلْنَا
ٱلْبَيْتَ
مَثَابَةًۭ
لِّلنَّاسِ
وَأَمْنًۭا
وَٱتَّخِذُوا۟
مِن
مَّقَامِ
إِبْرَٰهِۦمَ
مُصَلًّۭى
ۖ
وَعَهِدْنَآ
إِلَىٰٓ
إِبْرَٰهِۦمَ
وَإِسْمَٰعِيلَ
أَن
طَهِّرَا
بَيْتِىَ
لِلطَّآئِفِينَ
وَٱلْعَٰكِفِينَ
وَٱلرُّكَّعِ
ٱلسُّجُودِ
Kabeyi, insanlar için toplanma ve güven yeri kılmıştık. İbrahim'in makamını namaz yeri edinin, dedik. Evimi ziyaret edenler, kendini ibadete verenler, rüku ve secde edenler için temiz tutun diye İbrahim ve İsmail'e ahd verdik.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 126 Cüz 1 • Sayfa 19
وَإِذْ قَالَ إِبْرَٰهِۦمُ رَبِّ ٱجْعَلْ هَٰذَا بَلَدًا ءَامِنًۭا وَٱرْزُقْ أَهْلَهُۥ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ مَنْ ءَامَنَ مِنْهُم بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ ۖ قَالَ وَمَن كَفَرَ فَأُمَتِّعُهُۥ قَلِيلًۭا ثُمَّ أَضْطَرُّهُۥٓ إِلَىٰ عَذَابِ ٱلنَّارِ ۖ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ ﴿126﴾
وَإِذْ
قَالَ
إِبْرَٰهِۦمُ
رَبِّ
ٱجْعَلْ
هَٰذَا
بَلَدًا
ءَامِنًۭا
وَٱرْزُقْ
أَهْلَهُۥ
مِنَ
ٱلثَّمَرَٰتِ
مَنْ
ءَامَنَ
مِنْهُم
بِٱللَّهِ
وَٱلْيَوْمِ
ٱلْءَاخِرِ
ۖ
قَالَ
وَمَن
كَفَرَ
فَأُمَتِّعُهُۥ
قَلِيلًۭا
ثُمَّ
أَضْطَرُّهُۥٓ
إِلَىٰ
عَذَابِ
ٱلنَّارِ
ۖ
وَبِئْسَ
ٱلْمَصِيرُ
İbrahim: "Rabbim! Burasını emin bir şehir kıl, halkından, Allah'a ve ahiret gününe inananları ürünlerle rızıklandır" demişti. Allah da: "İnkar edeni de az bir müddet geçindirir, sonra da onu ateşin azabına uğramak zorunda bırakırım, ne kötü sonuç" buyurmuştu.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 127 Cüz 1 • Sayfa 20
وَإِذْ يَرْفَعُ إِبْرَٰهِۦمُ ٱلْقَوَاعِدَ مِنَ ٱلْبَيْتِ وَإِسْمَٰعِيلُ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّآ ۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ ﴿127﴾
وَإِذْ
يَرْفَعُ
إِبْرَٰهِۦمُ
ٱلْقَوَاعِدَ
مِنَ
ٱلْبَيْتِ
وَإِسْمَٰعِيلُ
رَبَّنَا
تَقَبَّلْ
مِنَّآ
ۖ
إِنَّكَ
أَنتَ
ٱلسَّمِيعُ
ٱلْعَلِيمُ
İbrahim ve İsmail, Kabenin temellerini yükseltiyordu: "Rabbimiz! Yaptığımızı kabul buyur. Şüphesiz ki, Sen hem işitir hem bilirsin"
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 128 Cüz 1 • Sayfa 20
رَبَّنَا وَٱجْعَلْنَا مُسْلِمَيْنِ لَكَ وَمِن ذُرِّيَّتِنَآ أُمَّةًۭ مُّسْلِمَةًۭ لَّكَ وَأَرِنَا مَنَاسِكَنَا وَتُبْ عَلَيْنَآ ۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ ﴿128﴾
رَبَّنَا
وَٱجْعَلْنَا
مُسْلِمَيْنِ
لَكَ
وَمِن
ذُرِّيَّتِنَآ
أُمَّةًۭ
مُّسْلِمَةًۭ
لَّكَ
وَأَرِنَا
مَنَاسِكَنَا
وَتُبْ
عَلَيْنَآ
ۖ
إِنَّكَ
أَنتَ
ٱلتَّوَّابُ
ٱلرَّحِيمُ
"Rabbimiz! İkimizi Sana teslim olanlardan kıl, soyumuzdan da Sana teslim olanlardan bir ümmet yetiştir. Bize ibadet yollarımızı göster, tevbemizi kabul buyur, çünkü tevbeleri daima kabul eden, merhametli olan ancak Sensin".
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 129 Cüz 1 • Sayfa 20
رَبَّنَا وَٱبْعَثْ فِيهِمْ رَسُولًۭا مِّنْهُمْ يَتْلُوا۟ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَيُزَكِّيهِمْ ۚ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ ﴿129﴾
رَبَّنَا
وَٱبْعَثْ
فِيهِمْ
رَسُولًۭا
مِّنْهُمْ
يَتْلُوا۟
عَلَيْهِمْ
ءَايَٰتِكَ
وَيُعَلِّمُهُمُ
ٱلْكِتَٰبَ
وَٱلْحِكْمَةَ
وَيُزَكِّيهِمْ
ۚ
إِنَّكَ
أَنتَ
ٱلْعَزِيزُ
ٱلْحَكِيمُ
"Rabbimiz! İçlerinden onlara Senin ayetlerini okuyan, Kitabı ve hikmeti öğreten, onları her kötülükten arıtan bir peygamber gönder. Doğrusu güçlü ve Hakim olan ancak Sensin".
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 130 Cüz 1 • Sayfa 20
وَمَن يَرْغَبُ عَن مِّلَّةِ إِبْرَٰهِۦمَ إِلَّا مَن سَفِهَ نَفْسَهُۥ ۚ وَلَقَدِ ٱصْطَفَيْنَٰهُ فِى ٱلدُّنْيَا ۖ وَإِنَّهُۥ فِى ٱلْءَاخِرَةِ لَمِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ ﴿130﴾
وَمَن
يَرْغَبُ
عَن
مِّلَّةِ
إِبْرَٰهِۦمَ
إِلَّا
مَن
سَفِهَ
نَفْسَهُۥ
ۚ
وَلَقَدِ
ٱصْطَفَيْنَٰهُ
فِى
ٱلدُّنْيَا
ۖ
وَإِنَّهُۥ
فِى
ٱلْءَاخِرَةِ
لَمِنَ
ٱلصَّٰلِحِينَ
Kendini bilmezden başkası İbrahim'in dininden yüz çevirmez. And olsun ki, dünyada onu seçtik, şüphesiz o, ahirette de iyilerdendir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 131 Cüz 1 • Sayfa 20
إِذْ قَالَ لَهُۥ رَبُّهُۥٓ أَسْلِمْ ۖ قَالَ أَسْلَمْتُ لِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿131﴾
إِذْ
قَالَ
لَهُۥ
رَبُّهُۥٓ
أَسْلِمْ
ۖ
قَالَ
أَسْلَمْتُ
لِرَبِّ
ٱلْعَٰلَمِينَ
Rabbi ona: "Teslim ol" buyurduğunda, "Alemlerin Rabbine teslim oldum" demişti.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 132 Cüz 1 • Sayfa 20
وَوَصَّىٰ بِهَآ إِبْرَٰهِۦمُ بَنِيهِ وَيَعْقُوبُ يَٰبَنِىَّ إِنَّ ٱللَّهَ ٱصْطَفَىٰ لَكُمُ ٱلدِّينَ فَلَا تَمُوتُنَّ إِلَّا وَأَنتُم مُّسْلِمُونَ ﴿132﴾
وَوَصَّىٰ
بِهَآ
إِبْرَٰهِۦمُ
بَنِيهِ
وَيَعْقُوبُ
يَٰبَنِىَّ
إِنَّ
ٱللَّهَ
ٱصْطَفَىٰ
لَكُمُ
ٱلدِّينَ
فَلَا
تَمُوتُنَّ
إِلَّا
وَأَنتُم
مُّسْلِمُونَ
İbrahim bunu oğullarına vasiyet etti. Yakub da: "Oğullarım! Allah dini size seçti, siz de ancak O'na teslim olmuş olarak can verin" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 133 Cüz 1 • Sayfa 20
أَمْ كُنتُمْ شُهَدَآءَ إِذْ حَضَرَ يَعْقُوبَ ٱلْمَوْتُ إِذْ قَالَ لِبَنِيهِ مَا تَعْبُدُونَ مِنۢ بَعْدِى قَالُوا۟ نَعْبُدُ إِلَٰهَكَ وَإِلَٰهَ ءَابَآئِكَ إِبْرَٰهِۦمَ وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ إِلَٰهًۭا وَٰحِدًۭا وَنَحْنُ لَهُۥ مُسْلِمُونَ ﴿133﴾
أَمْ
كُنتُمْ
شُهَدَآءَ
إِذْ
حَضَرَ
يَعْقُوبَ
ٱلْمَوْتُ
إِذْ
قَالَ
لِبَنِيهِ
مَا
تَعْبُدُونَ
مِنۢ
بَعْدِى
قَالُوا۟
نَعْبُدُ
إِلَٰهَكَ
وَإِلَٰهَ
ءَابَآئِكَ
إِبْرَٰهِۦمَ
وَإِسْمَٰعِيلَ
وَإِسْحَٰقَ
إِلَٰهًۭا
وَٰحِدًۭا
وَنَحْنُ
لَهُۥ
مُسْلِمُونَ
Yoksa Yakub can verirken sizler yanında mı idiniz? O, oğullarına: "Benden sonra kime kulluk edeceksiniz?" diye sormuştu; Onlar da: "Senin Tanrına ve ataların İbrahim, İsmail, İshak'ın Tanrısı olan tek Tanrıya kulluk edeceğiz, bizler O'na teslim olmuşuzdur" demişlerdi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 134 Cüz 1 • Sayfa 20
تِلْكَ أُمَّةٌۭ قَدْ خَلَتْ ۖ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَلَكُم مَّا كَسَبْتُمْ ۖ وَلَا تُسْـَٔلُونَ عَمَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ ﴿134﴾
تِلْكَ
أُمَّةٌۭ
قَدْ
خَلَتْ
ۖ
لَهَا
مَا
كَسَبَتْ
وَلَكُم
مَّا
كَسَبْتُمْ
ۖ
وَلَا
تُسْـَٔلُونَ
عَمَّا
كَانُوا۟
يَعْمَلُونَ
Onlar geçmiş birer ümmettir. Kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da sizedir. Onların yapmış olduklarından sorumlu değilsiniz.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 135 Cüz 1 • Sayfa 21
وَقَالُوا۟ كُونُوا۟ هُودًا أَوْ نَصَٰرَىٰ تَهْتَدُوا۟ ۗ قُلْ بَلْ مِلَّةَ إِبْرَٰهِۦمَ حَنِيفًۭا ۖ وَمَا كَانَ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ ﴿135﴾
وَقَالُوا۟
كُونُوا۟
هُودًا
أَوْ
نَصَٰرَىٰ
تَهْتَدُوا۟
ۗ
قُلْ
بَلْ
مِلَّةَ
إِبْرَٰهِۦمَ
حَنِيفًۭا
ۖ
وَمَا
كَانَ
مِنَ
ٱلْمُشْرِكِينَ
"Yahudi veya Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız" dediler. "Doğruya yönelmiş olan ve Allah'a eş koşanlardan olmayan İbrahim'in dinine uyarız" de.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 136 Cüz 1 • Sayfa 21
قُولُوٓا۟ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْنَا وَمَآ أُنزِلَ إِلَىٰٓ إِبْرَٰهِۦمَ وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ وَٱلْأَسْبَاطِ وَمَآ أُوتِىَ مُوسَىٰ وَعِيسَىٰ وَمَآ أُوتِىَ ٱلنَّبِيُّونَ مِن رَّبِّهِمْ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍۢ مِّنْهُمْ وَنَحْنُ لَهُۥ مُسْلِمُونَ ﴿136﴾
قُولُوٓا۟
ءَامَنَّا
بِٱللَّهِ
وَمَآ
أُنزِلَ
إِلَيْنَا
وَمَآ
أُنزِلَ
إِلَىٰٓ
إِبْرَٰهِۦمَ
وَإِسْمَٰعِيلَ
وَإِسْحَٰقَ
وَيَعْقُوبَ
وَٱلْأَسْبَاطِ
وَمَآ
أُوتِىَ
مُوسَىٰ
وَعِيسَىٰ
وَمَآ
أُوتِىَ
ٱلنَّبِيُّونَ
مِن
رَّبِّهِمْ
لَا
نُفَرِّقُ
بَيْنَ
أَحَدٍۢ
مِّنْهُمْ
وَنَحْنُ
لَهُۥ
مُسْلِمُونَ
"Allah'a, bize gönderilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve torunlarına gönderilene, Musa ve İsa'ya verilene, Rableri tarafından peygamberlere verilene, onları birbirinden ayırt etmeyerek inandık, biz O'na teslim olanlarız" deyin.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 137 Cüz 1 • Sayfa 21
فَإِنْ ءَامَنُوا۟ بِمِثْلِ مَآ ءَامَنتُم بِهِۦ فَقَدِ ٱهْتَدَوا۟ ۖ وَّإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنَّمَا هُمْ فِى شِقَاقٍۢ ۖ فَسَيَكْفِيكَهُمُ ٱللَّهُ ۚ وَهُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ ﴿137﴾
فَإِنْ
ءَامَنُوا۟
بِمِثْلِ
مَآ
ءَامَنتُم
بِهِۦ
فَقَدِ
ٱهْتَدَوا۟
ۖ
وَّإِن
تَوَلَّوْا۟
فَإِنَّمَا
هُمْ
فِى
شِقَاقٍۢ
ۖ
فَسَيَكْفِيكَهُمُ
ٱللَّهُ
ۚ
وَهُوَ
ٱلسَّمِيعُ
ٱلْعَلِيمُ
Sizin inandığınız gibi inanmış olsalar, doğru yolu bulmuş olurlar. Yüz çevirirlerse, şüphesiz onlar çıkmazdadırlar. Onlara karşı sana Allah yetecektir. O, işitir ve bilir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 138 Cüz 1 • Sayfa 21
صِبْغَةَ ٱللَّهِ ۖ وَمَنْ أَحْسَنُ مِنَ ٱللَّهِ صِبْغَةًۭ ۖ وَنَحْنُ لَهُۥ عَٰبِدُونَ ﴿138﴾
صِبْغَةَ
ٱللَّهِ
ۖ
وَمَنْ
أَحْسَنُ
مِنَ
ٱللَّهِ
صِبْغَةًۭ
ۖ
وَنَحْنُ
لَهُۥ
عَٰبِدُونَ
Allah'ın verdiği renge uyun; rengi Allah'ınkinden daha güzel olan kim vardır? "Biz O'na kulluk edenleriz" deyin.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 139 Cüz 1 • Sayfa 21
قُلْ أَتُحَآجُّونَنَا فِى ٱللَّهِ وَهُوَ رَبُّنَا وَرَبُّكُمْ وَلَنَآ أَعْمَٰلُنَا وَلَكُمْ أَعْمَٰلُكُمْ وَنَحْنُ لَهُۥ مُخْلِصُونَ ﴿139﴾
قُلْ
أَتُحَآجُّونَنَا
فِى
ٱللَّهِ
وَهُوَ
رَبُّنَا
وَرَبُّكُمْ
وَلَنَآ
أَعْمَٰلُنَا
وَلَكُمْ
أَعْمَٰلُكُمْ
وَنَحْنُ
لَهُۥ
مُخْلِصُونَ
De ki: "Bizim ve sizin Rabbiniz olan Allah hakkında bize karşı hüccet mi gösteriyorsunuz? Bizim yaptıklarımız kendimize, sizin yaptıklarınız de kendinize aittir. Biz O'na karşı samimiyiz".
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 140 Cüz 1 • Sayfa 21
أَمْ تَقُولُونَ إِنَّ إِبْرَٰهِۦمَ وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ وَٱلْأَسْبَاطَ كَانُوا۟ هُودًا أَوْ نَصَٰرَىٰ ۗ قُلْ ءَأَنتُمْ أَعْلَمُ أَمِ ٱللَّهُ ۗ وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن كَتَمَ شَهَٰدَةً عِندَهُۥ مِنَ ٱللَّهِ ۗ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ ﴿140﴾
أَمْ
تَقُولُونَ
إِنَّ
إِبْرَٰهِۦمَ
وَإِسْمَٰعِيلَ
وَإِسْحَٰقَ
وَيَعْقُوبَ
وَٱلْأَسْبَاطَ
كَانُوا۟
هُودًا
أَوْ
نَصَٰرَىٰ
ۗ
قُلْ
ءَأَنتُمْ
أَعْلَمُ
أَمِ
ٱللَّهُ
ۗ
وَمَنْ
أَظْلَمُ
مِمَّن
كَتَمَ
شَهَٰدَةً
عِندَهُۥ
مِنَ
ٱللَّهِ
ۗ
وَمَا
ٱللَّهُ
بِغَٰفِلٍ
عَمَّا
تَعْمَلُونَ
Yoksa İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarının Yahudi veya Hıristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? Peki, siz mi yoksa Allah mı daha iyi bilir? de. Allah tarafından kendisine bildirilen bir gerçeği gizleyenden daha zalim kim vardır? Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 141 Cüz 1 • Sayfa 21
تِلْكَ أُمَّةٌۭ قَدْ خَلَتْ ۖ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَلَكُم مَّا كَسَبْتُمْ ۖ وَلَا تُسْـَٔلُونَ عَمَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ ﴿141﴾
تِلْكَ
أُمَّةٌۭ
قَدْ
خَلَتْ
ۖ
لَهَا
مَا
كَسَبَتْ
وَلَكُم
مَّا
كَسَبْتُمْ
ۖ
وَلَا
تُسْـَٔلُونَ
عَمَّا
كَانُوا۟
يَعْمَلُونَ
Onlar geçmiş birer ümmettir. Kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da sizedir. Onların yapmış olduklarından sorumlu değilsiniz.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 142 Cüz 2 • Sayfa 22
۞ سَيَقُولُ ٱلسُّفَهَآءُ مِنَ ٱلنَّاسِ مَا وَلَّىٰهُمْ عَن قِبْلَتِهِمُ ٱلَّتِى كَانُوا۟ عَلَيْهَا ۚ قُل لِّلَّهِ ٱلْمَشْرِقُ وَٱلْمَغْرِبُ ۚ يَهْدِى مَن يَشَآءُ إِلَىٰ صِرَٰطٍۢ مُّسْتَقِيمٍۢ ﴿142﴾
۞
سَيَقُولُ
ٱلسُّفَهَآءُ
مِنَ
ٱلنَّاسِ
مَا
وَلَّىٰهُمْ
عَن
قِبْلَتِهِمُ
ٱلَّتِى
كَانُوا۟
عَلَيْهَا
ۚ
قُل
لِّلَّهِ
ٱلْمَشْرِقُ
وَٱلْمَغْرِبُ
ۚ
يَهْدِى
مَن
يَشَآءُ
إِلَىٰ
صِرَٰطٍۢ
مُّسْتَقِيمٍۢ
İnsanların beyinsizleri, "Yöneldikleri kıbleden onları çeviren nedir?" diyecekler; de ki: "Doğu ve batı Allah'ındır. O, dilediğini doğru yola eriştirir".
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 143 Cüz 2 • Sayfa 22
وَكَذَٰلِكَ جَعَلْنَٰكُمْ أُمَّةًۭ وَسَطًۭا لِّتَكُونُوا۟ شُهَدَآءَ عَلَى ٱلنَّاسِ وَيَكُونَ ٱلرَّسُولُ عَلَيْكُمْ شَهِيدًۭا ۗ وَمَا جَعَلْنَا ٱلْقِبْلَةَ ٱلَّتِى كُنتَ عَلَيْهَآ إِلَّا لِنَعْلَمَ مَن يَتَّبِعُ ٱلرَّسُولَ مِمَّن يَنقَلِبُ عَلَىٰ عَقِبَيْهِ ۚ وَإِن كَانَتْ لَكَبِيرَةً إِلَّا عَلَى ٱلَّذِينَ هَدَى ٱللَّهُ ۗ وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُضِيعَ إِيمَٰنَكُمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ بِٱلنَّاسِ لَرَءُوفٌۭ رَّحِيمٌۭ ﴿143﴾
وَكَذَٰلِكَ
جَعَلْنَٰكُمْ
أُمَّةًۭ
وَسَطًۭا
لِّتَكُونُوا۟
شُهَدَآءَ
عَلَى
ٱلنَّاسِ
وَيَكُونَ
ٱلرَّسُولُ
عَلَيْكُمْ
شَهِيدًۭا
ۗ
وَمَا
جَعَلْنَا
ٱلْقِبْلَةَ
ٱلَّتِى
كُنتَ
عَلَيْهَآ
إِلَّا
لِنَعْلَمَ
مَن
يَتَّبِعُ
ٱلرَّسُولَ
مِمَّن
يَنقَلِبُ
عَلَىٰ
عَقِبَيْهِ
ۚ
وَإِن
كَانَتْ
لَكَبِيرَةً
إِلَّا
عَلَى
ٱلَّذِينَ
هَدَى
ٱللَّهُ
ۗ
وَمَا
كَانَ
ٱللَّهُ
لِيُضِيعَ
إِيمَٰنَكُمْ
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
بِٱلنَّاسِ
لَرَءُوفٌۭ
رَّحِيمٌۭ
Böylece sizi insanlara şahid ve örnek olmanız için tam ortada bulunan bir ümmet kıldık. Peygamber de size şahid ve örnektir. Senin yöneldiğin yönü, Peygambere uyanları, cayacaklardan ayırdetmek için kıble yaptık. Doğrusu Allah'ın yola koyduğu kimselerden başkasına bu ağır bir şeydir. Allah ibadetlerinizi boşa çıkaracak değildir. Doğrusu Allah insanlara şefkat gösterir, merhamet eder.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 144 Cüz 2 • Sayfa 22
قَدْ نَرَىٰ تَقَلُّبَ وَجْهِكَ فِى ٱلسَّمَآءِ ۖ فَلَنُوَلِّيَنَّكَ قِبْلَةًۭ تَرْضَىٰهَا ۚ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ ۚ وَحَيْثُ مَا كُنتُمْ فَوَلُّوا۟ وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُۥ ۗ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ لَيَعْلَمُونَ أَنَّهُ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّهِمْ ۗ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا يَعْمَلُونَ ﴿144﴾
قَدْ
نَرَىٰ
تَقَلُّبَ
وَجْهِكَ
فِى
ٱلسَّمَآءِ
ۖ
فَلَنُوَلِّيَنَّكَ
قِبْلَةًۭ
تَرْضَىٰهَا
ۚ
فَوَلِّ
وَجْهَكَ
شَطْرَ
ٱلْمَسْجِدِ
ٱلْحَرَامِ
ۚ
وَحَيْثُ
مَا
كُنتُمْ
فَوَلُّوا۟
وُجُوهَكُمْ
شَطْرَهُۥ
ۗ
وَإِنَّ
ٱلَّذِينَ
أُوتُوا۟
ٱلْكِتَٰبَ
لَيَعْلَمُونَ
أَنَّهُ
ٱلْحَقُّ
مِن
رَّبِّهِمْ
ۗ
وَمَا
ٱللَّهُ
بِغَٰفِلٍ
عَمَّا
يَعْمَلُونَ
Yüzünü göğe çevirip durduğunu görüyoruz. Hoşnud olacağın kıbleye seni elbette çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram semtine çevir; bulunduğunuz yerde yüzlerinizi o yöne çevirin. Doğrusu Kitap verilenler, bunun Rab'lerinden bir gerçek olduğunu bilirler. Allah onların yaptıklarından gafil değildir.
Nüzul Sebebi: Müslümanlar Medine'ye hicretten sonra yaklaşık 16 ay boyunca Beytü'l-Makdis'e (Mescid-i Aksâ) yönelerek namaz kılmışlardı. Resûlullah (s.a.v.) ise Hz. İbrahim'in kıblesi olan Kâbe'ye yönelmeyi çok arzuluyor ve gözünü göğe çevirip vahiy bekliyordu. Bunun üzerine Selemeoğulları mescidinde öğle veya ikindi namazı kılınırken bu âyet nâzil oldu ve cemaat namaz esnasında yönünü Kâbe'ye çevirdi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 145 Cüz 2 • Sayfa 22
وَلَئِنْ أَتَيْتَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ بِكُلِّ ءَايَةٍۢ مَّا تَبِعُوا۟ قِبْلَتَكَ ۚ وَمَآ أَنتَ بِتَابِعٍۢ قِبْلَتَهُمْ ۚ وَمَا بَعْضُهُم بِتَابِعٍۢ قِبْلَةَ بَعْضٍۢ ۚ وَلَئِنِ ٱتَّبَعْتَ أَهْوَآءَهُم مِّنۢ بَعْدِ مَا جَآءَكَ مِنَ ٱلْعِلْمِ ۙ إِنَّكَ إِذًۭا لَّمِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ ﴿145﴾
وَلَئِنْ
أَتَيْتَ
ٱلَّذِينَ
أُوتُوا۟
ٱلْكِتَٰبَ
بِكُلِّ
ءَايَةٍۢ
مَّا
تَبِعُوا۟
قِبْلَتَكَ
ۚ
وَمَآ
أَنتَ
بِتَابِعٍۢ
قِبْلَتَهُمْ
ۚ
وَمَا
بَعْضُهُم
بِتَابِعٍۢ
قِبْلَةَ
بَعْضٍۢ
ۚ
وَلَئِنِ
ٱتَّبَعْتَ
أَهْوَآءَهُم
مِّنۢ
بَعْدِ
مَا
جَآءَكَ
مِنَ
ٱلْعِلْمِ
ۙ
إِنَّكَ
إِذًۭا
لَّمِنَ
ٱلظَّٰلِمِينَ
Sen, Kitap verilenlere her türlü delili getirsen, yine de kıblene uymazlar; sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. And olsun ki, eğer sana gelen ilimden sonra onların heveslerine uyarsan, şüphesiz o zaman zulmedenlerden olursun.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 146 Cüz 2 • Sayfa 23
ٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ يَعْرِفُونَهُۥ كَمَا يَعْرِفُونَ أَبْنَآءَهُمْ ۖ وَإِنَّ فَرِيقًۭا مِّنْهُمْ لَيَكْتُمُونَ ٱلْحَقَّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ ﴿146﴾
ٱلَّذِينَ
ءَاتَيْنَٰهُمُ
ٱلْكِتَٰبَ
يَعْرِفُونَهُۥ
كَمَا
يَعْرِفُونَ
أَبْنَآءَهُمْ
ۖ
وَإِنَّ
فَرِيقًۭا
مِّنْهُمْ
لَيَكْتُمُونَ
ٱلْحَقَّ
وَهُمْ
يَعْلَمُونَ
Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onu (peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Onlardan bir takımı, doğrusu bile bile hakkı gizlerler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 147 Cüz 2 • Sayfa 23
ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ ۖ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُمْتَرِينَ ﴿147﴾
ٱلْحَقُّ
مِن
رَّبِّكَ
ۖ
فَلَا
تَكُونَنَّ
مِنَ
ٱلْمُمْتَرِينَ
Gerçek Rabb'indendir, sakın şüphelenenlerden olma.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 148 Cüz 2 • Sayfa 23
وَلِكُلٍّۢ وِجْهَةٌ هُوَ مُوَلِّيهَا ۖ فَٱسْتَبِقُوا۟ ٱلْخَيْرَٰتِ ۚ أَيْنَ مَا تَكُونُوا۟ يَأْتِ بِكُمُ ٱللَّهُ جَمِيعًا ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌۭ ﴿148﴾
وَلِكُلٍّۢ
وِجْهَةٌ
هُوَ
مُوَلِّيهَا
ۖ
فَٱسْتَبِقُوا۟
ٱلْخَيْرَٰتِ
ۚ
أَيْنَ
مَا
تَكُونُوا۟
يَأْتِ
بِكُمُ
ٱللَّهُ
جَمِيعًا
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍۢ
قَدِيرٌۭ
Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Hayırlı işlerde birbirinizle yarışın. Nerede olursanız olun Allah sizi bir araya toplar, Allah şüphesiz her şeye Kadir'dir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 149 Cüz 2 • Sayfa 23
وَمِنْ حَيْثُ خَرَجْتَ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ ۖ وَإِنَّهُۥ لَلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ ۗ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ ﴿149﴾
وَمِنْ
حَيْثُ
خَرَجْتَ
فَوَلِّ
وَجْهَكَ
شَطْرَ
ٱلْمَسْجِدِ
ٱلْحَرَامِ
ۖ
وَإِنَّهُۥ
لَلْحَقُّ
مِن
رَّبِّكَ
ۗ
وَمَا
ٱللَّهُ
بِغَٰفِلٍ
عَمَّا
تَعْمَلُونَ
Her nereden yola çıkarsan, yüzünü Mescid-i Haram semtine çevir, şüphesiz bu Rabbinden bir haktır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 150 Cüz 2 • Sayfa 23
وَمِنْ حَيْثُ خَرَجْتَ فَوَلِّ وَجْهَكَ شَطْرَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ ۚ وَحَيْثُ مَا كُنتُمْ فَوَلُّوا۟ وُجُوهَكُمْ شَطْرَهُۥ لِئَلَّا يَكُونَ لِلنَّاسِ عَلَيْكُمْ حُجَّةٌ إِلَّا ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مِنْهُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَٱخْشَوْنِى وَلِأُتِمَّ نِعْمَتِى عَلَيْكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ ﴿150﴾
وَمِنْ
حَيْثُ
خَرَجْتَ
فَوَلِّ
وَجْهَكَ
شَطْرَ
ٱلْمَسْجِدِ
ٱلْحَرَامِ
ۚ
وَحَيْثُ
مَا
كُنتُمْ
فَوَلُّوا۟
وُجُوهَكُمْ
شَطْرَهُۥ
لِئَلَّا
يَكُونَ
لِلنَّاسِ
عَلَيْكُمْ
حُجَّةٌ
إِلَّا
ٱلَّذِينَ
ظَلَمُوا۟
مِنْهُمْ
فَلَا
تَخْشَوْهُمْ
وَٱخْشَوْنِى
وَلِأُتِمَّ
نِعْمَتِى
عَلَيْكُمْ
وَلَعَلَّكُمْ
تَهْتَدُونَ
Her nereden çıkarsan, yüzünü Mescid-i Haram semtine çevir. İnsanların zulmedenlerinden başkalarının size karşı gösterecekleri bir hüccet olmaması için, her nerede olursanız, yüzlerinizi oranın semtine çevirin, bu hususta onlardan korkmayın. Benden korkun da size olan nimetimi tamamlayayım. Böylece doğru yolu bulursunuz.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 151 Cüz 2 • Sayfa 23
كَمَآ أَرْسَلْنَا فِيكُمْ رَسُولًۭا مِّنكُمْ يَتْلُوا۟ عَلَيْكُمْ ءَايَٰتِنَا وَيُزَكِّيكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَيُعَلِّمُكُم مَّا لَمْ تَكُونُوا۟ تَعْلَمُونَ ﴿151﴾
كَمَآ
أَرْسَلْنَا
فِيكُمْ
رَسُولًۭا
مِّنكُمْ
يَتْلُوا۟
عَلَيْكُمْ
ءَايَٰتِنَا
وَيُزَكِّيكُمْ
وَيُعَلِّمُكُمُ
ٱلْكِتَٰبَ
وَٱلْحِكْمَةَ
وَيُعَلِّمُكُم
مَّا
لَمْ
تَكُونُوا۟
تَعْلَمُونَ
Nitekim Biz size, ayetlerimizi okuyacak, sizi her kötülükten arıtacak, size kitabı ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek aranızdan, bir Peygamber gönderdik.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 152 Cüz 2 • Sayfa 23
فَٱذْكُرُونِىٓ أَذْكُرْكُمْ وَٱشْكُرُوا۟ لِى وَلَا تَكْفُرُونِ ﴿152﴾
فَٱذْكُرُونِىٓ
أَذْكُرْكُمْ
وَٱشْكُرُوا۟
لِى
وَلَا
تَكْفُرُونِ
Artık Beni anın, Ben de sizi anayım; Bana şükredin, nankörlük etmeyin.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 153 Cüz 2 • Sayfa 23
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱسْتَعِينُوا۟ بِٱلصَّبْرِ وَٱلصَّلَوٰةِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلصَّٰبِرِينَ ﴿153﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
ٱسْتَعِينُوا۟
بِٱلصَّبْرِ
وَٱلصَّلَوٰةِ
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
مَعَ
ٱلصَّٰبِرِينَ
Ey İnananlar! Sabır ve namazla yardım dileyin. Allah, muhakkak ki sabredenlerle beraberdir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 154 Cüz 2 • Sayfa 24
وَلَا تَقُولُوا۟ لِمَن يُقْتَلُ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَمْوَٰتٌۢ ۚ بَلْ أَحْيَآءٌۭ وَلَٰكِن لَّا تَشْعُرُونَ ﴿154﴾
وَلَا
تَقُولُوا۟
لِمَن
يُقْتَلُ
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
أَمْوَٰتٌۢ
ۚ
بَلْ
أَحْيَآءٌۭ
وَلَٰكِن
لَّا
تَشْعُرُونَ
Allah yolunda öldürülenlere "Ölüler" demeyin, zira onlar diridirler, fakat siz farkında değilsiniz.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 155 Cüz 2 • Sayfa 24
وَلَنَبْلُوَنَّكُم بِشَىْءٍۢ مِّنَ ٱلْخَوْفِ وَٱلْجُوعِ وَنَقْصٍۢ مِّنَ ٱلْأَمْوَٰلِ وَٱلْأَنفُسِ وَٱلثَّمَرَٰتِ ۗ وَبَشِّرِ ٱلصَّٰبِرِينَ ﴿155﴾
وَلَنَبْلُوَنَّكُم
بِشَىْءٍۢ
مِّنَ
ٱلْخَوْفِ
وَٱلْجُوعِ
وَنَقْصٍۢ
مِّنَ
ٱلْأَمْوَٰلِ
وَٱلْأَنفُسِ
وَٱلثَّمَرَٰتِ
ۗ
وَبَشِّرِ
ٱلصَّٰبِرِينَ
Muhakkak sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz, sabredenleri müjdele.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 156 Cüz 2 • Sayfa 24
ٱلَّذِينَ إِذَآ أَصَٰبَتْهُم مُّصِيبَةٌۭ قَالُوٓا۟ إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّآ إِلَيْهِ رَٰجِعُونَ ﴿156﴾
ٱلَّذِينَ
إِذَآ
أَصَٰبَتْهُم
مُّصِيبَةٌۭ
قَالُوٓا۟
إِنَّا
لِلَّهِ
وَإِنَّآ
إِلَيْهِ
رَٰجِعُونَ
Onlara bir musibet geldiğinde: "Biz Allah'ınız ve elbette O'na döneceğiz" derler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 157 Cüz 2 • Sayfa 24
أُو۟لَٰٓئِكَ عَلَيْهِمْ صَلَوَٰتٌۭ مِّن رَّبِّهِمْ وَرَحْمَةٌۭ ۖ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُهْتَدُونَ ﴿157﴾
أُو۟لَٰٓئِكَ
عَلَيْهِمْ
صَلَوَٰتٌۭ
مِّن
رَّبِّهِمْ
وَرَحْمَةٌۭ
ۖ
وَأُو۟لَٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْمُهْتَدُونَ
Rablerinin mağfiret ve rahmeti onlaradır. O'nun yolunda olanlar da onlardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 158 Cüz 2 • Sayfa 24
۞ إِنَّ ٱلصَّفَا وَٱلْمَرْوَةَ مِن شَعَآئِرِ ٱللَّهِ ۖ فَمَنْ حَجَّ ٱلْبَيْتَ أَوِ ٱعْتَمَرَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِ أَن يَطَّوَّفَ بِهِمَا ۚ وَمَن تَطَوَّعَ خَيْرًۭا فَإِنَّ ٱللَّهَ شَاكِرٌ عَلِيمٌ ﴿158﴾
۞
إِنَّ
ٱلصَّفَا
وَٱلْمَرْوَةَ
مِن
شَعَآئِرِ
ٱللَّهِ
ۖ
فَمَنْ
حَجَّ
ٱلْبَيْتَ
أَوِ
ٱعْتَمَرَ
فَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْهِ
أَن
يَطَّوَّفَ
بِهِمَا
ۚ
وَمَن
تَطَوَّعَ
خَيْرًۭا
فَإِنَّ
ٱللَّهَ
شَاكِرٌ
عَلِيمٌ
Şüphesiz Safa ile Merve Allah'ın nişanelerindendir. Kim Kabe'yi hacceder veya umre yaparsa, bu ikisini de tavaf etmesinde bir beis yoktur. Kim gönülden iyilik yaparsa, karşılığını görür. Doğrusu Allah şükrün karşılığını verendir ve bilendir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 159 Cüz 2 • Sayfa 24
إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكْتُمُونَ مَآ أَنزَلْنَا مِنَ ٱلْبَيِّنَٰتِ وَٱلْهُدَىٰ مِنۢ بَعْدِ مَا بَيَّنَّٰهُ لِلنَّاسِ فِى ٱلْكِتَٰبِ ۙ أُو۟لَٰٓئِكَ يَلْعَنُهُمُ ٱللَّهُ وَيَلْعَنُهُمُ ٱللَّٰعِنُونَ ﴿159﴾
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
يَكْتُمُونَ
مَآ
أَنزَلْنَا
مِنَ
ٱلْبَيِّنَٰتِ
وَٱلْهُدَىٰ
مِنۢ
بَعْدِ
مَا
بَيَّنَّٰهُ
لِلنَّاسِ
فِى
ٱلْكِتَٰبِ
ۙ
أُو۟لَٰٓئِكَ
يَلْعَنُهُمُ
ٱللَّهُ
وَيَلْعَنُهُمُ
ٱللَّٰعِنُونَ
İndirdiğimiz belgeleri ve doğru yolu Kitab'da insanlara açıkladıktan sonra, gizleyen kimseler var ya, onlara hem Allah lanet eder, hem lanetçiler lanet eder, ancak tevbe edenler, ıslah olanlar ve gerçeği ortaya koyanlar müstesna; işte onların tevbesini kabul ederim. Ben, tevbeleri daima kabul ve merhamet edenim.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 160 Cüz 2 • Sayfa 24
إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُوا۟ وَأَصْلَحُوا۟ وَبَيَّنُوا۟ فَأُو۟لَٰٓئِكَ أَتُوبُ عَلَيْهِمْ ۚ وَأَنَا ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ ﴿160﴾
إِلَّا
ٱلَّذِينَ
تَابُوا۟
وَأَصْلَحُوا۟
وَبَيَّنُوا۟
فَأُو۟لَٰٓئِكَ
أَتُوبُ
عَلَيْهِمْ
ۚ
وَأَنَا
ٱلتَّوَّابُ
ٱلرَّحِيمُ
Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar (lanetlenmekten) kurtulmuşlardır. Çünkü ben onların tövbelerini kabul ederim. Zira ben tövbeleri çok kabul edenim, çok merhamet edenim.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 161 Cüz 2 • Sayfa 24
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَمَاتُوا۟ وَهُمْ كُفَّارٌ أُو۟لَٰٓئِكَ عَلَيْهِمْ لَعْنَةُ ٱللَّهِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةِ وَٱلنَّاسِ أَجْمَعِينَ ﴿161﴾
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
وَمَاتُوا۟
وَهُمْ
كُفَّارٌ
أُو۟لَٰٓئِكَ
عَلَيْهِمْ
لَعْنَةُ
ٱللَّهِ
وَٱلْمَلَٰٓئِكَةِ
وَٱلنَّاسِ
أَجْمَعِينَ
İnkar edip de o halde ölenler var ya, işte, Allah'ın, meleklerin, insanların hepsinin laneti onlaradır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 162 Cüz 2 • Sayfa 24
خَٰلِدِينَ فِيهَا ۖ لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ ٱلْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ ﴿162﴾
خَٰلِدِينَ
فِيهَا
ۖ
لَا
يُخَفَّفُ
عَنْهُمُ
ٱلْعَذَابُ
وَلَا
هُمْ
يُنظَرُونَ
Lanette temellidirler, onlardan azab hafifletilmez ve onların azabı geciktirilmez.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 163 Cüz 2 • Sayfa 24
وَإِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌۭ وَٰحِدٌۭ ۖ لَّآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلرَّحْمَٰنُ ٱلرَّحِيمُ ﴿163﴾
وَإِلَٰهُكُمْ
إِلَٰهٌۭ
وَٰحِدٌۭ
ۖ
لَّآ
إِلَٰهَ
إِلَّا
هُوَ
ٱلرَّحْمَٰنُ
ٱلرَّحِيمُ
Tanrınız bir tek Tanrıdır. O, merhamet eden, merhametli olandan başka Tanrı yoktur.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 164 Cüz 2 • Sayfa 25
إِنَّ فِى خَلْقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱخْتِلَٰفِ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ وَٱلْفُلْكِ ٱلَّتِى تَجْرِى فِى ٱلْبَحْرِ بِمَا يَنفَعُ ٱلنَّاسَ وَمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن مَّآءٍۢ فَأَحْيَا بِهِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَآبَّةٍۢ وَتَصْرِيفِ ٱلرِّيَٰحِ وَٱلسَّحَابِ ٱلْمُسَخَّرِ بَيْنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ لَءَايَٰتٍۢ لِّقَوْمٍۢ يَعْقِلُونَ ﴿164﴾
إِنَّ
فِى
خَلْقِ
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
وَٱخْتِلَٰفِ
ٱلَّيْلِ
وَٱلنَّهَارِ
وَٱلْفُلْكِ
ٱلَّتِى
تَجْرِى
فِى
ٱلْبَحْرِ
بِمَا
يَنفَعُ
ٱلنَّاسَ
وَمَآ
أَنزَلَ
ٱللَّهُ
مِنَ
ٱلسَّمَآءِ
مِن
مَّآءٍۢ
فَأَحْيَا
بِهِ
ٱلْأَرْضَ
بَعْدَ
مَوْتِهَا
وَبَثَّ
فِيهَا
مِن
كُلِّ
دَآبَّةٍۢ
وَتَصْرِيفِ
ٱلرِّيَٰحِ
وَٱلسَّحَابِ
ٱلْمُسَخَّرِ
بَيْنَ
ٱلسَّمَآءِ
وَٱلْأَرْضِ
لَءَايَٰتٍۢ
لِّقَوْمٍۢ
يَعْقِلُونَ
Göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, insanlara yararlı şeylerle denizde süzülen gemilerde, Allah'ın gökten indirip yeri ölümünden sonra dirilttiği suda, her türlü canlıyı orada yaymasında, rüzgarları ve yerle gök arasında emre amade duran bulutları döndürmesinde, düşünen kimseler için deliller vardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 165 Cüz 2 • Sayfa 25
وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَتَّخِذُ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَندَادًۭا يُحِبُّونَهُمْ كَحُبِّ ٱللَّهِ ۖ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَشَدُّ حُبًّۭا لِّلَّهِ ۗ وَلَوْ يَرَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ إِذْ يَرَوْنَ ٱلْعَذَابَ أَنَّ ٱلْقُوَّةَ لِلَّهِ جَمِيعًۭا وَأَنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعَذَابِ ﴿165﴾
وَمِنَ
ٱلنَّاسِ
مَن
يَتَّخِذُ
مِن
دُونِ
ٱللَّهِ
أَندَادًۭا
يُحِبُّونَهُمْ
كَحُبِّ
ٱللَّهِ
ۖ
وَٱلَّذِينَ
ءَامَنُوٓا۟
أَشَدُّ
حُبًّۭا
لِّلَّهِ
ۗ
وَلَوْ
يَرَى
ٱلَّذِينَ
ظَلَمُوٓا۟
إِذْ
يَرَوْنَ
ٱلْعَذَابَ
أَنَّ
ٱلْقُوَّةَ
لِلَّهِ
جَمِيعًۭا
وَأَنَّ
ٱللَّهَ
شَدِيدُ
ٱلْعَذَابِ
İnsanlar arasında, Allah'ı bırakıp, O'na koştukları eşleri tanrı olarak benimseyenler ve onları, Allah'ı severcesine sevenler vardır. Müminlerin Allah'ı sevmesi ise hepsinden kuvvetlidir. Zalimler azabı gördükleri zaman, bütün kuvvetin Allah'a aid bulunacağını ve Allah'ın azabının şiddetli olduğunu keşke bilselerdi!
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 166 Cüz 2 • Sayfa 25
إِذْ تَبَرَّأَ ٱلَّذِينَ ٱتُّبِعُوا۟ مِنَ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوا۟ وَرَأَوُا۟ ٱلْعَذَابَ وَتَقَطَّعَتْ بِهِمُ ٱلْأَسْبَابُ ﴿166﴾
إِذْ
تَبَرَّأَ
ٱلَّذِينَ
ٱتُّبِعُوا۟
مِنَ
ٱلَّذِينَ
ٱتَّبَعُوا۟
وَرَأَوُا۟
ٱلْعَذَابَ
وَتَقَطَّعَتْ
بِهِمُ
ٱلْأَسْبَابُ
Nitekim, kendilerine uyulanlar, azabı görünce uyanlardan uzaklaşacaklar ve aralarındaki bağlar kopacaktır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 167 Cüz 2 • Sayfa 25
وَقَالَ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوا۟ لَوْ أَنَّ لَنَا كَرَّةًۭ فَنَتَبَرَّأَ مِنْهُمْ كَمَا تَبَرَّءُوا۟ مِنَّا ۗ كَذَٰلِكَ يُرِيهِمُ ٱللَّهُ أَعْمَٰلَهُمْ حَسَرَٰتٍ عَلَيْهِمْ ۖ وَمَا هُم بِخَٰرِجِينَ مِنَ ٱلنَّارِ ﴿167﴾
وَقَالَ
ٱلَّذِينَ
ٱتَّبَعُوا۟
لَوْ
أَنَّ
لَنَا
كَرَّةًۭ
فَنَتَبَرَّأَ
مِنْهُمْ
كَمَا
تَبَرَّءُوا۟
مِنَّا
ۗ
كَذَٰلِكَ
يُرِيهِمُ
ٱللَّهُ
أَعْمَٰلَهُمْ
حَسَرَٰتٍ
عَلَيْهِمْ
ۖ
وَمَا
هُم
بِخَٰرِجِينَ
مِنَ
ٱلنَّارِ
Uyanlar: "Keşke bizim için dünyaya bir dönüş olsa da, bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsak" derler. Böylece Allah onlara, hasretini çekecekleri işlerini gösterir. Onlar cehennemden çıkmayacaklardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 168 Cüz 2 • Sayfa 25
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ كُلُوا۟ مِمَّا فِى ٱلْأَرْضِ حَلَٰلًۭا طَيِّبًۭا وَلَا تَتَّبِعُوا۟ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيْطَٰنِ ۚ إِنَّهُۥ لَكُمْ عَدُوٌّۭ مُّبِينٌ ﴿168﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلنَّاسُ
كُلُوا۟
مِمَّا
فِى
ٱلْأَرْضِ
حَلَٰلًۭا
طَيِّبًۭا
وَلَا
تَتَّبِعُوا۟
خُطُوَٰتِ
ٱلشَّيْطَٰنِ
ۚ
إِنَّهُۥ
لَكُمْ
عَدُوٌّۭ
مُّبِينٌ
Ey İnsanlar! Yeryüzündeki temiz ve helal şeylerden yiyin, şeytana ayak uydurmayın, zira o sizin için apaçık bir düşmandır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 169 Cüz 2 • Sayfa 25
إِنَّمَا يَأْمُرُكُم بِٱلسُّوٓءِ وَٱلْفَحْشَآءِ وَأَن تَقُولُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ ﴿169﴾
إِنَّمَا
يَأْمُرُكُم
بِٱلسُّوٓءِ
وَٱلْفَحْشَآءِ
وَأَن
تَقُولُوا۟
عَلَى
ٱللَّهِ
مَا
لَا
تَعْلَمُونَ
Muhakkak size, kötülüğü, hayasızlığı, Allah'a karşı da bilmediğiniz şeyi söylemenizi emreder.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 170 Cüz 2 • Sayfa 26
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّبِعُوا۟ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ قَالُوا۟ بَلْ نَتَّبِعُ مَآ أَلْفَيْنَا عَلَيْهِ ءَابَآءَنَآ ۗ أَوَلَوْ كَانَ ءَابَآؤُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ شَيْـًۭٔا وَلَا يَهْتَدُونَ ﴿170﴾
وَإِذَا
قِيلَ
لَهُمُ
ٱتَّبِعُوا۟
مَآ
أَنزَلَ
ٱللَّهُ
قَالُوا۟
بَلْ
نَتَّبِعُ
مَآ
أَلْفَيْنَا
عَلَيْهِ
ءَابَآءَنَآ
ۗ
أَوَلَوْ
كَانَ
ءَابَآؤُهُمْ
لَا
يَعْقِلُونَ
شَيْـًۭٔا
وَلَا
يَهْتَدُونَ
Onlara: "Allah'ın indirdiğine uyun" denilince, "Hayır, atalarımızı yapar bulduğumuz şeye uyarız" derler; ya ataları bir şey akledemeyen ve doğru olmayan kimseler idiyseler?
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 171 Cüz 2 • Sayfa 26
وَمَثَلُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ كَمَثَلِ ٱلَّذِى يَنْعِقُ بِمَا لَا يَسْمَعُ إِلَّا دُعَآءًۭ وَنِدَآءًۭ ۚ صُمٌّۢ بُكْمٌ عُمْىٌۭ فَهُمْ لَا يَعْقِلُونَ ﴿171﴾
وَمَثَلُ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
كَمَثَلِ
ٱلَّذِى
يَنْعِقُ
بِمَا
لَا
يَسْمَعُ
إِلَّا
دُعَآءًۭ
وَنِدَآءًۭ
ۚ
صُمٌّۢ
بُكْمٌ
عُمْىٌۭ
فَهُمْ
لَا
يَعْقِلُونَ
İnkar edenlerin durumu, çağırma ve bağırmadan başkasını duymayarak haykıran gibidir. Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, bu yüzden akledemezler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 172 Cüz 2 • Sayfa 26
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُلُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقْنَٰكُمْ وَٱشْكُرُوا۟ لِلَّهِ إِن كُنتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ ﴿172﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
كُلُوا۟
مِن
طَيِّبَٰتِ
مَا
رَزَقْنَٰكُمْ
وَٱشْكُرُوا۟
لِلَّهِ
إِن
كُنتُمْ
إِيَّاهُ
تَعْبُدُونَ
Ey İnananlar! Sizi rızıklandırdığımızın temizlerinden yiyin; yalnız Allah'a kulluk ediyorsanız, O'na şükredin.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 173 Cüz 2 • Sayfa 26
إِنَّمَا حَرَّمَ عَلَيْكُمُ ٱلْمَيْتَةَ وَٱلدَّمَ وَلَحْمَ ٱلْخِنزِيرِ وَمَآ أُهِلَّ بِهِۦ لِغَيْرِ ٱللَّهِ ۖ فَمَنِ ٱضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍۢ وَلَا عَادٍۢ فَلَآ إِثْمَ عَلَيْهِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌ ﴿173﴾
إِنَّمَا
حَرَّمَ
عَلَيْكُمُ
ٱلْمَيْتَةَ
وَٱلدَّمَ
وَلَحْمَ
ٱلْخِنزِيرِ
وَمَآ
أُهِلَّ
بِهِۦ
لِغَيْرِ
ٱللَّهِ
ۖ
فَمَنِ
ٱضْطُرَّ
غَيْرَ
بَاغٍۢ
وَلَا
عَادٍۢ
فَلَآ
إِثْمَ
عَلَيْهِ
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
غَفُورٌۭ
رَّحِيمٌ
Şüphesiz size ölü hayvan etini, kanı, domuz etini, Allah'tan başkası için kesilen hayvanı haram kılmıştır; fakat, darda kalana, başkasının payına el uzatmamak ve zaruret miktarını aşmamak üzere günah sayılmaz. Çünkü Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 174 Cüz 2 • Sayfa 26
إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكْتُمُونَ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلْكِتَٰبِ وَيَشْتَرُونَ بِهِۦ ثَمَنًۭا قَلِيلًا ۙ أُو۟لَٰٓئِكَ مَا يَأْكُلُونَ فِى بُطُونِهِمْ إِلَّا ٱلنَّارَ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ ٱللَّهُ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَلَا يُزَكِّيهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ ﴿174﴾
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
يَكْتُمُونَ
مَآ
أَنزَلَ
ٱللَّهُ
مِنَ
ٱلْكِتَٰبِ
وَيَشْتَرُونَ
بِهِۦ
ثَمَنًۭا
قَلِيلًا
ۙ
أُو۟لَٰٓئِكَ
مَا
يَأْكُلُونَ
فِى
بُطُونِهِمْ
إِلَّا
ٱلنَّارَ
وَلَا
يُكَلِّمُهُمُ
ٱللَّهُ
يَوْمَ
ٱلْقِيَٰمَةِ
وَلَا
يُزَكِّيهِمْ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
أَلِيمٌ
Gerçekten, Allah'ın indirdiği Kitap'tan bir şeyi gizlemede bulunup onu az bir değere değişenler var ya, onların karınlarına tıkındıkları ancak ateştir. Allah kıyamet günü onlarla konuşmaz ve onları günahlardan arıtmaz. Onlara elem verici azab vardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 175 Cüz 2 • Sayfa 26
أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ٱشْتَرَوُا۟ ٱلضَّلَٰلَةَ بِٱلْهُدَىٰ وَٱلْعَذَابَ بِٱلْمَغْفِرَةِ ۚ فَمَآ أَصْبَرَهُمْ عَلَى ٱلنَّارِ ﴿175﴾
أُو۟لَٰٓئِكَ
ٱلَّذِينَ
ٱشْتَرَوُا۟
ٱلضَّلَٰلَةَ
بِٱلْهُدَىٰ
وَٱلْعَذَابَ
بِٱلْمَغْفِرَةِ
ۚ
فَمَآ
أَصْبَرَهُمْ
عَلَى
ٱلنَّارِ
Onlar doğruluk yerine sapıklığı, mağfiret yerine azabı alanlardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 176 Cüz 2 • Sayfa 26
ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ نَزَّلَ ٱلْكِتَٰبَ بِٱلْحَقِّ ۗ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ ٱخْتَلَفُوا۟ فِى ٱلْكِتَٰبِ لَفِى شِقَاقٍۭ بَعِيدٍۢ ﴿176﴾
ذَٰلِكَ
بِأَنَّ
ٱللَّهَ
نَزَّلَ
ٱلْكِتَٰبَ
بِٱلْحَقِّ
ۗ
وَإِنَّ
ٱلَّذِينَ
ٱخْتَلَفُوا۟
فِى
ٱلْكِتَٰبِ
لَفِى
شِقَاقٍۭ
بَعِيدٍۢ
Bu da, Allah'ın Kitab'ı doğru olarak indirmesinden ileri geliyor. Kitap hakkında ayrılığa düşenler doğrusu derin bir çıkmazdadırlar.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 177 Cüz 2 • Sayfa 27
۞ لَّيْسَ ٱلْبِرَّ أَن تُوَلُّوا۟ وُجُوهَكُمْ قِبَلَ ٱلْمَشْرِقِ وَٱلْمَغْرِبِ وَلَٰكِنَّ ٱلْبِرَّ مَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةِ وَٱلْكِتَٰبِ وَٱلنَّبِيِّۦنَ وَءَاتَى ٱلْمَالَ عَلَىٰ حُبِّهِۦ ذَوِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينَ وَٱبْنَ ٱلسَّبِيلِ وَٱلسَّآئِلِينَ وَفِى ٱلرِّقَابِ وَأَقَامَ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَى ٱلزَّكَوٰةَ وَٱلْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ إِذَا عَٰهَدُوا۟ ۖ وَٱلصَّٰبِرِينَ فِى ٱلْبَأْسَآءِ وَٱلضَّرَّآءِ وَحِينَ ٱلْبَأْسِ ۗ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ صَدَقُوا۟ ۖ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُتَّقُونَ ﴿177﴾
۞
لَّيْسَ
ٱلْبِرَّ
أَن
تُوَلُّوا۟
وُجُوهَكُمْ
قِبَلَ
ٱلْمَشْرِقِ
وَٱلْمَغْرِبِ
وَلَٰكِنَّ
ٱلْبِرَّ
مَنْ
ءَامَنَ
بِٱللَّهِ
وَٱلْيَوْمِ
ٱلْءَاخِرِ
وَٱلْمَلَٰٓئِكَةِ
وَٱلْكِتَٰبِ
وَٱلنَّبِيِّۦنَ
وَءَاتَى
ٱلْمَالَ
عَلَىٰ
حُبِّهِۦ
ذَوِى
ٱلْقُرْبَىٰ
وَٱلْيَتَٰمَىٰ
وَٱلْمَسَٰكِينَ
وَٱبْنَ
ٱلسَّبِيلِ
وَٱلسَّآئِلِينَ
وَفِى
ٱلرِّقَابِ
وَأَقَامَ
ٱلصَّلَوٰةَ
وَءَاتَى
ٱلزَّكَوٰةَ
وَٱلْمُوفُونَ
بِعَهْدِهِمْ
إِذَا
عَٰهَدُوا۟
ۖ
وَٱلصَّٰبِرِينَ
فِى
ٱلْبَأْسَآءِ
وَٱلضَّرَّآءِ
وَحِينَ
ٱلْبَأْسِ
ۗ
أُو۟لَٰٓئِكَ
ٱلَّذِينَ
صَدَقُوا۟
ۖ
وَأُو۟لَٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْمُتَّقُونَ
Yüzlerinizi doğudan yana ve batıdan yana çevirmeniz iyi olmak demek değildir; Lakin iyi olan, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitap'a, peygamberlere inanan, O'nun sevgisiyle, yakınlarına, yetimlere, düşkünlere, yolculara, yoksullara ve köleler uğrunda mal veren, namaz kılan, zekat veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler, zorda, darda ve savaş alanında sabredenlerdir. İşte onlar doğru olanlardır ve sakınanlar ancak onlardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 178 Cüz 2 • Sayfa 27
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُتِبَ عَلَيْكُمُ ٱلْقِصَاصُ فِى ٱلْقَتْلَى ۖ ٱلْحُرُّ بِٱلْحُرِّ وَٱلْعَبْدُ بِٱلْعَبْدِ وَٱلْأُنثَىٰ بِٱلْأُنثَىٰ ۚ فَمَنْ عُفِىَ لَهُۥ مِنْ أَخِيهِ شَىْءٌۭ فَٱتِّبَاعٌۢ بِٱلْمَعْرُوفِ وَأَدَآءٌ إِلَيْهِ بِإِحْسَٰنٍۢ ۗ ذَٰلِكَ تَخْفِيفٌۭ مِّن رَّبِّكُمْ وَرَحْمَةٌۭ ۗ فَمَنِ ٱعْتَدَىٰ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَلَهُۥ عَذَابٌ أَلِيمٌۭ ﴿178﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
كُتِبَ
عَلَيْكُمُ
ٱلْقِصَاصُ
فِى
ٱلْقَتْلَى
ۖ
ٱلْحُرُّ
بِٱلْحُرِّ
وَٱلْعَبْدُ
بِٱلْعَبْدِ
وَٱلْأُنثَىٰ
بِٱلْأُنثَىٰ
ۚ
فَمَنْ
عُفِىَ
لَهُۥ
مِنْ
أَخِيهِ
شَىْءٌۭ
فَٱتِّبَاعٌۢ
بِٱلْمَعْرُوفِ
وَأَدَآءٌ
إِلَيْهِ
بِإِحْسَٰنٍۢ
ۗ
ذَٰلِكَ
تَخْفِيفٌۭ
مِّن
رَّبِّكُمْ
وَرَحْمَةٌۭ
ۗ
فَمَنِ
ٱعْتَدَىٰ
بَعْدَ
ذَٰلِكَ
فَلَهُۥ
عَذَابٌ
أَلِيمٌۭ
Ey İnananlar! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı: Hür ile hür insan, köle ile köle ve kadın ile kadın. Öldüren, ölenin kardeşi tarafından bağışlanmışsa, kendisine örfe uymak ve bağışlayana güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbiniz'den bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem verici azab vardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 179 Cüz 2 • Sayfa 27
وَلَكُمْ فِى ٱلْقِصَاصِ حَيَوٰةٌۭ يَٰٓأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ ﴿179﴾
وَلَكُمْ
فِى
ٱلْقِصَاصِ
حَيَوٰةٌۭ
يَٰٓأُو۟لِى
ٱلْأَلْبَٰبِ
لَعَلَّكُمْ
تَتَّقُونَ
Ey akıl sahibleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Artık, Allah'a karşı gelmekten sakınırsınız.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 180 Cüz 2 • Sayfa 27
كُتِبَ عَلَيْكُمْ إِذَا حَضَرَ أَحَدَكُمُ ٱلْمَوْتُ إِن تَرَكَ خَيْرًا ٱلْوَصِيَّةُ لِلْوَٰلِدَيْنِ وَٱلْأَقْرَبِينَ بِٱلْمَعْرُوفِ ۖ حَقًّا عَلَى ٱلْمُتَّقِينَ ﴿180﴾
كُتِبَ
عَلَيْكُمْ
إِذَا
حَضَرَ
أَحَدَكُمُ
ٱلْمَوْتُ
إِن
تَرَكَ
خَيْرًا
ٱلْوَصِيَّةُ
لِلْوَٰلِدَيْنِ
وَٱلْأَقْرَبِينَ
بِٱلْمَعْرُوفِ
ۖ
حَقًّا
عَلَى
ٱلْمُتَّقِينَ
Birinize ölüm geldiği zaman, eğer mal bırakıyorsa, ana babaya, yakınlara, uygun bir tarzda vasiyet etmesi Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir borç olarak size farz kılındı.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 181 Cüz 2 • Sayfa 27
فَمَنۢ بَدَّلَهُۥ بَعْدَمَا سَمِعَهُۥ فَإِنَّمَآ إِثْمُهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ يُبَدِّلُونَهُۥٓ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌۭ ﴿181﴾
فَمَنۢ
بَدَّلَهُۥ
بَعْدَمَا
سَمِعَهُۥ
فَإِنَّمَآ
إِثْمُهُۥ
عَلَى
ٱلَّذِينَ
يُبَدِّلُونَهُۥٓ
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
سَمِيعٌ
عَلِيمٌۭ
Vasiyeti işittikten sonra değiştiren olursa, bunun günahı değiştirenin üzerinedir. Allah şüphesiz işitir ve bilir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 182 Cüz 2 • Sayfa 28
فَمَنْ خَافَ مِن مُّوصٍۢ جَنَفًا أَوْ إِثْمًۭا فَأَصْلَحَ بَيْنَهُمْ فَلَآ إِثْمَ عَلَيْهِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ ﴿182﴾
فَمَنْ
خَافَ
مِن
مُّوصٍۢ
جَنَفًا
أَوْ
إِثْمًۭا
فَأَصْلَحَ
بَيْنَهُمْ
فَلَآ
إِثْمَ
عَلَيْهِ
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
غَفُورٌۭ
رَّحِيمٌۭ
Vasiyet edenin yanılacağından veya günaha gireceğinden endişe duyan kimse, ilgililerin arasını düzeltirse ona günah yoktur. Allah şüphesiz bağışlar ve merhamet eder.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 183 Cüz 2 • Sayfa 28
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُتِبَ عَلَيْكُمُ ٱلصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ ﴿183﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
كُتِبَ
عَلَيْكُمُ
ٱلصِّيَامُ
كَمَا
كُتِبَ
عَلَى
ٱلَّذِينَ
مِن
قَبْلِكُمْ
لَعَلَّكُمْ
تَتَّقُونَ
Ey İnananlar! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız diye, size sayılı günlerde farz kılındı. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca dayanamıyanlar, bir düşkünü doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyilik yaparsa o iyilik kendisinedir. Oruç tutmanız eğer bilirseniz sizin için hayırlıdır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 184 Cüz 2 • Sayfa 28
أَيَّامًۭا مَّعْدُودَٰتٍۢ ۚ فَمَن كَانَ مِنكُم مَّرِيضًا أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍۢ فَعِدَّةٌۭ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ ۚ وَعَلَى ٱلَّذِينَ يُطِيقُونَهُۥ فِدْيَةٌۭ طَعَامُ مِسْكِينٍۢ ۖ فَمَن تَطَوَّعَ خَيْرًۭا فَهُوَ خَيْرٌۭ لَّهُۥ ۚ وَأَن تَصُومُوا۟ خَيْرٌۭ لَّكُمْ ۖ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ ﴿184﴾
أَيَّامًۭا
مَّعْدُودَٰتٍۢ
ۚ
فَمَن
كَانَ
مِنكُم
مَّرِيضًا
أَوْ
عَلَىٰ
سَفَرٍۢ
فَعِدَّةٌۭ
مِّنْ
أَيَّامٍ
أُخَرَ
ۚ
وَعَلَى
ٱلَّذِينَ
يُطِيقُونَهُۥ
فِدْيَةٌۭ
طَعَامُ
مِسْكِينٍۢ
ۖ
فَمَن
تَطَوَّعَ
خَيْرًۭا
فَهُوَ
خَيْرٌۭ
لَّهُۥ
ۚ
وَأَن
تَصُومُوا۟
خَيْرٌۭ
لَّكُمْ
ۖ
إِن
كُنتُمْ
تَعْلَمُونَ
Ey İnananlar! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız diye, size sayılı günlerde farz kılındı. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca dayanamıyanlar, bir düşkünü doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyilik yaparsa o iyilik kendisinedir. Oruç tutmanız eğer bilirseniz sizin için hayırlıdır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 185 Cüz 2 • Sayfa 28
شَهْرُ رَمَضَانَ ٱلَّذِىٓ أُنزِلَ فِيهِ ٱلْقُرْءَانُ هُدًۭى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَٰتٍۢ مِّنَ ٱلْهُدَىٰ وَٱلْفُرْقَانِ ۚ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ ٱلشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ ۖ وَمَن كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍۢ فَعِدَّةٌۭ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ ۗ يُرِيدُ ٱللَّهُ بِكُمُ ٱلْيُسْرَ وَلَا يُرِيدُ بِكُمُ ٱلْعُسْرَ وَلِتُكْمِلُوا۟ ٱلْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُوا۟ ٱللَّهَ عَلَىٰ مَا هَدَىٰكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ﴿185﴾
شَهْرُ
رَمَضَانَ
ٱلَّذِىٓ
أُنزِلَ
فِيهِ
ٱلْقُرْءَانُ
هُدًۭى
لِّلنَّاسِ
وَبَيِّنَٰتٍۢ
مِّنَ
ٱلْهُدَىٰ
وَٱلْفُرْقَانِ
ۚ
فَمَن
شَهِدَ
مِنكُمُ
ٱلشَّهْرَ
فَلْيَصُمْهُ
ۖ
وَمَن
كَانَ
مَرِيضًا
أَوْ
عَلَىٰ
سَفَرٍۢ
فَعِدَّةٌۭ
مِّنْ
أَيَّامٍ
أُخَرَ
ۗ
يُرِيدُ
ٱللَّهُ
بِكُمُ
ٱلْيُسْرَ
وَلَا
يُرِيدُ
بِكُمُ
ٱلْعُسْرَ
وَلِتُكْمِلُوا۟
ٱلْعِدَّةَ
وَلِتُكَبِّرُوا۟
ٱللَّهَ
عَلَىٰ
مَا
هَدَىٰكُمْ
وَلَعَلَّكُمْ
تَشْكُرُونَ
Ramazan ayı, ki onda Kuran, insanlara yol gösterici ve doğruyu yanlıştan ayırıcı belgeler olarak indirildi. Sizden bu ayı idrak eden, onda oruç tutsun; hasta veya yolculukta olan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutsun. Allah size kolaylık ister, zorluk istemez. Bu kolaylıkları, sayıyı tamamlamanız ve size yol gösterdiğine karşılık O'nu ululamanız için meşru kılmıştır; ola ki şükredersiniz.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 186 Cüz 2 • Sayfa 28
وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِى عَنِّى فَإِنِّى قَرِيبٌ ۖ أُجِيبُ دَعْوَةَ ٱلدَّاعِ إِذَا دَعَانِ ۖ فَلْيَسْتَجِيبُوا۟ لِى وَلْيُؤْمِنُوا۟ بِى لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ ﴿186﴾
وَإِذَا
سَأَلَكَ
عِبَادِى
عَنِّى
فَإِنِّى
قَرِيبٌ
ۖ
أُجِيبُ
دَعْوَةَ
ٱلدَّاعِ
إِذَا
دَعَانِ
ۖ
فَلْيَسْتَجِيبُوا۟
لِى
وَلْيُؤْمِنُوا۟
بِى
لَعَلَّهُمْ
يَرْشُدُونَ
Kullarım sana Beni sorarlarsa, bilsinler ki Ben, şüphesiz onlara yakınım. Benden isteyenin, dua ettiğinde duasını kabul ederim. Artık onlar da davetimi kabul edip Bana inansınlar ki doğru yolda yürüyenlerden olsunlar.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 187 Cüz 2 • Sayfa 29
أُحِلَّ لَكُمْ لَيْلَةَ ٱلصِّيَامِ ٱلرَّفَثُ إِلَىٰ نِسَآئِكُمْ ۚ هُنَّ لِبَاسٌۭ لَّكُمْ وَأَنتُمْ لِبَاسٌۭ لَّهُنَّ ۗ عَلِمَ ٱللَّهُ أَنَّكُمْ كُنتُمْ تَخْتَانُونَ أَنفُسَكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ وَعَفَا عَنكُمْ ۖ فَٱلْـَٰٔنَ بَٰشِرُوهُنَّ وَٱبْتَغُوا۟ مَا كَتَبَ ٱللَّهُ لَكُمْ ۚ وَكُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ حَتَّىٰ يَتَبَيَّنَ لَكُمُ ٱلْخَيْطُ ٱلْأَبْيَضُ مِنَ ٱلْخَيْطِ ٱلْأَسْوَدِ مِنَ ٱلْفَجْرِ ۖ ثُمَّ أَتِمُّوا۟ ٱلصِّيَامَ إِلَى ٱلَّيْلِ ۚ وَلَا تُبَٰشِرُوهُنَّ وَأَنتُمْ عَٰكِفُونَ فِى ٱلْمَسَٰجِدِ ۗ تِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ فَلَا تَقْرَبُوهَا ۗ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ ءَايَٰتِهِۦ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ ﴿187﴾
أُحِلَّ
لَكُمْ
لَيْلَةَ
ٱلصِّيَامِ
ٱلرَّفَثُ
إِلَىٰ
نِسَآئِكُمْ
ۚ
هُنَّ
لِبَاسٌۭ
لَّكُمْ
وَأَنتُمْ
لِبَاسٌۭ
لَّهُنَّ
ۗ
عَلِمَ
ٱللَّهُ
أَنَّكُمْ
كُنتُمْ
تَخْتَانُونَ
أَنفُسَكُمْ
فَتَابَ
عَلَيْكُمْ
وَعَفَا
عَنكُمْ
ۖ
فَٱلْـَٰٔنَ
بَٰشِرُوهُنَّ
وَٱبْتَغُوا۟
مَا
كَتَبَ
ٱللَّهُ
لَكُمْ
ۚ
وَكُلُوا۟
وَٱشْرَبُوا۟
حَتَّىٰ
يَتَبَيَّنَ
لَكُمُ
ٱلْخَيْطُ
ٱلْأَبْيَضُ
مِنَ
ٱلْخَيْطِ
ٱلْأَسْوَدِ
مِنَ
ٱلْفَجْرِ
ۖ
ثُمَّ
أَتِمُّوا۟
ٱلصِّيَامَ
إِلَى
ٱلَّيْلِ
ۚ
وَلَا
تُبَٰشِرُوهُنَّ
وَأَنتُمْ
عَٰكِفُونَ
فِى
ٱلْمَسَٰجِدِ
ۗ
تِلْكَ
حُدُودُ
ٱللَّهِ
فَلَا
تَقْرَبُوهَا
ۗ
كَذَٰلِكَ
يُبَيِّنُ
ٱللَّهُ
ءَايَٰتِهِۦ
لِلنَّاسِ
لَعَلَّهُمْ
يَتَّقُونَ
Oruç tuttuğunuz günlerin gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız size helal kılındı, onlar sizin örtünüz, siz de onların örtülerisiniz. Allah, nefsinize güvenemiyeceğinizi biliyordu, bu sebeple tevbenizi kabul edip sizi affetti; artık onlara yaklaşabilirsiniz. Allah'ın sizin için takdir ettiğini dileyin. Tan yerinde, beyaz iplik siyah iplikten sizce ayırdedilinceye kadar, yiyin için, sonra orucu geceye kadar tamamlayın. Mescidlerde itikafa çekildiğinizde kadınlarınıza yaklaşmayın. Allah insanlara yasaklardan sakınsınlar diye ayetlerini böylece apaçık bildirir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 188 Cüz 2 • Sayfa 29
وَلَا تَأْكُلُوٓا۟ أَمْوَٰلَكُم بَيْنَكُم بِٱلْبَٰطِلِ وَتُدْلُوا۟ بِهَآ إِلَى ٱلْحُكَّامِ لِتَأْكُلُوا۟ فَرِيقًۭا مِّنْ أَمْوَٰلِ ٱلنَّاسِ بِٱلْإِثْمِ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ ﴿188﴾
وَلَا
تَأْكُلُوٓا۟
أَمْوَٰلَكُم
بَيْنَكُم
بِٱلْبَٰطِلِ
وَتُدْلُوا۟
بِهَآ
إِلَى
ٱلْحُكَّامِ
لِتَأْكُلُوا۟
فَرِيقًۭا
مِّنْ
أَمْوَٰلِ
ٱلنَّاسِ
بِٱلْإِثْمِ
وَأَنتُمْ
تَعْلَمُونَ
Aranızda mallarınızı haksızlıkla yemeyin; bildiğiniz halde günaha girerek insanların mallarından bir kısmını yemek için onu hakimlere aktarmayın.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 189 Cüz 2 • Sayfa 29
۞ يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْأَهِلَّةِ ۖ قُلْ هِىَ مَوَٰقِيتُ لِلنَّاسِ وَٱلْحَجِّ ۗ وَلَيْسَ ٱلْبِرُّ بِأَن تَأْتُوا۟ ٱلْبُيُوتَ مِن ظُهُورِهَا وَلَٰكِنَّ ٱلْبِرَّ مَنِ ٱتَّقَىٰ ۗ وَأْتُوا۟ ٱلْبُيُوتَ مِنْ أَبْوَٰبِهَا ۚ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ ﴿189﴾
۞
يَسْـَٔلُونَكَ
عَنِ
ٱلْأَهِلَّةِ
ۖ
قُلْ
هِىَ
مَوَٰقِيتُ
لِلنَّاسِ
وَٱلْحَجِّ
ۗ
وَلَيْسَ
ٱلْبِرُّ
بِأَن
تَأْتُوا۟
ٱلْبُيُوتَ
مِن
ظُهُورِهَا
وَلَٰكِنَّ
ٱلْبِرَّ
مَنِ
ٱتَّقَىٰ
ۗ
وَأْتُوا۟
ٱلْبُيُوتَ
مِنْ
أَبْوَٰبِهَا
ۚ
وَٱتَّقُوا۟
ٱللَّهَ
لَعَلَّكُمْ
تُفْلِحُونَ
Sana hilal halindeki ayları sorarlar. De ki: "Onlar, insanların ve hac vakitlerinin ölçüsüdür". Evlere arkalarından girmeniz iyilik değildir; iyi kimse kötülükten sakınan kimsedir. Evlere kapılarından girin; Allah'tan sakının ki muradınıza erersiniz.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 190 Cüz 2 • Sayfa 29
وَقَٰتِلُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ٱلَّذِينَ يُقَٰتِلُونَكُمْ وَلَا تَعْتَدُوٓا۟ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلْمُعْتَدِينَ ﴿190﴾
وَقَٰتِلُوا۟
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
ٱلَّذِينَ
يُقَٰتِلُونَكُمْ
وَلَا
تَعْتَدُوٓا۟
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
لَا
يُحِبُّ
ٱلْمُعْتَدِينَ
Sizinle savaşanlarla Allah yolunda savaşın, aşırı gitmeyin; doğrusu Allah aşırı gidenleri sevmez.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 191 Cüz 2 • Sayfa 30
وَٱقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ وَأَخْرِجُوهُم مِّنْ حَيْثُ أَخْرَجُوكُمْ ۚ وَٱلْفِتْنَةُ أَشَدُّ مِنَ ٱلْقَتْلِ ۚ وَلَا تُقَٰتِلُوهُمْ عِندَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ حَتَّىٰ يُقَٰتِلُوكُمْ فِيهِ ۖ فَإِن قَٰتَلُوكُمْ فَٱقْتُلُوهُمْ ۗ كَذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلْكَٰفِرِينَ ﴿191﴾
وَٱقْتُلُوهُمْ
حَيْثُ
ثَقِفْتُمُوهُمْ
وَأَخْرِجُوهُم
مِّنْ
حَيْثُ
أَخْرَجُوكُمْ
ۚ
وَٱلْفِتْنَةُ
أَشَدُّ
مِنَ
ٱلْقَتْلِ
ۚ
وَلَا
تُقَٰتِلُوهُمْ
عِندَ
ٱلْمَسْجِدِ
ٱلْحَرَامِ
حَتَّىٰ
يُقَٰتِلُوكُمْ
فِيهِ
ۖ
فَإِن
قَٰتَلُوكُمْ
فَٱقْتُلُوهُمْ
ۗ
كَذَٰلِكَ
جَزَآءُ
ٱلْكَٰفِرِينَ
Onları bulduğunuz yerde öldürün. Sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne çıkarmak, adam öldürmekten daha kötüdür. Mescidi Haram'ın yanında, onlar savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa onları öldürün. İnkar edenlerin cezası böyledir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 192 Cüz 2 • Sayfa 30
فَإِنِ ٱنتَهَوْا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ ﴿192﴾
فَإِنِ
ٱنتَهَوْا۟
فَإِنَّ
ٱللَّهَ
غَفُورٌۭ
رَّحِيمٌۭ
Vazgeçerlerse onları bağışlayın; şüphesiz Allah bağışlar ve merhamet eder.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 193 Cüz 2 • Sayfa 30
وَقَٰتِلُوهُمْ حَتَّىٰ لَا تَكُونَ فِتْنَةٌۭ وَيَكُونَ ٱلدِّينُ لِلَّهِ ۖ فَإِنِ ٱنتَهَوْا۟ فَلَا عُدْوَٰنَ إِلَّا عَلَى ٱلظَّٰلِمِينَ ﴿193﴾
وَقَٰتِلُوهُمْ
حَتَّىٰ
لَا
تَكُونَ
فِتْنَةٌۭ
وَيَكُونَ
ٱلدِّينُ
لِلَّهِ
ۖ
فَإِنِ
ٱنتَهَوْا۟
فَلَا
عُدْوَٰنَ
إِلَّا
عَلَى
ٱلظَّٰلِمِينَ
Fitne kalmayıp, yalnız Allah'ın dini ortada kalana kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse sataşmayın. Zulmedenlerden başkasına düşmanlık yoktur.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 194 Cüz 2 • Sayfa 30
ٱلشَّهْرُ ٱلْحَرَامُ بِٱلشَّهْرِ ٱلْحَرَامِ وَٱلْحُرُمَٰتُ قِصَاصٌۭ ۚ فَمَنِ ٱعْتَدَىٰ عَلَيْكُمْ فَٱعْتَدُوا۟ عَلَيْهِ بِمِثْلِ مَا ٱعْتَدَىٰ عَلَيْكُمْ ۚ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلْمُتَّقِينَ ﴿194﴾
ٱلشَّهْرُ
ٱلْحَرَامُ
بِٱلشَّهْرِ
ٱلْحَرَامِ
وَٱلْحُرُمَٰتُ
قِصَاصٌۭ
ۚ
فَمَنِ
ٱعْتَدَىٰ
عَلَيْكُمْ
فَٱعْتَدُوا۟
عَلَيْهِ
بِمِثْلِ
مَا
ٱعْتَدَىٰ
عَلَيْكُمْ
ۚ
وَٱتَّقُوا۟
ٱللَّهَ
وَٱعْلَمُوٓا۟
أَنَّ
ٱللَّهَ
مَعَ
ٱلْمُتَّقِينَ
Hürmetli ay, hürmetli aya mukabildir, hürmetler karşılıklıdır; o halde, size tecavüz edene (saldırana), size saldırdıkları gibi saldırın. Allah'tan sakının ve Allah'ın sakınanlarla beraber olduğunu bilin.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 195 Cüz 2 • Sayfa 30
وَأَنفِقُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا تُلْقُوا۟ بِأَيْدِيكُمْ إِلَى ٱلتَّهْلُكَةِ ۛ وَأَحْسِنُوٓا۟ ۛ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ ﴿195﴾
وَأَنفِقُوا۟
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
وَلَا
تُلْقُوا۟
بِأَيْدِيكُمْ
إِلَى
ٱلتَّهْلُكَةِ
ۛ
وَأَحْسِنُوٓا۟
ۛ
إِنَّ
ٱللَّهَ
يُحِبُّ
ٱلْمُحْسِنِينَ
Allah yolunda sarf edin, kendinizi kendi elinizle tehlikeye atmayın, işlerinizi iyi yapın. Şüphesiz Allah iyi iş yapanları sever.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 196 Cüz 2 • Sayfa 30
وَأَتِمُّوا۟ ٱلْحَجَّ وَٱلْعُمْرَةَ لِلَّهِ ۚ فَإِنْ أُحْصِرْتُمْ فَمَا ٱسْتَيْسَرَ مِنَ ٱلْهَدْىِ ۖ وَلَا تَحْلِقُوا۟ رُءُوسَكُمْ حَتَّىٰ يَبْلُغَ ٱلْهَدْىُ مَحِلَّهُۥ ۚ فَمَن كَانَ مِنكُم مَّرِيضًا أَوْ بِهِۦٓ أَذًۭى مِّن رَّأْسِهِۦ فَفِدْيَةٌۭ مِّن صِيَامٍ أَوْ صَدَقَةٍ أَوْ نُسُكٍۢ ۚ فَإِذَآ أَمِنتُمْ فَمَن تَمَتَّعَ بِٱلْعُمْرَةِ إِلَى ٱلْحَجِّ فَمَا ٱسْتَيْسَرَ مِنَ ٱلْهَدْىِ ۚ فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلَٰثَةِ أَيَّامٍۢ فِى ٱلْحَجِّ وَسَبْعَةٍ إِذَا رَجَعْتُمْ ۗ تِلْكَ عَشَرَةٌۭ كَامِلَةٌۭ ۗ ذَٰلِكَ لِمَن لَّمْ يَكُنْ أَهْلُهُۥ حَاضِرِى ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ ۚ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ ﴿196﴾
وَأَتِمُّوا۟
ٱلْحَجَّ
وَٱلْعُمْرَةَ
لِلَّهِ
ۚ
فَإِنْ
أُحْصِرْتُمْ
فَمَا
ٱسْتَيْسَرَ
مِنَ
ٱلْهَدْىِ
ۖ
وَلَا
تَحْلِقُوا۟
رُءُوسَكُمْ
حَتَّىٰ
يَبْلُغَ
ٱلْهَدْىُ
مَحِلَّهُۥ
ۚ
فَمَن
كَانَ
مِنكُم
مَّرِيضًا
أَوْ
بِهِۦٓ
أَذًۭى
مِّن
رَّأْسِهِۦ
فَفِدْيَةٌۭ
مِّن
صِيَامٍ
أَوْ
صَدَقَةٍ
أَوْ
نُسُكٍۢ
ۚ
فَإِذَآ
أَمِنتُمْ
فَمَن
تَمَتَّعَ
بِٱلْعُمْرَةِ
إِلَى
ٱلْحَجِّ
فَمَا
ٱسْتَيْسَرَ
مِنَ
ٱلْهَدْىِ
ۚ
فَمَن
لَّمْ
يَجِدْ
فَصِيَامُ
ثَلَٰثَةِ
أَيَّامٍۢ
فِى
ٱلْحَجِّ
وَسَبْعَةٍ
إِذَا
رَجَعْتُمْ
ۗ
تِلْكَ
عَشَرَةٌۭ
كَامِلَةٌۭ
ۗ
ذَٰلِكَ
لِمَن
لَّمْ
يَكُنْ
أَهْلُهُۥ
حَاضِرِى
ٱلْمَسْجِدِ
ٱلْحَرَامِ
ۚ
وَٱتَّقُوا۟
ٱللَّهَ
وَٱعْلَمُوٓا۟
أَنَّ
ٱللَّهَ
شَدِيدُ
ٱلْعِقَابِ
Başladığınız hac ve umreyi Allah için tamamlayın. Alıkonursanız, kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Kurban, yerine ulaşıncaya kadar, başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizde hasta olan veya başından rahatsız bulunan varsa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi ya da kurban kesmesi gerekir. Güven içinde olursanız, hacca kadar umreden faydalanabilen kimseye kolayına gelen bir kurban kesmek, bulamayana, hac esnasında üç gün ve döndüğünüzde yedi gün, ki o tam on gündür oruç tutmak gerekir. Bu, ailesi Mescidi Haram'da oturmayan kimseler içindir. Allah'tan sakının ve Allah'ın cezasının şiddetli olacağını bilin.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 197 Cüz 2 • Sayfa 31
ٱلْحَجُّ أَشْهُرٌۭ مَّعْلُومَٰتٌۭ ۚ فَمَن فَرَضَ فِيهِنَّ ٱلْحَجَّ فَلَا رَفَثَ وَلَا فُسُوقَ وَلَا جِدَالَ فِى ٱلْحَجِّ ۗ وَمَا تَفْعَلُوا۟ مِنْ خَيْرٍۢ يَعْلَمْهُ ٱللَّهُ ۗ وَتَزَوَّدُوا۟ فَإِنَّ خَيْرَ ٱلزَّادِ ٱلتَّقْوَىٰ ۚ وَٱتَّقُونِ يَٰٓأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ ﴿197﴾
ٱلْحَجُّ
أَشْهُرٌۭ
مَّعْلُومَٰتٌۭ
ۚ
فَمَن
فَرَضَ
فِيهِنَّ
ٱلْحَجَّ
فَلَا
رَفَثَ
وَلَا
فُسُوقَ
وَلَا
جِدَالَ
فِى
ٱلْحَجِّ
ۗ
وَمَا
تَفْعَلُوا۟
مِنْ
خَيْرٍۢ
يَعْلَمْهُ
ٱللَّهُ
ۗ
وَتَزَوَّدُوا۟
فَإِنَّ
خَيْرَ
ٱلزَّادِ
ٱلتَّقْوَىٰ
ۚ
وَٱتَّقُونِ
يَٰٓأُو۟لِى
ٱلْأَلْبَٰبِ
Hac bilinen aylardadır. O aylarda hacca girişen kimse bilmelidir ki, hacda kadına yaklaşmak, sövüşmek, dövüşmek yoktur. Ne iyilik yaparsanız Allah onu bilir. Kendinize azık edinin, şüphe yok ki azığın en iyisi Allah korkusudur. Ey akıl sahibleri! Benden korkun.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 198 Cüz 2 • Sayfa 31
لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَبْتَغُوا۟ فَضْلًۭا مِّن رَّبِّكُمْ ۚ فَإِذَآ أَفَضْتُم مِّنْ عَرَفَٰتٍۢ فَٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ عِندَ ٱلْمَشْعَرِ ٱلْحَرَامِ ۖ وَٱذْكُرُوهُ كَمَا هَدَىٰكُمْ وَإِن كُنتُم مِّن قَبْلِهِۦ لَمِنَ ٱلضَّآلِّينَ ﴿198﴾
لَيْسَ
عَلَيْكُمْ
جُنَاحٌ
أَن
تَبْتَغُوا۟
فَضْلًۭا
مِّن
رَّبِّكُمْ
ۚ
فَإِذَآ
أَفَضْتُم
مِّنْ
عَرَفَٰتٍۢ
فَٱذْكُرُوا۟
ٱللَّهَ
عِندَ
ٱلْمَشْعَرِ
ٱلْحَرَامِ
ۖ
وَٱذْكُرُوهُ
كَمَا
هَدَىٰكُمْ
وَإِن
كُنتُم
مِّن
قَبْلِهِۦ
لَمِنَ
ٱلضَّآلِّينَ
Rabbiniz'den refah istemenizde bir engel yoktur. Arafat'tan indiğinizde, Allah'ı Meşari Haram'da anın; O'nu, size gösterdiği şekilde zikredin. Nitekim siz önceleri hiç şüphesiz sapıklardandınız.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 199 Cüz 2 • Sayfa 31
ثُمَّ أَفِيضُوا۟ مِنْ حَيْثُ أَفَاضَ ٱلنَّاسُ وَٱسْتَغْفِرُوا۟ ٱللَّهَ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ ﴿199﴾
ثُمَّ
أَفِيضُوا۟
مِنْ
حَيْثُ
أَفَاضَ
ٱلنَّاسُ
وَٱسْتَغْفِرُوا۟
ٱللَّهَ
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
غَفُورٌۭ
رَّحِيمٌۭ
Sonra, insanların toplu olarak akın ettiği yerden, siz de akın edin. Allah'tan mağfiret dileyin. Allah bağışlar ve merhamet eder.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 200 Cüz 2 • Sayfa 31
فَإِذَا قَضَيْتُم مَّنَٰسِكَكُمْ فَٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ كَذِكْرِكُمْ ءَابَآءَكُمْ أَوْ أَشَدَّ ذِكْرًۭا ۗ فَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَقُولُ رَبَّنَآ ءَاتِنَا فِى ٱلدُّنْيَا وَمَا لَهُۥ فِى ٱلْءَاخِرَةِ مِنْ خَلَٰقٍۢ ﴿200﴾
فَإِذَا
قَضَيْتُم
مَّنَٰسِكَكُمْ
فَٱذْكُرُوا۟
ٱللَّهَ
كَذِكْرِكُمْ
ءَابَآءَكُمْ
أَوْ
أَشَدَّ
ذِكْرًۭا
ۗ
فَمِنَ
ٱلنَّاسِ
مَن
يَقُولُ
رَبَّنَآ
ءَاتِنَا
فِى
ٱلدُّنْيَا
وَمَا
لَهُۥ
فِى
ٱلْءَاخِرَةِ
مِنْ
خَلَٰقٍۢ
Hac ibadetinizi bitirdiğinizde, babalarınızı andığınız gibi, hatta ondan daha kuvvetli bir anışla Allah'ı anın. "Rabbimiz! Bize sadece dünyada ver" diyen insanlar vardır, öylesine, ahirette bir pay yoktur.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 201 Cüz 2 • Sayfa 31
وَمِنْهُم مَّن يَقُولُ رَبَّنَآ ءَاتِنَا فِى ٱلدُّنْيَا حَسَنَةًۭ وَفِى ٱلْءَاخِرَةِ حَسَنَةًۭ وَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ ﴿201﴾
وَمِنْهُم
مَّن
يَقُولُ
رَبَّنَآ
ءَاتِنَا
فِى
ٱلدُّنْيَا
حَسَنَةًۭ
وَفِى
ٱلْءَاخِرَةِ
حَسَنَةًۭ
وَقِنَا
عَذَابَ
ٱلنَّارِ
"Rabbimiz! Bize dünyada iyiyi, ahirette de iyiyi ver, bizi ateşin azabından koru" diyenler vardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 202 Cüz 2 • Sayfa 31
أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ نَصِيبٌۭ مِّمَّا كَسَبُوا۟ ۚ وَٱللَّهُ سَرِيعُ ٱلْحِسَابِ ﴿202﴾
أُو۟لَٰٓئِكَ
لَهُمْ
نَصِيبٌۭ
مِّمَّا
كَسَبُوا۟
ۚ
وَٱللَّهُ
سَرِيعُ
ٱلْحِسَابِ
İşte onlara, kazançlarından ötürü karşılık vardır. Allah hesabı çabuk görür.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 203 Cüz 2 • Sayfa 32
۞ وَٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ فِىٓ أَيَّامٍۢ مَّعْدُودَٰتٍۢ ۚ فَمَن تَعَجَّلَ فِى يَوْمَيْنِ فَلَآ إِثْمَ عَلَيْهِ وَمَن تَأَخَّرَ فَلَآ إِثْمَ عَلَيْهِ ۚ لِمَنِ ٱتَّقَىٰ ۗ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّكُمْ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ ﴿203﴾
۞
وَٱذْكُرُوا۟
ٱللَّهَ
فِىٓ
أَيَّامٍۢ
مَّعْدُودَٰتٍۢ
ۚ
فَمَن
تَعَجَّلَ
فِى
يَوْمَيْنِ
فَلَآ
إِثْمَ
عَلَيْهِ
وَمَن
تَأَخَّرَ
فَلَآ
إِثْمَ
عَلَيْهِ
ۚ
لِمَنِ
ٱتَّقَىٰ
ۗ
وَٱتَّقُوا۟
ٱللَّهَ
وَٱعْلَمُوٓا۟
أَنَّكُمْ
إِلَيْهِ
تُحْشَرُونَ
Allah'ı sayılı günlerde anın. Günahtan sakınan kimseye, acele edip, Mina'daki ibadeti iki günde bitirirse günah yoktur, geri kalsa da günah yoktur. Allah'tan sakının. O'nun katında toplanacağınızı bilin.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 204 Cüz 2 • Sayfa 32
وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يُعْجِبُكَ قَوْلُهُۥ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَيُشْهِدُ ٱللَّهَ عَلَىٰ مَا فِى قَلْبِهِۦ وَهُوَ أَلَدُّ ٱلْخِصَامِ ﴿204﴾
وَمِنَ
ٱلنَّاسِ
مَن
يُعْجِبُكَ
قَوْلُهُۥ
فِى
ٱلْحَيَوٰةِ
ٱلدُّنْيَا
وَيُشْهِدُ
ٱللَّهَ
عَلَىٰ
مَا
فِى
قَلْبِهِۦ
وَهُوَ
أَلَدُّ
ٱلْخِصَامِ
Dünya hayatına dair konuşması senin hoşuna giden, pek azılı düşman iken, kalbinde olana Allah'ı şahid tutan, işbaşına geçince, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ekin ve nesli yok etmeğe çabalayan insanlar vardır. Allah bozgunculuğu sevmez.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 205 Cüz 2 • Sayfa 32
وَإِذَا تَوَلَّىٰ سَعَىٰ فِى ٱلْأَرْضِ لِيُفْسِدَ فِيهَا وَيُهْلِكَ ٱلْحَرْثَ وَٱلنَّسْلَ ۗ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلْفَسَادَ ﴿205﴾
وَإِذَا
تَوَلَّىٰ
سَعَىٰ
فِى
ٱلْأَرْضِ
لِيُفْسِدَ
فِيهَا
وَيُهْلِكَ
ٱلْحَرْثَ
وَٱلنَّسْلَ
ۗ
وَٱللَّهُ
لَا
يُحِبُّ
ٱلْفَسَادَ
Dünya hayatına dair konuşması senin hoşuna giden, pek azılı düşman iken, kalbinde olana Allah'ı şahid tutan, işbaşına geçince, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ekin ve nesli yok etmeğe çabalayan insanlar vardır. Allah bozgunculuğu sevmez.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 206 Cüz 2 • Sayfa 32
وَإِذَا قِيلَ لَهُ ٱتَّقِ ٱللَّهَ أَخَذَتْهُ ٱلْعِزَّةُ بِٱلْإِثْمِ ۚ فَحَسْبُهُۥ جَهَنَّمُ ۚ وَلَبِئْسَ ٱلْمِهَادُ ﴿206﴾
وَإِذَا
قِيلَ
لَهُ
ٱتَّقِ
ٱللَّهَ
أَخَذَتْهُ
ٱلْعِزَّةُ
بِٱلْإِثْمِ
ۚ
فَحَسْبُهُۥ
جَهَنَّمُ
ۚ
وَلَبِئْسَ
ٱلْمِهَادُ
Ona: "Allah'tan sakın" denince, gururu kendisine günah işletir, artık ona cehennem yetişir, ne kötü yataktır!..
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 207 Cüz 2 • Sayfa 32
وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَشْرِى نَفْسَهُ ٱبْتِغَآءَ مَرْضَاتِ ٱللَّهِ ۗ وَٱللَّهُ رَءُوفٌۢ بِٱلْعِبَادِ ﴿207﴾
وَمِنَ
ٱلنَّاسِ
مَن
يَشْرِى
نَفْسَهُ
ٱبْتِغَآءَ
مَرْضَاتِ
ٱللَّهِ
ۗ
وَٱللَّهُ
رَءُوفٌۢ
بِٱلْعِبَادِ
İnsanlar arasında, Allah'ın rızasını kazanmak için canını verenler vardır. Allah kullarına karşı şefkatlidir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 208 Cüz 2 • Sayfa 32
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱدْخُلُوا۟ فِى ٱلسِّلْمِ كَآفَّةًۭ وَلَا تَتَّبِعُوا۟ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيْطَٰنِ ۚ إِنَّهُۥ لَكُمْ عَدُوٌّۭ مُّبِينٌۭ ﴿208﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
ٱدْخُلُوا۟
فِى
ٱلسِّلْمِ
كَآفَّةًۭ
وَلَا
تَتَّبِعُوا۟
خُطُوَٰتِ
ٱلشَّيْطَٰنِ
ۚ
إِنَّهُۥ
لَكُمْ
عَدُوٌّۭ
مُّبِينٌۭ
Ey İnananlar! Hep birden barışa girin, şeytana ayak uydurmayın, o sizin apaçık düşmanınızdır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 209 Cüz 2 • Sayfa 32
فَإِن زَلَلْتُم مِّنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْكُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ فَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ ﴿209﴾
فَإِن
زَلَلْتُم
مِّنۢ
بَعْدِ
مَا
جَآءَتْكُمُ
ٱلْبَيِّنَٰتُ
فَٱعْلَمُوٓا۟
أَنَّ
ٱللَّهَ
عَزِيزٌ
حَكِيمٌ
Size belgeler geldikten sonra kayarsanız, biliniz ki Allah güçlüdür, Hakim'dir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 210 Cüz 2 • Sayfa 32
هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّآ أَن يَأْتِيَهُمُ ٱللَّهُ فِى ظُلَلٍۢ مِّنَ ٱلْغَمَامِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَقُضِىَ ٱلْأَمْرُ ۚ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ ﴿210﴾
هَلْ
يَنظُرُونَ
إِلَّآ
أَن
يَأْتِيَهُمُ
ٱللَّهُ
فِى
ظُلَلٍۢ
مِّنَ
ٱلْغَمَامِ
وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ
وَقُضِىَ
ٱلْأَمْرُ
ۚ
وَإِلَى
ٱللَّهِ
تُرْجَعُ
ٱلْأُمُورُ
Onlar, bulut gölgeleri içinde, Allah'ın azabının ve meleklerin tepelerine inip işin bitmesini mi bekliyorlar? Bütün işler Allah'a dönecektir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 211 Cüz 2 • Sayfa 33
سَلْ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ كَمْ ءَاتَيْنَٰهُم مِّنْ ءَايَةٍۭ بَيِّنَةٍۢ ۗ وَمَن يُبَدِّلْ نِعْمَةَ ٱللَّهِ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْهُ فَإِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ ﴿211﴾
سَلْ
بَنِىٓ
إِسْرَٰٓءِيلَ
كَمْ
ءَاتَيْنَٰهُم
مِّنْ
ءَايَةٍۭ
بَيِّنَةٍۢ
ۗ
وَمَن
يُبَدِّلْ
نِعْمَةَ
ٱللَّهِ
مِنۢ
بَعْدِ
مَا
جَآءَتْهُ
فَإِنَّ
ٱللَّهَ
شَدِيدُ
ٱلْعِقَابِ
İsrailoğullarına sor; onlara apaçık nice ayetler verdik, Allah'ın nimetini, kendisine geldikten sonra kim değiştirirse, bilsin ki, Allah'ın cezası şüphesiz şiddetlidir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 212 Cüz 2 • Sayfa 33
زُيِّنَ لِلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا وَيَسْخَرُونَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ۘ وَٱلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ فَوْقَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ ۗ وَٱللَّهُ يَرْزُقُ مَن يَشَآءُ بِغَيْرِ حِسَابٍۢ ﴿212﴾
زُيِّنَ
لِلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
ٱلْحَيَوٰةُ
ٱلدُّنْيَا
وَيَسْخَرُونَ
مِنَ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
ۘ
وَٱلَّذِينَ
ٱتَّقَوْا۟
فَوْقَهُمْ
يَوْمَ
ٱلْقِيَٰمَةِ
ۗ
وَٱللَّهُ
يَرْزُقُ
مَن
يَشَآءُ
بِغَيْرِ
حِسَابٍۢ
İnkar edenlere, dünya hayatı güzel görünür, onlar, inananlarla alay ederler, oysa, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar kıyamet günü onların üstünde olacaklardır. Allah dilediğini hesabsız şekilde rızıklandırır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 213 Cüz 2 • Sayfa 33
كَانَ ٱلنَّاسُ أُمَّةًۭ وَٰحِدَةًۭ فَبَعَثَ ٱللَّهُ ٱلنَّبِيِّۦنَ مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ وَأَنزَلَ مَعَهُمُ ٱلْكِتَٰبَ بِٱلْحَقِّ لِيَحْكُمَ بَيْنَ ٱلنَّاسِ فِيمَا ٱخْتَلَفُوا۟ فِيهِ ۚ وَمَا ٱخْتَلَفَ فِيهِ إِلَّا ٱلَّذِينَ أُوتُوهُ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْهُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ بَغْيًۢا بَيْنَهُمْ ۖ فَهَدَى ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لِمَا ٱخْتَلَفُوا۟ فِيهِ مِنَ ٱلْحَقِّ بِإِذْنِهِۦ ۗ وَٱللَّهُ يَهْدِى مَن يَشَآءُ إِلَىٰ صِرَٰطٍۢ مُّسْتَقِيمٍ ﴿213﴾
كَانَ
ٱلنَّاسُ
أُمَّةًۭ
وَٰحِدَةًۭ
فَبَعَثَ
ٱللَّهُ
ٱلنَّبِيِّۦنَ
مُبَشِّرِينَ
وَمُنذِرِينَ
وَأَنزَلَ
مَعَهُمُ
ٱلْكِتَٰبَ
بِٱلْحَقِّ
لِيَحْكُمَ
بَيْنَ
ٱلنَّاسِ
فِيمَا
ٱخْتَلَفُوا۟
فِيهِ
ۚ
وَمَا
ٱخْتَلَفَ
فِيهِ
إِلَّا
ٱلَّذِينَ
أُوتُوهُ
مِنۢ
بَعْدِ
مَا
جَآءَتْهُمُ
ٱلْبَيِّنَٰتُ
بَغْيًۢا
بَيْنَهُمْ
ۖ
فَهَدَى
ٱللَّهُ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
لِمَا
ٱخْتَلَفُوا۟
فِيهِ
مِنَ
ٱلْحَقِّ
بِإِذْنِهِۦ
ۗ
وَٱللَّهُ
يَهْدِى
مَن
يَشَآءُ
إِلَىٰ
صِرَٰطٍۢ
مُّسْتَقِيمٍ
İnsanlar bir tek ümmetti. Allah peygamberleri müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdi; insanların ayrılığa düşecekleri hususlarda aralarında hüküm vermek için onlarla birlikte hak Kitaplar indirdi. Ancak Kitap verilenler, kendilerine belgeler geldikten sonra, aralarındaki ihtiras yüzünden onda ayrılığa düştüler. Allah, inananları, ayrılığa düştükleri gerçeğe kendi izni ile eriştirdi. Allah dilediğini doğru yola eriştirir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 214 Cüz 2 • Sayfa 33
أَمْ حَسِبْتُمْ أَن تَدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ وَلَمَّا يَأْتِكُم مَّثَلُ ٱلَّذِينَ خَلَوْا۟ مِن قَبْلِكُم ۖ مَّسَّتْهُمُ ٱلْبَأْسَآءُ وَٱلضَّرَّآءُ وَزُلْزِلُوا۟ حَتَّىٰ يَقُولَ ٱلرَّسُولُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ مَتَىٰ نَصْرُ ٱللَّهِ ۗ أَلَآ إِنَّ نَصْرَ ٱللَّهِ قَرِيبٌۭ ﴿214﴾
أَمْ
حَسِبْتُمْ
أَن
تَدْخُلُوا۟
ٱلْجَنَّةَ
وَلَمَّا
يَأْتِكُم
مَّثَلُ
ٱلَّذِينَ
خَلَوْا۟
مِن
قَبْلِكُم
ۖ
مَّسَّتْهُمُ
ٱلْبَأْسَآءُ
وَٱلضَّرَّآءُ
وَزُلْزِلُوا۟
حَتَّىٰ
يَقُولَ
ٱلرَّسُولُ
وَٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
مَعَهُۥ
مَتَىٰ
نَصْرُ
ٱللَّهِ
ۗ
أَلَآ
إِنَّ
نَصْرَ
ٱللَّهِ
قَرِيبٌۭ
Sizden önce gelenlerin durumu sizin başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi zannettiniz? Peygamber ve onunla beraber müminler: "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı; iyi bilin ki Allah'ın yardımı şüphesiz yakındır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 215 Cüz 2 • Sayfa 33
يَسْـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنفِقُونَ ۖ قُلْ مَآ أَنفَقْتُم مِّنْ خَيْرٍۢ فَلِلْوَٰلِدَيْنِ وَٱلْأَقْرَبِينَ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينِ وَٱبْنِ ٱلسَّبِيلِ ۗ وَمَا تَفْعَلُوا۟ مِنْ خَيْرٍۢ فَإِنَّ ٱللَّهَ بِهِۦ عَلِيمٌۭ ﴿215﴾
يَسْـَٔلُونَكَ
مَاذَا
يُنفِقُونَ
ۖ
قُلْ
مَآ
أَنفَقْتُم
مِّنْ
خَيْرٍۢ
فَلِلْوَٰلِدَيْنِ
وَٱلْأَقْرَبِينَ
وَٱلْيَتَٰمَىٰ
وَٱلْمَسَٰكِينِ
وَٱبْنِ
ٱلسَّبِيلِ
ۗ
وَمَا
تَفْعَلُوا۟
مِنْ
خَيْرٍۢ
فَإِنَّ
ٱللَّهَ
بِهِۦ
عَلِيمٌۭ
Sana, ne sarfedeceklerini sorarlar, de ki: "Sarfedeceğiniz mal, ana baba, yakınlar, yetimler, düşkünler, yolcular içindir. Yaptığınız her iyiliği Allah şüphesiz bilir".
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 216 Cüz 2 • Sayfa 34
كُتِبَ عَلَيْكُمُ ٱلْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌۭ لَّكُمْ ۖ وَعَسَىٰٓ أَن تَكْرَهُوا۟ شَيْـًۭٔا وَهُوَ خَيْرٌۭ لَّكُمْ ۖ وَعَسَىٰٓ أَن تُحِبُّوا۟ شَيْـًۭٔا وَهُوَ شَرٌّۭ لَّكُمْ ۗ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ ﴿216﴾
كُتِبَ
عَلَيْكُمُ
ٱلْقِتَالُ
وَهُوَ
كُرْهٌۭ
لَّكُمْ
ۖ
وَعَسَىٰٓ
أَن
تَكْرَهُوا۟
شَيْـًۭٔا
وَهُوَ
خَيْرٌۭ
لَّكُمْ
ۖ
وَعَسَىٰٓ
أَن
تُحِبُّوا۟
شَيْـًۭٔا
وَهُوَ
شَرٌّۭ
لَّكُمْ
ۗ
وَٱللَّهُ
يَعْلَمُ
وَأَنتُمْ
لَا
تَعْلَمُونَ
Savaş, hoşunuza gitmediği halde size farz kılındı. İhtimal ki hoşlanmadığınız şey sizin iyiliğinizedir ve ihtimal ki sevdiğiniz bir şey sizin kötülüğünüzedir. Siz bilmezsiniz, Allah bilir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 217 Cüz 2 • Sayfa 34
يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلشَّهْرِ ٱلْحَرَامِ قِتَالٍۢ فِيهِ ۖ قُلْ قِتَالٌۭ فِيهِ كَبِيرٌۭ ۖ وَصَدٌّ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَكُفْرٌۢ بِهِۦ وَٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ وَإِخْرَاجُ أَهْلِهِۦ مِنْهُ أَكْبَرُ عِندَ ٱللَّهِ ۚ وَٱلْفِتْنَةُ أَكْبَرُ مِنَ ٱلْقَتْلِ ۗ وَلَا يَزَالُونَ يُقَٰتِلُونَكُمْ حَتَّىٰ يَرُدُّوكُمْ عَن دِينِكُمْ إِنِ ٱسْتَطَٰعُوا۟ ۚ وَمَن يَرْتَدِدْ مِنكُمْ عَن دِينِهِۦ فَيَمُتْ وَهُوَ كَافِرٌۭ فَأُو۟لَٰٓئِكَ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ ۖ وَأُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ ۖ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ ﴿217﴾
يَسْـَٔلُونَكَ
عَنِ
ٱلشَّهْرِ
ٱلْحَرَامِ
قِتَالٍۢ
فِيهِ
ۖ
قُلْ
قِتَالٌۭ
فِيهِ
كَبِيرٌۭ
ۖ
وَصَدٌّ
عَن
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
وَكُفْرٌۢ
بِهِۦ
وَٱلْمَسْجِدِ
ٱلْحَرَامِ
وَإِخْرَاجُ
أَهْلِهِۦ
مِنْهُ
أَكْبَرُ
عِندَ
ٱللَّهِ
ۚ
وَٱلْفِتْنَةُ
أَكْبَرُ
مِنَ
ٱلْقَتْلِ
ۗ
وَلَا
يَزَالُونَ
يُقَٰتِلُونَكُمْ
حَتَّىٰ
يَرُدُّوكُمْ
عَن
دِينِكُمْ
إِنِ
ٱسْتَطَٰعُوا۟
ۚ
وَمَن
يَرْتَدِدْ
مِنكُمْ
عَن
دِينِهِۦ
فَيَمُتْ
وَهُوَ
كَافِرٌۭ
فَأُو۟لَٰٓئِكَ
حَبِطَتْ
أَعْمَٰلُهُمْ
فِى
ٱلدُّنْيَا
وَٱلْءَاخِرَةِ
ۖ
وَأُو۟لَٰٓئِكَ
أَصْحَٰبُ
ٱلنَّارِ
ۖ
هُمْ
فِيهَا
خَٰلِدُونَ
Sana hürmet edilen ayı, o aydaki savaşı sorarlar. De ki: "O ayda savaşmak büyük suçtur. Allah yolundan alıkoymak, O'nu inkar etmek, Mescidi Haram'a engel olmak ve halkını oradan çıkarmak Allah katında daha büyük suçtur. Fitne çıkarmak ise öldürmekten daha büyüktür". Güçleri yeterse, dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşa devam ederler. İçinizden dininden dönüp kafir olarak ölen olursa, bunların işleri dünya ve ahirette boşa gitmiş olur. İşte cehennemlikler onlardır, onlar orada temellidirler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 218 Cüz 2 • Sayfa 34
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱلَّذِينَ هَاجَرُوا۟ وَجَٰهَدُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أُو۟لَٰٓئِكَ يَرْجُونَ رَحْمَتَ ٱللَّهِ ۚ وَٱللَّهُ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ ﴿218﴾
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَٱلَّذِينَ
هَاجَرُوا۟
وَجَٰهَدُوا۟
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
أُو۟لَٰٓئِكَ
يَرْجُونَ
رَحْمَتَ
ٱللَّهِ
ۚ
وَٱللَّهُ
غَفُورٌۭ
رَّحِيمٌۭ
İnananlar, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler Allah'ın rahmetini umarlar. Allah bağışlar ve merhamet eder.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 219 Cüz 2 • Sayfa 34
۞ يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْخَمْرِ وَٱلْمَيْسِرِ ۖ قُلْ فِيهِمَآ إِثْمٌۭ كَبِيرٌۭ وَمَنَٰفِعُ لِلنَّاسِ وَإِثْمُهُمَآ أَكْبَرُ مِن نَّفْعِهِمَا ۗ وَيَسْـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنفِقُونَ قُلِ ٱلْعَفْوَ ۗ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمُ ٱلْءَايَٰتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ ﴿219﴾
۞
يَسْـَٔلُونَكَ
عَنِ
ٱلْخَمْرِ
وَٱلْمَيْسِرِ
ۖ
قُلْ
فِيهِمَآ
إِثْمٌۭ
كَبِيرٌۭ
وَمَنَٰفِعُ
لِلنَّاسِ
وَإِثْمُهُمَآ
أَكْبَرُ
مِن
نَّفْعِهِمَا
ۗ
وَيَسْـَٔلُونَكَ
مَاذَا
يُنفِقُونَ
قُلِ
ٱلْعَفْوَ
ۗ
كَذَٰلِكَ
يُبَيِّنُ
ٱللَّهُ
لَكُمُ
ٱلْءَايَٰتِ
لَعَلَّكُمْ
تَتَفَكَّرُونَ
Sana içki ve kumarı sorarlar, de ki: "İkisinde hem büyük günah ve hem insanlara bazı faydalar vardır. Günahları faydasından daha büyüktür". Ne sarfedeceklerini sana sorarlar, de ki: "Artanı". Böylece Allah, dünya ve ahiret hususunda düşünesiniz diye size ayetleri açıklar.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 220 Cüz 2 • Sayfa 35
فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ ۗ وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْيَتَٰمَىٰ ۖ قُلْ إِصْلَاحٌۭ لَّهُمْ خَيْرٌۭ ۖ وَإِن تُخَالِطُوهُمْ فَإِخْوَٰنُكُمْ ۚ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ ٱلْمُفْسِدَ مِنَ ٱلْمُصْلِحِ ۚ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَأَعْنَتَكُمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌۭ ﴿220﴾
فِى
ٱلدُّنْيَا
وَٱلْءَاخِرَةِ
ۗ
وَيَسْـَٔلُونَكَ
عَنِ
ٱلْيَتَٰمَىٰ
ۖ
قُلْ
إِصْلَاحٌۭ
لَّهُمْ
خَيْرٌۭ
ۖ
وَإِن
تُخَالِطُوهُمْ
فَإِخْوَٰنُكُمْ
ۚ
وَٱللَّهُ
يَعْلَمُ
ٱلْمُفْسِدَ
مِنَ
ٱلْمُصْلِحِ
ۚ
وَلَوْ
شَآءَ
ٱللَّهُ
لَأَعْنَتَكُمْ
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
عَزِيزٌ
حَكِيمٌۭ
Sana yetimleri sorarlar, de ki: "Onların işlerini düzeltmek hayırlıdır". Eğer onlarla bir arada yaşarsanız, artık onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah düzeltenden bozanı ayırdetmesini bilir. Allah dileseydi sizi zora sokardı. Allah şüphesiz güçlüdür, Hakim'dir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 221 Cüz 2 • Sayfa 35
وَلَا تَنكِحُوا۟ ٱلْمُشْرِكَٰتِ حَتَّىٰ يُؤْمِنَّ ۚ وَلَأَمَةٌۭ مُّؤْمِنَةٌ خَيْرٌۭ مِّن مُّشْرِكَةٍۢ وَلَوْ أَعْجَبَتْكُمْ ۗ وَلَا تُنكِحُوا۟ ٱلْمُشْرِكِينَ حَتَّىٰ يُؤْمِنُوا۟ ۚ وَلَعَبْدٌۭ مُّؤْمِنٌ خَيْرٌۭ مِّن مُّشْرِكٍۢ وَلَوْ أَعْجَبَكُمْ ۗ أُو۟لَٰٓئِكَ يَدْعُونَ إِلَى ٱلنَّارِ ۖ وَٱللَّهُ يَدْعُوٓا۟ إِلَى ٱلْجَنَّةِ وَٱلْمَغْفِرَةِ بِإِذْنِهِۦ ۖ وَيُبَيِّنُ ءَايَٰتِهِۦ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ ﴿221﴾
وَلَا
تَنكِحُوا۟
ٱلْمُشْرِكَٰتِ
حَتَّىٰ
يُؤْمِنَّ
ۚ
وَلَأَمَةٌۭ
مُّؤْمِنَةٌ
خَيْرٌۭ
مِّن
مُّشْرِكَةٍۢ
وَلَوْ
أَعْجَبَتْكُمْ
ۗ
وَلَا
تُنكِحُوا۟
ٱلْمُشْرِكِينَ
حَتَّىٰ
يُؤْمِنُوا۟
ۚ
وَلَعَبْدٌۭ
مُّؤْمِنٌ
خَيْرٌۭ
مِّن
مُّشْرِكٍۢ
وَلَوْ
أَعْجَبَكُمْ
ۗ
أُو۟لَٰٓئِكَ
يَدْعُونَ
إِلَى
ٱلنَّارِ
ۖ
وَٱللَّهُ
يَدْعُوٓا۟
إِلَى
ٱلْجَنَّةِ
وَٱلْمَغْفِرَةِ
بِإِذْنِهِۦ
ۖ
وَيُبَيِّنُ
ءَايَٰتِهِۦ
لِلنَّاسِ
لَعَلَّهُمْ
يَتَذَكَّرُونَ
Allah'a eş koşan kadınlarla onlar imana gelinceye kadar evlenmeyin. İnanan bir cariye, hoşunuza gitse de ortak koşan bir kadından daha iyidir. İnanmalarına kadar; ortak koşan erkeklerle mümin kadınları evlendirmeyin. İnanan bir köle, hoşunuza gitmiş olsa da, ortak koşan bir erkekten daha iyidir. İşte onlar ateşe çağırırlar, Allah ise izniyle cennete ve mağfirete çağırır ve insanlara ibret alsınlar diye ayetlerini açıklar.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 222 Cüz 2 • Sayfa 35
وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْمَحِيضِ ۖ قُلْ هُوَ أَذًۭى فَٱعْتَزِلُوا۟ ٱلنِّسَآءَ فِى ٱلْمَحِيضِ ۖ وَلَا تَقْرَبُوهُنَّ حَتَّىٰ يَطْهُرْنَ ۖ فَإِذَا تَطَهَّرْنَ فَأْتُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ أَمَرَكُمُ ٱللَّهُ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلتَّوَّٰبِينَ وَيُحِبُّ ٱلْمُتَطَهِّرِينَ ﴿222﴾
وَيَسْـَٔلُونَكَ
عَنِ
ٱلْمَحِيضِ
ۖ
قُلْ
هُوَ
أَذًۭى
فَٱعْتَزِلُوا۟
ٱلنِّسَآءَ
فِى
ٱلْمَحِيضِ
ۖ
وَلَا
تَقْرَبُوهُنَّ
حَتَّىٰ
يَطْهُرْنَ
ۖ
فَإِذَا
تَطَهَّرْنَ
فَأْتُوهُنَّ
مِنْ
حَيْثُ
أَمَرَكُمُ
ٱللَّهُ
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
يُحِبُّ
ٱلتَّوَّٰبِينَ
وَيُحِبُّ
ٱلْمُتَطَهِّرِينَ
Sana, kadınların aybaşı hali hakkında da sorarlar, de ki: "O bir ezadır (rahatsızlıktır)". Aybaşı halinde iken kadınlardan el çekin, temizlenmelerine kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri zaman, Allah'ın size buyurduğu yoldan yaklaşın. Allah şüphesiz daima tevbe edenleri sever, temizlenenleri de sever.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 223 Cüz 2 • Sayfa 35
نِسَآؤُكُمْ حَرْثٌۭ لَّكُمْ فَأْتُوا۟ حَرْثَكُمْ أَنَّىٰ شِئْتُمْ ۖ وَقَدِّمُوا۟ لِأَنفُسِكُمْ ۚ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّكُم مُّلَٰقُوهُ ۗ وَبَشِّرِ ٱلْمُؤْمِنِينَ ﴿223﴾
نِسَآؤُكُمْ
حَرْثٌۭ
لَّكُمْ
فَأْتُوا۟
حَرْثَكُمْ
أَنَّىٰ
شِئْتُمْ
ۖ
وَقَدِّمُوا۟
لِأَنفُسِكُمْ
ۚ
وَٱتَّقُوا۟
ٱللَّهَ
وَٱعْلَمُوٓا۟
أَنَّكُم
مُّلَٰقُوهُ
ۗ
وَبَشِّرِ
ٱلْمُؤْمِنِينَ
Kadınlarınız sizin tarlanızdır, tarlanıza istediğiniz gibi gelin. İstikbal için hazırlıklı olun, Allah'tan sakının. O'na, hiç şüphesiz kavuşacağınızı bilin, bunu inananlara müjdele.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 224 Cüz 2 • Sayfa 35
وَلَا تَجْعَلُوا۟ ٱللَّهَ عُرْضَةًۭ لِّأَيْمَٰنِكُمْ أَن تَبَرُّوا۟ وَتَتَّقُوا۟ وَتُصْلِحُوا۟ بَيْنَ ٱلنَّاسِ ۗ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌۭ ﴿224﴾
وَلَا
تَجْعَلُوا۟
ٱللَّهَ
عُرْضَةًۭ
لِّأَيْمَٰنِكُمْ
أَن
تَبَرُّوا۟
وَتَتَّقُوا۟
وَتُصْلِحُوا۟
بَيْنَ
ٱلنَّاسِ
ۗ
وَٱللَّهُ
سَمِيعٌ
عَلِيمٌۭ
İnsanların arasını düzeltmeniz, günahtan sakınmanız ve iyi olmanız için, Allah'a yaptığınız yeminleri engel kılmayın, Allah işitir ve bilir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 225 Cüz 2 • Sayfa 36
لَّا يُؤَاخِذُكُمُ ٱللَّهُ بِٱللَّغْوِ فِىٓ أَيْمَٰنِكُمْ وَلَٰكِن يُؤَاخِذُكُم بِمَا كَسَبَتْ قُلُوبُكُمْ ۗ وَٱللَّهُ غَفُورٌ حَلِيمٌۭ ﴿225﴾
لَّا
يُؤَاخِذُكُمُ
ٱللَّهُ
بِٱللَّغْوِ
فِىٓ
أَيْمَٰنِكُمْ
وَلَٰكِن
يُؤَاخِذُكُم
بِمَا
كَسَبَتْ
قُلُوبُكُمْ
ۗ
وَٱللَّهُ
غَفُورٌ
حَلِيمٌۭ
Allah sizi rastgele yeminlerinizden dolayı değil, fakat kalblerinizin kasdettiği yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Allah bağışlayandır, Halim'dir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 226 Cüz 2 • Sayfa 36
لِّلَّذِينَ يُؤْلُونَ مِن نِّسَآئِهِمْ تَرَبُّصُ أَرْبَعَةِ أَشْهُرٍۢ ۖ فَإِن فَآءُو فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ ﴿226﴾
لِّلَّذِينَ
يُؤْلُونَ
مِن
نِّسَآئِهِمْ
تَرَبُّصُ
أَرْبَعَةِ
أَشْهُرٍۢ
ۖ
فَإِن
فَآءُو
فَإِنَّ
ٱللَّهَ
غَفُورٌۭ
رَّحِيمٌۭ
Kadınlarına yaklaşmamaya yemin edenler, dört ay bekleyebilirler; eğer yeminlerinden dönerlerse, bilsinler ki Allah bağışlar ve merhamet eder.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 227 Cüz 2 • Sayfa 36
وَإِنْ عَزَمُوا۟ ٱلطَّلَٰقَ فَإِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌۭ ﴿227﴾
وَإِنْ
عَزَمُوا۟
ٱلطَّلَٰقَ
فَإِنَّ
ٱللَّهَ
سَمِيعٌ
عَلِيمٌۭ
Şayet boşanmaya kararlı iseler, bilsinler ki Allah şüphesiz işitir ve bilir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 228 Cüz 2 • Sayfa 36
وَٱلْمُطَلَّقَٰتُ يَتَرَبَّصْنَ بِأَنفُسِهِنَّ ثَلَٰثَةَ قُرُوٓءٍۢ ۚ وَلَا يَحِلُّ لَهُنَّ أَن يَكْتُمْنَ مَا خَلَقَ ٱللَّهُ فِىٓ أَرْحَامِهِنَّ إِن كُنَّ يُؤْمِنَّ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ ۚ وَبُعُولَتُهُنَّ أَحَقُّ بِرَدِّهِنَّ فِى ذَٰلِكَ إِنْ أَرَادُوٓا۟ إِصْلَٰحًۭا ۚ وَلَهُنَّ مِثْلُ ٱلَّذِى عَلَيْهِنَّ بِٱلْمَعْرُوفِ ۚ وَلِلرِّجَالِ عَلَيْهِنَّ دَرَجَةٌۭ ۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ ﴿228﴾
وَٱلْمُطَلَّقَٰتُ
يَتَرَبَّصْنَ
بِأَنفُسِهِنَّ
ثَلَٰثَةَ
قُرُوٓءٍۢ
ۚ
وَلَا
يَحِلُّ
لَهُنَّ
أَن
يَكْتُمْنَ
مَا
خَلَقَ
ٱللَّهُ
فِىٓ
أَرْحَامِهِنَّ
إِن
كُنَّ
يُؤْمِنَّ
بِٱللَّهِ
وَٱلْيَوْمِ
ٱلْءَاخِرِ
ۚ
وَبُعُولَتُهُنَّ
أَحَقُّ
بِرَدِّهِنَّ
فِى
ذَٰلِكَ
إِنْ
أَرَادُوٓا۟
إِصْلَٰحًۭا
ۚ
وَلَهُنَّ
مِثْلُ
ٱلَّذِى
عَلَيْهِنَّ
بِٱلْمَعْرُوفِ
ۚ
وَلِلرِّجَالِ
عَلَيْهِنَّ
دَرَجَةٌۭ
ۗ
وَٱللَّهُ
عَزِيزٌ
حَكِيمٌ
Boşanan kadınlar, kendi kendilerine üç aybaşı hali beklerler, eğer Allah'a ve ahiret gününe inanmışlarsa, rahimlerinde Allah'ın yarattığını gizlemeleri kendilerine helal değildir. Kocaları bu arada barışmak isterlerse, karılarını geri almakta daha çok hak sahibidirler. Kadınların hakları, örfe uygun bir şekilde vazifelerine denktir. Erkeklerin onlardan bir üstün derecesi vardır. Allah güçlüdür. Hakim'dir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 229 Cüz 2 • Sayfa 36
ٱلطَّلَٰقُ مَرَّتَانِ ۖ فَإِمْسَاكٌۢ بِمَعْرُوفٍ أَوْ تَسْرِيحٌۢ بِإِحْسَٰنٍۢ ۗ وَلَا يَحِلُّ لَكُمْ أَن تَأْخُذُوا۟ مِمَّآ ءَاتَيْتُمُوهُنَّ شَيْـًٔا إِلَّآ أَن يَخَافَآ أَلَّا يُقِيمَا حُدُودَ ٱللَّهِ ۖ فَإِنْ خِفْتُمْ أَلَّا يُقِيمَا حُدُودَ ٱللَّهِ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَا فِيمَا ٱفْتَدَتْ بِهِۦ ۗ تِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ فَلَا تَعْتَدُوهَا ۚ وَمَن يَتَعَدَّ حُدُودَ ٱللَّهِ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ ﴿229﴾
ٱلطَّلَٰقُ
مَرَّتَانِ
ۖ
فَإِمْسَاكٌۢ
بِمَعْرُوفٍ
أَوْ
تَسْرِيحٌۢ
بِإِحْسَٰنٍۢ
ۗ
وَلَا
يَحِلُّ
لَكُمْ
أَن
تَأْخُذُوا۟
مِمَّآ
ءَاتَيْتُمُوهُنَّ
شَيْـًٔا
إِلَّآ
أَن
يَخَافَآ
أَلَّا
يُقِيمَا
حُدُودَ
ٱللَّهِ
ۖ
فَإِنْ
خِفْتُمْ
أَلَّا
يُقِيمَا
حُدُودَ
ٱللَّهِ
فَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْهِمَا
فِيمَا
ٱفْتَدَتْ
بِهِۦ
ۗ
تِلْكَ
حُدُودُ
ٱللَّهِ
فَلَا
تَعْتَدُوهَا
ۚ
وَمَن
يَتَعَدَّ
حُدُودَ
ٱللَّهِ
فَأُو۟لَٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلظَّٰلِمُونَ
Boşanma iki defadır. Ya iyilikle tutma ya da iyilik yaparak bırakmadır. İkisi Allah'ın yasalarını koruyamamaktan korkmadıkça kadınlara verdiklerinizden (mehirden) bir şey almanız size helal değildir. Eğer Allah'ın yasalarını ikisi koruyamıyacaklar diye korkarsanız, o zaman kadının fidye vermesinde (mehrinden vazgeçerse) ikisine de günah yoktur. Bunlar Allah'ın yasalarıdır, onları bozmayın. Allah'ın yasalarını bozanlar ancak zalimlerdir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 230 Cüz 2 • Sayfa 36
فَإِن طَلَّقَهَا فَلَا تَحِلُّ لَهُۥ مِنۢ بَعْدُ حَتَّىٰ تَنكِحَ زَوْجًا غَيْرَهُۥ ۗ فَإِن طَلَّقَهَا فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَآ أَن يَتَرَاجَعَآ إِن ظَنَّآ أَن يُقِيمَا حُدُودَ ٱللَّهِ ۗ وَتِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ يُبَيِّنُهَا لِقَوْمٍۢ يَعْلَمُونَ ﴿230﴾
فَإِن
طَلَّقَهَا
فَلَا
تَحِلُّ
لَهُۥ
مِنۢ
بَعْدُ
حَتَّىٰ
تَنكِحَ
زَوْجًا
غَيْرَهُۥ
ۗ
فَإِن
طَلَّقَهَا
فَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْهِمَآ
أَن
يَتَرَاجَعَآ
إِن
ظَنَّآ
أَن
يُقِيمَا
حُدُودَ
ٱللَّهِ
ۗ
وَتِلْكَ
حُدُودُ
ٱللَّهِ
يُبَيِّنُهَا
لِقَوْمٍۢ
يَعْلَمُونَ
Bundan sonra kadını boşarsa, kadın başka birisiyle evlenmedikçe bir daha kendisine helal olmaz. Eğer ikinci koca da onu boşarsa, Allah'ın yasalarını koruyacaklarını sanırlarsa eski karı kocanın birbirlerine dönmelerine bir engel yoktur. Bunlar, bilenkimseler için Allah'ın açıkladığı yasalardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 231 Cüz 2 • Sayfa 37
وَإِذَا طَلَّقْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَبَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ أَوْ سَرِّحُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍۢ ۚ وَلَا تُمْسِكُوهُنَّ ضِرَارًۭا لِّتَعْتَدُوا۟ ۚ وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُۥ ۚ وَلَا تَتَّخِذُوٓا۟ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ هُزُوًۭا ۚ وَٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَمَآ أَنزَلَ عَلَيْكُم مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ وَٱلْحِكْمَةِ يَعِظُكُم بِهِۦ ۚ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌۭ ﴿231﴾
وَإِذَا
طَلَّقْتُمُ
ٱلنِّسَآءَ
فَبَلَغْنَ
أَجَلَهُنَّ
فَأَمْسِكُوهُنَّ
بِمَعْرُوفٍ
أَوْ
سَرِّحُوهُنَّ
بِمَعْرُوفٍۢ
ۚ
وَلَا
تُمْسِكُوهُنَّ
ضِرَارًۭا
لِّتَعْتَدُوا۟
ۚ
وَمَن
يَفْعَلْ
ذَٰلِكَ
فَقَدْ
ظَلَمَ
نَفْسَهُۥ
ۚ
وَلَا
تَتَّخِذُوٓا۟
ءَايَٰتِ
ٱللَّهِ
هُزُوًۭا
ۚ
وَٱذْكُرُوا۟
نِعْمَتَ
ٱللَّهِ
عَلَيْكُمْ
وَمَآ
أَنزَلَ
عَلَيْكُم
مِّنَ
ٱلْكِتَٰبِ
وَٱلْحِكْمَةِ
يَعِظُكُم
بِهِۦ
ۚ
وَٱتَّقُوا۟
ٱللَّهَ
وَٱعْلَمُوٓا۟
أَنَّ
ٱللَّهَ
بِكُلِّ
شَىْءٍ
عَلِيمٌۭ
Kadınları boşadığınızda, müddetleri sona ererken, onları güzellikle tutun, ya da güzellikle bırakın, haklarına tecavüz etmek için onlara zararlı olacak şekilde tutmayın; böyle yapan şüphesiz kendisine yazık etmiş olur. Allah'ın ayetlerini de alaya almayın; Allah'ın üzerinize olan nimetini, öğüt vermek üzere size indirdiği Kitap ve hikmeti anın, Allah'tan sakının, Allah'ın her şeyi bildiğini bilin.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 232 Cüz 2 • Sayfa 37
وَإِذَا طَلَّقْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَبَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَلَا تَعْضُلُوهُنَّ أَن يَنكِحْنَ أَزْوَٰجَهُنَّ إِذَا تَرَٰضَوْا۟ بَيْنَهُم بِٱلْمَعْرُوفِ ۗ ذَٰلِكَ يُوعَظُ بِهِۦ مَن كَانَ مِنكُمْ يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ ۗ ذَٰلِكُمْ أَزْكَىٰ لَكُمْ وَأَطْهَرُ ۗ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ ﴿232﴾
وَإِذَا
طَلَّقْتُمُ
ٱلنِّسَآءَ
فَبَلَغْنَ
أَجَلَهُنَّ
فَلَا
تَعْضُلُوهُنَّ
أَن
يَنكِحْنَ
أَزْوَٰجَهُنَّ
إِذَا
تَرَٰضَوْا۟
بَيْنَهُم
بِٱلْمَعْرُوفِ
ۗ
ذَٰلِكَ
يُوعَظُ
بِهِۦ
مَن
كَانَ
مِنكُمْ
يُؤْمِنُ
بِٱللَّهِ
وَٱلْيَوْمِ
ٱلْءَاخِرِ
ۗ
ذَٰلِكُمْ
أَزْكَىٰ
لَكُمْ
وَأَطْهَرُ
ۗ
وَٱللَّهُ
يَعْلَمُ
وَأَنتُمْ
لَا
تَعْلَمُونَ
Kadınları boşadığınızda, müddetleri sona ermişse, kocaları ile birbirleriyle güzellikle anlaşmışlarsa evlenmelerine engel olmayın. İçinizden Allah'a ve ahiret gününe inanan kimse bundan ibret alır. Bu sizin için daha nezih ve daha paktır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 233 Cüz 2 • Sayfa 37
۞ وَٱلْوَٰلِدَٰتُ يُرْضِعْنَ أَوْلَٰدَهُنَّ حَوْلَيْنِ كَامِلَيْنِ ۖ لِمَنْ أَرَادَ أَن يُتِمَّ ٱلرَّضَاعَةَ ۚ وَعَلَى ٱلْمَوْلُودِ لَهُۥ رِزْقُهُنَّ وَكِسْوَتُهُنَّ بِٱلْمَعْرُوفِ ۚ لَا تُكَلَّفُ نَفْسٌ إِلَّا وُسْعَهَا ۚ لَا تُضَآرَّ وَٰلِدَةٌۢ بِوَلَدِهَا وَلَا مَوْلُودٌۭ لَّهُۥ بِوَلَدِهِۦ ۚ وَعَلَى ٱلْوَارِثِ مِثْلُ ذَٰلِكَ ۗ فَإِنْ أَرَادَا فِصَالًا عَن تَرَاضٍۢ مِّنْهُمَا وَتَشَاوُرٍۢ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَا ۗ وَإِنْ أَرَدتُّمْ أَن تَسْتَرْضِعُوٓا۟ أَوْلَٰدَكُمْ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِذَا سَلَّمْتُم مَّآ ءَاتَيْتُم بِٱلْمَعْرُوفِ ۗ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌۭ ﴿233﴾
۞
وَٱلْوَٰلِدَٰتُ
يُرْضِعْنَ
أَوْلَٰدَهُنَّ
حَوْلَيْنِ
كَامِلَيْنِ
ۖ
لِمَنْ
أَرَادَ
أَن
يُتِمَّ
ٱلرَّضَاعَةَ
ۚ
وَعَلَى
ٱلْمَوْلُودِ
لَهُۥ
رِزْقُهُنَّ
وَكِسْوَتُهُنَّ
بِٱلْمَعْرُوفِ
ۚ
لَا
تُكَلَّفُ
نَفْسٌ
إِلَّا
وُسْعَهَا
ۚ
لَا
تُضَآرَّ
وَٰلِدَةٌۢ
بِوَلَدِهَا
وَلَا
مَوْلُودٌۭ
لَّهُۥ
بِوَلَدِهِۦ
ۚ
وَعَلَى
ٱلْوَارِثِ
مِثْلُ
ذَٰلِكَ
ۗ
فَإِنْ
أَرَادَا
فِصَالًا
عَن
تَرَاضٍۢ
مِّنْهُمَا
وَتَشَاوُرٍۢ
فَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْهِمَا
ۗ
وَإِنْ
أَرَدتُّمْ
أَن
تَسْتَرْضِعُوٓا۟
أَوْلَٰدَكُمْ
فَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْكُمْ
إِذَا
سَلَّمْتُم
مَّآ
ءَاتَيْتُم
بِٱلْمَعْرُوفِ
ۗ
وَٱتَّقُوا۟
ٱللَّهَ
وَٱعْلَمُوٓا۟
أَنَّ
ٱللَّهَ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
بَصِيرٌۭ
Anneler çocuklarını, emzirmeyi tamamlatmak isteyen baba için, tam iki sene emzirirler. Anaların yiyecek ve giyeceğini uygun bir şekilde sağlamak çocuk kendisinin olan babaya borçtur. Herkese ancak gücü nisbetinde teklifte bulunulur. Ana çocuğundan, çocuk kendisinin olan baba da çocuğundan dolayı zarara sokulmasın. Mirasçıya da aynı şeyi yapmak borçtur. Ana baba aralarında danışarak ve anlaşarak sütten kesmek isterlerse, ikisine de sorumluluk yoktur. Çocuklarınızı sütanneye emzirtmek isterseniz, vereceğinizi örfe uygun bir şekilde öderseniz, size sorumluluk yoktur. Allah'tan sakının, yaptıklarınızı gördüğünü bilin.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 234 Cüz 2 • Sayfa 38
وَٱلَّذِينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنكُمْ وَيَذَرُونَ أَزْوَٰجًۭا يَتَرَبَّصْنَ بِأَنفُسِهِنَّ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍۢ وَعَشْرًۭا ۖ فَإِذَا بَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا فَعَلْنَ فِىٓ أَنفُسِهِنَّ بِٱلْمَعْرُوفِ ۗ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌۭ ﴿234﴾
وَٱلَّذِينَ
يُتَوَفَّوْنَ
مِنكُمْ
وَيَذَرُونَ
أَزْوَٰجًۭا
يَتَرَبَّصْنَ
بِأَنفُسِهِنَّ
أَرْبَعَةَ
أَشْهُرٍۢ
وَعَشْرًۭا
ۖ
فَإِذَا
بَلَغْنَ
أَجَلَهُنَّ
فَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْكُمْ
فِيمَا
فَعَلْنَ
فِىٓ
أَنفُسِهِنَّ
بِٱلْمَعْرُوفِ
ۗ
وَٱللَّهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
خَبِيرٌۭ
İçinizden ölenlerin bırakmış olduğu eşler kendi kendilerine dört ay on gün beklerler; müddetleri sona erdiğinde, onların kendi haklarında uygun şekilde yaptıklarından dolayı size sorumluluk yoktur. Allah işlediklerinizden haberdardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 235 Cüz 2 • Sayfa 38
وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا عَرَّضْتُم بِهِۦ مِنْ خِطْبَةِ ٱلنِّسَآءِ أَوْ أَكْنَنتُمْ فِىٓ أَنفُسِكُمْ ۚ عَلِمَ ٱللَّهُ أَنَّكُمْ سَتَذْكُرُونَهُنَّ وَلَٰكِن لَّا تُوَاعِدُوهُنَّ سِرًّا إِلَّآ أَن تَقُولُوا۟ قَوْلًۭا مَّعْرُوفًۭا ۚ وَلَا تَعْزِمُوا۟ عُقْدَةَ ٱلنِّكَاحِ حَتَّىٰ يَبْلُغَ ٱلْكِتَٰبُ أَجَلَهُۥ ۚ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا فِىٓ أَنفُسِكُمْ فَٱحْذَرُوهُ ۚ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ حَلِيمٌۭ ﴿235﴾
وَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْكُمْ
فِيمَا
عَرَّضْتُم
بِهِۦ
مِنْ
خِطْبَةِ
ٱلنِّسَآءِ
أَوْ
أَكْنَنتُمْ
فِىٓ
أَنفُسِكُمْ
ۚ
عَلِمَ
ٱللَّهُ
أَنَّكُمْ
سَتَذْكُرُونَهُنَّ
وَلَٰكِن
لَّا
تُوَاعِدُوهُنَّ
سِرًّا
إِلَّآ
أَن
تَقُولُوا۟
قَوْلًۭا
مَّعْرُوفًۭا
ۚ
وَلَا
تَعْزِمُوا۟
عُقْدَةَ
ٱلنِّكَاحِ
حَتَّىٰ
يَبْلُغَ
ٱلْكِتَٰبُ
أَجَلَهُۥ
ۚ
وَٱعْلَمُوٓا۟
أَنَّ
ٱللَّهَ
يَعْلَمُ
مَا
فِىٓ
أَنفُسِكُمْ
فَٱحْذَرُوهُ
ۚ
وَٱعْلَمُوٓا۟
أَنَّ
ٱللَّهَ
غَفُورٌ
حَلِيمٌۭ
Böyle kadınlara kapalı bir şekilde evlenme teklif etmenizde veya içinizden onlarla evlenmeyi geçirmenizde size sorumluluk yoktur. Allah onları anacağınızı bilir. Sakın meşru sözler dışında onlarla gizlice sözleşmeyin, müddet sona erene kadar nikah akdine kalkışmayın. İçinizde olanı Allah'ın bildiğini bilin de O'ndan çekinin. Allah'ın bağışlayan ve Halim olduğunu bilin.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 236 Cüz 2 • Sayfa 38
لَّا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِن طَلَّقْتُمُ ٱلنِّسَآءَ مَا لَمْ تَمَسُّوهُنَّ أَوْ تَفْرِضُوا۟ لَهُنَّ فَرِيضَةًۭ ۚ وَمَتِّعُوهُنَّ عَلَى ٱلْمُوسِعِ قَدَرُهُۥ وَعَلَى ٱلْمُقْتِرِ قَدَرُهُۥ مَتَٰعًۢا بِٱلْمَعْرُوفِ ۖ حَقًّا عَلَى ٱلْمُحْسِنِينَ ﴿236﴾
لَّا
جُنَاحَ
عَلَيْكُمْ
إِن
طَلَّقْتُمُ
ٱلنِّسَآءَ
مَا
لَمْ
تَمَسُّوهُنَّ
أَوْ
تَفْرِضُوا۟
لَهُنَّ
فَرِيضَةًۭ
ۚ
وَمَتِّعُوهُنَّ
عَلَى
ٱلْمُوسِعِ
قَدَرُهُۥ
وَعَلَى
ٱلْمُقْتِرِ
قَدَرُهُۥ
مَتَٰعًۢا
بِٱلْمَعْرُوفِ
ۖ
حَقًّا
عَلَى
ٱلْمُحْسِنِينَ
Kadınlara el sürmeden ve mehirlerini biçmeden onları boşarsanız size sorumluluk yoktur. Onları zengin kendi çapına, fakir kendi çapına uygun bir şekilde faydalandırın. Bu iyi davrananların şanına yakışır bir borçtur.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 237 Cüz 2 • Sayfa 38
وَإِن طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِن قَبْلِ أَن تَمَسُّوهُنَّ وَقَدْ فَرَضْتُمْ لَهُنَّ فَرِيضَةًۭ فَنِصْفُ مَا فَرَضْتُمْ إِلَّآ أَن يَعْفُونَ أَوْ يَعْفُوَا۟ ٱلَّذِى بِيَدِهِۦ عُقْدَةُ ٱلنِّكَاحِ ۚ وَأَن تَعْفُوٓا۟ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَىٰ ۚ وَلَا تَنسَوُا۟ ٱلْفَضْلَ بَيْنَكُمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ ﴿237﴾
وَإِن
طَلَّقْتُمُوهُنَّ
مِن
قَبْلِ
أَن
تَمَسُّوهُنَّ
وَقَدْ
فَرَضْتُمْ
لَهُنَّ
فَرِيضَةًۭ
فَنِصْفُ
مَا
فَرَضْتُمْ
إِلَّآ
أَن
يَعْفُونَ
أَوْ
يَعْفُوَا۟
ٱلَّذِى
بِيَدِهِۦ
عُقْدَةُ
ٱلنِّكَاحِ
ۚ
وَأَن
تَعْفُوٓا۟
أَقْرَبُ
لِلتَّقْوَىٰ
ۚ
وَلَا
تَنسَوُا۟
ٱلْفَضْلَ
بَيْنَكُمْ
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
بَصِيرٌ
Eğer onlara mehir biçer de el sürmeden onları boşarsanız, kendileri veya nikah akdi elinde olan erkeğin bağışlaması hali müstesna biçtiğinizin yarısını verin, bağışlamanız Allah'tan sakınmaya daha uygundur. Aranızdaki iyiliği unutmayın. Allah şüphesiz işlediklerinizi görür.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 238 Cüz 2 • Sayfa 39
حَٰفِظُوا۟ عَلَى ٱلصَّلَوَٰتِ وَٱلصَّلَوٰةِ ٱلْوُسْطَىٰ وَقُومُوا۟ لِلَّهِ قَٰنِتِينَ ﴿238﴾
حَٰفِظُوا۟
عَلَى
ٱلصَّلَوَٰتِ
وَٱلصَّلَوٰةِ
ٱلْوُسْطَىٰ
وَقُومُوا۟
لِلَّهِ
قَٰنِتِينَ
Namazlara ve orta namaza devam edin; gönülden boyun eğerek Allah için namaza durun.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 239 Cüz 2 • Sayfa 39
فَإِنْ خِفْتُمْ فَرِجَالًا أَوْ رُكْبَانًۭا ۖ فَإِذَآ أَمِنتُمْ فَٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ كَمَا عَلَّمَكُم مَّا لَمْ تَكُونُوا۟ تَعْلَمُونَ ﴿239﴾
فَإِنْ
خِفْتُمْ
فَرِجَالًا
أَوْ
رُكْبَانًۭا
ۖ
فَإِذَآ
أَمِنتُمْ
فَٱذْكُرُوا۟
ٱللَّهَ
كَمَا
عَلَّمَكُم
مَّا
لَمْ
تَكُونُوا۟
تَعْلَمُونَ
Eğer korkarsanız, yaya yahut binekte iken kılın, güvene erişince, bilmediklerinizi öğrettiği gibi Allah'ı anın.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 240 Cüz 2 • Sayfa 39
وَٱلَّذِينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنكُمْ وَيَذَرُونَ أَزْوَٰجًۭا وَصِيَّةًۭ لِّأَزْوَٰجِهِم مَّتَٰعًا إِلَى ٱلْحَوْلِ غَيْرَ إِخْرَاجٍۢ ۚ فَإِنْ خَرَجْنَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِى مَا فَعَلْنَ فِىٓ أَنفُسِهِنَّ مِن مَّعْرُوفٍۢ ۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌۭ ﴿240﴾
وَٱلَّذِينَ
يُتَوَفَّوْنَ
مِنكُمْ
وَيَذَرُونَ
أَزْوَٰجًۭا
وَصِيَّةًۭ
لِّأَزْوَٰجِهِم
مَّتَٰعًا
إِلَى
ٱلْحَوْلِ
غَيْرَ
إِخْرَاجٍۢ
ۚ
فَإِنْ
خَرَجْنَ
فَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْكُمْ
فِى
مَا
فَعَلْنَ
فِىٓ
أَنفُسِهِنَّ
مِن
مَّعْرُوفٍۢ
ۗ
وَٱللَّهُ
عَزِيزٌ
حَكِيمٌۭ
İçinizden ölüp, eşler bırakacak olanlar, evlerinden çıkarılmaksızın, senesine kadar eşlerinin geçimini sağlayacak şeyi vasiyet etsinler; eğer çıkarlarsa kendilerinin meşru olarak yaptıklarından dolayı size sorumluluk yoktur. Allah güçlüdür, Hakim'dir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 241 Cüz 2 • Sayfa 39
وَلِلْمُطَلَّقَٰتِ مَتَٰعٌۢ بِٱلْمَعْرُوفِ ۖ حَقًّا عَلَى ٱلْمُتَّقِينَ ﴿241﴾
وَلِلْمُطَلَّقَٰتِ
مَتَٰعٌۢ
بِٱلْمَعْرُوفِ
ۖ
حَقًّا
عَلَى
ٱلْمُتَّقِينَ
Boşanan kadınları, haksızlıktan sakınanlara bir borç olmak üzere, uygun bir surette faydalandırma vardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 242 Cüz 2 • Sayfa 39
كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ ﴿242﴾
كَذَٰلِكَ
يُبَيِّنُ
ٱللَّهُ
لَكُمْ
ءَايَٰتِهِۦ
لَعَلَّكُمْ
تَعْقِلُونَ
Allah ayetlerini düşünesiniz diye böylece açıklamaktadır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 243 Cüz 2 • Sayfa 39
۞ أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ خَرَجُوا۟ مِن دِيَٰرِهِمْ وَهُمْ أُلُوفٌ حَذَرَ ٱلْمَوْتِ فَقَالَ لَهُمُ ٱللَّهُ مُوتُوا۟ ثُمَّ أَحْيَٰهُمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَذُو فَضْلٍ عَلَى ٱلنَّاسِ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَشْكُرُونَ ﴿243﴾
۞
أَلَمْ
تَرَ
إِلَى
ٱلَّذِينَ
خَرَجُوا۟
مِن
دِيَٰرِهِمْ
وَهُمْ
أُلُوفٌ
حَذَرَ
ٱلْمَوْتِ
فَقَالَ
لَهُمُ
ٱللَّهُ
مُوتُوا۟
ثُمَّ
أَحْيَٰهُمْ
ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
لَذُو
فَضْلٍ
عَلَى
ٱلنَّاسِ
وَلَٰكِنَّ
أَكْثَرَ
ٱلنَّاسِ
لَا
يَشْكُرُونَ
Binlerce kişinin memleketlerinden ölüm korkusuyla çıktıklarını görmedin mi? Allah onlara "Ölün" dedi. Sonra onları diriltti. Allah insanlara bol nimet verir, fakat insanların çoğu şükretmezler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 244 Cüz 2 • Sayfa 39
وَقَٰتِلُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌۭ ﴿244﴾
وَقَٰتِلُوا۟
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
وَٱعْلَمُوٓا۟
أَنَّ
ٱللَّهَ
سَمِيعٌ
عَلِيمٌۭ
Allah yolunda savaşın; bilin ki Allah işitir ve bilir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 245 Cüz 2 • Sayfa 39
مَّن ذَا ٱلَّذِى يُقْرِضُ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًۭا فَيُضَٰعِفَهُۥ لَهُۥٓ أَضْعَافًۭا كَثِيرَةًۭ ۚ وَٱللَّهُ يَقْبِضُ وَيَبْصُۜطُ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ ﴿245﴾
مَّن
ذَا
ٱلَّذِى
يُقْرِضُ
ٱللَّهَ
قَرْضًا
حَسَنًۭا
فَيُضَٰعِفَهُۥ
لَهُۥٓ
أَضْعَافًۭا
كَثِيرَةًۭ
ۚ
وَٱللَّهُ
يَقْبِضُ
وَيَبْصُۜطُ
وَإِلَيْهِ
تُرْجَعُونَ
Allah'a, kat kat karşılığını arttıracağı güzel bir ödünç takdiminde kim bulunur? Allah hem darlaştırır, hem bollaştırır; O'na döneceksiniz.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 246 Cüz 2 • Sayfa 40
أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلْمَلَإِ مِنۢ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ مِنۢ بَعْدِ مُوسَىٰٓ إِذْ قَالُوا۟ لِنَبِىٍّۢ لَّهُمُ ٱبْعَثْ لَنَا مَلِكًۭا نُّقَٰتِلْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ۖ قَالَ هَلْ عَسَيْتُمْ إِن كُتِبَ عَلَيْكُمُ ٱلْقِتَالُ أَلَّا تُقَٰتِلُوا۟ ۖ قَالُوا۟ وَمَا لَنَآ أَلَّا نُقَٰتِلَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَقَدْ أُخْرِجْنَا مِن دِيَٰرِنَا وَأَبْنَآئِنَا ۖ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ ٱلْقِتَالُ تَوَلَّوْا۟ إِلَّا قَلِيلًۭا مِّنْهُمْ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلظَّٰلِمِينَ ﴿246﴾
أَلَمْ
تَرَ
إِلَى
ٱلْمَلَإِ
مِنۢ
بَنِىٓ
إِسْرَٰٓءِيلَ
مِنۢ
بَعْدِ
مُوسَىٰٓ
إِذْ
قَالُوا۟
لِنَبِىٍّۢ
لَّهُمُ
ٱبْعَثْ
لَنَا
مَلِكًۭا
نُّقَٰتِلْ
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
ۖ
قَالَ
هَلْ
عَسَيْتُمْ
إِن
كُتِبَ
عَلَيْكُمُ
ٱلْقِتَالُ
أَلَّا
تُقَٰتِلُوا۟
ۖ
قَالُوا۟
وَمَا
لَنَآ
أَلَّا
نُقَٰتِلَ
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
وَقَدْ
أُخْرِجْنَا
مِن
دِيَٰرِنَا
وَأَبْنَآئِنَا
ۖ
فَلَمَّا
كُتِبَ
عَلَيْهِمُ
ٱلْقِتَالُ
تَوَلَّوْا۟
إِلَّا
قَلِيلًۭا
مِّنْهُمْ
ۗ
وَٱللَّهُ
عَلِيمٌۢ
بِٱلظَّٰلِمِينَ
Musa'dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi? Peygamberlerinden birine, "Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım" demişlerdi. "Ya savaş size farz kılındığında gitmeyecek olursanız?" demişti. "Memleketimizden ve çocuklarımızdan uzaklaştırıldığımıza göre niye Allah yolunda savaşmıyalım?" demişlerdi. Ama savaş onlara farz kılınınca, az bir kısmı müstesna yüz cevirdiler. Allah zalimleri bilir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 247 Cüz 2 • Sayfa 40
وَقَالَ لَهُمْ نَبِيُّهُمْ إِنَّ ٱللَّهَ قَدْ بَعَثَ لَكُمْ طَالُوتَ مَلِكًۭا ۚ قَالُوٓا۟ أَنَّىٰ يَكُونُ لَهُ ٱلْمُلْكُ عَلَيْنَا وَنَحْنُ أَحَقُّ بِٱلْمُلْكِ مِنْهُ وَلَمْ يُؤْتَ سَعَةًۭ مِّنَ ٱلْمَالِ ۚ قَالَ إِنَّ ٱللَّهَ ٱصْطَفَىٰهُ عَلَيْكُمْ وَزَادَهُۥ بَسْطَةًۭ فِى ٱلْعِلْمِ وَٱلْجِسْمِ ۖ وَٱللَّهُ يُؤْتِى مُلْكَهُۥ مَن يَشَآءُ ۚ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌۭ ﴿247﴾
وَقَالَ
لَهُمْ
نَبِيُّهُمْ
إِنَّ
ٱللَّهَ
قَدْ
بَعَثَ
لَكُمْ
طَالُوتَ
مَلِكًۭا
ۚ
قَالُوٓا۟
أَنَّىٰ
يَكُونُ
لَهُ
ٱلْمُلْكُ
عَلَيْنَا
وَنَحْنُ
أَحَقُّ
بِٱلْمُلْكِ
مِنْهُ
وَلَمْ
يُؤْتَ
سَعَةًۭ
مِّنَ
ٱلْمَالِ
ۚ
قَالَ
إِنَّ
ٱللَّهَ
ٱصْطَفَىٰهُ
عَلَيْكُمْ
وَزَادَهُۥ
بَسْطَةًۭ
فِى
ٱلْعِلْمِ
وَٱلْجِسْمِ
ۖ
وَٱللَّهُ
يُؤْتِى
مُلْكَهُۥ
مَن
يَشَآءُ
ۚ
وَٱللَّهُ
وَٰسِعٌ
عَلِيمٌۭ
Peygamberleri onlara "Allah size şüphesiz, Talut'u hükümdar olarak gönderdi" dedi. "Biz hükümdarlığa ondan layık iken ve ona malca da bir bolluk verilmemişken bize hükümdar olmağa o nasıl layık olabilir?" dediler, "Doğrusu Allah size onu seçti, bilgice ve vücutça gücünü artırdı" dedi. Allah mülkü dilediğine verir. Allah her şeyi kaplar ve bilir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 248 Cüz 2 • Sayfa 40
وَقَالَ لَهُمْ نَبِيُّهُمْ إِنَّ ءَايَةَ مُلْكِهِۦٓ أَن يَأْتِيَكُمُ ٱلتَّابُوتُ فِيهِ سَكِينَةٌۭ مِّن رَّبِّكُمْ وَبَقِيَّةٌۭ مِّمَّا تَرَكَ ءَالُ مُوسَىٰ وَءَالُ هَٰرُونَ تَحْمِلُهُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ لَّكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ ﴿248﴾
وَقَالَ
لَهُمْ
نَبِيُّهُمْ
إِنَّ
ءَايَةَ
مُلْكِهِۦٓ
أَن
يَأْتِيَكُمُ
ٱلتَّابُوتُ
فِيهِ
سَكِينَةٌۭ
مِّن
رَّبِّكُمْ
وَبَقِيَّةٌۭ
مِّمَّا
تَرَكَ
ءَالُ
مُوسَىٰ
وَءَالُ
هَٰرُونَ
تَحْمِلُهُ
ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ
ۚ
إِنَّ
فِى
ذَٰلِكَ
لَءَايَةًۭ
لَّكُمْ
إِن
كُنتُم
مُّؤْمِنِينَ
Peygamberleri onlara, "Onun hükümdarlığının alameti, size sandığın gelmesidir, onda Rabbinizden gelen gönül rahatlığı ve Musa ailesinin ve Harun ailesinin bıraktıklarından kalanlar var; onu melekler taşır, eğer inanmışsanız bunda sizin için delil vardır" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 249 Cüz 2 • Sayfa 41
فَلَمَّا فَصَلَ طَالُوتُ بِٱلْجُنُودِ قَالَ إِنَّ ٱللَّهَ مُبْتَلِيكُم بِنَهَرٍۢ فَمَن شَرِبَ مِنْهُ فَلَيْسَ مِنِّى وَمَن لَّمْ يَطْعَمْهُ فَإِنَّهُۥ مِنِّىٓ إِلَّا مَنِ ٱغْتَرَفَ غُرْفَةًۢ بِيَدِهِۦ ۚ فَشَرِبُوا۟ مِنْهُ إِلَّا قَلِيلًۭا مِّنْهُمْ ۚ فَلَمَّا جَاوَزَهُۥ هُوَ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ قَالُوا۟ لَا طَاقَةَ لَنَا ٱلْيَوْمَ بِجَالُوتَ وَجُنُودِهِۦ ۚ قَالَ ٱلَّذِينَ يَظُنُّونَ أَنَّهُم مُّلَٰقُوا۟ ٱللَّهِ كَم مِّن فِئَةٍۢ قَلِيلَةٍ غَلَبَتْ فِئَةًۭ كَثِيرَةًۢ بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۗ وَٱللَّهُ مَعَ ٱلصَّٰبِرِينَ ﴿249﴾
فَلَمَّا
فَصَلَ
طَالُوتُ
بِٱلْجُنُودِ
قَالَ
إِنَّ
ٱللَّهَ
مُبْتَلِيكُم
بِنَهَرٍۢ
فَمَن
شَرِبَ
مِنْهُ
فَلَيْسَ
مِنِّى
وَمَن
لَّمْ
يَطْعَمْهُ
فَإِنَّهُۥ
مِنِّىٓ
إِلَّا
مَنِ
ٱغْتَرَفَ
غُرْفَةًۢ
بِيَدِهِۦ
ۚ
فَشَرِبُوا۟
مِنْهُ
إِلَّا
قَلِيلًۭا
مِّنْهُمْ
ۚ
فَلَمَّا
جَاوَزَهُۥ
هُوَ
وَٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
مَعَهُۥ
قَالُوا۟
لَا
طَاقَةَ
لَنَا
ٱلْيَوْمَ
بِجَالُوتَ
وَجُنُودِهِۦ
ۚ
قَالَ
ٱلَّذِينَ
يَظُنُّونَ
أَنَّهُم
مُّلَٰقُوا۟
ٱللَّهِ
كَم
مِّن
فِئَةٍۢ
قَلِيلَةٍ
غَلَبَتْ
فِئَةًۭ
كَثِيرَةًۢ
بِإِذْنِ
ٱللَّهِ
ۗ
وَٱللَّهُ
مَعَ
ٱلصَّٰبِرِينَ
Talut orduyla birlikte ayrıldıktan sonra, "Doğrusu Allah sizi bir ırmakla deneyecektir, ondan içen benden değildir, onu tatmayan eliyle sadece bir avuç avuçlayan müstesna şüphesiz bendendir" dedi. Onlardan pek azı hariç, sudan içtiler. Kendisi ve kendisiyle olan inananlar ırmağı geçince, "Bugün Calut ve ordusuna karşı koyacak gücümüz yok" dediler. Kendilerinin Allah'a kavuşacağını bilenler ise: "Nice az topluluk çok topluluğa Allah'ın izniyle üstün gelmiştir, Allah sabredenlerle beraberdir" dediler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 250 Cüz 2 • Sayfa 41
وَلَمَّا بَرَزُوا۟ لِجَالُوتَ وَجُنُودِهِۦ قَالُوا۟ رَبَّنَآ أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًۭا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ ﴿250﴾
وَلَمَّا
بَرَزُوا۟
لِجَالُوتَ
وَجُنُودِهِۦ
قَالُوا۟
رَبَّنَآ
أَفْرِغْ
عَلَيْنَا
صَبْرًۭا
وَثَبِّتْ
أَقْدَامَنَا
وَٱنصُرْنَا
عَلَى
ٱلْقَوْمِ
ٱلْكَٰفِرِينَ
Calut ve ordusuna karşı çıktıklarında, "Rabbimiz! Bize sabır ver, sebatımızı artır, inkar eden millete karşı bize yardım et" dediler.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 251 Cüz 2 • Sayfa 41
فَهَزَمُوهُم بِإِذْنِ ٱللَّهِ وَقَتَلَ دَاوُۥدُ جَالُوتَ وَءَاتَىٰهُ ٱللَّهُ ٱلْمُلْكَ وَٱلْحِكْمَةَ وَعَلَّمَهُۥ مِمَّا يَشَآءُ ۗ وَلَوْلَا دَفْعُ ٱللَّهِ ٱلنَّاسَ بَعْضَهُم بِبَعْضٍۢ لَّفَسَدَتِ ٱلْأَرْضُ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ ذُو فَضْلٍ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ ﴿251﴾
فَهَزَمُوهُم
بِإِذْنِ
ٱللَّهِ
وَقَتَلَ
دَاوُۥدُ
جَالُوتَ
وَءَاتَىٰهُ
ٱللَّهُ
ٱلْمُلْكَ
وَٱلْحِكْمَةَ
وَعَلَّمَهُۥ
مِمَّا
يَشَآءُ
ۗ
وَلَوْلَا
دَفْعُ
ٱللَّهِ
ٱلنَّاسَ
بَعْضَهُم
بِبَعْضٍۢ
لَّفَسَدَتِ
ٱلْأَرْضُ
وَلَٰكِنَّ
ٱللَّهَ
ذُو
فَضْلٍ
عَلَى
ٱلْعَٰلَمِينَ
Onları Allah'ın izniyle bozguna uğrattılar; Davud Calut'u öldürdü, Allah Davud'a hükümranlık ve hikmet verdi ve ona dilediğinden öğretti. Allah'ın insanları birbiriyle savması olmasaydı yeryüzünün düzeni bozulurdu. Fakat Allah alemlere lütufkardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 252 Cüz 2 • Sayfa 41
تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱللَّهِ نَتْلُوهَا عَلَيْكَ بِٱلْحَقِّ ۚ وَإِنَّكَ لَمِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ ﴿252﴾
تِلْكَ
ءَايَٰتُ
ٱللَّهِ
نَتْلُوهَا
عَلَيْكَ
بِٱلْحَقِّ
ۚ
وَإِنَّكَ
لَمِنَ
ٱلْمُرْسَلِينَ
İşte bunlar Allah'ın ayetleridir. Biz onları sana doğru olarak okuyoruz. Şüphesiz sen peygamberlerden birisin.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 253 Cüz 3 • Sayfa 42
۞ تِلْكَ ٱلرُّسُلُ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍۢ ۘ مِّنْهُم مَّن كَلَّمَ ٱللَّهُ ۖ وَرَفَعَ بَعْضَهُمْ دَرَجَٰتٍۢ ۚ وَءَاتَيْنَا عِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ ٱلْبَيِّنَٰتِ وَأَيَّدْنَٰهُ بِرُوحِ ٱلْقُدُسِ ۗ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَا ٱقْتَتَلَ ٱلَّذِينَ مِنۢ بَعْدِهِم مِّنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْهُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ وَلَٰكِنِ ٱخْتَلَفُوا۟ فَمِنْهُم مَّنْ ءَامَنَ وَمِنْهُم مَّن كَفَرَ ۚ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ مَا ٱقْتَتَلُوا۟ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَفْعَلُ مَا يُرِيدُ ﴿253﴾
۞
تِلْكَ
ٱلرُّسُلُ
فَضَّلْنَا
بَعْضَهُمْ
عَلَىٰ
بَعْضٍۢ
ۘ
مِّنْهُم
مَّن
كَلَّمَ
ٱللَّهُ
ۖ
وَرَفَعَ
بَعْضَهُمْ
دَرَجَٰتٍۢ
ۚ
وَءَاتَيْنَا
عِيسَى
ٱبْنَ
مَرْيَمَ
ٱلْبَيِّنَٰتِ
وَأَيَّدْنَٰهُ
بِرُوحِ
ٱلْقُدُسِ
ۗ
وَلَوْ
شَآءَ
ٱللَّهُ
مَا
ٱقْتَتَلَ
ٱلَّذِينَ
مِنۢ
بَعْدِهِم
مِّنۢ
بَعْدِ
مَا
جَآءَتْهُمُ
ٱلْبَيِّنَٰتُ
وَلَٰكِنِ
ٱخْتَلَفُوا۟
فَمِنْهُم
مَّنْ
ءَامَنَ
وَمِنْهُم
مَّن
كَفَرَ
ۚ
وَلَوْ
شَآءَ
ٱللَّهُ
مَا
ٱقْتَتَلُوا۟
وَلَٰكِنَّ
ٱللَّهَ
يَفْعَلُ
مَا
يُرِيدُ
İşte bu peygamberlerden bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. Onlardan Allah'ın kendilerine hitabettiği, derecelerle yükselttikleri vardır. Meryem oğlu İsa'ya belgeler verdik, onu Ruhul Kudüs'le destekledik. Allah dileseydi, belgeler kendilerine geldikten sonra, peygamberlerin ardından birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler, kimi inandı, kimi inkar etti. Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi, lakin Allah istediğini yapar.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 254 Cüz 3 • Sayfa 42
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقْنَٰكُم مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِىَ يَوْمٌۭ لَّا بَيْعٌۭ فِيهِ وَلَا خُلَّةٌۭ وَلَا شَفَٰعَةٌۭ ۗ وَٱلْكَٰفِرُونَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ ﴿254﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوٓا۟
أَنفِقُوا۟
مِمَّا
رَزَقْنَٰكُم
مِّن
قَبْلِ
أَن
يَأْتِىَ
يَوْمٌۭ
لَّا
بَيْعٌۭ
فِيهِ
وَلَا
خُلَّةٌۭ
وَلَا
شَفَٰعَةٌۭ
ۗ
وَٱلْكَٰفِرُونَ
هُمُ
ٱلظَّٰلِمُونَ
Ey inananlar! Alışverişin, dostluğun, şefaatin olmayacağı günün gelmesinden önce sizi rızıklandırdığımızdan hayra sarfedin. İnkar edenler ancak yazık edenlerdir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 255 Cüz 3 • Sayfa 42
ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْحَىُّ ٱلْقَيُّومُ ۚ لَا تَأْخُذُهُۥ سِنَةٌۭ وَلَا نَوْمٌۭ ۚ لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۗ مَن ذَا ٱلَّذِى يَشْفَعُ عِندَهُۥٓ إِلَّا بِإِذْنِهِۦ ۚ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ ۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَىْءٍۢ مِّنْ عِلْمِهِۦٓ إِلَّا بِمَا شَآءَ ۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ ۖ وَلَا يَـُٔودُهُۥ حِفْظُهُمَا ۚ وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْعَظِيمُ ﴿255﴾
ٱللَّهُ
لَآ
إِلَٰهَ
إِلَّا
هُوَ
ٱلْحَىُّ
ٱلْقَيُّومُ
ۚ
لَا
تَأْخُذُهُۥ
سِنَةٌۭ
وَلَا
نَوْمٌۭ
ۚ
لَّهُۥ
مَا
فِى
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَمَا
فِى
ٱلْأَرْضِ
ۗ
مَن
ذَا
ٱلَّذِى
يَشْفَعُ
عِندَهُۥٓ
إِلَّا
بِإِذْنِهِۦ
ۚ
يَعْلَمُ
مَا
بَيْنَ
أَيْدِيهِمْ
وَمَا
خَلْفَهُمْ
ۖ
وَلَا
يُحِيطُونَ
بِشَىْءٍۢ
مِّنْ
عِلْمِهِۦٓ
إِلَّا
بِمَا
شَآءَ
ۚ
وَسِعَ
كُرْسِيُّهُ
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضَ
ۖ
وَلَا
يَـُٔودُهُۥ
حِفْظُهُمَا
ۚ
وَهُوَ
ٱلْعَلِىُّ
ٱلْعَظِيمُ
Allah, O'ndan başka tanrı olmayan, kendisini uyuklama ve uyku tutmayan, diri, her an yaratıklarını gözetip durandır. Göklerde olan ve yerde olan ancak O'nundur. O'nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir? Onların işlediklerini ve işleyeceklerini bilir, dilediğinden başka ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar. Hükümranlığı gökleri ve yeri kaplamıştır, onların gözetilmesi O'na ağır gelmez. O yücedir, büyüktür.
Nüzul Sebebi: Âyetel Kürsî, Allah'ın eşsiz zâtını, Hayy ve Kayyûm sıfatlarını, kürsîsinin gökleri ve yeri kuşattığını beyan etmek üzere Bedir öncesinde Medine'de nâzil olmuştur. Efendimiz (s.a.v.) bunun Kur'an'ın en büyük âyeti olduğunu müjdelemiştir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 256 Cüz 3 • Sayfa 42
لَآ إِكْرَاهَ فِى ٱلدِّينِ ۖ قَد تَّبَيَّنَ ٱلرُّشْدُ مِنَ ٱلْغَىِّ ۚ فَمَن يَكْفُرْ بِٱلطَّٰغُوتِ وَيُؤْمِنۢ بِٱللَّهِ فَقَدِ ٱسْتَمْسَكَ بِٱلْعُرْوَةِ ٱلْوُثْقَىٰ لَا ٱنفِصَامَ لَهَا ۗ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ ﴿256﴾
لَآ
إِكْرَاهَ
فِى
ٱلدِّينِ
ۖ
قَد
تَّبَيَّنَ
ٱلرُّشْدُ
مِنَ
ٱلْغَىِّ
ۚ
فَمَن
يَكْفُرْ
بِٱلطَّٰغُوتِ
وَيُؤْمِنۢ
بِٱللَّهِ
فَقَدِ
ٱسْتَمْسَكَ
بِٱلْعُرْوَةِ
ٱلْوُثْقَىٰ
لَا
ٱنفِصَامَ
لَهَا
ۗ
وَٱللَّهُ
سَمِيعٌ
عَلِيمٌ
Dinde zorlama yoktur; Artık hak ile batıl iyice ayrılmıştır. Tağutu (saptırıcıları) inkar edip Allah'a inanan kimse, kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa sarılmıştır. Allah işitendir, bilendir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 257 Cüz 3 • Sayfa 43
ٱللَّهُ وَلِىُّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ يُخْرِجُهُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ ۖ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَوْلِيَآؤُهُمُ ٱلطَّٰغُوتُ يُخْرِجُونَهُم مِّنَ ٱلنُّورِ إِلَى ٱلظُّلُمَٰتِ ۗ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ ۖ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ ﴿257﴾
ٱللَّهُ
وَلِىُّ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
يُخْرِجُهُم
مِّنَ
ٱلظُّلُمَٰتِ
إِلَى
ٱلنُّورِ
ۖ
وَٱلَّذِينَ
كَفَرُوٓا۟
أَوْلِيَآؤُهُمُ
ٱلطَّٰغُوتُ
يُخْرِجُونَهُم
مِّنَ
ٱلنُّورِ
إِلَى
ٱلظُّلُمَٰتِ
ۗ
أُو۟لَٰٓئِكَ
أَصْحَٰبُ
ٱلنَّارِ
ۖ
هُمْ
فِيهَا
خَٰلِدُونَ
Allah inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkar edenlerin ise dostları tağuttur. Onları aydınlıktan karanlıklara sürüklerler. İşte onlar cehennemliklerdir, onlar orada temelli kalacaklardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 258 Cüz 3 • Sayfa 43
أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِى حَآجَّ إِبْرَٰهِۦمَ فِى رَبِّهِۦٓ أَنْ ءَاتَىٰهُ ٱللَّهُ ٱلْمُلْكَ إِذْ قَالَ إِبْرَٰهِۦمُ رَبِّىَ ٱلَّذِى يُحْىِۦ وَيُمِيتُ قَالَ أَنَا۠ أُحْىِۦ وَأُمِيتُ ۖ قَالَ إِبْرَٰهِۦمُ فَإِنَّ ٱللَّهَ يَأْتِى بِٱلشَّمْسِ مِنَ ٱلْمَشْرِقِ فَأْتِ بِهَا مِنَ ٱلْمَغْرِبِ فَبُهِتَ ٱلَّذِى كَفَرَ ۗ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ ﴿258﴾
أَلَمْ
تَرَ
إِلَى
ٱلَّذِى
حَآجَّ
إِبْرَٰهِۦمَ
فِى
رَبِّهِۦٓ
أَنْ
ءَاتَىٰهُ
ٱللَّهُ
ٱلْمُلْكَ
إِذْ
قَالَ
إِبْرَٰهِۦمُ
رَبِّىَ
ٱلَّذِى
يُحْىِۦ
وَيُمِيتُ
قَالَ
أَنَا۠
أُحْىِۦ
وَأُمِيتُ
ۖ
قَالَ
إِبْرَٰهِۦمُ
فَإِنَّ
ٱللَّهَ
يَأْتِى
بِٱلشَّمْسِ
مِنَ
ٱلْمَشْرِقِ
فَأْتِ
بِهَا
مِنَ
ٱلْمَغْرِبِ
فَبُهِتَ
ٱلَّذِى
كَفَرَ
ۗ
وَٱللَّهُ
لَا
يَهْدِى
ٱلْقَوْمَ
ٱلظَّٰلِمِينَ
Allah kendisine mülk verdi diye İbrahim ile Rabbi hakkında tartışanı görmedin mi? İbrahim: "Rabbim, dirilten ve öldürendir" demişti. "Ben de diriltir ve öldürürüm" dedi; İbrahim, "Şüphesiz Allah güneşi doğudan getiriyor, sen de batıdan getirsene" dedi. İnkar eden şaşırıp kaldı. Allah zulmeden kimseleri doğru yola eriştirmez.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 259 Cüz 3 • Sayfa 43
أَوْ كَٱلَّذِى مَرَّ عَلَىٰ قَرْيَةٍۢ وَهِىَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا قَالَ أَنَّىٰ يُحْىِۦ هَٰذِهِ ٱللَّهُ بَعْدَ مَوْتِهَا ۖ فَأَمَاتَهُ ٱللَّهُ مِا۟ئَةَ عَامٍۢ ثُمَّ بَعَثَهُۥ ۖ قَالَ كَمْ لَبِثْتَ ۖ قَالَ لَبِثْتُ يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍۢ ۖ قَالَ بَل لَّبِثْتَ مِا۟ئَةَ عَامٍۢ فَٱنظُرْ إِلَىٰ طَعَامِكَ وَشَرَابِكَ لَمْ يَتَسَنَّهْ ۖ وَٱنظُرْ إِلَىٰ حِمَارِكَ وَلِنَجْعَلَكَ ءَايَةًۭ لِّلنَّاسِ ۖ وَٱنظُرْ إِلَى ٱلْعِظَامِ كَيْفَ نُنشِزُهَا ثُمَّ نَكْسُوهَا لَحْمًۭا ۚ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُۥ قَالَ أَعْلَمُ أَنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌۭ ﴿259﴾
أَوْ
كَٱلَّذِى
مَرَّ
عَلَىٰ
قَرْيَةٍۢ
وَهِىَ
خَاوِيَةٌ
عَلَىٰ
عُرُوشِهَا
قَالَ
أَنَّىٰ
يُحْىِۦ
هَٰذِهِ
ٱللَّهُ
بَعْدَ
مَوْتِهَا
ۖ
فَأَمَاتَهُ
ٱللَّهُ
مِا۟ئَةَ
عَامٍۢ
ثُمَّ
بَعَثَهُۥ
ۖ
قَالَ
كَمْ
لَبِثْتَ
ۖ
قَالَ
لَبِثْتُ
يَوْمًا
أَوْ
بَعْضَ
يَوْمٍۢ
ۖ
قَالَ
بَل
لَّبِثْتَ
مِا۟ئَةَ
عَامٍۢ
فَٱنظُرْ
إِلَىٰ
طَعَامِكَ
وَشَرَابِكَ
لَمْ
يَتَسَنَّهْ
ۖ
وَٱنظُرْ
إِلَىٰ
حِمَارِكَ
وَلِنَجْعَلَكَ
ءَايَةًۭ
لِّلنَّاسِ
ۖ
وَٱنظُرْ
إِلَى
ٱلْعِظَامِ
كَيْفَ
نُنشِزُهَا
ثُمَّ
نَكْسُوهَا
لَحْمًۭا
ۚ
فَلَمَّا
تَبَيَّنَ
لَهُۥ
قَالَ
أَعْلَمُ
أَنَّ
ٱللَّهَ
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍۢ
قَدِيرٌۭ
Yahut altı üstüne gelmiş bir kasabaya uğrayan kimseyi görmedin mi? "Allah burayı ölümünden sonra acaba nasıl diriltecek?" dedi. Bunun üzerine Allah onu yüz yıl ölü bıraktı, sonra diriltti, "Ne kadar kaldın?" dedi, "Bir gün veya bir günden az kaldım" dedi, "Hayır yüz yıl kaldın, yiyeceğine içeceğine bak, bozulmamış; eşeğine bak ve hem seni insanlar için bir ibret kılacağız, kemiklere bak, onları nasıl birleştirip, sonra onlara et giydiriyoruz" dedi; bu ona apaçık belli olunca, "Artık Allah'ın her şeye Kadir olduğuna inanmış bulunuyorum" dedi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 260 Cüz 3 • Sayfa 44
وَإِذْ قَالَ إِبْرَٰهِۦمُ رَبِّ أَرِنِى كَيْفَ تُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰ ۖ قَالَ أَوَلَمْ تُؤْمِن ۖ قَالَ بَلَىٰ وَلَٰكِن لِّيَطْمَئِنَّ قَلْبِى ۖ قَالَ فَخُذْ أَرْبَعَةًۭ مِّنَ ٱلطَّيْرِ فَصُرْهُنَّ إِلَيْكَ ثُمَّ ٱجْعَلْ عَلَىٰ كُلِّ جَبَلٍۢ مِّنْهُنَّ جُزْءًۭا ثُمَّ ٱدْعُهُنَّ يَأْتِينَكَ سَعْيًۭا ۚ وَٱعْلَمْ أَنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌۭ ﴿260﴾
وَإِذْ
قَالَ
إِبْرَٰهِۦمُ
رَبِّ
أَرِنِى
كَيْفَ
تُحْىِ
ٱلْمَوْتَىٰ
ۖ
قَالَ
أَوَلَمْ
تُؤْمِن
ۖ
قَالَ
بَلَىٰ
وَلَٰكِن
لِّيَطْمَئِنَّ
قَلْبِى
ۖ
قَالَ
فَخُذْ
أَرْبَعَةًۭ
مِّنَ
ٱلطَّيْرِ
فَصُرْهُنَّ
إِلَيْكَ
ثُمَّ
ٱجْعَلْ
عَلَىٰ
كُلِّ
جَبَلٍۢ
مِّنْهُنَّ
جُزْءًۭا
ثُمَّ
ٱدْعُهُنَّ
يَأْتِينَكَ
سَعْيًۭا
ۚ
وَٱعْلَمْ
أَنَّ
ٱللَّهَ
عَزِيزٌ
حَكِيمٌۭ
İbrahim: "Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster" dediğinde, "İnanmıyor musun?" deyince de, "Hayır öyle değil, fakat kalbim iyice kansın" demişti. "Öyleyse dört çeşit kuş al, onları kendine alıştır, sonra onları parçalayıp her dağın üzerine bir parça koy, sonra onları çağır; koşarak sana gelirler. O halde Allah'ın güçlü ve Hakim olduğunu bil" demişti.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 261 Cüz 3 • Sayfa 44
مَّثَلُ ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَٰلَهُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ كَمَثَلِ حَبَّةٍ أَنۢبَتَتْ سَبْعَ سَنَابِلَ فِى كُلِّ سُنۢبُلَةٍۢ مِّا۟ئَةُ حَبَّةٍۢ ۗ وَٱللَّهُ يُضَٰعِفُ لِمَن يَشَآءُ ۗ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ ﴿261﴾
مَّثَلُ
ٱلَّذِينَ
يُنفِقُونَ
أَمْوَٰلَهُمْ
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
كَمَثَلِ
حَبَّةٍ
أَنۢبَتَتْ
سَبْعَ
سَنَابِلَ
فِى
كُلِّ
سُنۢبُلَةٍۢ
مِّا۟ئَةُ
حَبَّةٍۢ
ۗ
وَٱللَّهُ
يُضَٰعِفُ
لِمَن
يَشَآءُ
ۗ
وَٱللَّهُ
وَٰسِعٌ
عَلِيمٌ
Mallarını Allah yolunda sarfedenlerin durumu, her başağında yüz tane olmak üzere yedi başak veren tanenin durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah'ın lütfü geniştir, O her şeyi bilendir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 262 Cüz 3 • Sayfa 44
ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَٰلَهُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ثُمَّ لَا يُتْبِعُونَ مَآ أَنفَقُوا۟ مَنًّۭا وَلَآ أَذًۭى ۙ لَّهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ ﴿262﴾
ٱلَّذِينَ
يُنفِقُونَ
أَمْوَٰلَهُمْ
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
ثُمَّ
لَا
يُتْبِعُونَ
مَآ
أَنفَقُوا۟
مَنًّۭا
وَلَآ
أَذًۭى
ۙ
لَّهُمْ
أَجْرُهُمْ
عِندَ
رَبِّهِمْ
وَلَا
خَوْفٌ
عَلَيْهِمْ
وَلَا
هُمْ
يَحْزَنُونَ
Mallarını Allah yolunda sarfedip sonra sarfettikleri şeyin ardından başa kakmayan ve eza etmeyenlerin ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 263 Cüz 3 • Sayfa 44
۞ قَوْلٌۭ مَّعْرُوفٌۭ وَمَغْفِرَةٌ خَيْرٌۭ مِّن صَدَقَةٍۢ يَتْبَعُهَآ أَذًۭى ۗ وَٱللَّهُ غَنِىٌّ حَلِيمٌۭ ﴿263﴾
۞
قَوْلٌۭ
مَّعْرُوفٌۭ
وَمَغْفِرَةٌ
خَيْرٌۭ
مِّن
صَدَقَةٍۢ
يَتْبَعُهَآ
أَذًۭى
ۗ
وَٱللَّهُ
غَنِىٌّ
حَلِيمٌۭ
Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden eza gelen bir sadakadan daha iyidir. Allah müstağnidir, Halim'dir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 264 Cüz 3 • Sayfa 44
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تُبْطِلُوا۟ صَدَقَٰتِكُم بِٱلْمَنِّ وَٱلْأَذَىٰ كَٱلَّذِى يُنفِقُ مَالَهُۥ رِئَآءَ ٱلنَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ ۖ فَمَثَلُهُۥ كَمَثَلِ صَفْوَانٍ عَلَيْهِ تُرَابٌۭ فَأَصَابَهُۥ وَابِلٌۭ فَتَرَكَهُۥ صَلْدًۭا ۖ لَّا يَقْدِرُونَ عَلَىٰ شَىْءٍۢ مِّمَّا كَسَبُوا۟ ۗ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْكَٰفِرِينَ ﴿264﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
لَا
تُبْطِلُوا۟
صَدَقَٰتِكُم
بِٱلْمَنِّ
وَٱلْأَذَىٰ
كَٱلَّذِى
يُنفِقُ
مَالَهُۥ
رِئَآءَ
ٱلنَّاسِ
وَلَا
يُؤْمِنُ
بِٱللَّهِ
وَٱلْيَوْمِ
ٱلْءَاخِرِ
ۖ
فَمَثَلُهُۥ
كَمَثَلِ
صَفْوَانٍ
عَلَيْهِ
تُرَابٌۭ
فَأَصَابَهُۥ
وَابِلٌۭ
فَتَرَكَهُۥ
صَلْدًۭا
ۖ
لَّا
يَقْدِرُونَ
عَلَىٰ
شَىْءٍۢ
مِّمَّا
كَسَبُوا۟
ۗ
وَٱللَّهُ
لَا
يَهْدِى
ٱلْقَوْمَ
ٱلْكَٰفِرِينَ
Ey İnananlar! Allah'a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara gösteriş için malını sarfeden kimse gibi, sadakalarınızı başa kakma ve eza etmekle boşa çıkarmayın. Onun durumu, üzerinde toprak bulunan kayanın durumu gibidir, üzerine bol yağmur yağdığındaonu cascavlak bırakır. Kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah inkar eden kimseleri doğru yola eriştirmez.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 265 Cüz 3 • Sayfa 45
وَمَثَلُ ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَٰلَهُمُ ٱبْتِغَآءَ مَرْضَاتِ ٱللَّهِ وَتَثْبِيتًۭا مِّنْ أَنفُسِهِمْ كَمَثَلِ جَنَّةٍۭ بِرَبْوَةٍ أَصَابَهَا وَابِلٌۭ فَـَٔاتَتْ أُكُلَهَا ضِعْفَيْنِ فَإِن لَّمْ يُصِبْهَا وَابِلٌۭ فَطَلٌّۭ ۗ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ ﴿265﴾
وَمَثَلُ
ٱلَّذِينَ
يُنفِقُونَ
أَمْوَٰلَهُمُ
ٱبْتِغَآءَ
مَرْضَاتِ
ٱللَّهِ
وَتَثْبِيتًۭا
مِّنْ
أَنفُسِهِمْ
كَمَثَلِ
جَنَّةٍۭ
بِرَبْوَةٍ
أَصَابَهَا
وَابِلٌۭ
فَـَٔاتَتْ
أُكُلَهَا
ضِعْفَيْنِ
فَإِن
لَّمْ
يُصِبْهَا
وَابِلٌۭ
فَطَلٌّۭ
ۗ
وَٱللَّهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
بَصِيرٌ
Allah'ın rızasını kazanmak ve kalblerini sağlamlaştırmak için mallarını sarfedenlerin durumu, yüksekçe bir tepede bulunan, bol yağmur aldığında yemişlerini iki kat veren, bol yağmur yağmasa bile çisentisi düşen bir bahçenin durumu gibidir. Allah işlediklerinizi görür.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 266 Cüz 3 • Sayfa 45
أَيَوَدُّ أَحَدُكُمْ أَن تَكُونَ لَهُۥ جَنَّةٌۭ مِّن نَّخِيلٍۢ وَأَعْنَابٍۢ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ لَهُۥ فِيهَا مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ وَأَصَابَهُ ٱلْكِبَرُ وَلَهُۥ ذُرِّيَّةٌۭ ضُعَفَآءُ فَأَصَابَهَآ إِعْصَارٌۭ فِيهِ نَارٌۭ فَٱحْتَرَقَتْ ۗ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمُ ٱلْءَايَٰتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ ﴿266﴾
أَيَوَدُّ
أَحَدُكُمْ
أَن
تَكُونَ
لَهُۥ
جَنَّةٌۭ
مِّن
نَّخِيلٍۢ
وَأَعْنَابٍۢ
تَجْرِى
مِن
تَحْتِهَا
ٱلْأَنْهَٰرُ
لَهُۥ
فِيهَا
مِن
كُلِّ
ٱلثَّمَرَٰتِ
وَأَصَابَهُ
ٱلْكِبَرُ
وَلَهُۥ
ذُرِّيَّةٌۭ
ضُعَفَآءُ
فَأَصَابَهَآ
إِعْصَارٌۭ
فِيهِ
نَارٌۭ
فَٱحْتَرَقَتْ
ۗ
كَذَٰلِكَ
يُبَيِّنُ
ٱللَّهُ
لَكُمُ
ٱلْءَايَٰتِ
لَعَلَّكُمْ
تَتَفَكَّرُونَ
Hangi biriniz, kendisi ihtiyarlamış ve çocukları da güçsüzken, altlarından ırmaklar akan, hurma, üzüm ve her çeşit meyveleri bulunan bahçesinin, ateşli bir kasırganın kopmasıyla yanmasını ister? Düşünesiniz diye Allah size ayetlerini böylece açıklar.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 267 Cüz 3 • Sayfa 45
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَنفِقُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا كَسَبْتُمْ وَمِمَّآ أَخْرَجْنَا لَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ ۖ وَلَا تَيَمَّمُوا۟ ٱلْخَبِيثَ مِنْهُ تُنفِقُونَ وَلَسْتُم بِـَٔاخِذِيهِ إِلَّآ أَن تُغْمِضُوا۟ فِيهِ ۚ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ غَنِىٌّ حَمِيدٌ ﴿267﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوٓا۟
أَنفِقُوا۟
مِن
طَيِّبَٰتِ
مَا
كَسَبْتُمْ
وَمِمَّآ
أَخْرَجْنَا
لَكُم
مِّنَ
ٱلْأَرْضِ
ۖ
وَلَا
تَيَمَّمُوا۟
ٱلْخَبِيثَ
مِنْهُ
تُنفِقُونَ
وَلَسْتُم
بِـَٔاخِذِيهِ
إِلَّآ
أَن
تُغْمِضُوا۟
فِيهِ
ۚ
وَٱعْلَمُوٓا۟
أَنَّ
ٱللَّهَ
غَنِىٌّ
حَمِيدٌ
Ey İnananlar! Kazandıklarınızın temizlerinden ve size yerden çıkardıklarımızdan sarfedin; iğrenmeden alamıyacağınız pis şeyleri vermeye kalkmayın. Allah'ın müstağni ve övülmeye layık olduğunu bilin.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 268 Cüz 3 • Sayfa 45
ٱلشَّيْطَٰنُ يَعِدُكُمُ ٱلْفَقْرَ وَيَأْمُرُكُم بِٱلْفَحْشَآءِ ۖ وَٱللَّهُ يَعِدُكُم مَّغْفِرَةًۭ مِّنْهُ وَفَضْلًۭا ۗ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌۭ ﴿268﴾
ٱلشَّيْطَٰنُ
يَعِدُكُمُ
ٱلْفَقْرَ
وَيَأْمُرُكُم
بِٱلْفَحْشَآءِ
ۖ
وَٱللَّهُ
يَعِدُكُم
مَّغْفِرَةًۭ
مِّنْهُ
وَفَضْلًۭا
ۗ
وَٱللَّهُ
وَٰسِعٌ
عَلِيمٌۭ
Şeytan sizi fakirlikle korkutarak cimriliği ve hayasızlığı emreder; Allah ise kendisinden mağfiret ve bol nimet vadeder. Allah'ın lütfü boldur, O her şeyi bilir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 269 Cüz 3 • Sayfa 45
يُؤْتِى ٱلْحِكْمَةَ مَن يَشَآءُ ۚ وَمَن يُؤْتَ ٱلْحِكْمَةَ فَقَدْ أُوتِىَ خَيْرًۭا كَثِيرًۭا ۗ وَمَا يَذَّكَّرُ إِلَّآ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَٰبِ ﴿269﴾
يُؤْتِى
ٱلْحِكْمَةَ
مَن
يَشَآءُ
ۚ
وَمَن
يُؤْتَ
ٱلْحِكْمَةَ
فَقَدْ
أُوتِىَ
خَيْرًۭا
كَثِيرًۭا
ۗ
وَمَا
يَذَّكَّرُ
إِلَّآ
أُو۟لُوا۟
ٱلْأَلْبَٰبِ
Hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse şüphesiz ona çokça hayır verilmiştir. Bundan ancak akıl sahipleri ibret alır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 270 Cüz 3 • Sayfa 46
وَمَآ أَنفَقْتُم مِّن نَّفَقَةٍ أَوْ نَذَرْتُم مِّن نَّذْرٍۢ فَإِنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُهُۥ ۗ وَمَا لِلظَّٰلِمِينَ مِنْ أَنصَارٍ ﴿270﴾
وَمَآ
أَنفَقْتُم
مِّن
نَّفَقَةٍ
أَوْ
نَذَرْتُم
مِّن
نَّذْرٍۢ
فَإِنَّ
ٱللَّهَ
يَعْلَمُهُۥ
ۗ
وَمَا
لِلظَّٰلِمِينَ
مِنْ
أَنصَارٍ
Sarfettiğiniz harcı ve adadığınız adağı şüphesiz Allah bilir. Zulmedenlerin hiç yardımcıları yoktur.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 271 Cüz 3 • Sayfa 46
إِن تُبْدُوا۟ ٱلصَّدَقَٰتِ فَنِعِمَّا هِىَ ۖ وَإِن تُخْفُوهَا وَتُؤْتُوهَا ٱلْفُقَرَآءَ فَهُوَ خَيْرٌۭ لَّكُمْ ۚ وَيُكَفِّرُ عَنكُم مِّن سَيِّـَٔاتِكُمْ ۗ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌۭ ﴿271﴾
إِن
تُبْدُوا۟
ٱلصَّدَقَٰتِ
فَنِعِمَّا
هِىَ
ۖ
وَإِن
تُخْفُوهَا
وَتُؤْتُوهَا
ٱلْفُقَرَآءَ
فَهُوَ
خَيْرٌۭ
لَّكُمْ
ۚ
وَيُكَفِّرُ
عَنكُم
مِّن
سَيِّـَٔاتِكُمْ
ۗ
وَٱللَّهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
خَبِيرٌۭ
Sadakaları açıkça verirseniz o ne güzel! Eğer onları yoksullara gizlice verirseniz sizin için daha iyidir. Allah onları kötülüklerinizden bir kısmına karşı tutar. Allah işlediklerinizden haberdardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 272 Cüz 3 • Sayfa 46
۞ لَّيْسَ عَلَيْكَ هُدَىٰهُمْ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَهْدِى مَن يَشَآءُ ۗ وَمَا تُنفِقُوا۟ مِنْ خَيْرٍۢ فَلِأَنفُسِكُمْ ۚ وَمَا تُنفِقُونَ إِلَّا ٱبْتِغَآءَ وَجْهِ ٱللَّهِ ۚ وَمَا تُنفِقُوا۟ مِنْ خَيْرٍۢ يُوَفَّ إِلَيْكُمْ وَأَنتُمْ لَا تُظْلَمُونَ ﴿272﴾
۞
لَّيْسَ
عَلَيْكَ
هُدَىٰهُمْ
وَلَٰكِنَّ
ٱللَّهَ
يَهْدِى
مَن
يَشَآءُ
ۗ
وَمَا
تُنفِقُوا۟
مِنْ
خَيْرٍۢ
فَلِأَنفُسِكُمْ
ۚ
وَمَا
تُنفِقُونَ
إِلَّا
ٱبْتِغَآءَ
وَجْهِ
ٱللَّهِ
ۚ
وَمَا
تُنفِقُوا۟
مِنْ
خَيْرٍۢ
يُوَفَّ
إِلَيْكُمْ
وَأَنتُمْ
لَا
تُظْلَمُونَ
Onların doğru yola iletilmeleri sana düşmez, fakat Allah dilediğini doğru yola eriştirir. Sarfettiğiniz iyi şey kendinizedir, zaten ancak Allah'ın rızasını kazanmak için sarfedersiniz. Sarfettiğiniz iyi bir şeyin karşılığı haksızlığa uğratılmaksızın size verilir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 273 Cüz 3 • Sayfa 46
لِلْفُقَرَآءِ ٱلَّذِينَ أُحْصِرُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ لَا يَسْتَطِيعُونَ ضَرْبًۭا فِى ٱلْأَرْضِ يَحْسَبُهُمُ ٱلْجَاهِلُ أَغْنِيَآءَ مِنَ ٱلتَّعَفُّفِ تَعْرِفُهُم بِسِيمَٰهُمْ لَا يَسْـَٔلُونَ ٱلنَّاسَ إِلْحَافًۭا ۗ وَمَا تُنفِقُوا۟ مِنْ خَيْرٍۢ فَإِنَّ ٱللَّهَ بِهِۦ عَلِيمٌ ﴿273﴾
لِلْفُقَرَآءِ
ٱلَّذِينَ
أُحْصِرُوا۟
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
لَا
يَسْتَطِيعُونَ
ضَرْبًۭا
فِى
ٱلْأَرْضِ
يَحْسَبُهُمُ
ٱلْجَاهِلُ
أَغْنِيَآءَ
مِنَ
ٱلتَّعَفُّفِ
تَعْرِفُهُم
بِسِيمَٰهُمْ
لَا
يَسْـَٔلُونَ
ٱلنَّاسَ
إِلْحَافًۭا
ۗ
وَمَا
تُنفِقُوا۟
مِنْ
خَيْرٍۢ
فَإِنَّ
ٱللَّهَ
بِهِۦ
عَلِيمٌ
Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adayıp yeryüzünde dolaşamayanlara, hayalarından dolayı, kendilerini tanımayanların zengin saydıkları yoksullara verin. Onları yüzlerinden tanırsın, insanlardan yüzsüzlük ederek bir şey istemezler. Sarfettiğiniz iyi bir şeyi Allah şüphesiz bilir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 274 Cüz 3 • Sayfa 46
ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَٰلَهُم بِٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ سِرًّۭا وَعَلَانِيَةًۭ فَلَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ ﴿274﴾
ٱلَّذِينَ
يُنفِقُونَ
أَمْوَٰلَهُم
بِٱلَّيْلِ
وَٱلنَّهَارِ
سِرًّۭا
وَعَلَانِيَةًۭ
فَلَهُمْ
أَجْرُهُمْ
عِندَ
رَبِّهِمْ
وَلَا
خَوْفٌ
عَلَيْهِمْ
وَلَا
هُمْ
يَحْزَنُونَ
Gece gündüz, açık gizli, mallarını sarfedenlerin mükafatlarını Rab'leri verecektir. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 275 Cüz 3 • Sayfa 47
ٱلَّذِينَ يَأْكُلُونَ ٱلرِّبَوٰا۟ لَا يَقُومُونَ إِلَّا كَمَا يَقُومُ ٱلَّذِى يَتَخَبَّطُهُ ٱلشَّيْطَٰنُ مِنَ ٱلْمَسِّ ۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّمَا ٱلْبَيْعُ مِثْلُ ٱلرِّبَوٰا۟ ۗ وَأَحَلَّ ٱللَّهُ ٱلْبَيْعَ وَحَرَّمَ ٱلرِّبَوٰا۟ ۚ فَمَن جَآءَهُۥ مَوْعِظَةٌۭ مِّن رَّبِّهِۦ فَٱنتَهَىٰ فَلَهُۥ مَا سَلَفَ وَأَمْرُهُۥٓ إِلَى ٱللَّهِ ۖ وَمَنْ عَادَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ ۖ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ ﴿275﴾
ٱلَّذِينَ
يَأْكُلُونَ
ٱلرِّبَوٰا۟
لَا
يَقُومُونَ
إِلَّا
كَمَا
يَقُومُ
ٱلَّذِى
يَتَخَبَّطُهُ
ٱلشَّيْطَٰنُ
مِنَ
ٱلْمَسِّ
ۚ
ذَٰلِكَ
بِأَنَّهُمْ
قَالُوٓا۟
إِنَّمَا
ٱلْبَيْعُ
مِثْلُ
ٱلرِّبَوٰا۟
ۗ
وَأَحَلَّ
ٱللَّهُ
ٱلْبَيْعَ
وَحَرَّمَ
ٱلرِّبَوٰا۟
ۚ
فَمَن
جَآءَهُۥ
مَوْعِظَةٌۭ
مِّن
رَّبِّهِۦ
فَٱنتَهَىٰ
فَلَهُۥ
مَا
سَلَفَ
وَأَمْرُهُۥٓ
إِلَى
ٱللَّهِ
ۖ
وَمَنْ
عَادَ
فَأُو۟لَٰٓئِكَ
أَصْحَٰبُ
ٱلنَّارِ
ۖ
هُمْ
فِيهَا
خَٰلِدُونَ
Faiz yiyenler mahşerde ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Zaten alışveriş de faiz gibidir" demelerindendir. Oysa Allah alışverişi helal, faizi haram kıldı. Kime Rabb'inden bir öğüt gelir de faizcilikten geri durursa, geçmişi kendisinedir, onun işi Allah'a aittir. Kim faizciliğe dönerse, işte onlar cehennemliktir, onlar orada temelli kalacaklardır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 276 Cüz 3 • Sayfa 47
يَمْحَقُ ٱللَّهُ ٱلرِّبَوٰا۟ وَيُرْبِى ٱلصَّدَقَٰتِ ۗ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ كَفَّارٍ أَثِيمٍ ﴿276﴾
يَمْحَقُ
ٱللَّهُ
ٱلرِّبَوٰا۟
وَيُرْبِى
ٱلصَّدَقَٰتِ
ۗ
وَٱللَّهُ
لَا
يُحِبُّ
كُلَّ
كَفَّارٍ
أَثِيمٍ
Allah faizi eksiltir, sadakaları bereketlendirir. Allah pek nankör olan hiçbir günahkarı sevmez.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 277 Cüz 3 • Sayfa 47
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُا۟ ٱلزَّكَوٰةَ لَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ ﴿277﴾
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَعَمِلُوا۟
ٱلصَّٰلِحَٰتِ
وَأَقَامُوا۟
ٱلصَّلَوٰةَ
وَءَاتَوُا۟
ٱلزَّكَوٰةَ
لَهُمْ
أَجْرُهُمْ
عِندَ
رَبِّهِمْ
وَلَا
خَوْفٌ
عَلَيْهِمْ
وَلَا
هُمْ
يَحْزَنُونَ
İnanıp yararlı işler işleyenlerin, namaz kılıp, zekat verenlerin Rab'leri katında ecirleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 278 Cüz 3 • Sayfa 47
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَذَرُوا۟ مَا بَقِىَ مِنَ ٱلرِّبَوٰٓا۟ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ ﴿278﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
ٱتَّقُوا۟
ٱللَّهَ
وَذَرُوا۟
مَا
بَقِىَ
مِنَ
ٱلرِّبَوٰٓا۟
إِن
كُنتُم
مُّؤْمِنِينَ
Ey İnananlar! Allah'tan sakının, inanmışsanız, faizden arta kalmış hesabdan vazgeçin.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 279 Cüz 3 • Sayfa 47
فَإِن لَّمْ تَفْعَلُوا۟ فَأْذَنُوا۟ بِحَرْبٍۢ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ ۖ وَإِن تُبْتُمْ فَلَكُمْ رُءُوسُ أَمْوَٰلِكُمْ لَا تَظْلِمُونَ وَلَا تُظْلَمُونَ ﴿279﴾
فَإِن
لَّمْ
تَفْعَلُوا۟
فَأْذَنُوا۟
بِحَرْبٍۢ
مِّنَ
ٱللَّهِ
وَرَسُولِهِۦ
ۖ
وَإِن
تُبْتُمْ
فَلَكُمْ
رُءُوسُ
أَمْوَٰلِكُمْ
لَا
تَظْلِمُونَ
وَلَا
تُظْلَمُونَ
Böyle yapmazsanız, bunun Allah'a ve Peygamberine karşı açılmış bir savaş olduğunu bilin. Eğer tevbe ederseniz sermayeniz sizindir. Böylece haksızlık etmemiş ve haksızlığa uğramamış olursunuz.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 280 Cüz 3 • Sayfa 47
وَإِن كَانَ ذُو عُسْرَةٍۢ فَنَظِرَةٌ إِلَىٰ مَيْسَرَةٍۢ ۚ وَأَن تَصَدَّقُوا۟ خَيْرٌۭ لَّكُمْ ۖ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ ﴿280﴾
وَإِن
كَانَ
ذُو
عُسْرَةٍۢ
فَنَظِرَةٌ
إِلَىٰ
مَيْسَرَةٍۢ
ۚ
وَأَن
تَصَدَّقُوا۟
خَيْرٌۭ
لَّكُمْ
ۖ
إِن
كُنتُمْ
تَعْلَمُونَ
Borçlu darda ise, eli genişleyinceye kadar ona mühlet verin. Bilmiş olsanız borcu bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 281 Cüz 3 • Sayfa 47
وَٱتَّقُوا۟ يَوْمًۭا تُرْجَعُونَ فِيهِ إِلَى ٱللَّهِ ۖ ثُمَّ تُوَفَّىٰ كُلُّ نَفْسٍۢ مَّا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ ﴿281﴾
وَٱتَّقُوا۟
يَوْمًۭا
تُرْجَعُونَ
فِيهِ
إِلَى
ٱللَّهِ
ۖ
ثُمَّ
تُوَفَّىٰ
كُلُّ
نَفْسٍۢ
مَّا
كَسَبَتْ
وَهُمْ
لَا
يُظْلَمُونَ
Allah'a döneceğiniz ve sonra haksızlığa uğramadan herkesin kazancının kendisine eksiksiz verileceği günden korkunuz.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 282 Cüz 3 • Sayfa 48
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا تَدَايَنتُم بِدَيْنٍ إِلَىٰٓ أَجَلٍۢ مُّسَمًّۭى فَٱكْتُبُوهُ ۚ وَلْيَكْتُب بَّيْنَكُمْ كَاتِبٌۢ بِٱلْعَدْلِ ۚ وَلَا يَأْبَ كَاتِبٌ أَن يَكْتُبَ كَمَا عَلَّمَهُ ٱللَّهُ ۚ فَلْيَكْتُبْ وَلْيُمْلِلِ ٱلَّذِى عَلَيْهِ ٱلْحَقُّ وَلْيَتَّقِ ٱللَّهَ رَبَّهُۥ وَلَا يَبْخَسْ مِنْهُ شَيْـًۭٔا ۚ فَإِن كَانَ ٱلَّذِى عَلَيْهِ ٱلْحَقُّ سَفِيهًا أَوْ ضَعِيفًا أَوْ لَا يَسْتَطِيعُ أَن يُمِلَّ هُوَ فَلْيُمْلِلْ وَلِيُّهُۥ بِٱلْعَدْلِ ۚ وَٱسْتَشْهِدُوا۟ شَهِيدَيْنِ مِن رِّجَالِكُمْ ۖ فَإِن لَّمْ يَكُونَا رَجُلَيْنِ فَرَجُلٌۭ وَٱمْرَأَتَانِ مِمَّن تَرْضَوْنَ مِنَ ٱلشُّهَدَآءِ أَن تَضِلَّ إِحْدَىٰهُمَا فَتُذَكِّرَ إِحْدَىٰهُمَا ٱلْأُخْرَىٰ ۚ وَلَا يَأْبَ ٱلشُّهَدَآءُ إِذَا مَا دُعُوا۟ ۚ وَلَا تَسْـَٔمُوٓا۟ أَن تَكْتُبُوهُ صَغِيرًا أَوْ كَبِيرًا إِلَىٰٓ أَجَلِهِۦ ۚ ذَٰلِكُمْ أَقْسَطُ عِندَ ٱللَّهِ وَأَقْوَمُ لِلشَّهَٰدَةِ وَأَدْنَىٰٓ أَلَّا تَرْتَابُوٓا۟ ۖ إِلَّآ أَن تَكُونَ تِجَٰرَةً حَاضِرَةًۭ تُدِيرُونَهَا بَيْنَكُمْ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَلَّا تَكْتُبُوهَا ۗ وَأَشْهِدُوٓا۟ إِذَا تَبَايَعْتُمْ ۚ وَلَا يُضَآرَّ كَاتِبٌۭ وَلَا شَهِيدٌۭ ۚ وَإِن تَفْعَلُوا۟ فَإِنَّهُۥ فُسُوقٌۢ بِكُمْ ۗ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ۖ وَيُعَلِّمُكُمُ ٱللَّهُ ۗ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌۭ ﴿282﴾
يَٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوٓا۟
إِذَا
تَدَايَنتُم
بِدَيْنٍ
إِلَىٰٓ
أَجَلٍۢ
مُّسَمًّۭى
فَٱكْتُبُوهُ
ۚ
وَلْيَكْتُب
بَّيْنَكُمْ
كَاتِبٌۢ
بِٱلْعَدْلِ
ۚ
وَلَا
يَأْبَ
كَاتِبٌ
أَن
يَكْتُبَ
كَمَا
عَلَّمَهُ
ٱللَّهُ
ۚ
فَلْيَكْتُبْ
وَلْيُمْلِلِ
ٱلَّذِى
عَلَيْهِ
ٱلْحَقُّ
وَلْيَتَّقِ
ٱللَّهَ
رَبَّهُۥ
وَلَا
يَبْخَسْ
مِنْهُ
شَيْـًۭٔا
ۚ
فَإِن
كَانَ
ٱلَّذِى
عَلَيْهِ
ٱلْحَقُّ
سَفِيهًا
أَوْ
ضَعِيفًا
أَوْ
لَا
يَسْتَطِيعُ
أَن
يُمِلَّ
هُوَ
فَلْيُمْلِلْ
وَلِيُّهُۥ
بِٱلْعَدْلِ
ۚ
وَٱسْتَشْهِدُوا۟
شَهِيدَيْنِ
مِن
رِّجَالِكُمْ
ۖ
فَإِن
لَّمْ
يَكُونَا
رَجُلَيْنِ
فَرَجُلٌۭ
وَٱمْرَأَتَانِ
مِمَّن
تَرْضَوْنَ
مِنَ
ٱلشُّهَدَآءِ
أَن
تَضِلَّ
إِحْدَىٰهُمَا
فَتُذَكِّرَ
إِحْدَىٰهُمَا
ٱلْأُخْرَىٰ
ۚ
وَلَا
يَأْبَ
ٱلشُّهَدَآءُ
إِذَا
مَا
دُعُوا۟
ۚ
وَلَا
تَسْـَٔمُوٓا۟
أَن
تَكْتُبُوهُ
صَغِيرًا
أَوْ
كَبِيرًا
إِلَىٰٓ
أَجَلِهِۦ
ۚ
ذَٰلِكُمْ
أَقْسَطُ
عِندَ
ٱللَّهِ
وَأَقْوَمُ
لِلشَّهَٰدَةِ
وَأَدْنَىٰٓ
أَلَّا
تَرْتَابُوٓا۟
ۖ
إِلَّآ
أَن
تَكُونَ
تِجَٰرَةً
حَاضِرَةًۭ
تُدِيرُونَهَا
بَيْنَكُمْ
فَلَيْسَ
عَلَيْكُمْ
جُنَاحٌ
أَلَّا
تَكْتُبُوهَا
ۗ
وَأَشْهِدُوٓا۟
إِذَا
تَبَايَعْتُمْ
ۚ
وَلَا
يُضَآرَّ
كَاتِبٌۭ
وَلَا
شَهِيدٌۭ
ۚ
وَإِن
تَفْعَلُوا۟
فَإِنَّهُۥ
فُسُوقٌۢ
بِكُمْ
ۗ
وَٱتَّقُوا۟
ٱللَّهَ
ۖ
وَيُعَلِّمُكُمُ
ٱللَّهُ
ۗ
وَٱللَّهُ
بِكُلِّ
شَىْءٍ
عَلِيمٌۭ
Ey İnananlar! Birbirinize belirli bir süre için borçlandığınız zaman onu yazınız. İçinizden bir katip doğru olarak yazsın; katip onu Allah'ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan çekinmesin, yazsın. Borçlu olan da yazdırsın, Rabbi olan Allah'tan sakınsın, ondan bir şey eksiltmesin. Eğer borçlu, aptal veya aciz, ya da yazdıramıyacak durumda ise, velisi, doğru olarak yazdırsın. Erkeklerinizden iki şahid tutun; eğer iki erkek bulunmazsa, şahidlerden razı olacağınız bir erkek, biri unuttuğunda diğeri ona hatırlatacak iki kadın olabilir. Şahidler çağırıldıklarında çekinmesinler. Borç büyük veya küçük olsun, onu süresiyle beraber yazmaya üşenmeyin; bu, Allah katında en doğru, şahidlik için en sağlam ve şüphelenmenizden en uzak olandır. Ancak aranızdaki alışveriş peşin olursa, onu yazmamanızda size bir sorumluluk yoktur. Alışveriş yaptığınızda şahid tutun. Katibe de şahide de zarar verilmesin; eğer zarar verirseniz, o zaman doğru yoldan çıkmış olursunuz. Allah'tan sakının, Allah size öğretiyor; Allah her şeyi bilir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 283 Cüz 3 • Sayfa 49
۞ وَإِن كُنتُمْ عَلَىٰ سَفَرٍۢ وَلَمْ تَجِدُوا۟ كَاتِبًۭا فَرِهَٰنٌۭ مَّقْبُوضَةٌۭ ۖ فَإِنْ أَمِنَ بَعْضُكُم بَعْضًۭا فَلْيُؤَدِّ ٱلَّذِى ٱؤْتُمِنَ أَمَٰنَتَهُۥ وَلْيَتَّقِ ٱللَّهَ رَبَّهُۥ ۗ وَلَا تَكْتُمُوا۟ ٱلشَّهَٰدَةَ ۚ وَمَن يَكْتُمْهَا فَإِنَّهُۥٓ ءَاثِمٌۭ قَلْبُهُۥ ۗ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌۭ ﴿283﴾
۞
وَإِن
كُنتُمْ
عَلَىٰ
سَفَرٍۢ
وَلَمْ
تَجِدُوا۟
كَاتِبًۭا
فَرِهَٰنٌۭ
مَّقْبُوضَةٌۭ
ۖ
فَإِنْ
أَمِنَ
بَعْضُكُم
بَعْضًۭا
فَلْيُؤَدِّ
ٱلَّذِى
ٱؤْتُمِنَ
أَمَٰنَتَهُۥ
وَلْيَتَّقِ
ٱللَّهَ
رَبَّهُۥ
ۗ
وَلَا
تَكْتُمُوا۟
ٱلشَّهَٰدَةَ
ۚ
وَمَن
يَكْتُمْهَا
فَإِنَّهُۥٓ
ءَاثِمٌۭ
قَلْبُهُۥ
ۗ
وَٱللَّهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
عَلِيمٌۭ
Eğer yolculukta olup katip bulamazsanız alınan rehin yeter. Şayet birbirinize güvenirseniz, güvenilen kimse borcunu ödesin. Rabbi olan Allah'tan sakınsın. Şahidliği gizlemeyin, onu kim gizlerse şüphesiz kalbi günah işlemiş olur. Allah işlediklerinizi bilir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 284 Cüz 3 • Sayfa 49
لِّلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۗ وَإِن تُبْدُوا۟ مَا فِىٓ أَنفُسِكُمْ أَوْ تُخْفُوهُ يُحَاسِبْكُم بِهِ ٱللَّهُ ۖ فَيَغْفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ ۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌ ﴿284﴾
لِّلَّهِ
مَا
فِى
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
وَمَا
فِى
ٱلْأَرْضِ
ۗ
وَإِن
تُبْدُوا۟
مَا
فِىٓ
أَنفُسِكُمْ
أَوْ
تُخْفُوهُ
يُحَاسِبْكُم
بِهِ
ٱللَّهُ
ۖ
فَيَغْفِرُ
لِمَن
يَشَآءُ
وَيُعَذِّبُ
مَن
يَشَآءُ
ۗ
وَٱللَّهُ
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍۢ
قَدِيرٌ
Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. İçinizdekini açıklasanız da gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba çeker ve dilediğini bağışlar, dilediğine azabeder. Allah her şeye Kadir'dir.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 285 Cüz 3 • Sayfa 49
ءَامَنَ ٱلرَّسُولُ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِۦ وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۚ كُلٌّ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَكُتُبِهِۦ وَرُسُلِهِۦ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍۢ مِّن رُّسُلِهِۦ ۚ وَقَالُوا۟ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا ۖ غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ ٱلْمَصِيرُ ﴿285﴾
ءَامَنَ
ٱلرَّسُولُ
بِمَآ
أُنزِلَ
إِلَيْهِ
مِن
رَّبِّهِۦ
وَٱلْمُؤْمِنُونَ
ۚ
كُلٌّ
ءَامَنَ
بِٱللَّهِ
وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ
وَكُتُبِهِۦ
وَرُسُلِهِۦ
لَا
نُفَرِّقُ
بَيْنَ
أَحَدٍۢ
مِّن
رُّسُلِهِۦ
ۚ
وَقَالُوا۟
سَمِعْنَا
وَأَطَعْنَا
ۖ
غُفْرَانَكَ
رَبَّنَا
وَإِلَيْكَ
ٱلْمَصِيرُ
Peygamber ve inananlar, ona Rabb'inden indirilene inandı. Hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandı. "Peygamberleri arasından hiçbirini ayırdetmeyiz, işittik, itaat ettik, Rabbimiz! Affını dileriz, dönüş Sanadır" dediler.
Nüzul Sebebi: Bakara 284. âyet ("İçinizdekini açığa vursanız da gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba çeker") indiğinde sahâbe-i kirâm buna güç yetiremeyecekleri endişesiyle diz çöküp ağlamışlardı. Resûlullah "İşittik ve itaat ettik deyin" buyurdu. Onlar teslimiyet gösterince Allah Teâlâ bu teslimiyeti öven ve kullarına güçlerinin yetmeyeceği yükü yüklemeyeceğini bildiren Âmene'r-Rasûlü (285 ve 286. âyetleri) indirdi.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
Âyet 286 Cüz 3 • Sayfa 49
لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا ۚ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا ٱكْتَسَبَتْ ۗ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَآ إِن نَّسِينَآ أَوْ أَخْطَأْنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَآ إِصْرًۭا كَمَا حَمَلْتَهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِۦ ۖ وَٱعْفُ عَنَّا وَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَآ ۚ أَنتَ مَوْلَىٰنَا فَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ ﴿286﴾
لَا
يُكَلِّفُ
ٱللَّهُ
نَفْسًا
إِلَّا
وُسْعَهَا
ۚ
لَهَا
مَا
كَسَبَتْ
وَعَلَيْهَا
مَا
ٱكْتَسَبَتْ
ۗ
رَبَّنَا
لَا
تُؤَاخِذْنَآ
إِن
نَّسِينَآ
أَوْ
أَخْطَأْنَا
ۚ
رَبَّنَا
وَلَا
تَحْمِلْ
عَلَيْنَآ
إِصْرًۭا
كَمَا
حَمَلْتَهُۥ
عَلَى
ٱلَّذِينَ
مِن
قَبْلِنَا
ۚ
رَبَّنَا
وَلَا
تُحَمِّلْنَا
مَا
لَا
طَاقَةَ
لَنَا
بِهِۦ
ۖ
وَٱعْفُ
عَنَّا
وَٱغْفِرْ
لَنَا
وَٱرْحَمْنَآ
ۚ
أَنتَ
مَوْلَىٰنَا
فَٱنصُرْنَا
عَلَى
ٱلْقَوْمِ
ٱلْكَٰفِرِينَ
Allah kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükler; kazandığı iyilik lehine, ettiği kötülük de aleyhinedir. Rabbimiz! Eğer unutacak veya yanılacak olursak bizi sorumlu tutma. Rabbimiz bizden öncekilere yüklediğin gibi, bize de ağır yük yükleme. Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmeyeceği şeyi taşıtma, bizi affet, bizi bağışla, bize acı. Sen Mevlamızsın, kafirlere karşı bize yardım et.
Âyet Detayı & Morfolojik Analiz »
« Önceki: Fâtiha Sûresi Tüm Sûreler Fihristi Sonraki: Âl-i İmrân Sûresi »